Aşk, Sen-Ben kavramının yıkılması, insanın kendisini biçare hissetmesiyle, mutlu hissetmesi arasında kaldığı soyutsallık... Duyguların Araf'ı... Nazım' ın Adam kavramı...
Ask... Öyle birseydirki nerde bir imkansiz varsa onu secer.... Onu gördügün an sanki kalbin duracakmis gibi olur, gözlerine baktiginda ise icindeki ates hic sönmeyecek gibi olur...Onu severken onsuz olmak cok kötü birseydir, fakat onun baskasiyla mutlu oldugunu görmek her ne kadar aci versede bir yandan sevindirici...Karsindakine duyulan ask cok önemlidir her ne kadar ask önemliyse saygida önemlidir..o bir baskasini seviyor diye beddua okumamiza gerek yok..herkesin yüregi kalbi ayridir...Eger ki oda sana karsi birseyler hissediyorsa zamana birakmalisin, herkesin dedigi gibi zaman herseyin ilacidir...
Ask... kalbini ne kadar parcalasada sana ne kadar aci versede yikilmamayi ögrenmelisin....ayakta durabildigin kadar duydugun his ASKTIR...! ! !
çimlere sırtüstü uzanmış çocuğun gökyüzünde ki kartalı izlediğini hayal et... kanatlarının eminliğinde uykuya dalmış kartalı... bir kadının çırılçıplak okyanusa uzandığını hayal et... özgürlüğünden hoşnut huzurunu... herkes yürüyerek işe giderken bir adamın seksek oynayarak gittiğini düşün... elleri ceplerinde yağmur altında sahilde gezen bir şairi hayal et... şiirlerinin sancısına çarpan yağmur damlasının serinliğini... estetik ve tutkulu bir sevişmeden sonra birbirlerinin gözlerine bakan iki sevgiliyi hayal et... zamanın ötesine ve kendi önemine varmış şaşkınlığı... unutulmuşluğu... sahipsiz,hesapsız ve ait olmadan yaşayabileceğin bir an düşle... düşleyebilirsen yaşayabilirsin de... bunun için dünyanın değiştiğini göreceksin sevgilinin yüzünde... ve o zaman hayatı seveceksin... öfkelerimizin nedeninin onu anlamaya çalışmak olduğunu görecek... ve bir çocuk gibi gülümsiyeksin... bu noktaya varmak istiyorsan aşık olacaksın... aşka gideceğin yolun bütün tanrılarıyla kavga etmektir sadece bunun bedeli... yaşa genç adam ve genç kadın... yaşa... bir aşk var senin olan... ötesi senin olmayan... bırakma... yaşa...
Ah Güler, ah! Platonik aşkımın kördüğümü,henüz yazılmamış bir öykünün son noktası,girdabında kaybolduğum siyah saçlı,kara gözlü ve varlığımdan habersiz sevgili.
aşk, dört işlemle ifade edilmeyen görünmeyen rüzgar bir kum tanesinin hafızasında kalan kaya parçası düşün bozup bozup kendince kurduğu görüntüler ve resmi tarih yazıcılarının asla anlayamadığı şeydir aşk
aşk, suda ıslanmaz kutuplarda eksi altmış derecede bile yakar insanı babadan oğula devredilecek bir mülkiyet ve iktidar da değildir aşk. dini, dili, rengi, sınır ve bayrağı, nöbetçi kuleleri yoktur ama genellikle biri sonunda yaralanır acil servislerde de kaydına rastlanmaz erken tanısı yapılamayan yüreğimizi yurt edinmiş ve asla düze inmeyen dağlı bir kabiledir aşk
aşk, dünyada dolaşan serseri bir ıslıktır zamanın arşivinde esrarı çözülmemiş giz dibe vurmuş mektuplarda solmuş elyazısı telefonda uzakların ayak izi defter arasında kurutulmuş gülün ahı hep sürgün efsanedir aşk kahramanı dağları deler, kuyulara iner sevgilinin yokluğunda yağmalanmış kent görüntüsüdür aşk
aşk, dağlara çivi gibi çakılmış eşkıyanın kendince hayata itirazdır kaşları çatılırsa çatışma hali susarsa soğuk savaş, gülerse devrimdir aşk hindiçin'de giyap anti-emperyalist anti-faşist ve ispanya iç savaşında anarşist yunanistan'da teslim olmaktansa beynine kurşunu sıkan aris'tki bağlılıktır aşk aşk, babil kulesinin varlığına duyulan şüphedir
kafkasya'da şeytanın dağlarla aynı torbada yeryüzüne inmesi duaların hayatı temize çekmediğini öğrenen tibetlinin tapınağını terketmesidir aşk
dünyanın yedi günde kurulduğunu yazan tevrat'a göre iki kişiliktir, üçüncü bir kişinin varlığı mısır'ı düşman görmektir israiloğularına göre aşk
aşk, başını buluta koyup uyumak değildir tedirginlik, şüphe, heyecan, kızgınlık, küskünlüktür sonsuz bir kahkaha da değildir aşk
içimizde bin yılda bir uyanan ve uyandığında kıyameti koparan ateşlerin çocuğu devdir o, gecelerin efendisi gündüzlerin kanatları ışıktan kuşudur sevgiliye göre yaratan, ama ihaneti asla bağışlamayan bir elinde gül, diğerinde rüzgar kıyamet gününde suyun yüzü yastığının altında bıçakla uyumaktır aşk
'Bırak kendini,amansızca akışına ateşin, İnsan yaşamak için derinden nefes almalı, Ey aşk bilmediğim sözleri fısılda kulaklarıma, Dudaklarından ruhuma aksın ölümün acı yanı, Sen yoksan bende yokum, Benim topragım senden başkası değil'...
