'Aşk' göreceli bir kelimedir. Her insan aşkı farklı ve yaşadığı şartlar ve içinde bulunduğu koşullar dahilinde anlatabilir.
Yani aşk her yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda ve gelecek yüzyıllarda da olacaktır. Fakat aşk her yaşta farklı tarif edilen ve büyüdükçe değişen ve gelişen bir kelime ve yaşam biçimi.
Bir insan aşkı 15 yaşında değişik 20 yaşında daha farklı 30'unda çok daha kapsamlı 40'ına geldiğinde ise bir o kadar tecrübeli olarak 50,60,70 yaşlarında ise bir başka ifadeyle anlatabilir...
'Aşk' yaşanması en zor yaşam şeklidir, özellikle içinde bulunduğumuz bu düzende her şeyin para, orun, şöhret temelleri üzerine oturtulduğu düşünülürse aşka ulaşmak mümkün olandan daha zor olsa gerek.
'Aşk' insanların kendi elinde olan ama meşakkatli, saygı ve sevgiyi gerektiren zorlu bir yolculuğun buğulu kelimesi.
Son olarak 'Aşk' eğer 60,70,80 yaşına geldiğimizde bile karşımızdaki insana halen 'Seni Seviyorum' diyebiliyorsak bu aşktır ve yaşayana yakışmıştır diyorum...
TARİH BOYUNCA HANGİ İNSAN BUNU TAM OLARAK AÇIKLAYABİLMİŞ Kİ? AŞKI HERKES KENDİ KURALLARIYLA KENDİ İÇİNDE YAŞAR.HERKESİN ALDIĞI TAT, GÖRDÜĞÜ RENK DİĞERLERİNDEN TAMAMEN FARKLIDIR.KENDİMİZE AİT BİRER PARMAK İZİ GİBİ.
İŞTE BU YÜZDEN KİMİ İÇİN AŞK EN YÜCE, KİMİ İÇİN EN ACI, KİMİ İÇİN EN GÜZEL, KİMİ İÇİNSE HİÇ VAROLMAYAN BİR DUYGUDUR.
İŞİN GARİP KISMI İSE; BU İDDİALARIN HEPSİ DOĞRU.ÇÜNKÜ HERKES KENDİ KURALLARIYLA BU OYUNU OYNAR.
'çare yok, aşk onu yaratan tarafından, hikmet işte, mükemmelliği azaltılarak yaratılmıştı ... eyüp oyuncakları satan yaşlı oyuncakçıyı hatırladım.nur'a uykusunun sularına düşerken eşlik etmesi için müzikli bir salıncak alırken bir vidasının gevşek olduğunu farkettim.usta, şunu bir sıkıştırıver demiştim.yoksa bir iki gün sonra dağılıverecek.gülümsemişti.bırak gevşek kalsın, demişti, ki dönüp yine bana gelesin... aşk yaratılmışların içerisinde en kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz.' n.bekiroğlu
Aşk, İnsanın yaşamak istediği en güzel, Aşk, insanın yaşamak istediği en acı duygudur... Duygulara gem vurulabilir mi? Herkesin cevabı kendinde saklı. Mutluluğu tatlı tadıyla, ızdırabı acı tadıyla... Acı ve tatlının karşımı ortak bir meze...Tıpatıp bir tadı belli olmayan bir meyvenin beyninde ne şekilde algılanmas.Eğer tadını bilseydik AŞK diye birşey olmaz gizemini yitirirdi.Bir boşluğun tasviri ve tarifi gibi...
