Ölüm ruhun bedeni ter edip diğer dünyaya gitmesini çağırıştırıyor.Ölüm yer yüzünde inanılması gereken tek gerçek.Ölüm 'ALLAH'acevap vereceğimiz gün olacaktır.
neredeyim,hatirlayamiyorum yasamin bir oyun oldugunu farkettim ne kadar ciddiye aldiysam o kadar zorlasti kurallari... - ben olumu cogu zaman huzur olarak tasvir ettim...dunyada sadece 17 yil gecirmis olmama ragmen..cevremdekiler sirca koskun icindeki kiz dediler bana hep ama ben coktan Tanri'ya ulastim sanirim...olumu de sadece kavusmanin tamamina erecegi gun olmasi bakimindan asla korkulmamasi,fisildasarak konusulmamasi gerektigini dusunuyorum...
kızımsız bir hayat ölüm, anne duygusu mudur bilmiyorum. Kızımı kaybetmek,uyurken nefesini dinlemek, sevip okşarken ansısız zihnime saplanan o tarif edilemez korkudur ölüm. bir annenin çocuğu için kaygılarıdır. Gözyaşlarıdır. ÖLÜM
Ölüm sınırlandırılmış maddesel enerjinin sonudur.Ancak yeni bir metamorfoz işleminin başlangıcıdır.Dinler bu değişim ve başkalaşımı diriliş veya yeniden dirilme olarak adlandırır ve kavramsallaştırırlar insan algısına kolay ifade için.Oysa yaşanmadan deneyimlenemeyecek ve adlandırılamayacak-yani algınamayacak olan bu deneyimi ifade edebilecek bir meta fiziki veya mistik görüş,bulanamaz.Ruh bedensel olarak tüm hayatını kendini o büyük güne hazırlamaya çalışarak geçirir,ne zaman-ne mekan belirlenmemiş paradox gibi görülen ama aslında tam tersi olan Tanrı'nın oluşturduğu mekanizmayı algılayabilmek için hazır olmaya.
Ölüm güzel şey budur perde arkasından haber Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber N.F.KISAKÜREK Ayrıca ölüm bir yokluk değil bir terhis tezkeresidir.
ölüm ölmek demektir. ölmek ölümle eş anlamlıdır eğer insan ölümlüyse ölmüş demektir. Eğer ölmicekse ölüm olmazdı.Eğer ölüm varsa ölecek demektir.Ölmek güzel değildir ölümde güzel değildir. Ölmekle ölüm aynı şeydir. Ölmekte ölüm demektir.Bir canlı ölmüşse ölmüştür. Ölüm olmazsa ölmek diye bir şeyde düşünülemez. Ölümle ölmek birbirini tamamlar. Ölmek varsa ölüm kaçınılmazdır. Ölümle ölmek birbirine doğru orantlıdır. Ölmek olmadan ölümün peşine düşülmes. Ay sıkıldımm
Belkide merakımı ençok cezbeden kelime.Bir son değil yeni bir başlangıç olmalı mutlaka... Korkulması gereken birşey olmamalı çünkü belkide bir ömür boyu aranılan şey bizi orada bekliyor.
Buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. Biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. Ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. Yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. Buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz.
Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? Osman oğlu Hâşim. Ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında kömür yüklerken bir İngiliz şilebine, kömür küfesiyle beraber ambarın dibine...
Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız simsiyah başınızı. Kim bilir nasıl yanmıştır canınız... Ayakta durmayın, oturun, ben sizi ölmüş zannediyordum, hücreme pencereden girdiniz. Yüzünüzde yıldızların aydınlığı hoş gelip sefalar getirdiniz...
Yayalar-köylü Yakup, iki gözüm, merhaba. Siz de ölmediniz miydi? Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp çok sıcak bir yaz günü yapraksız kabristana gömülmediniz miydi? Demek ölmemişsiniz?
Ya siz? Muharrir Ahmet Cemil? Gözümle gördüm tabutunuzun toprağa indiğini.
Hem galiba tabut biraz kısaydı boyunuzdan. Onu bırakın Ahmet Cemil, vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan, o ilâç şişesidir rakı şişesi değil. Günde elli kuruşu tutabilmek için, yapyalnız dünyayı unutabilmek için ne kadar çok içerdiniz... Ben sizi ölmüş zannediyordum. Başucumda durup el ele verdiniz, buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz...
Bir eski Acem şairi: «Ölüm âdildir» - diyor,- «aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
Hâşim, neden şaşıyorsunuz? Hiç duymadınız mıydı kardeşim, herhangi bir şahın bir gemi ambarında bir kömür küfesiyle öldüğünü? ...
