Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ismet inönü sizce ne demek, ismet inönü size neyi çağrıştırıyor?

ismet inönü terimi Can Dericioğlu tarafından 21.04.2004 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 22.09.2017 - 13:15

    Kafileyi durdurdum bakın dedim Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. Bana bakın, kimse işitmesin, millet düşmanınızdır.İ. İnönü

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş 14.07.2017 - 01:12

    Tarihteki en çapsız devlet adamı. Sezer ve kılıçdaroğlu da var tabii...

  • İrem Başar
    İrem Başar 07.07.2017 - 22:45


    ...............“Bir ülkede şerefliler de en az şerefsizler kadar cesur olmadıkça, o ülke düzelmez..”

  • Tuğçe Kaya
    Tuğçe Kaya 14.12.2007 - 16:38

    Türkiye Cumhuriyeti'nin başına gelen en kötü şey..

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 25.06.2007 - 00:23

    musul-kerkükü satan paralara kendi resmini bastıran devlet dairelerine resmini astırtan milleti sefalete sürükleyen.. atatürkü kıskanan kürt sorununu çıkartan biridir kendisi...soyuda zaten yahudilere dayanıyor...
    Bize tek faydası lozandaki çalışmaları ve 2.dünya savaşındaki sert tutumu...

  • Yiğit Yılmaz
    Yiğit Yılmaz 02.02.2007 - 21:49

    Arkadaşlar İsmet İnönü^yü sevmeyebilirsiniz.Ama olumsuz taraflarına baktığınız kadar onun olumlu taraflarınada bakın.Ne olursa olsun sevmeseniz bile o kişiye saygı duymanız gerekir.Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi komutanlığı yapmış biridir.Yunanlıları dumur ettiğimiz savaşların komutanı İsmet Paşa'dır.Lozan'da Mudanya'da temsilcimiz İsmet İnödü'dür.Türkiye Cumhuriye'tinin ilk başbakanıdır.Ayrıca en önemli başarısı Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşı dışında tutmasıdır.Hatta bununla ilgili bir olay vardır.

    Bir gün küçük bir kız korumaların arasından sıyrılarak İsmet İnönü'nün yanına gelmiş.Ona 'Bizi aç bıraktın! ' demiş.İsmet İnönü 'Aç bıraktım ama babasız bırakmadım'demiş.Adam'hadi beyler toplayın orduyu sefere çıkıoruz,eğlence olur hem biraz belki osmanlıdan kaybettiğimiz toprakları alırız nasılsa Kurtuluş Savaşını kazandık bunuda kazanırız.'dememiş.Roosevelt ve Churchill nice tehditler etmiştir.Ancak İsmet İnönü genede kabul etmemiştir.Hatta Churchill 1 hafta boyunca İsmet İnönü'ye dil dökmüştür savaşa girsinler diye.Ancak İsmet İnönü kabul etmemiştir.Görüşme bittiğinde İsmet İnönü Churchill'i öpmüştür.Churchill yardımcısına 'gördünmü ismet beni öptü demiştir.'Yardımcısıda 1 hafta boyunca kazandığımız tek şey buydu demiştir.Bu günlere gelmemiizde Atatürk'ün başarısı olduğu kadar onun sliah arkadaşlarınında başarısı vardır ve bu kişilere ihanet edilemez.Ezanı türkçe okutturması onun kafir olduğunu göstermesi çok saçma.Türk dili ayıp bir dilmiydi.Bu osmanlıcı görüşlerdir.Adına para bastırması yanlış olmuş bencede.UNUTMAYIN İSMET İNÖNÜ DEDELERİNİZİ,BABALARINIZI AÇ BIRAKTI.AMA SİZİ DEDESİZ,BABASIZ BIRAKMADI! ! !

    Saygılar..

  • Edaa
    Edaa 13.01.2007 - 16:39

    İnönü siyaseti, tipik kompleksli ikinci adam siyasetidir, güçlüye, dışarıya karşı pısırık, aman başımıza bela almayalım, bize dokunmayan yılan bin yaşasın siyaseti, içeride ise milli şef, zayıf bulduğunu ezen, azınlıkları hitlerinkine benzer çalışma kamplarına gönderen (Bu da ileride önümüze konacaktır, emin olun) , muhalefet eden herkesi vatan haini ilan eden, kendine güveni olmadığı için herkesi tehdit olarak gören siyaset.
    Bugün devletimizin sürekli vatandaşına güvenmeyen, vatandaşı potansiyel tehdit olarak gören zihniyeti inönü zihniyetidir.
    Bu kendine güvensizlikten dolayıdır ki, Atamızla ilgili herşeyi silmeye kalkmış, paradan pullardan Atamızın resmini kaldırıp kendi resmini koymuş, atamızın türkçülük ile ilgili açtığı enstitüleri, yaptırdığı araştırmaları yoketmiş, sonrada kendi kafasındakileri Atatürkçülük diye insanlara yutturmuştur. İşbilen herkes yerinden yurdundan olmuş, yerlerine milli şef'e yalakalık yapanlar gelmiştir.
    Bundan dolayıda Türkiye Atatürk zamanındaki atılımları devam ettiremeyen, kendi politikası olmayan, sığınacak kucak arayan bir ülke haline gelmiştir. Eh güçlü sovyetler karşısında bu durumdaki bir Türkiye yede sığınacak kucağı amerika vermiştir ama tabi babasının hayrına vermemiştir.

