Kültür Sanat Edebiyat Şiir

başörtüsü sizce ne demek, başörtüsü size neyi çağrıştırıyor?

başörtüsü terimi Yasemin Orhan tarafından tarihinde eklendi

  • Kayıp Zaman
    Kayıp Zaman

    sadece başı örtmemeli, çok farklı misyonu olan bir görev aslında..
    işin garibi, başörtüsüne laf edenler, örtüyü takana hakaret edenler aslında Allah a düşmanlık ettiğinin, O na karşı geldiğinin ve O nu karşısına aldığının farkında mı????????

  • Murat Akman
    Murat Akman

    Güzel ahlakı gönlüne sarmalamayan birinin başını sarmalaması komik. İkisi bir arada olsa da öyle savunsan örtünü olmaz mı?

  • Abdullah Kaya
    Abdullah Kaya

    HASBİHAL

    İsteyen Allah' a inanır, isteyen inanmaz. İsteyen dine inanır, isteyen inanmaz...Dinde zorlama yoktur. Ancak müminler için farz olan emirleri insanlar yaparken kimse de onlara karışmamalıdır. Bu zaten laikliğin ve kanunun gereğidir.

    Başörtüsü için Nur suresi 30-31 nci ayetler Türkçe meal okunabilir.

    Kalbin takvası ve Rabbin dostluğu içinde Yunus suresi 61-64 ncü ayetler okunabilir.

    Kalın sağlıcakla.

  • Saniye Yıldırım
    Saniye Yıldırım

    Mercimek beyni örtmeye hiçbir çul kadir değildir. Boşuna uğraşmayın.

  • Nurgül Kılavuz
    Nurgül Kılavuz

    Düşünceleri, insanın taşıyabileceği en ulvi değerleri kuvvetle aşmış hatta tüm çirkinlikleri örtmeyi başarabilecek düzeyde kutsallaştırılmış dindarlığı bir şekile sığdırıp bununla kutsiyet yüklenen muhtemel toplum veya kişilerin odaklandığı insandan daha kutsal kabul gören, farklı desen ve renklerin işlendiği içine insanın ruhundan üfürüp adeta şekil verdiği, o oyalı, o boyalı çeşitleri ile insana şiir yazdırabilecek sanki takılmazsa insanı azdırabilecek ölçülerde boyut kazanmış haramın hakkın hukukun önemini sollamış o üstün görev atfedilen o yüce bez parçası

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim

    mavi yazma tez solar ciğerimi dağlama......

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    zavallı türk insanı ...
    konusu hala çaput

  • Maria Puder
    Maria Puder

    Böyle bir siteye taşınması bile amacını aşmış bir araç olduğunu gösterir bir kanıttır.

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim

    vur çapayı çapayı vur kazmayı kazmayı
    yar başına bağlamış oyalıda ipek yazmayı......

  • Hicran Hep Hicran
    Hicran Hep Hicran

    Aslında tesettür kadının zırhıdır, yalnızca başörtüsünden ibaret değildir. Gençliğinde güzelliğini , yaşlılığında ise yaşlılığa bağlı oluşan , gelişen kusurlarını örter gizler korur kadını tesettür.
    Yabancı ve hayli bir yaşlı kadın birdefasında bana , " imreniyorum kapalı kadınlara , benim gibi hergün saçlarına bakım yapmak zorunda değiller " demişti , aslında buna alınmıştım ve anında , bende hergün saçımı yıkıyorum demiştim , evet bu doğruydu. Amacın tesettürlü kadını aşağılamak değildiyse seni tutan mı vardı, madem tesettür kolay sende gir bakalım tesettüre.

  • Zeynep Sekerci
    Zeynep Sekerci

    Saclari örtmek icin kullanilan kumas parcasi.