Bir eski Acem şairi: «Ölüm âdildir» - diyor. Yakup, ne güzel güldünüz, iki gözüm. Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir... Fakat bekleyin, bitsin sözüm. Bir eski Acem şairi: «Ölüm âdil...» Şişeyi bırakın Ahmet Cemil. Boşuna hiddet ediyorsunuz. Biliyorum, ölümün âdil olması için hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
Bir eski Acem şairi... Dostlar beni bırakıp, dostlar, böyle hışımla nereye gidiyorsunuz?
Aslında her an ölüp her an tekrar yaratılıyoruz...
3 dakika önceki ben zamana,mekanda (uzaydaki yeri anlamında) ve fiziksel konumu itibariyle (binlerce hücre ölüp binlerce doğuyor) devamlı bir değişim geçiriyor...
Ölüm insanların inandığı ortak payda...Peki ya sonrası? ...
Ölüm bence acı, ölüm hayatta bir insanın yaşayabileceği en berbat şey ve dayanılması en güç acı..Şahsım adına ölümden ve ölmekten korkmuyorum ama sevdiklerimin ölebileceği fikri bile beni kahretmeye yetiyor.Yaşamayan bunun verdiği acıyı bilemez bende bilmiyordum ama benim için çok önemli olan bir insanı kaybettikten sonra anladım ki bu acı yüreğimden hiçbirzaman silinmeyecek..Allah hiçkimseye sevdiklerinin ölümünü göstermesin...
Ölüm terk edilmek, Arkanda sana umut bağlamış birini bırakmak, Yalnızlık, karamsarlık değer verdiğin bir kişiyi kaybetmek.Ölüm kısaca o kadar şeyi çağrıştırıyo ki Ölüm sonsuzluk...
dökülür durmadan göz yasi,
simdi yikadilar bu nasi,
ahh biliyorum hersey fani,
yüce mevlamdir tek olan baki....
Ölüm ruhun bedeni ter edip diğer dünyaya gitmesini çağırıştırıyor.Ölüm yer yüzünde inanılması gereken tek gerçek.Ölüm 'ALLAH'acevap vereceğimiz gün olacaktır.
Hic bir zaman uyanmamak............kimbilir belkide uyanmak.
neredeyim,hatirlayamiyorum
yasamin bir oyun oldugunu farkettim
ne kadar ciddiye aldiysam
o kadar zorlasti kurallari...
-
ben olumu cogu zaman huzur olarak tasvir ettim...dunyada sadece 17 yil gecirmis olmama ragmen..cevremdekiler sirca koskun icindeki kiz dediler bana hep ama ben coktan Tanri'ya ulastim sanirim...olumu de sadece kavusmanin tamamina erecegi gun olmasi bakimindan asla korkulmamasi,fisildasarak konusulmamasi gerektigini dusunuyorum...
kızımsız bir hayat ölüm,
anne duygusu mudur bilmiyorum. Kızımı kaybetmek,uyurken nefesini dinlemek, sevip okşarken ansısız zihnime saplanan o tarif edilemez
korkudur ölüm. bir annenin çocuğu için kaygılarıdır. Gözyaşlarıdır. ÖLÜM
zaman kavraminin ortadan kalkmasi olayidir!
bu aralar düşünüyorum fazlaca kısmet se olur
Ölüm sınırlandırılmış maddesel enerjinin sonudur.Ancak yeni bir metamorfoz işleminin başlangıcıdır.Dinler bu değişim ve başkalaşımı diriliş veya yeniden dirilme olarak adlandırır ve kavramsallaştırırlar insan algısına kolay ifade için.Oysa yaşanmadan deneyimlenemeyecek ve adlandırılamayacak-yani algınamayacak olan bu deneyimi ifade edebilecek bir meta fiziki veya mistik görüş,bulanamaz.Ruh bedensel olarak tüm hayatını kendini o büyük güne hazırlamaya çalışarak geçirir,ne zaman-ne mekan belirlenmemiş paradox gibi görülen ama aslında tam tersi olan Tanrı'nın oluşturduğu mekanizmayı algılayabilmek için hazır olmaya.
Ölüm güzel şey budur perde arkasından haber
Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber
N.F.KISAKÜREK
Ayrıca ölüm bir yokluk değil bir terhis tezkeresidir.
ölüm yaşamdan kurtulmak demek
ruhun bedenden ayrilip enrjiye donusmesi,formulize edersek...E=emcekare.... :))))))
ölümün yaptıgı son iyilik bir daha ölümün olmamasıdır...
