o rus yazarları ki ihtiyar gezegenimizi batınını aç gözlü, ırkdaş, faşist, bireyci bencil doktrinlerine karşı biz insanları insan olmaya çağıran ruh çağlayanlarıdır
günaydın dostyevsky ve tarkovsky romanlarının dünya klasiklerinden çıkarıldığı barıştan ve fikriyattan asibini almamış batı çoraklığına batı hegemonyasına karşı şerbetli kürsü üyelerim bakalım o haydut batı yemelik sıvı yağı, buğday ve diğer bilimum tüm yiyeceklerin yetiştirilmesi, üretilmesi için gerekli enerji ve doğalgaz krizinde de hıncını dostyevskiden çehovdan tolstoydan çıkarmayı mı deneyecek
Kar memleketinde yasayanlar genelde kışın bir iki haftaligina guneye, yaz memleketlerine kaçarlar. Uc senedir kovid sartlarindan dolayi hic bir yere cikamamistik. Kapilar acilir acilmaz, ailece solugu floridada aldik. Aslinda bazen seytan, "tasin guneye, Floridada evler, ve yasam torontodan cok daha ucuz. Git yerles, demiyor deyil... ama derinlemesine dusununce; Torontoda yasam miamiden cok daha zevkli bir cok yonden...
Yaz memleketlerinde yaz havası ne bahar birakiyor ne kış, adi üstünde yaz memleketleri. Tek duze yasam, tek duze ortam... Kis memleketlerde dört mevsim adam gibi yasanir. Baharlar bahar gibi yazlar yaz gibi kislar kis gibi yasanir. Yani anlayacaginiz mevsimler yaz memleketlerinden cok cok daha canli, cok daha renkli yasanir. Ornegin, Floridada senenin 12 ayi boyunca sonbaharin ve ilk baharin geldigini dogru duzgun fark edemezsin bile, ama Torontoda, ilk baharda etrafının yavas yavas suslenisi, agaclsrin tomurcuklasmasindan yaprak acisina, cicek acisina, etrafin ciceklerile suslenisine, gocmen kuslarin geri donusune, kuslarin kelebeklerin bortu boceklerin cumbusune sahit olursun... adata buyulenirsin... Ayrica kış memleketlerinde zemin de cimenler, otlar daha sık, daha çeşitli ve daha canlıdır renkleriyle yaz memleketlerine kıyasla... Hele son bahar geldiğinde agaclarin dokulmeye dönmüş yapraklari, bir iki ay boyunca sarınin kirmizinin kahverenginin pembenin, morun sonsuz tonlarinda size öyle huzunlu bir görsel şölen sunarki, kartpostallar içinde yaşar bulursun kendini...
Ayrica kar memleketlerinde, kayak gibi, kar motoru gibi, ice fishing denilen, donmus gol ve akarsulardan buz delinerek balik tutma gibi bir suru yazın yapamayacağın eylenceleri vardır, yaz memleketlerinde olmayan... Bir diyer şey; yaz memleketlerinde dogru duzgun giyinemezsin. Kicina şort üstüne tişört gecirir cikarsin sokaga yilin her günü, Oysa Kış memleketlerinde baharlari ceketini ayri giyersin, montunu ayri, kazagini ayri, yelegini ayri, atkini ayri takarsın. Kışın paltono, parkeni, kabanini ayri giyersin, cizmeni, botunu, ayri ayri giyersin. giyimin giyinmenin adma gibi zevkini cikarisin... Ayrica yaz memleketlerinde sular bayattir, kokar hep... bakkaldan aldigin su bile bayattir. Hele çeşme suyunu doya doya içemezsin, o derece bayattir ve kokuyordu... Oysa kar memleketlerinde dolayisi ile Torontoda sulari tertemizdir. Kisin yağan kari mis gibi yazin tuketirsin.. inanin Toronto evimde musluktan akan suyun tadi marketten alacagim sudan bile daha temiz ve tatli... Butun bunlarin yaninda oldu ya kisin bunaldın.., atlarsin, gidersin bir guney memlekete, bütçenin ve zamanin el verdigi kadar yine tadinda bir tatilini yapar, plajlarinda yuzer gelirsin... Velahasili kelam; Baskalarini bilemem ama, ben; kesinlikle 4 mevsim adamıyım... Kisin kış gibi, ilk baharin senlik gibi, yazın yaz gibi, sonbaharin gümbüs gibi yaşandığı kuzey memleketlerin adamıyım. Kuzeyliyim...
