Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şamanizm sizce ne demek, şamanizm size neyi çağrıştırıyor?

şamanizm terimi Erdikenar tarafından 20.05.2004 tarihinde eklendi

  • Ömer Muhtar
    Ömer Muhtar 24.04.2011 - 01:12

    İstemi Kagan Çin de tanıştıgı manizm i Hun ülkesinin yeni dini olarak
    uygun gördüğünde de Türkler bir süre Şamanizm den uzak kalmışlardır.
    Balkanlarda ve dünyanın bir çok yerinde hala kültürünü yaşatmaya devam
    eden bizim gibi toplumlar varsa, bu İslamiyet sayesinde olmuştur.
    Şamanizm atalarımızın dinidir, eyvallah. Ama kimse bize İslamiyeti
    zoraki kabul ettirmemiştir. Öyle olsa bu dinin liderliğini
    yapıp, haçlılara Anadoluyu mezar eder miydik? Tarihler boyu.

  • Murat Deniz
    Murat Deniz 21.03.2011 - 22:30

    ben yeniyim araştırıyorum

  • Şamanist Nirvana £££x
    Şamanist Nirvana £££x 07.01.2011 - 04:07

    ŞUNU ASLA UNUTMAYIN KIZILDERİLİLER'DE ŞAMANDI.?

  • Erkan Crematory
    Erkan Crematory 20.10.2010 - 14:39

    türklerin ilk inandıkları dindir.

  • Esra Lionking
    Esra Lionking 18.10.2010 - 20:20

    gök tanrı inancı....kendi özlerini islamiyetle kaybeden türkler yavaş yavaş 'türk-islam' sentezi adı altında benliklerini yitirdi ve bazılarının da isteği doğrultusunda hala araplaşmaya devam ediyor.

  • Ertugrul Karagülle
    Ertugrul Karagülle 16.09.2010 - 13:48

    Arap'ların kafamıza vura vura bizleri müslüman yapmadan önceki dinimiz ya da inanışımız..

    bir öneri, lütfen okuyunuz
    Arap Milliyetçiliği ve Türkler (Prof. İlhan Arsel)

  • Nadir Özuğurlu
    Nadir Özuğurlu 23.01.2010 - 12:46

    Şamanizm Türklerin gerçek dinidir. Konuya şöyle girerek başlayayım. Size desem ki haydi dinimizi eğiştirelim. İlk tepkiniz sert olacaktır ve 'Asla değiştirmem diyeceksiniz. Ama silah dayasam alnınıza 100 kişden 80'i evet 'edğiştiririm' diyeceksiniz. Samimi olarak üşünürseniz. Geri kalan 20 si kabul etmeyecektir. Sizde kalan azınlık olduğu için onları sindirmenin kolay olduğunu düşüneceksiniz. Ve her türlü baskıyı kuracaksınız. İşin gerçeği de böyle olmuştur. Büyk bir bölüm Türklere yeni dini kabul ettirmiş belli bir kesim e direnmiştir. Bu direnen kesim çok baskı ve zulum görmeye başlayınca da o dinin bir yerlerinden tutunmaya başlamıştır. İyi kide öyle yapmıştır. Yoksa tamamen hepsini ortadan kaldıracaklardı. İşin gerçeği bu dur. Yoksa İslamiyetten önce Türklere Alevi- Sünni mi vardı.

  • Aylin Aslım
    Aylin Aslım 17.10.2008 - 14:30

    mantıklı inanış...

