Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ezan sizce ne demek, ezan size neyi çağrıştırıyor?

ezan terimi Rafet Maden tarafından 21.06.2003 tarihinde eklendi

  • Zulmü Alkışlayamam
    Zulmü Alkışlayamam 02.07.2016 - 00:35

    Ezan tüm insanlığa okunur, üstüne alınan secdeye gider.

  • Nahilsen Gul
    Nahilsen Gul 20.04.2011 - 08:17

    Ezan namaza hazırlanmaktır,davettir.

  • Osman Aslan
    Osman Aslan 08.09.2009 - 13:26

    Sesi çirkin olanların okumaması gereken namaz vaktinin geldiğini insanlara bildiren çağrı..

  • Bişey Bişey
    Bişey Bişey 07.09.2009 - 18:09

    gürültü kirliliği..

  • Onur Bilge
    Onur Bilge 07.05.2009 - 12:51

    EZAN VE İNSAN

    Zifir gecelerin sabahlarında
    Yankılanır, yanık ezan sesleri.
    Gafiller, para pul tamahlarında
    Koşarken çıkıyor, son nefesleri.

    Onur BİLGE

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 16.04.2009 - 15:18

    Ezan, bir davettir,
    Allah,'a kulluğa çağıran,
    namaz vakitlerinin geldiğini bildiren,hatırlatan.

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 09.04.2009 - 14:46

    Ezan, Allahın (c.c.) alemlerle her an irtibat halinde olması halidir...... Her an yeni bir çağrıdır....

  • Serdar Meşer
    Serdar Meşer 14.01.2009 - 20:21

    ALLAH(CC) IN İZNİİLE ABDULLAH BİN ZEYD İN RÜYASI İLE KEŞFEDİLEN HZ BİLALİ HABEŞİNİN GÜZEL SESİSİYLE İLK DEFA OKUNAN BEŞ VAKİT NAMAZI HABER VEREN İLAHİ KELAMDIR

  • Sena Erdem
    Sena Erdem 30.12.2008 - 21:04

    bizi ondan ayırma yarap hep kulagımızda çınlasın o eda amin

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 05.12.2008 - 16:49

    Şiir sayfamdan;

    İKİ EZAN ARASI

    İşte sabah sabah,
    Veriliyor bir sala
    Bugün yaşıyoruz ama,
    Yarın kim öle kim kala.

    Hayat iki ezan arasında
    Bir mesafedir kısamı kısa.
    Biri kulağına okunan doğduğunda,
    Diğeri ölümünde verilen sala.
    N.O/17.04.2007/İZMİR

  • Semra Yıldız
    Semra Yıldız 22.10.2008 - 23:35

    Eşi benzeri olmayan! Bambaşka bir musiki...
    Anlatılmaz ki o an yaşanan duygu/ duygular

  • Seçkin Güden
    Seçkin Güden 03.10.2008 - 07:56

    o ne güzel bir davetçi
    duymasını bilene

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 05.09.2008 - 18:59

    Şahadettir dinin temeli

  • Kara Dut
    Kara Dut 04.09.2008 - 14:02

    O sesi duymaktan ALLAHım bizleri mahrum bırakma....amin

  • Adı Lazım Değil
    Adı Lazım Değil 05.07.2008 - 21:49

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    'Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.'

    Okunuşu: 'Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd

  • Ela Mihrace
    Ela Mihrace 15.07.2007 - 20:52

    ezan namaza duaya birliğe çağrıdır
    Hakk'ın huzuruna çıkma davetidir
    huzurdur sükunettir dertlere çaredir

  • Serpil Öztürk
    Serpil Öztürk 20.06.2007 - 09:22

    sabah ezanında namaz uykudan hayırlıdır diyorya benim tükendiğim andır.

  • Deniz
    Deniz 29.03.2007 - 19:52

    islam ın kuruluş zamanında çan hristiyanlar tarafından kullanılan bir çağrı sistemi olduğundan çalıntı yapmamak için çan vs...çağrı sistemi oluşturmak için insan sesinin kullanılmasıyla oluşan insan sesli çağrı sistemidir. aynı mahalledeki 4 caminin müezzinin aynı anda ezana başladığı görülmediğinden hiçbirinin ne dediği anlaşılmaz....