Aşk, ah aşk! ne de özlem duyulan bişiidir o. Hala çok eşli cinsel devinimlerinden sıyrılamamış insanlar pek de anlayamasalar da bu kavramı, bence özün yüzüdür o. Ruhun, kişiliğin, kendini farkedişin tüm güzelliklerini, tüm en değerlilerini sevgiliye armağan ediştir. Ama sadece sevgiliye, bugün sana yarın ona değil. Bir türlü yollarımızı birleştiremedik -aşk- denilen o yürüyüş ile yollarımızı, bir türlü içine düşemedim o kuyunun, bir türlü o fırtınaları estiremedim. Dediğim gibi aşk bir özlemdir hem de bir bedenin, bir karşı cinsin, sevginin, elele tutunmanın değil sadece yüreğinin, aklının, varoluşunun algılayabildiği, hatta belki de sınırlarıyla bile henüz tanışmamış olduğun tüm çılgınlıklarının en özel '-EN -' leridir aşk. En güzel haykırışlar, en özel sevişmeler, en anlamsız bakışlarıdır kişinin hayata kendinden geçmişcesine. Aşk yaratabileceğin en somut soyutlanmadır hayattan, sevgiliye akarken.... aşk var ya aşk ahhhh ah :)
Başkaları için gayet sıradan olan bir insanla karşılaşınca, onun 'aslında' sıradışı olduğuna 'karar veren' sensin.
Onunla beraberken yüreği delice hareketlenen ve sırtından aşağı derin ürpermeler geçirerek aşka doğru 'yola çıkan' sensin.
Onu hayatının içine almak isteğinin ateşli 'sıtma nöbetlerine' yakalanıp yine de 'şikayet etmeyen' sensin.
O insanda herkesten 'farklı' güzellikler bularak, son derece özel birsi olduğuna 'inanan' sensin.
Onun sesinin, yüzünün ve bedeninin mıknatısına değdiğinde 'kendini bırakan' sensin.
Elin ona değdiğinde ve dudağın dudağıyla buluştuğunda, yaşamın anlamının tümden değiştiğini 'düşünen' sensin.
Teninin 'kuytu' yerleri onun tenine açıldığında, yeryüzünde cenneti bulmuş gibi 'mutlu olan' sensin.
Onun yüzünü, ellerini, tenini hayranlıkla seyredip 'beynine yerleştiren' sensin.
Belki de her yerde duyabileceğin fikirler onun ağzından çıkınca içinde 'keramet' bulan ve bir dergahın çilekeşi gibi acı çeksen bile sevgiliye 'mürit olan' sensin.
Herkesin kullandığı bildik kelimeleri o söyleyince içinden 'şifa' damıtarak sonsuz 'etkilenen' sensin.
Onun geçmiş zaman anlatımlarında, gelecek yıllara ait yorumlarında, ve gündelik olaylara bakışında sanki ''hiç yazılmamış'' bilgiler duyuyormuş gibi dinleyen ve 'önemseyen'' sensin.
Onun yaptığı esprilerde zeka kıvılcımları sezen, yaşadıklarında 'olağanüstü hal' gören, inançlarında 'inanılmaz enerjiler bulan' sensin.
Onun deli öfkesinin içinde alıngan bir sevgi, kırıcı hallerinin altında şiddetli bir tutku, ihmal edişlerinin arkasında ilişkinize dair gizli kaygılar olduğunu 'keşfeden' sensin.
Fazla tekdüze ve geleneksel yaşamasını 'sadelik', kural tanımaz bohem serseriliğini ise 'aydın olmanın sorunu' diye tanımlayan sensin.
Evet sevgiliye duyulan aşkın ve karşı konulamaz isteğin 'yaratıcısı' bizzat kendimiziz. Aşk bizi bulmaz, insanın gönül kanalları aşık olmaya doğru açıldığında kendimiz 'buluruz'. Aşkı hayaller içinde biz 'dölleriz', sancılar içinde biz 'doğururuz', fedakarlıklar içinde biz bakıp besleriz ve ruhumuzu vererek 'büyütürüz'. Aşkı yaratan da yok eden de bizim yüreğimizdir, bizim beynimizdir, bizim dünyaya bakışımızdır. 'Karşıdakinin' değil.
