kafası bozulunca denizde çılgınlar gibi yüzen, trafikte sakin, evde çocuk, iş yerinde ciddi, sevdiği kadının yanında adam olan,türkü seven, atlayan zıplayan, misafirlikte havluyu ıslak görürse elini yüzünü bornoza silen, 'git ekmek al' dediklerinde kısa mesafeye gitmek istemeyen taksiciye dönüşen, telefonu tek eliyle kullanırken parmağının yetişmediği uygulamaya girmekten vazgeçen, ciddi ortamlarda gülme hastalığı olan, telefonunun parmak izi ile kirlenen ekranını pijamasının koluna silmekten muazzam keyif alan, biraz deli biraz da gel git akıllı, sadık, kıskanç, yaşamak için yemeyen yemek için yaşayan,doğa manyağı,mangal ustası,kişi işte :))))) bunların dışında; Ne hesabını verecegim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyecek bır gecmişim..Ne hissettiysem onu söyledim, onu yaşadım... Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım...Asla keşkelerim olmadı... Hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım... Karşıma bazen gerçek yüzler, bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım.. Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim... Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim... Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim... Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım... Ama hata insana mahsustur dedim..Affettim, af dilemedim asla.. Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.Belki de içten içe sinsice güldüler...Ama asıl unuttukları şuydu... Ben aldanmadım... Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar... Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için... Kaybetmek onlar da bir alışkanlık haline geldiği için... Oysa ben hiç insan kaybetmedim... Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..
bir bedenim var diyeceğim, ayağa kalkacağım, yaşamak diyeceğim buna, benim diyeceğim, ayağa kalkacağım, düşünmeyi bırakacağım, işimle dolu olacağım, ayakta durmakla, ayakta durmayı sürdürmekle, yer değiştirmekle, katlanmakla, yarına, gelecek haftaya sağ çıkmaya çalışmakla, yeterli olacak fazlasıyla bütün bunlar, bir hafta, ilkbaharda bir hafta fazlasıyla yeterli olacak, yaşam şırıngalayacak içimize. Arzulamak yeterli bunu, arzulayacağım ben de, bir bedenim olmasını arzulayacağım, bir kafam olmasını arzulayacağım, birazcık kuvvet, birazcık da cesaret, şimdi koyuluyorum işe, bir hafta çok çabuk geçti, sonra döndüm buraya, şu karışık yere, günlerden uzak, günler uzak, kolay olmayacak. Peki neden tüm bunlardan sonra, hayır, hayır, bırak, başlama yeniden, dinleme tüm bunları, tüm bunlar deme, her şey eski, her şey eşdeğerde, yazgıları böyle yazıldı. Ayaklarının üzerindesin işte şimdi,doğruluğuna ant içerim, senin bunlar, benim bu, ant içerim, oynat ellerini, dokun kafana, usun orada işte, bir çalışmasa çuvallardın anında...
Ah, kimseler bilmiyor Benim bir kadını başka bir kadınla sildiğimi.. Oysa silinen bir tek benim yırtılan yapraklarda Tüm çiçekler bir bir küfrederken bana Başka bir yerde başka bir kadın Beni unuttukça ve rakı içtikçe güzelleşmekte! Umudum yok, susacağım.. ve sırf sadece yanında olmak için Korkumu yeneceğim ve gözlerine baktıkça teşekkür edeceğim.. Seyyar bir seyyahım kendi ruhumda gezinen Çıplak ayaklı bir menekşeyim Kesik ayaklarımda keskin keskin sızlayan bir sevinç, adımlarım sana... Kimseler bilmiyor, ben bir rengi kıskanıyorum Bir şiiri, başkasını sevişini falan Ulan oysa bendim senden önce başkasına aşık olan! İnsan otuzundan sonra hayal edemiyormuş bazı şeyleri ki ben hâlâ ağız tadıyla anlatamıyorum Bir şiiri başka şairlerden alıntı yapmadan yazamıyorum Ben normal bir kadını sevemiyorum Normal kadını bir ben sevemiyorum Bir ben normal kadını sevemiyorum Ben bir kadını normal sevemiyorum Ve kelimeler yer değiştirdikçe herşey alt üst oluyor, sinir oluyorum.. Kimse bilmiyor, sende dahil! Belki anlıyorsun yanında sana bakışımdan Ne kadar yok desemde kendimi yanında buluşumdan Yanımı en çok yanına yakıştırışımdan Yanımı en çok yanında sevişimden.. Sen gülünce kendimi bir halt sayışımdan Ve komik olan ve varı yoğu neyse tebessümüne dair seninle paylaşmam.. İnsan kendini bilir, Ben ne zaman karnımı içeri çeksem bilirim umuda aşeren bir sevdaya hamileyim! Oysa hala fotoğraf karelerinde arkalara saklanıyorum Bir kafam çıksın ki oda çıkmasa kârdır diyorum. Kabul! Kendimi sevmiyorum.. Ki ben sevdiklerimin yarısı kadar kendimi sevsem mutlu olurdum, biliyorum.. ve bu şiiri ne bil diye, nede sev diye yazıyorum! Otuziki yaşımda bir dost bulamayışımın beyanıdır bu şiir! Kendi kendime yazıyorum, yaşıyorum, ağlıyorum ve susuyorum...