  • Mehlika Ersan
    Mehlika Ersan 29.03.2007 - 19:31

    Ezan yalnızca bir namaz çağrısı değil aynı zamanda bu milletin kültürü, benliğidir.
    çok harika bir yazı ' Ezansız Semtler' Yahya Kemal Beyatlı

  • Mustafa Yılmaz
    Mustafa Yılmaz 27.03.2007 - 21:27

    çağrı

  • Fatih Mehmet Karaca
    Fatih Mehmet Karaca 10.03.2007 - 21:15

    Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli

  • Ferit Cengiz
    Ferit Cengiz 11.01.2007 - 02:19

    EZAN...

    Sabah ezanıdır duyduğun o ses,
    Duaların kabul olduğu andır,
    Tanyeri ağardı uyandı herkes,
    Sen de uyan artık beni utandır. (Ahmet Muhtar Güneri.)

  • Hamza
    Hamza 26.12.2006 - 22:38

    Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 26.12.2006 - 22:27

    İçinim huzurla dolduğu ve her duyduğumda okuduğum dualar...
    Allah imandan da, bilimden de ayırmasın...

  • Yasemin Yeğin
    Yasemin Yeğin 09.11.2006 - 22:18

    Ezan; insanın içine huzur veren ses. Özellikle sabahları duymak kadar insanın içine huzurla dolduran bişey daha yok.Birgün kim yok olup gidecek, kimin son çığlıkları olacak günü gelince herkes görecek...

  • Bon Jovi
    Bon Jovi 07.11.2006 - 01:03

    gürültü...........
    sabah sabah kafamızı.............
    insanları raatsız etmekmi müslümanlık.....
    herkes müslüman olmak zorunda sanki......
    kur saatini alarmını kalk namazına kardesim....
    bu kadarcıkda yapamıyorsan bırak bu işleri...
    ne gerek var ezana....
    peygamberler zamanında saat yoktu alarm yoktu telefon yoktu...
    mecburiyetten birisi dama çıkıp bagıra bagıra (hoparlörsüz.9okurdu..
    yani şartlar geregi bu şekilde lanse edilmişti...
    eeee...
    şimdi gerek varmı buna...
    yok tabiiki...
    birgün yokolup gidecegini anlayan imamların hocaların son imdat çıglıkları gibi geliyor bana....

  • Abdullah Özsoy
    Abdullah Özsoy 06.11.2006 - 23:13

    EZAN:HAKKI HAK BİLİP HAKKA İTTİBAYA BATILI DA BATIL BİLİP ONDAN KAÇINMA YOLLARINI ÖĞRENMEYE TAM VE MÜKEMMEL BİR ÇAĞRIDIR.

    BİR ÇAĞRI.........
    ÇAĞRISINDA.....
    EZAN...
    ......
    ALLAHÜ EKBER...
    ....NE TÜR VE NASIL DÜŞÜNÜR TASAVVUR EDERSEN ET BÜYÜKLÜK DİYE TASALADIĞIN TÜM BÜYÜKLÜLÜKLERDEN ALLAH DAHA BÜYÜKTÜR.
    EŞHEDÜ ENLAİLAHE İLLALLAH::...BEN, BÜTÜN SAMİMİYETİM VE BENLİĞİMLE TANIKLIK EDERİM Kİ ALLAH'TAN BAŞKA TAPILMAYA LAYIK BİR İLAH YOKTUR.
    ...........
    ..........
    LA İLAHE İLLALLAH: BEN LÂ: SÜPÜRGESİ İLE: NE KADAR KUTSANARAK TANRILAŞTIRIMIŞ EMEKLER, KAZANIMLAR, YAKIŞTIRMALAR, BENZETMELER VARSA HEPSİNİ ŞEK.ŞÜPHEKARAMSARLIK, KAVGA, FİRAK,TÜRÜNDEN ŞEYTANİ KÖTÜLÜKLERİN DİPSİZ KUYUSUNDAKİ KÖTÜLÜK ÇÖPLÜĞÜNE ATTIM ''İLLÂ '' KURNASINDA YIKANIP RUHUMU TEMİZLEDİKTEN SONRA DA: SAF PUTLAŞTIRMALARDAN,HERTÜRLÜ MADDİ VE MANEVİ KİRLERDEN ARINARAK SADECE SANA YÖNELDİM HERŞEYİM OLAN 'SAMET' OLAN EN ÖZLÜ ŞEKİLDE 'İYYAKE NABÜDÜ VE İYYAKE NESTEİN' İLE TÜM DOĞRU YÖNLERİN KENDİSİNDE BULUŞTUĞU RABBİM OLAN ALLAH'IM SADECE SANA YÖNELDİM
    İŞTE BU ŞEKİLDE BU KUTLU ÇAĞRIYI DA KABUL ETTİM.