  • Vetanrı Ağladı
    Vetanrı Ağladı

    Her birey kendinden mesuldür.Din sözkonusu olduğu zaman hepimiz ilahiyatcı oluyoruz fakat bu bilgilerimizi ve uyguladığımız dinin doğruluğunu hiç sorgulamıyoruz.Dinimiz sadece başörtüsünden ibaretmidir veya bukadar mı çok önemli bir konu? Benim bildiğim Allah ile kul arasına kimse karışamaz.Bugün bize dayatılan din gerçek dinmidir.Korkuyorum din diye diye dinden çıktık.Acaba diyorum en önemlisi kalp temizliği güzelliği olabilirmi? :)

  • Devriik Cümle
    Devriik Cümle

    Bundan iki,üç yıl öncesi baş örtülü herkesi dindar,namaz kuran okuyan herkesi iyi niyetli görürdüm...! ! Ama bu sayfaya üye olduktan sonra bir kaç baş örtülü bayan tanıdım,hiç de masum değillerdi hele o Kuranı kerimi okuyupta onca yalan söyleyen insan hala şoktayım..ne kadar masum düşüncelerimi,bozdun şu an kimseye güvenmez oldum..Allahın verdiği o güzeligin ahlaksızlıkları ile bozan insanları kınıyorum....

  • Hüseyin Seyitoğlu
    Hüseyin Seyitoğlu

    Bir aralar yurt dışını gösteren bir program izlemiştim. Hollanda'da başı bağlı Müslüman bir bayan öğretmen, Hristiyan ailelerin ilköğretim çağındaki çocuklarına eğitim veriyordu ve o ülkede bu durum hiçbir sorun arz etmiyordu. Nüfusunun önemli bir kısmı Müslüman olan Türkiye'de bu durumun yıllarca tartışılması çok manidardır. Başörtüsü sanki uzaydan inme bir icatmış gibi muamele ediyor bazı insanlar. O insanlara sormak istiyorum: Kurtuluş Savaşında cepheye mermi taşıyan ninelerimizin kaçının başı açıktı acaba?

  • Sıla Sıla
    Sıla Sıla

    Rabbimin emri,kadına güzellik,yüzüne nur veren örtü...

  • Lami Yiğit Kuşçu
    Lami Yiğit Kuşçu

    Kadınların ibadet yaparken veya mahremleri arasında başlarına taktıkları örtüye başörtüsü denir. YAZAN:LAMİ YİĞİT KUŞÇU

  • Metin Bedir
    Metin Bedir

    hıristiyanlar hazreti isaya sormuşlar yoldan bi kadın geçiyor gördüm günaha girdimmi hazreti isa gördüğünü içinden geçirirsen günah.
    müslümanlar aynı soruyu bizim peygamberimiz hazreti muhammede sormuşlar yoldan bi kadın geçiyor gördük günaha girmiş olurmuyuz peygamberimiz dönüp tekrar bakarsanız günaha girmiş olursunuz.bütün dinlerde gaye amaç kötülüğün ortaya çıkmasını kimsenin kimsenin karısında gözü olmasın gaye bu kadın güzelliğini sadece eşine saklıcak saçlarını saklıcak güzelliğini saklıcak dişiliğini saklıcak ki kimse dönüp bakmasın kötülük ortaya çıkmasın gaye bu baş örtünmedeki gaye kötülüğün ortaya çıkmaması.ama bugün başını örtüpte öyle bi giyinenler varki. başını örtüpte öyle bi makyaj yapanlar varkii. başlarını niye örttüklerinide bilmiyorlar.