  • Bay Grey
    Bay Grey 01.12.2006 - 23:42

    Her Padişahın ve Diktatörün (Ya aslında Dikdatör daha uygun sankim ama) kendi adına para bastırması adettendir ;)

  • Hakan Akbulak
    Hakan Akbulak 28.11.2006 - 17:57

    Ne kadar kötü bir durum.İsmet İnönü sevilmeyebilir,fakat ona saygı duyulmalıdır.Buna inanıyorum.Çünkü İsmet İnönü,Türkiye tarihinin dönüm noktası olarak adlandıracağımız savaşları kazanmıştır.Unutmamak gerekir...
    Son olarak,bir mektupta,Atatürk'e yazdığı bir mektubun sonunda şöyle diyordu.Nedendir bilmem,hiç aklımdan çıkmaz.

    Batı cephesi komutanı İsmet!

  • Samican Okakın
    Samican Okakın 21.10.2006 - 01:46

    Büyük Kemalist cahillerin anlayamayacağı zeki bi insan...1946 yılında kendi iktidarından vazgeçerek çok partili rejime geçmesi sonucu Kemalist devrimi tamamlaması onun ne denli büyük bir insan olduğunun ispatıdır...Sen seni anlamayanlara aldırma İsmet Paşa...Ruhun Şad mekanın Cennet olsun...

  • Fatih Özcan
    Fatih Özcan 07.10.2006 - 02:20

    Turancılığı tehlikeli bir siyaset olarak gören birisine ne denilebilir

  • Cem Sagol
    Cem Sagol 22.09.2006 - 22:43

    hiç kimse tarafından sevilmeyen........onu adam eden Atatürke bile suikast düzenlenmesine göz yuman.....paraya kendi resmini basmaya kalkan....hiçbir işe yaramamış biridir...silinmesine de lüzum yoktur......

  • 21.09.2006 - 23:40

    İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığın ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...

    Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmemezlikten geldiğini biliyormuydunuz..

  • 21.09.2006 - 22:52

    günüzümde yaşanan laik ve anti laik çatışmalarının tohumları bu sağır sultan tarafından ekilmiştir...

  • Zagor Tenay
    Zagor Tenay 23.08.2006 - 18:55

    Dine çok düşmanlık etmiş bir insan. Hiç sevmem.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 24.07.2006 - 21:57

    Churchill ile İsmet İnönü'nün ünlü Adana buluşmasında, tarihin akışını değiştiren asıl olay, İnönü'nün Churchill'e kanmayıp Türkiye'yi savaşa sokmaması değilmiş. Bu görüşme sırasında, İnönü modern tıp dünyasına büyük bir yardımda bulunmuş.

    İki lider buluştuklarında Churchill, İnönü'yü ikna etmek için elini kolunu sallayarak hararetle konuşuyormuş. Ancak İnönü kurt politikacı tabii, aslında karşısındakinin niyetini bildiğinden ve kararını çoktan verdiğinden pek de dinlemiyormuş. Öyle sağa sola bakarken Churchill'in elindeki lekelere gözü ilişmiş. Churchill'in ısrarlı konuşmasını durdurmak için bir ara 'Sör, elerinizin durumunu beğenmedim. Hayrola? ' deyivermiş. İngiliz: 'Hiç sorma İsmet Paşam! Egzama oldum ve tedavisi de yok mendeburun' demiş.

    İsmet Paşa konuyu usturubuyla değiştirmenin yolunu bulduğu için gülümsemiş ve demiş ki: 'Sör Winston, sen bu işi oldu bil'. Bundan sonra iki liderin görüşmesi egzamadan başlayıp geyiğe sarmış. Churchill de bir sonuç elde edemeden gerisin geriye dönmüş.

    Görüşmeden sonra Ankara'ya dönen İsmet Paşa peynircibaşını çağırmış. Ustadan Churchill'e iki teneke küflü peynir yollamasını istemiş. Churchill'e gidecek pakete konması için bir de not yazmış. Notta 'Azizim, ellerini bunla sabah akşam ov. İki güne bir şeyin kalmaz. İmza: İsmet İnönü' yazıyormuş. Churchill, Türkiye'den gelen paketi açınca dudak bükmüş önce, ama bir kaç gün sonra elleri iyiden kaşınmaya başlayınca İnönü'nün tavsiyesine uymuş. İki gün içinde ellerinde egzama megzama kalmamış. Churchill kalan bir tenekeyi hemmen labaratuara yollamış. Uzmanlar küflü Türk peynirinde acaip antibiyotikler keşfetmiş. Bugün egzema tedavisinde kullanılan kimi antibiyotikler İnönü'nün gönderdiği tenekede bulunanlarmış.

