"Tiyatronun kulisinde bir gün yangın çıkmış. Palyaço haber vermek için sahneye gelmiş. Herkes bunun bir şaka olduğunu sanıp alkışlamaya başlamış. Palyaço uyarmaya devam ettikçe alkışlar daha da hızlanmış. Pek çok kişi yanarak can vermiş. Fransız tiyatro yazarı ve oyuncusu Moliere son yazdığı "Hastalık Hastası" oyununu oynarken sahnede kan kusmaya başlar, yere yığılır. Herkes bunu oyunun bir parçası zannederek ayakta alkışlamaya başlar. Moliere ölüme alkışlar içinde gider. Aynı gece saat 10'da veremden ölür .Kierkagaard "Meseller" kitabında şöyle diyordu; "Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek."Savaşlar, açlıklar, salgınlar, ölümler, katledilen hayvanlar. Yanan bir dünya, kan kusan bir doğa. Ve bir tiyatro gibi sanki olup bitenden habersiz seyreden biz insanlar."
Siz onu sahipsiz mi sandınız? Şimdiye kadar hangi ahlaksız yazıyı yazmış biz okumadık! Çok ahlaklı çok insansanız açıklayın da herkes bilsin! Hangi yazıları ahlaksızmış! sıkı takipteyiz haberiniz ola!
Kendi yazdıklarını okusalardı, güzel ahlâktan,insanlıktan bahsederken biraz utanırlar miydi? Hayır utanmazlardı. Dinden bahsederken, haktan hukuktan bahsederken de utanmadilar onlar. Yazdıklarını meşru göstermenin yollarını hep buldular. Zeki değil kurnazdilar sadece. Haya damarları yırtılmış,kurnazlıkta usta sanatkarları sadece.
Teşekkürler Aslı Biber... Şimdilik geçmiş gibi görünüyor .. Ve bulutların ,ırmakların ,kuşların ,balıkların bir vatanı yoktur .. Her gün sınırları ihlal ediyorlar .. Senin topraklarında nemini yükleyen bulut düşman gördüğün ülkenin topraklarını yeşertebilir.. Yada başka bir çoğrafya da doğan ırmaklar bize can suyu olabilir .. Sadece insanlardır beyinlerinde sınırlar çizip dikenli teller ile çevreleyip mayın tarlasına çevirirler .. Sonra da bunu toprağa işlerler..
İlk mülkiyetçi davranan insanı yakalayıp Türkiye’de asgari ücretle bir ay yaşatmak gerek -:)))
Teşekkürler kiraz karslı.. Performansın da bir şey kaybetmemişsin ..
İmamoğlu konusun da haklısınız .. Bu bana büyük Ortadoğu projesi başlamadan önce Emperyalistlerin “Erbakan’ın “altını nasıl oyduklarını hatırlattı ..!!!!
Ve sonrasın da Irak’a Güney’de cephe açılmasına izin vermeyeceğini söyleyen Ecevit’in Bill Clinton ile fotoğrafının servis edilip itibarsızlaştırması için düğmeye basılmıştı ..
Tabiki aynı zamanlarda borsada paranın çekilmesini ülkenin krize nasıl sokulduğunu hatırlattı .. Ve sonrasında gelen iktidarın ilk hamlesi Irak icin teskere çıkarmaya çalışmak oldu . Hiç bir şey tesadüf değildir ..
