Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Recep Tayyip Erdoğan25.01.2004 - 14:08

    bkz. Tayyip Erdoğan

  • harezmi24.01.2004 - 03:37

    Harezmi (Harizmi) 780-850

    Ünlü şarkiyatçı Gandz’ın kendisi hakkında “Cebir ilmi bakımından Öklit’ten bir yıl ilerde” dediği, Gerolama Cardano (İtalyan hekim, filozof ve matematikçisi) ’nin ise kendisini dünyanın en büyük 12 dahisi arasında saydığı, meşhur “El Cebir vel Mukabele” adlı eserin sahibi, aynı zamanda astronom olan İslam bilgini

    Daha cok bilgi icin:
    www.turkmucit.com/bilgin/Harezmi.htm
    stu.inonu.edu.tr/~e972638/harezmi.html
    members.chello.nl/mceylan1/html/harezmi.html
    tebesir.webhostme.com/elharizmi.htm

  • hacker23.01.2004 - 18:34

    bkz. crack

  • punk23.01.2004 - 18:32

    Offspring, NOFX, Rancid, Bad Religion gibi punk Rock ve ska türleri yapanlar hala iş yapıyorlar. Lakin Sex Pistols, New York Dolls, The Ramones, Stooges, Dead Kennedys, Crass gibi baba punk gruplarının getirdiği kültüre rastlamak zor olsa da etkilerini görmek mümkün... tabi buralarda nesli tükenmeye yüz tutmuş, mohikan stili saçları, çivili giysileri ve kareleri kırmızı bezleriyle punkçı abileri ve ablaları görmek mümkün... Anarşizme ilgi oldukça zati, punka ilginin azalacağını düşünmüyorum...

    Şu aralar Good Charlotte adında yeni yetme özenti bir pop punk rock grubu listelere girdi, cliplerini bir daha bir daha izlemekten gına geldi, punk grubundan çok Marlyn Mason'ıa özentilerine benziyorlar.

    Punk ölmüş gibi gözükse de müzik endüstrisini çok etkilemiştir. Hele bu aralar piyasasında baya kaşımıza çıkıyor... O yüzden punk müziğinin kolay öleceğine inanmıyorum, şekiller değiştirerek yaşamaya devam ediyor.

    Muzik türleri artık uclarda değil cevreye uyum sağlamış şekilde yaşıyor. Zaten globalleşmenin etkisi güçlenmesiyle her şey birbirine karıştı; Punkçı giyenen biri, pop dinliyor; popcu gibi giyenen punk dinliyor bir de popcu ve punkcu gibi giyinenler var.... muzik değil çorba maşşallah :)

    Bu arada New Model Army'i unutmayayım :)
    Gerçekten de müzik dünyasına geçen çok kaliteli punk grupları var... onların yaşadığı dönemleri bir daha aynı şekilde yaşayamıyacağımızdan belki onlar gibi bir başkaldırı kültürü görülmeyecek ama müzik kalitesi diğer gruplara taşınarak yaşamaya devam edecektir...

  • radikal islam23.01.2004 - 17:27

    'Hz. Muhammed yaşasaydı'!

    Nuray Mert

    22/01/2004 (2230 defa okundu)

