Kültür Sanat Edebiyat Şiir

başörtüsü sizce ne demek, başörtüsü size neyi çağrıştırıyor?

başörtüsü terimi Yasemin Orhan tarafından 18.01.2005 tarihinde eklendi

  • Hicran Hep Hicran
    Hicran Hep Hicran 29.04.2017 - 23:23

    Aslında tesettür kadının zırhıdır, yalnızca başörtüsünden ibaret değildir. Gençliğinde güzelliğini , yaşlılığında ise yaşlılığa bağlı oluşan , gelişen kusurlarını örter gizler korur kadını tesettür.
    Yabancı ve hayli bir yaşlı kadın birdefasında bana , " imreniyorum kapalı kadınlara , benim gibi hergün saçlarına bakım yapmak zorunda değiller " demişti , aslında buna alınmıştım ve anında , bende hergün saçımı yıkıyorum demiştim , evet bu doğruydu. Amacın tesettürlü kadını aşağılamak değildiyse seni tutan mı vardı, madem tesettür kolay sende gir bakalım tesettüre.

  • Zeynep Sekerci
    Zeynep Sekerci 07.04.2017 - 21:06

    Saclari örtmek icin kullanilan kumas parcasi.

  • Vetanrı Ağladı
    Vetanrı Ağladı 14.01.2016 - 13:35

    Her birey kendinden mesuldür.Din sözkonusu olduğu zaman hepimiz ilahiyatcı oluyoruz fakat bu bilgilerimizi ve uyguladığımız dinin doğruluğunu hiç sorgulamıyoruz.Dinimiz sadece başörtüsünden ibaretmidir veya bukadar mı çok önemli bir konu? Benim bildiğim Allah ile kul arasına kimse karışamaz.Bugün bize dayatılan din gerçek dinmidir.Korkuyorum din diye diye dinden çıktık.Acaba diyorum en önemlisi kalp temizliği güzelliği olabilirmi? :)

  • Devriik Cümle
    Devriik Cümle 31.12.2013 - 12:49

    Bundan iki,üç yıl öncesi baş örtülü herkesi dindar,namaz kuran okuyan herkesi iyi niyetli görürdüm...! ! Ama bu sayfaya üye olduktan sonra bir kaç baş örtülü bayan tanıdım,hiç de masum değillerdi hele o Kuranı kerimi okuyupta onca yalan söyleyen insan hala şoktayım..ne kadar masum düşüncelerimi,bozdun şu an kimseye güvenmez oldum..Allahın verdiği o güzeligin ahlaksızlıkları ile bozan insanları kınıyorum....

  • Hüseyin Seyitoğlu
    Hüseyin Seyitoğlu 29.12.2013 - 16:24

    Bir aralar yurt dışını gösteren bir program izlemiştim. Hollanda'da başı bağlı Müslüman bir bayan öğretmen, Hristiyan ailelerin ilköğretim çağındaki çocuklarına eğitim veriyordu ve o ülkede bu durum hiçbir sorun arz etmiyordu. Nüfusunun önemli bir kısmı Müslüman olan Türkiye'de bu durumun yıllarca tartışılması çok manidardır. Başörtüsü sanki uzaydan inme bir icatmış gibi muamele ediyor bazı insanlar. O insanlara sormak istiyorum: Kurtuluş Savaşında cepheye mermi taşıyan ninelerimizin kaçının başı açıktı acaba?

  • Sıla Sıla
    Sıla Sıla 27.12.2013 - 13:24

    Rabbimin emri,kadına güzellik,yüzüne nur veren örtü...

  • Lami Yiğit Kuşçu
    Lami Yiğit Kuşçu 22.12.2013 - 10:28

    Kadınların ibadet yaparken veya mahremleri arasında başlarına taktıkları örtüye başörtüsü denir. YAZAN:LAMİ YİĞİT KUŞÇU

  • Metin Bedir
    Metin Bedir 20.11.2012 - 07:33

    hıristiyanlar hazreti isaya sormuşlar yoldan bi kadın geçiyor gördüm günaha girdimmi hazreti isa gördüğünü içinden geçirirsen günah.
    müslümanlar aynı soruyu bizim peygamberimiz hazreti muhammede sormuşlar yoldan bi kadın geçiyor gördük günaha girmiş olurmuyuz peygamberimiz dönüp tekrar bakarsanız günaha girmiş olursunuz.bütün dinlerde gaye amaç kötülüğün ortaya çıkmasını kimsenin kimsenin karısında gözü olmasın gaye bu kadın güzelliğini sadece eşine saklıcak saçlarını saklıcak güzelliğini saklıcak dişiliğini saklıcak ki kimse dönüp bakmasın kötülük ortaya çıkmasın gaye bu baş örtünmedeki gaye kötülüğün ortaya çıkmaması.ama bugün başını örtüpte öyle bi giyinenler varki. başını örtüpte öyle bi makyaj yapanlar varkii. başlarını niye örttüklerinide bilmiyorlar.

