Sonra dedim ki; hayat ölmekle başlar. Ben bi kere öldüm... Hem o şair gibi benim de babam öldü. Öylese ben, iki kere öldüm. Üç 'ten korkar mıyım artık. O Vuslatı bekliyorum...
Bitince, çekip gitmeli. Uzatmalarda gol atma hayaline kapılmadan, sessizce, efendice terk etmeli sahayı. İster bir iklim, bir şehir, ister bir aşk, bir insan, ister bir savaş, bir inanç olsun; yenilince, tüketince direnmemeli. Bırakıp gitmeyi, yaşanmış olanın güzelliğini korumayı bilmeli.
'Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz'
Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden ne kalacak?
Uzaklıklar getiren yüzün anlam biriktiriyor orada yaşamak bir ayrıntı, orada parlayan boşluk. Neresinde duracağımı bilseydim Dünyanın ses olur düşerdim sabahına. Ve bir çocuk, alnı uçurum içinde. uzun geceler, zehrin özlediği zehir dahi merhem olur senin avuçlarında.. gülüşünde her bir hücremi durduran yerçekimi.
'- Şimdi mürekkebinde ayrılık, duasında mutluluk besleyen bir şairin iç çekişi, Şimdi şarkıların ayrılık notasında karargah, Bir yağmurun asfalta çarpışıyla dağılışı, bir mum ateşinin rüzgara direnişinde ki cesaretim. -bir ağustos böceği kadar tembelim kendimi severken.
I see dead people..
La tahzen
'SONRA DEDİM Kİ' Git bu şehirden bir bir silinsin ayak izlerin kalbimden...
Aradığınız aşka şuan ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar tekrar deneyin!
Sonra dedim ki; hayat ölmekle başlar. Ben bi kere öldüm...
Hem o şair gibi benim de babam öldü. Öylese ben, iki kere öldüm. Üç 'ten korkar mıyım artık. O Vuslatı bekliyorum...
Sonra dedim ki; Dışarıya kapanmak esasen içeri açılmaktır. Huzur mu istiyorsun? Az eşya, az insan…
Franz Kafka; ben miyim yoksa...
'Yürüdüğün yoldaki yalnızlığın, yolun yanlışlığını değil genellikle zorluğunu ve hakikat değerini gösterir.'
“Burası dünya.
Ne çok kıymetlendirdik.
Oysa bir tarla idi.
Ekip biçip gidecektik.”
Cahit Zarifoğlu
Sonra dedim ki: Bu da geçer...
Şimdi ne söylesem boş ne söylesem anlamsız...
Kapanır elbet
En derin yaralar bile
Kabuk bağlar
Belki iz bırakır
Lakin kapanır
'YARımım sensiz' dedim.
'YARının olamam' dedi.
YARdan düştüm o gün.
YARalandım yüreğimden.
YARin haberi bile yok.
YARalarım;
YARdan armağandır bana...
YARınlar hüzün olsa da;
YAR senden dönmezem!
Bitince, çekip gitmeli. Uzatmalarda gol atma hayaline kapılmadan, sessizce, efendice terk etmeli sahayı. İster bir iklim, bir şehir, ister bir aşk, bir insan, ister bir savaş, bir inanç olsun; yenilince, tüketince direnmemeli. Bırakıp gitmeyi, yaşanmış olanın güzelliğini korumayı bilmeli.
Oya Baydar
Eee suç sende tabii;
3 kuruşluk adama 5 liralık değer verirsen o da ciğerini yakar. Sonra da 'nereden geliyor bu kebap kokusu? ' der!
'Cümlelerim bile devrik.
Kalbimin içini hiç sorma…’’
N. Bekiroğlu
Ahh bu kadar sevmesem nasıl katlanırım sana!
Trafiğin ayrı dert, kalabalığın ayrı..en çok sevdiklerin yoruyor anladım :))
ne yaptıysam olmadı olmadı
'bir acı rüzgar esince saklanmadık dal mı kalır...? '
Çok güzelmiş..
'Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz'
Teşekkürler Mir..
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden ne kalacak?
Bakıp göremeyen körler de var tabii...
kör olma da gör beni demişti kör olduğumu bilmeden...
Uzaklıklar getiren yüzün anlam biriktiriyor
orada yaşamak bir ayrıntı, orada parlayan boşluk.
Neresinde duracağımı bilseydim Dünyanın
ses olur düşerdim sabahına.
Ve bir çocuk, alnı uçurum içinde.
uzun geceler, zehrin özlediği zehir dahi merhem olur senin avuçlarında.. gülüşünde
her bir hücremi durduran yerçekimi.
'Bi hayli kırgınım.. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden.. Belki hayata, belki kendime, belkide dilimden düşmeyen keşke'lere. '
'Eğer arada bir çocukluk etmeyeceksen,
Büyümenin bir anlamı yok...'
'Yastığa başını koyduğun an başlar asıl macera..Gözyaşların intihar eder tek tek, gözlerinden yastığa! ...'
'Biz de bir kere sevinebilseydik.
Çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya..'
'- Şimdi mürekkebinde ayrılık,
duasında mutluluk besleyen bir şairin iç çekişi,
Şimdi şarkıların ayrılık notasında karargah,
Bir yağmurun asfalta çarpışıyla dağılışı,
bir mum ateşinin rüzgara direnişinde ki cesaretim.
-bir ağustos böceği kadar tembelim kendimi severken.
'hüzünlü çiçekler gibi
mahzun yürekler;
kader cilvesini,
bahar müjdesini bekler...'
olmadı,olamadı,olamayor (*_*)