Kültür Sanat Edebiyat Şiir

aşka dair sizce ne demek, aşka dair size neyi çağrıştırıyor?

aşka dair terimi Bilhan Erden tarafından 23.11.2004 tarihinde eklendi

  • Selami Gezik
    Selami Gezik07.09.2017 - 21:36

    Ateş gibi bir nehr akıyordu /Ruhumla o ruhun arasından /Bahsetti derinden ona halim /Aşkın bu onulmaz yarasından____Vurdukça bu nehrin ona aksi /Kaçtım o bakıştan, o dudaktan /Baktım ona sessizce uzaktan /Vurdukça bu aşkın ona aksi________Ahmet Haşim___Yorum :Bilmezler ki insan neden kaçar, neden lal olur, neden çıldırır...Bunlar, sevgili üstadım, herhangi şeyleri aşk sananlardır !..

  • Osman Özütler
    Osman Özütler08.07.2017 - 14:19

    “Aşk, sevgilinin bizim zayıflıklarımızı ve dengesizliklerimizi düzeltmeyi vaat eden özelliklerine duyulan hayranlık demektir. Bir tamamlanma arayışıdır.” Alain de Botton

  • Çalıntı Zamanlar
    Çalıntı Zamanlar12.05.2013 - 00:59

    boşversene biz aşık olmayalım birbirimize.
    konsere gidelim biz, maça gidip küfür edelim..
    uçurtma uçuralım ya da, kumsalda uzanıp deli gibi içelim.
    gecede yıldızlara bakalım mesela..

    bisikletle gezerken yağmur yağsın, sırılsıklam olalım..
    benimle kek yap, balık tutalım sonra tekrar denize atalım.
    boşver aşık olmayalım biz..
    aşk korkutucu!
    beraber eğlenelim en iyisi,
    ama hep benimle uyu...

  • Sultan Şeker
    Sultan Şeker22.12.2012 - 12:45

    kokusu burnunuzdan
    sureti gözünüzden sesi kulağınızdan
    teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
    özlemi
    sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
    hem kimseler duymasın hem cümlealem bilsin istiyorsanız...
    can dündar

  • Mähi Nûr
    Mähi Nûr20.12.2012 - 14:48

    İnsanı Allah'a ulaştıracak yollar sayılmayacak kadar çoktur.. tasavvuf ve hakikat ilimleri, o yollarda yolcuların zâdı, zahîresi, ışığı, rehberi; tasavvuf kışlaları da, bekleme salonları, sonsuza açılma limanları ve bu uzun yolculukla alâkalı tâlim ve terbiyeyi derpiş eden mekteplerdir.

    Mahlûkâtın solukları sayısınca Hakk'a uzanan bu vuslat yollarını iki ana tarîka ircâ edebiliriz:

    1) Hak yolcusuna riyâzet; az yeme, az içme, az uyuma, çok tefekkürde bulunma ve gereksiz ihtilâttan sakınma gibi disiplinlerin telkin edildiği yol ki; bazılarının 'berzahiyye', bazılarının da 'sofî tarîkatları' dedikleri tasavvuf sistemlerinin çoğu, bu esaslar üzerinde arşiyelerini ikmâl edegelmişlerdir. Bu yolun sâliklerinin en önemli virdleri, 'esmâ-i seb'a' denilen 'Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr' gibi mübarek isimlerdir. Bu isimlerle, nefsin yedi mertebesi addedilen, 'emmâre, levvâme, mülheme, mutmainne, râdıye, mardıyye, sâfiye veya zekiyye' derecelerinin kat'edilmesi hedeflenir. Bazıları bu isimlere, 'Kâdir, Kaviyy, Cebbâr, Mâlik, Vedûd' gibi celâlî isimleri, bazıları da 'Ferd, Vâhid, Ehad, Samed' gibi cemâlî isimleri ilâve ederler.

    2) Kitap ve Sünnet'e ittibâ üzerinde hassasiyetle durulup evrâd ü ezkârın teşvik edildiği yol ki; bu yolda sülûk edenler, her meselede sünneti tâkib eder ve her işlerini sünnetle irtibatlandırmaya çalışırlar. Hususî birkaç ism-i şerifi vird edinme yerine, Allah Rasûlü'nün ibadet, duâ, zikir, fikir usûlünü araştırır ve Allah'ı bütün esmâsıyla anarlar. Bu yolda yürüyenler kılı kırk yararcasına, şeriat ahkâmına riâyet etmenin yanında, mürşid ve rehberlerine de sımsıkı bağlanır, sonra da kendilerini aşk u cezbenin gel-gitlerine salıverirler. Zaten aşk u cezbe zuhûr ettikten sonra, onların gözlerinde varlık kendine bakan yönleriyle bütün bütün silinir-gider; derken nefis ve enaniyet cihetiyle yokluğa ulaşır; zevken ve şuhûden vahdeti duymaya başlarlar ki, işte bu noktada, bir kere daha temkinle yüz yüze gelir ve sülûklerini tamamlamış olurlar.