rahmetli Farabi şu chpdeki taht kavgalarını görse siyaset bilimdir tezini anında geri çekerdi siyaset balık yiyip yemedim demektir yemedim deyip şöyle bir uğradım karnını doyurmak ayıp mı suç mu diyebilmektir siyaset şöyle bir uğramadım da aylar önce randevum vardı iptal mi etseydim demektir aylar önce randevulaştım ama resmi bir yemek te değildi demektir siyaset resmi bir yemekti ama romantik olsun diye restoranı kapatıp eşleri de alarak gitmek demektir siyaset aşırı lüks bir balıkçı restoranının önünde üç tur kar küretip beklemeye almak demektir siyaset tüm bu balıkçı hikayesini kimin sızdırdığını iyi bilip yine de tuzum sarayda yandı bitti kül oldu diyebilmektir siyaset yolda kalan insanların feryadına trollük damgası vururken bir yandan da isveç kayak tatilinde şömine karşısında şarap yudumlayabilmektir siyaset efendim gerçekten bir sanattır ama biz o sanatın ne olduğunu daha anlayamadık o cihetten gene vercez tıpış tıpış ayacıklarımızla gidip geçcek yani bu kar mar hikayesi her cihetten vercez efendim
kimseyi şu dakikadan sonra bilimsel bilgilerle resmi verilerle ikna edemezsiniz efendim çünkü kimse bilimsel veri okumuyor, gerçeğe ulaşmak derdinde değil, en son yapılan araştırmada türkiyede siber ortamda vakit geçirme zamanı günlük kişi başı ortalama altı ila yedi saat olarak belirlenmişken bu insanların bilgi peşinde mi koştuğunu sanıyoruz tabii ki hayır herkes zaten bildiği baştan kabulüyle bildiklerini perçinleyecek kendisine işte bak tam da budur olay budur ben biliyordum tıpkı benim dediğim gibi dediğime geldin değil mi duygu ve hazzını yaşatabilecek bilgi kırıntıları ve parçacıklarıyla şöyle bir günlük artan dozlarda şerbetleniyor efenim işte tam bu cihetten işin magazinel yönüne yönelip biraz hayatın tadını çıkarın derim ki ağzımızın tadı kaçmasın kimse sizin yüklediğiniz uzun paragrafları okumuyor
aman kürsü üyeleri sakın taht kavgalarına giren chp üst düzey yöneticilerinin durumuna düşürmesin rabbim bizi irticacılar ak koyunlar ak troller saray maray değilse de bizi bu içteki entririkalar mahvedecek, gün geçmiyor ki bir skandal bir fiyasko ile karşılaşmayalım valla çivi döşenmiş o pufuduk koltuklara en son skandal efendim üst düzey generallerimize katil diyen adamla yurt dışında gizlice buluşturulup görüntülenen İmamoğlu resmidir. efenim bunu yıllarca irticacılar yobazlar bidon kafalılar makarnacılar dediydi enverle talat haindir diye de inanmadıydı ekrem, sorosçular bir gecede ikna etmişler efenim vah ki ne vah bir de efendim türkiyedeki başkanlık seçimi avrupada mı yapılacak nedir bu Avrupalı bürokrat hayranlığı sayın İmamoğlu bizi gerçekten aydınlatırsa pek minnettar kalacağız gerçekten kendisine
günaydın kürsü üyeleri gördüm ki yokluğumda hasetten olmasa da özlemden iki tırnak kemirme üç birbirine sardırma dört aşağılama vakası gerçekleşmiş ha bir de hastamız var çok geçmişler olsun sayın haymatlos geçmişte yalaka diye nitelendirdiğiniz birinin iyi dileklerini kabul buyurunuz lütfen yalakalara da şans tanımak lazım
15 senede 48,9 milyon ton buğday ithal edilirken 58,3 milyon ton ihracat gerçekleşti. (Tüik)
Pastayla beslenen standart üstü ! Yaşayan birey İşlenmiş ürün ( makarna ve bisküvi vb vb) ihracatının anlamını bilmiyorlar sanırım.... İtalyadan sonra en fazla makarna ihraç eden ülkeyiz...
O mantıkla bakarsak almanlar demir çelik ithal edip işleyip satmasınlar...
Farabi'ye göre siyaset bilimdir, sanattır ve bilgeliktir.