  • Abdussamed Hekimoğlu
    Abdussamed Hekimoğlu 30.06.2006 - 10:05

    Eniştem derdi ki Allah neslimize bir daha onun gibiler göstermesin 1. deccal o imiş herhalde hangi yaşlıya sorsam tüyleri diken diken oluyor anlatırken

  • Serkan Orhan
    Serkan Orhan 21.06.2006 - 22:50

    'kulakları iyi duymaz ama ileriyi iyi görürdü, pek namaz kılmaz ama bizim gibi müslümanım diye ortalarda gezen çok sayıda soysuzdan daha dürüst biriydi'

    böyle derdi dedem....onun yalancısıyım..tavsiye ederim...hohoho yyy

  • Ahmet Abdulbaki Karahan
    Ahmet Abdulbaki Karahan 21.06.2006 - 15:33

    dinine günde 163 kere kıyan ulusun
    günde 163 here cehennemde ulusun
    memrutlar su dökemez eline
    küfür tarihinde erişilmez ulusun
    eksikmi fazlamı bilmiyorum aklımda kalnlar bu kadar yazan necip fazıl

  • Ahmet Abdulbaki Karahan
    Ahmet Abdulbaki Karahan 21.06.2006 - 15:30

    yuh olsun milli şef'e
    kıydı milli serefe
    günahına bulunmaz terazilerde kefe
    necip fazıl

  • Ahmet Abdulbaki Karahan
    Ahmet Abdulbaki Karahan 21.06.2006 - 15:29

    başimiza kulak isityoruzzzzzz :))))))))))))))

  • İmran Tekin
    İmran Tekin 11.06.2006 - 01:09

    yaşlılarımızın yanında onun ismi anıldımmı başlarlardı zulü
    mlerini anlatmaya iyikide onun zamanına yetişmemişiz

  • Artanem
    Artanem 11.06.2006 - 01:02

    çor sagır (dedem böyle derdı kendisi için) :))

    ülkemiz için talihsizlik

  • İmran Tekin
    İmran Tekin 18.05.2006 - 22:12

    İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığın ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...
    Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmemezlikten geldiğin

  • Fatihözcan
    Fatihözcan 03.05.2006 - 19:24

    Atatürk’ün gösterdiği ‘çağdaşlaşma’ hedefini ‘Batılılaşma’ olarak algılayan ve imzaladığı ‘gizli anlaşmalar’ ile Türk devletinin geleceğini ‘Batı mandasına’ ipotek eden adam

  • Fatihözcan
    Fatihözcan 01.05.2006 - 21:36

    Alah böylesini bir daha göstermesin

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 25.02.2006 - 01:48

    Adını unuttuğum birisi..
    Atatürk ölüp ismet inönü başa geçince'eyvah, milletin sevgilisi öldü, millet kocasıyla başbaşa kaldı,' demiş(ler)

    :')))

  • Orhun Efe
    Orhun Efe 06.02.2006 - 17:10

    kürt ismet,ortanın solu(!) ,Türklüğü unutturmaya çalışmış bir cumhurbaşkanı,

  • Atmaca
    Atmaca 05.02.2006 - 01:39

    mustafa kemalı mumla aratan adam milli şef..

    günümüz de ki benzeri olan ahmet necdet sezeri çağrıştırıyor....

  • Gizem Öztürk
    Gizem Öztürk 06.01.2006 - 18:14

    alooooooooo kimin hakkında konuştuğuza dikkat ettin. Atatürk'ün silah arkadaşıdır ve kim nederse desin atatürk inönüyü gerçekten severdi.
    lozanda tc 'nin tapusunu alan hiç kimsenin sevmediği ismet inönüdür.
    türkiyeyi 2. dünya savaşına sokmayarak ülkenin devamını sağlayan inönüdür. Bu millet onu anlamadı anlamamakta da ısrar ediyor. iyi ki varsın ismet paşa..

  • Olgun Yucel
    Olgun Yucel 31.12.2005 - 18:45

    ismet demek kutsal bir isimdir.in insanın kısaltılısıdır.insan onüdemektir

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 19:42

    Millî Mücadele'nin Eskisehir Kütahya muharebeleri, adca Altintas Bozgunu, üzerinde durulmasi gereken pek mühim bir mevzudur. Ve bu müdhis bozgun, Garp Cephesi Kumandani îsmet (înönü) Pasa'nin tamamen aleyhinedir.

    Nasil kazanildigina ve kimin kazandigina daha evvel temas ettigimiz Birinci ve îkinci Inönü savasla'rindan sonra Yunanlilar'm umumî bir taarruzu bekleninekteydi. Yunanistan «Usak ve Bursa grublarini, kusatici bir hareketle, meydan muharebesi sahasinda birlestirecek ve kesin sonuç alacakti. Iki defa deneninis olan, înönü avzilerine cepheden taarruz plani artik terkedilmisti. Bursa grubu, înönü'ye dogru taarruza geçerken, daha kuvvetli olan Usak grubu, Afyon-Kütahya üzerinden genis bir kusatma hareketiyle Eskisehir'in, gerisine düsecek ve Ankara yolunu kesecekti. Plan uygulanabildigi takdirde Yunan ordusunun genis kusatma hareketi, Türk ordusunun ya toptan yok edilmesi, yahut teslim olmasiyla sonuçlanacakti., Ayrica, Eskisehir ve Afyon gibi iki demiryolu dügüm noktasinin zapti, Konya ve Ankara bölgelerinin birbirleriyle ve diger bölgelerle olan baglantisini kesecekti. Bütün bu tasavvurlarin gerçeklesmesiyle Ankara hükümetinin, baris sartlarini kabul etmek zorunda kalacagi umuluyordu.»

