Aşk, âşık olanı, kendi varlığını yok etmeye sevk eder. Yâni, öylesine seversin ki karşındakini, onun için her şeyinden geçersin. Sevdiğinde yok olursun…
Beğeni ayrıdır, sevgi ayrıdır.
Bir şey beğenirsin, beğendiğin şeye sahip olmak istersin!
Seversen, sevdiğinin istek ve arzularında yok olmak mecburiyetindesin!
Sevgi, aktığı kadarıyla kişide benliği yok eder.
Ne kadar çok seviyorsan, sevdiğin kadar karşındakine teslim olursun ve ondan razı olmak mecburiyetindesin.
Bu sevgi, aşk noktasına ulaştığı anda artık onun yanında senin istek ve arzuların sıfır noktasına düşer. Sadece, onun yanında olayım, yeter dersin, ne hâl ve şart içinde olursam olayım! Hani, diyor ya;
“Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi.
Altım çamur, üstüm yağmur, gene gönlüm hoş idi.”
İşte, o yâr hanesinde altı çamur, üstü yağmur, başının altında sadece taş var iken mutlu olmak, aşkın sonucudur. Bu, mutlak teslimiyete götürür.
-Yâ Gavs. Âşık ol bana. Âşık benim, aşk benim! Kalbini benden gayrından çevir ve fariğ kıl! ”
Ahmed Rufâi, Abdülkâdir Geylâni, Fahreddin Irakî, Mevlâna Celâleddin gibi bir çok zevât-ı kirâm Allah’tan “Aşk” ismiyle sözetmişlerdir çeşitli zamanlarda...
“AŞK benim” sevilecek, öylesine sevilecek ki, uğruna herşeyden vaz geçilecek; öylesine ki, benliğinden bile vazgeçilmek sûretiyle O’nda yok olunacak varlıktır, “AŞK”!
Aşk, O olduğu gibi; âşık da O’dur. Çünkü O’nun dışında vücûdu olan bir varlık yoktur! Ve dahi mâşuk, yine kendisidir!
Sevgi, sevdiğin, seven hep O’dur!
Kim, ne zaman, nerede, neyi severse sevsin; sevdiğinin ismi ne olursa olsun, gerçekte sevilen hep O’dur!
“Murad etti ki, kendisinden gayrı sevilmeye; sonra zâhir oldu sevilenler sûretinde; sonra da baktı ki kendisinden gayrı mevcut değil, bu defa hep seven ol kendi oldu! ” cümleleri işte bu durumu açıklar.
İyi bilelim sevgi nedir; hangi isim altında olursa olsun sevilenler kimdir; sevgiyi oluşturan cazîbe nedir, kimdendir, kime aittir; ve nihâyet seven kimdir?
“Bildik ki âlemde her ne var, hep AŞK imiş” beytinde işte bu sırra işaret edilmektedir.
Uçsuz bucaksız belki zamansız tam olarak bilinmeyen duygu. Allah' ın insanların kalplerini birbirine bağladığı bir sebep. Bazen rezil edici bazen ulaştırıcı ve erdirici...
Bence aşk ne olduğu belli olmayan insanı hem çok üzen acı çektiren hemde olabildiğince sevindiren ve hatta mutluluktan uçuran bir duygudur insanı kontrol dışı bırakabilen en etkili duygu dünyanın en acı ve en tatlı duygusu olsa gerek...... AŞK.....................?
aşk bence ıstıraptır yani ben aşka inanmayan ve öyle birşeyin varlığına inanmayan bi insanım çünkü ben bi defa aşka düştüm ve mahvoldum kimseye tavsiye etmem
Bence aşk, Mecnun'daki gibi, Fuzuli'nin yürekten yanması gibi Yaradan'a duyulan aşktır. Gerçekten onu yürekten, kendimizden geçerek seversek, onun aşkının ateşiyle yanıp kül olursak en yüce aşklardan bile daha büyük bir aşk olmaz mı?
acısını yaşamadan ne olduğunu anlayamayacağın bir duygudur aşk.acısını ama yakarcasına,canını acıtırcasına yaşamaktır. aşk olmamaktır.hep varolmaktır bazende.kör olmak, bazen ise herşeyi daha iyi görmektir.ağlamaktır aşk, bazen gözlerinde yaş kalmamaktır. çok az zamanda mutlu olmaktır aşk. sedece o kısacık zamanı yaşamak için katlanmaktır acılara gögüs germektir aşk.
hüzünlü bir sevişmenin hemen ardından girilen alkol komasının ertesi günüdür aşk...ve başınıza giren şiddetli ağrının sonsuza dek süreceğini sanmaktır tuttuğun eli bırakma.
