Kültür Sanat Edebiyat Şiir

down sendromu sizce ne demek, down sendromu size neyi çağrıştırıyor?

down sendromu terimi Selin Sonsuz tarafından 12.02.2004 tarihinde eklendi

  • Çöl Şulesi
    Çöl Şulesi 26.10.2018 - 23:42

    Dr. Bernard N. Natonson kürtajın uygulanış safhalarını bir filme çektirip yorumladı: '' Kürtajın yapılma safhaları hassas aletler ve
    ultrasonla filme çekildi. Kürtajı yapan evli olmayan genç bir doktordu. İki ayrı kürtaj kliniğinde çalışıyordu ve 10.000 'e yakın kürtaj yapmıştı.

    Kendisinden filmin editörü olmasını istedik. kabul etti. Filmi seyretti, editör oldu ama odadan çıktıktan sonra bir daha kürtaj yapmadı . Kamerayla çekim yapacak kadın da özel olarak seçilmişti. Bu kadın kürtajı şiddetle savunan bir feministti.

    Ancak kendi eliyle görüntülediği filmi seyrettikten sonra kürtajla ilgili konularda hiçbir tartışmaya katılmadı. filmde önce bebek ana rahminde rahatça hareket ederken görüntüleniyor.Kürtajı yapan kişi rahme müdahale ettiği zaman çocuk bir an dona kalıyor.

    Müdahalenin aksi istikametine, rahmin diğer tarafına doğru kaçmaya çalışıyor. Kalp atışları 140'tan 200'e çıkıyor. Kürtaj yapan kişi çocuğu ararken çocuğun dehşetle ağzını açtığını görüyorsunuz. Sonra kürtaj yapan el ona doğru uzanıyor, çocuğun ağzı öylesine açılıyor ki , çığlık atışını filmde görebiliyorsunuz.

    Kürtaj yapan kişi onu başından tutuyor ve başını vücudundan ayırıyor. 12 haftalık bebekten geriye birkaç doku artığı kalıyor.

    Bu değişiklik kürtaj çeşitlerinden sadece birisidir. Kürtaj yapanlar anestezi uzmanı arasında gizli bir dil vardır.

    Baş bir numara olmak üzere çocuğun vücudu numaralandırılıyor. Anestezi uzmanı kürtajı yapana soruyor: '1 numara çıktı mı ? Bitirdik mi ?' Kürtajı yapan ya da olmayı kabul eden insanlar acaba bir hayatı katlettiklerinin farkındalar mı?''

    Kürtajı hikayesinin satırlarını bile okurken insan ürperdiği halde nasıl olur da hissettiği , yaşadığı bir şeyden dehşete kapılmıyor ve korkmuyor ? Aslında iş bununla da kalmıyor, insanoğlu vahşetini bir kürtajdan arta kalan ceninlerin kullanımıyla sergiliyor. Nitekim kozmetik firmalarının ürünlerine kürtajla alınmış bebeklerin ceninleri kullanılıyor. Başta Fransa'da kullanılmak üzere birçok 3. dünya ülkesinden getirilen kürtajla alınmış bebeklerin kozmetik firmalarına satıldığı bildiriliyor. bunun delili olarak da ABD ve Avrupa'da kamyonlar dolusu ceninin ele geçirilmesi gösteriliyor.

    Kozmetik sanayinin imparatoriçesi Helena Rubinstein:
    Bu Polonyalı yahudi kadın ürettiği kozmetik ürünlerden milyarlarca dolar kazanmasına rağmen, kendi özel yaşamında hep sadeliği ve doğallığı savunmuş, “kadın ancak kendisi olursa güzel olur” düşüncesinde olmuş. 1965 yılında 93 yaşında vefat eden Helena Rubinstein, ömrünün son günlerinde, ürettikleri ürünlerinden hiçbirini bir defa bile olsun kullanmadığını itiraf etmişti.
    Ürünlerinin reklamlarında ''cildin gen ve yaşayan hücreler le'' güzelleştiği belirtiliyor. Gel gör ki , bu ürünlerin yapımında kullanılan COLLOGEN adlı maddenin ceninden elde edildiği ya bilinmiyor ya da bilinmezlikten geliniyor ve zavallı güzellik düşkünü insanlarda ciltlerinin güzelliği için kullandıkları kozmetik ürünlerinin mayasında , katledilen bir hayatın var olduğunun farkında bile değiller. yoksa aksi olarak ''Vahşetle güzellik olmaz'' düsturundan çok mu uzaklar ?

