-gel seni eve bırakayım -zahmet etme dolmuş var giderim ben -olsun sen gel -tamam ....... telefon çalar arayan içişleri bakanıdır.ve ardından eve bırakılacağı vaad edilen şahsa döner ve -ya kusura bakma seni burada indirsem acil işim çıktı -ama buradan dolmuş geçmez yukarki durağa bırak bari -çok trafik vardır ama orada -ya iyi tamam ineyim ben o zaman..
Şu zamanda bir sürü dostun olacak da ne olacak? Şöyle uzaktan bir selam, nasılsın iyi misin, o kadar.
ömer hayyam.
yahu bu alim zat 1050-1121 yılları arasında yaşamış ve dostluğa serzenişte bulunmuş..gerek görmemiş ve şiirleri yanlızlığa dayalı demek ki dostluk mefhumunun zamanla bir alakası yok.. göreceli bir şey. dost olanın dostu vardır.. ve dostlukta olmazsa olmaz gözükmeyen manevi bağlar mevcut.. dostluk edinilmiş bir yetenek olmalı kişinin kendisiyle alakalı, başkalarını suçlamanın anlamı ne?
“... Muhammediliğe, Provoslav (Rusya’da Hıristiyanlığın bir kolu) dininden daha fazla önem vermelerine gelince, ben bütün kalbimle buna katılıyorum. Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlıktan) mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer hisarı, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah’ı ve onun Peygamberini kabul ederdi..'
bilen bilir bazı yazarlar tolstoy un ahir ömründe müslüman olduğunu bile söylüyor.. bu sözlerin sahibinin muhammediliği kabul etmemesine şaşarım..
konfiçyüsün hayata dair söylediği binlerce söz var ama hiç birinde kadına dair birşeyler yok. kadınlardan hiç bahsetmemiş.. ilginç geldi bana.. Nietzsche de hemen hemen kadınlardan başka bir şeyden bahsetmemiş.. hangisi daha akıllı acaba..
başım ağrıyor. ekiplere haber verdim. gelecek ve kesecekler ağrımı. bekliyorum. geç kaldılar.ben bilirim bu ağrıları.kandırıldım yine; dediler kapat gözlerini açınca yanında biter özlenen. bir kapanış ve peşisıra açılışlar manzumesine döndü gözlerim. kapıyorum, açıyorum, yoksun. ve yine kapıyorum, açamıyorum bu sefer. öldüm mü? neden karanlık? yapıştı göz kapaklarım birbirine, belli çok özlemişler birbirlerini.ve salgılamışlar 'yaş' denen sıvılarını.bölmek istemezdim; ama benim hala başım ağırıyor. bir çalışma var beynimde, alt yapı çalışması. sevince giden damarlar yollar kapanmış. trafik altüst! çekilin yoldan! beynimin frenleri patladı! bir ağrı kesici arıyor gözlerim, gözlerim... hala açılmıyor. büyük sözü dinlemiyorlar ve ağıran bir beyine itaat etmeyiz diyorlar. halt etmişler! iyileşince ilk önce gözlerimden başlayacağım. en acı soğanları onlara koklatıp, biber gazlarını üstlerine üfleyeceğim. ben yenik bir kralım. düştüm ve yerle sevişmekteyim. hiç tecrübe etmediğim bir düşüşle düşlerimden aşağıya düşmekteyim. tutsun hayallerim ellerimden kurtarsınlar beni! benim sadık hayallerim.. bir kanatta kelleme takın ve alıp bir tamirhaneye rot balans ayarı yapın. patlayan tekerlerimi dert etmeyin! dert benim istepnemdir zaten. takar ve başsız bir bedenle dolaşırım pıtırak tarlalarında. kafasız da başarırım ben yaşamayı hatta yeni keşifler bile yaparım. bir karınca.. karıncaların depreme duyarlı olduğunu ve depremlerin şiddetini ölçmede kullanıldığını biliyormuydunuz. tam bir fiyasko! çünkü karıncalar 1 şiddetindeki depremlere bile tepki veriyorlar. fakat gözlerim benim açıl emrime tepki vermiyor. başım ağırıyor. ekip çağırdım. bekliyorum..