ÂŞIK
Âşık, gariptir!
Dünyada gariplerin sayısı o kadar azdır ki...
Çünkü garipler dünyalarında yaşar dünyanızda görünürler.
Ahmed Hulûsi
AŞK,MUTLAK TESLİMİYETE GÖTÜRÜR!
Aşk, âşık olanı, kendi varlığını yok etmeye sevk eder. Yâni, öylesine seversin ki karşındakini, onun için her şeyinden geçersin. Sevdiğinde yok olursun…
Beğeni ayrıdır, sevgi ayrıdır.
Bir şey beğenirsin, beğendiğin şeye sahip olmak istersin!
Seversen, sevdiğinin istek ve arzularında yok olmak mecburiyetindesin!
Sevgi, aktığı kadarıyla kişide benliği yok eder.
Ne kadar çok seviyorsan, sevdiğin kadar karşındakine teslim olursun ve ondan razı olmak mecburiyetindesin.
Bu sevgi, aşk noktasına ulaştığı anda artık onun yanında senin istek ve arzuların sıfır noktasına düşer. Sadece, onun yanında olayım, yeter dersin, ne hâl ve şart içinde olursam olayım! Hani, diyor ya;
“Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi.
Altım çamur, üstüm yağmur, gene gönlüm hoş idi.”
İşte, o yâr hanesinde altı çamur, üstü yağmur, başının altında sadece taş var iken mutlu olmak, aşkın sonucudur. Bu, mutlak teslimiyete götürür.
Ahmed Hulûsi
BENLİĞİNİ SANA UNUTTURAN ŞEYDİR
AŞK!
İnsanın yüreğini o aşk sardığı zaman, akıl geri plâna kaçar..
Mıknatısı iğneye tuttuğun zaman iğnenin aklı gider...
Çekim kanununa tâbi olur, o iğne mıknatısın yanında..
İşte Allah bir sûrette yüzünü gösterirse sana, O'nun peşinden gitmemek mümkün değildir! .
Gâfilsen dersin ki: 'Ben Ayşe’nin, Fatma’nın, Ahmedin mehmed’in peşinden gidiyorum! ! ! ...'
Ârifsen, bilirsin ki seni peşinden götüren O’dur!
İşte bu aşkın dünyası insanı kuşatmadıkça, insan benliğinden geçemez..
AŞK nedir?
Benliğini sana unutturan şeydir, AŞK!
Nedir ki benliğini sana unutturur, işte odur AŞK!
Çeker peşinden götürür..
Ahmed Hulûsi
AŞK BENİM…
ÂŞIK BENİM!
“Rabbim Teâlâ’yı gördüm ve sordum;
-Yâ Rabbi..”Aşk”ın mânâsı nedir?
-Yâ Gavs. Âşık ol bana. Âşık benim, aşk benim! Kalbini benden gayrından çevir ve fariğ kıl! ”
Ahmed Rufâi, Abdülkâdir Geylâni, Fahreddin Irakî, Mevlâna Celâleddin gibi bir çok zevât-ı kirâm Allah’tan “Aşk” ismiyle sözetmişlerdir çeşitli zamanlarda...
“AŞK benim” sevilecek, öylesine sevilecek ki, uğruna herşeyden vaz geçilecek; öylesine ki, benliğinden bile vazgeçilmek sûretiyle O’nda yok olunacak varlıktır, “AŞK”!
Aşk, O olduğu gibi; âşık da O’dur. Çünkü O’nun dışında vücûdu olan bir varlık yoktur! Ve dahi mâşuk, yine kendisidir!
Sevgi, sevdiğin, seven hep O’dur!
Kim, ne zaman, nerede, neyi severse sevsin; sevdiğinin ismi ne olursa olsun, gerçekte sevilen hep O’dur!
“Murad etti ki, kendisinden gayrı sevilmeye; sonra zâhir oldu sevilenler sûretinde; sonra da baktı ki kendisinden gayrı mevcut değil, bu defa hep seven ol kendi oldu! ” cümleleri işte bu durumu açıklar.