  • Selim Toprak
    Selim Toprak 04.05.2012 - 17:31

    kapanmak dinin emridir sacini ister eşarpla ister turbanla ister kara carşafla kapa onu insanin maddi gücü bulundu cevre yöre toplum belirler önemli olan kapanmakdir gelişen dünya hirisdiyanlarin ve yahudilerin oldu icin gecen asirda islam dini gericilik olarak lanse edilmişdir özgürlükler cinsellik giyinme v.s baglamida bunun şabkasi olmuşdur İnsanlar ALLAHIN emirlerini sorgular duruma geitirilmişdir

  • Baybars Sultan
    Baybars Sultan 15.10.2010 - 23:35

    Başörtüsü inananlar için Allah'ın emridir. Hz. Muhammed (AS) emri sünneti hadisi uygulamasıdır. Yüzyıllarca da böyle gelmiştir. Ayrıca Başörtüsü toplumumuzun bir geleneği adetidir. Başörtüsü binlerce kıyafet şeklinden bir tanesidir. İnsanlar ne amaç için başlarını örterse örtsün kendelerinin bileceği bir şeyken, Neden bazıları bu kıyafet biçimini yasaklar, neden hakaret eder? İnanmıyorsan sen kendin zaten örtmüyorsun senin kıyafetine karışılmıyorda sen neden başkasının örtüsünün nedenini niçinini nasılını sorguloyorsun! Bir de bazı cahil cühala takımı bu başörtüsünü bazı ülkelere milletlere özgü zannediyor. Bu İslamın bir emri olduğu için tüm müslüman kadınları ilgilendirir. Bir ırk veya toplumla özdeşleşemez.Ayrıca tarihimize baktığımızda da yüzyıllardır halkımızın bayanlarının çoğunluğu başörtüsü takmaktadır. Lütfen biraz saygı biraz bilgili biraz da edebli olalım.

  • Hasan Hüseyin Arslan
    Hasan Hüseyin Arslan 13.10.2010 - 21:15

    Olmayan seyler hakkinda kafa yormayin. Ilk basörtüsünü/türbani ingiltere konsoloslugu Türkiyeyi karistirmak icin baslatti. 1972 yilina kadar bu sorun yoktu, 1972 Ingiltere Konsoloslugu iki kafasi kapali örmücek beyinliyi konsoloslukta calistirmaya baslatmasiyla Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinede dinamiti koymus oldu. Bugünkü hirsiz ve soyguncu AKP - Hükümet ve siyasal islam fasistlerinin oy almak icin uydurduklari propogandadan baska bir sey degildir. Bu Takunyali Fasistler laik Cumhuriyeti yikarak yerine seriat - islam gericiligine dayanan bir sistem kurmak istediklerinden doláyi yapay bir tartirma yaratmislardir. Cahil ve okumayan halki kandirmak icin. Kisacasi din sömürüsünden baska bir sey degildir. O kafasi kapalilar iktidara geldiklerinde daha cok Sivaslar, Corumlar ve Gaziler yasayacaktir bu ülke..

  • Gaze Destan
    Gaze Destan 19.06.2010 - 23:19

    Bence baş örtü kadınlarımıza Allah tarafından verilen ve cennetül bakiyeye girmek için verilen bir pusula sembolüdür

  • Cemal Gören
    Cemal Gören 17.05.2010 - 18:29

    Dinimizin kesin emri... Toplumumuzun önemli hastalıklarından birisi bazı kişilerin kendilerini her konuda fetva makamında görmeleridir. Örneğin birçok izleyici futbolu hakemlerden daha iyi bilir(!) ve devamlı hakemleri tenkit eder. Yorumcu arkadaşlardan birisi söze “Her ne kadar Kuran-ı Kerim'de böyle bir emir olmadığını bilsem de” diye başlayarak aslında hiçbir şey bilmediğini ispatlamış. Bir başkası da din bozguncularının kitaplarından alıntılar yaparak başörtüsünün olmadığını ispat etmeye çalışmış. Halbuki, Nur Suresi’nin 32. ayeti kerimesinin tefsirini Ömer Nasuhi Bilmen, Fikri Yavuz, Ahmet Hamdi Akseki, Asım Köksal gibi din âlimlerimizin ve üyelerinin hepsi de konusunun uzmanı olan akademik kariyere sahip komisyonca hazırlanan Diyanet İşleri Başkanlığının tefsirlerine bakmış olsalardı gerçeği görmüş olacaklardı... Kadınların başlarını başörtüsü ve türban da dahil herhangi bir örtüyle örtmelerinin Kur’an-ı Kerim’in kesin emri olduğunu anlayacaklardı. Ama kimisi bu gerçekleri bildiği halde inkâr ediyor, kimisi de tembelliğinden araştırmıyor. Esasen, İslâm tarihini inceleyenler Peygamberimiz(S.A.V.) ’den bu yana uygulamanın bu yönde olduğunu rahatlıkla görebilirler.

