Kültür Sanat Edebiyat Şiir

anarşizm sizce ne demek, anarşizm size neyi çağrıştırıyor?

anarşizm terimi Erhan Aydemir tarafından 22.09.2003 tarihinde eklendi

  • Dolunay Güneş
    Dolunay Güneş 18.01.2010 - 17:22

    Anarşizm
    kural koyan herşeyi reddeden bir anlayış....aile devlet din gibi...olaya toplumsal açıdan bakmıyorlar bence daha çok bireyi geliştirmeye çalışıyorlar...birey kendi doğrulrını oluşturacak... zaten kişi yasalara ters düşen birşeyi doğru buluyorsa yasaları takmamalı.... nitekim evrensel ahlak yasasına da karşılar...yani toplumcu değil bireyci yaklaşıyorlar...sınıfsız bir toplumun oluşmasını hedefler...o yüzden devlete filan karşılar...çünkü din devlet oluşan zengin sınıfın kullandıkları baskı araçlarıdır...azınlıkların olduğu her yerde o azınlığın haklarını korumak için baskıya da ihtiyaç vardır

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 01.12.2009 - 22:04

    İnsanların devlet olmadan da adil ve
    uyumlu bir hayat yaşabileceklerini ileri
    sürer.

    bknz: Proudhan anarşizm görüşü.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 09.10.2009 - 00:30

    Otoriteye karşı çıkan,mevcut düzeni yıkmak için her türlü yolu mübah gören akımdır.

  • Bilal Yaşik
    Bilal Yaşik 24.03.2009 - 13:16

    savaşcı-hiyerarşik sisteme tek alternatif

  • Emine
    Emine 09.02.2009 - 19:29

    Zincire Vurulmus Prometheus.aiskhylos tarafindan yazilmis bir tragedya. teorik bilgi vermeyen, bir hikayeyle anarsist olarak nitelendirilebilecek olan prometheusun cezalandirilisini anlatan bir eser. yuksekte oturan ve ondan alcakta birakilanin catismasi. duzene karsi cikis ve neticesi. eserde netice olumsuz gorunse de (prometheus acisindan) olumluluklar mujdelenir.

  • Oktay Avşin
    Oktay Avşin 04.12.2008 - 16:02

    sen onu yapma bunu yapma dersen ve tüm yapılacaklara engel olursan bu yapılamayanlar bir gün gelir karşına dikilir senden hesap sorar ve sende vay dine karşı çıkıyor geleneklere göreneklere karşı çıkıyor diye yırtınırsın ama olan olmuştur...

  • Banu Nakip
    Banu Nakip 05.10.2008 - 12:07

    kendi çapında kimseye zarar vermeden yapılan anarşistiliğe ok ama başkalarına zarar vererek kendi dilediğini yapmak...bu düpedüz bencillik...çok byk boyutlara ulaşabilio...

  • Selahattin Aykurt
    Selahattin Aykurt 05.08.2007 - 22:02

    Mikhail Aleksandroviç Bakunin (М и х а и л А л е к с а н д р о в и ч Б а к у н и н ;) (30 Mayıs 1814 – 13 Haziran 1876) tanınmış bir Rus anarşittir. Anarşist düşünürlerin ilk kuşağının temsilcilerindendir ve “anarşizmin babaları” olarak anılan düşünürlerden biridir.

    Konu başlıkları [gizle]
    1 Yaşamı
    2 Politik Görüşleri
    3 Anti-Semitizm
    4 İlgili Bağlantılar



    Yaşamı [değiştir]Bakunin Moskova’nın kuzeybatısında, Torzok ve Kuvşinovo arasındaki Piramukhino köyündeki aristokrat bir ailenin çocuğudur. 14 yaşındayken Topçuluk Üniversitesinde askeri eğitim aldığı St. Petersburg’a gitti. Eğitimi 1832 yılında tamamlandı ve Rusya İmparatorluk Muhafız Alayı’na düşük rütbeli bir subay olarak atandı ve Minsk’e, Gardinas’a, Litvanya’ya (artık Belarus) gönderildi. Babası Bakunin’in askeri ya da sivil göreve devam etmesini istiyorduysa da, o 1835 yılında ikisini de terk ederek, felsefe okumayı umut ettiği Moskova’ya geçti.