  • Oguz Han
    Oguz Han 28.05.2008 - 20:56

    şaman inanışı yeni dinimiz içindeki eski ata dinimiz..nasıl yani biz türkler islamiyeti kabul etmeden önceki şaman inanışı yani asıl adını verelim köktengri (gök tanrı) inanışı..hatta dünyada bilinen en eski tek tanrılı din olarak söylenir(büyük bir türk icatıdır) ...birçok ama birçok yaptıgımız hareket davranış yada inanış aslında şaman inanışıdır..en hakiki müslümanım diyen bir anadolu türkü en az günde 5 yada 6 sefer şaman inanışını yerine getirir..örnek verince şaşıracaksınız...besmele çekip sag ayakla çıkmalar..karabasan alkız gibi hayali varlıkların uykuda rahatsız etmesi..kursun döktürmek.hastalanınca birisinin sizi avsunlamasını istemek(bunu şaman dan isterlerdi türkler) ..eger özellikle iç anadoluda yaşayan varsaki ben çok iyi gözlemledim bunlar daha şiddetlenir..alevilerin asıl öz inanışının kaynagında şamanizim vardır..türbe ziyareti şamanizimdir..dilek agacına bez baglayıp dilekte bulunmak şamanizimdir..halen mogulistanda şamanlar bozkırın ortasında buldugu yüce bir agacın dalına bez baglamaktadırlar..en gelirgin özelliklerdendir..örnek çocukları ölen bir ailenin yeni çocukları ölmesin diye satılmış adını vermeleri..şamana verilen çocuk yedi daga gösterilip satılırdı..burda asıl tema bu çocuğu sen verdin istersen alabilirsin ama lütfen alma ölmesin adına yapılan bir tören...bu anadoluda devam eder..kendi babannemin bunu yaptıgını görmüştüm..sürekli yaşına gelmeden çocukları ölen bir kadının çocugunu birgün alıp daga satmak denilen sembolik bir tören yaptı çocuk suan sanırım üniversiteyi bitirmişti..tesadüf yada başka birşey aslında belki kendi kurallarını koyarak inanmakta güzel....ve inanamıyacagınız kadar islam kuralı yada islamda yeri oldugu sandıgınız birçok davranış şaman inanışının etkisi olup islamca kınanmaktadır ama farkında degilizdir..her zaman en ılımlı islam ülkesi Türkiye dir sözü söylenir..dogrudur aydınlıgımızı ve ılımlı olmamızı sadece ata dinimize borçluyuz güzel bir inanıştan diğerine geçtik..araplara nazaran kimse kız çocugunu canlı canlı topraga gömmezdi..onlar islamiyete o eski inanışlarının etkisiyle geçti..bizde binlerce yıllık düzgün edepli inanışımızla..işte şamanizim nelere kadir dostlar...

  • Özgür Ardic
    Özgür Ardic 02.11.2006 - 21:35

    ey atsızın askeri...
    bu sizin dininiz..
    güya alevilerin eski diniymiş...yemeyin bunları aleviler..bunun sonu kürt alevi yoktur...
    onun sonu kürt kart kurt sesidir...
    ben mi insanım..

  • Korkut Orhan
    Korkut Orhan 09.10.2006 - 23:58

    türklerin ilk dini...günümüzde alışkanlıkların halâ etkisi var...

  • Alex De Souza
    Alex De Souza 21.07.2006 - 18:34

    şamanizm bence budizmde olduğu gibi ruhun bütün kötülüklerden kurtularak huzur bulmasıdır.ruh özgürleştiği için insanlara iyi ve güzel şeyler yapma yolunda daha iyi işlev görebilir.
    ayrıca şamanizm; doğada bulunan iyi ve güzel

  • Fikret Eker
    Fikret Eker 09.07.2006 - 06:47

    Michel Perrin'in yazdigi Samanizm kitabini aldim ama hala okuyamadim
    enterasan bisey olduguna dair hissim var

  • Hakan Demirtaş
    Hakan Demirtaş 09.05.2006 - 04:19

    Şamanizm şudur kısaca; Türklerin eski dini falan değildir. Kavramları karıştırmamak gerekir. Şamanlık yalnızca Türklere özgü değildi fakat bunu yaşatan Türklerdi. Kendini Tanrıya adamış kimsedir. Tanrıyı anlayan ve Tanrı'yı duyan, ileten. Türklere peygamber geldiğini kutsal kitaplarda duymadım. İşte bizim peygamberlerimiz, yan, yol göstericilerimiz onlardı

    *(uz süngüş) * savaş sanatı...
    Tanrının bize verdiği özellik

  • Depeche Mode
    Depeche Mode 29.12.2005 - 01:23

    türklerin gercek dinidir,islamiyet eli bicakli araplarla bu memlekete girmeden önce atalarimiz samanistti...