  • Limonî Erz
    Limonî Erz 15.03.2010 - 16:39

    'Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen 'HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da 'örtmek' ('hımar') kelimesinin yanına 'baş' ('re’s') kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır.' (S. 373)

    'Evrensel Çağrı, Kur’an Meáli'

    Mustafa Sağ

  • Esma Öztürk
    Esma Öztürk 03.03.2010 - 10:05

    :-) öyle içim acıyo ki bu kelimeyi duyunca ne anlatabiliyorum içimdekileri nede anlayabiliyorum tek gerçek başörtüsünün bir farz olduğu ve taşıyamacak yada yakışmayan insanın olmadığı

  • Umut Kuzu
    Umut Kuzu 14.02.2010 - 03:33

    Sorun asla ideolojik bir sorun değildir... sosyolojide din inançda bir ideolojidir ki ideoloji de din de bir yaşam biçimidir.. İnanan kullar Rablerinden bir ayet (işaret) emir olarak örtünmeyi emir aldılar ise buna devlet buna rejim buna siz neden mudahale olmaya calısıyorsunuz?
    başörtüsü ile siyasetin asla yeri yoktur... siyaset bunu alet ediyor ise siz inanan ve inandığı gibi yaşayan insanlar buna engel olur..
    nur suresi 31 ayet azhap suresi 67 ayetler ap açıktır.. ALLAH'ın vaadidir örtünün diyor ve böyle yaşayın...
    örtünmek baştan aşağıdır tabiki saçını başını ortupde diğer tarafların açık ise bu idrak anlam sorunudur...

    ALLAH'ın ayetlerini emirlerini inansanız da inanmasanızda lütfen ayağa düşürmeyin ya itaat edin ya çekip gidin... birinin altına iç çamaşırı giymemesi sizi rahatsız etmiyor ise :) bu neden ediyor..
    zihnini gorememekten mi korkuyorsunuz diyorm ben böyle insanlara! ! !
    özel mesaj atarsanız bu konuyu konusuruz

  • Derya Aydın
    Derya Aydın 23.11.2009 - 14:51

    başörtüsü bayanların saçlarının görülmemesi için bir güzel desenli,şekilli örtü ile baş tarafını örtmeleri! ...
    Ayrıca dinimizde de belirtilir kadının başının örtülü olması gerektiğini ama şu da bir gerçek günümüz koşulları ile ilk çağlar çok fark ediyor şu günde örtünmek çok farklı düşüncelere ilgi çekiyor örtülen örtünmeyenden daha dedikodu'ya maruz kalabilmektedir...

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 03.11.2009 - 11:34

    Sonuçta inanç terazisi kimsenin elinde değldir,
    kim ne kadar imanlıdır ölçüsünü sadece Allah bilir.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 03.11.2009 - 11:33

    Elbette İNANCIN TEK ÖLÇÜSÜ ÖRTÜMEK DEĞİLDİR.
    İslamın onlarca farzı vardır, bunlar bilinen 54 farz olarak bir arada
    toparlanmıştır. Herkesin bildiği bu şartları isteyen gücü yeten gücü yettiği kadarıyla yerine getirmelidir.
    Kimseye başını örtüyor diye hor bakmamalı,
    kimseyede başı açık diye kafir muamelesi yapılmamalıdır.

  • Orhan Kaya
    Orhan Kaya 22.10.2009 - 17:41

    başörtüsü inançtır inançsa yaşam şeklidir. Hiç kimsenin özgürlüğünü kısıtlamıyorsa keyfi nedenlerden dolayı bir insanın inancına diyer bir deyişle dinsel yaşam dünyasına müdahale hakının olmadığına inanıyorum. ben aşırı örtünmenin ve aşırı açılmanın karşısındayım. aşırı olan her şey toplum yaşayışında sorun yaratır. örnek olarak aşırı açıklık teşirciliktir ve karşı cinsi aşırı tahrik eder. bu durum karşısında karşı cinsin aşırı şekilde nefsinin kabarmasını sağlar. bunu gidermenin mantıklı ve yasal bir yolu bulunulmaması durumunda kişi zaman geçtikçe bu türtülerden dolayı biliç altına sapık fikirler yerleşir ve zamanla ruh hali hastalıklı hale gelir bilin bakalım bunun sonucunda ne olur. peki bu tahrik edilen insanın bu hale gelmesini sağlayan etken ne cevabı size birakıyorum. aşırı kapanmanında getireceği sorunlar vardır elbet. yanlız dikatimi bir şey çekti bilmem sizde farkındamısınız. eskiden çıplak insanlara yerli yada yamyam v.b. tabirler kullanılırdı uygar bulunmazlardı. avrupa kadınlarının giyinmeleri yarım saat soyunmaları bir saati alırdı.ozaman bu uygarlıktı zamanla elbiseler azaldı sonra küçüldü. şimdi iş kolaylaştı giyinmek bir dakika soyunmak otuz saniye belkide zamandan tasaruf etmek kim bilir.bu günde uygarlık yamyamlık oldu. galiba özümüze dönmeye karar verdik. Allah hakımızda hayırlısını nasip etsin. biraz konu dagıldı ama iyi oldu.

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 28.08.2009 - 14:58

    İsteyen inandığından takar, isteyen moda diye.. Sonuçta herkezin tercihine saygı duyulmalı ve de olaya kişisel hak ve özgürlükler açısından bakarak ülkenin önü açılmalı.. İnsanları başı örtülü ve başı açık diye sınıflandırmak çağdaş bir ülkeye yakışmaz zira..