    Bakunin Moskova’da eski üniversitelilerden oluşan bir grupla arkadaşlık kurdu ve ardından sistematik bir idealist felsefe çalışmasına başladı. Özellikle de Schelling, Fichte ve Hegel’e yoğunlaştı. Başından beri o ve arkadaşları çalışmalarını, o dönem modern bilimin başkenti sayılan Berlin’e bir seyahat yaparak tamamlamak istiyorlardı. Bakunin’in ailesi bu yolculuğun masraflarını karşılamayı reddetti; ama sonunda yumuşadılar ve 1840 yılında yolculuğa çıktı.

    O sıralar Bakunin’in planı üniversitede profesör olmaktı (arkadaşlarının deyimiyle “doğruluğun rahibi”) . Fakat daha sonra “Sol Hegelciler” adı verilen radikal öğrencilerle karşılaştı ve onlara katıldı. Berlin’deki sosyalist harekete dahil oldu. Buradan Proudhon ve George Sand’le karşılaşacağı, Polonyalı sürgünlerin lideriyle tanıştırılacağı Paris’e geçti. Paris’ten İsviçre’ye seyahat etti. Burada bir süre kalarak sosyalist hareketlerde etkin olarak bulundu.

    İsviçre’deyken, Bakunin Rusya hükümeti tarafından Rusya’ya çağrıldı ve çağrıyı reddetmesi üzerine mallarına el konuldu. 1848 yılında Paris’e döndüğünde, Rusya’ya karşı ateşli bir saldırı başlattı ve bu Bakunin’in Fransa’dan sürülmesine neden oldu. 1848’in devrimci hareketleri kendisine demokratik ajitasyon yapan köktenci bir kampanyaya katılma fırsatını verdi ve 1849 Mayısındaki Dresden ayaklanmasına katılması nedeniyle tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. Bununla birlikte idam hükmü ömür boyu hapse çevrildi ve Rus yetkililere teslim edildi. Hapsedildi ve 1855 yılında doğu Sibirya’ya gönderildi.

    Bakunin Amur bölgesine gitmek için izin talep etti ve buradan kaçmayı başararak Japonya’ya, ardından da 1861 yılında Amerika Birleşik devletlerinden İngiltere’ye geçti. Geri kalan yaşamını batı Avrupa’da, özellikle de İsviçre’de sürgünde geçirdi. 1869 yılında Sosyal Demokratik Birliği kurdu. Bununla birlikte Birinci Enternasyonal’in uluslar arası bir organizasyon olduğu ve yalnızca ulusal organizasyonların üyeliğe kabul edildiği bahanesiyle Bakunin’in kurduğu birlik Birinci Enternasyonal’e alınmadı. Oluşturulduğu yıl dağılan bu birliği oluşturan çeşitli gruplar daha sonra Enternasyonal’e ayrı ayrı katıldılar.

    1870 yılında Bakunin Lyons’taki başarısız bir ayaklanmaya önderlik etti. Ayaklanma daha sonra Paris Komünü için örnek teşkil etti. Karl Marx ve Friedrich Engels daha sonra bu komünü onayladılar ve onu proletarya diktatörlüğünün bir örneği olarak tanımladılar; bununla birlikte Marx Lyons’taki ayaklanmanın erken ve maceracı bir ayaklanma olduğu görüşündeydi. Çünkü başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Aynı zamanda da Bakunin'in etkinliğinde olması böyle bir değerlendirmeyi getirebilirdi.

    Bakunin’in 1872’deki Lahey Kongresi’nde Marx’ın üstün gelmesiyle Enternasyonal’den tasfiye edilmesi, Marksist düşüncenin devletin nihai çözülmesinden önce kurulmasını öngördüğü işçi devleti görüşü ile Bakunin’in böyle bir ara basamağa gerek olmadığına dair görüşü arasındaki uyuşmazlığın açık bir temsili oldu. Marx’ın (dehasını kabul ederek) yaptığı sınıf çözümlemesini ve kapitalizme ilişkin öne sürdüğü ekonomik teorilerini kabul etmekle birlikte, Devlet ve Otorite hakkındaki görüşlerini de son derece aciz, yetersiz buluyordu. Marx’ın küstah ve kibirli olduğunu ve yöntemlerinin komünist devrimi tehlikeye atacağını düşünüyordu. Bakunin Yahudi kökenli olduğu için Marx’a saldırarak anti-semitist olduğunu da açığa vurdu diyenlerde vardır. Fakat ilginç olan Marx'ın redaktörlüğünü yaptığı Neue Rheinische Zeitung'da Bakunin'in Rus ajanı olduğunu iddia eden bir haberin ciddi imiş gibi yayınlanması ve Avrupada tüm burjuva basınının ve bunlara hakim yahudi kökenlilerin bu sözde haberi sık sık tekrarlamaları karşısında Bakunin anti-semitist sayılabilecek ifadeler de kullanmıştır. Bu haber özellikle Marx'a çok yakın Utin (daha sonra çardan özür dilemiş ve rusyada yaşamasına izin verilmiştir) tarafından sürekli gündemde tutulmuştur.