    Yunanlilarin bu plan pesinde kostuklari günlerde Garb Cephesi'nin Refet Bele Pasa kumandasindaki Güney Cephesi kaldirilmis olup Garp Cephesi birlikleri tamamen îsmet (înönü) Pasa eline verilmistir.

    îsmet înönü hakkinda «îkinci Adam» adiyla üç cilt kitap yazan Sevket Süreyya Aydemir, Altintas bozgunundan îsmet Pasa'yi temize çikarmak gayretiyle bazi rakamlar verip Yunan kuvvetlerinin çoklugundan bahsederse de, o günlerde Garb Cephesi yeniden kurulan ve baska cephelerden kaydirilan birliklerle takviye edilmis olup îzzeddin (Çalislar) , Kemaleddm Sami, Ayici Arif, Deli Halid Pasa gibi degerli kumandanlar ismet Pasa emrindedir.

    Yunan Taarruzu

    Yunanistan'in tasarladigi taarruz planinin tatbikine adeta bütün devlet erkani katildi. Krali, Basbakani, Genelkurmay Baskani, Bakanlardan bazilari hep Anadolu'ya geçti. Ve Kral Atina'dan ayrilmadan evvel bir beyanname yayinladi! .. Diyordu ki, Kral bu beyannamede:

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 19:42

    Ordunun basina geçmek için hareket ediyorum. Asirlardanberi Yunanliligin mücadele etmekte oldugu o topraklarda, mukaddes zafere dogru karsisinda durulamaz bir sekilde ilerleyen irkimizin muharebelerini taçlandiracagiz. Bugün, bu vilayetlerdeki hakimiyyetimiz, eski zamanlardaki cedlerimiz gibi en yüksek hürriyet, müsavat ve adalet ideallerinin gerçeklesmesini saglayacakti.

    Böyle taçlandirilacak savaslar sayiklayan Yunanlilar'in taarruzu 10 Temmuz 1921 günü baslayip 25 Temmuz'a kadar araliksiz on bes gün devam etti. 16 Temmuz günkü Yunan taarruzunda sol kanadimiz bozulup ordumuz büyük bir tehlikeye maruz kaldi. Bu arada orduda pek sevilen Kurmay Yarbay Nazim Bey sehid düstü ve cenazesi Ankara'ya götürülüp büyük merasimle kaldirildi. Garb Cephesi Kumandani îsmet (înönü) Pasa da, bu savaslardaki ilk geri çekilme emrini sol kanadin bozulmasini müteakib verdi! . Bu geri çekilme 17, 18, 19 Temmuz günleri de devam etti. 21 Temmuz günü Eskisehir'i geri almak gayesiyle yapilan taarruzumuz bir netice vermedi. Ve nihayet birliklerimiz 25 Temmuz aksamina kadar Sakarya gerisine çekildi. Cephe karargahi da, 24 Temmuz'da Polatli'ya nakledildi.

    Millî Mücadele'yi pek nazik bir noktaya getiren Altintas Bozgunu budur... 1522 sehid, 4714 yarali verdigimiz bu bozgundan sonra simaran ve «Türk birliklerinin geriye kalanlarinin da tamamen dagilmasi çok sürmeyecektir» diye beyanat veren Yunan askerî erkani, Altintas Bozgunu'ndan hemen sonra Sakarya'da korkunç bir maglubiyete ugrayacak ve biz Büyük Zafer'e dogru esasli bir adim atacagiz.

    Ancak, Sakarya Meydan Muharebesinde, îsmet (înönü) Pasa «fiilen yoktur»! . Yanlis sevk-ü idaresiyle Altintas Bozgunu'na sebeb olan îsmet Pasa, Sakarya Savasi'nda da. bir tahta sandalye üstünde uyuya kalmistir! .

    Bozgun Olayi Meclisde

    Altintas Bozgunu'nun ne derece mühim oldugunu ve aci neticesiyle nelere sebep oldugunu tesbit bakimindan hemen kaydedelim ki, Büyük Millet Meclisi 23 Temmuz 1921 günü ilk üçü gizli olmak üzere dört celse akd' etmis ve bu gizli görüsmelerde «rengi uçmus, feras olmamis, kimbilir kaç gündür uykusuzluktan gözlerinin etrafi halka halka, elbisesi toz toprak içinde perisan kiyafetle» kürsüye çikan îcra Vekilleri Reisi (Basbakan) ve Erkan-i harbiye-i Umumiye Reisi (Genel Kurmay Baskani) Fevzi (Çakmak) Pasa, o günlerdeki aci durumu söyle anlatmistir:

    «— Arkadaslar! Tarihî günler yasiyoruz. Yunanlilar'm çok üstün kuvvetle yaptiklari taarruza karsi asker ve subaylarimiz insanüstü bir gayretle kahramanca çarpistilar. Harb çok kanli oldu. Agir zayiata ugradik. Biz sehir, bölge harbi yapmiyoruz, hedefimiz nihaî zaferdir. Ordumuz stratejik bakimdan en müsait yerde harbe devam edecektir. Askerî noktadan en emin yerde harbedecegiz. Hükümetimiz namina Ankara'yi bir hafta zarfinda tahliye etmeye, hükümet merkezini Kayseri'ye nakletmeye karar verdik. Simdiden hazirliga baslamanizi rica ederim.»

