Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ahilik sizce ne demek, ahilik size neyi çağrıştırıyor?

ahilik terimi Cem Nizamoglu tarafından 03.02.2003 tarihinde eklendi

  • Yüksel Dikgöz
    Yüksel Dikgöz12.03.2012 - 18:50

    Osmanlı'dan sonra Ahilik kaldırılınca bu ülkenin medeniyetide beraberinde gitmiştir.Ahilik, bir nevi ticaret ahlakıdır.Esnaf ve sanatkarlar arasında kaynaşma ve dayanışma müessesesidir.

  • Mehmet Sümer
    Mehmet Sümer15.10.2010 - 18:18

    Ahilik Osmanlı idaresinde çok önemli bir referans kurumudur. Ticari ahlakın temelini oluşturur. Herhangi bir mesleğe yeni başlayacak kişilere, o işi yapma ehliyetini ahilik müessesesi verir. Çok sorunları kafadan çözmüş olur.

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı15.12.2008 - 11:50

    Ahilik gençlere cesâret, onur, yücelik, yardımseverlik gibi erdemlr içeren bir farklılık kazandırmıştır vakti zamanında. İktidarın Ahilerin sahip olduğu bu nitelikleri ortadan kaldırması onlara çok pahalıya mal oldu. Ahiler soygunculuğa zulme karşı olanlardı. Yazıktır, kurumun zayıflaması onca hayıflanmadan anlaşılacağı üzere Osmanlıların yükselme devrine denk düşer. Her yükseliş bir alçalışın habercisi. Seyrederken dikkatli olmak lâzım.Senkron önemli:P

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan12.12.2008 - 13:40

    bence özün gibi yaşamaktır. hiç bir yaptırım olmadan anane ve töreni yaşamaktır. yobazlaşmadan, yabancılaşmadan, incitmeden,incinmeden toplu yaşamayı bilmektir.

  • Şahnaz Erdem
    Şahnaz Erdem20.06.2008 - 15:53

    'Ahîlik, ferde yönelik öğüt ve yaptırımları da bulunmakla birlikte esas itibariyle “ferdî” değil, “içtimaî”dir. Çekememezlik ve dedikodudan kaçınmak, cömert, şefkatli ve merhametli olmak herkese iyilik yapmak ve iyiliklerini istemek vs. gibi onlarca prensip, esasta ferdî olmaktan ziyade içtimaî, yani toplum hayatını düzene sokucu mahiyette düsturlardır. Fakat bu içtimaî oluşta ne kişi topluma, ne de toplum kişiye ezdirilmiştir. Ahiliğin sosyal dayanışma ruhu sayesinde, “... devletin hiç bir tesiri olmadan; şehir esnafı ve halkı, kendi kendisini idare ediyor, en küçük bir suistimal, yolsuzluk ve ananeye aykırı harekete fırsat verilmiyordu.” İşte esas olan da budur. Osman Turan hocanın “halkın kendi kendini idare etmesi” şeklinde tarif ettiği her türlü hırsızlık, yolsuzluk, düzensizlik ve anarşiden soyutlanmış, ezen ve ezilenin olmadığı dört başı mamur bu yapılanma Yeni Dünya Düzeni’nin de kayda değer bir alternatifi konumundadır.

    Ahi âlemde Ahi Evran idi
    Kim kamu Ahilere sultân idi
    Padişâhun hâsekisi ol idi
    Kim Kamu begler katında kul idi
    Günbed-i pîrûzdur astânesi
    Zâyirâ Ahiyi eyle sanası
    Âlemün içinde ol idi alem '

  • Abdülkadir
    Abdülkadir06.12.2007 - 18:57

    bendeonu sormak istiyorum

  • Yıldırım
    Yıldırım03.12.2007 - 19:12

    Büyük ve Kokulu Bir Domuz Ahırı

    I

    Kendi halkını
    Başkalarından
    Üstün sanan ahmak

    Kendi aşağılık duygularını
    Gözünde büyüte büyüte
    Sadece gövdence
    Devleştin

    Ancak ölçüsünde kalabilseydin
    Yaratabilirdin belki

    Sevgi kategorisi

    Ahlak ölçüsünde kalabilseydin
    İnsanlık çerçevesinde

    Tahammül ve saygı göstergesi…

    II

    Bahçende yükselttiğin çitler
    Yüreğine koyduğun engellerdir

    Bilmezsin koyduğun dikenli teller
    Yaralar kanatır vicdanları

    Sınırları berkittikçe
    Küçülmenin yollarını
    Açıyorsun kendine

    Be ahmak
    İnsanlık sarayının
    Minik bir odası
    Olmaya yeğ olur mu?

    Kendine ait diye
    Büyük ve kokulu
    Bir domuz ahırı…

  • Y
    Y04.12.2006 - 12:25

    Türkmenlerin Anadoluda yerleşik düzeye geçmeleri, Asya ve Avrupa arasındaki ticari ilişkileride idare etmeyi zorlamıştır. Anadoluyu tanıyarak ve kendi getirdiği kültürüyle doğal olarak yeni bir (demokratik) sentez oluşmuştur. Ahilik kurumu, henüz islamiyetten etkilenmemiş Bektaşi felsefesiyle, değişik toplulukların beraberce yaşamalarını ve düzenli ticari işbirliğini sağlayan yeni bir zemin arayışından doğmuştur.