    Bakunin 1873 yılında Lugano’da bir köşeye çekildi ve 13 Haziran 1876’da Bern’de öldü.

    Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

    Wikimedia Commons'da Mihail Bakunin ile ilgili çoklu ortam belgeleri bulunmaktadır.

    Özdeyişlerde Mihail Bakunin ile ilgili bilgi bulunmaktadır.




    Politik Görüşleri [değiştir]Bakunin hangi isim ya da biçim altında olursa olsun, Tanrı da dahil olmak üzere tüm dış otorite sistemlerini reddediyordu. Tanrı ve Devlet (ölümünden sonra 1882 yılında basıldı) adlı eserinde şöyle yazıyordu:

    “İnsanın özgüleşmesi yalnızca buna bağlıdır, çünkü o doğanın yasalarına itaat eder; onlar insana dışarıdan insani ya da ilahi, kolektif ya da bireysel her ne olursa olsun herhangi bir yabancı irade tarafından empoze edildiği için değil, kendisi onları böyle kavradığı için.”

    Böylece doğa kanunlarının farkına her insan kendisi varır. Bakunin’in akıl yürütmesi sonunda bu kanunların kendi doğasının kanunları olduğu için, bireyin bunlara uymaktan başka çaresinin olmadığı ve bu nedenle politik organizasyonların, yönetimlerin ve yasaların derhal yok olacağı düşüncesine varır.

    Bakunin aynı şekilde herhangi bir imtiyazlı konumu ya da sınıfı reddetmiştir. Çünkü “bu ayrıcalığın acayipliğidir ve her ayrıcalıklı konum insanın kalbini ve zihnini öldürür. Ayrıcalıklı insan, politik ya da ekonomik fark etmez, zihnen ve kalben bozulmuş insandır.”

    Bakunin’in devrimci programını gerçekleştirme yöntemleri de onun prensiplerinden daha az anlamlı değildir. Bakunin’in tanımladığı gibi, bir devrimci özel bir ilgi ya da duyguya izin vermeyen, din, vatanseverlik ya da ahlak konusunda, onu kelimenin her anlamıyla varolan toplumu altüst etme görevinden saptıracak hiçbir şüphe taşımayan, sadık bir insan olmalıdır.

    Mikhail Bakunin ve Karl Marx arasındaki anlaşmazlık anarşizm ve Marksizm arasındaki farklılığa ışık tutar: Anarşistler ve Marksistler aynı ortak hedefi (sosyal sınıfların ve devletin olmadığı özgür, eşit bir toplumun yaratılması) paylaşmakla birlikte, bu hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda büyük anlaşmazlıklar yaşarlar. Anarşistler sınıfsız, devletsiz topluma devlet aygıtı yoluyla değil emekçilerin özyönetim organları aracılığıyla ve proleterya diktatörlüğü gibi bir geçiş aşaması olmadan geçilmesi gerekliliğine inanırlar. Anarşistlere göre iktidar yozlaştırır. Marksistler böyle bir şeyin imkansız olduğuna ve anarşistlerin çok idealist olduğuna inanırlar. Devlet aygıtını yok etmeyi değil ele geçirmeyi amaçlarlar. Marksistler sınıfsız ve devletsiz topluma, devlet aygıtının ve planlı ekonominin olduğu sosyalizm adı verilen kademeli bir geçiş ön görürler..


