Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ad kavmi sizce ne demek, ad kavmi size neyi çağrıştırıyor?

ad kavmi terimi Erhan Aydemir tarafından 15.09.2003 tarihinde eklendi

  • Abdullah Tural
    Abdullah Tural 13.08.2014 - 15:16

    HÛD “aleyhisselâm”: Yemende bulunan Âd kavmine Peygamber idi.
    Inanmadılar. Rüzgâr ile helâk oldular. Hûd “aleyhisselâm”, îmân edenlerle Mekkeye
    gelmisdi. Orada vefât etdi. Ibni Âbidîn, ön sözünde diyor ki, (Sâmda Ümeyye
    câmi’inin kıble dıvarının yeri, Hûd aleyhisselâmın makâmı idi. (Kurtubî tefsîri)
    nde, Câmi’-i Ümeyyeyi Velîd bin Abdülmelik yapdırmadan önce, burası zeytinlik
    idi. Vaktîle Hûd aleyhisselâmın bostanı idi yazılıdır. Bu câmi’in dört dıvarını
    ilk önce Hûd “aleyhisselâm”, bostan dıvarı olarak yapmısdır.)

  • Ahmet Orhan
    Ahmet Orhan 26.07.2011 - 21:14

    dev insanlar olarak bilinir.. diğer insanlara yaptıkları zulümlerden ve Allaha büyüklenmelerinden dolayı bir kasırga ile helak edilmişlerdir.. bugünkü yemen toprakları içerisinde yaşamışlardır

  • Gökhan Tecer
    Gökhan Tecer 05.05.2009 - 16:01

    ben ad kavmini ilk defa bi arkadaşımdan flaş belleğe atıp izlediğimde öğrendim ama gercekten ürkütücüler ve eğer insanlara zulmetmeyip günümüze kadar gelselerdi ve iyiliği barışı isteselerdi günümüzdeki kötü insanları ve devletleri durdurabilirlerdi...
    insalık için müslümanlar için çok faydalı bir şey yapmış olurlardı
    ama onlar daha o zamandan sapmışlar ve kötülük yapmışlar günümüzde daha felaket olabilirlerdi.

  • Tarık Belenli
    Tarık Belenli 27.01.2009 - 00:42

    Sapmış kavim.

  • Akın Arda
    Akın Arda 11.11.2006 - 11:47

    hz salih as mın gönderildiği kavim. hz salihe madem peygambersin ozaman söyle allaha şu kayadan bize bir deve çıkarsın. salih as onlara o mucizeyi gösterdi fakat yinede allaha inanmadılar ve helak oldular.

  • İmran Tekin
    İmran Tekin 22.10.2006 - 13:26

    Kur'ân-ı kerim'de kıssası geçen peygamberlerden biri. Âd kavmine gelen Allah'ın rasûlü A'raf, Hûd, Şuarâ ve Ahkâf sûrelerinde kendisinden bahsedilmektedir.

    Ad kavmine gönderilmiştir ki, Kur'ân dışında diğer mukaddes kitaplarda bu kavimden sözedilmemektedir (Abdulvahhab en-Neccâr, Kasasu'l-Enbiyâ, Beyrut, ty., s. 49) . Âd kavmi Hz. Nûh tûfanından sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir (İbn Kesîr, Kasasu'l-Enbiyâ, Beyrut 1982, I, 149)

    Hud (a.s) , Âd kavmi içinde soyu sopu şerefli bir kişiydi. Peygamberlikten önce ticaretle uğraşırdı. Hûd (a.s) orta boylu, esmer tenli, gür saçlı, güzel yüzlü idi. Ãdem (a.s) 'a benzerdi. Zâhid, muttakî ve ibâdete düşkün idi. Cömert ve şefkatli idi; yoksullara bol bol sadaka verirdi (Hâkim, el-Müstedrek, I, 563) .

    Ad kavmi Arabu'l-âribe denilen Arabistan yarımadasına ilk yerleşen kavimlerdendir. Hadramevt'e ve Yemen'e kadar uzanan yurtlarda oturan bu kavmin yurtları otu, suyu, ve çeşitli nimetleri bol olan bir yerdi. Yerin üzerinden akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü davarları (eş-Şuara, 26/133, 134) yer altında da, su depoları ve köşkleri vardı (eş-Şuarâ, 26/129) . Başkalarına nazaran onlara boy pos, güç ve kuvvet verilmişti.

    Allahu Teâla, Ãd kavmine, Peygamber olarak Hûd (a.s) 'ı gönderdi. O da kavmini bir ve tek olan Allah'a iman ve ibâdete, insanlara zulmetmekten vazgeçmeğe dâvet etti ise de, red ve tekzib ile karşılandı. Bunun üzerine, Allahu Teâla onlardan üç yıl yağmuru kesti. Onlar yağmur için Mekke'ye bir heyet gönderdiler. Allah, yağmur bekledikleri halde bir kasırga ile onları helâk etti.

    Hz. Peygamberimiz (s.a.s) vedâ haccında, Usfan vadisine vardığı zaman, Hz. Ebû Bekr'e: 'Ey Eba Bekr! Bu hangi vâdidir' diye sormuş. Hz. Ebû Bekir 'Usfan vâdisidir' diye cevaplayınca: Hz. Peygamber (s.a.s) Hûd (a.s) 'un, beline aba tutunmuş, belinden yukarısını alacalı bir kumaş ile bürümüş, genç ve kızıl, yuları hurma liflerinden örülmüş dişi bir deve üzerinde, hac için buradan telbiye ederek geçmiş olduğunu haber vermiştir (Ahmed b. Hanbel, I, 232) .

    Ad kavmi helâk olunca Hz. Hûd kendisine inananlar ile beraber Mekke'ye gelmiş ve vefat edinceye kadar orada kalmıştır.

    Âd kavminin, Hz. Hûd'a karşı çıkarken ileri sürdükleri itirazlar, diğer Peygamberlere karşı muarızlarının ileri sürdükleri itirazların aynıdır. Hatta günümüz münkirlerinin de itirazları aynı türdendir. Ona itirazda baş çekenler de, diğer peygamberlere itiraz gibi kavmin ileri gelenleridir. İtirazın temelinde ise, dönmekte olan çıkar çarklarının devam etmesi vardır. Hz. Hûd'a yaptıkları itirazlarını şu maddelerde özetlemek mümkündür:

    a- Hz. Hûd'u beyinsizlik ve sapıklıkla itham etmek:

    'Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz' (el-A'raf, 7/60) .