    İslam tartışması yapmadan siyaset konuşmak imkânsız hale geldi. Türkiye'de epeydir bu böyleydi, 11 Eylül'den bu yana, tüm dünyaya yayıldı. Cidde'de yapılan Ekonomik Forum'da, Tayyip Erdoğan'ın konuşması da önemli bir tartışma konusu, ama bence eski ABD Başkanı Clinton'ın konuşması her şeyi gölgede bıraktı. Bu, her şeyden önce tam bir skandal ve böyleyken tepki toplayacak yerde, alkış alması, bizde olumlu bir hava içinde manşet olması da ayrı bir skandal.
    Clinton, 'Hz. Muhammed yaşasaydı, eşinin araba kullanmasına karşı çıkmazdı, Suudi Arabistan ilk otomobil üreten ülke olurdu, otomobil endüstrisinin başına mutlaka eşini getirirdi' demiş. İnsanın her şeyden önce, aklına, estağfurullah demek, sonra da fakir köylünün, 'Zengin olsam soğanın cücüğünü yerdim' demesi geliyor. 'Fukara' akıllı eski ABD Başkanı'nın aklına gelen en büyük iltifat, belli ki, otomobil endüstrisi kurmak, kadınlar adına öngörebileceği en mühim mevki kocasının otomobil fabrikasına müdür olmak. Trajik olan bu fukara akılın dünyayı yönetmeye talip olması, tüm dünyayı kendi aklına uydurmaya çalışması.
    Ne yazık ki, bu trajik bir bakış olmakla kalmıyor, tüm dünyaya egemen gücün politikası olarak hepimizi trajik bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Kaç kişi farkında emin değilim, ama bu sözler her şey bir yana, son derece rencide edici. Birisi karşınıza çıkıyor ve bir varoluş duruşu olan dininizi size böyle özetliyor, küçük beyniyle, peygamberinizle ilgili önermelerde bulunuyor, sizi peygamberinizi
    onun gözünden görmeye davet ediyor, üstelik bunu dininize iltifatta bulunuyormuş gibi takdim ediyor, alkış alıyor.
    Suudi Arabistan'daki rejim insanlığın tanık olduğu en ilkel, en insicamsız rejimlerden biri. Öncelikle, kadınlar araba kullanamadığı için değil, Osmanlı'yla bağını koparmak adına, İslam tarih ve medeniyetiyle bağını koparmak durumunda olduğu için, dini muhafazakârlık kisvesinde bir rejimle Batı adına petrol kuyularının bekçiliği ve komisyonculuğunu yapmış olduğu için böyle. Böyle bir rejimin, ABD biletini kesip, yolun sonuna geldiğinde, peygamberini Clinton'ın ağzından dinleyip alkışlamasında şaşacak bir şey yok.
    Sadece Suudi Arabistan değil, tüm İslam dünyasının, özellikle Soğuk Savaş yılları boyunca, ABD ile serüvenin bedeli, tüm Ortadoğu, tüm Müslümanlar ve hatta tüm insanlık için çok ağır oldu. Gelinen noktada, ABD eski alışkanlığını sürdürmek ve İslam dünyasına, kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekil vermeye çalışıyor. 'Komünizmle mücadele'de tereddütsüz ABD'nin yanında yer alan Müslümanlara bu kez, ABD'nin yanında, 'radikal
    İslam'la mücadele etmek düşüyor. Nereden baksanız zor bir durum.
    'Neden zor olsun, Müslümanların tümü radikal mi? ' diyebilirsiniz, tabii ki değil, ama ABD çıkarlarının neyi, ne zaman radikal olarak tarif edecekleri belli değil, asıl mesele bu. Bir kez görevi yüklendikten sonra, tarifi hep onlar yapacaklar ve kendi çıkarları ve akılları uyarınca, dininizin, peygamberinizin ne dediğine onlar karar verecekler. Tıpkı, bir zamanlar
    'komünist'in, 'anarşi'nin ne olduğuna, nasıl karar verildiği gibi.
    Ne olur, işin içinde din var diye oyuna gelmeyin, bu kadınların araba kullanmasıyla ilgili bir mesele değil. Suudi Arabistan kurulduğundan beri, kadınlar değil araba kullanmak evlerinden burunlarını çıkaramıyorlardı, daha önce kimsenin aklına İslam'ı yorumlamak, kadınların araba kullanmasını
    savunmak gelmiyordu. Bugün akıl verenler, şeyhlerin, prenslerin gölgesine selam duruyordu. Sadece bunları düşünseniz, Clinton'ın, ne kadın hakları savunucusu, ne de amatör bir İslam reformisti olmadığını fark edersiniz.

  • öğüt23.01.2004 - 03:10

    bkz. Nasihat

  • carmina burana23.01.2004 - 03:06

    Enigma da bu eserin Fortuna bolumunu ''Pure Moods III'' albumunden ''Gravity of Love'' adli sarkisiyla yorumlamislardir (cover etmislerdir)

  • ahmet el faruki23.01.2004 - 02:56

    İmam-ı Rabbani olarak bilinir... Asıl ismi Ahmet El-Faruki olan büyük alim, devrinin, yaratıcısını unutmuş devlet adamlarına fikri cihat yaptı. Tüm yetki sahibi kişilere mektup yazdı ve gerçeğin yolu Kur’an ve Sünnet olduğunu, hurafelerle mücadelenin şart olduğunu anlattı. Yazmış olduğu mektuplar bir kitapta toplanıp meşhur “Mektubat” isimli eseri oluşturdu. Bu eserin sahibi alimimiz.

    Daha genis detay icin:
    http://www.geocities.com/SoHo/Easel/3809/imam_i_rabbani_ks.htm.
    http://www.sufism.20m.com/Rabbani.htm
    http://yagmur15.tripod.com/sadat/Rabbani.htm.
    vb.

