Kültür Sanat Edebiyat Şiir

atom bombası sizce ne demek, atom bombası size neyi çağrıştırıyor?

atom bombası terimi Cem Nizamoglu tarafından 15.03.2003 tarihinde eklendi

  • Mahsum Kaçmaz
    Mahsum Kaçmaz 14.07.2010 - 14:18

    BİRİ GAZ YAPTIĞINDA 'ATOM BOMBASI' PATLADI SÖZÜ İLE YAPILAN Bİ ESPİRİYE TEKABÜL EDEN İNSANLIĞIN SONUNA GETİREBİLECEK BOMBA..

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 08.07.2009 - 12:35

    Nagasaki'ye, Atom bombasının nasıl natılacağının açıklanması,papazların duyarlı duasıyla bitti.
    Terörizme karşı savaş nasıl mümkün olabilir ki; savasın kendisi terörizmken.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 15.12.2008 - 14:51

    insanın yararına kullanılmak amacıyla iyiniyetle yapılalmaya başlanan,
    Ancak;
    acımasız katillerin elinde,
    insanlığı yok etmek için kullanılan acımasız bir silah haline dönüşen madde.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan 12.10.2008 - 20:42

    kimin ne için yaptığı hala belli değil. herkesin bildiği çok kötü br amaca hizmet ettiği ve ardından daha kötü amaçlı buluşları getirmesi (hidrojen, nötron. nepal bombalar v.s) . kulun ilmi, başka kullara zulüm olmasın.

  • Başak Aksoy
    Başak Aksoy 10.10.2008 - 23:47

    muteşem bir buluşun yanlış amaçlar için kullanılmasından doğan kitle imha silahı

  • Ebru Çavaş
    Ebru Çavaş 08.10.2008 - 14:26

    atom,bomba! ! faworim atom karıncaa :))

  • Rukiye Ünal
    Rukiye Ünal 29.09.2008 - 22:19

    Albert Einsitein'in 'Bir önyargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zor' şeklindeki söylemini hatırlıyor. Baba laf etmiş Albert Amca'm ((:

  • Ali Erdal Acar
    Ali Erdal Acar 27.09.2008 - 22:46

    Birgün Amerikanın başında patlamasını istediğim bomba türü...Bir yandan da masum insanlara acıyorum ama maalesef Amerikan katiller onca Japon a acımamıştı... ooofff offfff

  • Rosa Rosarum
    Rosa Rosarum 22.09.2008 - 03:11

    İnsanlığın yüz karası...!

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 20.09.2008 - 11:44

    Tarih: 1945...

    Yer: Japonya (Hiroşima ve Nagazaki...)

    Atom bombası, Japon kamikazelerle bir türlü başa çıkamayan, Pearl Harbor'u hazmedemeyen Amerika'nın intikamıdır...

    Başka da bir şey değildir...

  • Hacer Suadiye
    Hacer Suadiye 17.09.2008 - 11:20

    teknolojinin en iyi örneklerinden biri olmasına rağmen günümüzde bir vahşet unsurudur.hiroşimayı düşünürsek eğer gerçekler içler acısı bir durum çıkıyor orrtaya

  • Songul Kursun
    Songul Kursun 24.10.2007 - 17:00

    atom bombası...
    hem vahşetin hem de teknolojinin doruk noktası.
    yapılış amacı her ne kadar savaşı durdukmak olsada günümüzde tek yararı tehdit unsuru olma.

    atılan atom bombası ne sadece o bölgeyi, ne sadece o ülkeyi ne de o kıtayı etkiler.

    öyle bir güç ki, öyle bir kontrolsüzlük ki tüm dünyaya zarar veriyor ve ne yazık ki bazıları hala bunu farketmiyor! ! !

  • Gani Kapicigil
    Gani Kapicigil 17.10.2007 - 20:07

    kalleş ABD; tabii ki hiç atmamanı isterdim ama madem attın şu zıkkımı o masumların ne suçu vardı...şu pkk nın tepesine bir tane kondursaydın yaa...

  • Doğancan Toprak
    Doğancan Toprak 15.10.2007 - 20:54

    keşke zenginleştirilmiş sevgi dostluk kardeşlikle yapılsaymış,,,,,,,uranyumla değil! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !

  • Silva S
    Silva S 04.10.2007 - 18:56

    zamaninda babaymis bombalarin babasi

    yaslandi eski nami sohreti kalmadi

    ne de korkardik atom bombasi amerika nagazakiye atmis da
    ovvv

    bizim de varmis atom bombamiz
    bilmiyom bombalariyla ovunen toplumlar size normal geliyor mu

    zeka urunu bir bomba evet de aptallarin elinde

  • Can Can
    Can Can 01.10.2007 - 23:24

    genelde zenginleştirilmiş uranyum atomuyla yapıyolar,,şunu zenginleştirmeden yapsanıza yazık kızlara....