    'Kavminden ileri gelen inkârcılar dediler ki; biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve biz seni yalancılardan sanıyoruz' (el-A'râf, 7/66) .

    b- Atalar dinine bağlılık:

    'Dediler ki: demek sen, tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi bize geldin' (el-A'râf, 7/70) . 'Dediler: sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? ' (el-Ahkâf, 46/22) .

    c- Kendilerinin güçlü kuvvetli olduklarını söyleyip Hz. Hûd tarafından gelebilecek bir zararın olamıyacağını ileri sürmeleri:

    'Ad kavmi, yeryüzünde haksız olarak büyüklük tasladılar ve; bizden daha kuvvetli kim var? dediler' (el-Fussilet, 41/15) .

    d- Âhireti inkâr etmeleri ve hayatın sadece dünya hayatından ibaret olduğunu ileri sürmeleri:

    'Ne ise hep bu dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız (bir kısmımız ölürken bir kısmımız doğar) . Biz öldükten sonra diriltecek değiliz' (el-Mü'minûn, 23/37) .

    e- Hz. Hûd'u küçümsemeleri:

    'Kavminden, kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz o inkâr eden ve âhiret hayatına kavuşmayı yalanlayan eşraf takımı dedi ki; bu da sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor. Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz o takdîrde siz, mutlaka ziyana uğrayanlardan olursunuz' (el-Mü'minûn, 23/33-34) .

    Onların bu itiraz ve tavırlarına karşı Hz. Hûd'un takındığı tavır şöyle idi:

    'Ey kavmim. Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısın? ' 'Ey kavmim, bende bir sapıklık yok; ben âlemlerin Rabbı tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum' (el-A'râf, 7/65, 67, 71, 72) . 'Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, O'ndan başka ilahınız yoktur. Siz (putları Allah'a ortak koşmakla sadece iftira ediyorsunuz. Ey kavmim, ben sizden bunun için bir ücret istemiyorum. Benim ücretim beni yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz? Ey kavmim Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin (O'na yönelin) ki gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın, Suç işleyerek (Allah'tan) yüz çevirmeyin'(Hûd, ll/50-52) . Geçmiş peygamberlerin ve kavimlerin kıssalarını Kur'ân'da zikredilmesi inananların ibret almaları içindir. Geçmiş peygamberlerin her tavrı müslümanlar için de takip edilecek bir yoldur. Meseleye bu yönden baktığımızda Hz. Hûd kıssasından alınacak İbretleri de şu şekilde özetlememiz mümkündür:

    Hz. Hûd, Allah yoluna samimiyetle sarılmış vakûr bir kişidir. Söyleyeceğini, ölçüp tarttıktan sonra söylemektedir. Kötülüğe, kötülükle karşı koymadığı gibi yumuşak davranmaktadır. Kavmi kendisini beyinsizlikle itham ederken, kendisinin beyinsiz olmadığını, onları uyarmak üzere Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu söylemekle yetinmektedir. Allah'ın üzerlerindeki nimetlerini kendilerine hatırlatmakta ve bu nimetlere şükretmiş olmaları için Allah'ın emirlerine riayet etmeleri gerektiğini anlatmaktadır, bundan dolayı onlardan bir ücret istemediğini özellikle belirtmektedir.

  • Halil Özkan
    Halil Özkan 22.10.2006 - 13:23

    ben ad kavminin yaratılış,yaşayış.ölümleri hakkında
    bilgi edinmek istiyorum

  • Mustafa Uludoğan
    Mustafa Uludoğan 15.10.2006 - 03:56

    Her toplum yaptığı iyiliklerin,işledikleri iyi amellerin karşılığı olarak yüce Allah tarafından fazlı kendinde saklı olmak üzere kat be kat iyilik ile mükafatlandırılır,işlemiş oldukları kötülükler sebebiyle de 2 kat misli ile cezalandırılırlar.
    Allah ve Peygamber ile Kuran inancı olan herkesin ihtilafa düşmeden hem fikir olacağı bu gerçekten hareketle;
    Ad kavmi,Kuran'da adı ve bahsi geçen birçok kıssa dan sadece bir tanesi dir, ki düşünen ve aklını kullanabilen toplum için bir ibret ve öğüttür...
    20.yüzyıl sonlarında 21.yüzyıl başlarında ortaya çıkarılmış olan Ad kavmi şehri,ki olduğu konusunda arkeolojik bulgular ve diğer teknolojik bulgular bunu açıkça, anlayabileceğimiz şekilde ortaya koymaktadır,
    Asıl önemli kaynak ve ilahi mucize Kuranı Kerim 'de tasvir ve beyan edilen özelliklerin ortaya çıkarılmış olmasıda bu gerçeğin,gerçek olduğu konusunda; Su götürmez bir gerçek olduğudur.
    Düşünmeyenlere,düşünüpte ibret almayanlara şunu demek şart olmuştur.;
    kum zerrecikleri,ölü toprağı üzerlerinde, ki 12 m yüksekliğinde,ya dev sutünları nerede.? ?

  • Bay Grey
    Bay Grey 23.08.2006 - 21:04

    Kur'an daki kıssasından anladığıma göre günümüz toplumunun takribi 3000 sene önceki hali.

  • Hakan
    Hakan 23.08.2006 - 11:31

    Bu gidişle bizlerin sonuda inşaallah öyle olmaz...

    Saygımla

  • Mustafa Ece
    Mustafa Ece 26.07.2006 - 15:33

    ad kavmi
    bence
    sapıklık
    allaha
    şirk koşanlar dır

  • Şayler Gafici
    Şayler Gafici 03.07.2006 - 09:53

    Kuran'da, Ad Kavmi'nin helak edilme şeklinin 'kulakları patlatan bir kasırga' vasıtasıyla gerçekleştirildiği söylenmektedir. Ayetlerde bu kasırganın yedi gece ve sekiz gün sürdüğünden ve Ad Kavmi insanlarını tümden yok ettiğinden de bahsedilir.Ayette, kavmin kendisine azap getirecek olan bulutu gördüğü, ancak bunun gerçekte ne olduğunu anlayamadıkları ve bir yağmur bulutu sandıkları belirtilmektedir. Bu durum, kavme gelen azabın ne şekilde olduğu konusunda önemli bir gösterge sayılabilir. Çünkü çöl kumunu kaldırarak ilerlemekte olan bir kasırga da uzaktan bir yağmur bulutuna benzer. Ad Kavmi insanlarının da bu görüntüye aldanmış ve azabı fark etmemiş olmaları mümkündür.Ad Kavmi'nin kalıntısı olduğu düşünülen 'Kumların Atlantisi Ubar' da, metrelerce kalınlıktaki bir kum tabakasının altından çıkarılmıştır. Anlaşılan Kuran'ın ifadesiyle 'yedi gün ve sekiz gece' süren kasırga, şehrin üzerine tonlarca kum yığmış ve kavmin insanlarını diri diri toprağa gömmüştür. Ubar'da yapılan kazılar da aynı gerçeği gösterir. Kavim helak edildikten sonra da zamanla genişleyen çöl, bu kavimden hiçbir iz bırakmayacak şekilde üzerlerini örtmüştür.

