üçü bir aradayı severim fındıklı olan kahveler pek hoşuma gitmez...türk kahvesine bayılırım ama acayıp şekerli olmasi lazım...çay a gelınce tartışmasız 1 numara.. kola ve benzeri ürünler hararetimi kesmekten çok hararet yapiyor bende su yu tercih ederim... meyve suyuna gelınce pek aram yoktur gazoz içmem maden suyu aramam yerine petrol ararım.... hasta ettin beni
anti terörist,(salakizm,aptalizm,gerizekanizm,nateist ve izmi komunatist ve izmi kanalıyazyonist ve izmi çöpülüzyonist ve izmi faşinatist ve izmi kemaliyelist ve izmi solakinatist ve izmi salağinatist ve izmi vel hasil tüm istlerle biten istlerin izmlerin karşısındayım... :)))) yakın bütün ideolojilerinizi!
not: bunlarda ne demeyin ideoloji enflasiyonu yaşayan dünyamızın içler acısı durumu ..
baba ben yıkıcıyım ama ama kendini bilmez değilim yaşamak istiyorum sadece kendi savaşlarım uğrunda... ben sadece ben sadece BEN OLMAK istiyorum... ışık hızıyla geçen zamanı yaşamak belkide çok zor korkuyorum ben geçmişten korkuyorum gelecekten ben sadece ben sadece BEN OLMAK istiyorum...
ben demek kişiliğinin farkında olmak demektir.ben ile başlayan cümleler kuran insanlara biz kötü gözle bakarız.onlara egoist deriz.oysaki hepimiz birer egoistiz.her insanın kalbini derinliklerinde,önemli olan ve saygı gerektiren şeyler vardır.her insan benzersizdir,kendine özgü bir kişiliktir ve her insanı yönlendiren bu benzersiz ve önemli şeyi tüm insanlara karşı koruma gücümüzdür bu.hepimizde vardır. fakat bazılarınınkine insanlar saygı duymaz o zaman bu bi sorun haline gelir.egoist insanlar da bunlardır.. ben ile başlayan cümleler bana göre kendine güvenmektir.
nereye gider başını alıp, sorarsın kim bilir, uyumadan nasıl susarsın bilmeden boşuna atıp tutarsın su gibi akıp geçer zaman
gezdin tozdun aman aman aman sazdın sözdün aman aman aman giderek üzdün bizi zaman giderek üzdün bizi zaman yazdın çizdin aman aman aman incecik izdin aman aman aman sıraya dizdin bizi zaman sıraya dizdin bizi zaman
hiç kaçmadın, yeni bir adım atarken dibine kadar, çileye batıp çıkarken içine atıp atıp, yoluna basıp giderken su gibi akıp geçer zaman
gezdin tozdun aman aman aman sazdın sözdün aman aman aman giderek üzdün bizi zaman giderek üzdün bizi zaman yazdın çizdin aman aman aman incecik izdin aman aman aman sıraya dizdin bizi zaman sıraya dizdin bizi zaman
ben.. mishim kendimden bi korkak yaratmışım.. kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm.. ben..mishim.. kendimi savunurken en çok harçerleyen bir meçhul olmuşum failim ben..
sürmeli bakar dünyaya gözlerim kurşun gibi deler geçer sözlerim bozgunların, yenilgilerin ve hezimetlerin kadınıyım gün batımlarıyla oynaşır yatarım gece yarısında uyanır gitar ritmlerine raks ederek kalkarım...
dalmayı hiç deneme sakın böyle bir kadının okyanusuna henüz uzanırken onun kıyılarına ve demir atarken limanlarına başlamadan biter tüm yolculuklarım...
kırılmasın düşlerin çelişkili düşüncelerimden çünkü ben yüzeyselim, derinliğim oldukça şefkatli aynı zamanda esen rüzgarım ve yerden yere vuran boranım...
kendine aşık bir kadınım hem erkeksi hem dişiyim dünyanın tüm kadınlarıyım melek kadar temiz şeytan kadar kötüyüm ben...
ben bir çocuğum kendi içinde işkence görmüş bir kadınım inatçılık ve yaramazlık dişi dünyamdaki çocuğun yankıları ve benim yüzümdür bileziklerim, aynalarım söylediğim mahremlerim ve sırlarımdır...
her yaşta mücadele veren kadınlar gibi yastığıma baş koyan kadınım rüya görürüm, düşlerim bazen ilahiler mırıldanır, dualar okurum şarkılar söylerim kimi zaman gülümserim bilinmeyenlere içimdeki kadınla onun beklediği ve hiç başlamayan yolculuğunda...
işte böyle inatçı bir kadın bu hoşlanır oyuncak bebeğime bağırmaktan sınırlarımı zorlamaktan gözlerimin rengine alaylı gülmekten ve zaferini tüm dünyaya haykırmaktan...