F.Nizhtche (yazıda yanlışlık olabilir)
ölüm ölmek demektir. ölmek ölümle eş anlamlıdır eğer insan ölümlüyse ölmüş demektir. Eğer ölmicekse ölüm olmazdı.Eğer ölüm varsa ölecek demektir.Ölmek güzel değildir ölümde güzel değildir. Ölmekle ölüm aynı şeydir. Ölmekte ölüm demektir.Bir canlı ölmüşse ölmüştür. Ölüm olmazsa ölmek diye bir şeyde düşünülemez. Ölümle ölmek birbirini tamamlar. Ölmek varsa ölüm kaçınılmazdır. Ölümle ölmek birbirine doğru orantlıdır. Ölmek olmadan ölümün peşine düşülmes. Ay sıkıldımm
Belkide merakımı ençok cezbeden kelime.Bir son değil yeni bir başlangıç olmalı mutlaka... Korkulması gereken birşey olmamalı çünkü belkide bir ömür boyu aranılan şey bizi orada bekliyor.
ÖLÜM = Bazen kurtuluşun ta kendisidir...
ÖLÜM = Yok oluşun başlangıcı sayılır ama VAR olmanın başlangıcıdır..
ÖLÜM = ruhun bendenden ayrılmadan, bedenin ruhsuz kalmasıdır :)
Ölümün en kötüsü yaşarken ölmektir... Bu hem kişiye ve hemde yaşadığı cevreye zarar verir....
Ama çoklarının yok olmak diye bildikleri ölüm,,, yokluk kapısında varlık tadıdır....
Sonsuz yaşama kapıların acılmasıdır.. Geciken izdivacıın zuhur etmesidir....
aşkın kapısıdır MEcnuna,,, giriş kapısı...
saygılar...
Ölüme Dair
Buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
Ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
Buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
Osman oğlu Hâşim.
Ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
Kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
Ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
Yayalar-köylü Yakup,
iki gözüm,
merhaba.
Siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
Demek ölmemişsiniz?
Ya siz?
Muharrir Ahmet Cemil?
Gözümle gördüm
tabutunuzun
toprağa indiğini.
Hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
Onu bırakın Ahmet Cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
Günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
Ben sizi ölmüş zannediyordum.
Başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
Bir eski Acem şairi:
«Ölüm âdildir» - diyor,-
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
Hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü? ...
Bir eski Acem şairi:
«Ölüm âdildir» - diyor.
Yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
Bir eski Acem şairi:
«Ölüm âdil...»
Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
Bir eski Acem şairi...
Dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
Nazım Hikmet Ran
'Her ölüm erken ölümdür.'
İnsanların eşitlendiği nokta...
Her nefis ölümü tadıcıdır...
Aslında her an ölüp her an tekrar yaratılıyoruz...
3 dakika önceki ben zamana,mekanda (uzaydaki yeri anlamında) ve fiziksel konumu itibariyle (binlerce hücre ölüp binlerce doğuyor) devamlı bir değişim geçiriyor...
Ölüm insanların inandığı ortak payda...Peki ya sonrası? ...
soğuk bir uzay parıltısı..........
Ölüm bence acı, ölüm hayatta bir insanın yaşayabileceği en berbat şey ve dayanılması en güç acı..Şahsım adına ölümden ve ölmekten korkmuyorum ama sevdiklerimin ölebileceği fikri bile beni kahretmeye yetiyor.Yaşamayan bunun verdiği acıyı bilemez bende bilmiyordum ama benim için çok önemli olan bir insanı kaybettikten sonra anladım ki bu acı yüreğimden hiçbirzaman silinmeyecek..Allah hiçkimseye sevdiklerinin ölümünü göstermesin...
Bir yer düşledim ölmeye uygun,
Cazip birşeyler olsun adında..
Bir yer; sonbahar kadar durgun,
Ve havası ölüm tadında...
Her nefs ölümü tadacaktır..
ölüm eşittir sonsuzluktur diye düşünüyorum kişiliği bozuk insanların
savunma aracı
doğumun sonrasında gerçekleşen hadise
ölüm allahın emri.
ayrılık olmasaydı.
Ölüm terk edilmek, Arkanda sana umut bağlamış birini bırakmak, Yalnızlık, karamsarlık değer verdiğin bir kişiyi kaybetmek.Ölüm kısaca o kadar şeyi çağrıştırıyo ki Ölüm sonsuzluk...
unutulmak
rüyadan uyanma
ebedi uyku
Ölüm, BULUŞMA GÜNÜ VE SAATİNDE SEVGİLİYE KAVUŞMAKTIR.