  • Serkan Kaan
    Serkan Kaan 31.10.2005 - 22:40

    doğa ile içiçe yaşamanın dinleşmiş şekli. şamanizm ile ilgili önemli bazı yanlış bilgiler vardır. yaradılış efsanesi, tufan efsanesi gibi tek tanrılı dinlere ait efsaneler şamanizme ancak yine bu dinlere geçişle birlikte eklenmiş olabilir. yetersiz kaynaklar yüzünden halk arasında devam etmekte ve bilinmekte olan şekliyle şamaniz araştırılmıştır. bugün hala ağaçlara adak niyetiyle çaput bağlamak bir şamanizm yansımasıdır. ama çaputu bağlarken Allah'a dua edilir, ülgen'e değil. kısacası islamiyet ile tanışma sonrası şaman gelenekleri tümüyle ortadan kalkmadığı gibi şamaniz ile ilgili efsanelere de islami formlar ve renkler eklenmiş olsa gerektir. abdülkadir inan'ın tarihte ve bugün şamanizm adlı eserinde çok güzel bir örnek var; müslüman başkurt kadınları şimşek çakarken süt, ayran gibi beyaz içeceklerin üzerini örterler. inançlarına göre bunlara şimşek düşermiş. ihtiyar bir başkurt hocası bu adeti şöyle izah eder; 'eski zamanda bizim halkımız şimşek çakarken sütü ve ayranı göğe doğru serperlermiş. süt israf edip havaya saçmak şeriate uymaz. bunun için hocalar süt, ayran, kımıza yıldırım düşer diyerek halkı korkutmuşlardır.' kısacası yeni bir din ile adetler değişirken efsaneler ilave edilmiş veya şekillendirilmiştir.

    bir diğer husus ise tengri kelimesinin tanrı manasına gelmemesidir. bu kelimenin karşılığı 'kuday'dır. tengri sema demektir. gök, yani mavi kelimesi ile birlikte gök tengri, yani gökyüzü olarak kullanılmıştır. kuday'ın, ismiyle ülgen'in yaşadığı yerdir. yeraltında ise erlik yaşar, yani şeytan. arada ise insanlar yaşar. şamanlar (kam; iyi ve kötü ruhlar ile insanlar arasında bağ kuran kişi, bir nevi kutsal şahıs ama imam veya papaz değil) duaları ve kurbanlarıyla iyi ve kötü ruhlarla kabilenin iyi geçinmesini sağlar.

    putperestlik şamanizmde yoktur. bu ancak budizm ve maniheizmin yansıması olarak görünür. töz'ler, yani ölmüş bir atanın deriden yapılmış suretinin hatıra maksadıyla otağa asılması, buna tapınıldığı görüşüne neden olmuştur. oysa put kavramı şamalarda yoktur.

    atalarımızın inancı olarak bende saygı uyandıran bir kavramdır. yaşam şartları gereği doğa ile barışık yaşamışlardır. (kızılderili gelenekleri ile benzerlik göstermesi ise ayrı bir tartışma konusunu dündeme getiriyor) bizlere de bu inancı hafife almamak, düzgün öğrenmek ve sahip çıkmak düşüyor.

  • Sibel Keten
    Sibel Keten 10.10.2005 - 21:01

    Şamanlık, Altay yörelerinde ve Sibirya dolaylarındaki Türklerle Tunguz, Yakut, Kamuk boyları sırasında yayılmış bir dindir. Bugün Orta Asya da yaşayan bazı Türkler arasında hala izleri görülür. Şamanlık doğal kuvvetlere ve putlara tapınmayı gerektiren bir totemcilik olmasına rağmen, Tufan, yaradılış, kıyamet gibi efsanelerle bir çeşit Mistisizm de kazanmıştır
    Şamanlar da en büyük Tanrı gök Tanrısı Ülgen’dir. 17 katlı olduğuna inanılan aydınlık gökte, iyilik, mutluluk veren varlıklar bulunur. Canlılar bu iki tabaka arasındaki yeryüzündedir. Su başlarında, kovuklarda, ağaç diplerinde iyilik ve kötülük sever varlıkların tünediğine inanılır. Kötülüklerden korunmak ve iyilik sever olanların esirgeyiciliğine sığınmak için ataların kutsal sayılan ruhlarını yardıma çağırmak gerekir. Bu işlemi şamanlar yapar. Olağanüstü bir takım güçleri olduğuna inanılan Şamanların sınırsız yetkileri arasında hastaları iyileştirmek, ölülerin ruhlarını bulundukları yerde huzur içinde korumak vs. vardır.

