Yani şiir bu, uçmak bu sevmek, tıtretmek, bır seylerı durtmek yada kurcalamak. Bır mısyonu ve derdi var. ve saklı ve yuklu kelimelerden bır seyler bulup çıkakırır şiir sevdalıları. Zor iş, zor ruhsal kelimeler. Ama ne dıye bılırım.,şiir üstatlarına saygısızlık olur.. Belki siz bir kategori yaparsınız sizcelere? Ben içimdeki hıssettıklerımı soyledım. Katı, metal ve ruhsuzdular benim için. Özürlerımı sunuyorum. Belki de dememelıydım.
Birgül Yahya, transzendental estetiği kast etmiş iseniz sanatta estetiğin arkasında asl var olanı kişisel anlam değeri sanatçının kendisinindir. Zaten sanatkarın eserinin, eserin estetiğinin arkasındaki asl aranmaktamıdır. Zaten siz eseri yorumlarken estetiğin arkasındaki asl'dan yola çıkmazmısınız. Eğer sanatın umumi değeri maddeye kalsaydı sanatın estetiği Güvercinlerin bir renk olması gibi olurdu yani bir eserin umumun, kitlenin değerini vermesi estetik ağırlılıkmıdır yoksam estetiğin arkasındaki asl ağırlıklımıdır?...
muammer orak , şiirin duygusu o içten gelen savruk serseriliği ve naifliğini öldürmüşşsünüz.. bilimsel olan sey aynı zaman da çok sert ve keskindir ama sanat ve duygular ögle değil.. saygılar...
Bazı şeyler anlamını kaybediyor yitip gidiyor ama bazı şeyler hep olduğu gibi kalmasada zaman hep ollarla işliyor ve her şey levhi mahvuzda olduğu gibi zaman dahi muhafazasıyla duruyor.
Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur. Hepimiz beraber en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.
Valiliklerin muhalefete terörist, teröristlere diplomatik misyon gibi davranma görevi yeni Türkiye diyen yavşayalaka ların işi mi bilmek isteriz.. Zira bu ülke teröristleri kırmızı halı ile karşılayanlara ses çıkarmayan valiler çooook gördü... Adamın ashabını bozmayın dötünüz yiyorsa ki adamsanız yaparsınız kanuni ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hakkımızı askerlerimizi kovacaklarını ayan beyan dünyaya avaz avaz bağıran adana Diyarbakır izmir İstanbulda ki üslerle ilgili en ufak bir ses çıkarın bizde size hain demeyelim..
Napoli Krallığı’nda dünyaya gelen Giordano Bruno (doğumu 1548–ölümü 17 Şubat 1600), İtalyan bir Dominikan keşiş, filozof, matematikçi ve gökbilimciydi. Gökbilim hakkındaki teorileri, Kopernik modelinin de ötesine geçerek Güneş’in bir yıldız olduğunu önermiş ve dahası, evrenin diğer akıllı varlıklar tarafından doldurulan sonsuz sayıda yaşanabilir dünyalar içerdiği fikrini ileri sürmüştür...
Roma (engizisyon) Müfettişliği, panteist (dinleri reddeden, yalnızca evrenle bir tek Tanrı’nın varlığını kabul eden inanış) inancı nedeniyle ‘sapkın’ olduğunu söyleyerek onu suçlu bulmuş ve devlete teslim edildikten sonra 1600 yılında sivil yöneticiler tarafından yakılmıştır. Giordano Bruno, sekiz yıl boyunca işkence gördükten sonra hor görüldü ve acı çekerek öldü. Ölümünün ardından, onu özgür düşünce ve modern bilimsel fikirlerin şehidi olarak gören ve özellikle de astronomik fikirlerine odaklanan 19. ve 20. Yüzyıl düşünürleri arasında büyük bir ün kazandı. İtalyanca yazdığı eserler, İtalyan edebiyat tarihinde kendine bir yer edindi.
Tersine akan bir ırmaktım Sözün şaşkın serinliğinde Kendi deltasında boğulandım Ve sizi sevmiyorum ey kavmim Yakın beni rüzgârın ıslığa Islığın hükme döndüğü yerde..