  • Abdullah Özsoy
    Abdullah Özsoy 06.11.2006 - 22:43

    EZAN;
    BAĞIMSIZLIĞIN
    HÜRRİYETİN
    ONURLU BİR YAŞAMIN,
    SEMBOLÜDÜR.

  • Akguness
    Akguness 04.11.2006 - 20:40

    Dünyada Ezan sesi hiçbir saniye susmazmıs ta ki türkiyede tek merkezden okunmaya başlanana kadar eeee ne diyelim burası türkiye olur o kadar aptallık

  • Harun İşlek
    Harun İşlek 30.10.2006 - 10:40

    kendi şahsım adına söylüyorum...

    asla ve asla ezan okumak cesaritini kendimde bulamam...ama namazda kâmet getirme cesaretinde bulunabilirim...

    ezanın makamında ve içtenlikle okunması ve güzel sesli birisinin okuması en mühim bir gerekliliktir...


    ama bakıyorumda gerek kendi mühitimizde gerekse gittiğim yerlerde çoğunlukla ezanı camii cemaati okur..bu yanlış..

    çünkü ezan dinimizin en güzel ruh okşayan, meltem rüzgarıdır....

    makamı ile okunduğu takdirde ve güzel sesli birisi ise, kimse bu kutlu kelâma duyarsız kalamaz.

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 17.10.2006 - 15:30

    kelimenin kökeni 'izin'..
    bildiğimiz izin..
    arapçada kulak vermek, dinlemek anlamına geliyor 'izin'..
    ezansa
    bu kelimenin mastarı
    yani işitilen, kulak verilen anlamında..
    kelimenin etimolojisi bu..

  • Faruk El Furkan
    Faruk El Furkan 03.10.2006 - 12:54

    Kimden: faruk el furkan (Bay, 33)
    Kime: Grup: Faruk el Furkan
    Tarih: 3.10.2006 13:03 (GMT +2:00)


    Konu: Türkçe ezana mani yok!


    Arslan TEKİN
    arslantekin@yenicaggazetesi.com.tr
    ...........................................................

    Türkçe ezana mani yok!
    Deniz Kuvvetleri Komutanı, ezanın Arapça okunmasını 'Devrimlerden ödün verildi.' diye yorumlamış. Şu fark birçok gazetede yazıldı, ben de daha önce yazmıştım: Demokrat Parti, CHP'nin de desteğiyle, 1950'de iktidara gelişinden çok kısa süre sonra 'Ezan Arapça okunamaz.' yasağını kaldırmıştır. Yoksa Türkçe okunmasına yasak getirmemiştir. Dolayısıyla isteyen ezanı Türkçe okumaya devam eder.
    Deniz Kuvvetleri Komutanımız madem ezanın Arapça okunmasından şikâyetçi, kendilerine bağlı birliklerdeki mabetlerde Türkçe ezan okutabilir. Hür bir ülkede yasaktan bahsedilemez. Kanunlara karşı olmadığı müddetçe isteyen Arapça okur, isteyen Türkçe okur ezanı...

    Tarih:03.10.2006

  • Akguness
    Akguness 05.09.2006 - 00:07

    Dinleyince insanın kendisini bulması demektir insanın Allah ı zikre koşması demektir Aydan bile duyulan sestir Ezan ı Şerif. İnsan ruhunun günde 5 kere gıda almasıdır Hz Bilalin mübarek dudaklarından dökülen inci demektir Allah herkese bu mübarek sözleri anlamyı nasip etsin

  • Salih Celık
    Salih Celık 18.07.2006 - 13:42

    Öğrenmek niyetiyle TV’den Kur'an-ı kerim dinlemek caizdir. Teypten dinlemek de caizdir. Okunan Kur'an-ı kerimi kasete alıp, mezara gidince, teybi açarak kaseti dinlemekle bizzat Kur'an-ı kerim okunmuş olmaz. Bunun gibi, bir kimse, namaz kılarken kendi filmini çekse, sonra her namaz vakti gelince, video ile bu filmi oynatsa, namaz kılmış olmaz. Namaz kılmak, ezan okumak vakitli ibadetlerdir. Bunları teyple, video ile yapmak, bid'at olup, büyük günahtır.

