Bazılarımız bu konuda çok şanslıdır. Bazılarımızın gökyüzü hâlâ masmavidir. İçinde güneş doğup batmayanlar bu dünyadan insanlar. İçinde saf ve menfaatsiz sevgi biriktiren herkese günaydın.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları bir harfin başlattığı yangın ile söndür beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım öyle mahzun ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın. ->İ.Özel
Abla, ben de cevabı yürek olanlardanım. O yüzden son soruna şöyle bir cevap verebilirim ancak. Yürek kendi sınırlarını kendisi çizer zaten. ;)) O en güzel ülkedir.
Örneğin, karısını dövüyordu diye olaya müdahele edip kötü kocayı öldüren şahıs malumumuz. Fazlaca gündemimizde olan bir kişiydi. Mahkeme ona dedi ki, senin haddine değil. Aynı şekilde darp edilen kadın da öyle diyebilirdi ki yaşanan gerçekler var. Potansiyel bir tehlikeye karşı tanıdığımız tanımadığımız herkesi korumaya çalışmak hadsizlik midir? Ben şahsen, potansiyel bir tehlikeyi (konu sadece can mal güvenliği değil, kişilere karşı da ) değer verdiğim herkesi uyarır ve dikkat etmesini söylerim. Bu konuda haddimi aşmışsam aşmışımdır çokta önemli değil.
Hadsizlik olarak gördüğün ve sınırlarını zorladığın her ânın önünde saygıyla eğildikten sonra eklemek istiyorum ki, o zamanlarda mutlaka insanın başına sıkıntılar geliyor, daha fazla yoruyorlar ve eşin dostun sana şöyle diyor, sana mı kaldı? Senin haddine mi gibi... ;)) Yatan insanın başı ağırmaz çünkü çalışmayan insan hata da yapmaz. Haddini bilir ve oturur
Sonuna şunu da ekleyeyim de yazıda ismi geçen büyük şahısları eleştirdiğim veya hadsizlik ettiklerini düşündüğüm sanılmasın! :)) Bu sulallere cevap vermek benim haddime miydi mesela? ;))
Mesela, Mehmet Âkiflerin, Nazımların, Necip Fazılların, Orhan Velilerin var olduğu bir dünyada şiir yazmak kimin haddine? İmam ebu Hanifelerin, Şaiflerin, Buharilerin diz çürüttüğü rahle dünyasında ilimden söz etmek kimin haddine? Ya da, 'İnsan kendini bilmiyorsa diye insana sorular soran ve bu uğurda can veren "bilmenin felsefesini savunan ve bunu canıyla ödeyen Sokrates'in alanına el uzatmak Sadi Şirazi'nin haddine mi? Deseydi ki haddim değil! acaba bu gün biz bu sözü duyar mıydık Şiraziden?
Abla o ne müthiş bir çıkarım öyle. İnsan bazen sınırlarını zorlamasaydı bir çok mevzuda geri kalmışlığı yaşardı. Ve kim belirleyecek kimin neye, nereye kadar sınırları olduğunu?
Ciğer kalmamıştır. Ya abla ben söz verdim, sözümün çıktığı tenden daha değerli olana ki, günde bir paketi geçmeyecek sigaram diye. Ama sen beni zorluyorsun. Oruç tutan adamın karşısında yemek yer gibi. ;))
Günaydın
Kalbi ile dili bir olan güzel insanlara.
Rabia ablam öğlene doğru gelir kılıç kalkanı ile.
Bazılarımız bu konuda çok şanslıdır. Bazılarımızın gökyüzü hâlâ masmavidir.
İçinde güneş doğup batmayanlar bu dünyadan insanlar.
İçinde saf ve menfaatsiz sevgi biriktiren herkese günaydın.
"Tıp kitaplarında yazmaz ama sevgi her yarayı iyileştirir.''
Dr. Nowzaradan
Sevginin gönül göğümüzün güneşi olduğunu öğretti.
Bir kaç iyi insanın bir ömrü güzelleştirdiğini...
Beklemek ateşten şiddetlidir.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın. ->İ.Özel
Gibi ;)...
Özü sözü bir olanlara günaydın.
Bazılarımız için bir yürekte köle olmak, dünyanın geri kalanında hür olmaktan daha kıymetlidir.