Özdemir Asaf için İstanbul ne ise, Attila İlhan için Emperyal Oteli ne ise, Sabahattin Ali için Kürk Mantolu Madonna ne ise, benim için sen,tüm bunların hepsi idin...
'Sana gökyüzünü ısmarladım,
Gülüşlerinde güneş batsın diye..'
'Gönül hangi mevsimi yaşıyorsa,
Ömür onu yaşar...'
Turgut Uyar yaşamış bu ülkede, müthiş bir şey değil mi sence de?
Sonra dedim ki;
'Karşıma çık. Aniden. Habersizce. Öylece. Birden. Koşarak boynuna sarılmazsam o da benim ayıbım olsun.'
sonra dedim ki; görev kutsalsa,
senin görevinde hep ama hep fedakarlıksa, ........meye devam öyleyse durma...
Sonra dedim ki; Aslolan hayattır, yaşama sevincini yitirmemektir!
Sonra dedim ki; Ben bir papatya değilim, her gelişinde bir parçamı koparamazsın! ..
kafası bozulunca denizde çılgınlar gibi yüzen, trafikte sakin, evde çocuk, iş yerinde ciddi, sevdiği kadının yanında adam olan,türkü seven, atlayan zıplayan, misafirlikte havluyu ıslak görürse elini yüzünü bornoza silen, 'git ekmek al' dediklerinde kısa mesafeye gitmek istemeyen taksiciye dönüşen, telefonu tek eliyle kullanırken parmağının yetişmediği uygulamaya girmekten vazgeçen, ciddi ortamlarda gülme hastalığı olan, telefonunun parmak izi ile kirlenen ekranını pijamasının koluna silmekten muazzam keyif alan, biraz deli biraz da gel git akıllı, sadık, kıskanç, yaşamak için yemeyen yemek için yaşayan,doğa manyağı,mangal ustası,kişi işte :)))))
bunların dışında;
Ne hesabını verecegim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyecek bır gecmişim..Ne hissettiysem onu söyledim, onu yaşadım... Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım...Asla keşkelerim olmadı... Hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım... Karşıma bazen gerçek yüzler, bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım.. Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim... Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim... Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim... Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım... Ama hata insana mahsustur dedim..Affettim, af dilemedim asla.. Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.Belki de içten içe sinsice güldüler...Ama asıl unuttukları şuydu... Ben aldanmadım... Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar... Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için... Kaybetmek onlar da bir alışkanlık haline geldiği için... Oysa ben hiç insan kaybetmedim... Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..
Şehit mi var yine?
Ortalık cennet kokuyor da!
sonra dedim ki, ne duruyorsun yanıma gel...
Kalbi acıtan ne varsa, sen hepsinden birazsın işte.
Ah Muhsin Ünlü
Sonra dedim ki; ne desem boş! ..
“En güzel etki,
iki benzer ruhun birbirine yaptığı etkidir. ”
Masal bittiii...
Sonra dedim ki; şimdi kulağıma bir şey söyle, yak beni! ..
'Tekrarı yoktur bazı şeylerin.. Hayat gibi. Aşk gibi. Ömür gibi..'
Yalnızlık, bir daha kırılmayacağın ve üzülmeyeceğin bir huzurdur. Onu çekilmez yapan tek şey ise 'yenilmişlik' duygusudur.
Türkiye kadar uyu(tul) maya merakli baska bir ülke görmedim..!