Türkiyede çiftçiye verilen 2,250 TL ton fiyatı açıklandı, bugün Rusya’dan ithal buğday en düşük 6,000 TL ton fiyatı. Yerli üretimi desteklesin çiftçiye 3,000 versin hesap ortada! Tabii ki daha ucuza yiyeceğiz. Hadi hiçbir şey yapılmadı, neden stoklanmadı en azından 1 ila bir buçuk yıl yetecek kadar stok yapabilirdi. Şimdi ne olacak? Savaştan dolayı aksayan ticaretten dolayı fiyat artışları devam edebilir. Oysaki yerli çiftçimize destek vermiş olsaydık, şu kriz döneminde en azından 1,50 değil de maximum 3 TL den halk alabilirdi. Sadece buğday değil ki! Bakın ayçiçek yağı da rekor kırdı 200 TL yi geçti. Akaryakıt kontak kapattırdı. Zamlar durmak bilmiyor bunun geleceğini daha altı ay önceden söylemiştik tedbirler alınacağına daha da yanlış uygulamalarla kriz derinleşti. Evet küresel bir kriz söz konusu fakat biz yanlış politikalar yüzünden bu krizi diğer ülkelere göre çok yüksek hissediyoruz. Neden? Çünkü Türkiyede zaten var olan kronik enflasyon vardı, pandemi’ den dolayı yükseliş eğilimine girdiğini bile bile hane halkları desteklenerek durgunluğu önlemek yerine hiçbir önlem alınmadan piyasaları depresif bir hale gelmesine yol açtı, bir de faiz oranları bir inat uğruna yükseltilmesi gerekirken tam tersi uygulamayla düşürülmesi sonucu bankalarda büyük bir krize sebep oldu. Kur farkı uygulamalı mevduat hesabı çok riskliydi bunu nasıl göze aldılar bilemiyorum! O zaman da ya Avrupa’da bir kriz ya da savaş çıkarsa dövizi nasıl frenleyeceksiniz dediğimizde hiç umursanmadık. Ve keşke olmasaydı ama oldu, bu olasılık gerçekleştikten sonra tek bir şey kaldı. Onu şu an söylemeye dilim varmıyor ama gerçekleşmesi an meselesi. Allah yardımcımız olsun kur farkı uygulamasından üç aylık dönem bittiğinde derhal vazgeçilmeli diyorum.
geçenlerde bir dostum aradı aman kurtar bir akıl ver gözünü seveyim dedi bizim hanımla tartıştık ben kendimi tutamayıp bir iki patakladım hatunu dedi şimdi gider mahkemelerde öter bizim itibar yerle yeksan olur dedim üzülme bir halt yemişsin amma var bir çaresi dedi nedir hemen söyle ne olsa yaparım git siyah beyaz kazayağı desenli bir süveter al geçir üstüne dostum dedi ne alaka dedim yap karışma gerisine ertesi gün dedi yav ben ne menem bir adammışım ben bile bendeki kerameti çözememiştim buncadır dedim yavrum keramet üstündeki süveterde sen daha anlamadın mı
zelenski gibi yalvarsanız da
yok selam verdik bi kere
kaç kere vereceğiz
Selamın ödüncü mü olur
Avans olsa anlarım
Önce selamun yazarsın 1 saat sonra aleyküm
Sabah selam vermiştim
Silmişler
Neden acaba
o rus yazarları ki ihtiyar gezegenimizi batınını aç gözlü, ırkdaş, faşist, bireyci bencil doktrinlerine karşı biz insanları insan olmaya çağıran ruh çağlayanlarıdır
yaşadığımız tam bir acziyet tam bir buhran hali
günaydın dostyevsky ve tarkovsky romanlarının dünya klasiklerinden çıkarıldığı barıştan ve fikriyattan asibini almamış batı çoraklığına batı hegemonyasına karşı şerbetli kürsü üyelerim
bakalım o haydut batı yemelik sıvı yağı, buğday ve diğer bilimum tüm yiyeceklerin yetiştirilmesi, üretilmesi için gerekli enerji ve doğalgaz krizinde de hıncını dostyevskiden çehovdan tolstoydan çıkarmayı mı deneyecek
Tam da Mehmet Akif ERSOY'un "sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta" dediği zamandayız.