  • Can Can
    Can Can 01.10.2007 - 23:24

    düştü yeri mefta eder...silip süpürür...işin kötü yanı kızlarda ölüyo..o kadar güzelim kızlar. bi anda silinip gidiyo....

  • Serdar Akın
    Serdar Akın 01.10.2007 - 18:39

    gözle görülmeyen bir atom çekirdeğinin yaptığı işe bak, kıssadan hisse güçle imanın kimde olduğu belli olmas :)

  • Serap Dal
    Serap Dal 01.10.2007 - 17:16

    AHMAKLAR
    Isaac ASIMOV

    Naron uzun ömürlü olan Rigel ırkındandı ve ailesinin galaksi kayıtlarını tutan dördüncü üyesiydi.

    Naron'un büyük bir defteri vardı. Buna galaksilerde kafaları gelişen çok sayıdaki ırklar kaydediliyordu. Daha küçük bir deftere ise, olgunlaşarak Galaksi Federasyonuna girmeye hak kazanan ırklar yazılıyordu. Birinci defterde bazı isimler çizilmişti. Çünkü onlar şu ya da bu nedenle başarısız olmuşlardı. Şanssızlık, biyofizik veya biyokimyasal kusurlar, topluma ayak uyduramama neden oluyordu buna. Ama küçük deftere adları geçirilen hiçbir üye o zamana kadar silinmemişti.

    Bir haberci yaklaşırken iriyarı ve son derece yaşlı biri olna Naron da başını kaldırdı.

    Haberci, 'Naron' dedi. 'Ulu insan.'

    'E, ne var? Şu merasimi bir tarafa bırak.'

    'Bir grup organizma daha olgunluğa erişti.'

    'Harika! Harika! Artık daha çabuk olgunlaşıyorlar. Bir yıl geçmiyor ki, yeni bir üyemiz olmasın. Peki kim bu grup? ' haberci, galaksinin kod numarasını ve onun içindeki dünyanın koordinatlarını verdi.

    Naron, 'Ah,' dedi. 'O dünyayı biliyorum.' Ve süslü bir yazıyla adı ilk deftere yazdı. Sonra ikincisine de kaydetti. Adet olduğu için o dünyaya en kalabalık toplumun verdiği adı kullanıyordu. Naron, 'Arz...' diye yazdı.

    'Bu yeni yaratıklar bir rekor kırdılar,' dedi. 'Başka hiçbir grup akıldan olgunluğa bu kadar çabuk geçmedi. bir hata olmadığını umarım.'

    Haberci, 'Hata yok efendim.' diye cevap verdi.

    'Termo-nükleer enerjiyi öğrendiler değil mi? '

    'Evet efendim.'

    'Eh, ölçümüz de bu.' naron güldü. 'Ve yakında uzay gemileriyle gelecek ve federasyonla bağlantı kuracaklar.'

    Haberci istemeye istemeye, 'Ulu efendim,' diye mırıldandı. 'Gözlemcilerimiz onların henüz uzaya açılmadıklarını bildirdiler.'

    Naron şaşırdı. 'Hiç mi açılmamışlar? Bir uzay istasyonları da yok mu? '

    'Henüz yok efendim.'

    'Ama maden termo-nükleer güçleri var... Deneyler ve patlatmalar nerde yapılıyor? '

    'Kendi gezegenlerinde, efendim.'

    Altı metre boyunda olan Naron ayağa kalkarak 'Kendi gezegenlerinde mi? ' diye gürledi.

    'Evet, efendim.'

    Naron ağır ağır kalemini çıkararak küçük deftere yazdığı son adı çizdi. O zamana kadar görülmüş bir şey değildi bu. Ama Naron çok akıllı bir insandı ve galaksideki herkes gibi o kaçınılamayacak sonucu görebilirdi.

    Adam, 'Ahmaklar...' diye homurdandı.

  • Kawa Hesıni
    Kawa Hesıni 30.09.2007 - 17:06

    hiroşimadır nagazakidir..ve kimse tam bilmesede enfal operasyonunda sadam tarafından katledilen mazlum kürtlerdir paramparça bedenleriyle..ve belki daha birçok biryerde duymadığımız sessiz kıyımlardır...


    einstenin bu işte bir kusuru yoktur...çünkü o bir bilim adamı ve yahudilikle de din olarak hiçbir alakası yoktur...öyle olsaydı israil cumhurbaşkanlığı önerilince kendisine kabul ederdi; elinin tersiyle çevirme yerine...

    ha birde ülkemizde de incirlik üsünde çok sayıda atom bombası olduğuna dair bilgiler dolaşıyor...umarım yalandır..