    TV ve video iyi bir eğitim vasıtasıdır. Mesela namazın nasıl kılınacağını tatbiki olarak göstermek çok iyi olur. Fakat namaz kılan imamın filmini alıp, imam yerine ekrandaki bu görüntüye uymak caiz olmaz. Bunun gibi, ezan okuyan müezzinin filmini videoya alıp, vakit gelince videodan ezan okutturmak da caiz olmaz. Çünkü TV ekranındaki resim, müezzinin kendisi değil, görüntüsüdür. TV’deki ses de, müezzinin bizzat kendi sesi değil, benzeridir.

    İki ayrı şey, birbirine çok benzese de, aynı değildir. Mesela Ali ile ikiz kardeşi Veli, birbirine ayırt edilmeyecek derecede benzese de, ayrıdır. Biri Ali, öteki Veli’dir.

    Bir insanın resmi, kendisinin tam benzeridir, aynısı değildir. Resmin gözü yırtılsa, sahibinin gözüne bir zarar gelmez. Bir kimse aynaya baksa, aynadaki görüntü, bakan kimsenin resmidir. Bu resim sahibinin bizzat kendisi değil, benzeridir, görüntüsüdür. Aynayı kırsak, görüntü kaybolursa da sahibine bir şey olmaz.

    TV, teyp ve radyodaki sesler de, sahibinin benzer sesidir, aynısı değildir. Aynen bunlar gibi imamın sesi, hoparlöre verilince, elektrik ve mıknatısın hasıl ettiği bir ses haline dönüşüyor. Bizim duyduğumuz ses, imamın sesi değil, elektrik ve mıknatısın hasıl ettiği sestir. Yani hoparlörden çıkan ses, elektrik tesiriyle hasıl olan mıknatıs kuvvetlerinin titreyerek demir levhanın husule getirdiği bir sestir. Bu ses, imamın sesine, ne kadar benzerse benzesin, benzeridir, aynısı değildir.

    TV’deki görüntüye imam diye uymakla, hoparlörden çıkan sese imamın sesi diye uymak aynıdır. Görüntü bizzat imam olmadığı gibi, ses de bizzat imamın sesi değildir. Onun için görüntüye ve cihazdan çıkan sese uymakla imama uyulmuş olmaz.

    TV’deki sesler yankı da değildir. Yankıya da uymak caiz olmaz. Redd-ül-muhtar’da, (Dağa çarpıp yankılanan ses, insan sesi olarak kabul edilmez. Vasıtasız, bizzat insanın söylemesi gerekir. Yankı ile gelen ses, hakiki ses hükmünde olmadığı için, yankı ile gelen bir secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez) buyuruluyor.

    Namaz kılarken görüntüsü videoya alınmış imama uymak caiz olmadığı gibi, TV’nin naklen yayınında, imamı da görsek, böyle bir imama da uymak caiz olmaz. Yahut hoparlör veya radyo vasıtasıyla gelen ses de imamın sesi olmadığı için, bu ses ile hareket ederek ibadet etmek de caiz olmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır, Araf suresinin 204. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    Kıraet (okumak) ise bir ihtiyari iştir ki, akıllı ve konuşan bir insanın ağzından çıkanı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir maksat taşıyan sesli olarak okumak demektir. Nitekim vahiy meleği olan Hz.Cebrailin işi bile aslında bir kıraet (Kur'an okuma) değil, bir ikra, yani okutmaktır. Allah’ın yaptığı iş ise vahyi indirmek ve kıraeti yaratmaktır. Cansız varlıklardan çıkan seslere kıraet denilemeyeceği gibi, aks-i sadadan, yani sesin yankılanmasından meydana gelen işe de kıraet denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kıraetin yankılanmasından hasıl olan yankıya kıraet ve tilavet hükmü terettüp etmeyeceğini ve mesela tilavet secdesi gerekmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraet denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan, yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraet dinlemek demek değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Şu halde Kur'an okuyan bir okuyucunun sesini aksettiren gramofon veya radyodan gelen sese de kıraet denilemez. Bu gibi sesler bir kıraet değil, bir kıraetin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. (s. 2361)

    Gramofondan [teyp, radyo, TV’de] okunan secde âyetini işitenin, tilavet secdesi yapması gerekmez. (Mezahib-i erbea)

    Bid'atin zararı
    Bu aletleri ibadet vasıtası olarak değil de, eğitim, öğretim, haber gibi işlerde kullanmak çok faydalıdır. İbadetlere karıştırmak bid’attir.

    Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiram ve şimdiye kadar gelen İslam âlimleri, namazı nasıl kılmışlar, ibadetleri nasıl yapmışlarsa, aynen öyle yapmak gerekir. Eklemek ve çıkarmak, dini değiştirmek olur. İbadetlere bid'at sokmakla daha güzel ibadet edilmiş olmaz. (İbadetleri bizim gibi yapmayanlar, bizden değildir) hadis-i şerifini düşünerek, ibadetlere ilave ve çıkarma yaparak dini değiştirmekten çok sakınmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Her bid'at sapıklıktır ve her sapık da Cehennemdedir.) [İbni Asakir]
    (Bid'atten sakının; çünkü her bid'at dalalettir.) [İbni Asakir]

    (Bid'at çıkaranın, orucu, haccı, cihadı, tevbesi ve hiçbir iyiliği kabul olmaz. Bunun Müslümanlıktan çıkması, yağdan kıl çıkar gibi kolay olur.) [Deylemi]

    İmam-ı Rabbani müceddid-i elfi sani hazretleri buyuruyor ki:
    (Ahir zamanda Hz. Mehdi gelip, dini yayıp sünneti diriltirken, bid'at işlemeye alışmış olan Medine’nin âlimi, bid'ati güzel sandığı ve ibadet olarak yaptığından, Hz. Mehdi için, 'Bu adam bizim dinimizi yok edecek' diyecektir.) [Mektubat-ı Rabbani c.1, m. 255]

  • Ercan Yılmaz
    Ercan Yılmaz 25.06.2006 - 21:31

    Bazılarına göre dakik bağırtılar Ama dini ne bilsin islamı ne bilsin kendisini bir kontrol et...

    İnsanlıkla alakası bile yok....

  • Tuba Loya
    Tuba Loya 15.06.2006 - 12:57

    ebedi mutluluğa,huzura davettir ezan sesi...yoktur bence böyle bir tebliğ'den ötesi...

  • Artanem
    Artanem 11.06.2006 - 22:30

    Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

  • Şekerrîz
    Şekerrîz 11.06.2006 - 22:18

    Bi de 'Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna da ŞAHİDİM' diyo..

    Bi de öndan önce 'ilah yoktur, Ancak ALLAH vardır ve ben buna ŞAHİDİM' diyoooo....

    İnsan dehşete kapılıyo..

  • Şekerrîz
    Şekerrîz 11.06.2006 - 22:13

    Îmânından ne kadar emin olamasa da bir kişi, (gerçi emin olmasına gerek yok, neye olduğu da farketmez, îman ettiğini bilmesi yeter) o sesi duyduğunda ruhu mutlaka yerinde kıpırdar.. Gerek iç ezici bi muhabbetle gerek korkuyla..

    Düşünmeye başlayınca anlar.. 'mecbursun! ibadet edeceksin! ' değildir o. 'Hürsün, ister ibâdet edersin, ister etmezsin, fakat hatırla ki bu hayırlıdır, faydalıdır, iyidir' demektir.

    Düşünürken bi farkeder ki insan, ezandaki ses 'Hz. Muhammed'in Allah'ın kulu olduğuna ŞAHİDİM' diyo...

  • Hüseyin Reyveci
    Hüseyin Reyveci 06.06.2006 - 00:36

    ezan suzmaz vatan böünmez

  • Nerminözdemir
    Nerminözdemir 13.05.2006 - 12:58

    zamanında cennet vatana saldıran yunanı,fransızı da ezanı susturmak istiyordu,bu ezandan rahatsız olan güruh da..onlar,Allah'a şükür,başaramadı.siz de çırpınıp durmayın...yaa,İslam'ı,Peygamber (s.a.v.) ve Ashabı'nın yaşadığı gibi yaşamaya çalışan müslümanları arapçı diye güya aşağılarsınız öyle mi.bak,siz de bir çırpıda yunancı yapılıverdiniz.n'aber? .sanki beş-altı cümlenin türkçesini öğrenmek çok zormuş gibi,'anlayamıyoruuz,ama anlayamıyoruz' diyip duruyorlar.ingilizce öğrenmek için çabalıyorsunuz ya,işte o çabanın yüzbinde biriyle ezan cümlelerinin manasını öğreniverin,zahmet olacak.tabii,niyetiniz üzüm yemekse gerçekten.

  • Selma Doğan
    Selma Doğan 10.05.2006 - 00:57

    Huzura çıkmaya davet sesini Allah kulağımızdan eksik etmesin.