    Fevzi Pasa'nin bu izahati Meclis'de «top gibi patlamis», pek çok milletvekili kürsüye gelip konusarak «açik, gizli ne varsa hepsi 'ortaya dökülmüs», «Orduyu bu hale getiren kumandanlari cezalandirmak» teklifi ortaya atilmis, bütün bu konusmalardan sonra tekrar söz alan Fevzi Pasa:

    «— Memleket müdafaasinda tamamen sizinle ayni fikirdeyim. Staretejik kumanda hatasina gelince, Erkan-i harbiye-i Umumiye Reisi olmakla bizzat ben mes'ulüm. Hiçbir kumandan bundan mes'ul tutulamaz. Vereceginiz cezayi sahsen simdiden kabul ettigimi arzederim» demisse de, Meclis'deki umumî kanaat «Fevzi Pasa'nin hiçbir kusuru olmadigi» yolundadir. Biina ragmen bu konusma, bir yumusama havasi dogurmus ve bu mevzuda kimse söz alip kürsüye çikmamistir. Neticede, cepheye

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 19:41

    Meclis'den bir hey'et gönderilmesi, Ankara'nin müdafaasma hazirlanilmasi, Meclis çalismalarina araliksiz devam edilmesi ve bazi evrakin Kayseri'ye naklinde hükümetin serbest oldugu yolunda, karar alinmistir.

    Meclis'in cepheye gönderdigi on dört kisilik hey'ette Dr. Riza Nur.da vardir. Riza Nur cephedeki tetkikattan sonra yazdiklanyla hatiratinda Ismet Pasa'yi pek fena hirpalamistir! .

    Ali Fuad (Cebesoy) Pasa ise, Altintas Bozgunu'ndan sonra Mustafa Kemal Pasa'ya sorar:

    «— Eger düsman Kütahya ve Eskisehir civarinda yenilmis olsaydi, netice ne olurdu? .»

    Mustafa Kemal Pasa'nin cevabi mühimdir. Der ki:

    «— Bu takdirde, lehimize bir baris anlasmasini Batililara kabul ettirmek belki daha evvel mümkün olabilirdi.

    Nitekim, Sakarya zaferinden sonra Batililarin ileriye sürdükleri sartlar, mesru ve hakli davamizi te'min edecek mahiyyette olmamakla beraber, birkaç defa bize mütareke ve müsalaha teklifinde bulunmuslardir.»

    Fevzi (Çakmak) Pasa'nin söyledikleri ise acidir! . Ankara'daki Ziraat mektebinde bulunan dairesinde, basini iki elinin arasina almis yeis içinde düsünen Fevzi Pasa'ya sorulur:

    «— Pasa, ne haber? .»

    Fevzi Pasa üstü haritalarla dolu masasindan basini kaldirarak» cevap verir:

    «— Ismet, eline verdigim gül gibi kuvvetleri mahv ve perisan etti! .»

    Halide Edib Adivar'da, o müdhis bozgundan bahisle der ki:

    «— Eskisehir'den döndükten sonra karargahta bir saat kadar çahstim. Sonra eve gitmek için Dr. Adnan (Adivar) 'i ararken, sesini duydugum bir odaya girdigim vakit, Mustafa Kemal Pasa ile konustugunu gördüm. Ikisi de, odanin ortasinda ayakta duruyordu. Pasa'nin yüzü sapsari idi. Iç ayaklanmalarin en kötü günlerindeki kadar endise içinde idi.

    Içeri girdim, el sikistiktan sonra, bu durumdan ne kadar müteessir oldugumu söyledim. Bana, bir fincan kahve içip, Eskisehir'de dövüsen Ismet Pasa'dan gelecek haberleri beklememi söyledi. Oturdum. Nihayet neticeyi ögrendik.

    Mustafa Kemal Pasa, yaverin durmadan getirdigi haberlerin hepsine sögüyordu. Nihayet sabah oldu. Mustafa Kemal Pasa:

    «— Ismet, Eskisehir savasini kaybetti» dedi. Altintas Bozgunu, sayfalarimizin müsaadesi nisbetinde aydinlatmaya çalistigimiz gibi Millî Mücadele'nin pek mühim bir safhasidir ve görüldügü üzere tamamen Ismet (Inönü) Pasa aleyhinedir! .