  • Sıddık Ladin
    Sıddık Ladin 13.05.2007 - 17:10

    Fizyon tipi çekirdek tepkimesine dayalı atom bombalarında yüksek zenginlikte (saflıkta) Uranyum (235U) veya Plütonyum (239Pu) kullanılılır. Günümüzde üretilen bombalar daha çok plütonyum içeriklidir. Bu yüksek zenginlikte malzeme, zenginleştirme tesislerinden ya da nükleer reaktörlerden elde edilmektedir.

    Zincirleme çekirdek tepkimesinin gerçekleşmesi için, ortamın kritik adı verilen seviyede ya da üstünde olması gerekmektedir. Bunun sağlanması için gereken belli miktarda kütle ve bu kütlenin de belli bir hacimde olmasıdır. Bu gereken en az kütleye kritik kütle, hacime de kritik hacim denir. Atom bombalarına kritik kütle sağlanacak miktarda malzeme konur fakat bu malzeme öyle bir dağınık yerleştirilir ki, kritik hacim şartı sağlanamaz ve bu sayede bomba beklerken ya da taşınırken tamamen güvenli bir şekilde durur.

    Atom bombasında patlamanın gerçekleşmesi için nükleer malzeme dışında iki ayrı önemli bölüm daha vardır. Bunlardan biri tetiklemeyi yapacak olan fünye diyebileceğimiz parçadır. Genelde dinamit kullanılır. Bombanın patlaması için bu az miktardaki dinamit ilk olarak patlar ve patlamanın etkisi ile dağınık nükleer malzeme bir ayara gelerek kritik hacme ulaşır. İkincisi ise nötron kaynağıdır. Artık kritik kütlede ve hacimde olan malzemede zincirleme çekirdek tepkimesini bu nötron kaynağından çıkan nötronlar başlatır ve bundan sonrası kontrolsüz bir biçimde devam eder ve patlama gerçekleşir. 1945 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin attığı bombalar Japonya'yı neredeyse yok etmiştir.Termonükleer bombanın bulunmasından sonra atom bombası taktik silahı olmuştur

  • Tamer Öztürk
    Tamer Öztürk 03.03.2007 - 09:58

    einstein'ın en büyük aptallığı.yazık

  • Serkan Serinkan
    Serkan Serinkan 31.12.2006 - 03:45

    yarım asır önceki süper gücü belirleyen unsur.. Almanyadan kaçıp Amerikaya verdi bunu bilimadamları.. hitler delisi olmasaydı, dünya başka olurdu..

  • Tuna Eflak
    Tuna Eflak 31.12.2006 - 02:43

    Yahudi Einstein sözde barışçıl amaçlarla yapmıştı!

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 03.12.2006 - 23:12

    dua edelim bu silah sadece amerikada vardı.(2.Dünya savaşında)
    yoksa mussolini hitler ve deli japonya hiç düşünmeden kullanırlardı...
    ve şu bir gerçekki büyük güçler başarısızlığa uğradıklarında sürekli kahpece yöntemlere başvurmuşlar....
    Vietnam kimyasal silah...Lübnan misket bombaları....Cezayir biyolojik silah...

  • Cemal Eroğlu
    Cemal Eroğlu 19.09.2006 - 21:07

    maddenin içindeki atomların enerji verilerek parçalanması ve bu parçalanma sonucu çok büyük bir enerjinin ortaya çıkması

  • Harun Çat
    Harun Çat 06.09.2006 - 18:10

    zehirli mantar....
    (bomba patladıktan sonraki şeklini görmeyenler duruma fransız oğlu fransız kalır)

  • Serkan Serinkan
    Serkan Serinkan 06.09.2006 - 16:14

    manzarası gözlerimi yaşartır...

  • Ekin Demirkaya
    Ekin Demirkaya 29.07.2006 - 21:03

    einstein ilk çekirdek tepkimesini gerçekleştirip nötronu çekirdekten kopardıktan sonra bazı beyinler onu dünyaya yetecek büyük bir enerji ortaya çıkarmakta kullanmak istedi.ancak geri kalanlar; atom bombasının çok sayıda insan ödürebileceğini düşündüğü için cinayet silahı gibi kullandılar.bunu yapanlar,dna şifreleri hayvanlarınki ile değiştirilmiş olanlardır

  • Emrecan
    Emrecan 16.07.2006 - 06:00

    manhattan project.... ve alman bilim adamları.....