öyle içten “evladım” derlerdi ki hayat güzelleşirdi o an... sihirliydi benim için “evladım” demeleri... çocukluğumdan bu güne benim koruyucu gücümdü her ikisi; duaydı... hayattı... umuttu... direnme gücüydü... cesaretti... sırtımı dayadığım dağdı... artık hayatta değiller... yazması da kabullenmesi de çok zor...
Ben burada Schopenhauer'ın üzerimde bıraktığı ilk, adeta fizyolojik izlenimi, en derinlerdeki gücün önemsiz bir ilk temasta bir doğal varlıktan başka bir doğal varlığa öylesine büyüleyici biçimde akışını tanımlıyorum. Ve izlenimi derinlemesine tahlil ettiğimde, onun üç öğeden oluştuğunu görüyorum: Bu üç öğe Schopenhauer'ın üzerinde bıraktığı dürüstlük, keyiflilik ve sadakat izlenimleridir. Schopenhauer dürüsttür çünkü kendisiyle konuşur ve kendisi için yaza, keyiflidir çünkü düşüncesi en zor şeyi yenmiştir ve sadıktır çünkü başka türlü olamaz. Gücü, rüzgarsız bir gündeki alevler gibi, herhangi bir müdahale görmeksizin, titreyip sönükleşmeden, kolayca ve doğrudan yukarı doğru yükselir. Schopenhauer her durumda, biz onun aradığını henüz fark etmeden bile, yolunu bulur; tam tersine, öyle bir sağlamlık ve çeviklikle, öyle bir kaçınılmazlıkla koşar ki sanki bir yer çekim yasası tarafından ileri itiliyormuş gibi görünür.
Kendilerine karşı çıkan ve ıstırap çektirene tanrı adını verdiler; tapınmaları gerçekten de fazlasıyla kahramanlık içeriyordu. Ve tanrılarına olan sevgilerini, insanı çarmıha germekten başka bir şekilde ifade edemediler. ..
Bazen herkese olur böyle. Konuşacak olursun anlaşılmamaktan korkarsın, anlayacağını bilirsin ama güvenemezsin... Ne büyük bir boşluktur insanın içi, içine atarsın atarsın da dolduramazsın. Dökemedikçe içini ağlarsın. Ağlamak rahatlatır derler ya hani, kendini öyle kandırırsın.. Herkese olur bazen, bir zaman sonra geçer. An gelir kendin de hatırlamazsın...
Yani şiir bu, uçmak bu sevmek, tıtretmek, bır seylerı durtmek yada kurcalamak. Bır mısyonu ve derdi var. ve saklı ve yuklu kelimelerden bır seyler bulup çıkakırır şiir sevdalıları.
Zor iş, zor ruhsal kelimeler.
Ama ne dıye bılırım.,şiir üstatlarına saygısızlık olur..
Belki siz bir kategori yaparsınız sizcelere?
Ben içimdeki hıssettıklerımı soyledım. Katı, metal ve ruhsuzdular benim için.
Özürlerımı sunuyorum. Belki de dememelıydım.
Birgül Yahya, transzendental estetiği kast etmiş iseniz sanatta estetiğin arkasında asl var olanı kişisel anlam değeri sanatçının kendisinindir. Zaten sanatkarın eserinin, eserin estetiğinin arkasındaki asl aranmaktamıdır. Zaten siz eseri yorumlarken estetiğin arkasındaki asl'dan yola çıkmazmısınız.
Eğer sanatın umumi değeri maddeye kalsaydı sanatın estetiği Güvercinlerin bir renk olması gibi olurdu yani bir eserin umumun, kitlenin değerini vermesi estetik ağırlılıkmıdır yoksam estetiğin arkasındaki asl ağırlıklımıdır?...
muammer orak , şiirin duygusu o içten gelen savruk serseriliği ve naifliğini öldürmüşşsünüz..
bilimsel olan sey aynı zaman da çok sert ve keskindir ama sanat ve duygular ögle değil..
saygılar...