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 29.04.2005 - 10:48

    'Mustafa Kemal Paşa bir işte yüzde 10 başarı şansı görürse o işe girer. Ben bir işte yüzde 10 başarısızlık şansı görürsem o işe girmem'

    ismet inönü..

    kısaca:korkak

  • Enes Kılıç
    Enes Kılıç 16.04.2005 - 19:36

    nefsi aklının önüne geçmiş bir din düşmanı

  • Borahan Bilen
    Borahan Bilen 22.01.2005 - 03:09

    Bence her müslüman O na,hatta milli mücadeleye öncülük etmiş tüm paşalara minnet duymalıdır..Bugün,özgürce dini vazifelerimizi yerine getiriyorsak, İsmet paşa ve tabiki ulu önder Atatürk ün emekleri sayesindendir...Ayrıca unutmayalım ki siyaseti hiçbir bozguna,tazyike uğramadan tadında bırakan tek parlementer yine İ.İnönü nün oğlu Erdal İnönüdür..
    Ayrıca Adalar,Musul -Kerkük olayında ise,mevzu çok yönlüdür..Bir yeri alırsınız ama koruyamazsanız; hem o yer, hem ordularınız ve de elinizde olanlar gider...İsmet Paşa kesinlikle bu olaylardan kendine bir kazanç sağlamamış,vatanın hiçbiryerini peşkeş çekmemiştir...
    Peşkeş çeken biri varsa da o da halife Vahdettin dir..Ayrıca o dönemler şeriatçı geçinen Şeyh Said ve O nun tayfası yüzünden yitirilmiştir Musul-Kerkük...

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 14.07.2004 - 10:41

    1884 yılında İzmir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas' ta tamamladıktan sonra Mühendishane İdadisini (Askerî Lise) bitirdi.


    1903 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1906 yılında Harp Akademisi' nden mezun olarak, ordunun çeşitli kademelerinde görev yaptı.


    1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk'ün emrinde çalıştı ve öğrencilik yıllarından beri devam eden dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî Mücadele sırasında Atatürk'ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı. Edirne milletvekilliği ve bakanlık yaptı. Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı'na getirildi. 25 Ekim 1920'den sonra Batı Cephesi Komutanı olarak Çerkez Ethem isyanını bastırdı. Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını yönetti. Tuğgeneral rütbesine yükseldi.


    Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Mütarekesi'nde Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan Barış Konferansı'na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı. 24 Temmuz 1923'te Lozan Andlaşması'nı imzaladı.


    Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükûmette Başbakan olarak görev aldı, 1924-1937 yılları arasında bu görevini sürdürdü.


    İnönü, Atatürk İnkılâplarının gerçekleşmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk'ün en yakın mesai arkadaşıydı.


    Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938 yılında, TBMM tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi savaş felâketinin dışında tutmayı başardı. Savaştan sonra çok partili siyasî rejime geçilmesinde en büyük destek oldu. 1950 yılında, yapılan seçimleri kaybettikten sonra, 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Başkanı olarak siyasî yaşamını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.


    1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasî yaşamına devam etti, 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek; ölünceye kadar (25 Aralık 1973) Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeliği görevinde bulundu.

  • F
    F 22.06.2004 - 11:48

    Korkak politikası sebebiyle Türkiye İMF ye bağlanmak durumunda kalmıştır.

  • Bağırmayacaktin Anton
    Bağırmayacaktin Anton 15.06.2004 - 16:40

    paranın üstüne resmini bastıran, ege adalarını hizmet götüremeyiz diye yunana bırakan.Sevemediğim bir devlet adamı.

  • F
    F 01.06.2004 - 16:50

    Araştırmacı yazar, İsmet Bozdağ'ın yazdığı 'BİTMEYEN KAVGA/ ATATÜRK-İNÖNÜ, İNÖNÜ-BAYAR' isimli kitap mutlaka okunmalı. Emre yayınlarından...

  • F
    F 01.06.2004 - 16:42

    İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Atatürk ile ihtilaf sebebi olan konuları kendine göre uygulamaya başladı. Bunun kilit noktası 1935 Kurultayı'dır. Halk Fırkası.orada Cumhuriyet adını da alarak Cumhuriyet Halk fırkası oldu. O zaman bir tüzük değişikliği olmuştu. İnönü, Recep Peker'i görevlendirdi. Peker İtalya ve Almanya'ya giderek oradaki partileri inceledi ve bir program hazırladı. İnönü parti genel başkanı sıfatıyla bunu imzaladı ve bu değişiklik önerisi Çankaya'ya götürüldü ve o zamanki Katibi Umumi Hasan Rıza Bey de Mustafa Kemal'e sundu. Programı okuyan Atatürk, 'Kim bu zorbalar? ' diye çıkıştı. Çünkü orada önerilen yönetim modeli faşist bir yönetimdi.. O kadar ki Meclis'in üstünde yüksek bir konsey vardı. Paşa, Recep Peker'i ve İnönü'yü çağırır. İnönü, okumadan imzaladığını söyler. Atatürk bu olaydan 6 ay sonra Recep Peker'i, bir yıl sonra da İsmet Paşa'yı görevden alır. İsmet İnönü cumhurbaşkanı olunca o modeli aynen uygular...