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 07.05.2006 - 17:09

    ben ezanı seviyorum.. türkçe okunsa ne iyi olacak..bir de güzel sesli biri okursa, daha da güzel olur...

  • Ünal
    Ünal 24.01.2006 - 11:01

    Çağrı

  • Büşra Bayram
    Büşra Bayram 19.09.2005 - 19:51

    ezan banim için müslümanların namazlarını kılabilmesi içn olan bir habercidir

  • Yılmaz Ahmet
    Yılmaz Ahmet 29.05.2005 - 04:56

    türkçe okunması gerektiği savunularak sıradan bir belediye anonsuna çevrilmek istenen ama aslında dünyanın heryerinde aynı olması gereken ve bunun arapçılıkla alakası olmayan namaza çağrı...

  • Eda Yıldırımtürk
    Eda Yıldırımtürk 29.04.2005 - 23:35

    Akşam ezanı Üsküdar vapurunda yakalamalı seni,iki kıtanın ezanı buluşmalı ve tam ortada sen olmalısın!
    Bu bir lutuf olmalı...

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 06.04.2005 - 00:38

    Okunan ezanın Allah'ın istediği gerçek ezan olabilmesi isin dikkat edilmesi gereken hususlar vardır:

    1) Ezan mutlaka Arapça okunmalıdır. Allah'ın gönderdiği Cebrail (a.s.) 'ın öğrettiği kelimelerin dışına Sıkılamaz. Örneğin 'Allahu Ekber' cümlesini aynı anlama geliyor diyerek 'Tanrı uludur' şeklinde Türkçeleştirerek ezan okunamaz. Hangi ırk ve dilden olursa olsun ortak ibâdet dilleri sayesin de kardeşçe kucaklaşan müslümanların birliğini yok etmek isteyen İslâm düşmanları 'kendi dilinle ibâdet etmek daha iyidir' diyerek ezanı Arapça'nın dışında bir dille okutmak isterler. Ama Allah, müslümanları tek vücud gibi görmek istemektedir. Ortak ibâdet diliyle Tevhîd sağlanmaktadır.

    2) Ezân; müslümanların sevip saydığı. güvenilir, İslâm ahlâkıyla ahlâklanmış, kısaca gerçek anlamda bir 'müslüman' tarafından okunmalıdır. Allah adına insanları Allah'ın mescidine çağıran kişinin dâvetine cevap verecek olanlar güvendikleri bir müslümanın sesini duyduklarında daha bir şevkle toplanırlar. Allah'ın sevmediği bir günahkâr Allah adına insanları Allah'a çağırmaya yetkili olamaz. Yine bu kişi güvenilirliği yanında, o topluluğun içinde önder olabilecek, sözünün dinlendiği biri olmalıdır. Ancak bu, bu şartlan taşımayanların ezan okuyamayacağı anlamına gelmez. Mümeyyiz olmayan bir çocuğun okuduğu ezan geçerlidir.

    3) Ezan okuyan kişinin güzel ve gür sesli olması ve ezanın yüksek bir yerde okunması gerekir. 'Yüksek bir yer'in anlamı günümüzde teknolojinin getirdiği ses yükseltici aletlerle değişime uğradı. Ezan daha iyi duyulsun diye gerekli görülen 'yüksek yer' müslümanlar arasında o derece önem kazanmış ki İslâm şehirlerinde minarelerden daha yüksek yapılan görmek mümkün değildir.

    Ancak günümüzde amphlikatör gibi ses yükseltici aletler kullanarak yüksek yere çıkılmadan ezan okunabilir mi, bu aletler kullanılabilir mi? sorusu müslümanların bir kesimini meşgul etmektedir. İnsan sesi iptal ettiği gerekçesiyle bu aletlerden ezan okumanın helâl olmadığını savunan insanlar varlığını korumaktadır. İslâm'ın geldiği ve mezhep imamlarının yasadığı dönemlerde böyle bir sorun olmadığı için bu konuyla ilgili bir ictihad yoktur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.) 'in Vedâ Haccı'nda verdiği hutbe bu konuya en güzel örnek teşkil etmektedir. Vedâ Hutbesi'nde yüzyirmibin kişiye hitap eden Hz. Peygamber belli mesafelere gür sesli görevliler yerleştirerek kendi söylediklerini aynen tekrarlamalarını istemiş ve böylelikle kendi sesinin ulâşmadığı insanlara görevlilerin sesiyle ulaşmıştır. Hz. Peygamber'in bu uygulamasından yola çıkarak Edille-i Şer'iyyenin Kıyas yolunu kullanarak hoparlörün meşrû olduğu gibi sesi uzaklara taşıdığı için son derece faydalı olduğu gayet açık bir husustur. Allah'ın kendilerine öğrettiği ilimden yararlanan müslümanlar hoparlörden yararlanabileceği gibi isteyen de yüksek yere çıkmaya devam edebilir.