  • Nazlı Belen
    Nazlı Belen 26.05.2005 - 16:51

    Bende saygı uyandıran, özbenliğimin atalarımın kültürünün parçası olan din veya inanış biçimi.Aslında Türk'lerin dini olan şamanizm'i diğer şaman topluluklardan ayıran en önemli husus; Göktengri'nin Türk şamanizminde yerinin başka olması.Tanrı'nın sadece Türk'lerin tanrısı olduğuna inanılıyordu.Günümzde hala şamanizmin Türk kültürüne olan etkilerini hayatın birçok alanında görmek mümkün.Şaman atalarım olmasından dolayı gurur duyuyorum.Şamanlığın ve getirdiği kültür öğelerinin yok olup gitmemesi dileğiyle...

  • İhsan Yılmaz
    İhsan Yılmaz 04.01.2005 - 15:40

    Türklerde Şamanizm hiç bir zaman din olmamıştır.Türkler her daim tek Tanrıya inanmışlardır.Şaman hem din adamı,hem doktor du.Şamanın din adamı olması şamanizm diye din olmasını göstermez.Bu mantıkla Hristiyanlık yerine Papazizm,İslam yerine imamizm denmesi gerekir.(Aslında İslamda din adamı sınıfı yoktur da iyi anlaşılması açısından örnek verdim.) Gök Tanrıya inanılıyor nasıl şamanizm din olur.Şamana tapılmıyor ki.Ayrıca Gök Tanrı Ulu Tanrı anlamındadır.Türkler ayrıca yer tanrısı diye bir şeyde bilmiyorlardı.

  • F
    F 16.06.2004 - 16:51

    Şamanizm, insanlığın belki de en eski dinlerinden biridir. Temel olarak sihir ve büyüye dayanır. Her hangi bir kurucusu veya kutsal kitabı olmadığı gibi ortaya çıkış tarihi de belli değildir.Şamanizm’in köken olarak anaerkil dönemde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.. Yakutlarda erkek Şamanlar özel cübbeleri bulunmadığı zamanlarda kadın entarisi giyerek ayin yaparlar. Şamanların çoğunun saçlarını uzatma nedenlerinden biri de budur

    İnanç ve İbadetleri

    Şamanist inanca göre dünya, gök, yeryüzü ve yeraltı olmak üzere üç kısma ayrılır. Altay Türklerine göre 'Aydınlık Alemi', yukarıdaki dünyayı yani gökyüzünü Tanrı Ülgen'le ona bağlı iyi ruhları temsil eder.Yeryüzünü, yani 'Orta Dünya'yi insanlar oluşturur. Yer altı dünyası olan 'Aşağıdaki Dünya'yı ise Tanrı Erlik ve ona bağlı kötü ruhlar oluşturur. İyi ruhlarla ilişki kurup, iyilik yapan Şamanlara ak-Şaman, yeraltı ruhlarıyla konuşup, Erlik 'in hizmetinde olanlaraysa kara-Şaman denir.

    Eski Türklerin de inandığı din Şamanizm’di. Bu Şamanizm,Yakutlar ve Altaylar'da yaşayan ilkel Şamanizm aşamasını bir süre sonra geride bırakmış, gelişmişti. Avcılık ve ilkel tarımla dar bir bölgede yaşayan boyların inanışlarıyla, büyük devletler kuran, Çin Duvarı’yla Bizans arasına yayılmış halkların inanışları aynı kalmamıştı.

    Çin kaynaklarından anlaşıldığına göre eski Orta-Asya Şamanizm’inin temelleri Gök-Tanrı, Güneş, yer, su, atalar ve ocak (ateş) kültleridir.Bu bağlamda Asya halklarının inandığı Şamanlığın temelinde insan ve doğanın birlik ile beraberliği ve uyumu düşüncesi yer alır. Evren,dünya,insan,hayvan ve bitkiler alemi bir bütün olarak düşünülür. Dünya ve Gök,yaratma eylemini birlikte işbirliği halinde gerçekleştirmektedir. Bunlar bütün varlıkların yaratıcısı olmalarından ötürü kutsaldır. İşte bu yüzden Asya 'nın Şamanist göçebe halklarında Gökle Yer Su'yu sayma ve bunlara saygı gösterme, bu göçebe halkların inanışlarının özünü oluşturmaktadır. Dağın eteğinde ya da zirvesinde, nehrin ya da gölün kıyısında, yolun ya da atın bağlandığı direğin yanında, bir göçebenin kutsamayla eylemleri, tüm yaşamın ortak bir bilinci paylaştığı doğaya dönüktür.