aşk koca bir saçmalıktır başlı başına şimdilerde aşk diye birşey varmı varsa nerde merakta etmiyor değilim hanii
Aşk, Sen-Ben kavramının yıkılması, insanın kendisini biçare hissetmesiyle, mutlu hissetmesi arasında kaldığı soyutsallık... Duyguların Araf'ı... Nazım' ın Adam kavramı...
süper bişeydir aşk......
Yalanın kuyruklusu!
Sevişmenin doruk noktasının adı olabilir mi...?
Veya amaç için bir araç değil mi...
Neden olmasın ama...
aşk nesneleştirerek harcamaktır maşuku..
Evrende yanlız dolaşan iki noktanın, şans eseri çakışmasının ardından, yön değiştirerek yeniden buluşmasına aşk denir :))
Aşk, imkansız olanı olur hale getirmektir. Yıldızına ulaşmak demektir.
Ask...
Öyle birseydirki nerde bir imkansiz varsa onu secer....
Onu gördügün an sanki kalbin duracakmis gibi olur, gözlerine baktiginda ise icindeki ates hic sönmeyecek gibi olur...Onu severken onsuz olmak cok kötü birseydir, fakat onun baskasiyla mutlu oldugunu görmek her ne kadar aci versede bir yandan sevindirici...Karsindakine duyulan ask cok önemlidir her ne kadar ask önemliyse saygida önemlidir..o bir baskasini seviyor diye beddua okumamiza gerek yok..herkesin yüregi kalbi ayridir...Eger ki oda sana karsi birseyler hissediyorsa zamana birakmalisin, herkesin dedigi gibi zaman herseyin ilacidir...
Ask... kalbini ne kadar parcalasada sana ne kadar aci versede yikilmamayi ögrenmelisin....ayakta durabildigin kadar duydugun his ASKTIR...! ! !
.................................Sabret Sevdam BirGÜN Sende Güleceksin.......................
ruhun acıyla mutluluk dengesinin ne kadar girift olduğunu gözümüze gözümüze sokan his..
Sevgiliye ulaşıldığında biten duygu hali
LOVE İS: Yanındayken bile onu özlemektir...
Geçici bir hormon yansıması....
çimlere sırtüstü uzanmış çocuğun gökyüzünde ki kartalı izlediğini hayal et...
kanatlarının eminliğinde uykuya dalmış kartalı...
bir kadının çırılçıplak okyanusa uzandığını hayal et...
özgürlüğünden hoşnut huzurunu...
herkes yürüyerek işe giderken bir adamın seksek oynayarak gittiğini düşün...
elleri ceplerinde yağmur altında sahilde gezen bir şairi hayal et...
şiirlerinin sancısına çarpan yağmur damlasının serinliğini...
estetik ve tutkulu bir sevişmeden sonra birbirlerinin gözlerine bakan iki sevgiliyi hayal et...
zamanın ötesine ve kendi önemine varmış şaşkınlığı...
unutulmuşluğu...
sahipsiz,hesapsız ve ait olmadan yaşayabileceğin bir an düşle...
düşleyebilirsen yaşayabilirsin de...
bunun için dünyanın değiştiğini göreceksin sevgilinin yüzünde...
ve o zaman hayatı seveceksin...
öfkelerimizin nedeninin onu anlamaya çalışmak olduğunu görecek...
ve bir çocuk gibi gülümsiyeksin...
bu noktaya varmak istiyorsan aşık olacaksın...
aşka gideceğin yolun bütün tanrılarıyla kavga etmektir sadece bunun bedeli...
yaşa genç adam ve genç kadın...
yaşa...
bir aşk var senin olan...