  • Selma Ege
    Selma Ege 07.06.2006 - 17:25

    atom bombasi dunyayi tehtid eden bir icat.fakat insanlik su icadi iyi isler icin kullanmiyorlar ama tam tersine lider olmak amaciyla dunyayi tehtid edip duruyolar.hastaliklar,kuresel isinma neden olusuyor.ozon tabakasi neden daha cok buyuyor;
    bunu neden kimse anlamak istemiyor,insanlik amerikanin eline kaldi. bir adamin yuzunden dunyada doga degisime ugramaya baslamis faziyette.
    sizce'de oyle degilmi;

  • Ahmet Naş
    Ahmet Naş 27.05.2006 - 20:28

    atom bombasısını ilk bzim kanka ayştayn yapmıstr nasıl yazıldıgını bılmedıgım içöin ozr dılerım sizce neden bu dunyanın ıklımı bozuldu? ? sıze soyluyyım cunku amerikanın uzak olan kıtalarında patlatıldıgı için dunyanın dengesı bozuldu dunyanın en buyukl ve en korkutucu bombası hıdrojen bımbasıdır hıdrojen bombası ancak atom bomnbsının ısıyla patlayabılır oo ısıyı ancak o yapabılır 50000 bın dereceyı atom bombnası yapabılır sizi siz olun sakın bomba merkalısı olmayın cunku bı gun uyanısınız ruyadan ben ne yapıyorum dersınız bomba merkalsıı olursanız amerakaya gıdın sıze maas baglarlar bende sıze onerı bır gun uzylılar basarsa oz aman kullanırız atom bombalrı ınsanlara kulanılacak bır ıcat degıl bu bomba blıyosunz cınlılerı adamlara bomba attılar sımdı goruyosunuz atom larda kecı ınbadı var ya dunyaya sıgmıyacaklar dunyayı ıstıla edecekler işte atom bombasının atrıjhcesı bu benım dusuncem de bencede gercegı buuu.......

  • Alper Aydoğan
    Alper Aydoğan 23.02.2006 - 00:11

    Einstein Füzyon reaksiyonunu gerçekleştirebildiği için sevinirken,farkında olmadan atom bombasını icat etmiştir...zaten farkında olsa yaparmıydı diyceksiniz...bende hayır yapmazdı derim...
    babacan adamdı kendisi... :))

    Madem Türksün,Göster Korksun! !

  • Caddy Gamze
    Caddy Gamze 15.02.2006 - 20:24

    atom bombası malsef ölümü yok olumu çağrıştırıyor.

  • Muharrem Çakmak
    Muharrem Çakmak 08.02.2006 - 10:42

    Caresiz İnsanların, İnsanları odun gibi yakıp Tarihi değiştirmek için ama aslında İsimlerini değiştirebildikleri bir utanç belgesidir.

  • Selin Kayık
    Selin Kayık 01.12.2005 - 19:17

    cani oyuncağı

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 12.11.2005 - 20:44

    Ülkelerin birbirini tehdit etmek için kullandığı sahip olunduğu takdirde kendi başına nükleer güç gövde gösterisi anlamı taşıyan bir silah..

  • Yilbasi Unal
    Yilbasi Unal 04.11.2005 - 01:25

    caresiz cocuklarin cigliklarini cagristiriyor.

  • Yasin Çu
    Yasin Çu 22.09.2005 - 18:32

    kendisi küçük etkisi çok büyük.

  • Sıla Özde Yatar
    Sıla Özde Yatar 22.09.2005 - 18:10

    6 ağustos 1945-hireoşima, 9 ağustos 1945- nagazaki!
    kapıları çalan benim
    Kapıları çalan benim
    kapıları birer birer.
    Gözünüze görünemem
    göze görünmez ölüler.

    Hiroşima'da öleli
    oluyor bir on yıl kadar.
    Yedi yaşında bir kızım,
    büyümez ölü çocuklar.

    Saçlarım tutuştu önce,
    gözlerim yandı kavruldu.
    Bir avuç kül oluverdim,
    külüm havaya savruldu.

    Benim sizden kendim için
    hiçbir şey istediğim yok.
    Şeker bile yiyemez ki
    kâat gibi yanan çocuk.

    Çalıyorum kapınızı,
    teyze, amca, bir imza ver.
    Çocuklar öldürülmesin,
    şeker de yiyebilsinler.