    Şamanlıktaki bir diğer inanışta, insan neslinin sonsuz bir şekilde devamlılığı düşüncesi. Şamanist olan birisi kendini, baba, dede, ve atalarına ait olan bir hayatın devamı olarak görür, bunları bilir ve sayar (Atalar kültü) . Bununla birlikte, söz konusu bu insan aynı zamanda kendi geleceğini de sonraki nesillerde görmektedir, ki bu durum varoluşun ana anlamıdır. Bundan dolayı bu insanin görevi çocuk ve torunlarına toplumun en iyi yanlarını aşılayarak yetiştirmek ve hayata hazırlamaktır


    Şaman Kimdir? Kimler Şaman Olabilir?

    Şaman dininin ayin ve törenlerini yapan, ruhlarla insanlar arasında aracılık eden kişiye Şaman denir. Şaman sözcüğü Türkçe kökenli değildir. Türkler Şaman yerine kam sözcüğünü kullanırlardı. Avrupa'da 18.yüzyılda kabul edilen Şaman sözcüğü, Rusların, Kuzey Sibirya'da Tunguzlardan öğrendiği bir sözcük. Aslında bu sözcüğün kökeni hâlâ tartışmalı. Bazı bilim adamları sözcüğün Pali dilinde bulunan 'şamna' olduğunu, Sanskritçe'de bulunan 'çramana' ile aynı kökten geldiğini ileri sürüyorlardı. Bazıları da bu sözcüğün Mançu’ca olduğunu,'zıplayan,dans eden' anlamına geldiği görüşündeler. Bir başka teori de Şaman sözcüğünün Buda inanışına ait bir sözcük olduğudur. Firdevsi'nin sehname'sinde geçen 'Semen' (Buda rahibi) sözcüğü dolayısıyla Şaman sözcüğünün Hindistan kökenli olduğu söylenir.

    Kasgarlı Mahmut'tan öğrendiğimize göre kamlar, Müslüman Türkler zamanında da unutulmuş değil. Divan-i Lugat-it Türk'te 'Kamlar kamik arvisti: kamlar (ayin sırasında) anlaşılmayan bir takım sözler söyledi.' gibi cümlelere rastlanmaktadır. Benzer biçimde Balasagunlu Yusuf Has Hacib, 'Kutadgu Bilig' adli eserinde kamlarla hekimleri (otacıları) bir tutmuş, ikisini de insanlar için yararlı isler yapan kişiler olarak göstermişti. Bir yerde söyle der: 'Kerek tut otaçi, kerek kam, öligligke her giz asig kilmaz em. (Gerek hekim tut, gerekse kam, eceli gelene ilaç fayda etmez.)

    Şaman (kam) , tanrılar ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapma gücüne sahip olan kişidir. İnsan, ufak tefek ruhlara, aileyi koruyan ateş ve iyi yer-su ruhlarına bizzat kurbanlar ve saçılar sunabilirse de, kuvvetli, hele kötü ruhlara doğrudan başvuramaz. Kötü ruhlar insanların en büyük düşmanlarıdır. İnsanlara ve hayvan sürülerine hastalık göndermek suretiyle kurban isterler. Bunların istediklerini yerine getirmek gerekir. İnsanlar onların ne istediklerini bilmezler. Ne istediklerini ancak gücünü göklerden ve atalarının ruhlarından alan Şamanlar bilir.

    Şamanlık bilgisi öğrenmekle elde edilemez. Şaman olmak için belli başlı bir Şamanın neslinden olmak gerekir. Kimse Şaman olmayı istemez, ancak geçmiş ataların ruhundan biri, Şaman olacak torununa musallat olur; onu Şaman olmaya zorlar. Bu hale Altaylılar 'töz basıp yat' (ruh basıyor) derler. Ata ruhu musallat olan adam Şamanlığı kabul etmezse deli olur.