Bugün sıkça kullandığımız sözlük anlamı “idare etmek”, “düzene koymak”, “yönetmek”, “her işi güzelce görüp- gözeterek nizama ve intizama sokmak” olan siyaseti Farabi şöyle açıklar;
“insan kazanımına dayalı tüm gönüllü (iradi) davranış; iyi nitelik, huy, mizaç ve yeteneklerin hepsinin tek bir insanda bulunması ve bunları kullanması imkansızdır. Ancak bunlar toplulukta gerçekleşir ve davranış haline gelir. Gönüllü iş, davranış ve yeteneklerle hedeflenen amaca, sonuçta toplulukta ulaşılır. Topluluklarda ortak olarak kullanılmak amacıyla dağıtılması gereken iş ve yetenekleri yerleştirme ve bunların sürekliliğini onlarda kalacak biçimde korumaya çalışma bir başkanlıkla sağlanır. Bu nitelik ve yetenekleri onlarda yerleştiren, yatkınlaştıran ve koruyan başkanlık ise, bir meslek, bir sanat, bir yetenek ve bir yetiyle olabilir.
İşte bu meslek, başkanlık mesleğidir. İnsanın meliklik yani başkanlık yerine istediği adla anabileceği bir meslektir. Siyaset bu mesleği yapmaktır. Bu mesleği yapmak demek; adı geçen nitelik ve yetenekleri ilinde yerleştiren, onlarda bunların sürekliliğini sağlayan ve koruyan davranışları yapmaktır. Bu meslek, öncelikle yerleştirmeyi sonra da korumayı sağlayan tüm davranışların bilgisiyle olur.
Siyaset, erdemli siyaset, erdemsiz siyaset adıyla ikiye ayrılır. Ancak bunların birbiriyle genel bir ad olan siyaset sözünden başka ortak yanları yoktur.
Eğer, bu mesleği “mutlak biçimde iyi olan ve bizzat kendisi ve özü için istenen ve insanın yetkinleşmesinin en son noktası olan “en yüksek mutluluğa” saadetü’l kusva’ya yani “kutlu kut”a ulaşma nedeni olarak iyi nitelik ve yetenekleri ilde / devlette /medinede yerleştiren ve onlarda muhafaza eden başkanlık ve bu başkanlığın var olmasına neden olan başkanlık mesleğinden doğan siyaset “erdemli siyaset”tir yani siyasetü’l fazıladır.
Yok eğer, gerçek mutluluk olmadığı halde mutluluk sanılan halkına iyilik ve hayır adına verdiği mal- mülk (servet), haz ve tatlar veya şan- şöhret, insanın saygı ve hürmet görmesi yahut bu dünya hayatında istenecek ve elde edilecek türden daha başka şeylerden ibaret olan sanılı mutluluğa ulaşma nedeni olarak nitelik, iş, davranış ve yetenekleri devlette / ilde yerleştiren ve onlarda muhafaza eden başkanlık ve bu başkanlık mesleğinden doğan siyaset, kara /kötü siyasettir yani siyasetü’l cahiliyye’dir.
Selametle..
Kişi sevdiğiyle beraberdir Hz.Muhammed sav.
Keşke İsrail'i sevdiğiniz kadar milletinizi sevseydiniz
İsrail
Yeryüzünde fasad-ı ekbersin öyle millet,
Filistin'i kana boğan sen değil misin?
Öl de kurtulsun mazlum hem çaresiz,
Bebeklere kurşun sıkan sen değil misin?
Belasın dünyanın her bir başına,
Amerika'yı dost bağlayan sen değil misin?
İslam dünyasına verip te haraç
Müslümanlar arasına kin sağlayan sen değil misin?
Hem yeryüzünde lanet ettiği O Hüda'nın,
Kahrolasın Fitne-i devlet sen değil misin?
İSRAİLYAHUDİLERİNİN ANKARAYA GELDİĞİNİ ÖĞRENMİŞ BULUNMAKTAYIZ VE YAŞASIN FİLİSTİN ÖZGÜRLÜKHAREKETİ DİYORUM İÇTEN VE SAMİMİ.
