Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • aşk14.01.2005 - 09:50

    Masmavi bir denize benzer suyunu içtikçe yakar yaktıkça içilesi gelir!

  • ernesto che guevara 31.12.2004 - 12:18

    Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesi idi. Politik eğilimleri itibariyla da sola açık liberal olarak tanınırlardı. Ispanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. Zamanla maddi durumları bozuldu. Che, eğitim bakanlığına bağlı Dean Funes lisesine başladı. Okulda Ingilizce eğitim yapılırken, annesinden de fransızca öğreniyordu. Daha ondört yaşındayken Freud'un kitaplarını okumaya başlayan Che, fransızca şiirlere bayılırdı. Baudelaire'e karşı büyük bir tutkusu vardı. Onaltı yaşında ise Neruda'ya hayran olmuştu. Guevara ailesi,1944 yılında Buenos Aieres'e göçtü. Durumları iyiden iyiye bozulmuştu. Che, biryandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu.Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilkyillarında Arjantin'in kuzey ve batı bölgelerini baştan başa dolaşmış, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yapmıştı.
    Son sınıfta iken Che, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika'yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika'nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi. Che, 1953 yılının Mart ayında üniversiteyi bitirmiş doktor olmuştu. Venezuella'daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaşmıştı. Buraya gitmek için çıktığı yolculuğu sırasında Peru'ya da uğradı. Orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hapisten çıktıktan sonra Ekvator'da bir kaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Che, Venezulla'ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala'ya gitti. Devrimci Arbenz Hükümeti sağcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyük elçiliğine sığındı. Ilk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı. Guetamala'da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika'ya gitti. Ernesto, Guatemala'da bir çok Kübalı sürgün ve Fidel Castro'nun kardeşi Raul ile karşılaşmıştı. Meksika'ya geçtiğinde ise Fidel Castro ve arkadaşları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba'ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safhada yer aldı.
    Devrim sonrasında Binbaşı Ernesto Che Guevara Havana'nın la Cabana Kalesi'nin komutanlığına getirildi.1959 yılında Küba vatandaşı ilan edildi. Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi. 7 Ekim 1959'da Milli Tarım Reformu Enstitüsü başkanlığına atandı. 26 Kasım'da da Küba Milli Bankası başkanlığına getirildi. Böylece Che ülkenin mali işlerini yüklenmiş oluyordu. 23 Şubat 1961'de Küba Devrim Hükümeti bir sanayi bakanlığı kurarak Che'yi bunun başına getirdi. Ancak Playa Giran çatışması sırasında, tekrar kale komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra az gelişmiş ülkelere çesitli seyahatlar yapan Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu durum Che'nin savaşcı yanının tekrar canlanmasına yol açtı. Artık başka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiği kararını vermişti.1965 Eylül'ünde bilinmeyen ülkelere doğru yola çıktı. 3 Ekim 1965'de Fidel Castro, Che'nin ünlü veda mektubunu Küba Halkı'na okudu.
    ...Ve ölüm Che'yi Bolivya'da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos'un askerleri O'nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağir bir yara aldı ve Hieguras'da bir okula hapsedildi. Kimsenin karşısında eğilmedi. Ve 9 Ekim günü Barrientos'un kiralık katillerinden Mario Turan'ın dokuz kurşunuyla can verdi
    Görüldüğü gibi Che’nin eğitimi ve derin bilgisi onu onurlu bir mertebeye taşımıştır,insanların dış görünüşleriyle değerlendirip ithal kahramanlardan söz eden arkadaşlarımızın ne kadar ithal bir yaşam içerisinde oldukları ortada,tarihte saygıyla anılacak kahramanlarımız olmuştur şüphesiz ama bu bizim sömürge konumunda olan bir ülkede yaşadığımız gerçeğini değiştirmez değilmi? Kısacası Che’yi tanıtmak yada eleştirmek konusunda bir yeterliliğe sahip değiliz ama dünya halklarını onu hakkettiği mertebeye oturtmuştur.

  • babil25.12.2004 - 13:44

    Babil (Tanrının kapısı) ve asma Bahçeleri,M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.Aynı zamanda Astronomiyle ilgilenen ve ciddi buluşlara tanıklık eden halk Dünyanın disk şeklinde olduğuna,Güneş’in de bunun etrafında döndüğüne inanıyordu!

  • ben13.12.2004 - 12:08

    BEN: Kndini egonun zincirlerinden kurtarıp mutluluğun yönetimini ele alan insanın temel merkezidir.

  • aldatılmak11.12.2004 - 17:43

    Aldatmayla ilgili bir sürü arkadaşımızın düşüncelerine göz attım.Bir çoğunda sahiplenmenin ve sahiplenmeden kaynaklanan aldatma yada aldatılma hallerinin yıkıcılığını görüyorum.
    Bana kalırsa aldatılma acısını yaşayan her insan aldatabilecek insandır,sonuçta bu ruh halinin her ikisine de hizmet eden sürekli beslenme peşinde olan insanın egosudur.
    Milyonlarca insan; belli bir tarzda giyinir, güzel görünmeye çalışır, çok kibar olur, roller edinir, değişir. Ne tür koşulların geçerli olduğunu sezinlediğinde, hemen insanların ona ilgi göstereceği yönde değişiverir.Amaç bir insanı etkilemek,elde etmek sonra bir başkasını ve bir başkasını daha,hayatımızdaki insanı bir başkasıyla paylaşma ihtimaline bu ihtimalin toplumla bizi eşit ölçüde sağlama olanaklarına dayanamayız,egomuz sarsıntı halindedir ve yedikçe daha çok acıkma hissi doğurmaktadır,böyle bir duygu içerisinde olan bireyler sahip olma sınırını asla tanımazlar ve çoğu zaman bu temelde aynı olan açlığı farklı maskeler adı altında doyurmaya çalışırlar...Bunun yarattığı olumsuz ve temel sorunlardan biride insanın sahip olma arzusundan çok olma (kendi benliğine kavuşma) yolunu tıkamasıdır.Bu çok derinden bir dilenciliktir,eşiniz kaçar,kocanız boşar,başka birisiyle yaşamaya başlar siz tamamen yıkılırsınız,çünkü sizi aldatan kişi size ilgi gösteriyordu,özen gösteriyordu,size ait olduğunu hissettirip bir imparatorluk tahtı vermiştir şimdi o gitti ve imparatorluğunuz yıkıldı..!
    Bu gerçek sevgi değildir.Gerçek sevgi sahiplenme değildir,aynı zamanda aldatmada değildir.gerçekte seven insan sevdiği insanın ayrı bir birey olduğunun yanı sıra kendi hak ve seçim özgürlüğünü kısıtlamadan onun zamanla değişken olabileceğini kabullenmektir.