    Anti-Semitizm [değiştir]Bakunin’in birçok anti-semitik basmakalıp sözü tekrar ettiği bilinir. Örneğin Yahudileri şöyle tanımlar: “sömürgeci bir mezhep, asalak insanlar, yalnızca ulusal sınırların ötesinde değil, aynı zamanda tüm politik görüş farklılıklarının ötesinde sıkıca ve samimiyetle birbirine bağlanmış homurdanan tek bir parazit… [Yahudilerin] ulusal karakterlerinin temel özelliğini oluşturan ticari hırsları vardır” Bununla birlikte Samiler hakkında mı yoksa pratikteki Yahudilikten mi bahsettiği açık değildir. Ama Bakunin’in yaşamı boyunca tüm dinleri eleştirdiği, onun zamanında Hıristiyanlık ve Yahudiliğin Avrupa’da çok baskın olduğu dikkate alınmalıdır. Bakunin’in anti-semitizmi çoğunlukla olduğu gibi, Yahudilerin Avrupa kapitalizminin ve politikasının yönlendiricisi olduğu görüşüne dayanır. Karl Marx’la yaptığı bir polemiğin bir kısmını oluşturan şu sözü, Bakunin’in Avrupa’daki Musevileri nasıl algıladığını gösterir:

    “Bu Yahudi dünyası bugün çoğunlukla Marx’ın ve Rothschild’in komutası altındadır. Ben eminim ki bir taraftan Rothschildler Marx’ın faziletlerini takdir ediyorlar, diğer taraftan da Marx Rothschildler’e karşı içgüdüsel bir yakınlık ve büyük saygı besliyor. Bu tuhaf görünebilir. Komünizm ve yüksek finans arasında nasıl bir ortak nokta olabilir? Ho ho! Marx’ın komünizmi güçlü bir devlet merkeziyetçiliği istiyor ve bunun olduğu yerde – insanların emeği üzerine spekülasyonlar yapan – parazit Yahudi milleti daima varoluşunun anlamını bulacaktır…” Polemique contre les Juifs, 1872.MİHAİL BAKUNİN ANARİZMİN KURUCUSUDUR


    PATİAKAYOLU@MSN.COM
    HARAMİLER@MSN.COM

  • Gamze
    Gamze 29.06.2007 - 06:26

    Her insanda var olmayan içine sığdıramadığın ve birilerinin sürekli sana boyun eğdirmeye çalıştığı tutku dolu bir özgürlük duygusu ve özgürlük savaşı.

  • Samet Sakal
    Samet Sakal 28.10.2006 - 03:16

    anarşizm ve anarşi şüphesiz politika kuramında en fazla yanlış temsil edilen kavramlardır. Genel anlamda kaotik ve düzensizlik kelimeleri ile eş anlamlı tutularak, anarşistlerin toplumsal kaos ve orman kanunu na geri dönüşü arzuladıkları belirtilir.

    Bu yanlış anlamlandırma sorunu tarihsel bir paralellik gösterir. Örneğin, monarşinin gerekli olarak görüldüğü hükümetlerin bulunduğu ülkelerde de zamanında cumhuriyet veya demokrasi gibi kavramlar, aynen anarşi gibi değerlendirilmişlerdir; yani düzensizlik ve karmaşayı temsil etmek için kullanılmışlardır. Halihazırdaki durumun devam ettirilmesinden belirgin çıkarı olanların, mevcut sisteme karşı çıkanların pratikte işlerliklerinin olamayacağını öne sürmeleri gayet normaldir onlara göre yeni toplumsal yaşam biçimi ancak kaos a yol açabilir.

    anarşizm tamamen hükümet karşıtı devlet karşıtı olmaktan ziyade hiyerarşiye karşı olan bir harekettir. Neden? Çünkü hiyerarşi otoriteyi içeren kurumsal yapıdır. Devletin hiyerarşinin ulaşmış olduğu en ileri biçim olması nedeniyle anarşistler tanımsal olarak devlet karşıtıdırlar ancak bu tek başına anarşizmin yetersiz bir tanımlaması olur gerçek anarşistler sadece devlete değil aynı zamanda tüm hiyerarşik örgütlenme biçimlerine karşı çıkarlar.Anarşi terimi Yunancadan gelmektedir, ve temel olarak 'yönetenin olmaması' anlamına gelir.

    ancak Türkiye de bumların bilinmemesi gayet doğaldır...kendine anarşist diyenlerin çogu dahi bu kavramı doğru tanımlayamamaktadır.

    ama anarşizm inde eksik tarafları vardır öncrlikle ülkemiz şartlarında otorite ile savaşılmaya kalkıldığında asıl savaşılan yine hiyerarşinin en alt basamağındaki kişiler oluyo.Çünkü ülkemizde askerlik zorunlu bir görev ve bir isysn esnasında bunu bastıracak kişiler yine halktan oluyo ve sonucunda şehit oluyo.sizce halk için yapılan bir eylemde halk çocuklarının ölmesi doğru mu? benim aklıma yatmıyor...

    yinede mantıklı yollarla anarşizme ulaşmanın bir yolu bulunursa.neden olmasın?