    Sonuç olarak şöyle söylenebilir ki, tarihsel ve arkeolojik bulgular, Kuran'da bahsi geçen Ad Kavmi'nin ve İrem şehrinin varlığını ve Kuran'da anlatıldığı biçimde helak olduklarını ispatlamaktadır. Yapılan araştırmalarla bu kavmin kalıntıları kumların içinden çıkarılmıştır.

  • İbrahim Yener
    İbrahim Yener 03.07.2006 - 06:57

    http://www.mucizeler.com/bolumler/61_ad_kavmi_irem_sehri.htm

    Okumazsiniz biliyorum, o yuzden buraya yazayim dedim.

    15 Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve dediler ki: 'Bizden daha güçlü kim var? ' Onlar kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Bunlar bizim delillerimizi inkâr ediyorlardı.

    16 Nihayet onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha rezil edicidir ve onlara yardım edilmeyecektir.

    Fussilet Suresi 15-16

    Bu ayetlere ragmen halen suphesi olan varsa artik ona murted gozuyle bakabilirsiniz.

  • Halil Saltık
    Halil Saltık 28.06.2006 - 21:24

    AD KAVMİ,bana geçmişte yaşayan büyük kudretli insanlar olduğu fakat bu insanların zamanla onları yaratan RABLERİNİ unutup,nefislerinin yani şeytanın kurbanı olduklarıdır.
    ama şuandaki toluluklarında onlardan farkı yoktur benim için....(istnabul27bay)

  • Temel Kalkan
    Temel Kalkan 11.06.2006 - 10:10

    mitoloji de geçen at insanlar gerçekten varmıydı? yapılan kazılarda izine rastlandımı?

  • Kemal Gürler
    Kemal Gürler 31.05.2006 - 00:36

    kontrolden çıkmış peygamber geldiği halde kendilerini allaha ortak koşan sürekli zevk için yaşayan bir topluluk

  • Mustafa Yıldırım
    Mustafa Yıldırım 29.04.2006 - 22:46

    İçi boş hurma kütükleri.

  • Belkıs Sürücü
    Belkıs Sürücü 09.03.2006 - 14:48

    ad kavmi hz.nuh döneminde yaşayan çok güçlü ve iri oldukları rivayet edilen bir kavimdir

  • Leyla Dinçer
    Leyla Dinçer 01.02.2006 - 13:48

    islam tarihinde helak olmuş bir kavim

  • Hakan Yenilmez
    Hakan Yenilmez 28.01.2006 - 21:44

    dev insanlar

  • Ferhat Öz
    Ferhat Öz 09.01.2006 - 13:02

    geçmişde yaşamış kutsal kitapda adı gecen kavim.

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 22.12.2005 - 15:49

    hafızalardan silinmesine müsade edilmemesi gereken bir kavim..helak oldular.. onlardan önce ve sonra da uyarıcılar geldi..ahkaf suresinde yokoluşları kum fırtınası anlatılır.. bizlere taşıyamıyacağımız yükler verme ya Vedûd...

  • Nerminözdemir
    Nerminözdemir 18.12.2005 - 17:56

    Ad Kavmi hakkında birkaç laf etmemiz için bir başlık açılmış,ama dinden,kimbilir kendince uydurup bulduğu hangi sebeple,nefret edenler,bu fırsatı da her fırsatı olduğu gibi dine ve Kur'an'a saldırmak için kullanmışlar.açıp okumamışlar,ama içinde bu yok,şu yok diye hüküm veriyorlar.Allah'a inanan bir tek insan bile olsa dünyada,bunlar hırsından çatlayacak herhalde.çatlayın öyleyse emi.

  • Gokhan Darlı
    Gokhan Darlı 17.12.2005 - 00:31

    bi de gul yabani vardı..o da geçiyo mudur acaba kuranda?

  • Ömer Özcan
    Ömer Özcan 16.12.2005 - 14:42

    Eskiden inanmayanlar için 'aklı gözüne inmiş' derlerdi. Artık bazı şeyleri gözleri ile görseler de inanmayanlara ne denir ki? Aklı neresine inmiş olabilir? ? ?

  • Gokhan Darlı
    Gokhan Darlı 13.12.2005 - 01:05

    son zamanlarda bu tür videolar resimler iyice çoğaldı. insanlara dini aşılamak için yapılan kepazeliklerin bir parçası diyorum.bi de herşeyi kurana dayandırıyolar.itimat etmeyin arkadaşlar.böyle bişey olsaydı bugüne kadar bizim yobazlar gözümüze gözümüze sokarlardı.
    bi de internetten çekilen bi resim var.dünya gül şeklini almış.o da kuran da geçiyomuş.kuranı yere attığı için fare olan bi kız da var. Turan DURSUN'un yazdığı gibi TABU CAN ÇEKİŞİYOR! !

  • Mehmet Ali Semenoğlu
    Mehmet Ali Semenoğlu 08.12.2005 - 07:10

    Ad Kavminden Kur-an'da da bahsedilir. Hud Peygamber, Ad toplumuna gönderilmiş ve onları, Allah'a ortaklar koşmamaya davet etmiştir. Ad toplumu, Hud Peygamberin bu uyarılarına rağmen Allah'a ortak koşmaya ve zalimliklerine devam etmiştir. Nihayet çok güzel, yüksek sütunlarla inşa edilmiş İrem şehrinde yaşayan Ad toplumu, bir kasırga sonucunda yok olmuştur.

  • Fatih Yapman
    Fatih Yapman 08.12.2005 - 00:33

    merak ettim nedir bu resim?

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 25.11.2005 - 10:54

    Dede Korkut'un isimlerini verdiği bir kavim..

  • Hamza Ressam
    Hamza Ressam 12.09.2005 - 10:41

    HELAK OLMUŞ Bİ KAVİM...GALİBA YEMEN TARAFLARINDA ÇOK BEREKETLİ TOPRAKLARA SAHİP PUTPEREST Bİ KAVİMDİLER...

  • Hamza Ressam
    Hamza Ressam 12.09.2005 - 10:40

    KUR'AN-I KERİM DE ONDAN ŞÖYLE BAHSEDİLİYOR; '...BİZ ONLARA KARDEŞLERİ HUD'U PEYGAMBER GÖNDERDİK...'

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz 11.01.2005 - 11:49

    rivayete göre tanrı tarafından lanetlenip (bu sözü seviyorum) bir kasırga ile helak edilen kavim...