    NAZIM HİKMET

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 21.09.2005 - 17:18

    bulana bravo, kullanana oha! dedirten buluş.
    ben seni seviyom atomik bomb :) atılmadığın sürece...

  • Alim Vedat
    Alim Vedat 08.05.2005 - 16:15

    Bizim evde üreticisi mevcut...

    Örneklendirme: 'Ben atom bombası kokladım...'

  • İlkay İlhan
    İlkay İlhan 02.05.2005 - 00:23

    erkek adam atom bombası kullanmaz savaşta...
    yiğit olan göğüs göğüse savaşır...
    yiğitlik ne mi?
    Bizden,Türklerden başka hiç bi ulusta olmayan şey...
    çok şükür...
    ...
    atom bombası'da yok bizde ama olsun...

    (kendi küçücük marifeti büyük lanet olası bi icat...
    kim bulduysa allah belasını versin atom bombasını ve tüm kitle imha silahlarını)

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 07.04.2005 - 17:10

    Cabir bin Hayyan, modern kimyanın babası sayılır. Bundan 1200 yıl önce atom bombası fikrini ortaya atmıştır. “Atom parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir güç meydana gelir ki, Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın kudret nişanıdır.” demiştir.

  • Polat Yılmaz
    Polat Yılmaz 10.03.2005 - 16:18

    bilimin bir özelliği de evrensel olmasıdır. ama ülkeler bazında bu böyle değildir. devletler bilimde diğer ülkeleri geçip onlardan üstün teknolojiye sahip olmayı ve gerekirse onları yok etmeyi istedikleri için buluşlarını tüm insanlığın hizmetine sunmak yerine bencilce davranıp sadece kendi insanlarının hizmetine sunmaktalar. diğer insanlarla paylaştıkları teknolojik buluşları da diğer ülkeleri kendine bağlı kılmak için kullanmaktadırlar. atom bombası bilimin karanlık yüzüdür.

  • Borahan Bilen
    Borahan Bilen 29.12.2004 - 19:58

    Evet Atom Hiroshima ve Nagasaki de binlerce can almış,hala anormal doğumlar ve kimyasal yanetkiler görülmektedir..
    Şunu unutmayalım,eğer atom o dönemlerde Japonlarda olsaydi bunu tereddütsüz kullanırlardı..Çünkü Japon istilasi (o dönemler) kesinlikle Nazi Almanyasindan etkilenmiş,tüm dünya milletlerini kendi sitemlerine köle etmek için yola çıkmış,soykirici bir davaydı..Hatta kendileri ulu irk tan yani güneş imparatorluğundan gelmekteydi diğerleri ise gerekirse temizlenmeli gerekirse yararlı olanları japon toplumuna köle edilmeliydi...ilk işleri Koreli genç kadinlari ev hanımlarini,anneleri toplayip,Japon askerlerinin yararlanacağı bir genelev açmak oldu...Evet,hersavaşta tecavüz olur ve bunlar bireysel boyutlarda kalir,ama Japonlar birgün hesap vereceklerini düşünmeden dünyanın ilk askeri genel evini devlet eliyle açmış,burada sivil kadinlari çaliştirmiştir...
    Ayrica ABD ile bariş süreci başlatip,bu esnada Pasifikte ilerleyen savaş gemilerini saklamış ve Pearl Harbor limanini savaş ilan etmeden yerle bir etmiştir..(hiç bir devlet savaş ilan etmeden diğerini vuramaz,Hititlerde bile bu böyledir.Sebebi; sivillerin savaştan etkilenmemesi için zaman kazanmak veya zaman vermektir) ...Ayrica Japonlar ABD yolcu gemilerini de vurarak,ABD yi zorla savaşa sokmuşlardir...ABD babamin oğlu değil ama lütfen ABD düşmanliği aşkina o dönemin faşist ve saldırgan Japonyasini kimse melek yurduna sokmasin.Evet ABD dünya Jandarmasi rolüne bürünmüş,despot bir rejimdir,ama unutmayalim,bugün Japonya ABD nin yerinde olsa tüm ulusları atomlardi....Yinede ölenlere,yaralanlara insanlik namina acıyorum,Allah kimselere bu şekil acılar yaşatmasin...

  • Borahan Bilen
    Borahan Bilen 29.12.2004 - 19:37

    Atom bombasi ilk kez Almanlar tarafından geliştirilmiş olabilir,ama atom fiziği nin ilk bahsi M.S 744 yilinda Harran Üniversitesinde yetişmiş ünlü fizikçi İbn-i Harrani tarafindan ele alinmıştır..Harrani,maddenin en küçük yapı taşlari bölünürse bunun Bağdat i yokedecek kadar bir güç doğurabileceğini söylemektedir..(Bağdat o zamanlarin metropolisiydi)

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 28.12.2004 - 22:19

    hiroşima ve nagazaki...