Kar memleketinde yasayanlar genelde kışın bir iki haftaligina guneye, yaz memleketlerine kaçarlar. Uc senedir kovid sartlarindan dolayi hic bir yere cikamamistik. Kapilar acilir acilmaz, ailece solugu floridada aldik.
Aslinda bazen seytan, "tasin guneye, Floridada evler, ve yasam torontodan cok daha ucuz. Git yerles, demiyor deyil... ama derinlemesine dusununce; Torontoda yasam miamiden cok daha zevkli bir cok yonden...
Yaz memleketlerinde yaz havası ne bahar birakiyor ne kış, adi üstünde yaz memleketleri. Tek duze yasam, tek duze ortam...
Kis memleketlerde dört mevsim adam gibi yasanir. Baharlar bahar gibi yazlar yaz gibi kislar kis gibi yasanir. Yani anlayacaginiz mevsimler yaz memleketlerinden cok cok daha canli, cok daha renkli yasanir.
Ornegin, Floridada senenin 12 ayi boyunca sonbaharin ve ilk baharin geldigini dogru duzgun fark edemezsin bile, ama Torontoda, ilk baharda etrafının yavas yavas suslenisi, agaclsrin tomurcuklasmasindan yaprak acisina, cicek acisina, etrafin ciceklerile suslenisine, gocmen kuslarin geri donusune, kuslarin kelebeklerin bortu boceklerin cumbusune sahit olursun... adata buyulenirsin...
Ayrica kış memleketlerinde zemin de cimenler, otlar daha sık, daha çeşitli ve daha canlıdır renkleriyle yaz memleketlerine kıyasla...
Hele son bahar geldiğinde agaclarin dokulmeye dönmüş yapraklari, bir iki ay boyunca sarınin kirmizinin kahverenginin pembenin, morun sonsuz tonlarinda size öyle huzunlu bir görsel şölen sunarki, kartpostallar içinde yaşar bulursun kendini...
Ayrica kar memleketlerinde, kayak gibi, kar motoru gibi, ice fishing denilen, donmus gol ve akarsulardan buz delinerek balik tutma gibi bir suru yazın yapamayacağın eylenceleri vardır, yaz memleketlerinde olmayan...
Bir diyer şey; yaz memleketlerinde dogru duzgun giyinemezsin. Kicina şort üstüne tişört gecirir cikarsin sokaga yilin her günü,
Oysa Kış memleketlerinde baharlari ceketini ayri giyersin, montunu ayri, kazagini ayri, yelegini ayri, atkini ayri takarsın. Kışın paltono, parkeni, kabanini ayri giyersin, cizmeni, botunu, ayri ayri giyersin. giyimin giyinmenin adma gibi zevkini cikarisin...
Ayrica yaz memleketlerinde sular bayattir, kokar hep... bakkaldan aldigin su bile bayattir. Hele çeşme suyunu doya doya içemezsin, o derece bayattir ve kokuyordu...
Oysa kar memleketlerinde dolayisi ile Torontoda sulari tertemizdir. Kisin yağan kari mis gibi yazin tuketirsin.. inanin Toronto evimde musluktan akan suyun tadi marketten alacagim sudan bile daha temiz ve tatli...
Butun bunlarin yaninda oldu ya kisin bunaldın.., atlarsin, gidersin bir guney memlekete, bütçenin ve zamanin el verdigi kadar yine tadinda bir tatilini yapar, plajlarinda yuzer gelirsin...
Velahasili kelam;
Baskalarini bilemem ama, ben; kesinlikle 4 mevsim adamıyım... Kisin kış gibi, ilk baharin senlik gibi, yazın yaz gibi, sonbaharin gümbüs gibi yaşandığı kuzey memleketlerin adamıyım.
Kuzeyliyim...