    4) Farz namazlardan önce okunan ikamet hızlı okunduğu halde ezan ağır ağır okunur.

    5) Ezan okurken kelimeleri yanlış okumak ve aşırı şekilde teğanni yapmak câiz değildir.

    6) Ezan okurken müezzinin konuşması, hattâ kendisine verilen selâm'ı dahi alması caiz değildir.

    Ezan okuyanın dikkat edeceği hususların yanında dinleyenin de uyması gereken hususlar vardır:

    I) Ezan okunurken konuşulmaz. Hattâ Kur'ân-ı Kerîm okuyan bir kişi ezan başladığında okumayı bırakıp ezanı dinler.

    2) Ezan'ı dinleyen müslüman, müezzinin okuduğu ezanı tekrar eder ve böylece o da ezan okunmuş olur. 'Hayya ala'ssalâh' ve 'Hayya alalfelâh' cümlelerinde 'lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur) ' der. Sabah ezan'ında müezzinin 'essalâtü hayrün mine'n-nevm' cümlesine 'sadakte ve berirte (doğru söylüyorsun) ' diye karşılık vermesi sünnettir.

    3) Ezanı işiten kişi cünüp de olsa yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirir. Ancak hayızlı ve nifaslı olan kadınlar bunun dışındadır.

    4) Ezanın bitiminde dinleyen kişi ezan duasını okur.

    'Allahumma Rabbe hezihi'd-da' vati't-tamme ve's-salati'l-kâime âti seyyidina Muhammeden el-vesilete ve'l-fazilete ve'd-dereceti'r-rafiati'l âliye ve'b-ashû makamen mahmuden ellezi vaadtehu inneke la tuhlifu'lmi'ad. '

    'Ey bu üstün çağrının ve hazır namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed 'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu kendisine vadetmiş olduğun övülmüş makama eriştir. Zira sen vaadinden dönmezsin '

    Bunların dışında ezan hakkında şu hususları belirtelim:

    Cuma namazında bir dış bir de iç ezan okunur diğer namazlarda her vakit için bir defa ezan okunur.

    Ezan ile kametin arasını biraz uzatmak gerekir ki namaza geç kalanlar cemâate yetişebilsin.

    Caminin dışında bir yerde de ezan okunabilir, ikamet getirilerek cemâatle namaz kılınabilir.

    Kaza namazları için de ezan okunabilir, ikamet getirilebilir. Bayram, Vitir, teravih ve cenaze namazları için ezan okunmaz.

    Ezan Vacib derecesinde sünneti müekkeddir.

    Fedakâr KIZMAZ

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 06.04.2005 - 00:37

    Medine'ye hicretin birinci yılında birbirlerini 'es-salâh es-salâh (namaza namaza) ' veya 'es-salâtü câmlatün (namaz toplayıcıdır, namaz için toplanın) ' şeklinde namaza davet ederlerdi. Ancak bu şekildeki bir çağrı yeterli olmuyor, uzakta oturanlar bu sesi duymadıkları için namaza yetişemiyorlar ve bu yüzden de İslâm cemâatinin biraraya gelmesinde zorluklar oluyordu. Peygamber efendimiz (s.a.s.) sahâbelerini toplayarak namaza çağırmak için nasıl bir yöntem kullanmak gerektiğini kendileriyle istişâre etti. Sahâbîler birçok teklif getirdiler:

    - Çan çalalım ya Resulullah.

    - O hıristiyanların adetidir, olmaz.

    - Boru çalalım.

    - O yahudilerin adetidir, olmaz.

    - O zaman ateş yakalım ya Resulullah.

    - O da mecusilerin adetidir, bu da olmaz.