  • Ramazan Canaz
    Ramazan Canaz 20.11.2004 - 22:30

    kimin tarafından icat edildiği önemli olmasada ilkn olarak almanlar azot

    atomunu parçlayarak bir çığır açtı tahrip gücü ve etkilerinden bahsetmeye gerek yok ilk kullanılanı 13 kiloton gücündetdi bu güne kadar kullanılan en güçlüsü 40 megaton kuvvetindeydi (bir megaton =

    1000000 ton dinamitin patlamasına eşdeğer) bu silahı elinde bulunduran

    sonumuzu getireceklerine inanıyorum.o gün gelinceye kadar bizde

    bu silahın getirilerinden faydalanmalıyız

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 05.08.2004 - 18:18

    Yine sirenler çalmaya başladı. Henüz 4-5 yaşındaki Ken ve kardeşi Şinci artık sirenlere alışmışlardı. Kovalamaca oynarcasına sığınaklara kaçtılar. Arkalarından anne ve babaları da geldi. Babası savaşa katılmadığı ve sadece ailesi için uğraştığından, diğerleri tarafından 'vatan haini' kabul ediliyordu. O buna aldırmıyor, savaşın kötü birşey olduğunu söyleyip, karısı ve çocuklarının karnını doyurmak için didiniyordu. Ken babasına sordu: 'Baba savaş ne zaman bitecek? ' Babası önce başını önüne eğdi, sonra gülümseyerek, 'Çok yakında oğlum, çok yakında! ' dedi. Ken ve Şinci oynamaya devam ettiler. Siren sesleri kesilince dışarı çıktılar. Hayat yine normale dönmüş gibiydi. Havada uçaklar görünmüyordu. Birlikte evlerine döndüler. Ken'in annesi hâmileydi. Ken üçüncü kardeşini büyük bir sabırsızlıkla bekliyordu. Fakat savaştan ve yeterince yiyecek bulamamaktan dolayı anne yorulmuş ve halsiz düşmüştü. Ken bunu görüyor ve bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu. Ama elinden ne gelirdi ki! ? Ne çalışabilir, ne de yiyecek bulabilirdi. Düşündü, mutlaka yapabileceği bir şeyler olmalıydı. Komşusu olan yaşlı teyzeye annesinin durumunu anlattı. Yaşlı teyze, annesinin alabalık yemesi gerektiğini, böylece sağlığına kavuşacağını söyledi. Bu Ken'i daha da üzmüştü. Alabalığı nasıl satın alabilirdi? Önce yakındaki göle gitti. Fakat pislikten, orada hiç mi hiç balık kalmamıştı. Sonra yanına Şinci'yi alıp şehre indi. Saraya benzer bir evin kenarından geçerken, Ken'in gözü havuzdaki balıklara çarptı. Bunlar alabalık olmalıydı. Hırsızlığın kötü birşey olduğunu biliyor, ama annesine karşı duyduğu sevgi bu düşüncesini aşıyordu. Bahçeye sessizce girdiler. Küçücük havuzdan bir alabalığı yakalamak çok uzun sürmedi. Evin sahibi sesleri duymuş olmalı ki dışarı çıktı. Bahçe duvarından atlayan iki çocuğu gördü ve 'Durun! Hırsızlar! ' diye bağırdı. Ken ve Şinci var güçleriyle kaçtılar. İzlerini kaybettirdiklerini düşündüler. Eve vardıklarında anneleri hasta uzanmış yatıyordu. Ken sevinçle annesinin yanına geldi. 'Anne! ' dedi, 'Artık iyileşeceksin, bak sana alabalık getirdik! ' Annesinin gözleri doldu. Hasta ve yardıma muhtaç olmasının üzüntüsü ve çocuklarından karşılık bulmanın işaretiydi bu gözyaşları...
    Sonra birden kapı çalmaya başladı 'Açın kapıyı, burada olduğunuzu biliyorum, hırsızlar! ' diye bağırıyordu kapıdaki ses. Baba kapıyı açtı. Kapıda iki adamıyla beraber, balığı çaldıkları evin sahibi duruyordu. Olayı ev sahibinden duyan babası çok üzüldü. Ken ve Şinci anneleri için balığı çaldıklarını gözyaşlarıyla itiraf ettiler. Balık sahibi içerde yatan anneyi görünce kalbi yumuşadı. Çaresizliklerini hissetti ve onları affetti. Baba hem Ken'e kızmış, hem de onunla gurur duyuyordu. Annesi için böyle bir tehlikeyi göze alması övülecek bir olaydı. Ne de olsa daha çocuktu. O gece herkes, ertesi sabahın artık güzel olacağını hayal ederek, büyük umutlarla uyudu.