    'Hiç kimsenin bir başkasını baskı altına almasının imkansız hale gelmesini mi hedefliyorsun? Öyleyse hiç kimsenin güce sahip olmamasını sağlaman gerekir' Bakunin

  • Onur Gürçay
    Onur Gürçay 28.10.2006 - 00:01

    Ulen sanki hükümet insanları yarattı. Hayır, tanrı insanı yarattı, insanda gereksizce hükümeti, devleti yarattı. Bu hamşo devletler bi güzel yıkılsa da insan aslında bir birey olduğunu kavrayabilse

  • 02.10.2006 - 00:20

    Terörizm...

  • Soner Coşkun
    Soner Coşkun 23.09.2006 - 18:18

    bırakın yapsınlar bırakın geçsinler! ! ! ! ! herkez istediğini yapsın anlamında ama bana göre kötüye kullanmaksızın

  • Aral Ezel
    Aral Ezel 08.09.2006 - 20:23

    komik bir akım.....marksist teorinin neresinde oldugundan bihaber biçarelerin,üniversitelerdeki bilinçsiz ceguvera tişörtlü solcukların,romantik devrimcilerin inandıgı,halklardan kopuk bir anlayış......imitasyon solcuda denilebilir........marksist.com....gerçek devrimciler burada...

  • Mor Ugultu
    Mor Ugultu 08.09.2006 - 20:16

    Hükümet'in gerekli olduğuna ve hükümet olmadan ancak düzensizlik ve karmaşa olacağına inanılırsa; doğal ve mantıksal olarak, hükümetin olmamasını önemle vurgulaması açısından, anarşinin düzenin yokluğu anlamına gelmesi gerekir.


    anarşi asla hayal değildir.gün gelecek sistemler yıkılacak biz var oldgumuz yasama dönecegz
    yasasın anarşi! ! !
    yaşasın kaos! ! !

  • Sude Özgün
    Sude Özgün 16.08.2006 - 15:06

    lütfen biri anarşizmi detayıyla anlatabilir mi? ? tüm gerçekleriyle.........
    e-mail adresime de yazabilirsiniz
    bulutsuzluk_trg@hotmail.com

  • Suat Şen
    Suat Şen 14.08.2006 - 09:01

    Ekmeğini yediği ülkeye ihanet eden it sürüsü

  • 14.08.2006 - 08:58

    Anarşizm bir hayalden başka bir şey değildir! ! ! ! İnsanoğlu hep güdecek,güdülecektir! ! ! ! ! ! ! ! !

  • Merlin Xn
    Merlin Xn 04.08.2006 - 23:48

    Bilene eyvallah da; bilmeyen bazı imrenti (bakmayınız; özenti) gençlerimizin dikkat çekmek, farklı aktivitelerde bulunmak, asabilik gösterip tarz yapmak amaçlı savunduklarını söyledikleri, her iki cümlelerinden birinde geçen; anlamı başsızlık, iktidarsızlık olan, aynı zamanda da azınlığın tercih ettiği bir yönetim şekli olan kelimecik.

  • Ece Ce
    Ece Ce 04.06.2006 - 19:54

    anarşi benim gittiğim yol!
    en iyi yönetim biçimi! ! !
    devletten kurtulmak için seçilen yol!

  • Taner Akıncı
    Taner Akıncı 29.04.2006 - 21:33

    Test ettim onayladım..anabolizmama en uygun İZM...

  • Pelin Beyazyıldırım
    Pelin Beyazyıldırım 03.04.2006 - 04:07

    Aşırı alkollu ev arkadasımın grupca gittiğimiz barda ARANIZDA ANARŞİST YOOOOKKMUUU LEEEEYYN die bağırışı geldi aklıma.. :))

  • Ulaş Uğurlu
    Ulaş Uğurlu 11.03.2006 - 03:05

    ....izm deil de ist olsa benim derdim..yoksa anlatmak simdi cook uzun surer :)

  • Deniz Kurtul
    Deniz Kurtul 23.01.2006 - 12:55

    Aşağıdaki adreste Anarşizm ile ilgili teorik metinler bulmak mümkün ;)
    http://www.anarsistkomunizm.org/KKN

  • Depeche Mode
    Depeche Mode 30.12.2005 - 22:42

    yanlis yol...dogru yol marks in yolu...enternasyonalizm...