  • Musa Cengiz
    Musa Cengiz 31.05.2004 - 23:23

    ismet inönü çok değerli bir devlet adamıydı. bunu anlamak için sonraki iktidarların batı köleliklerine bakmak yeterli

  • F
    F 26.05.2004 - 17:07

    Atatürk'ün son döneminde araları bozulmuştur, bunun tek sebebi de İnönü'nün savunduğu katı-faşizan milliyetçilikti.

  • F
    F 26.05.2004 - 17:06

    Gâzi/İnönü 'Uyuşmazlığı'

    15 Haziran 1936'da Anadolu Ajansı' nın Ankara mahreçli bir haberi, bütün gazetelerde yer almıştı:

    '...Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Sekreteri'ni, Atatürk vazifeden affetmiştir; şimdilik bu vazifeyi Atatürk' ün 'vekili' olarak İnönü ifa edecektir...'

    Olaydan üç gün sonra, Başbakan ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan vekili İsmet İnönü, bir beyanname yayınlayacak; bu beyannameyi de yurda ve dünyaya, Anadolu Ajansı yayacaktır.

    '...Cumhuriyet Halk Partisi'nin, memleketin siyasi ve içtimai hayatında, güttüğü yüksek maksatların tahakkukunu kolaylaştırmak için, bundan sonra, parti faaliyeti ile hükümet idaresi arasında, daha sıkı bir yakınlık ve daha amelî (pratik) bir beraberlik temin edilmesine, Genbaşkur'ca (Genel Başkanlık Kurulu) karar verilmiştir. Bu maksatla:

    1/ Dahiliye Vekili Genyönkurul (Genel Yönetim Kurulu) üyeliğine alınmış ve kendisine Parti'nin Genel Sekreterlik vazifesi verilmiştir.

    2/ Bütün vilâyetlerde, vilâyet parti başkanlığına, vilâyetin valisi memur edilmiştir.

    3/ Umumî Müfettişler, mıntıkaları dahilinde, bütün devlet işlerinin olduğu gibi, parti faaliyet ve teşkilâtının da en yüksek mürâkabe ve müfettişidirler.

    4/ Vilayetlerde parti ilyönkurul'unca (İl Yönetim Kurulu) ihtihap edilmiş bulunan başkanlar, üye durumunu almış ve nasup veya mahallince müntehap (seçilmiş) başkanların vazifeleri hitam bulmuştur.

    5/ Bu beyannamenin icaplarını, parti Genel Sekreteri olmuş bulunan Dahiliye Vekili tanzim ve takip edecektir.

    6/ Yukardaki maddeler bütün parti teşkilatlarına, vilâyetlere ve umumi müfettişliklere tebliğ olunmuştur...'

    Totaliterlik kesinleşiyor

    Bu iki haberi lâyıkıyla anlayabilmek için, iki savaş arasındaki ülke yönetimini, 'resmi tarih' in dışında izlemek ve inceliğini kavramak gerekiyor. Mustafa Kemal Paşa, Cumhurbaşkanı sıfatıyla, ancak yasaların ona verdiği hak ve yetkiyi kullanabiliyordu; 'işleri' Başvekil İsmet Paşa 'ya 'bırakmıştı', üçü hâriç! Gâzi 'nin yakınları, -hemen hepsi- şu konuda mutâbık sayılabilir: dahiliye, hâriciye ve iktisat'a, o, özel bir alâka gösterirdi; İnönü kabinelerinde, bu üç bakanlık, daima 'Atatürk'ün adamları'na verilmişti ki, bunlar Şükrü Kaya, Dr. Tevfik Rüştü Aras ve Celâl Bayar'dı! Ayrıca Gâzi, valilerin ve büyükelçilerin tâyinlerini de denetliyordu. Bunun açıklaması nedir? Gâzi 'nin 'devlet' i, denetimi altında tutmak istemesi mi?

    Peki bu durum, herkesten önce Parti teşkilâtını, ayrıca iktidardaki hükümeti rahatsız etmeyecek midir? Ediyordu: Gâzi, CHP Genel Sekreteri Recep Peker 'in, sudan nedenlere bağlayarak -özellikle vali, kaymakam, nahiye müdürlerini- şikâyet etmesinden bîzar olmuştu (Bkz. Hasan Rıza Soyak) . İsmet Paşa 'nın 'rahatsızlığı' ise, dolaylı olarak açıklanır: cumhurbaşkanı olduktan sonra, onayladığı ilk kabinede, iki kişiyi tasfiye etmişti: Şükrü Kaya ve Dr. Tevfik Rüştü Aras! Zaten daha sonra Başbakan da Celâl Bayar olamayacak, İnönü' ye 'sadakatı müsellem' Dr. Refik Saydam tercih edilecektir. Böylece 'Millî Şef' Cumhurbaşkanlığı'na, Gâzi gibi sadece üç bakanlığı 'kontroluna' alarak değil; o üç bakanı tasfiye ve hükümetin tamamını tâyin ederek başlıyordu.