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı 21.07.2009 - 20:29

    Göz gördüğü kadar gösterir de. Işığı aldığı kadar, baktığını da aydınlatan, ışığını onda yansıtan bir özelliği vardır gözün. Mesela sevdiğini güzel görür, çünkü uzayda başıboş olarak gezinen güzellik kavramını bir sevgilinin yüzüne tutarak, onda kadrajlar, somutlaştırır.

    Evet, görünmezi görür göz. Fakat ne yaparsa yapsın, kendine bakamaz. Kendini görebilmek için, sevdiğinin gözlerinden yansıyan bakışlara ihtiyacı vardır. Müthiş bir yolculuktur bu.

    Seven ile sevilenin giderek iç içe geçtiği, birbirinde eridiği, birbirini çoğalttığı ve bütünlediği, sonra bazen ayrıştığı, ayrışırken kesiştiği, kesişirken kavuştuğu bu bakış sayesinde gerçeğin bize görünmeyen boyutlarını da görmekteyizdir.

    Gerçeğin aşkın boyutunu gören bu mecazi göz, örtünen bir kadına baktığında yalnızca bir kumaş parçası görmez. Daha fazlası vardır. Örtü, hakikatin aşkın boyutlarına doğru bir yolculuktur öncelikle.

    Aynı şekilde, bu yolculuğa çıkanlar, örtüsü içindeki kadının da tenden ibaret olmadığını görürler. Ailesinin, mahallesinin, devlet otoritesinin baskısıyla örtünen bir kadın konu dışıdır.

    Çünkü başkasının rızası için örtünmek veya herhangi başka birşey yapmak, başkasına kul olmaktır. Ancak sözüne güvendiği ve kalbiyle teslim olduğu sevgilisinin kendisinden beklediklerini kendi iradesiyle yapan âşık bir kadın, her şeyi O’nun için yapmanın kudretini taşıyabilir.

    Ve ancak başkalarının sözüne veya kendi egosunun isteklerine teslim olmayan kadın, ilahi aşkın ‘açık uç’larına doğru yol alacaktır. Bu kadın; cinsiyetinin ötesine geçebilmiştir.

    Seven ve sevilen olmanın cinsiyeti yoktur, sevgili olmaktan başka.

    Demek ki: Örtü nasıl bir kumaş parçası değilse, kalbindeki ‘aşkın irade’yle örtünen kadın da asla yalnızca görünebilir niteliklere indirgenebilen, yalnızca tenden ibaret kalan ve yalnızca bu dünyayla hemcins olan bir kadın değildir.

    “Başörtüsü etrafı görmeyi engelliyor, farklılıkları yok ediyor, herkes birörnek oluyor” gibi çok ‘görünür’ bir bakışa sıkıştırılmış ve hiyerarşik olarak kendi bakışının üstünlüğüne vurgu yapan bir algıyla örtünen kadına bakmak: Kendine bakamayan göz olmaktır.

    Bu gözle örtünen kadına bakmak, onu kadavralaştırmaktır.

    ***

    Hepimiz, biricik olduğumuzu biliriz. Anlam ortadan kalktığında tüm vücutlar benzeyecektir zaten. Farklılaşma çabası ise biricik olduğunu bilen insanı yatay bir eksene mahkûm bırakıyor. Gözü metafiziğinden koparıyor.

    İnsan gerçekliğine birörnekler arasındaki ince ayrıntılarla ulaşmanın mümkün olduğunu bize unutturuyor. Dünyanın görünmez ama bilinebilir bağlantılarını kurmamıza engel oluyor.

    Bize binlerce saat fazla mesai yaptıran birbirimize karşı farklılaşma hırsımız, ironik bir şekilde bizi yeniden benzer kılmıştır bu arada. Dekoltenin derinliğine, kravatın desenine indirgenmiş sığ farklılıklarla insan biricikliğine odaklanmak mümkün müdür?

    Bana kalırsa, herkesin biricik olduğu bir dünyada, asıl esaret, ötekilere kendi biricikliklerinde bakma çabası ortadan kalktığında başlıyor: “Başörtüsü şöyledir böyledir.” Veya “başını örtenler şudur budur.”

    Tüm bu tanımlar, insanı bir ‘göz yanılgısı’na tutsak hale getiriyor. Vicdanının örtülerini örterken, apaçık olan hakikate karşı onu körleştiriyor. Acımasızlaştırıyor. Kendine bakamayan gözüyle yine kendi bakışına tutsak hale getiriyor. Ve dahası, karikatürize bir biçimde kendi egosuna kulluk ettiriyor onu.

    ***

    Kalp iradesiyle, yani aşkla yapılabilen şeyler ibadettir. Kendi eylemini aşan bir ‘sarih’ niyetle yapılırlar çünkü. İnsan gerçekliğinde aşkın bir boyut olduğunun ispatıdır bu aynı zamanda.

    Sevgilinin beklentilerine değil de, egonun beklentilerine teslim olduğumuzda ise tatmin olmak neredeyse imkânsızlaşıyor. Ne örtünerek, ne de açılarak.