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 24.12.2004 - 21:30

    şimdiki italyanın güneyi.. pompei halkı...

    pompei tarihinde okumuştum:' kapı numarası 56 nolu kızı seviyorum...'
    bu yazı o kent kalıntılarında bulunmuş...
    MÖ ki yıllarda, eğer kapılara numara verilmişse;
    bu posta teşkilatının, şehir planlamasının yapıldığını gösterir ki, bence müthiş bi gelişme...o yıllarda...

    yoksa insan MÖ.3000'li yıllarda yazıyı keşfedip, MS. 2000'li yıllarda aya çıktığına göre, bu 5000 yılda bu kadar bi gelişme kateden insanoğlu, elbette ki diğer 5000'li yıllarda çok daha büyük gelişmeler yapmış olabilir..ama elimizde çok da kanıt yok...
    insan evrimini bu son MÖ.3000'li yıllarda tamamlamadığına göre :)))

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 19.07.2004 - 14:44

    Ad (halkın) a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler. (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun? (Hakka Suresi, 6-8)

    Kuran'ın çeşitli surelerinde sözü geçen bir başka helak olmuş kavim ise, adı Nuh Kavmi'nden sonra anılan Ad Kavmi'dir. Ad Kavmi'ne gönderilen Hz. Hud tüm peygamberler gibi kavmini ortak koşmadan Allah'a iman etmeye ve kendisinin söylediklerine itaat etmeye çağırır. Kavim, Hz. Hud'a düşmanlıkla cevap verir. Hud Suresi'nde Hz. Hud ve kavmi arasında geçenler ayrıntılı olarak anlatılmaktadır:
    Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik) . Dedi ki: 'Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz. Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz? Ey kavmim, Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın. Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin.' 'Ey Hud' dediler. 'Sen bize apaçık bir belge (mucize) ile gelmiş değilsin ve biz de senin sözünle ilahlarımızı terketmeyiz. Sana iman edecek de değiliz. Biz: 'Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz.' Dedi ki: 'Allah'ı şahid tutarım, siz de şahidler olun ki, gerçekten ben, sizin şirk koştuklarınızdan uzağım. O'nun dışındaki (tanrılardan) . Artık siz bana, toplu olarak dilediğiniz tuzağı kurun, sonra bana süre tanımayın. Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.) Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık size kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim. Rabbim de sizden başka bir kavmi yerinize geçirir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Doğrusu benim Rabbim, herşeyi gözetleyip-koruyandır.' Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azaptan kurtardık. İşte Ad (halkı) : Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emri ardınca yürüdüler. Ve bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı) , Rablerine (karşı) inkâr ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi) . (Hud Suresi, 50-60)

    Ad Kavmi'nden bahseden diğer bir sure ise Şuara Suresi'dir. Bu surede Ad Kavmi'nin bazı özelliklerine dikkat çekilir. Buna göre Ad, 'yüksek yerlere anıtlar inşa etmekte' ve 'ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları edinmekte' olan bir kavimdir. Ayrıca bozgunculuk yapıp, zorbaca davranmaktadır. Hz. Hud, kavmini uyardığında ise, onun sözlerini 'geçmiştekilerin geleneksel tutumu' olarak yorumlarlar. Başlarına bir şey gelmeyeceğinden de son derece emindirler:
    Ad (kavmi) de gönderilen (elçi) leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Hud: 'Sakınmaz mısınız? ' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz? Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz? Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz? Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının. Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti. Bahçeler ve pınarlar da. Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.' Dediler ki: 'Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da. Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir. Ve biz azap görecek de değiliz.' Böylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Şuara Suresi, 123-140)

    Hz. Hud'a düşmanlık eden ve Allah'a başkaldıran kavim, gerçekten de yıkıma uğradı. Korkunç bir kum fırtınası Ad'ı 'sanki hiç yaşamamışcasına' yok etti....


    İrem Şehri Hakkındaki Arkeolojik Bulgular

    1990'lı yılların başında dünyanın tanınmış gazeteleri çok önemli bir arkeolojik bulguyu 'Muhteşem Arap Şehri Bulundu', 'Efsanevi Arap Şehri Bulundu', 'Kumların Atlantisi Ubar' başlıklarıyla verdiler. Bu arkeolojik bulguyu daha ilgi çekici hale getiren özelliği, isminin Kuran'da anılıyor olmasıydı. O güne kadar Kuran'da bahsi geçen Ad kavminin bir efsane olduğunu veya hiçbir zaman bulunamayacağını düşünen birçok kişi, bu yeni bulgu karşısında hayrete düştüler.


    Ad Kavmi'nin yaşadığı Ubar kentinin kalıntıları, Umman'ın sahile yakın bir yerinde bulundu.
    Kuran'da sözü edilen bu şehri bulan kişi, amatör bir arkeolog olan Nicholas Clapp idi.1 Bir Arap uzmanı ve belgesel yapımcısı olan Clapp, Arap tarihi üzerine yaptığı araştırmalar sırasında çok ilginç bir kitaba rastlamıştı. Bu, 1932 yılında İngiliz araştırmacı Bertram Thomas tarafından yazılmış olan Arabia Felix idi. Arabia Felix, Romalıların Arap Yarımadası'nın güneyinde bulunan ve günümüzdeki Yemen ve Umman'ı kapsayan bölgeye verdikleri isimdi. Bu bölgeye Yunanlılar 'Eudaimon Arabia', Ortaçağdaki Arap bilginleri ise 'Al-Yaman as-Saida' ismini veriyorlardı.2

    Bu isimlerin tümü 'Şanslı Araplar' anlamına geliyordu. Çünkü eski zamanlarda bu bölgede yaşayan insanlar o devrin en şanslı kavimleri olarak biliniyorlardı. Peki, böylesine bir yakıştırmanın sebebi neydi acaba?


    Ubar'da yapılan kazılarda Kuran'da belirtilen şekliyle birçok sanat yapıları ve yüksek medeniyet eserleri bulundu.
    Bunun sebebi, bu bölgenin stratejik konumuydu. Bölge, Hindistan ve Kuzey Arabistan arasında yapılmakta olan baharat ticaretinin merkezi durumundaydı. Ayrıca bölgede yaşayan kavimler 'frankicense' isminde nadir bulunan bir bitkinin üretimini yapıyor ve bunu pazarlıyorlardı. Eski toplumlar tarafından oldukça rağbet gören bu bitki, çeşitli dinsel ayinlerde tütsü olarak kullanılıyordu. Bu bitki, o zamanlar neredeyse altın kadar değerliydi.

    Kitabında bütün bunlardan bahseden İngiliz araştırmacı Thomas, sözünü ettiği bu 'şanslı' kavimleri uzun uzun tarif ediyor ve bunlardan bir tanesinin kurmuş olduğu bir şehrin izini bulduğunu iddia ediyordu. Bu, Bedeviler'in 'Ubar' ismini taktıkları şehirdi. Bölgeye yaptığı araştırma gezilerinden bir tanesinde çölde yaşayan Bedeviler, kendisine eski bir patika yolu göstermişler ve bu patikanın Ubar isimli çok eski bir şehre ait olduğunu anlatmışlardı. Konuyla çok ilgilenen Thomas, bu araştırmalarını tamamlayamadan ölmüştü.3


    Ubar'da sürdürülen kazı çalışmaları.
    İngiliz araştırmacı Thomas'ın yazdıklarını inceleyen Clapp de, kitapta bahsedilen bu kayıp şehrin varlığına inanmıştı. Çok vakit kaybetmeden araştırmalarına başladı.

