Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz? Ne okuduğuna bakın Ne seyrettiğine bakın. Duvarlarına ne astığına Raflarına ne koyduğuna Nasıl konuştuğuna Nasıl dinlediğine bakın. Yapmanız gereken tek şey bakmaktır. Bunlar size onun ruhunu nerede olduğunu Ve ne ile beslendiği konusunda Her şeyi bildirir.
Dünya içerden dışarı doğru genişler. Kalbin genislediğinde, Daha çok sevdiğinde, Daha açık ve farkında olduğunda, İçin içine sığmaz olduğunda, Sonra gelecekler için bir tohum ektiğinde, Kalbin genislediğinde dünyan genişler. Belki dünyayı değiştiremiyoruz ama yaralı bir ruha , dertli bir başa teselli olduğumuz her seferinde dünyayı azıcık daha güzellestiriyoruz. Bir ruhun diyerine dokunduğu an , hayatın mucizesidir. ...
İnsan sahip olduğuyla yetinmeli ama olduğuyla yetinmemeli. .. Oldum demek öldüm demektir. Beşikten mezara kadar gelişebiliriz. Aslında yaşlanan hayattan kopmuyor, hayattan kopan yaşlanıyor. Öğrenmeye, merak etmeye ve gayrete devam. Son nefese kadar.
Sonra dedim ki, Sanki selamı geliyor dolaylı yönden, artık vefasız demeyeceğim. Ben yine yürek dağlarımın kuvars tepelerine seslenmeye devam edeyim.Yıllardır tuttuğum sevda orucumun ezanı okunmadı daha...
Çünkü kendinle paylaşmak istediğin şeyler vardır.. Hikayelerin, hayallerin, fıkraların, saçmalıkların, yemek tariflerin, şarkı sözlerin, şiirlerin.. Ama yalnızken mutlu olmayı başaramıyorsan çoktan ölmüşsün demektir !
Yüklü sorunlar sarmalındaki sanal hayat, nefes almayı güçleştirmekte, bizi ana gündemlerimizin uzağına atmak için yeni oyuncaklar üretmeye devam etmekte.
Sonra dedim ki iftar saati, yemeğe oturmadan bak kediler miyavlıyor kapıda, kalk onları doyur sonra otur dedim nefsim, onlar senin değil, sen onların hakkını yiyorsun...
Modern insanın, can sıkıntısı, hezeyankarı ve bunalımları,uhrevi gaye ve dertlerini bir kenara itip, hayatı salt dünyevi ve gündelik amaçlar için yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Maalesef bu durum kişiyi gerçek ve deruni manasından uzak düşmeye, kişinin yaşadığı hayata dair bir anlam bulamamaya ve sonuçta ruhi bunalımlara sıkıntılara sürüklemektedir. Oysa insan,akıl, beden, nefis, ruh ve gönülden teşekkül eden çok boyutlu bir varlıktır. Nasıl ki karnımız acıktığında yemek yemeye muhtaç isek, aynı şekilde aklımızı, ruhumuzu ve gönlümüzü doyurmaya da ihtiyacımız vardır. Aklın gıdası hikmetli ve faydalı bilgi, ruhun ve gönlün gıdası, yaratılma amacımızı bilmek ve buna uygun şekilde yaşamaktır. Ruh ve gönül, insana hususi kıymetini veren asli özüdür. Ve insan bu boyutlarıyla, kutlu bir yükün taşıyıcısıdır.
Can taşımak imkân taşımak demektir.
Bir insanın peşine düşmeden önce,
onun nereye gittiğini öğrenin
Çünkü afetleri her zaman doğa getirmez
Aşk bir perde ise,
penceresiz kaldım anne!
Şimdi bütün anmalar bir susmanın içinde,
Şimdi bütün susmalar bir odanın içinde,
Anlatmaya bir sözcük, bir bakış arıyorlar..
"Yüreğim yuvası diri bir sürgünde,
şarkıcı bir kuş,
Yüreğim dalları meyvelerle yüklü
bir elma ağacı."
Amaan,olsa da olmasa da birdir.
Eğer bu yer yüzünde çocuklar yatağa aç girip, ellerini karnına bastırıp açlıktan ağlıyor, açlıktan ölüyorsa, bütün servetler çalıntıdır..
Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz?
Ne okuduğuna bakın
Ne seyrettiğine bakın.
Duvarlarına ne astığına
Raflarına ne koyduğuna
Nasıl konuştuğuna
Nasıl dinlediğine bakın.
Yapmanız gereken tek şey bakmaktır.
Bunlar size onun ruhunu nerede olduğunu
Ve ne ile beslendiği konusunda
Her şeyi bildirir.