    Dünya bu vahşette yüzerken Türkiye geri kalır mı ?
    Araştırmalar Türkiye'nin gizli cenin cenneti olduğunu ortaya koymuştur.Nitekim Türkiye'nin en büyük doğum hastanesi olan ismi bizde saklı kadın hastanesinde çalışan üst düzey bir yetkili kürtajla alınan ceninlerin kozmetik firmalarına satıldığını söylüyor. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili kozmetik firmalarının kürtaj yapılan bütün hastanelere eleman gönderdiğine dikkat çekerek bu elemanların ceninleri satın alma işlemini son derece gizli yürüttüklerini ve bu ticaretten hastanelerden hayli yüklü gelir de elde ettiğini kaydediyor.

    (alıntı)

  • Osman Aslan
    Osman Aslan 17.05.2017 - 15:45

    Gerçek dostlar kromozom saymaz. Çünkü Down sendromu 1 eksiklik değil 1 fazlalıktır.

  • Buer Dae
    Buer Dae 29.03.2017 - 01:11

    Elma da armut da dalda yetişiyor diye birbirine karıştırmışsın.
    Kadın üzerinden verilen örneğe cevap elbette yine kadın üzerinden verilir.
    Toplumun sadece çocuk yetiştirme konusunda değil, bilakis bir çok konuda ne denli cahil olduğu aşikar, ancak bu durum bebekleri öldürtme yetkisi verilerek düzeltilmez. Bu sorun ancak eğitim verilerek, sosyal yapıyı inşa ederek ve maddi destek sağlanarak düzeltilebilir. Bu konu başka bir bir başlık açılarak uzunca tartışılabilir, hatta topluma bilinç ve duyarlılık kazandırmak adına tartışılmalıdır da. Kısaca şu kadarını söylemek isterim ki; anne-baba adaylarına sahip olacakları bebeğin herhangi bir farklılıkla dünyaya gelebileceği söylediğinde, onları bekleyen zorlukların yanısıra alabilecekleri destek alabilecekleri imkanlardan da bahsedilmeli. Ve farklı bir bebeğe sahip olmanın utanılacak bir şey olmadığı yönünde hem toplum, hem de adaylar bilinçlendirilse, bir çok anne-baba bebeğini öldürtmeyi hiç aklına getirmeyecektir. Destek ve eğitim sağlamak konusunda devlet birinci sorumludur. Devletin sorumsuz ve duyarsızlığı, her zamanki gibi masumların canını kaybetmesine sebep oluyor.
    Şu da unutulmamalıdır ki, zorluklardan kaçınmak için bebeğini aldırmaya karar veren kadınların hayatı, bu kararlarından sonra da kolay olmayacaktır. Vicdan denen mekanizma ölünceye dek karar sahiplerine azap çektirecektir . Babalar mı? Ataerkilliği üzerinden atamamış toplumun yetiştirdiği erkeğe bir şey olmaz, olan yine kadına olur, çilesini de, azabını da her zamanki gibi tek başına çeker.

    Liyakatsız ebeveynler sayısı hakkında tartışacak olursak, milletin büyük kısmını kısırlaştırtmak gerekebilir.

    Son olarak: " Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez" (2/286

  • Buer Dae
    Buer Dae 27.03.2017 - 19:31

    Tıp ve hukuk insanı yaşatmak ve korumak için olmalı, ezmek, yok etmek için değil!
    Ve evet canilere, caniliğe ve onları savunanlara asla tahammülüm olmadığı gibi, insanlık adına saygı da duymuyorum.. Kişilik hakkı demişken; hukukta anne karnındaki bebeğin miras hakkı bile baki iken, yaşama hakkını engellemek kimin haddine?! Ve tıbbın tanıdığı süreyi kim neye göre belirliyor biliyor musun?! Hadi diyelim bebeğin genetiğindeki farklılık doğduktan sonra farkedildi, o zaman ne olacak?! Sipariş ettiğim çocuk bu değildi çöpe atabilirsiniz mi denebilecek?! Ya da sağlıklı doğup sonradan bedensel ve zihinsel rahatsızlananların ailesi Hitler gibi cocuğunu gaz odasina mı gönderecek?! Peki çocuğunu gizli doğurup sonra da öldürüp çöpe atan kadınlar neden kınanır ve hukuk tarafından kişilik hakkı denilmez de bilakis katil olarak yargılanır ve anne karnındaki çocuğun katilleri neden serbest kalır?! Vesaire, vesaire, vesaire.. Pandoranın kutusunu açmamak lazım!