    Clapp, Ubar'ın varlığını kanıtlamak için iki ayrı yola başvurdu. Önce bedeviler tarafından var olduğu söylenen patika izlerini buldu. NASA'ya başvurarak bu bölgenin resimlerinin uydu aracılığıyla çekilmesini istedi. Uzun bir uğraşıdan sonra, yetkilileri bu bölgenin resimlerinin çekilmesi için ikna etmeyi başardı.4

    Clapp daha sonra Californiya'da Huntington kütüphanesinde bulunan eski yazıtları ve haritaları incelemeye başladı. Amacı, bölgenin bir haritasını bulmaktı. Kısa bir araştırmadan sonra buldu da. Mısır-Yunan coğrafyacısı Batlamyus tarafından MS 200 yılında çizilmiş bir haritaydı bulduğu. Haritada, bölgede bulunan eski bir şehrin yeri ve bu şehre doğru giden yolların çizimi gösterilmişti.



    Uzay Mekiği'nden çekilen fotoğraflarla elde edilen görüntülerde Ad Kavmi'nin yeri tespit edildi. Fotoğrafta ticaret yollarının kesiştiği yer, yani Ubar işaretlenmiştir.

    1. Ubar, kazı yapılmadan önce ancak uzaydan görülebiliyor.
    2. Yapılan kazılarda 12 metre kumun altından bir şehir çıktı.

    Bu sırada NASA'dan resimlerin çekilmiş olduğu haberi de geldi. Resimlerde, yerden çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan, ancak havadan bir bütün halinde görülebilen bazı yol izleri ortaya çıkmıştı. Bu resimleri elindeki eski haritalarla karşılaştıran Clapp, sonunda beklediği sonuca vardı. Hem eski haritada belirtilen yollar hem de uydudan çekilen resimlerde görülen yollar birbirleriyle kesişiyorlardı. Bu yolların bitiş noktası ise eskiden bir şehir olduğu anlaşılan geniş bir alandı.

    Sonunda Bedevilerin sözlü olarak anlattıkları hikayelerin konusu olan efsanevi şehrin yeri bulunabilmişti. Kısa süre sonra kazılara başlandı ve kumların içinden eski bir şehrin kalıntıları çıkmaya başladı. Bu nedenle de bu kayıp şehir 'Kumların Atlantisi Ubar' olarak tanımlandı.

    Peki, bu eski şehrin Kuran'da bahsedilen Ad Kavmi'nin şehri olduğunu kanıtlayan şey neydi?

    Yıkıntılar ilk olarak ortaya çıkarıldığı andan itibaren bu yıkık şehrin Kuran'da bahsedilen Ad Kavmi ve İrem'in sütunları olduğu anlaşılmıştı. Zira kazılarda ortaya çıkartılan yapılar arasında, Kuran'da varlığına dikkat çekilen uzun sütunlar yer alıyordu. Kazıyı yürüten araştırma ekibinden Dr. Zarins de, bu şehri diğer arkeolojik bulgulardan ayıran şeyin yüksek sütunlar olduğunu ve dolayısıyla bu şehrin Kuran'da bahsi geçen Ad Kavmi'nin kenti İrem olduğunu söylüyordu. Kuran'da, İrem'den şöyle söz ediliyordu:
    Rabbinin Ad (kavmin) e ne yaptığını görmedin mi? 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. (Fecr Suresi, 6-8)

    ------------
    DİP NOTLAR
    1. Thomas H. Maugh II, 'Ubar, Fabled Lost City, Found by LA Team', The Los Angelas Times, 5 Şubat 1992.
    2. Kamal Salibi, A History of Arabia, Caravan Books, l98O.
    3. Bertram Thomas, Arabia Felix: Across the 'Empty Quarter' of Arabia, New York: Schrieber's Sons 1932, s. 161.
    4. Charles Crabb, 'Frankincense', Discover, Ocak 1993.

  • Çağrı Z
    Çağrı Z 03.07.2004 - 19:05

    Âd Kavmi ve diğer kavmileri ile ilgili ilgilenmek için bir tam web sitesi vardır. Size şunu vereyim http://www.kavimlerinhelaki.com/ Bence çok iyi bir sitedir. Bu sitede tüm bilgiler, haritalar, resimler ve animasyonlara yer alıyor tabii diğerlerine.. Neyse İyi günler bayanlar-baylar...

    Bolubeyinin yazdıkları bu siteden alınmıştır...

  • Oktay Danli
    Oktay Danli 01.06.2004 - 10:18

    AD KAVMİ VE UBAR


    Ad (halkın) a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler. (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun? (Hakka Suresi, 6-8)

    Kuran'ın çeşitli surelerinde sözü geçen bir başka helak olmuş kavim ise, adı Nuh Kavmi'nden sonra anılan Ad Kavmi'dir. Ad Kavmi'ne gönderilen Hz. Hud tüm peygamberler gibi kavmini ortak koşmadan Allah'a iman etmeye ve kendisinin söylediklerine itaat etmeye çağırır. Kavim, Hz. Hud'a düşmanlıkla cevap verir. Hud Suresi'nde Hz. Hud ve kavmi arasında geçenler ayrıntılı olarak anlatılmaktadır:
    Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik) . Dedi ki: 'Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz. Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz? Ey kavmim, Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Üstünüze gökten sağanak (yağmurlar, bol nimetler) yağdırsın ve gücünüze güç katsın. Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin.' 'Ey Hud' dediler. 'Sen bize apaçık bir belge (mucize) ile gelmiş değilsin ve biz de senin sözünle ilahlarımızı terketmeyiz. Sana iman edecek de değiliz. Biz: 'Bazı ilahlarımız seni çok kötü çarpmıştır' (demekten) başka bir şey söylemeyiz.' Dedi ki: 'Allah'ı şahid tutarım, siz de şahidler olun ki, gerçekten ben, sizin şirk koştuklarınızdan uzağım. O'nun dışındaki (tanrılardan) . Artık siz bana, toplu olarak dilediğiniz tuzağı kurun, sonra bana süre tanımayın. Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.) Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık size kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim. Rabbim de sizden başka bir kavmi yerinize geçirir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Doğrusu benim Rabbim, herşeyi gözetleyip-koruyandır.' Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azaptan kurtardık. İşte Ad (halkı) : Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emri ardınca yürüdüler. Ve bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı) , Rablerine (karşı) inkâr ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi) . (Hud Suresi, 50-60)

    Ad Kavmi'nden bahseden diğer bir sure ise Şuara Suresi'dir. Bu surede Ad Kavmi'nin bazı özelliklerine dikkat çekilir. Buna göre Ad, 'yüksek yerlere anıtlar inşa etmekte' ve 'ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları edinmekte' olan bir kavimdir. Ayrıca bozgunculuk yapıp, zorbaca davranmaktadır. Hz. Hud, kavmini uyardığında ise, onun sözlerini 'geçmiştekilerin geleneksel tutumu' olarak yorumlarlar. Başlarına bir şey gelmeyeceğinden de son derece emindirler:
    Ad (kavmi) de gönderilen (elçi) leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Hud: 'Sakınmaz mısınız? ' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz? Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz? Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz? Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının. Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti. Bahçeler ve pınarlar da. Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.' Dediler ki: 'Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da. Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir. Ve biz azap görecek de değiliz.' Böylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Şuara Suresi, 123-140)

    Hz. Hud'a düşmanlık eden ve Allah'a başkaldıran kavim, gerçekten de yıkıma uğradı. Korkunç bir kum fırtınası Ad'ı 'sanki hiç yaşamamışcasına' yok etti....