  • Selim Toprak
    Selim Toprak

    kapanmak dinin emridir sacini ister eşarpla ister turbanla ister kara carşafla kapa onu insanin maddi gücü bulundu cevre yöre toplum belirler önemli olan kapanmakdir gelişen dünya hirisdiyanlarin ve yahudilerin oldu icin gecen asirda islam dini gericilik olarak lanse edilmişdir özgürlükler cinsellik giyinme v.s baglamida bunun şabkasi olmuşdur İnsanlar ALLAHIN emirlerini sorgular duruma geitirilmişdir

  • Baybars Sultan
    Baybars Sultan

    Başörtüsü inananlar için Allah'ın emridir. Hz. Muhammed (AS) emri sünneti hadisi uygulamasıdır. Yüzyıllarca da böyle gelmiştir. Ayrıca Başörtüsü toplumumuzun bir geleneği adetidir. Başörtüsü binlerce kıyafet şeklinden bir tanesidir. İnsanlar ne amaç için başlarını örterse örtsün kendelerinin bileceği bir şeyken, Neden bazıları bu kıyafet biçimini yasaklar, neden hakaret eder? İnanmıyorsan sen kendin zaten örtmüyorsun senin kıyafetine karışılmıyorda sen neden başkasının örtüsünün nedenini niçinini nasılını sorguloyorsun! Bir de bazı cahil cühala takımı bu başörtüsünü bazı ülkelere milletlere özgü zannediyor. Bu İslamın bir emri olduğu için tüm müslüman kadınları ilgilendirir. Bir ırk veya toplumla özdeşleşemez.Ayrıca tarihimize baktığımızda da yüzyıllardır halkımızın bayanlarının çoğunluğu başörtüsü takmaktadır. Lütfen biraz saygı biraz bilgili biraz da edebli olalım.

  • Gaze Destan
    Gaze Destan

    Bence baş örtü kadınlarımıza Allah tarafından verilen ve cennetül bakiyeye girmek için verilen bir pusula sembolüdür

  • Cemal Gören
    Cemal Gören

    Dinimizin kesin emri... Toplumumuzun önemli hastalıklarından birisi bazı kişilerin kendilerini her konuda fetva makamında görmeleridir. Örneğin birçok izleyici futbolu hakemlerden daha iyi bilir(!) ve devamlı hakemleri tenkit eder. Yorumcu arkadaşlardan birisi söze “Her ne kadar Kuran-ı Kerim'de böyle bir emir olmadığını bilsem de” diye başlayarak aslında hiçbir şey bilmediğini ispatlamış. Bir başkası da din bozguncularının kitaplarından alıntılar yaparak başörtüsünün olmadığını ispat etmeye çalışmış. Halbuki, Nur Suresi’nin 32. ayeti kerimesinin tefsirini Ömer Nasuhi Bilmen, Fikri Yavuz, Ahmet Hamdi Akseki, Asım Köksal gibi din âlimlerimizin ve üyelerinin hepsi de konusunun uzmanı olan akademik kariyere sahip komisyonca hazırlanan Diyanet İşleri Başkanlığının tefsirlerine bakmış olsalardı gerçeği görmüş olacaklardı... Kadınların başlarını başörtüsü ve türban da dahil herhangi bir örtüyle örtmelerinin Kur’an-ı Kerim’in kesin emri olduğunu anlayacaklardı. Ama kimisi bu gerçekleri bildiği halde inkâr ediyor, kimisi de tembelliğinden araştırmıyor. Esasen, İslâm tarihini inceleyenler Peygamberimiz(S.A.V.) ’den bu yana uygulamanın bu yönde olduğunu rahatlıkla görebilirler.

  • Limonî Erz
    Limonî Erz

    'Kuran ayetinde ’başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ’başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen 'HIMAR’ kelimesi ’Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ’örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da 'örtmek' ('hımar') kelimesinin yanına 'baş' ('re’s') kelimesinin ’hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ’hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ’cuyub’ kelimesidir ki, ’yaka’ veya ’göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ’cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ’göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ’cuyub’ kelimesi, ’hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ’bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ’göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ’Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ’Felyedribne’ fiilini de ’örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ’DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ’Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ’DaRaBe’ kelimesini ’Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır.' (S. 373)

    'Evrensel Çağrı, Kur’an Meáli'