Dostum... her an, her zaman seni özleyen, seni arzulayan hasretini çeken düşlerinde seninle saraylar inşa eden bir an seninle öteki an sana karşı duran günlere ve kaderine meydan okuyan bu kadında ne bulursun ki ümitsiz ve imkansız bir aşk olur henüz başlamadan....
bu kadın ki, sana en güzel giysileri giydirir gücünü Samson’dan alarak siyah saçlarını tıraş edip tarayarak sana gizemler, sırlar getirir yenilgiye uğramış, zafer kazanmış elinde bir püro ve peçelerle örtülmüş hem kötü tercihlerini ve yanlış seçimlerini sana anlatabilecek kadar cesur kalmış...
şarkılar söyleyip yuhalanınca tereddüt etmeye bile zaman bulamadan kaçacaksın biliyorum! kendine çekip kalbini çalan bu kadından
çelişkilerle dolu bir kadınım ben evet! aynı anda ateş ve buzla oynayan etrafı güneşle sarılmış bir kadın avuçlarında mehtap açan yıldızları tutan ...bir kadın...
Dostum... şaşırtmasın sözlerim seni giyinen ve soyunan bir kadından daha ihtişamlı başka bir şey olamaz böyle bir kadına dünya gelse karşı duramaz ve şaşırmaktan kendini alamaz...
Ve Sen... hep çamur ve kerpiçten bir adam olarak kalacaksın sözlerimin peşinden koşacaksın ve seni her teslim alışımın ardından şaşacaksın her an şaşıracaksın her zaman evet şaşacak... ve şaşıracaksın...
her yağışımın ardından eriyecek ve her esintimden sonra yıkılacaksın...
Abir Zaki/Woman of Contradiction Çeviri: Muammer Çelik
Yıllar boyu yaşamdaki asal işlevimin çevremdeki insanları mutlu etmek olduğuna inandırmıştım kendimi. Kimseyi kırmadığım sürece kırılmaya, kimsenin benden talebini geri çevirmediğim sürece incinmeye hazırdım adeta. Evet, çok fazla ve çok sık incindim; ama şimdi biliyorum ki beni inciten 'onlar' değildi aslında, 'ben'dim...
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne Dolmabahçe da çay tadında.... Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu. Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum...
Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük... Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti... ... Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş, daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler, yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:
üçü bir aradayı severim fındıklı olan kahveler pek hoşuma gitmez...türk kahvesine bayılırım ama acayıp şekerli olmasi lazım...çay a gelınce tartışmasız 1 numara.. kola ve benzeri ürünler hararetimi kesmekten çok hararet yapiyor bende su yu tercih ederim...
meyve suyuna gelınce pek aram yoktur gazoz içmem maden suyu aramam yerine petrol ararım....
hasta ettin beni
anti terörist,(salakizm,aptalizm,gerizekanizm,nateist ve izmi komunatist ve izmi kanalıyazyonist ve izmi çöpülüzyonist ve izmi faşinatist ve izmi kemaliyelist ve izmi solakinatist ve izmi salağinatist ve izmi vel hasil tüm istlerle biten istlerin izmlerin karşısındayım... :))))
yakın bütün ideolojilerinizi!
not: bunlarda ne demeyin ideoloji enflasiyonu yaşayan dünyamızın içler acısı durumu ..
ma si vagisviyi laççi gişinasi biga dikaçaredeyi aha komohtuu
him usvido nanamuşiti eçopay igzalasuuu :))))
baba ben yıkıcıyım ama
ama kendini bilmez değilim
yaşamak istiyorum sadece
kendi savaşlarım uğrunda...
ben sadece ben sadece BEN OLMAK istiyorum...