    İrem Şehri Hakkındaki Arkeolojik Bulgular

    1990'lı yılların başında dünyanın tanınmış gazeteleri çok önemli bir arkeolojik bulguyu 'Muhteşem Arap Şehri Bulundu', 'Efsanevi Arap Şehri Bulundu', 'Kumların Atlantisi Ubar' başlıklarıyla verdiler. Bu arkeolojik bulguyu daha ilgi çekici hale getiren özelliği, isminin Kuran'da anılıyor olmasıydı. O güne kadar Kuran'da bahsi geçen Ad kavminin bir efsane olduğunu veya hiçbir zaman bulunamayacağını düşünen birçok kişi, bu yeni bulgu karşısında hayrete düştüler.


    Ad Kavmi'nin yaşadığı Ubar kentinin kalıntıları, Umman'ın sahile yakın bir yerinde bulundu.
    Kuran'da sözü edilen bu şehri bulan kişi, amatör bir arkeolog olan Nicholas Clapp idi.1 Bir Arap uzmanı ve belgesel yapımcısı olan Clapp, Arap tarihi üzerine yaptığı araştırmalar sırasında çok ilginç bir kitaba rastlamıştı. Bu, 1932 yılında İngiliz araştırmacı Bertram Thomas tarafından yazılmış olan Arabia Felix idi. Arabia Felix, Romalıların Arap Yarımadası'nın güneyinde bulunan ve günümüzdeki Yemen ve Umman'ı kapsayan bölgeye verdikleri isimdi. Bu bölgeye Yunanlılar 'Eudaimon Arabia', Ortaçağdaki Arap bilginleri ise 'Al-Yaman as-Saida' ismini veriyorlardı.2

    Bu isimlerin tümü 'Şanslı Araplar' anlamına geliyordu. Çünkü eski zamanlarda bu bölgede yaşayan insanlar o devrin en şanslı kavimleri olarak biliniyorlardı. Peki, böylesine bir yakıştırmanın sebebi neydi acaba?


    Ubar'da yapılan kazılarda Kuran'da belirtilen şekliyle birçok sanat yapıları ve yüksek medeniyet eserleri bulundu.
    Bunun sebebi, bu bölgenin stratejik konumuydu. Bölge, Hindistan ve Kuzey Arabistan arasında yapılmakta olan baharat ticaretinin merkezi durumundaydı. Ayrıca bölgede yaşayan kavimler 'frankicense' isminde nadir bulunan bir bitkinin üretimini yapıyor ve bunu pazarlıyorlardı. Eski toplumlar tarafından oldukça rağbet gören bu bitki, çeşitli dinsel ayinlerde tütsü olarak kullanılıyordu. Bu bitki, o zamanlar neredeyse altın kadar değerliydi.

    Kitabında bütün bunlardan bahseden İngiliz araştırmacı Thomas, sözünü ettiği bu 'şanslı' kavimleri uzun uzun tarif ediyor ve bunlardan bir tanesinin kurmuş olduğu bir şehrin izini bulduğunu iddia ediyordu. Bu, Bedeviler'in 'Ubar' ismini taktıkları şehirdi. Bölgeye yaptığı araştırma gezilerinden bir tanesinde çölde yaşayan Bedeviler, kendisine eski bir patika yolu göstermişler ve bu patikanın Ubar isimli çok eski bir şehre ait olduğunu anlatmışlardı. Konuyla çok ilgilenen Thomas, bu araştırmalarını tamamlayamadan ölmüştü.3


    Ubar'da sürdürülen kazı çalışmaları.
    İngiliz araştırmacı Thomas'ın yazdıklarını inceleyen Clapp de, kitapta bahsedilen bu kayıp şehrin varlığına inanmıştı. Çok vakit kaybetmeden araştırmalarına başladı.

    Clapp, Ubar'ın varlığını kanıtlamak için iki ayrı yola başvurdu. Önce bedeviler tarafından var olduğu söylenen patika izlerini buldu. NASA'ya başvurarak bu bölgenin resimlerinin uydu aracılığıyla çekilmesini istedi. Uzun bir uğraşıdan sonra, yetkilileri bu bölgenin resimlerinin çekilmesi için ikna etmeyi başardı.4

    Clapp daha sonra Californiya'da Huntington kütüphanesinde bulunan eski yazıtları ve haritaları incelemeye başladı. Amacı, bölgenin bir haritasını bulmaktı. Kısa bir araştırmadan sonra buldu da. Mısır-Yunan coğrafyacısı Batlamyus tarafından MS 200 yılında çizilmiş bir haritaydı bulduğu. Haritada, bölgede bulunan eski bir şehrin yeri ve bu şehre doğru giden yolların çizimi gösterilmişti.



    Uzay Mekiği'nden çekilen fotoğraflarla elde edilen görüntülerde Ad Kavmi'nin yeri tespit edildi. Fotoğrafta ticaret yollarının kesiştiği yer, yani Ubar işaretlenmiştir.

    1. Ubar, kazı yapılmadan önce ancak uzaydan görülebiliyor.
    2. Yapılan kazılarda 12 metre kumun altından bir şehir çıktı.

    Bu sırada NASA'dan resimlerin çekilmiş olduğu haberi de geldi. Resimlerde, yerden çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan, ancak havadan bir bütün halinde görülebilen bazı yol izleri ortaya çıkmıştı. Bu resimleri elindeki eski haritalarla karşılaştıran Clapp, sonunda beklediği sonuca vardı. Hem eski haritada belirtilen yollar hem de uydudan çekilen resimlerde görülen yollar birbirleriyle kesişiyorlardı. Bu yolların bitiş noktası ise eskiden bir şehir olduğu anlaşılan geniş bir alandı.

    Sonunda Bedevilerin sözlü olarak anlattıkları hikayelerin konusu olan efsanevi şehrin yeri bulunabilmişti. Kısa süre sonra kazılara başlandı ve kumların içinden eski bir şehrin kalıntıları çıkmaya başladı. Bu nedenle de bu kayıp şehir 'Kumların Atlantisi Ubar' olarak tanımlandı.