    İster inançlı olalım ister olmayalım, örtülü kadın imgesi bize tanrısal söze teslim olmanın ‘görünür’ halini işaret ediyor. Sırlarla dolu bir hakikatin her an mevcudiyetini hissettiriyor. Örtülü kadının gündelik hayat ile metafizik hayat arasında kozmik bir bağlaç olduğunu sezdiriyor.

    Dünya ile gayb arasındaki her çeşit ayrıştırma ve parçalamaları, tüm göz yanılgılarını ortadan kaldırıyor. Ötelerin buradaki izdüşümünü görünür kılıyor giderek. Bakışlarımızı baktığımızla birleştiriyor.

    Örtünmek; sadece doğayla, ötekilerle veya kâinatla ahenk sağlama biçimi değil, aynı zamanda nesnelere karşı bir mesafe alma biçimidir. Eşyanın gizli yüzünü açar.

    Bu anlamda, sosyolojik bir olgunun ötesindedir bence örtünmek. Sosyolojiden ziyade, sanata yakın. Gören ile görünen arasında bir estetik uzay oluşturur. İnsanlığa hem gören hem görünen olmanın imkânlarını sunar.

    Bizdeki kalp zekâsı belki bu sanatsal estetiği görecek kadar yüksektir. Ama vicdanın ve kalbin üzerindeki süslü örtüler, öylesine çamurlu bir sığlığa çekiyor ki bizi, apaçık olandaki gerçek, örtülü hale geliyor giderek.

    Oysa hem seven hem sevilen olmanın yolculuğu, gözden göze kesintisiz bir biçimde sürüyor.




    leyla ipekçi-taraf gazetesi-16\07\09

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı 21.07.2009 - 20:23

    Rüyalardaki simgelerin rüyayı gören kimse açısından neyi temsil ettiğini anlayabilmek için rüyanın yorumlanması, yani tabir edilmesi gerekir. Tabir etmek; öte tarafa geçmek, nehri geçmek anlamına geliyor.

    William Chittick’in Hayal Âlemleri adlı kitabında İbn Arabî’yi yorumlarken belirttiği gibi, dünya adı verilen ‘rüya’yı tabir etmek için gerçeğin ardındakine geçebilmek, onu keşfetmek gerek. ‘Simgelerle örtülü rüya’yı bir biçimde okuyarak yalınlaşmak, gerçeğe yaklaşmak istersek tabii.

    Örtülü kadına erkeğin boyunduruğuna girmiş, kapatılmış, yok edilmiş, eksiltilmiş ikinci sınıf bir kadın olarak baktığımızda: Bir zaman dilimine ait siyasi veya ideolojik alana tüm evrensel bakış açımızı hapsetmiş oluyoruz.

    Üzeri örtülü olan her gerçeklik, kendisinden ille daha az, ille daha eksik bir anlam ifade etmek zorunda değildir halbuki.

    Kadını örtüsünün içine hapseden bakış, öncelikle onun iç özgürlüğünü hadım eden bir bakıştır bence. Kadının görünüşünü, erkeğin gözüne indirgeyerek onu bu dünyada kadavralaştırmış olursunuz.

    Kadın örtüsünün içinde, örtü onun üzerinde diye tarif edilen ‘durum’ da aslında tam açıklamıyor gerçeği. Çünkü örtü kadının dışında, ondan bağımsız, mesela çantasında ya da kafasında veya üzerinde taşıdığı bir ‘şey’ değil.

    Örtünmek bizzat bir varoluş hakikati. Örtülü kadın: Yalın bir niyetin dışavurumu, sonsuz teslimiyet ve güvenin yansıması olarak da okunabilir. Örtünmek bir emanet olur giderek. O’ndan kalp iradesiyle alınır, O’na iade edilir.

    Uzay boşluğunda bir kadının örtüsüyle temsil ettiği değer, tabir gerektiriyordur artık. Onu ille ‘hararetli’ erkek bakışlarından korunmaya indirgemek, örtünmenin metafiziğinden uzaklaştırıyor bizi.

    Mahalle veya erkek baskısından başka, sosyolojik parametrelerin ötesindeki anlamlarını keşfetmediğimiz sürece: Örtülü kadından geriye ‘ikinci sınıf’ bir nitelik kalıyor hep.

    Örtülü sembollerin neyi temsil ettiğini keşfetmek; rüyasını tabir etmek isteyen kişi olmak değil midir biraz da? Örtülü olanın açılması, bazen, açık olanın örtülmesini gerektiriyor.

    Sözgelimi ancak örtündüğü vakit erkekle kendini eşit hissettiğini söyleyen bir kadının ‘erkek dünya’da örtüsüyle neyi temsil ettiğine veya ‘rüya’sını nasıl tabir ettiğine yakından bakma çabası da bir çeşit ‘empati denemesi’ olabilir. Yargılamak için değil, anlamak için.