Berrak denizin dalgası sık sık soluyorsa Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk Bağlarda Mayıs akşamı renk renk oluyorsa Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Dilberleri cennetteki yıldız gibi parlak Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk Kızlar görünen canlı bulutlar kadar oynak Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Şen türkülerin verdiği zevk izleri mutlak Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk Oğlak güden özgür çoban özler yeşil otlak Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Erken gelin olmuşsa utangaç küçücuk kız Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk Geç kalmış öpüşten kimi yanlış kimi haksız Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Aslen ana bağrında vatan sevgisi varken Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk Kardeş, baba, hep aile kan sevgisi varken Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Mehmet Baki aşktan yerinen kimseye söyle Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk Aşk, sevgi, gönül, kalp denilen şey nedir öyle? Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Asude = rahat ve sakin Şuh = neş’eli ve oynak Eğreti = muvakkat
Sen ağaçların aptalı Ben insanların Seni kandırır havalar Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün Düşünmeden gelecek karakış.. Açarsın çiçeklerini..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü... Bir güler yüz bir tatlı söz.. Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel Beni karasevda Hemde bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza Kos desinler bize şaşkın Sonu gelmesede hiç bir aşkın Açalım yinede çiçeklerimizi Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini Nasıl açıyorsam yüreğimi Belki bu kez kış olmaz Bakarsın sevdan düş olmaz Nasıl vermişsem kendimi son sevdama Vur kendini sen de bu güzel havaya
Sadece yaşanır anlatılmaz.
BENCE aşk BİRBAKIŞLA BAŞLAR VE DOKUNUNCA BİTER EN GÜZEL AŞK HİÇ DOKUNULMAYANDIR
benceAŞK
'Aşk' göreceli bir kelimedir. Her insan aşkı farklı ve yaşadığı şartlar ve içinde bulunduğu koşullar dahilinde anlatabilir.
Yani aşk her yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda ve gelecek yüzyıllarda da olacaktır. Fakat aşk her yaşta farklı tarif edilen ve büyüdükçe değişen ve gelişen bir kelime ve yaşam biçimi.
Bir insan aşkı 15 yaşında değişik 20 yaşında daha farklı 30'unda çok daha kapsamlı 40'ına geldiğinde ise bir o kadar tecrübeli olarak 50,60,70 yaşlarında ise bir başka ifadeyle anlatabilir...
'Aşk' yaşanması en zor yaşam şeklidir, özellikle içinde bulunduğumuz bu düzende her şeyin para, orun, şöhret temelleri üzerine oturtulduğu düşünülürse aşka ulaşmak mümkün olandan daha zor olsa gerek.
'Aşk' insanların kendi elinde olan ama meşakkatli, saygı ve sevgiyi gerektiren zorlu bir yolculuğun buğulu kelimesi.
Son olarak 'Aşk' eğer 60,70,80 yaşına geldiğimizde bile karşımızdaki insana halen 'Seni Seviyorum' diyebiliyorsak bu aşktır ve yaşayana yakışmıştır diyorum...
TARİH BOYUNCA HANGİ İNSAN BUNU TAM OLARAK AÇIKLAYABİLMİŞ Kİ? AŞKI HERKES KENDİ KURALLARIYLA KENDİ İÇİNDE YAŞAR.HERKESİN ALDIĞI TAT, GÖRDÜĞÜ RENK DİĞERLERİNDEN TAMAMEN FARKLIDIR.KENDİMİZE AİT BİRER PARMAK İZİ GİBİ.
İŞTE BU YÜZDEN KİMİ İÇİN AŞK EN YÜCE, KİMİ İÇİN EN ACI, KİMİ İÇİN EN GÜZEL, KİMİ İÇİNSE HİÇ VAROLMAYAN BİR DUYGUDUR.
İŞİN GARİP KISMI İSE; BU İDDİALARIN HEPSİ DOĞRU.ÇÜNKÜ HERKES KENDİ KURALLARIYLA BU OYUNU OYNAR.
'çare yok, aşk onu yaratan tarafından, hikmet işte, mükemmelliği azaltılarak yaratılmıştı
...
eyüp oyuncakları satan yaşlı oyuncakçıyı hatırladım.nur'a uykusunun sularına düşerken eşlik etmesi için müzikli bir salıncak alırken bir vidasının gevşek olduğunu farkettim.usta, şunu bir sıkıştırıver demiştim.yoksa bir iki gün sonra dağılıverecek.gülümsemişti.bırak gevşek kalsın, demişti, ki dönüp yine bana gelesin...
aşk yaratılmışların içerisinde en kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz.' n.bekiroğlu
Hmn ASK? Yasanarak anlasilabilir; ama bildigim bir sey var, o da ask baki degildir, sonu vardir.