    İmam-ı Rabbani’nin hayatı

    Ekrem Sağıroğlu’nun yeni kitabı İmam'ı Rabbani’nin hayatı Yasin Yayınları tarafından neşredildi. Kitap ikinci bin yılın mücceddidi İmamı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi’nin hayatını ve mücadelelerini anlatıyor. Sağıroğlu eserde kuru bir hayat hikâyesi anlatımının ötesinde bir tarz denemiş. Hayatından satırların yanı sıra İmam'ı Rabbani’nin düşünce dünyasına dönük bir çalışma ortaya konmuş. Yazar, eserin birinci bölümünde İmam’ın yetiştiği ortamı, bölgeyi anlatıyor. Özellikle Hindistan bölgesindeki bozuk fırkaları; Sihizm, Hindu milliyetçiliği, mehdilik iddiaları gibi cereyanları ve ahlaki çöküntüleri anlatıyor.

    İmam-ı Rabbani,
    Hayatı-Cihadı-Eserleri
    Ekrem Sağıroğlu
    Yasin Yayınları

  • kitab-ı bahriye23.01.2004 - 02:49

    En önemli coğrafya eserlerinden kabul edilen 'Kitab-ı Bahriye', Türk haritacılığının kurucusu Piri Reis tarafından 1521 tarihinde hazırlanmıştır. 19. yüzyıla kadar Batı ülkelerinde Akdeniz'i bu denli ayrıntılı olarak anlatan bir kılavuz kitaba rastlanmamakla birlikte 13. yüzyıldan itibaren 'portolan'ların kullanıldığı biliniyor. Bu harita-kılavuzlar Akdeniz'de sefer yapan denizciler tarafından yapılıp kullanılırdı. Denizciler tarafından gezilip görülerek yapıldıkları için o çağdaki diğer haritalara göre daha doğru, daha kullanışlıydılar. Ayrıca, denizin nemi ve tuzuna karşı koyabilmeleri için parşömen üzerine çiziliyorlardı

    http://www.yelkenci.org/aktuel.php? a=8.
    (soru isaretinden sonra olusan bosluga dikkat)

    Ayrica bkz. Piri Reis

  • dinavari (dineveri)23.01.2004 - 02:40

    Dinavari, Abu Hanif (ölum MS. 895) , Endülüs'de, müslüman İspanyası'nda, yaşamıştır. Eserleri, 1908'de Breslau'da yayınlanan tez ile, Alman bilgin Silberberg tarafindan bilinir kılınmıştır. Silberberg'in eserinde, Dinavari'den kalan ancak 400 çeşit bitkinin tanımınıi içermektedir çünkü Silberberg'in incelediği eserler, Dinavari'nin eserlerinden geriye kalanların çok az bir kısmıdır, neredeyse geriye kalanlar altı cildin ikisi kadardır.

    Al Dinawari, yeryüzü hakkında yaptığı birtakıim calışmalarda, ceşitli toprak ceşitlerini tanimlamış, hangilerinin ekim için uygun olduğunu ve onların ozelliklerini belirtmiştir. Al Dinawari, bununla birlikte, bitki evrimini incelemiş, bitkilerin ve çiçeklerin büyüyüş ve üretim evrelerinde ne gibi değişikliklerden geçtiklerini ortaya koymaya calışmıştır. Daha sonra tahıl, arpa gibi ürünlerin çeşitlerini bulmuş, kendisinden önceki alimlerin bilgilerine de dayanarak ağaçlar, ovalar, dağlar, çöller, aromatik bitkiler, bal, arılar ve de boya maddesi olarak kullanılan bitkiler hakkında da açıklamalarda bulunmuştur.

    Al Dinawari, ayrıca, eserinin Tajnis Al-Nabat adlı bir bölümü bitkilerin sınıflandırılmasına ayırmıştır ancak eseri daha sonraki zamanlarda malesef kaybolmuştur ancak geriye eserin o bölümden bir kısmı kurtulmuştur. Al Dinawari'nin bitki kitabı, astronomi ve de meteoroloji gibi birtakım konulari da kapsamaktaymış...

    Yararlanabileceğiniz Kaynaklar:

    Abu Hanifa Ahmed ibn da'ud al-Dinawari. - Silberberg, B.
    (Das Pflanzenbuch des Abu Hanifa Ahmed ibn da'ud al-Dinawari. Ein Beitrag zur Geschichte der Botanik bei den Arabern)

    Kitab al-Nabat of Abu Hanifa al-Dinawari - Lewin B.
    (The Third part of Kitab al-Nabat of Abu Hanifa al-Dinawari,' Orientalia Suecena 9, 1960, pp: 131-6)