    İslamiyetin kuruluşundan hemen sonra parçalanması ve sıfırdan yaratılan sorunlara çözüm bulunamaması dolayısıyla gerginligin büyümesi, bölgedeki yaşayan iranlilara, Kürtlere, Türklere ve diğer etnik guruplara sıçraması, orta doğunun belli belirsiz dengesini kontroldan çıkarmıs, sözde 'barışı' getirecek islamiyet, milletleri dinde ayirmiştir. İslamiyet, çikiş noktasında barişci olsada uygulamada Hiristiyanlikta oldugu gibi toplumu karanliğa, şiddete ve savaşa sürmüştür. 'Sıvas Katliyamı' diye tarihe geçen korkunç olay yenilerde oldu? ?

    Dini anlayişa dayalı idare sistemden kurtulmak için demokratik güçleri dünya çapında harekete geçirmek zorunlu görünüyor. Hilafetin kaldırılması ve Cumhuriyetin kurulması bu yolda atılan en önemli adımlardan biridir. Diyanet de kaldırılmalı, bugün diyanet demokratik yapıya sahip olan Türkiye Cumhuriyetinde yalnıy İslam-Sünniliğini dikte ediyor. Bütcenin büyük bir bölümü diyanete akıyor, fakat vergiler bütün T. C. - Halkından toplanıyor.

    Galaksimizi, Dünyayi, doğayi anlamamız, idealist, cesaretli, gerektiğinde canını veren düşünürlerin, yazarların, bilim adamlarının vs. karanliklara işik tutmaları sayesinde oldu. Bektaşiliği etkileyen veya takılan İslami etkenkenleri çıkarınca birazda 'Back to the roots' deyince Türkiye din labirintinden kurtulmuş olup Ahilik, bir 'Anadolu medeniyeti' olarak tekrar derin uykudan uyanmiş olur. Günümüzde bireylerin ve devletlerin dinden daha acil ticari sorunlarına çare bulunmalı.

  • Merve Adg
    Merve Adg16.10.2006 - 16:25

    hani meşhur hikaye vardır ya,esnaf siftah yapmayan yan komşusuna yollar ona gelen müşteriyi.o günlerdi işte ahiliğin yaşadığı günler...
    sadece yazılı belgeler ve kulaktan duyma şeylerle hayran olmuştum bu sisteme.bi de o günlerde yaşasaydım nasıl olurdum acaba...?

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı01.10.2006 - 14:33

    'Yolculuğumun bu bölümünde “Ahiler” denilen toplulukla tanıştım. Bilâd-i Rûm’a yerleşmiş Türkmenlerin yaşadıkları her vilayette, her şehirde ve her köyde bulunan Ahiler, bekâr ve sanat sahibi gençlerin oluşturduğu bir tür cemiyetti. Bunlar birbirleriyle çok sıkı bir dayanışma içindedirler. Her birinin halk içinde muteber birer mesleği vardır. Memleketlerine gelen yabancılara yakın bir ilgi gösterir; onların yiyecek ve içeceklerini temin eder; konuklarının insanî ihtiyaçlarını karşılamakta ellerinden gelen bütün itinayı gösterirler.

    Öte yandan, yaşadıkları yerlerdeki zorbaları da yola getirir, herhangi bir sebeple bunlara iltihak eden kötüleri tek tek ortadan kaldırırlar. İşte, bu gibi hususlarda Ahilik cemiyetinin dünyada eşi ve benzeri yoktur.



    Ahilerin biraraya gelerek oluşturduğu bu cemiyete “Fütüvve” (Gençlik) adı verilir. Reis seçilen kimse bir zaviye yaptırarak içini halı, kilim, kandil ve diğer lüzumlu eşyalarla donatır. Arkadaşları gündüz çalışarak kazandıklarını ikindiden sonra reise getirirler. Bu para ile yiyecek-içecek ve zaviyede sarfolunan diğer ihtiyaç maddelerini satın alırlar. O gün yörelerine bir misafir gelirse onu zaviyelerinde ağırlar ve ortak sermayeleriyle aldıkları bu yiyeceklerle kendisine güzel bir ziyafet çekerler. O kimse yöreden gidinceye kadar da onların misafiri olur. Konuklarını uğurlarken arkasından raks eder ve nağmeler söylerler.

    Ahiler, yörelerine yabancı bir misafir gelmediği zamanlarda da birbirlerinden kopmazlar, yine zaviyelerinde toplanıp yemek yerler. Sabahleyin düzenli olarak işlerine gider, gün içinde kazandıklarını ikindiden sonra getirip reislerine verirler. Bunların reislerine verdikleri paraya “fityan” denilir. “Ahi”, cemiyetin olduğu gibi aynı zamanda reisin de ismidir.

    Ben İbn-i Battuta, dünyada bunlardan daha güzel ve daha hayırlı işler yapan kimseler görmedim. Şiraz ve Isfahan halkının hareketleri bunlarınkine biraz benzemekte ise de. Ahiler, memleketlerine gelen ve giden yolculara yakın ilgi göstermek, şefkat ve iltifatta bulunmak bakımından onları bir hayli aşmış durumdadırlar.'

    ibn-i batuta: terimi ekledim fakat açılmamış. ibn-i batuta 14. yüzyılda yaşamış faslı müslüman bir seyyah.