    Örtünen kadın için örtüsü öz değil, kabuktur. Daryus Şayegan, örtülü olanın kaldırılması ve açık olanın örtülmesi arasında sürekli bir döngü oluştuğunu söylüyor. O halde örtünmenin somut olarak tanımlanması ve algılanması mümkün değildir:

    “İşte bu durum, sırrın ortaya çıkış yönüdür. Çünkü sır, dizginlenemeyen ve özel bir tanımla sınırlanamayan bir olgudur.” Yaklaşma ve uzaklaşmayı, çekme ve itmeyi, gizleme ve açık etmeyi bir başka biçimde izlersiniz artık. Kadın ile erkek arasında olduğu gibi, insan ile kâinat arasında da sırrın varlığına delalet ediyordur zaten kabuk.

    Örtünün önünde ve ardında kesintisiz olarak devam eden gerçeğin bölünmüş ve parçalanmış olmadığını fark etmişsek, dünyanın sırlı boyutları açılmaya başlar. Kabuklardan birini daha soyabiliriz artık.

    Varoluşun boyutlarındaki sonsuz estetik bir kez görünür olduğunda, ‘içerisi’ ile ‘dışarısı’ arasında hiç kesintiye uğramadan süren o şeyin mahrem adını alan özgürlük olduğunu görürüz.

    Ve bence mahremin her an var olması, insanı çerçevesiz, büsbütün ölçüsüz, kuralsız ve değersiz bırakan, vicdanını esir alan her şeyden kurtarmaya ve giderek özgürleştirmeye başlar. Bunu biraz açayım.

    ***

    Mahrem ortadan kalktığında, içerisi ile dışarısı arasındaki denge bozuluyor. İnsana ait giz ortadan kalkıyor. Görünenin ardında hiçbir şey yokmuş gibi. Göz, kendi metaforundan, metafiziğinden kopuyor.

    Mahrem olmadığında sır da ortadan kalkıyor. Ama gerçeğin örtülü kısmı, tabir edilmeyi bekleyen bir yüzü var. Onu keşfettiğimizde görüyoruz ki: Dünyayı her daim diri tutan sır, zamanların ve mekânların ötesinde devam ediyor.

    Örnek vereyim. Suyu, ateşi, havayı bölüp parçalayamıyoruz. Ama onları kendi amaçlarımız doğrultusunda çerçeveleyebiliyoruz, farklı boyutlara, bambaşka biçimlere dönüştürebiliyoruz.

    Çünkü onlardaki sır, farklı boylamlarda mevcudiyetini sürdürüyor. Mahrem de böyle hiç parçalanamayan bir şey işte. İnsanın vicdanını, iç ile dış arasında kendi özgürlüğünü koruyabildiği o yerde, milimetrik bir dengede tutuyor.

    Mahrem, iç özgürlüğümüzün kimse tarafından ihlal edilemeyen sınırıdır bence. Bir tutam ölçüdür belki. Ölçü olmadan, hudut olmadan özgürlük başıboşluk anlamına geliyor sadece.

    İşte örtünen kadının mahremle olan ilişkisi kadim dünyada olduğu gibi modern dünyada da bir özgürleşme ‘rüya’sı olarak tabir edilmeyi bekliyor.



    leyla ipekçi-taraf gazetesi-17\07\09

  • Nur Talebesi
    Nur Talebesi 11.07.2009 - 19:58

    medeniyet dediğin soymaksa bedeni,
    desene hayvan bizden daha medeni

  • Esra Dağ
    Esra Dağ 24.04.2009 - 22:49

    nur.31(medeni 102)
    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler...
    (bu kadar değildir devamı yazdığım sayfa sayısında vardır.)

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak 23.04.2009 - 03:20

    Basi, daha dogrusu saclari kapamak icin kullanilan cok siradan bir unsurken, ozellikle de son yirmi senede buyuk bir siyasal malzemeye donusen terimdir...

  • Ayşe Sadiye Doymuş
    Ayşe Sadiye Doymuş 20.04.2009 - 00:04

    Rabbim ister ben de seve seve takarım... yok bundan gayrısı.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 19.04.2009 - 21:00

    İsteyen takar isteyen takmaz.Fazla uzatılacak bir mevzuu değil.

  • Necdet Karasevda
    Necdet Karasevda 17.04.2009 - 16:36

    başlardan önce yüreklere örtülmesi gereken nesne.
    yürekörtüsü.
    yüreğe örtülmeden başa örtüldüğünde, hem yürek, hem baş ağrıtan kumaş.
    ve dünyadaki en esir kelime...

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 17.04.2009 - 15:16

    O kadar yürekli ve cesur ki herkesin ondan bir pay almaya çalışması durumu....
    Maalesef sorun haline dönüştürülen....
    Anlamak yerine kullanılmaya çalışılan....
    Herkesin birçok şey söylemesine rağmen kendisi bundan etkilenmeyen.....
    Gözalıcı ihtişamını her daim koruyan ve koruyacak olan....