Sonra dedim ki; tıpkı senin de benim gibi, kimseden farkın kalmadı...
bir bedenim var diyeceğim, ayağa kalkacağım, yaşamak diyeceğim buna, benim diyeceğim, ayağa kalkacağım, düşünmeyi bırakacağım, işimle dolu olacağım, ayakta durmakla, ayakta durmayı sürdürmekle, yer değiştirmekle, katlanmakla, yarına, gelecek haftaya sağ çıkmaya çalışmakla, yeterli olacak fazlasıyla bütün bunlar, bir hafta, ilkbaharda bir hafta fazlasıyla yeterli olacak, yaşam şırıngalayacak içimize. Arzulamak yeterli bunu, arzulayacağım ben de, bir bedenim olmasını arzulayacağım, bir kafam olmasını arzulayacağım, birazcık kuvvet, birazcık da cesaret, şimdi koyuluyorum işe, bir hafta çok çabuk geçti, sonra döndüm buraya, şu karışık yere, günlerden uzak, günler uzak, kolay olmayacak. Peki neden tüm bunlardan sonra, hayır, hayır, bırak, başlama yeniden, dinleme tüm bunları, tüm bunlar deme, her şey eski, her şey eşdeğerde, yazgıları böyle yazıldı. Ayaklarının üzerindesin işte şimdi,doğruluğuna ant içerim, senin bunlar, benim bu, ant içerim, oynat ellerini, dokun kafana, usun orada işte, bir çalışmasa çuvallardın anında...
Ah, kimseler bilmiyor
Benim bir kadını başka bir kadınla sildiğimi..
Oysa silinen bir tek benim yırtılan yapraklarda
Tüm çiçekler bir bir küfrederken bana
Başka bir yerde başka bir kadın
Beni unuttukça ve rakı içtikçe güzelleşmekte!
Umudum yok, susacağım..
ve sırf sadece yanında olmak için
Korkumu yeneceğim ve gözlerine baktıkça teşekkür edeceğim..
Seyyar bir seyyahım kendi ruhumda gezinen
Çıplak ayaklı bir menekşeyim
Kesik ayaklarımda keskin keskin sızlayan bir sevinç, adımlarım sana...
Kimseler bilmiyor, ben bir rengi kıskanıyorum
Bir şiiri, başkasını sevişini falan
Ulan oysa bendim senden önce başkasına aşık olan!
İnsan otuzundan sonra hayal edemiyormuş bazı şeyleri
ki ben hâlâ ağız tadıyla anlatamıyorum
Bir şiiri başka şairlerden alıntı yapmadan yazamıyorum
Ben normal bir kadını sevemiyorum
Normal kadını bir ben sevemiyorum
Bir ben normal kadını sevemiyorum
Ben bir kadını normal sevemiyorum
Ve kelimeler yer değiştirdikçe herşey alt üst oluyor, sinir oluyorum..
Kimse bilmiyor, sende dahil!
Belki anlıyorsun yanında sana bakışımdan
Ne kadar yok desemde kendimi yanında buluşumdan
Yanımı en çok yanına yakıştırışımdan
Yanımı en çok yanında sevişimden..
Sen gülünce kendimi bir halt sayışımdan
Ve komik olan ve varı yoğu neyse tebessümüne dair seninle paylaşmam..
İnsan kendini bilir,
Ben ne zaman karnımı içeri çeksem bilirim umuda aşeren bir sevdaya hamileyim!
Oysa hala fotoğraf karelerinde arkalara saklanıyorum
Bir kafam çıksın ki oda çıkmasa kârdır diyorum.
Kabul! Kendimi sevmiyorum..
Ki ben sevdiklerimin yarısı kadar kendimi sevsem mutlu olurdum, biliyorum..
ve bu şiiri ne bil diye, nede sev diye yazıyorum!
Otuziki yaşımda bir dost bulamayışımın beyanıdır bu şiir!
Kendi kendime yazıyorum, yaşıyorum, ağlıyorum ve susuyorum...
Geldi geçti..
Deldi geçti..
Ama bi şekilde
Geçti işte..
bir aşk şarkısı söylüyordun ki
birden sustun
düşmemek için saçlarına tutundu dünya
a.a.
'varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette birşey değildi; fakat yokluğu müthişti...'
Özdemir Asaf için İstanbul ne ise, Attila İlhan için Emperyal Oteli ne ise, Sabahattin Ali için Kürk Mantolu Madonna ne ise, benim için sen,tüm bunların hepsi idin...
'İnsanların yüzüne iyi bakın,
Acısı çok olanın gülüşü güzel olur.'
'Gerçek dostluk, çınar gibidir.
Meyvesi olmasa da gölgesi yeter.'
Sonra dedim ki; her karanlık gece sabaha çıkar. Zalimlerin sonu gelir...
Bu da geçer, Ya Hû...
'Uyandığında iki seçeneğin var:
Tekrar uyuyup bir rüya görmek,
Ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak.'