ışık hızıyla geçen zamanı
yaşamak belkide çok zor
korkuyorum ben geçmişten
korkuyorum gelecekten
ben sadece ben sadece BEN OLMAK istiyorum...
l'm
ben demek kişiliğinin farkında olmak demektir.ben ile başlayan cümleler kuran insanlara biz kötü gözle bakarız.onlara egoist deriz.oysaki hepimiz birer egoistiz.her insanın kalbini derinliklerinde,önemli olan ve saygı gerektiren şeyler vardır.her insan benzersizdir,kendine özgü bir kişiliktir ve her insanı yönlendiren bu benzersiz ve önemli şeyi tüm insanlara karşı koruma gücümüzdür bu.hepimizde vardır.
fakat bazılarınınkine insanlar saygı duymaz o zaman bu bi sorun haline gelir.egoist insanlar da bunlardır..
ben ile başlayan cümleler bana göre kendine güvenmektir.
bencillik cetveli....
'ben' ile başlıyan cümleler 'şeytana' mahsusmuş.derler..! !
şeytan da kim oluyorsa artık.! ! ? ?
zamanlanmış kağıttan hücrelerde...
düşlere..
saat..
bir kaç hikayenin..
nereye gider başını alıp, sorarsın
kim bilir, uyumadan nasıl susarsın
bilmeden boşuna atıp tutarsın
su gibi akıp geçer zaman
gezdin tozdun aman aman aman
sazdın sözdün aman aman aman
giderek üzdün bizi zaman
giderek üzdün bizi zaman
yazdın çizdin aman aman aman
incecik izdin aman aman aman
sıraya dizdin bizi zaman
sıraya dizdin bizi zaman
hiç kaçmadın, yeni bir adım atarken
dibine kadar, çileye batıp çıkarken
içine atıp atıp, yoluna basıp giderken
su gibi akıp geçer zaman
gezdin tozdun aman aman aman
sazdın sözdün aman aman aman
giderek üzdün bizi zaman
giderek üzdün bizi zaman
yazdın çizdin aman aman aman
incecik izdin aman aman aman
sıraya dizdin bizi zaman
sıraya dizdin bizi zaman
sabırsızlığım, anlamsızlığım,
ve sana yaslanışlarım...
sönmeyen yangınım, ve ben,
ve sevgi(li) m...
Hiç bir şey diyen bir cümlenin ortasına terk edilmiş bir kelimeyim
ben.. mishim
kendimden bi korkak yaratmışım..
kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm..
ben..mishim..
kendimi savunurken en çok harçerleyen
bir meçhul olmuşum failim ben..
HiÇbİrŞeDe BeN yOkUm HeRşEy BeNiM iÇiMdE...HeRşEyDe BeN vArIm BiR bEn YoKuM bEnİm İçİmDe...
buhran kederindendir
kederin kaderinden
kaderin ellerindendir
ellerin candan
ruhun canda gizli
sevgi(li) de elemli ruhunda
Dostum…
şaşırtmasın,
uğratmasın hayal kırıklığına sözlerim
cehennemin olurum yasak aşklarında
cennetin olurum aşka susamışlığında
ben çelişkilerin kadınıyım...
sürmeli bakar dünyaya gözlerim
kurşun gibi deler geçer sözlerim
bozgunların, yenilgilerin
ve hezimetlerin kadınıyım
gün batımlarıyla oynaşır yatarım
gece yarısında uyanır
gitar ritmlerine raks ederek kalkarım...
dalmayı hiç deneme sakın
böyle bir kadının okyanusuna
henüz uzanırken onun kıyılarına
ve demir atarken limanlarına
başlamadan biter tüm yolculuklarım...
kırılmasın düşlerin
çelişkili düşüncelerimden
çünkü ben yüzeyselim, derinliğim oldukça şefkatli
aynı zamanda esen rüzgarım
ve yerden yere vuran boranım...
kendine aşık bir kadınım
hem erkeksi hem dişiyim
dünyanın tüm kadınlarıyım
melek kadar temiz
şeytan kadar kötüyüm ben...
ben bir çocuğum
kendi içinde işkence görmüş bir kadınım
inatçılık ve yaramazlık
dişi dünyamdaki çocuğun yankıları
ve
benim yüzümdür
bileziklerim, aynalarım
söylediğim mahremlerim
ve sırlarımdır...