    Mustafa Sağ

  • Esma Öztürk
    Esma Öztürk

    :-) öyle içim acıyo ki bu kelimeyi duyunca ne anlatabiliyorum içimdekileri nede anlayabiliyorum tek gerçek başörtüsünün bir farz olduğu ve taşıyamacak yada yakışmayan insanın olmadığı

  • Umut Kuzu
    Umut Kuzu

    Sorun asla ideolojik bir sorun değildir... sosyolojide din inançda bir ideolojidir ki ideoloji de din de bir yaşam biçimidir.. İnanan kullar Rablerinden bir ayet (işaret) emir olarak örtünmeyi emir aldılar ise buna devlet buna rejim buna siz neden mudahale olmaya calısıyorsunuz?
    başörtüsü ile siyasetin asla yeri yoktur... siyaset bunu alet ediyor ise siz inanan ve inandığı gibi yaşayan insanlar buna engel olur..
    nur suresi 31 ayet azhap suresi 67 ayetler ap açıktır.. ALLAH'ın vaadidir örtünün diyor ve böyle yaşayın...
    örtünmek baştan aşağıdır tabiki saçını başını ortupde diğer tarafların açık ise bu idrak anlam sorunudur...

    ALLAH'ın ayetlerini emirlerini inansanız da inanmasanızda lütfen ayağa düşürmeyin ya itaat edin ya çekip gidin... birinin altına iç çamaşırı giymemesi sizi rahatsız etmiyor ise :) bu neden ediyor..
    zihnini gorememekten mi korkuyorsunuz diyorm ben böyle insanlara! ! !
    özel mesaj atarsanız bu konuyu konusuruz

  • Derya Aydın
    Derya Aydın

    başörtüsü bayanların saçlarının görülmemesi için bir güzel desenli,şekilli örtü ile baş tarafını örtmeleri! ...
    Ayrıca dinimizde de belirtilir kadının başının örtülü olması gerektiğini ama şu da bir gerçek günümüz koşulları ile ilk çağlar çok fark ediyor şu günde örtünmek çok farklı düşüncelere ilgi çekiyor örtülen örtünmeyenden daha dedikodu'ya maruz kalabilmektedir...

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Sonuçta inanç terazisi kimsenin elinde değldir,
    kim ne kadar imanlıdır ölçüsünü sadece Allah bilir.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Elbette İNANCIN TEK ÖLÇÜSÜ ÖRTÜMEK DEĞİLDİR.
    İslamın onlarca farzı vardır, bunlar bilinen 54 farz olarak bir arada
    toparlanmıştır. Herkesin bildiği bu şartları isteyen gücü yeten gücü yettiği kadarıyla yerine getirmelidir.
    Kimseye başını örtüyor diye hor bakmamalı,
    kimseyede başı açık diye kafir muamelesi yapılmamalıdır.

  • Orhan Kaya
    Orhan Kaya

    başörtüsü inançtır inançsa yaşam şeklidir. Hiç kimsenin özgürlüğünü kısıtlamıyorsa keyfi nedenlerden dolayı bir insanın inancına diyer bir deyişle dinsel yaşam dünyasına müdahale hakının olmadığına inanıyorum. ben aşırı örtünmenin ve aşırı açılmanın karşısındayım. aşırı olan her şey toplum yaşayışında sorun yaratır. örnek olarak aşırı açıklık teşirciliktir ve karşı cinsi aşırı tahrik eder. bu durum karşısında karşı cinsin aşırı şekilde nefsinin kabarmasını sağlar. bunu gidermenin mantıklı ve yasal bir yolu bulunulmaması durumunda kişi zaman geçtikçe bu türtülerden dolayı biliç altına sapık fikirler yerleşir ve zamanla ruh hali hastalıklı hale gelir bilin bakalım bunun sonucunda ne olur. peki bu tahrik edilen insanın bu hale gelmesini sağlayan etken ne cevabı size birakıyorum. aşırı kapanmanında getireceği sorunlar vardır elbet. yanlız dikatimi bir şey çekti bilmem sizde farkındamısınız. eskiden çıplak insanlara yerli yada yamyam v.b. tabirler kullanılırdı uygar bulunmazlardı. avrupa kadınlarının giyinmeleri yarım saat soyunmaları bir saati alırdı.ozaman bu uygarlıktı zamanla elbiseler azaldı sonra küçüldü. şimdi iş kolaylaştı giyinmek bir dakika soyunmak otuz saniye belkide zamandan tasaruf etmek kim bilir.bu günde uygarlık yamyamlık oldu. galiba özümüze dönmeye karar verdik. Allah hakımızda hayırlısını nasip etsin. biraz konu dagıldı ama iyi oldu.