    Peki, bu eski şehrin Kuran'da bahsedilen Ad Kavmi'nin şehri olduğunu kanıtlayan şey neydi?

    Yıkıntılar ilk olarak ortaya çıkarıldığı andan itibaren bu yıkık şehrin Kuran'da bahsedilen Ad Kavmi ve İrem'in sütunları olduğu anlaşılmıştı. Zira kazılarda ortaya çıkartılan yapılar arasında, Kuran'da varlığına dikkat çekilen uzun sütunlar yer alıyordu. Kazıyı yürüten araştırma ekibinden Dr. Zarins de, bu şehri diğer arkeolojik bulgulardan ayıran şeyin yüksek sütunlar olduğunu ve dolayısıyla bu şehrin Kuran'da bahsi geçen Ad Kavmi'nin kenti İrem olduğunu söylüyordu. Kuran'da, İrem'den şöyle söz ediliyordu:
    Rabbinin Ad (kavmin) e ne yaptığını görmedin mi? 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. (Fecr Suresi, 6-8)

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz 15.02.2004 - 20:44

    Ne denir ki...?
    Tanrı hep ders verir insanlara da,bizler anlar mıyız bilmiyorum?

  • Abdulkadir Köseoğlu
    Abdulkadir Köseoğlu 24.01.2004 - 16:17

    ÂD KAVMİ

    Kur'ân'da adı geçen eski bir Arap kavmi.

    Hz. Âdem* (a.s.) ile başlayan tevhîd mücadelesinin mâhiyeti, Kur'an-ı Kerim'de kıssalar yoluyla insanlara tebliğ edilmiştir. Esasen kıssaların nakledilmesinin sebeblerinden birisi de onlardan ibret alınmasıdır. Meydana gelen olayların sebeblerini iyi tesbit etmek ve aynı hataları tekrarlamamak esastır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: 'Andolsun onların kıssalarını açıklamada selîm akıl sahipleri için birer ibret vardır. Bu (Kur'an) uydurulacak bir söz değildir. Ancak kendinden evvel indirilen kitap'ların tasdîki, (Dine ait) her şeyin tafsilidir' (Yusuf, 12/111) hükmü beyan buyurulmuştur. Dikkat edilirse selîm akıl sahiplerinin ibret alması ön plândadır.

    Âd kavminin yaşadığı beldenin ismi Ahkâf'tır. Müfessirler Yemen ile Umman arasındaki geniş bir beldenin, bu isimle anıldığını kaydederler.

    Kur'an-ı Kerim'de: 'Âd (kavmi) ne gelince: Onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve 'Kuvvetçe bizden daha güçlü kimmiş! ..' dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ı -ki o, bunlardan pek kuvvetlidir- hiç düşünmediler mi? Onlar bizim mu'cizelerimizi bilerek inkâr ediyorlardı'. (el-Fussilet, 41/15) hükmü beyan buyurulmuştur. Fizikî yapıları hakkında değişik rivâyetler vardır. Fakat gerek boy, gerek fizikî güç olarak, gayet kuvvetli oldukları bilinmektedir. Hz. Âdem (a.s.) 'in boyunun altmış zira (arşın) olduğu, Buhârî'de kaydedilen haberlerle sabittir. Kendisinden sonra gelen nesillerin giderek kısaldığını iddia edenler, Âd kavminin boyunun altmış ziradan aşağı olduğunu ifade etmişlerdir. Bazı müfessirler ise, Âd kavminin, boy itibariyle Hz. Âdem'den de büyük olduğu üzerinde durmuşlardır (Kurtubî, XX, 48; Buharî, Enbiyâ, I; İbn Hanbel, II, 3 1 5-325) .

    Hz. Hûd döneminde Âd kavminin lideri Şeddâd'tır. Temel hedefi, yeryüzündeki bütün insanları kendisine boyun eğdirmektir. Heykeller çevresinde geliştirdiği siyâsî yorumlarla, zorbalığı ve kan dökmeyi meşrû gösterme gayretinde olmuştur. (eş-Şuarâ, 26/130; Hûd, 11/59) . Bu lider Hz. Hûd (a.s.) 'un tebliğine muhatap olmuştur. Fakat gerek kendisi, gerek kavmi, vahye karşı, heykellerine (putlarına) ön planda yer veren mevcut siyâsî yapıyı savunmuştur. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de: 'İşte Âd kavmi! .. Onlar Allah'ın âyetlerini bilerek inkâr ettiler. Peygamberlerine isyan ettiler. Böylece başları (liderleri) olan her zorbanın emrine uyup gittiler. Onlar bu dünyada da, kıyâmet gününde de lânet cezasına tâbi tutuldular' (Hûd, 11/59-60) hükmü beyan buyurulmuştur.

    İnsanlara kuvvetle ve silâhla gâlip gelen zorbalara boyun eğmek bir zillettir. Nitekim Âd kavmi heykel'lere izâfe edilen siyâsî teorilere ve zorbalara boyun eğdiği için, lânetlenmiştir. Esasen İslâm'ın dışındaki bütün sistemler temelde zulme* ve zorbalığa dayanırlar.

    Âd kavmi, gerek siyâsî, gerek ekonomik açıdan büyük bir güçtü! .. 'Bağ-ı İrem' diye anılan; muhteşem sarayların süslediği büyük bir şehir, dillere destan olmuştu! .. Kur'an-ı Kerim'de: 'Ey Muhammed, Rabbinin, ülkelerde benzeri yaratılmayan, sütunlara (büyük saraylara) sahip İrem şehrinde yaşayan Âd kavmine ne yaptığını görmedin mi? ' (el-Fecr, 89/6-8) denilmek suretiyle, bu mahiyet meydana konulmuştur. Fakat heykellere (putlara) tapan Âd kavmi, zorbalıkta ve zulümde de şöhret sahibiydi! .. Yeryüzünde kendilerinden daha güçlü hiçbir şeyin bulunmadığına inanmışlardı. Kendi içlerinden Hz. Hûd* (a.s.) 'a peygamberlik görevi verildiğinde, büyük bir mücadele başladı. Akılları ve bilimsel teorileri, zorbaların safında yer almak gerektiğini esas alıyordu. Şimdi bu mücadeleyi Kur'an-ı Kerim'i esas alarak özetleyelim: 'Hani kardeşleri Hûd onlara: 'Allah'dan korkmaz mısınız? ' demişti. 'Şüphesiz ben size gönderilmiş, emin bir peygamberim. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat* edin. Sizden buna karşılık hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım âlemlerin Rabbinden başkasına aid değildir. Siz her yüksek yerde bir âlâmet (saray, kule) bina edip, eğlenir misiniz? Tutup yakaladığınız vakit,zorbalar gibi yakalar mısınız? Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin. Size bilip durduğunuz şeylerden (nimetlerde) yardım eden, size davarlar, oğullar, bağlar, ırmaklar ihsan eden Allah'tan sakının. Ben cidden üstünüze gelecek büyük bir günün azâbından korkuyorum.' (eş-Şuarâ, 26/124-135)

    Bu tebliğ karşısında Âd kavminin ileri gelenleri, ulusal çıkarlarını bahane ederek, iftira kampanyasını başlatırlar.