  • Nurettin Dürmelik
    Nurettin Dürmelik 27.03.2017 - 12:23

    Bazen anlamsız gelir yaptıkları ama onun dünyasını bilmiş olsan aslında yaptıkları ne kadar da anlam ifade eder.

  • Asude Hanım
    Asude Hanım 27.03.2017 - 10:36


    tum haklari tekellerinde sanip dokunuldugunda avaz avaz mazlumuz diye yeri göğü inletenler hukukun ve tibbin öngördüğü süre içinde ki bi hakki bile hakaretle anlatabiliyorlar... kisisel haklarin ne anlama geldiğini öğrenebilmeniz icin o karanlık kafalarinizda daha çok değirmen taşı dönmesi lazım

  • Buer Dae
    Buer Dae 26.03.2017 - 23:07

    Bunca kötülük ve günahlara rağmen bu dünyada hala nefes alabiliyorsak, belkide bu masumların hürmetinedir...

  • Buer Dae
    Buer Dae 26.03.2017 - 23:05

    Genetik bozukluk değil, farklılıktır.
    Özürlü değil, özel insanlardır.

    Bozukluk deyip yaşama hakkı tanımayanlara sesleniyorum: senin gibi bir vicdan, ahlak ve merhametsizlere bile yaşama hakkı verilmişken, sen kim oluyorsun da yaşama hakkında özürlü düşüncelerini dayatıyorsun?! Bu ne küstahlık, had bilmemezliktir?!

    Bir çocuk doğurmama hakkın var elbette, ancak bu onun rahme düşmesinden öncedir.
    ...

  • Asude Hanım
    Asude Hanım 26.03.2017 - 18:48

    hukukun ve tibbin uygun gördüğü zaman dilimi icinde kürtaj her kadinin hakki, bakmak istemediği bir çocuğa dogurmak ve bakmak zorunda değil

  • Asude Yıldız
    Asude Yıldız 07.08.2008 - 13:06

    bu bır hastalık degıl genetık bozukluktur ayrıca buna sonradan maruz kalma dıye bısey yokktur zaten anne karnında ortaya cıkar genelde 35 yas ustu gebelıklerde gorulur

  • Gülçin Yalçın
    Gülçin Yalçın 04.09.2007 - 18:12

    3'lü testlerin gerekliliğini çağrıştıran terim...

  • Onur Umut
    Onur Umut 05.02.2005 - 20:18

    bi arkadaşla kızılay civarında dolanıyorum.işbankasının tam karşısında bi cafe vardı..orda toplanıyorlarmış bu hastalığa maruz kalan arkadaşlar.
    tuhafıma gitti.ne lan bu.hani bi dayanışma duygusu vardır ya toplumlarda..kanserliler şurda toplanır..şizofrenler burda toplanır..heralde kendilerini iyi hissetmek için gidiyolardır.bir ben değilim bu illete yakalanan abi bak daha da berbatları var diye....

  • Süleyman
    Süleyman 09.08.2004 - 21:21

    zor bi olay.

  • Sena Tunç
    Sena Tunç 07.08.2004 - 17:40

    Down Sendrom'lu çocuğun vücudunda hücrelerinin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olması durumudur.Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır. Down sendromlu bir çocuğun fiziksel görünümü diğer çocuklardan farklıdır.Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz.Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum değildir.Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden de kaynaklanabileceğini göstermiştir....

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 25.06.2004 - 13:04

    Mayoz bölünme sırasında ayrılamama olayıyla meydana gelen kromozom bozukluğu.
    Ancak bunun da dereceleri var, çok yaşayamadıkları ile ilgili birşey duymadım ancak 2 yıllık üniversite bitirenlerini duydum.

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 03.03.2004 - 10:50

    down sendromlu hastalar pek fazla yasamiyorlarmis.
    genellikle yuz ifadeleri birbirlerine benzer, bir gazetedeki haberde annesi oglu icin'onlar cennet cocuklari...oglum bazen montunu basina kadar cekiyor, ona o sekilde bakilmasini istemiyor' diyordu...
    cennet cocuklari, belki de yuz ifadeleri o yuzden birbirlerine benziyor.
    Allah onlara yardim etsin, sabir versin

  • Ayda Pehlivan
    Ayda Pehlivan 18.02.2004 - 21:27

    normal insanda 46 kromozom varken down sendromlu doğan bebeklerde 47olur bu sayı. 35 yaşın üstünde hamile kalan kadınlarda risk artar.

  • Ak
    Ak 16.02.2004 - 23:26

    efendim down sendromu trizomi21 dediğimiz tıbbi vukuat sonucu cereyan eden,zihinsel ve bedensel gelişim geriliğidir vesselam...