  • Osman Aslan
    Osman Aslan

    İsteyen inandığından takar, isteyen moda diye.. Sonuçta herkezin tercihine saygı duyulmalı ve de olaya kişisel hak ve özgürlükler açısından bakarak ülkenin önü açılmalı.. İnsanları başı örtülü ve başı açık diye sınıflandırmak çağdaş bir ülkeye yakışmaz zira..

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı

    Göz gördüğü kadar gösterir de. Işığı aldığı kadar, baktığını da aydınlatan, ışığını onda yansıtan bir özelliği vardır gözün. Mesela sevdiğini güzel görür, çünkü uzayda başıboş olarak gezinen güzellik kavramını bir sevgilinin yüzüne tutarak, onda kadrajlar, somutlaştırır.

    Evet, görünmezi görür göz. Fakat ne yaparsa yapsın, kendine bakamaz. Kendini görebilmek için, sevdiğinin gözlerinden yansıyan bakışlara ihtiyacı vardır. Müthiş bir yolculuktur bu.

    Seven ile sevilenin giderek iç içe geçtiği, birbirinde eridiği, birbirini çoğalttığı ve bütünlediği, sonra bazen ayrıştığı, ayrışırken kesiştiği, kesişirken kavuştuğu bu bakış sayesinde gerçeğin bize görünmeyen boyutlarını da görmekteyizdir.

    Gerçeğin aşkın boyutunu gören bu mecazi göz, örtünen bir kadına baktığında yalnızca bir kumaş parçası görmez. Daha fazlası vardır. Örtü, hakikatin aşkın boyutlarına doğru bir yolculuktur öncelikle.

    Aynı şekilde, bu yolculuğa çıkanlar, örtüsü içindeki kadının da tenden ibaret olmadığını görürler. Ailesinin, mahallesinin, devlet otoritesinin baskısıyla örtünen bir kadın konu dışıdır.

    Çünkü başkasının rızası için örtünmek veya herhangi başka birşey yapmak, başkasına kul olmaktır. Ancak sözüne güvendiği ve kalbiyle teslim olduğu sevgilisinin kendisinden beklediklerini kendi iradesiyle yapan âşık bir kadın, her şeyi O’nun için yapmanın kudretini taşıyabilir.

    Ve ancak başkalarının sözüne veya kendi egosunun isteklerine teslim olmayan kadın, ilahi aşkın ‘açık uç’larına doğru yol alacaktır. Bu kadın; cinsiyetinin ötesine geçebilmiştir.

    Seven ve sevilen olmanın cinsiyeti yoktur, sevgili olmaktan başka.

    Demek ki: Örtü nasıl bir kumaş parçası değilse, kalbindeki ‘aşkın irade’yle örtünen kadın da asla yalnızca görünebilir niteliklere indirgenebilen, yalnızca tenden ibaret kalan ve yalnızca bu dünyayla hemcins olan bir kadın değildir.

    “Başörtüsü etrafı görmeyi engelliyor, farklılıkları yok ediyor, herkes birörnek oluyor” gibi çok ‘görünür’ bir bakışa sıkıştırılmış ve hiyerarşik olarak kendi bakışının üstünlüğüne vurgu yapan bir algıyla örtünen kadına bakmak: Kendine bakamayan göz olmaktır.