  • Ekim Adalı
    Ekim Adalı 26.12.2005 - 01:42

    Bazı kişiler, marksizmin ve anarşizmin aynı ilkelere dayandığını ve aralarındaki anlaşmazlıkların yalnızca taktiklere ilişkin olduğunu sanırlar, öyle ki, bu kişilerin görüşüne göre, bir eğilimi diğerinin karşısına çıkartmak yanlıştır.
    .
    Mesele şudur ki, marksizm ve anarşizm, her ikisi de, mücadele arenasına sosyalizm bayrağı altında girmelerine rağmen, bütünüyle farklı ilkeler üzerine kurulmuşlardır. Anarşizmin temel taşı, bireydir. Anarşizmin öğretilerine göre, bireyinkurtuluşu, yığınların,kolektif vücudun kurtuluşunun baş koşuludur. Anarşizmin öğretilerine göre, birey kurtulmadıkça, yığınların kurtulması olanaksızdır. Buna uygun olarak, sloganı, 'Her şey birey için'dir. Oysa marksizmin temel taşı yığınlardır. Marksizmin öğretilerine göre, yığınların kurtuluşu, bireyin kurtuluşunun baş koşuludur. Yani, marksizmin öğretilerine göre, yığınlar kurtulmadıkça, bireyin kurtulması olanaksızdır. Buna uygun olarak, sloganı,Her şey yığınlar içindir.
    Açıktır ki, burada, sadece taktikler üzerine anlaşmazlık değil, biri diğerini reddeden iki ilke bulunmaktadır.

    ,

  • Ümit Çakırca
    Ümit Çakırca 09.11.2005 - 01:51

    yönetimsiz toplumdur.
    devlet denen şu düzeni kaldır ki o düzensizlikten ne güzel bir düzen doğar.
    (yaniii her halikarda bir düzen olacak :))) )

  • Ekim Adalı
    Ekim Adalı 23.10.2005 - 01:22

    faşizmin ve devlet tapınmacılığının karşısında bir özgürleşme modeli olan anarşizm,toplumsal ve tarihsel gelişme yasalarını kavrayamadığı için tarihsel ve güncel boyutta emperyalizme ve gericiliğe karşı bir alternatif oluşturamamıştır...bu yüzden sosyalizmin-komünizmin çocukluk hastalığı oarak,bir k.burjuva idolojisi olarak degerlendirilebilir....ama yinede faşist otoriter devletlere karşı eyidir.....

  • Mahmut Elmahmut
    Mahmut Elmahmut 15.09.2005 - 22:30

    Yunanca kaynaklı olan 'anarşi' kelimesi, 'olmaksızın', '-sız', '...-in isteği', '...-in yokluğu' ya da '...-in olmaması'anlamlarını veren a öneki ile, 'yönetici', 'şef', 'hükmeden', 'komutan' anlamına gelen archos kelimesinin birleşiminden oluşur. Yunanca anarchos ve anarchia kelimeleri genellikle 'hükümetin olmaması' veya 'hükümetin olmaması hali' anlamlarında ele alınırken; görüldüğü üzere, anarşizmin asıl anlamı basitçe 'hükümetsizlik' değildir. 'An-archy', 'hükmedenin olmadığı' veya daha genel bir ifade ile 'otoritenin olmadığı' anlamına gelir; ve bu anlamda anarşistler tarafından kullanılmaktadır. Anarşizm, 'sadece sermayeye değil, kapitalizmin asıl güç kaynağına [yani hukuk, otorite ve Devlete saldırır'. Anarşistlere göre, anarşi [kelimesi] 'genelde varsayıldığı üzere düzenin yokluğu anlamına gelmez, idarenin olmaması [anlamına gelir]'
    'Anarşizm, tüm iktidar [güç], hükmetme, hakimiyet ve hiyerarşik bölünmelerin yadsınması ve [tüm] bunların sona erdirilmesi arzusunu ifade eden, ve geniş kapsamlı bir toplumsal ve politik fikir olarak anlaşılabilir.... Bu nedenle, (her ne kadar) hükümet (devlet) ... gayet uygun bir şekilde anarşist eleştirinin ana odağı olsa da,... anarşizm devletçilik-karşıtlığından daha öte bir şeydir' (Bu nedenle, anarşizm tamamen hükümet-karşıtı, devlet-karşıtı olmaktan ziyade hiyerarşi'ye karşı olan bir harekettir. Çünkü, hiyerarşi otoriteyi içeren kurumsal yapıdır. Devletin hiyerarşinin ulaşmış olduğu en ileri biçim olması nedeniyle anarşistler tanımsal olarak devlet karşıtıdırlar, ancak bu tek başına anarşizmin yetersiz bir tanımlaması olur. Bu demektir ki, gerçek anarşistler sadece devlete değil, [aynı zamanda] tüm hiyerarşik örgütlenme biçimlerine karşı çıkarlar