  • Mähi Nûr
    Mähi Nûr20.12.2012 - 14:47

    Aşk, varlığın en esaslı ve aynı zamanda da en sırlı sebebidir; Allah, Zâtının bilinmesini sevip istediğinden ve gelecekte gerçeğe uyanık ruhların O'nun esmâ, sıfât ve Zâtına karşı duyup izhâr edecekleri derin alâkadan ötürü mükevvenâtı yaratmıştır. İnsanlarda söz ve ferman dinlememe şeklinde zuhûr eden aşk, Hâlık'ın, acz ve mahlûkata has temâyüllerden münezzehiyetine ve O'nun istiğnâ-i zâtîsine muvafık düşecek şekilde öyle bir muhabbettir ki; hilkat onun bağrında gerçekleşmiş, insanlık onunla gün yüzüne çıkmış, gönüller onunla donanarak Hak'la münasebetin en önemli merkezi hâline gelmiştir.

    Aşk, vuslat kademelerinin final noktasıdır; o noktaya ulaşan muhibbin, atacağı bir adım ya kalmıştır veya kalmamıştır... Hakk'ın ilk tecellisi, Zât'ının iktizâsından ibaret olan işte bu muhabbet üstü muhabbettir. Bilâ kayd ü şart, O'na aşk isnadından kaçındığım için bu tâbiri bilhassa kullanıyorum. Bu ilâhî muhabbete ilim diyenler de olmuştur; çünkü o, mutlak ve münezzeh olan Zât âleminin tecelli itibarıyla ilk tenezzülüdür. Bu tenezzüle; Allah ilminden ibaret olması itibarıyla 'ilim', görmek ve görünmek muhabbetinden ötürü 'aşk-ı münezzeh', bütün varlığı ihtivâ etmesi zâviyesinden 'levh', her şeyin tafsilatıyla ele alınması noktasından da 'kalem' denir ki, 'ceberût' ve 'Hakikat-i Ahmediyye' de bu âlemin bir başka unvanıdır. Aşk-ı münezzeh, Hakk'ın Zât'ıyla alâkalı bir sırdır; O'nun diğer sıfatları ise, aşka muzaf'tır. Bundan dolayıdır ki, aşk kanatlarıyla uçanlar, doğrudan doğruya Zât'a ulaşır ve hayrete ererler. Diğerlerinde, eşyâ ve esmâ berzahlarından geçme zarureti vardır.

  • Mähi Nûr
    Mähi Nûr20.12.2012 - 14:45

    Aşk; şiddetli sevgi, iptilâ, düşkünlük, kemâl, cemâl ve müşâkeleden dolayı duyulan aşırı muhabbettir ki, böylesine, daha ziyade mecâzî aşk denegelmiştir. Bir de, cemâli kemâl noktasında, kemâli cemâl kutbunda o Ezel ve Ebed Sultanı'na karşı duyulan kalbî alâka ve muhabbet vardır ki, işte ona da hakikî aşk demişlerdir.

    Allah'a karşı duyulan bu derin muhabbet veya 'aşk-ı hakîkî' bizi O'na ulaştırmak için, yine O'nun tarafından bize armağan edilmiş ışıktan bir kanattır. O'na, varlığın esası olan Nûr'a ulaşmak için muvakkaten rûhun kelebekleşmesi de denebilir.

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind18.03.2011 - 14:42

    Üç nokta aşktır… Her nokta gizli bir Ahtır! ... Seviyorum deyip haykıramamaktır... Boğazda düğümlenen iki çift sözdür... Dilin lal, gönlün melal olduğu andır… Gözlerden süzülmeyen iki damla gözyaşıdır... Hissedilen fakat bir türlü yazılamayandır… Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır… Üç nokta; bitmeyendir bitemeyendir...

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind02.02.2011 - 13:47

    Her şeyin içinde olabilmek değil; kendini ELİF kadar gizleyebilmektir, marifet...
    Aşk da tıpkı elif gibidir; isminde gizlidir ama okunmaz. o olmadan da besmele sese gelmez.o her şeyin içindedir. ama hiç bir şeyde görünmez...
    Mevlana

  • Nurcan Uğurlu
    Nurcan Uğurlu21.11.2009 - 12:19

    bir bilmecem var çocuklar

    uzaktan gördüm bi tane
    açtım baktım bin tane
    :))))

    nar'ı
    tek tek tek saymışlar
    içine yalanı dolanı koymuşlar
    bir de dernek kurmuşlar
    aşk aşk aşk
    yüzde doksan dokuz
    demiyorum
    yüzde yüz
    inandım
    ve
    yanıldımm :)