Görünmeyen bir şeyin varolabileceğini
ask bence aptallıktırrrrrrr.eglenceyi cagrıştırıyor
ask bence aptallıktırrrrrrrrrr.
cinsel dürtülerimizin bize oynadığı bir oyundur
Ask; duygu ile aklin savas alanidir... kimin kazanacagini siz belirlersiniz sonuc ise....?
aşk adamına göre herşey...adamına görede hiçbirşey..
ucsuz bir uçurumdan atlamak gibidir
öleceğinizi bilirsiniz ama ne zaman
olduğunu asla
aşk bazen rezilce korkuludur
Aşk, İnsanın yaşamak istediği en güzel,
Aşk, insanın yaşamak istediği en acı duygudur...
Duygulara gem vurulabilir mi?
Herkesin cevabı kendinde saklı.
Mutluluğu tatlı tadıyla, ızdırabı acı tadıyla...
Acı ve tatlının karşımı ortak bir meze...Tıpatıp bir tadı belli olmayan bir meyvenin beyninde ne şekilde algılanmas.Eğer tadını bilseydik AŞK diye birşey olmaz gizemini yitirirdi.Bir boşluğun tasviri ve tarifi gibi...
Aşk insanın canını acıtan bir şeydir.Eninde sonunda biter.Geriye sadece acısı kalır.Hele ihanete uğrayanların acısı hiç dinmez.
Şekspirin bir eserinde geçer.
Ben sana ne yaptım ve işte cevap
'sen benim uykularımı kaçırdın ofelya'
aşk budur işte sevdiği için sabahı gözetmektir.
Aşk,
ah aşk! ne de özlem duyulan bişiidir o. Hala çok eşli cinsel devinimlerinden sıyrılamamış insanlar pek de anlayamasalar da bu kavramı, bence özün yüzüdür o. Ruhun, kişiliğin, kendini farkedişin tüm güzelliklerini, tüm en değerlilerini sevgiliye armağan ediştir. Ama sadece sevgiliye, bugün sana yarın ona değil. Bir türlü yollarımızı birleştiremedik -aşk- denilen o yürüyüş ile yollarımızı, bir türlü içine düşemedim o kuyunun, bir türlü o fırtınaları estiremedim. Dediğim gibi aşk bir özlemdir hem de bir bedenin, bir karşı cinsin, sevginin, elele tutunmanın değil sadece yüreğinin, aklının, varoluşunun algılayabildiği, hatta belki de sınırlarıyla bile henüz tanışmamış olduğun tüm çılgınlıklarının en özel '-EN -' leridir aşk. En güzel haykırışlar, en özel sevişmeler, en anlamsız bakışlarıdır kişinin hayata kendinden geçmişcesine. Aşk yaratabileceğin en somut soyutlanmadır hayattan, sevgiliye akarken.... aşk var ya aşk ahhhh ah :)
Aşk sevildiğinin farkında olarak, sevgiyi ve hayatı paylaşmaktır.Her insan aşık olabilir ama her insan sevmeyi beceremez.
Aşk paylaşamıyacağın bir şeyden vazgeçmektir.
Bir de şıpsevdi kağıtlarında yazan şeyler aşk değil :)
AŞK 'SENSİN'
Başkaları için gayet sıradan olan bir insanla
karşılaşınca, onun 'aslında' sıradışı olduğuna 'karar
veren' sensin.
Onunla beraberken yüreği delice hareketlenen ve
sırtından aşağı derin ürpermeler geçirerek aşka doğru
'yola çıkan' sensin.
Onu hayatının içine almak isteğinin ateşli 'sıtma
nöbetlerine' yakalanıp yine de 'şikayet etmeyen'
sensin.
O insanda herkesten 'farklı' güzellikler bularak, son
derece özel birsi olduğuna 'inanan' sensin.
Onun sesinin, yüzünün ve bedeninin mıknatısına
değdiğinde 'kendini bırakan' sensin.