Umarım latifem sizi incitmez şayet öyle bir şey varsa söyleyin sileyim hocam.
Aydınlatıcı bir yazıydı. Teşekkür ederim Ahmet bey (Potansiyel predator) :))
"Tiyatronun kulisinde bir gün yangın çıkmış. Palyaço haber vermek için sahneye gelmiş. Herkes bunun bir şaka olduğunu sanıp alkışlamaya başlamış. Palyaço uyarmaya devam ettikçe alkışlar daha da hızlanmış. Pek çok kişi yanarak can vermiş. Fransız tiyatro yazarı ve oyuncusu Moliere son yazdığı "Hastalık Hastası" oyununu oynarken sahnede kan kusmaya başlar, yere yığılır. Herkes bunu oyunun bir parçası zannederek ayakta alkışlamaya başlar. Moliere ölüme alkışlar içinde gider. Aynı gece saat 10'da veremden ölür .Kierkagaard "Meseller" kitabında şöyle diyordu; "Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek."Savaşlar, açlıklar, salgınlar, ölümler, katledilen hayvanlar. Yanan bir dünya, kan kusan bir doğa. Ve bir tiyatro gibi sanki olup bitenden habersiz seyreden biz insanlar."
Belki de susmak lazım...
Siz onu sahipsiz mi sandınız? Şimdiye kadar hangi ahlaksız yazıyı yazmış biz okumadık! Çok ahlaklı çok insansanız açıklayın da herkes bilsin! Hangi yazıları ahlaksızmış! sıkı takipteyiz haberiniz ola!
Kendi yazdıklarını okusalardı, güzel ahlâktan,insanlıktan bahsederken biraz utanırlar miydi? Hayır utanmazlardı.
Dinden bahsederken, haktan hukuktan bahsederken de utanmadilar onlar. Yazdıklarını meşru göstermenin yollarını hep buldular. Zeki değil kurnazdilar sadece. Haya damarları yırtılmış,kurnazlıkta usta sanatkarları sadece.
Köy yanar deli taranır :))
Teşekkürler Aslı Biber...
Şimdilik geçmiş gibi görünüyor ..
Ve bulutların ,ırmakların ,kuşların ,balıkların bir vatanı yoktur ..
Her gün sınırları ihlal ediyorlar ..
Senin topraklarında nemini yükleyen bulut düşman gördüğün ülkenin topraklarını yeşertebilir..
Yada başka bir çoğrafya da doğan ırmaklar bize can suyu olabilir ..
Sadece insanlardır beyinlerinde sınırlar çizip dikenli teller ile çevreleyip mayın tarlasına çevirirler ..
Sonra da bunu toprağa işlerler..
İlk mülkiyetçi davranan insanı yakalayıp Türkiye’de asgari ücretle bir ay yaşatmak gerek -:)))
Ahmet bey, aşk konusunda yaptığınız yorum çok güzel ve okunası ama çok cinsiyetçi bir tavır. Sadece erkekler için yazılmış gibi...
Teşekkürler kiraz karslı..
Performansın da bir şey kaybetmemişsin ..
İmamoğlu konusun da haklısınız ..
Bu bana büyük Ortadoğu projesi başlamadan önce Emperyalistlerin “Erbakan’ın “altını nasıl oyduklarını hatırlattı ..!!!!
Ve sonrasın da Irak’a Güney’de cephe açılmasına izin vermeyeceğini söyleyen Ecevit’in Bill Clinton ile fotoğrafının servis edilip itibarsızlaştırması için düğmeye basılmıştı ..
Tabiki aynı zamanlarda borsada paranın çekilmesini ülkenin krize nasıl sokulduğunu hatırlattı ..
Ve sonrasında gelen iktidarın ilk hamlesi Irak icin teskere çıkarmaya çalışmak oldu .