    Bayrak dikme teklifi de uygun görülmeyince müslümanlar ortak bir karara varamadı ve toplantı sona erdi. Abdullah b. Zeyd de diğer sahâbiler gibi üzüntüyle evine döndü ve yattı. Abdullâh şöyle anlatır:

    'Ben de üzüntülü olarak yatmıştım. Uyku ile uyanıklık arasında iken üzerinde yeşil elbisesi olan biri yanıma geldi, bir duvârın üzerinde durdu. Elinde bir çan vardı. Aramızda şu konuşma geçti:

    - Onu bana satar mısın?

    - Onu ne yapacaksın?

    - Namaz için çalarız.

    - Ben sana bu konuyla ilgili daha hayırlı bir şey versem olmaz mı?

    - Olur, dedim. Hemen kıbleye karşı durdu ve okumaya başladı:

    'Allahu Ekber, Allahu Ekber

    Allahu Ekber, Allahu Ekber

    Eşhedü en Lailahe illallah,

    Eşhedü en Lailahe illallah

    Eşhedü enne Muhammeden

    Resûlullah Eşhedü enne Muhammeden

    Rasûlullah Hayyaala's-salâh, Hayyaala's-salâh Hayyaala'l-felâh, Hayyaala'l-felâh Allahu Ekber, Allahu Ekber

    La ilahe illallah '

    Sabahleyin Abdullah b. Zeyd gece gördüğü rüyayı Resulullah'a anlattı. Aynı gece onunla birlikte birçok sahâbe de benzer rüyalâr gördüklerini anlattılar. Öğretilen ezanda değişiklik yoktu. Hz. Ömer de aynı rüyayı görenler arasındaydı. Hz. Peygamber (s.a.s.) her birini dinledikten sonra Zeyd'e dönerek, 'Gördüğünü Bilâl'e anlat (öğret) ezanı Bilâl okusun; onun sesi seninkinden gürdür' buyurdu. Namaz vakti gelince Bilal Medine'nin en yüksek yerine çıkarak gür sesiyle İslâm'ın ilk ezanını okudu.

    Namaz vakitlerini bildirmek için okunan ezanın ne şekilde olduğu Kur'an-ı Kerîm'de bildirilmemiş, ancak Hz. Peygamber (s.a.s.) 'e vahiyle bildirilmiş ve onun kelimeleri bizzat Cebrail (a.s.) tarafından öğretilmiştir. Şu âyet-i kerimeler ezanın Allah'tan geldiğini gösterir:

    'Siz namaza çağırdığınız zaman onlar o çağrıyı eğlence ve alay konusu yapıyorlardı' (el-Mâide, 5/58) .

    'Ey müminler, cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman hemen Allah'ın zikrine koşun ' (el-Cum'â, 62/9) . Bu ayet-i kerimelerde geçen 'çağrıldığınız zaman' ifadesindeki 'nidâ' kelimesi ezanı kasdetmektedir.

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 06.04.2005 - 00:37

    EZAN



    Müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etmek, namaz için yapılan çağrı. Arapça bir kelime olan ezan; bildirmek, ilân etmek demektir.

    Yüksek bir yere çıkıp gür sesiyle tüm insanlara yeryüzünde tek egemen gücün Allah, tek önderin Hz. Muhammed olduğunu Allah adına korkusuzca haykıran; Allah'ı ilâh ve rabb; Hz. Muhammed'i de kendilerine önder kabul eden müslümanlara da inandıkları Allah'ın önünde topluca ibâdet etsinler, bir ve beraber olduklarını, yeryüzündeki zulmün yerine Allah'ın adaletini yerleştirmek için her an hazır olduklarını düşmanlarına gösterip onlara korku, müslümanlara güven versinler diye camiye çağıran kişiye de müezzin denir.

    Ezan, bir yerin müslümanların mı yoksa zorbaların mı kontrolünde olduğunu belirten bir işaret, bir semboldür. Korkusuzca ve doğru bir şekilde okunan ezan o yerin İslâm beldesi olduğunu gösterir. İslâm fıkhında, bir yörenin Daru'l-harp* veya Daru'l İslâm * olduğu tespitinde orada ezanın okunup okunmadığı dikkate alınan ölçülerden biridir.

    Müslümanlara namaz Mekke döneminin dokuzuncu yılında farz kılındığı halde onlar namazlarını ezan okumadan kılıyorlardı. Çünkü Mekke'de zayıftılar; orada güçlü olan, toplumda hatta Allah'ın evi Kâbe'de egemen olan müşrik düzendi. Bu yüzden müslümanlar kendi yönetimlerinde olmayan ve güçsüz oldukları bir yerde açıkça ezan okumakla yükümlü tutulmamışlardı.