Elin ona değdiğinde ve dudağın dudağıyla buluştuğunda,
yaşamın anlamının tümden değiştiğini 'düşünen' sensin.
Teninin 'kuytu' yerleri onun tenine açıldığında,
yeryüzünde cenneti bulmuş gibi 'mutlu olan' sensin.
Onun yüzünü, ellerini, tenini hayranlıkla seyredip
'beynine yerleştiren' sensin.
Belki de her yerde duyabileceğin fikirler onun
ağzından çıkınca içinde 'keramet' bulan ve bir
dergahın çilekeşi gibi acı çeksen bile sevgiliye
'mürit olan' sensin.
Herkesin kullandığı bildik kelimeleri o söyleyince
içinden 'şifa' damıtarak sonsuz 'etkilenen' sensin.
Onun geçmiş zaman anlatımlarında, gelecek yıllara ait
yorumlarında, ve gündelik olaylara bakışında sanki
''hiç yazılmamış'' bilgiler duyuyormuş gibi dinleyen
ve 'önemseyen'' sensin.
Onun yaptığı esprilerde zeka kıvılcımları sezen,
yaşadıklarında 'olağanüstü hal' gören, inançlarında
'inanılmaz enerjiler bulan' sensin.
Onun deli öfkesinin içinde alıngan bir sevgi, kırıcı
hallerinin altında şiddetli bir tutku, ihmal
edişlerinin arkasında ilişkinize dair gizli kaygılar
olduğunu 'keşfeden' sensin.
Fazla tekdüze ve geleneksel yaşamasını 'sadelik',
kural tanımaz bohem serseriliğini ise 'aydın olmanın
sorunu' diye tanımlayan sensin.
Evet sevgiliye duyulan aşkın ve karşı konulamaz
isteğin 'yaratıcısı' bizzat kendimiziz. Aşk bizi
bulmaz, insanın gönül kanalları aşık olmaya doğru
açıldığında kendimiz 'buluruz'. Aşkı hayaller içinde
biz 'dölleriz', sancılar içinde biz 'doğururuz',
fedakarlıklar içinde biz bakıp besleriz ve ruhumuzu
vererek 'büyütürüz'. Aşkı yaratan da yok eden de
bizim yüreğimizdir, bizim beynimizdir, bizim dünyaya
bakışımızdır. 'Karşıdakinin' değil.
-Anonim-
aşk insanın kendi kendisini sevmesidir bence....
Aşk
Berrak denizin dalgası sık sık soluyorsa
Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Bağlarda Mayıs akşamı renk renk oluyorsa
Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Dilberleri cennetteki yıldız gibi parlak
Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Kızlar görünen canlı bulutlar kadar oynak
Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Şen türkülerin verdiği zevk izleri mutlak
Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Oğlak güden özgür çoban özler yeşil otlak
Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Erken gelin olmuşsa utangaç küçücuk kız
Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Geç kalmış öpüşten kimi yanlış kimi haksız
Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Aslen ana bağrında vatan sevgisi varken
Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Kardeş, baba, hep aile kan sevgisi varken
Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Mehmet Baki aşktan yerinen kimseye söyle
Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Aşk, sevgi, gönül, kalp denilen şey nedir öyle?
Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Asude = rahat ve sakin Şuh = neş’eli ve oynak
Eğreti = muvakkat
Mefulu Mefailu Mefailu Faulun
/ /.. / /.. / /.. / /
Mehmet Fatin Baki
[email protected]
Bana Aşk'ın resmini çizebilirmisiniz ?
Hadi bakalım buyrun burdan yakın...
aşk odur ki sonradan hiçbirşeye üzülmez insan!
Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Açarsın çiçeklerini..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hemde bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Kos desinler bize şaşkın
Sonu gelmesede hiç bir aşkın
Açalım yinede çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya
çok güzel bieşy :)) herkes aşık olur dimii
ne gül
ne yarın!
gül,
küle karılmış günlerin tortusunda
yarın,
vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda
sakla yamalarını kalbim…
insanlar büyüdükçe günler kısalır
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar
sakla yamalarını kalbim…
kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma…
_________________ gece ye____________
'aşk hiç pişmanlık duymamaktır'