    Yine sabah oldu. Güneşli bir gündü. Şinci, abisi Ken'i uyandırdı. Annesi ve babası çoktan kalkmışlardı. Anne daha sağlıklı görünüyordu. Babası ise hamallık yaptığı arabasını kilerde tamir ediyordu. Şinci annesine yardım edeceğini söyleyerek mutfağa gitti. Annesinin karnında taşıdığı bebeği dört gözle bekliyordu. Ne de olsa abi olacaktı artık. Hattâ ismini bile düşünmüştü. Kız olursa Şino, erkek olursa Masaşi olacaktı.

    Ken dışarıya çıkmak için ayakkabılarını giyerken kapıdan içeri binlerce karıncanın girdiğini gördü. Çok şaşırdı. Bunun sebebi ne olabilir diye düşündü. Yiyecek arıyor olabileceklerini hayal etti. Sonra dışarı çıktı. Gökyüzü masmaviydi. Birden havada gözüne bir şey çarptı. Bu bir bombardıman uçağına benziyordu. Sirenler çalmıyordu. Japon uçağı olabileceğini düşündü. İşte bu uçak tarihe kara harflerle yazılacak olayın başrol oyuncusuydu: Enola Gay... Uçağa bu ismi vermişlerdi. Hiroşima'da medeniyet kâsesini paramparça edecek uçaktı bu. Atom bombasını Hiroşima'nın tam ortasına atmakla görevliydi.

    Ken yürümeye devam etti. Uçağı çoktan unutmuştu bile. Enola Gay, 'bombayı bırak! ' emrini aldı ve bombayı yavaşça Hiroşima semalarına saldı. Ken tam o sırada bir duvarın kenarında, çözülen ayakkabı bağını bağlamakla meşguldu. Büyük bir gürültüyle bomba patladı. Bir anda ortalık müthiş bir aydınlıkla kaplandı. Bomba, büyüyen bir mantar halindeydi. Yakıcı bir rüzgâr her yeri dalga dalga sarıyordu. Binalar, yerle bir oldu, insanlar anında kül olup savruldular. Kimileri taşlaştı. Kimileri ölmediler ama yürüyen cesetler gibiydiler. Bütün vücutları yanmış halde hareket ediyorlardı.

    Ken yavaş yavaş kendine geldi. Duvar onu korumuştu. Etrafa baktı, yanıp kül olmuştu bütün evler. Hemen kendi evine koştu, annesini gördü, ne olduğunu hâlâ anlamamışlardı. Atom bombası hayallerinden bile geçmemişti. Annesiyle sarıldılar. Eve koştular...

    Ev yıkılmış ve alevler içindeydi; babası ve Şinci bir kütüğün altında kalmışlardı. Alevler yavaş yavaş kütüğe yaklaşıyordu. Ken kütüğü hareket ettirmek istedi. Ama bir türlü kaldıramıyordu. Kütük çok ağırdı. Şinci 'Abi! Abi! Çok sıcak! Kurtar beni! ' diye bağırıyordu. Babası da hareket etmeye çalışıyor ama bir türlü olmuyordu. Babası Ken'e artık bırakmasını söyledi. 'Gidin! Sizin yaşamanız gerek! Annen hamile, o sana emanet' dedi! Ken reddetti; 'Olamaz! Sizi bırakamam! ' dedi. Ama elden ne gelirdi? Biraz daha orada kalırlarsa Ken ve annesi de yanacaklardı. Ken gözyaşlarıyla onları orada bırakıp annesiyle uzaklaştılar. Şinci'nin 'Çok sıcak! ' bağırışları, ne kadar uzaklaşsalar da Ken'in kulağında çınlamaya devam etti. Her taraf alevler içindeydi; korkunç, çürüyen cesetlerle doluydu her yan. Evler yıkılıyordu. Ken çok korktu. Kimsenin olmadığı bir yere gittiler. Anne yorgundu ve yemeğe ihtiyacı vardı.

    Sabahı beklemeye karar verdiler...