    '(Âd) kavminin ileri gelenlerinden kâfir bir cemâat de: 'Biz seni muhakkak bir beyinsizlik içinde görüyoruz. Seni muhakkak yalancılardan sayıyoruz' dedi. (Bunun üzerine Hûd) 'Ey kavmim' dedi. Bende hiç beyinsizlik yoktur. Fakat ben âlemlerin Rabbi tarafından (gönderilmiş) bir peygamberim. Size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum. Ben sizin emin bir hayırhahınızım. Size o korkunç âkıbeti haber vermek için içinizden bir kimse (vasıtasıyla) Rabbinizden size bir ihtar gelmesi tuhafınıza mı gitti? Düşünün ki o, sizi Nûh kavminden sonra hükümdarlar yaptı, size yaratılışta onlardan ziyâde boy-pos (ve kuvvet) verdi. O halde Allah'ın nimetlerini unutmayıp hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.' (el-A'raf, 7/66-69) .

    Şeddâd'ın çevresinde yer alan politik güçler, Hûd (a.s.) 'un tebliğine engel olabilmek için, değişik yöntemlere başvuruyorlardı:

    'Dediler ki: 'Sen bize yalnız Allah'a kulluk* etmemiz, atalarımızın ibâdet etmekte olduklarını bırakmamız için mi geldin? O halde sıddıklardan (doğru sözlülerden) isen bizi tehdit etmekte olduğun şeyi (azâbı) getir bize! ..' (el-A'raf, 7/70) .

    ' Bize, bizi ilâhlarımızdan (heykellerimizden, putlarımızdan) alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir.' (el-Ahkâf, 46/22) .

    'Dediler ki: 'Ey Hûd! .. Sen bize açık bir mûcize* getirmedin. Biz de senin sözünle tanrılarımızı (heykellerimizi, putlarımızı) bırakmayız. Senin söylediklerine inanıcılar da değiliz. Biz: 'Tanrılarımızdan bazıları seni fenâ çarpmış ' (demekten) başka bir şey söylemeyiz.' (Hûd, 11/53-54) .

    Hûd (a.s.) 'un tebliği* karşısında iyiden iyiye hırçınlaşan Âd kavmi, heykellerinin kendilerini koruyacaklarından oldukça emin görünüyordu. Hâkimiyetin kayıtsız-şartsız kendilerine ait olduğu iddiasına iman etmişlerdi. Bu hâkimiyetlerini, heykellerinin ifâde ettiği ideolojileri sayesinde sürdürdüklerini kabul ediyorlardı. Sürekli olarak;

    'Biz azâ...ba uğratılacak da değiliz' (eş-Şuara, 26/138) diyerek kendi kendilerini ikna etme yoluna gidiyorlardı. Hûd (a.s.) 'un tebliğini kabul eden müminlere, işkence etmekten asla çekinmeyen ve zindanlarda çürütmeyi hedef alan Âd kavmi alay ederek: 'Haydi tehdit ettiğin azâbı getir' sloganına sarılmıştı! .. Kısa bir süre sonra azâbın belirtileri görüldü. Akarsular kurumaya, yeşillikler sararmaya başladı. Ünlü İrem bağları birer birer yok oluyordu. Kuraklık etrafı kasıp kavuruyordu. O yiğit yapılı, güçlü kuvvetli insanlar bir yudum suya, bir dilim ekmeğe muhtaç hale gelmişlerdi. Bu noktada Hûd (a.s.) yeniden tebliği denedi ve;

    'Eğer şimdi yüz çevirirseniz (ne diyeyim) . Ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize diğer bir kavmi getirir de, ona (Allahü Teâlâ 'ya) hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Şüphesiz ki benim Rabbim her şeyi koruyandır' (Hûd, 11/57) dedi.

    Âd kavminin Şeddâd ve çevresinin geliştirdiği ideolojiyle beyni yıkanmıştı! .. Heykellerinin izinden ayrılmıyorlardı. Belirli bir süre sonra her zaman yağmur getiren bulutların geldiği yönde bir bulut gördüler, sevindiler. Çünkü kuraklığı 'tabiat kanunlarıyla' açıklama âdetleri vardı. Bunun 'Allahü Teâlâ (c.c.) 'nın bir ihtarı' olduğunu kabule yanaşmıyorlardı. Şimdi hadisenin cereyan ediş şeklini Kur'an-ı Kerim'den öğrenelim:

    'Artık onu (azâbı) vâdilerine doğru gelen bir bulut halinde görmüşlerdi. Dediler ki: 'Bu bize yağmur verici bir buluttur.' (Hûd) 'Hayır' (dedi) bu çarçabucak gelmesini talep ettiğiniz (bu hususa beni sıkıştırdığınız) şeydir. Bir rüzgârdır ki, onda elem verici bir azâb vardır. O (Rüzgâr) Rabbimin emriyle her şeyi helâk edecektir.' (el-Ahkâf, 46/24-28) .

    İnkârcı Nûh kavmi tufan sonucu helâk edilmişti! .. Âd kavmi ise, korkunç bir rüzgârla, şirk'in ve zulmün cezasını bu dünyada gördü:

    'Âd kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı. İşte benim azâbım (ve bundan evvel) tehditlerim nice imiş (düşünün) . Çünkü biz (haklarında) uğursuz ve (uğursuzluğu) sürekli bir günde onların üstüne çok gürültülü bir fırtına gönderdik. (Öyle bir fırtına) ki, insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi tâ temelinden kopar(ıp, helâke) uğratıyordu' (el-Kamer, 54/18-20) .

    Bu azâb sırasında Hz. Hûd (a.s.) ve beraberinde bulunan müminlerin durumu ne olmuştu? Bunu da Kur'an-ı Kerim'den öğreniyoruz:

    'Hûd'u ve beraberindeki iman edenleri rahmetimizle kurtardık. ' (el-Âraf, 7/22) .

    Âd kavminin durumu, bütün insanlara büyük bir ibrettir. Politik ve ekonomik güçlerine güvenerek şirki ve zulmü yaymak için gayret sarfeden, bütün müstekbir'lerin zaferleri geçicidir! .. Elbette azâbın en şiddetlisine şahid olacaklardır. Kısacık dünya hayatı için zorbalara boyun eğen ve şirkin hâkimiyetine râzı olanlar Âd kavmini asla unutmamalıdırlar

  • Ahmed Çetin
    Ahmed Çetin 29.10.2003 - 12:02

    Büyük bir ibret...