Hiç bir şey tesadüf değildir ..
rahmetli Farabi şu chpdeki taht kavgalarını görse siyaset bilimdir tezini anında geri çekerdi
siyaset
balık yiyip yemedim demektir yemedim deyip şöyle bir uğradım karnını doyurmak ayıp mı suç mu diyebilmektir
siyaset şöyle bir uğramadım da aylar önce randevum vardı iptal mi etseydim demektir
aylar önce randevulaştım ama resmi bir yemek te değildi demektir
siyaset
resmi bir yemekti ama romantik olsun diye restoranı kapatıp eşleri de alarak gitmek demektir
siyaset aşırı lüks bir balıkçı restoranının önünde üç tur kar küretip beklemeye almak demektir
siyaset tüm bu balıkçı hikayesini kimin sızdırdığını iyi bilip yine de tuzum sarayda yandı bitti kül oldu diyebilmektir
siyaset yolda kalan insanların feryadına trollük damgası vururken bir yandan da isveç kayak tatilinde şömine karşısında şarap yudumlayabilmektir
siyaset efendim gerçekten bir sanattır ama biz o sanatın ne olduğunu daha anlayamadık
o cihetten gene vercez
tıpış tıpış ayacıklarımızla gidip
geçcek yani bu kar mar hikayesi
her cihetten vercez efendim
kimseyi şu dakikadan sonra bilimsel bilgilerle resmi verilerle ikna edemezsiniz efendim
çünkü kimse bilimsel veri okumuyor, gerçeğe ulaşmak derdinde değil,
en son yapılan araştırmada türkiyede siber ortamda vakit geçirme zamanı günlük kişi başı ortalama altı ila yedi saat olarak belirlenmişken bu insanların bilgi peşinde mi koştuğunu sanıyoruz
tabii ki hayır
herkes zaten bildiği baştan kabulüyle bildiklerini perçinleyecek kendisine işte bak tam da budur olay budur ben biliyordum tıpkı benim dediğim gibi dediğime geldin değil mi duygu ve hazzını yaşatabilecek bilgi kırıntıları ve parçacıklarıyla şöyle bir günlük artan dozlarda şerbetleniyor efenim
işte tam bu cihetten işin magazinel yönüne yönelip biraz hayatın tadını çıkarın derim ki ağzımızın tadı kaçmasın
kimse sizin yüklediğiniz uzun paragrafları okumuyor
aman kürsü üyeleri sakın taht kavgalarına giren chp üst düzey yöneticilerinin durumuna düşürmesin rabbim bizi
irticacılar ak koyunlar ak troller saray maray değilse de bizi bu içteki entririkalar mahvedecek, gün geçmiyor ki bir skandal bir fiyasko ile karşılaşmayalım valla çivi döşenmiş o pufuduk koltuklara
en son skandal efendim üst düzey generallerimize katil diyen adamla yurt dışında gizlice buluşturulup görüntülenen İmamoğlu resmidir.
efenim bunu yıllarca irticacılar yobazlar bidon kafalılar makarnacılar dediydi enverle talat haindir diye de inanmadıydı ekrem, sorosçular bir gecede ikna etmişler efenim
vah ki ne vah
bir de efendim
türkiyedeki başkanlık seçimi avrupada mı yapılacak nedir bu Avrupalı bürokrat hayranlığı
sayın İmamoğlu bizi gerçekten aydınlatırsa pek minnettar kalacağız gerçekten kendisine
günaydın kürsü üyeleri gördüm ki yokluğumda hasetten olmasa da özlemden iki tırnak kemirme üç birbirine sardırma dört aşağılama vakası gerçekleşmiş ha bir de hastamız var
çok geçmişler olsun sayın haymatlos
geçmişte yalaka diye nitelendirdiğiniz birinin iyi dileklerini kabul buyurunuz lütfen
yalakalara da şans tanımak lazım
Aşk prangası mıdır insanın, yoksa yolunu aydınlatan ışık mıdır?