Türkiyede çiftçiye verilen 2,250 TL ton fiyatı açıklandı, bugün Rusya’dan ithal buğday en düşük 6,000 TL ton fiyatı. Yerli üretimi desteklesin çiftçiye 3,000 versin hesap ortada! Tabii ki daha ucuza yiyeceğiz. Hadi hiçbir şey yapılmadı, neden stoklanmadı en azından 1 ila bir buçuk yıl yetecek kadar stok yapabilirdi. Şimdi ne olacak? Savaştan dolayı aksayan ticaretten dolayı fiyat artışları devam edebilir. Oysaki yerli çiftçimize destek vermiş olsaydık, şu kriz döneminde en azından 1,50 değil de maximum 3 TL den halk alabilirdi. Sadece buğday değil ki! Bakın ayçiçek yağı da rekor kırdı 200 TL yi geçti. Akaryakıt kontak kapattırdı. Zamlar durmak bilmiyor bunun geleceğini daha altı ay önceden söylemiştik tedbirler alınacağına daha da yanlış uygulamalarla kriz derinleşti. Evet küresel bir kriz söz konusu fakat biz yanlış politikalar yüzünden bu krizi diğer ülkelere göre çok yüksek hissediyoruz. Neden? Çünkü Türkiyede zaten var olan kronik enflasyon vardı, pandemi’ den dolayı yükseliş eğilimine girdiğini bile bile hane halkları desteklenerek durgunluğu önlemek yerine hiçbir önlem alınmadan piyasaları depresif bir hale gelmesine yol açtı, bir de faiz oranları bir inat uğruna yükseltilmesi gerekirken tam tersi uygulamayla düşürülmesi sonucu bankalarda büyük bir krize sebep oldu. Kur farkı uygulamalı mevduat hesabı çok riskliydi bunu nasıl göze aldılar bilemiyorum! O zaman da ya Avrupa’da bir kriz ya da savaş çıkarsa dövizi nasıl frenleyeceksiniz dediğimizde hiç umursanmadık. Ve keşke olmasaydı ama oldu, bu olasılık gerçekleştikten sonra tek bir şey kaldı. Onu şu an söylemeye dilim varmıyor ama gerçekleşmesi an meselesi. Allah yardımcımız olsun kur farkı uygulamasından üç aylık dönem bittiğinde derhal vazgeçilmeli diyorum.
nihansın dideden ey mest-i nazım
bana sensiz cihanda can ne lazım
benim sensin felekte çare sazım
bana sensiz cihanda can ne lazım
revâdır matemim tutsa felekler
bana insan değil ağlar melekler
hevaya gitti hep bunca emekler
bana sensiz cihanda can ne lazım
Güneşin her battığında, içimde yeni bir umut doğar. Çünkü, güneş yeniden doğacaktır.!
Tebessüm, düşmanı dost eder!
Politize olmuş insanlar gerçeği bildikleri halde, kendi kusurlarıyla başkalarını suçlarlar.!
Yürüdükçe yol, yaşadıkça ömür kısalır!
Balon uçunca, bomba düşünçe patlar.!
Hasta ölmez, eceli gelen ölür!
Kim çevirirse fırıldan onun için döner.!
Arı'nın iğnesi zehirli ama, balı şifadır.!
Zenginlik bilene yüktür, bilmeyene şatafat!
Zamanı uzun sanan, kısa olduğunu bitince anlar!
Gönül-e ateş düştüyse ikrarı gerekmez aşık-ın.!
Kalbi doğru olmayandan adil olması beklenemez.!
Gönlü kırılan insan sevgiye hasretlik çeker.
Umut'un olmadığı yerde hayatın anlamı kalmaz.
Gül boynunu büktüyse bilki susuzkalmıştır.!
Cahil söyleneni anlamaz, gördüğünüde kabul etmez.!
Cahil olan ne söyleneni nede gördüğünü anlar.!
Cahiller olmasa bilgeler farkedilmezlerdi.
Bu işte bir dümen var, her gelen gideni aratıyor!
geçenlerde bir dostum aradı aman kurtar bir akıl ver gözünü seveyim dedi
bizim hanımla tartıştık ben kendimi tutamayıp bir iki patakladım hatunu dedi
şimdi gider mahkemelerde öter
bizim itibar yerle yeksan olur
dedim üzülme bir halt yemişsin amma var bir çaresi
dedi nedir
hemen söyle
ne olsa yaparım
git siyah beyaz kazayağı desenli bir süveter al geçir üstüne
dostum dedi ne alaka
dedim yap karışma gerisine
ertesi gün dedi
yav ben ne menem bir adammışım ben bile bendeki kerameti çözememiştim buncadır
dedim yavrum keramet üstündeki süveterde
sen daha anlamadın mı