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 17.04.2009 - 03:08

    Bir bayan üye aşağılandığını yazmış baş örtüsü yüzünden. Onları aşağılayan ayetler kutsal kitaptada var.Okuyan,dikkatli gözlerden kaçmayacak şekilde aleni ve açık seçik.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 17.04.2009 - 02:58

    Ben ideolojik bir tartışmaya girmeyeceğim.Bana tuhaf gelen bu ülkede kadının saçından tahriğe kapılan erkek varsa o ruh hastasıdır. Psikiyatride bu tip hastalar olduğunu bilmekteyim.

  • Ayşe Nurgül Özdemir
    Ayşe Nurgül Özdemir 16.04.2009 - 01:19

    SİZE NE TÜRBANIMDAN


    türban diyerek tutturdunuz

    size ne türbanımdan

    siyasete yutturdunuz

    size ne türbanımdan


    ezmek için kadını

    çıkardınız tadını

    şeriatın adını

    takıp gittiniz türban


    türbanlıyım diyerek

    şiir yazdırmadınız

    yakışmıyor diyerek

    beni azarladınız

    size ne türbanımdan


    ne sağ cıyım ne solcu

    gelip geçen bir yolcu

    siz misiniz tek doğru

    size ne türbanımdan


    türbanlıyım diyerek

    iş bile vermediniz

    türbanlıyım arkadaş

    niye küçümsediniz
    http://www.Antoloji.Com/ayse_ozdemir yazarak bu sayfaya daha hızlı ulaşabilirsiniz.

  • Deniz Özgür
    Deniz Özgür 15.04.2009 - 04:11

    Neyi ne amacla örttüğünü görmemekte ısrar eden zihniyetin,erkeklerin bakislarindan ve akabindeki düsüncelerinden,korunmak icin örtülen bir örtü türü.

  • Rabia Kobal
    Rabia Kobal 14.04.2009 - 23:24

    Helal be insanoğlu...Ondanda rant sağlamayı başardın ya...Pes

  • Mustafa Yıldırım
    Mustafa Yıldırım 14.04.2009 - 20:20

    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne
    Acırım Tükrüğüme Billahi Tükürsem Yüzüne

    M. Akif

  • Canan Demiralp
    Canan Demiralp 14.04.2009 - 04:40

    Erkekleri Kadinlarin saclarini görünce cinsel yönden tahrik olmamalari icin kadinlar tarafindan sacin üzerine örtülerek kamufle edilen ve bu sayede erkeklerin günaha girmesini önleyen kumastan yapilmis bir bez parcasi

  • Miray Şengül
    Miray Şengül 13.04.2009 - 19:55

    bir kişinim yaptığı hatayı herkese mal edemeyiz. Başörtüsü takıpta yanlış davranan birini kınıyoruz fakat bunu başı açık biri yapsa normal bakıyoruz. dışarda öpüşen bir çift görünce ilgimizi çekmiyor yadırgamıyoruz fakat türbanlı bir genç kızın bunu yaptığını görünce kınıyoruz. bir bakıma doğru. şöyle ki başı açık olan birini dini inancını kimse bilemez... belkide türbanlı olanlardan dahada dindardır. ama başörtülü bi kız inancını belli etmiştir ve bu ölçüde dikkatli olmalı ve dinini dahada dikkatli yaşamalıdır. bu şekilde yanlış davranan insanlar tabiki var olacaktırda... önemli olan bir kaç kişinin yaptığı hatayı bütün türbanlılara mal etmemektir..

  • Kara Gözlü
    Kara Gözlü 13.04.2009 - 17:26

    herkez istedigi gibi yasama hakkina sahip.... ister orter basini ister ortmez bu herkesin kendi seçimi digerlerine sadece saygi duymak dusur bence...

  • Limonî Erz
    Limonî Erz 13.04.2009 - 16:03

    cumartesi günü Üsküdarda manzara aynen şu; yanımda başörtülü kız ve sevgilisi. kız bir sürü erkeğin içinde sevgilisinin dizine yattı. kötü bir görüntü ve şokta ben...
    benim için başörtü bu: yani, sadece sim(!) ge.