Kişisel gelişimden anlamam ama iyileşmekten, delirip, saçmalayıp güneş açmaktan, yaralansam da doğru bildiğim yolda koşmaktan biraz anlarım..
Dünya içerden dışarı doğru genişler.
Kalbin genislediğinde,
Daha çok sevdiğinde,
Daha açık ve farkında olduğunda,
İçin içine sığmaz olduğunda,
Sonra gelecekler için bir tohum ektiğinde,
Kalbin genislediğinde dünyan genişler.
Belki dünyayı değiştiremiyoruz ama yaralı bir ruha , dertli bir başa teselli olduğumuz her seferinde dünyayı azıcık daha güzellestiriyoruz.
Bir ruhun diyerine dokunduğu an , hayatın mucizesidir. ...
İnsan sahip olduğuyla yetinmeli ama olduğuyla yetinmemeli. ..
Oldum demek öldüm demektir. Beşikten mezara kadar gelişebiliriz. Aslında yaşlanan hayattan kopmuyor, hayattan kopan yaşlanıyor. Öğrenmeye, merak etmeye ve gayrete devam.
Son nefese kadar.
Gece kendini ateşe veriyor
Kırmızıdan sonra mavi...
kimse seni üzemez insan kendini üzer.fazla değer vermekten kaynaklanıyor tüm acılar.....
Sonra dedim ki, Sanki selamı geliyor dolaylı yönden, artık vefasız demeyeceğim. Ben yine yürek dağlarımın kuvars tepelerine seslenmeye devam edeyim.Yıllardır tuttuğum sevda orucumun ezanı okunmadı daha...
Resmen Ahmet parlak haber gelmiyor yardan dinler oldum bana bişeyler olduğu kesin ama adı ne acaba olan şeyin yani ;) :)
Çünkü kendinle paylaşmak istediğin şeyler vardır.. Hikayelerin, hayallerin, fıkraların, saçmalıkların, yemek tariflerin, şarkı sözlerin, şiirlerin.. Ama yalnızken mutlu olmayı başaramıyorsan çoktan ölmüşsün demektir !
Bu nasıl bir acıdır yahu!!!
Yüklü sorunlar sarmalındaki sanal hayat, nefes almayı güçleştirmekte, bizi ana gündemlerimizin uzağına atmak için yeni oyuncaklar üretmeye devam etmekte.
İnsanlara ne anlatırsan anlat
Ama kendini anlatma.
Bilirim, anlamazlar...
Sonra dedim ki iftar saati, yemeğe oturmadan bak kediler miyavlıyor kapıda, kalk onları doyur sonra otur dedim nefsim, onlar senin değil, sen onların hakkını yiyorsun...
Aslında çok acıyor da belli etmiyorum .
Sabahları sana vereyim
Geceleri ben biriktiririm
Kırpıp kırpıp sabah yaparım
Tanrıyla aramız açık zaten
Ben de sana taparım
Muharrem ince
Allah, Adem'i ellerinden ve ayaklarından ensesine bağlı bir şekilde denize attı ve dedi ki;
Dikkat et su seni ıslatmasın.!!!
Modern insanın, can sıkıntısı, hezeyankarı ve bunalımları,uhrevi gaye ve dertlerini bir kenara itip, hayatı salt dünyevi ve gündelik amaçlar için yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır.
Maalesef bu durum kişiyi gerçek ve deruni manasından uzak düşmeye, kişinin yaşadığı hayata dair bir anlam bulamamaya ve sonuçta ruhi bunalımlara sıkıntılara sürüklemektedir.
Oysa insan,akıl, beden, nefis, ruh ve gönülden teşekkül eden çok boyutlu bir varlıktır.
Nasıl ki karnımız acıktığında yemek yemeye muhtaç isek, aynı şekilde aklımızı, ruhumuzu ve gönlümüzü doyurmaya da ihtiyacımız vardır.
Aklın gıdası hikmetli ve faydalı bilgi, ruhun ve gönlün gıdası, yaratılma amacımızı bilmek ve buna uygun şekilde yaşamaktır.
Ruh ve gönül, insana hususi kıymetini veren asli özüdür. Ve insan bu boyutlarıyla, kutlu bir yükün taşıyıcısıdır.
Ya sonun başlangıcı ise bugün!!
Oysa bir tek sebebi yoktu kötülüğün. Sayısız ve sınırsızdı.
... çapkınlık başka bişey, avcılık başka... istirham ediyorum karışmasın, lütfen:)
Aynı yerde kaldıkça, nesneler ve insanlar yozlaşır, çürür ve de leş gibi kokmaya başlar.. Céline
kovalansam da kaçsam... :P
"Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektlr. Bağlılık bilinçsizliktir."