her yaşta mücadele veren kadınlar gibi
yastığıma baş koyan kadınım
rüya görürüm, düşlerim bazen
ilahiler mırıldanır, dualar okurum
şarkılar söylerim kimi zaman
gülümserim bilinmeyenlere içimdeki kadınla
onun beklediği ve hiç başlamayan yolculuğunda...
işte böyle inatçı bir kadın bu
hoşlanır oyuncak bebeğime bağırmaktan
sınırlarımı zorlamaktan
gözlerimin rengine alaylı gülmekten
ve zaferini tüm dünyaya haykırmaktan...
Dostum...
her an, her zaman
seni özleyen, seni arzulayan
hasretini çeken
düşlerinde seninle saraylar inşa eden
bir an seninle
öteki an sana karşı duran
günlere ve kaderine meydan okuyan
bu kadında ne bulursun ki
ümitsiz ve imkansız bir aşk olur
henüz başlamadan....
bu kadın ki,
sana en güzel giysileri giydirir
gücünü Samson’dan alarak
siyah saçlarını tıraş edip tarayarak
sana gizemler, sırlar getirir
yenilgiye uğramış, zafer kazanmış
elinde bir püro ve
peçelerle örtülmüş
hem kötü tercihlerini
ve yanlış seçimlerini
sana anlatabilecek kadar cesur kalmış...
şarkılar söyleyip yuhalanınca
tereddüt etmeye bile zaman bulamadan
kaçacaksın biliyorum!
kendine çekip
kalbini çalan bu kadından
çelişkilerle dolu bir kadınım ben
evet!
aynı anda
ateş ve buzla oynayan
etrafı güneşle sarılmış bir kadın
avuçlarında mehtap açan
yıldızları tutan
...bir kadın...
Dostum...
şaşırtmasın sözlerim seni
giyinen ve soyunan
bir kadından daha ihtişamlı
başka bir şey olamaz
böyle bir kadına
dünya gelse karşı duramaz
ve şaşırmaktan kendini alamaz...
Ve Sen...
hep çamur ve kerpiçten bir adam olarak kalacaksın
sözlerimin peşinden koşacaksın
ve seni her teslim alışımın ardından
şaşacaksın her an
şaşıracaksın her zaman
evet şaşacak... ve şaşıracaksın...
her yağışımın ardından eriyecek
ve her esintimden sonra yıkılacaksın...
Abir Zaki/Woman of Contradiction
Çeviri: Muammer Çelik
he he he
sufaya benim arkadaşlar
hani bilmeyen olabilir
şey benim o yani
yani o alkış bana geldi şey
eee
ben sufaya
o benim
ben bildim
beni...
Herşeyim.
ben kendimi kaybetmişimm, beni nerden bulacaksın?
bulsan bile bu enkazla nasıl mutlu olacaksın?
mutlu olacakmısın?
vücuttaki lekeler!
gidiyorum,isim çikti...
ben bi asalağım! ! işe yaramazın tekiyimm! ! ortadan kaybolabilsem keşke.. ben bi aptalım! ! !
Dünden kalan yalan dünyam ve geleceğe açtığım beyaz sayfalar....Ve herşeyin bir anda yok olmasına sebep yaşadıklarım...
herkesten daha az tanıdığım gittikçe yabancılaştığım ama hep kaybetmekten korktuğum
DÜNün kalıntılarından, YARINın beklentilerinden uzakta…
insanı mahveden benlikten başkasi değildir...
bir söz derki mağrurlanma padişahım senden büyük yaradan var..
Yıllar boyu yaşamdaki asal işlevimin çevremdeki insanları mutlu etmek olduğuna inandırmıştım kendimi. Kimseyi kırmadığım sürece kırılmaya, kimsenin benden talebini geri çevirmediğim sürece incinmeye hazırdım adeta. Evet, çok fazla ve çok sık incindim; ama şimdi biliyorum ki beni inciten 'onlar' değildi aslında, 'ben'dim...
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...
Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
YILMAZ ERDOĞAN
Koca alem yıkılmışta
Altında ben kalmışım
Gökten alevler yağmışta
Yalnız ben mi yanmışım
ben diyemedim doya doya,
sen demekten!