Bazı şeyler anlamını kaybediyor yitip gidiyor ama
bazı şeyler hep olduğu gibi kalmasada zaman hep ollarla işliyor ve her şey levhi mahvuzda olduğu gibi zaman dahi muhafazasıyla duruyor.
m. orak
Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur. Hepimiz beraber en çok zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.
Jim Rohn
..
Acıma, insanları sevenin çakıldığı bir çarmıh değil midir? Oysaki benim acımam henüz bir çarmıha gerilmedi.
F Nietzsche
.. her zaman iyidir ;)
Valiliklerin muhalefete terörist, teröristlere diplomatik misyon gibi davranma görevi yeni Türkiye diyen yavşayalaka ların işi mi bilmek isteriz.. Zira bu ülke teröristleri kırmızı halı ile karşılayanlara ses çıkarmayan valiler çooook gördü... Adamın ashabını bozmayın dötünüz yiyorsa ki adamsanız yaparsınız kanuni ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hakkımızı askerlerimizi kovacaklarını ayan beyan dünyaya avaz avaz bağıran adana Diyarbakır izmir İstanbulda ki üslerle ilgili en ufak bir ses çıkarın bizde size hain demeyelim..
..
..harika yorumlamışlar .. benden kürsüye gelsin
:)
Tüm anto camianın bayramını kutlarım..
Alın işte şimdide skolastik düşünceye balabandırdı.
Ispatlanamamış Big Bang'e kadarda geriye gitseydin Deniz...
Deniz, Christopher Robin filmini seyretmeni tavsiye ederim, film beni çok etkiledi!
.. sizleri seviyorum .. farklılıklarımıza ve kavgalarımıza rağmen ... kısacası herşeye rağmen ..
;)
...
Napoli Krallığı’nda dünyaya gelen Giordano Bruno (doğumu 1548–ölümü 17 Şubat 1600), İtalyan bir Dominikan keşiş, filozof, matematikçi ve gökbilimciydi. Gökbilim hakkındaki teorileri, Kopernik modelinin de ötesine geçerek Güneş’in bir yıldız olduğunu önermiş ve dahası, evrenin diğer akıllı varlıklar tarafından doldurulan sonsuz sayıda yaşanabilir dünyalar içerdiği fikrini ileri sürmüştür...
Roma (engizisyon) Müfettişliği, panteist (dinleri reddeden, yalnızca evrenle bir tek Tanrı’nın varlığını kabul eden inanış) inancı nedeniyle ‘sapkın’ olduğunu söyleyerek onu suçlu bulmuş ve devlete teslim edildikten sonra 1600 yılında sivil yöneticiler tarafından yakılmıştır. Giordano Bruno, sekiz yıl boyunca işkence gördükten sonra hor görüldü ve acı çekerek öldü. Ölümünün ardından, onu özgür düşünce ve modern bilimsel fikirlerin şehidi olarak gören ve özellikle de astronomik fikirlerine odaklanan 19. ve 20. Yüzyıl düşünürleri arasında büyük bir ün kazandı. İtalyanca yazdığı eserler, İtalyan edebiyat tarihinde kendine bir yer edindi.
...
.. bilim ve din !!
.. buda siline bilinir :/
..
Tersine akan bir ırmaktım
Sözün şaşkın serinliğinde
Kendi deltasında boğulandım
Ve sizi sevmiyorum ey kavmim
Yakın beni rüzgârın ıslığa
Islığın hükme döndüğü yerde..
..
A T
.. yapılan yorumların hepsi HÜKÜMSÜZDÜR
;)
DENİZ ..
öyle içten “evladım” derlerdi ki hayat güzelleşirdi o an...
sihirliydi benim için “evladım” demeleri...
çocukluğumdan bu güne benim koruyucu gücümdü her ikisi;
duaydı...
hayattı...
umuttu...
direnme gücüydü...
cesaretti...
sırtımı dayadığım dağdı...
artık hayatta değiller... yazması da kabullenmesi de çok zor...