  • Orkun Karaduman
    Orkun Karaduman 29.07.2005 - 19:43

    baskı'yı reddeden fakat düzeni reddetmeyen felsefi görüş.

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 16.06.2005 - 21:18

    Kurduk bunu da kurduk. 100. yıl'da kalıyorken evdeki sistem anarşi kurallarına göre işliyordu. 5 kişiydik.

    Kimisi kafasına göre alış veriş yapıyor, kimisi yemek yapıyor, kimisi ortalığı temizliyor, kimisi miskinlik yapıyordu..

    Sonra 1 ay geçti evde kimse yemek yemez oldu. Kızlar gelmezse parti verilmezse ortalıkta temizlenmiyordu.

    Sonra anladık ki, tek tek her bireyde bilinç tam olarak oturduktan sonra gelebilecek bir sistemdi..

    Komünizme geri döndük. Ahlak ölçüleri içersinde tabi :)

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 10.02.2005 - 09:27

    Toplumsal yaşamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarşizm, doğal olarak ahlak kurallarının egemenliğini de reddeder. Bireysel iradenin her şeyin üstünde olduğunu savunur...
    ahlak yasalarının diğer yasalar gibi insanları kolay yönetmek için uydurulduğunu savunur...

  • Sıfır
    Sıfır 12.09.2004 - 11:09

    Anarşizm (Grekçe åv, ve aoxn’den, yetkeye karşı) , toplumun devletsiz olarak tasarlandığı yaşam ve yönetim ilkesine veya kuramına verilen ad. Böylesi bir toplumda uyum, yasaya boyun eğerek ya da her türlü yetkeye itaat ederek değil, üretim ve tüketim amacının yanısıra, uygar bir varlığın sonsuz çeşitlilikteki gereksinim ve isteklerinin de yerine getirilmesi amacıyla özgürce oluşturulmuş çeşitli bölgesel ve mesleki gruplar arasında varılan özgür sözleşmeler yoluyla elde edilecektir. Bu çizgiler boyunca gelişecek bir toplumda, insani etkinlik alanlarının tümünü kapsamaya başlayacak gönüllü birlikler, devletin tüm işlevlerinin yerini almak üzere daha da büyük bir yayılım kazanacaklardır.

    Bunlar, -geçici ya da az çok süreli- sonsuz çeşitllilikteki yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası, her büyüklük ve düzeyden, grup ve federasyonlardan oluşan, içiçe geçmiş bir ağ örgüsünü andıracaktır; olası bütün amaçlar için biraraya gelebileceklerdir: üretim, tüketim ve değişim, haberleşme, sağlık düzenlemeleri, eğitim, karşılıklı (mutual) koruma, alan savunması ve dahası; öte yandan sürekli artan bilimsel, sanatsal, yazınsal, ve toplumsal gereksinimlerin yerine getirilmesi için de çalışacaklardır. Dahası, böylesi bir toplum değişmez olan hiçbirşeyi temsil etmeyecektir. Aksine -genellikle organik yaşamda görüldüğü gibi - uyum, güçlerin ve etkilerin çokluğu arasındaki dengenin sürekli değişen düzenlenmesi ve yeniden düzenlenmesinden kökenlenecektir ve hiçbir gücün, devletin özel koruması altında olmaması nedeniyle, bu düzenlemeyi sağlamak daha kolay olacaktır.

    Toplum bu ilkeler çevresinde örgütlendiği zaman, üretici çalışma sırasında insanın kendi güçlerini özgürce kullanması devletçe sürdürülen bir kapitalist tekel tarafından kısıtlanmayacaktır. Kişinin isteklerinin yerine getirilmesi, inisiyatif çöküntüsüne ve aklın köleleşmesine yol açan ceza korkusuyla ya da bireylere veya metafizik varlıklara boyun eğme ile de kısıtlanmayacaktır.