  • Osmanlim Osmanlim
    Osmanlim Osmanlim 12.04.2009 - 04:02

    Laik bir Türkiye Cumhuriyeti'ymis;
    Siz Laikligin bu ülkeye ne kadar faydasi oldugunu nereden biliyorsunuz! ..
    Laiklik Sultan ll.Abdülhamid'i tahtan indiren ittihat ve terakicilerin düsüncesidir...Ve altinda en son damga Atatürk... Buyurun simdi Laik bir Türkiye Cumhuriyeti...
    Ingiliz Komutani (su anda adini cikaramadim) söyle demistir.
    ''Türkleri hicbir cephede yenemedik bunun sebebi su elimde grdügünüz kara kapli Kitaptir (deyip Kuran-i Kerim-i havaya kaldirmis) ... Eger onlari bu kitaptan uzaklastirirsak artik cephede de yeneriz' demis ve bugüne kdr bati hep bunu yapmaya calismistir ve basarmislardir da...
    Bu millet 500 sene laiklik olmadan yönetilmis gücüne güc katmis..Mesela l.Murad hayati boyunca 34 yavasa imza atmis ve 34'ünü de kazanmistir..Siz bu savaslardaki ruhu göz ardi ederseniz Tarih adina cinayet olur bu... Degisik bir örnek daha vereyim...
    Halid in Velid islam ordularini zaferden zafere kosturan bir sahabe... 2 büyük devlet yikmis...öldügünde 1 kilic 1 atini birakior geriye...ev yok araba yok tarla-tapan yok... Sasani ve Roma imparatrlugu gibi 2 devlet yikmis... bundan 6 asir sonra bu devletin kurucusu Osman gazi'de ölüyor..ve katiplerin dedigi su:
    -Koca imparator öldü geriye 1 at 1 kilic ve 1 de cizme birakti...
    Simdi asil anlatmk istedigim seye gelelim..Yukarda göz ardi edilmemesi gereken O RUH iki örnekte de ilk siradadir..Yani amac ila-i kelimetullah... Dünyada müslümanlik denilince akla gelen TÜRKIYE'dir... Ve Türkiye bu islam bayraktarligini 80 yildir kutsal emanetler bizde olmasina ragmen yapmiyor veya yapamiyor... neden? Her gün yeni bir tartisma acarak gündemi degistirmeye calisan medyamiz bile bati iken siz uyutulmak istendiginiz icin basörtüsü konusuluyor... Sadece bir cümle ile;
    1 Baldiri ciplak bu memlekette nasil müslüman gibi yasiyorsa,kapali bir kadinda istedigi gibi yasama hakkina sahiptir...

  • Serkan Şengül
    Serkan Şengül 11.04.2009 - 00:39

    iman başta değil yürektedir..

  • Buket Bakar
    Buket Bakar 11.04.2009 - 00:32

    öyle bir yerdeyiz ki insanları birbirlerine düşürmel için elinnden geleni yapıyor insanlar
    özgürlük nerde
    insanları rahat bırakın.....

  • Kübra
    Kübra 11.04.2009 - 00:09

    Başörtüsü
    Ne demekmiş
    “Yasak! ”
    İşiniz mi kalmadı
    Yapacak?

    Ne diye karışırsınız
    Saçımıza-başımıza,
    Bizi oyuncağınız mı sandınız
    Bakıp yaşımıza?

    Sebebini anlatamayacağınız
    Çocukça bir devrin hevesinden
    Karşınızdaki en güzel portreleri
    Mahrum ettiniz çerçevesinden!

    Kim demiş, ki:
    “Başörtüsüydü o! ”
    Başımızın -renk renk-
    Süsüydü o!

    Altında saçlarımız,
    Arkadan, ne hoş sarkardı;
    Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...
    Kimimizde, su olup akardı!

    Şu, bu nâmına “Yasak! ” demiş
    Bulundunuz, tezelden;
    Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
    Güzellikten, güzelden!


    Siz, bizden değilsiniz,
    Tanımıyoruz hiç birinizi,
    Çekin başımızdan
    Ellerinizi!

    Bir gericilik tutturmuşsunuz;
    Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...
    Üstelik, ninemizin başımızda
    Taşıdığımız hatırasıdır bu!

    Dediniz: “Çıkacak başınızdan
    Başörtünüz! ”
    Alın -öyleyse- onunla
    Yüzünüzü örtünüz!

    Arif Nihat Asya

  • Nizami Alem
    Nizami Alem 10.04.2009 - 15:33

    ...toleranz göstermek örtenede, örtmeyenede.. ayirimcilik yapmamali..önyargili ve fesat düsüncelerden uzak durmak..

  • Hayrunnisa Egemen
    Hayrunnisa Egemen 10.04.2009 - 15:24

    başörtüsü,bize emredilen bir farzı yerine getirmekle yaşanılan haklı gurur demek....başörtüsü,ne yazıkki bu ülkede okumanın adaletsizliğini,sadece bir bez parçası olrak gören insanların ne kadar zavallı olduklarını hatırlatıyor...

  • Mustafa Yıldırım
    Mustafa Yıldırım 10.04.2009 - 12:24

    Maddi yönüyle bir bez parçası dahi, ideolojik saplantıları ve alçaklıkları teşhir edip milletin nazar-ı ibretine arz etmeye kadirmiş meğer...

  • Harun Tergek
    Harun Tergek 09.04.2009 - 21:57

    herkes dinini ve inancını yaşama hakkına sahiptir,

  • Banu Eker
    Banu Eker 09.04.2009 - 17:12

    bir kısım 'hariçten gazel okuyucular' tarafından adına türban denilen; aslında islamiyetin ayetlerle sabit emri olan ve adı başörtüsü olan; kullananın, başkaları tarafından değil kendince tarifini yaptığı; özellikle ülkemizde -neredeyse- rejim değişikliğine sebep olacak kadar ehemmiyet arzeden; bir metrekarelik bezdir...

    kutsiyeti kendisinde değil, takva üzere kullanılıp kullanılmadığında gizlidir...

  • Seda Aslan
    Seda Aslan 08.04.2009 - 18:08

    kimsenin başörtüsüyle bir işi yok siyasi bir simge olmadığı sürece,eğer milletin din ve inançlarını kullanarak hain planlarını başörtüsüyle kapama ugrasıyorsan işde ozaman göze batar ve batıyorda