...
Ben burada Schopenhauer'ın üzerimde bıraktığı ilk, adeta fizyolojik izlenimi, en derinlerdeki gücün önemsiz bir ilk temasta bir doğal varlıktan başka bir doğal varlığa öylesine büyüleyici biçimde akışını tanımlıyorum. Ve izlenimi derinlemesine tahlil ettiğimde, onun üç öğeden oluştuğunu görüyorum: Bu üç öğe Schopenhauer'ın üzerinde bıraktığı dürüstlük, keyiflilik ve sadakat izlenimleridir. Schopenhauer dürüsttür çünkü kendisiyle konuşur ve kendisi için yaza, keyiflidir çünkü düşüncesi en zor şeyi yenmiştir ve sadıktır çünkü başka türlü olamaz. Gücü, rüzgarsız bir gündeki alevler gibi, herhangi bir müdahale görmeksizin, titreyip sönükleşmeden, kolayca ve doğrudan yukarı doğru yükselir. Schopenhauer her durumda, biz onun aradığını henüz fark etmeden bile, yolunu bulur; tam tersine, öyle bir sağlamlık ve çeviklikle, öyle bir kaçınılmazlıkla koşar ki sanki bir yer çekim yasası tarafından ileri itiliyormuş gibi görünür.
F Nietzsche
..
..
Kendilerine karşı çıkan ve ıstırap çektirene tanrı adını verdiler; tapınmaları gerçekten de fazlasıyla kahramanlık içeriyordu.
Ve tanrılarına olan sevgilerini, insanı çarmıha germekten başka bir şekilde ifade edemediler.
..
F Nietzsche
.. en iyidir ;)
sayın paşam sabahın bu saatinde dinledim şarkıyı,adera tuz basar gibi oldu yarama...
ağlamak seher vaktinde iyi geldi yüreğime..
sağolasın....:=((
Bazen herkese olur böyle. Konuşacak olursun anlaşılmamaktan korkarsın, anlayacağını bilirsin ama güvenemezsin... Ne büyük bir boşluktur insanın içi, içine atarsın atarsın da dolduramazsın. Dökemedikçe içini ağlarsın. Ağlamak rahatlatır derler ya hani, kendini öyle kandırırsın..
Herkese olur bazen, bir zaman sonra geçer.
An gelir kendin de hatırlamazsın...
BegeNmene sevindim.. :))
ımm şiir bu aralar uzak gibi bana ilham perim bi Cee yapıyor ve kaçıyor.. (: şans öpücüğümü vermeden kaçmaa.. :))
Ahahahah gözlerimden çıkan ateşler sana asla dokunmazz,onlar gideceği yeri bilir.. :))
Kaç Bakalım canım benim yine görüşelim..hoşkal mucukss...
.. şiirler ben ve kırmızı enfes üçlü :) beğendim ;)
... şiir yaza bilirsin belki ! ne dersin ! :)
.. hahahahah :) hayır canım senin gazabını ben başkasına bırakayım ;)
.. neyse ben kaçar ;) görüşürüz ..
..
..
Kesinlikle öylesin ve bence bu sana çok yakışıyor.. :))
Ahahay kırmızı benim rengim..kırmızının kırmızıya zararı olmaz.. ((: bir de benim gazabımı bilsennn.. :))
şiirler ve sen ve kırmızı bence enfes üçlü .. :))
... :)
.. ewet oldukça iyiyim :)
.. cıxxx
.. şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır ;)
..ahh ewet şiirler değil mi :) iyi ikili gibi ;)
Ahahah Hoş buldum seni.. :))
Ne Günler biter ne şiirler ... bitmeyen şiirlere sen Bir Şarap doldur bende en kırmızısından bir ince belli.. :))
.. işte bu uçtun geldin :) hoş geldin canımmm ;) dinlerim ama başkasına sözüm var .. belki sonra .. :)
..:)) caNlan biraz KürsÜmm..
..
..
..
şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır ..
Atilla İlhan
.. harika bir şiir