    İnsan, kendi benliği ile çevresinin etik kavramları arasındaki özgür eylem ve tepkinin izlenimini ister istemez taşıyarak, kendi eylemlerine kendi anlayışıyla yön verecektir. Böylelikle insan, tekelciler yararına aşırı çalışma tarafından ya da çok sayıdaki akıl tembelliği ve akıl köleleşmesi ile engellenmeksizin zihinsel, sanatsal, ahlaksal, tüm yeteneklerinin tam gelişimini elde edebilecektir. Bu sayede, modern bireyci sistemin altında ya da Volksstaat (halk Devleti) denilen bir Devlet sosyalizmi sistemi altında olanaklı olmayan, tam bireyleşmeye ulaşabilecektir.

    Ayrıca, anarşist yazarlar, kavramlarının, bir kaç zorunluluğun koyut olarak kabul edilmesiyle, öncel (a priori) bir yöntem üzerine kurulmuş bir ütopya olmadığını da düşünürler. Devlet sosyalizmi reformlarla geçici bir saygınlık kazanabilse de, anarşizmin halen iş görmekte olan eğilimlerin çözümlenmesinden türevlendiğini ileri sürerler. Yaşamın bütün gereksinimlerini şaşılacak denli yalınlaştıran modern teknikteki ilerlemeler; gelişen bağımsızlık ruhu; ve -önceleri Kilise ve Devlet’in gerçek niteliği olarak düşünülenleri de kapsayan- tüm etkinlik dallarında özgür inisiyatif ve özgür kavrayışın hızla yayılması, devletin olmaması eğilimini kararlı biçimde güçlendiriyorlar.


    Kaynak: Pyotr Kropotkin (1842-1921) tarafından, The Encyclopedia Britannica'nin 1910 yılında yayımlanan onyedinci baskısı için yazılmıştı. Bu metin, seksen yılı aşkın bir süredir The Encyclopedia Britannica'nın edisyonlarinda yer alan özgün Anarşizm maddesidir.

    www.sifir.org

  • Baran Aslan
    Baran Aslan 15.10.2003 - 20:34

    Anarşistler hem kendileri için hem de diğerleri için özgürlüğe en yüksek önceliği verirler. Aynı zamanda bireyselliğin -yani her bir insanı biricik yapan niteliğin- insanlığın en önemli yanı olduğunu düşünürler. Fakat aynı zamanda bireyselliğin bir boşlukta varolmadığının, toplumsal bir fenomen olduğunun da farkındadırlar. Toplumun dışında bireysellik mümkün değildir, çünkü bir kimsenin onu yaymak, geliştirmek ve büyütmek için diğer insanlara gereksinimi vardır.

  • Baran Aslan
    Baran Aslan 15.10.2003 - 20:32

    Anarşizm, anarşiyi yani 'efendinin, hükümdarın olmamasını' (P.J. Proudhon, What Is Property) amaçlayan politik bir kuramdır. Diğer bir deyişle, anarşizm bireylerin birbirleriyle eşitler olarak özgürce işbirliği içinde olabileceği bir toplum yaratmayı amaçlayan politik bir kuramdır. Böylece, anarşizm gerekli olmadıkları gibi, bireye ve onların bireyselliğine zararlı olan tüm hiyerarşik kontrol biçimlerine de -ister devletin isterse kapitalist olsun- karşı çıkar.

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu 04.10.2003 - 00:03

    Libertarianizm...
    yönetim manasina gelen arch... kelimesinin basina yoklugu ifade etmek icin getirilen an kelimesiyle yönetim yoklugu manasinda bir kelime...
    Devletin imkan nisbetinde ortadan kalkmasini savunur...
    Zenginler, liberalizmin uc noktasi olmak üzere, biz zaten devletin verecegi güvenlik, adalet vs. hizmetlerini kendi paramizla tuttugumuz adamlar vasitasiyla veririz kafasindan giderek devlete gerek yok diyorlar.. Liberallerin azitmislari anarsist oluyor..
    Anlamadigim bir de sosyalistlerin anarsistleri varmis...

    iki dandik görüsten uc noktaya gidildikce yuvarlak dünya gibi, bir yerde bulusuluyor demek ki...