    Sabah oldu. Askerler beklemeden cesetleri temizlemeye gelmişlerdi. Cesetleri toparlayıp denizin ortasında yakıyorlardı. Ken şehre indi, önce evlerinin enkazından babasının ve Şinci'nin kemiklerini, ağlayarak aldı. Annesiyle beraber onlara bir mezar hazırladırlar.

    Sonra yiyecek aramaya gitti. Yürürken bir evin deposuna gözü takıldı. Çuvallar vardı. Bunların içinde pirinç olabilirdi. İçlerine baktı. Evet pirinç doluydu, ama hepsi kül olmuş. Önce üzüldü. Sonra arkadaki çuvallara göz attı. Onlar yanmamıştı! Çok sevindi. Annesinin yanına vardığında onu sancıdan kıvranır halde buldu. Doğum sancısıydı bunlar. Annesi battaniye, leğen ve su getirmesini söyledi, 'bir doktor bul' dedi. Ken doktor bulamadı. Bütün doktorlar yaralılarla uğraşıyordu. Doğumu kendileri yaptırmak zorunda idiler. Ken önce korktu, ama yapacak birşey yoktu...

    Anne doğum yaptı. Bir kız çocuğu idi doğan. İsmini Şinci'nin istediği gibi 'Şino' koydular. Ken Şino'yu kucağına aldı. 'Şinci! ' diye bağırdı, 'Kardeşin doğdu artık, ismini de Şino koyduk! ' dedi. Çünkü bu çocuğun doğumunu belki anneden çok Şinci görmek istiyordu. Annesi gözyaşlarını tutamadı. Sonra Şino'yu kucağına aldı ve alevler içindeki şehri ona göstererek, 'İşte! ' dedi. 'Senin abini ve babanı bizden çalan savaşın şehre verdiği zarar bu! '

    Anne, sütünün az olduğundan yakınıyor ve süte ihtiyaçlarının olduğunu söylüyordu. Yeterince beslenemiyorlardı ki sütü olsun. O sırada yağmur başladı. Fakat simsiyahtı yağmur damlaları. Bunlar atom dumanının yol açtığı yağmurlardı; seneler sürecek radyasyon etkisinin en büyük sebeplerinden birisiydi bu.

    Ken yağmurun siyah olmasına çok şaşırdı ve ürperdi. Neler oluyordu?

    Şehre indi, süt aramaya koyuldu. Bir evde temizlik işi buldu; karşılığında süt alacaktı. Ev sakinlerinin kendi aralarında konuştuklarını dinledi! Artık Hiroşima'da bir tane ot bile bitmeyecekti, burası yaşanmaz bir yer olmuştu. Çok üzüldü. Ne de olsa kendi memleketi idi. İşi bitince ev sahibi ona bolca süt verdi. Sevinçle annesinin yanına döndü. Şino annesinin kucağında hareketsizdi. Anne sessizce oturuyordu. Ken, 'Anne Şino'ya süt getirdim! ' diye bağırdı. Anneden ses yoktu. Yaklaşınca Şino'nun bembeyaz ve soğuk siması gözüne çarptı. Annesi acı içinde fısıldadı: 'Artık süte gerek yok oğlum. Şino öldü! '...

    Onu da Şinci'nin yanına gömdüler. Ken, onların şimdi beraber olduklarına inanıyordu. Ve savaşsız mutlu bir dünyadaydı onlar. Bundan emindi.

    Ken ertesi gün şehri dolaştı, birden saçlarının top top döküldüğünü fark etti, sebep neydi? Bir türlü anlayamadı. Yeterince yiyemediğindendi belki de. Şehrin yukarısındaki eski çayıra gitti. Kendini çok iyi hissetmiyordu. Midesi bulanıyor, yıkılacak gibi oluyordu. Çayır kapkaraydı. Ürktü, çalıştığı evdeki sakinlerin konuştukları aklına geldi. Gerçekten bir tane bile ot bitmeyecek gibi görünüyordu. Yine başı dönerek yüzüstü yere yığıldı. Başının tam önünde yaprakları yeni çıkmış bir fide gördü. 'Aman Tanrım! Meğer yalanmış! Ot çıkıyor! Yaşasın! ' dedi. Sevinçle otu seyrederken, vücudunun uyuştuğunu hissetti. Gözleri yavaşça kapanıyordu. 'Hadi gel artık' dercesine, kardeşi Şinci'nin, Şino ve babasıyla onu çağırdığını görür gibi oldu. 'Geliyorum' dedi ve koştu...

    (*) Japonya'da yayınlanan, 'Yalınayak Ken' isimli çizgi filmden ilham alınarak yazılmıştır. Bütün savaş mağdurlarına ithaf olsun. Savaşa hayır! ...