-gel seni eve bırakayım
-zahmet etme dolmuş var giderim ben
-olsun sen gel
-tamam
....... telefon çalar arayan içişleri bakanıdır.ve ardından eve bırakılacağı vaad edilen şahsa döner ve
-ya kusura bakma seni burada indirsem acil işim çıktı
-ama buradan dolmuş geçmez yukarki durağa bırak bari
-çok trafik vardır ama orada
-ya iyi tamam ineyim ben o zaman..
işte ben
artık
bu ilme vakıf olmak istiyorum..
bazıları nedirde onun yöntemini uygulamaya çalışıyor
fakat
onun gibi objektif olamıyorlar.
gemileri hafif sola çekiyor... :)
Arı kovanındaki devlet..
Tek eş var
o da Kraliçe Arı..
bazılarıda
'insan gülümseyebilen tek canlıdır'
diyor.
Dünya geniş olmuş kaç yazar, ayakların dar bir yerdeyse.
safiye yağcı.
Şu zamanda bir sürü dostun olacak da ne olacak?
Şöyle uzaktan bir selam, nasılsın iyi misin, o kadar.
ömer hayyam.
yahu bu alim zat 1050-1121 yılları arasında yaşamış
ve
dostluğa serzenişte bulunmuş..gerek görmemiş ve şiirleri yanlızlığa dayalı
demek ki dostluk mefhumunun zamanla
bir alakası yok..
göreceli bir şey.
dost olanın dostu vardır..
ve dostlukta olmazsa olmaz gözükmeyen manevi bağlar mevcut..
dostluk edinilmiş bir yetenek olmalı
kişinin kendisiyle alakalı,
başkalarını suçlamanın anlamı ne?
“... Muhammediliğe, Provoslav (Rusya’da Hıristiyanlığın bir kolu) dininden daha fazla önem vermelerine gelince, ben bütün kalbimle buna katılıyorum. Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlıktan) mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer hisarı, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her Provoslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah’ı ve onun Peygamberini kabul ederdi..'
bilen bilir
bazı yazarlar tolstoy un ahir ömründe müslüman olduğunu bile söylüyor..
bu sözlerin sahibinin
muhammediliği kabul etmemesine şaşarım..
konfiçyüsün hayata dair söylediği binlerce söz var
ama hiç birinde kadına dair birşeyler yok.
kadınlardan hiç bahsetmemiş..
ilginç geldi bana..
Nietzsche de hemen hemen kadınlardan başka bir şeyden
bahsetmemiş..
hangisi daha akıllı acaba..
başım ağrıyor. ekiplere haber verdim. gelecek ve kesecekler ağrımı. bekliyorum. geç kaldılar.ben bilirim bu ağrıları.kandırıldım yine; dediler kapat gözlerini açınca yanında biter özlenen. bir kapanış ve peşisıra açılışlar manzumesine döndü gözlerim. kapıyorum, açıyorum, yoksun. ve yine kapıyorum, açamıyorum bu sefer. öldüm mü? neden karanlık? yapıştı göz kapaklarım birbirine, belli çok özlemişler birbirlerini.ve salgılamışlar 'yaş' denen sıvılarını.bölmek istemezdim; ama benim hala başım ağırıyor. bir çalışma var beynimde, alt yapı çalışması. sevince giden damarlar yollar kapanmış. trafik altüst! çekilin yoldan! beynimin frenleri patladı! bir ağrı kesici arıyor gözlerim, gözlerim... hala açılmıyor. büyük sözü dinlemiyorlar ve ağıran bir beyine itaat etmeyiz diyorlar. halt etmişler! iyileşince ilk önce gözlerimden başlayacağım. en acı soğanları onlara koklatıp, biber gazlarını üstlerine üfleyeceğim. ben yenik bir kralım. düştüm ve yerle sevişmekteyim. hiç tecrübe etmediğim bir düşüşle düşlerimden aşağıya düşmekteyim. tutsun hayallerim ellerimden kurtarsınlar beni! benim sadık hayallerim.. bir kanatta kelleme takın ve alıp bir tamirhaneye rot balans ayarı yapın. patlayan tekerlerimi dert etmeyin! dert benim istepnemdir zaten. takar ve başsız bir bedenle dolaşırım pıtırak tarlalarında. kafasız da başarırım ben yaşamayı hatta yeni keşifler bile yaparım. bir karınca.. karıncaların depreme duyarlı olduğunu ve depremlerin şiddetini ölçmede kullanıldığını biliyormuydunuz. tam bir fiyasko! çünkü karıncalar 1 şiddetindeki depremlere bile tepki veriyorlar. fakat gözlerim benim açıl emrime tepki vermiyor.
başım ağırıyor.
ekip çağırdım. bekliyorum..