    Parti ve Devlet'in 'özleştirilmesini' Gâzi ve İsmet Paşa, ayrı ayrı sebeblerden istemişler: Gâzi, o dönem Türkiye' sinde, devletin yönetiminde özel ve önemli bir yer tutan üç (Trakya, Doğu ve Güneydoğu) Genel Müfettiş'le, parti'nin faaliyetini denetleyebilecek, bu, vali ve kaymakamların denetimini güçlendirecekti. İsmet Paşa' ysa, -bakanlarının Gâzi 'ye bağlılığı dolayısıyla,- tam denetleyemediği idare âmirleri ve genel müfettişleri, daha yukardan izleyebileceği için, yeni durumu kabul ediyordu. Zira, bazı 'ecnebi' araştırmacıların da altını çizdiği gibi, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'nın 'yoğunlaşan' nüfuzunu dengeleyebilecek, yeni bir 'güç' aramaktaydı; İnönü derseniz, Gâzi'nin hastalığını ve muhtemel sonucu öğrenmiş, artık 'ondan sonrasının' hesaplarını yapmaya başlamıştı.

    Bir manada Recep Peker 'in, daha sonra da İnönü 'nün, görevden affedilmelerine neden olan, CHP 'nin yeni tüzük ve programı, bu hesapların hem sebebi, hem sonucudur; Mustafa Kemal Paşa 'nın vefatından sonra, harfi harfine uygulamaya konulması da, niyetin ve amacın, 'totaliter bir yönetim' olduğunu gösteriyor.

    'Faşizan' ve 'totaliter'...

    Bizim nesil dahil- sonraki 'Cumhuriyet' çocuklarına, 'Resmî Tarih' in, 'Atatürk/İnönü, birbirinin devamı' fikrini ısrarla işlemesi, zamanla, CHP 'nin de, dolayısıyla Rejim'in de, hem yanlış anlaşılmasına, hem de yanlış yollara sapmasına neden olmuştur.

    Çünkü, düşünmek lâzım: inkılâplar, yâni 'Kuruluş' yıllarında 'muhafazakâr' bir hal tarzı için, daha sonra Terakkiperver Fırka muhalefetini kuracak kişilerden (Rauf bey ve arkadaşları) bir cunta önerisi getiren Mareşal Çakmak'ı, adeta tersleyerek reddeden İsmet Paşa; nasıl oluyor da, Recep Peker'in hazırladığı, meclisüstü bir Faşist Konseyi'ni (adeta, bir 'cunta') içeren, yeni CHP Tüzük ve Programını, Gâzi'ye onaylatmayı düşünebiliyor?

    Çünkü, 'Gazi sonrası' hesapları vardır; bu hesaplarda, kendisine 'tek başına' güvenemediği için, 'inkılâpçı otoriterliği', 'totaliterliğe' doğru itecektir; bu da, muhtemel rakipleri böyle yüksek bir 'divanda' onore etmekle mümkün olabilir. Peki, uygulama nasıl oldu? Aynı değilse bile, benzeri bir uygulama! Gâzi 'nin öfkeli müdahalesiyle gerçi 'yüksek konsey' tasarıdan çıkarılmıştı ama; Rejim konusunda Gâzi 'yle ciddi ihtilafa düşmüş ne kadar eski Müdafaa-i Hukukçu varsa - Rauf bey, Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Paşa' lar- İnönü Cumhuriyeti' nin en yüksek makamlarına getirilmiştir.

    Buna mukabil, -eskiler hatırlayacaktır- Gâzi Mustafa Kemal Paşa' nın portresi; hem Türkiye Cumhuriyeti' nin resmî ofislerinden, hem de paralarından ve pullarından kaldırılmıştır.

    CHP artık 'faşizan' ve 'totaliter' bir parti olmuştu.

    23 Ekim 2000 (Attila İlhan)

  • F
    F 26.05.2004 - 16:52

    Atatürk'ü anlamamış, milletinin de anlamasını engellemiştir.

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 17.05.2004 - 18:50

    Türk siyasetinin Pavlus'u...

  • Selim Sağır
    Selim Sağır 15.05.2004 - 02:11

    Akrostiş


    İhtilal acentası...
    Solun tamda ortası.
    Moskof ’un oltası..
    Eli, zulüm muştası.
    Tek ümidi, cuntası


    İnkılap, avantası...
    Nemrut, onun atası...
    Ölüm yolu, rotası..
    Namlı servet çantası..
    Ünlü küfür softası..

    (1968)

    Necip Fazıl Kısakürek

  • F
    F 13.05.2004 - 17:09

    Ataturk'un istedigi ve anladigi demokrasi turunu anlayamamis olmasi, Mendereslerin, Demirellerin, Özallarin, Çillerlerin, Tayyiplerin ve Liberal türevlerinin doğmasini saglamiş ve cumhuriyet'e minik minik çentikler bu dönemlerde atilmaya baslamistir. ismet pasa liberallere gosterdigi hoşgörünün, daha sonraki 50 yil boyunca, liberal iktidarlarin diş mihraklara, türk askerinin kanini satmaya varacak sekilde tavizler verecek olduğunu gorebilseydi, büyük ihtimalle anladiğı anlamda demokrasiden vazgeçerdi.

  • Can Dericioğlu
    Can Dericioğlu 26.04.2004 - 18:00

    Halk arasında Türkiye'yi 2.Dünya Savaşına sokmayan lider olarak bilinir, anılır...