    Bu gözle örtünen kadına bakmak, onu kadavralaştırmaktır.

    ***

    Hepimiz, biricik olduğumuzu biliriz. Anlam ortadan kalktığında tüm vücutlar benzeyecektir zaten. Farklılaşma çabası ise biricik olduğunu bilen insanı yatay bir eksene mahkûm bırakıyor. Gözü metafiziğinden koparıyor.

    İnsan gerçekliğine birörnekler arasındaki ince ayrıntılarla ulaşmanın mümkün olduğunu bize unutturuyor. Dünyanın görünmez ama bilinebilir bağlantılarını kurmamıza engel oluyor.

    Bize binlerce saat fazla mesai yaptıran birbirimize karşı farklılaşma hırsımız, ironik bir şekilde bizi yeniden benzer kılmıştır bu arada. Dekoltenin derinliğine, kravatın desenine indirgenmiş sığ farklılıklarla insan biricikliğine odaklanmak mümkün müdür?

    Bana kalırsa, herkesin biricik olduğu bir dünyada, asıl esaret, ötekilere kendi biricikliklerinde bakma çabası ortadan kalktığında başlıyor: “Başörtüsü şöyledir böyledir.” Veya “başını örtenler şudur budur.”

    Tüm bu tanımlar, insanı bir ‘göz yanılgısı’na tutsak hale getiriyor. Vicdanının örtülerini örterken, apaçık olan hakikate karşı onu körleştiriyor. Acımasızlaştırıyor. Kendine bakamayan gözüyle yine kendi bakışına tutsak hale getiriyor. Ve dahası, karikatürize bir biçimde kendi egosuna kulluk ettiriyor onu.

    ***

    Kalp iradesiyle, yani aşkla yapılabilen şeyler ibadettir. Kendi eylemini aşan bir ‘sarih’ niyetle yapılırlar çünkü. İnsan gerçekliğinde aşkın bir boyut olduğunun ispatıdır bu aynı zamanda.

    Sevgilinin beklentilerine değil de, egonun beklentilerine teslim olduğumuzda ise tatmin olmak neredeyse imkânsızlaşıyor. Ne örtünerek, ne de açılarak.

    İster inançlı olalım ister olmayalım, örtülü kadın imgesi bize tanrısal söze teslim olmanın ‘görünür’ halini işaret ediyor. Sırlarla dolu bir hakikatin her an mevcudiyetini hissettiriyor. Örtülü kadının gündelik hayat ile metafizik hayat arasında kozmik bir bağlaç olduğunu sezdiriyor.

    Dünya ile gayb arasındaki her çeşit ayrıştırma ve parçalamaları, tüm göz yanılgılarını ortadan kaldırıyor. Ötelerin buradaki izdüşümünü görünür kılıyor giderek. Bakışlarımızı baktığımızla birleştiriyor.

    Örtünmek; sadece doğayla, ötekilerle veya kâinatla ahenk sağlama biçimi değil, aynı zamanda nesnelere karşı bir mesafe alma biçimidir. Eşyanın gizli yüzünü açar.

    Bu anlamda, sosyolojik bir olgunun ötesindedir bence örtünmek. Sosyolojiden ziyade, sanata yakın. Gören ile görünen arasında bir estetik uzay oluşturur. İnsanlığa hem gören hem görünen olmanın imkânlarını sunar.

    Bizdeki kalp zekâsı belki bu sanatsal estetiği görecek kadar yüksektir. Ama vicdanın ve kalbin üzerindeki süslü örtüler, öylesine çamurlu bir sığlığa çekiyor ki bizi, apaçık olandaki gerçek, örtülü hale geliyor giderek.

    Oysa hem seven hem sevilen olmanın yolculuğu, gözden göze kesintisiz bir biçimde sürüyor.




    leyla ipekçi-taraf gazetesi-16\07\09