ötesi senin olmayan...
bırakma...
yaşa...
korkutucu ama hep davetkar
samimi ama hep gizemli
albenili ama tehditkar
haticeye bakma neticeye bak! ?
Bir sen vardın,
Sen de gittin.
Bırakıp beni çaresiz ve bir başıma
Solgun bir sonbahar akşamında.
...
ve insanın insana ettiği
en yalan yemin: Aşk!
hepsi,
hepsi insan işi
...
(Y. Erdoğan)
Ah Güler, ah! Platonik aşkımın kördüğümü,henüz yazılmamış bir öykünün son noktası,girdabında kaybolduğum siyah saçlı,kara gözlü ve varlığımdan habersiz sevgili.
Bu kadar kötülüğün arasında tek gerçek saf olan aşk.
AŞK ŞARAP GİBİDİR YILLANDIKÇA GÜZELLEŞİR?
(İçmesini bilene)
Aşk bir davaya benzer, Cefa çekmekte şahide,
Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki! !
......................................(Hz. Mevlana)
Demek ki aşkta kazanmak ancak cefa çekmekle mümkündür.
yürek+cesaret+duygusal yoğunluk=AŞK....... İYİ DE OLSA KÖTÜ DE OLSA YAŞAMAYA DEĞER NADİR DUYGULARDAN BİRİ..
Dağlı bir kabiledir aşk
aşk, dört işlemle ifade edilmeyen
görünmeyen rüzgar
bir kum tanesinin hafızasında kalan kaya parçası
düşün bozup bozup kendince kurduğu görüntüler
ve resmi tarih yazıcılarının asla anlayamadığı şeydir aşk
aşk, suda ıslanmaz
kutuplarda eksi altmış derecede bile yakar insanı
babadan oğula devredilecek bir mülkiyet ve iktidar da değildir aşk.
dini, dili, rengi, sınır ve bayrağı, nöbetçi kuleleri yoktur
ama genellikle biri sonunda yaralanır
acil servislerde de kaydına rastlanmaz
erken tanısı yapılamayan
yüreğimizi yurt edinmiş
ve asla düze inmeyen dağlı bir kabiledir aşk
aşk, dünyada dolaşan serseri bir ıslıktır
zamanın arşivinde esrarı çözülmemiş giz
dibe vurmuş mektuplarda solmuş elyazısı
telefonda uzakların ayak izi
defter arasında kurutulmuş gülün ahı
hep sürgün efsanedir aşk
kahramanı dağları deler, kuyulara iner
sevgilinin yokluğunda yağmalanmış kent görüntüsüdür aşk
aşk, dağlara çivi gibi çakılmış
eşkıyanın kendince hayata itirazdır
kaşları çatılırsa çatışma hali
susarsa soğuk savaş, gülerse devrimdir aşk
hindiçin'de giyap anti-emperyalist
anti-faşist ve ispanya iç savaşında anarşist
yunanistan'da teslim olmaktansa
beynine kurşunu sıkan aris'tki bağlılıktır aşk
aşk, babil kulesinin varlığına duyulan şüphedir
kafkasya'da şeytanın dağlarla aynı torbada yeryüzüne inmesi duaların hayatı temize çekmediğini
öğrenen tibetlinin tapınağını terketmesidir aşk
dünyanın yedi günde kurulduğunu yazan tevrat'a göre
iki kişiliktir, üçüncü bir kişinin varlığı
mısır'ı düşman görmektir israiloğularına göre aşk
aşk, başını buluta koyup uyumak değildir
tedirginlik, şüphe, heyecan, kızgınlık, küskünlüktür
sonsuz bir kahkaha da değildir aşk
içimizde bin yılda bir uyanan
ve uyandığında kıyameti koparan ateşlerin çocuğu devdir
o, gecelerin efendisi
gündüzlerin kanatları ışıktan kuşudur sevgiliye göre
yaratan, ama ihaneti asla bağışlamayan
bir elinde gül, diğerinde rüzgar
kıyamet gününde suyun yüzü
yastığının altında bıçakla uyumaktır aşk
Fadıl Öztürk
'Bırak kendini,amansızca akışına ateşin,
İnsan yaşamak için derinden nefes almalı,
Ey aşk bilmediğim sözleri fısılda kulaklarıma,
Dudaklarından ruhuma aksın ölümün acı yanı,
Sen yoksan bende yokum,
Benim topragım senden başkası değil'...
AŞK, gözler açıkken görülen bir Rüya..
aşk çoğalan sızısıyla herşeye rağmen mutlu olan bir yaradır
AŞK..o acı çekmekmiş yeni anladım..
Nerde o eski aşklar leyla kaşar, mecnun küpeli olmuş
her zaman karşılıksız olandır...
bati,da dayaniksizdir, dogu,da aci verir...