Hür olmayı seçmedik Ablaaaa. :)))
Abla, ben de cevabı yürek olanlardanım. O yüzden son soruna şöyle bir cevap verebilirim ancak. Yürek kendi sınırlarını kendisi çizer zaten. ;)) O en güzel ülkedir.
Vatan, İnsanın sığındığı toprak mıdır, yaşadığı yürek midir?
"...ruhumla bu hayat arasında kurduğum bu köprüye 'ah çok sallantılı' diye bakıyorlar..evet, çok haklılar.." B.K
Günün sözü,
Hiç bir insanın ömrü, başka bir insanın egosunu taşıyacak kadar uzun değil dir.
P. C
"... dünya mavidir..t ı p k ı p o r t a k a l l a r g i b i...."
Örneğin, karısını dövüyordu diye olaya müdahele edip kötü kocayı öldüren şahıs malumumuz. Fazlaca gündemimizde olan bir kişiydi. Mahkeme ona dedi ki, senin haddine değil.
Aynı şekilde darp edilen kadın da öyle diyebilirdi ki yaşanan gerçekler var.
Potansiyel bir tehlikeye karşı tanıdığımız tanımadığımız herkesi korumaya çalışmak hadsizlik midir?
Ben şahsen, potansiyel bir tehlikeyi (konu sadece can mal güvenliği değil, kişilere karşı da ) değer verdiğim herkesi uyarır ve dikkat etmesini söylerim. Bu konuda haddimi aşmışsam aşmışımdır çokta önemli değil.
Haddini bilmek konusunu din bağlamında ele almaktan paralel bir yola geçelim ve bir de sosyal hayat ve insanlar arası ilişkiler bağlamında bakalım.
Hadsizlik olarak gördüğün ve sınırlarını zorladığın her ânın önünde saygıyla eğildikten sonra eklemek istiyorum ki, o zamanlarda mutlaka insanın başına sıkıntılar geliyor, daha fazla yoruyorlar ve eşin dostun sana şöyle diyor, sana mı kaldı? Senin haddine mi gibi... ;))
Yatan insanın başı ağırmaz çünkü çalışmayan insan hata da yapmaz. Haddini bilir ve oturur
Güzel cevaptı vesselam.
Hocam, herkes kendisi için öyle düşünür. Sorsak, hepimiz haddimizi biliyoruzdur...
Kim belirleyecek kimin neye haddi olduğunu?
Sonuna şunu da ekleyeyim de yazıda ismi geçen büyük şahısları eleştirdiğim veya hadsizlik ettiklerini düşündüğüm sanılmasın! :))
Bu sulallere cevap vermek benim haddime miydi mesela? ;))
Mesela, Mehmet Âkiflerin, Nazımların, Necip Fazılların, Orhan Velilerin var olduğu bir dünyada şiir yazmak kimin haddine?
İmam ebu Hanifelerin, Şaiflerin, Buharilerin diz çürüttüğü rahle dünyasında ilimden söz etmek kimin haddine?
Ya da, 'İnsan kendini bilmiyorsa diye insana sorular soran ve bu uğurda can veren "bilmenin felsefesini savunan ve bunu canıyla ödeyen Sokrates'in alanına el uzatmak Sadi Şirazi'nin haddine mi? Deseydi ki haddim değil! acaba bu gün biz bu sözü duyar mıydık Şiraziden?
Abla o ne müthiş bir çıkarım öyle.
İnsan bazen sınırlarını zorlamasaydı bir çok mevzuda geri kalmışlığı yaşardı.
Ve kim belirleyecek kimin neye, nereye kadar sınırları olduğunu?
"Eskiden her konuda konuşurdum istekle.... / Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi. .." ŞE
"Ne mı kalır benden sana, / İğde kokan soluğuyla, / Perçemli yeller kalır"
Nesimi'ye kulak verelim o halde. Bakalım sadra şifa neler var o koca yürekte.
Sözü bozmaya teşvik ve tahrikten dolayı, en azından taksirle bozmaktan dolayı yargılanırsın abla. Yok öyle. Damara türkü zerk edip banane demek.
Ciğer kalmamıştır.
Ya abla ben söz verdim, sözümün çıktığı tenden daha değerli olana ki, günde bir paketi geçmeyecek sigaram diye. Ama sen beni zorluyorsun.
Oruç tutan adamın karşısında yemek yer gibi. ;))