15 senede 48,9 milyon ton buğday ithal edilirken 58,3 milyon ton ihracat gerçekleşti. (Tüik)
Pastayla beslenen standart üstü ! Yaşayan birey
İşlenmiş ürün ( makarna ve bisküvi vb vb) ihracatının anlamını bilmiyorlar sanırım....
İtalyadan sonra en fazla makarna ihraç eden ülkeyiz...
O mantıkla bakarsak almanlar demir çelik ithal edip işleyip satmasınlar...
İyotlu tuz kullanmanı tavsiye ederim..:))
Nerenle dinliyorsan artık.
:))
Neyse ya buraya bakmak hata zaten. Püffff
Farabi'ye göre siyaset bilimdir, sanattır ve bilgeliktir.
Bugün sıkça kullandığımız sözlük anlamı “idare etmek”, “düzene koymak”, “yönetmek”,
“her işi güzelce görüp- gözeterek nizama ve intizama sokmak” olan siyaseti
Farabi şöyle açıklar;
“insan kazanımına dayalı tüm gönüllü (iradi) davranış; iyi
nitelik, huy, mizaç ve yeteneklerin hepsinin tek bir insanda bulunması ve
bunları kullanması imkansızdır. Ancak bunlar toplulukta gerçekleşir ve davranış
haline gelir. Gönüllü iş, davranış ve yeteneklerle hedeflenen amaca, sonuçta
toplulukta ulaşılır. Topluluklarda ortak olarak kullanılmak amacıyla dağıtılması
gereken iş ve yetenekleri yerleştirme
ve bunların sürekliliğini onlarda kalacak biçimde korumaya çalışma
bir başkanlıkla sağlanır.
Bu nitelik ve yetenekleri onlarda yerleştiren, yatkınlaştıran
ve koruyan başkanlık ise, bir meslek, bir sanat, bir yetenek ve bir yetiyle
olabilir.
İşte bu meslek, başkanlık mesleğidir. İnsanın meliklik yani başkanlık
yerine istediği adla anabileceği bir meslektir. Siyaset bu mesleği yapmaktır. Bu
mesleği yapmak demek; adı geçen nitelik ve yetenekleri ilinde yerleştiren,
onlarda bunların sürekliliğini sağlayan ve koruyan davranışları yapmaktır. Bu
meslek, öncelikle yerleştirmeyi sonra da korumayı sağlayan tüm davranışların
bilgisiyle olur.
Siyaset, erdemli siyaset, erdemsiz siyaset adıyla ikiye ayrılır. Ancak
bunların birbiriyle genel bir ad olan siyaset sözünden başka ortak yanları
yoktur.
Eğer, bu mesleği “mutlak biçimde iyi olan ve bizzat kendisi ve özü için
istenen ve insanın yetkinleşmesinin en son noktası olan “en yüksek mutluluğa”
saadetü’l kusva’ya yani “kutlu kut”a ulaşma nedeni olarak iyi nitelik ve
yetenekleri ilde / devlette /medinede yerleştiren ve onlarda muhafaza eden
başkanlık ve bu başkanlığın var olmasına neden olan başkanlık mesleğinden
doğan siyaset “erdemli siyaset”tir yani siyasetü’l fazıladır.
Yok eğer, gerçek mutluluk olmadığı halde mutluluk sanılan halkına iyilik
ve hayır adına verdiği mal- mülk (servet), haz ve tatlar veya şan- şöhret, insanın
saygı ve hürmet görmesi yahut bu dünya hayatında istenecek ve elde edilecek
türden daha başka şeylerden ibaret olan sanılı mutluluğa ulaşma nedeni olarak
nitelik, iş, davranış ve yetenekleri devlette / ilde yerleştiren ve onlarda muhafaza
eden başkanlık ve bu başkanlık mesleğinden doğan siyaset, kara /kötü siyasettir
yani siyasetü’l cahiliyye’dir.
Alıntı ile cevap özelliği bari olsa.
Geççek !