İyi bilelim sevgi nedir; hangi isim altında olursa olsun sevilenler kimdir; sevgiyi oluşturan cazîbe nedir, kimdendir, kime aittir; ve nihâyet seven kimdir?
“Bildik ki âlemde her ne var, hep AŞK imiş” beytinde işte bu sırra işaret edilmektedir.
Ahmed Hulûsi
Zamanla güçlenen, kök salan bir duygu onsuz yapamayacağın bir duygu. Uygun biriyle karşılaşmazsan yaşamı zehir eden bir bağımlılık. Riskli bir iş.
'iki yalnızın aynı yalnızlıkta buluşmasıdır aşk'
Tarif edemediğin duyguların mı var? sanırım aşıksın insanın karşısındakine olan dugularındaki 3.evre hoşlanma,sevgi,aşk,alışkanlık
sevgi'de,en son ulaşılaşılacak nokta.... zirve.
Düşmanı evliliktir.
Ulaşılmaza ulaşamamaktır
en'leri yaşatan duygu...
bol mutluluk,bol acı......
Uçsuz bucaksız belki zamansız tam olarak bilinmeyen duygu. Allah' ın insanların kalplerini birbirine bağladığı bir sebep. Bazen rezil edici bazen ulaştırıcı ve erdirici...
Bence aşk ne olduğu belli olmayan
insanı hem çok üzen acı çektiren
hemde olabildiğince sevindiren
ve hatta mutluluktan uçuran bir duygudur
insanı kontrol dışı bırakabilen en etkili duygu
dünyanın en acı ve en tatlı duygusu olsa gerek......
AŞK.....................?
sevginin ebedileşmesidir............................
birinci nokta
sonuna her zaman nokta konulan kelime.
Elbet biter. Ve bir bakmışsın ardına izleri kalmış belki çirkin belki de tekrar yaşamak için can verebilaceğin kadar muhteşem...
Üç harf, beş nokta...
aşk bence ıstıraptır yani ben aşka inanmayan ve öyle birşeyin varlığına inanmayan bi insanım çünkü ben bi defa aşka düştüm ve mahvoldum kimseye tavsiye etmem
AŞK:yaşanır anlatılmaz herkezin aşkı farklıdır en zoru sanırım karşılıksız olanı olsa gerek..
Aşk; en derin paylaşımları acımasızca yoketme oyunlarına dönüştürmektir...
Koklaya Koklaya
Gel yarim yeter bekledim
Gülü koklaya koklaya
Gözlerime yaş ekledim
Seli koklaya koklaya
Bir derdime bin ekledim
Aşkın boynuma yükledim
Seherde haber bekledim
Yeli koklaya koklaya
Gurbet gezdim adım adım
Asla olmadı muradım
Sırma saçın hatırladım
Teli koklaya koklaya
bayplay ım bak zamana
Kara bağrım yana yana
Kerem oldum Aslı Han'a
Külü koklaya koklaya
aşık olanı bi kere, olmayanı iki kere....
Masmavi bir denize benzer suyunu içtikçe yakar yaktıkça içilesi gelir!
ilk aşklar en çok yıpratanlardır.
Bir kez aşkı çözdüğün zaman bir daha aşık olamazsın....
Bence aşk, Mecnun'daki gibi, Fuzuli'nin yürekten yanması gibi Yaradan'a duyulan aşktır. Gerçekten onu yürekten, kendimizden geçerek seversek, onun aşkının ateşiyle yanıp kül olursak en yüce aşklardan bile daha büyük bir aşk olmaz mı?
acısını yaşamadan ne olduğunu anlayamayacağın bir duygudur aşk.acısını ama yakarcasına,canını acıtırcasına yaşamaktır.
aşk olmamaktır.hep varolmaktır bazende.kör olmak, bazen ise herşeyi daha iyi görmektir.ağlamaktır aşk, bazen gözlerinde yaş kalmamaktır.
çok az zamanda mutlu olmaktır aşk.
sedece o kısacık zamanı yaşamak için katlanmaktır acılara
gögüs germektir aşk.
hüzünlü bir sevişmenin hemen ardından girilen alkol komasının ertesi günüdür aşk...ve başınıza giren şiddetli ağrının sonsuza dek süreceğini sanmaktır tuttuğun eli bırakma.
nedense bana soğuk ve ürpertici geliyor.acım mı var ne
aşk bile bile tutsaklıktır,,,herkes aşkını kendi içinde yaşar