    Şaman Davulu

    Bugün Rusya Federasyonu içinde yer alan Hakasya 'da Şamanizm hâlâ canlı tutuluyor. Hakasyalı bir araştırmacı olan Katanov, Minusinsk Tatarlarından aldığı bilgilere göre Şaman davulunu anlatır. Buna göre davulun önemli üç bölümü vardır: içi, dışı ve tokmağı.

    Davul, bir arşın çapındadır. İskeleti genellikle sepet yapımında kullanılan söğütten yapılır ve at derisiyle kaplanır. Davulun içinde dikey olarak duran sapı genellikle kayın ağacından yapılır. Sapta mars denilen, kamın yer altı dünyasında yaşayan erliklerin lideri Erlik Han 'a ulaşmasını sağlayan on iki delik bulunur.

    Deliklerin arasındaki kabartmalar, kamın uçarak ya da yürüyerek geçmek zorunda olduğu dağ sıralarını temsil eder. Sapın üst kısmında, enlemesine kamın kendisinin ya da hastasının düşmanlarını püskürttüğü yay kirişi olarak adlandırılan sopa bulunur.

    Bu demir sopaya hastanın içindeki kötü ruhları kovan on sekiz kadar demir çıngırak bağlanır. Ayrıca, kamın habercilerini temsil eden iki çan da demir sopaya bağlanır. Davulun üst kısmında hastanın düşmanlarını temsil eden dört ya da altı demir kanca tutturulmuştur. Demir sopaya kamın kudretini simgeleyen bez parçalari asılır. Bu bez parçaları genellikle kamın hastaları tarafından bağlanır. Erlik Han'a herhangi bir hayvan adandığında bu hayvana demir sopadan alınan iki üç bez parçası bağlanır. Adak hayvanın boynunda asılı duran bu bez parçaları onu kötü güçlerden korur.

    Davulun üst kısmında yedi renkli gökkuşağı tasvir edilir. Gökkuşağının iki ucundan da, iki geniş kare şeklinde merdiven sarkar. Bu merdivenle kam, Kan Kuday'in huzuruna çıkmak için gökyüzüne yükselir. Kan Kuday'in önünde beyaz boyayla çizilen iki kayın ağacı vardır. Kam, gökyüzüne yükselerek Kan Kuday'dan hastayı iyileştirmek ya da ya da öldürmek için emir alır. Gökkuşağının altında ışık saçan iki daire vardır. Ayrıca 14-18 kadar yıldız bulunur. Merdivenin üst kısmındaysa beyaz renkle yedi dağ kızı resmedilmiştir. Bu kızlar eğer ruh erkekse onu uzaklaştırmada kama yardım ederler. Kız figürlerinin yanında iki kuş tasviri vardır. Kam bu iki kuşla göğe yükselir. Davulda bundan başka kırmızı renkte at, süvari ve keçi bulunur. Kızıl at üzerindeki Kızıl süvari, erliklerden biri olan Kızıl adakların basında gider. Beyaz renkle çizilen beyaz at üzerindeki atlı Kuday'a gider. Davulun ortasındaki üç çizgi bu dünya ile öte dünyayı ayıran bir tabakadır. Davulun alt tarafında, kutsal koyunları himaye eden kurbağa resmi vardır. Ayrıca on sıradağın ardında, kara ve altın denizin kıyısında yaşayan hayvanları sulamak için altın oluğu ve at bağlamak için altın direkleri bulunan Erlik Han’ın kötü ruhları yargıladığı yere götüren yılan ve kertenkelenin resmi yer alır. Bu deniz doğudadır, kurbağa, yılan ve kertenkele, koyunlara dokunmak isteyen kötü ruhları korkutur. Aynı şekilde su iyelerini temsil eden iki balık tasvir edilir. Balıkların iç hastalıkları iyileştirdiğine inanılır. Eğer kam kötü ruhlardan daha güçlüyse onları dağ ruhlarının Haninin yaşadığı dokuz denizin sonuna kadar sürebilir, eğer kam zayıfsa, yolun yarısından döner ve balık hastayı yeniden alt eder. Bunun dışında davulun üzerinde kötü ruhların yaklaştığını kama haber veren kara ve ala renkli iki köpek resmi vardır.

    Davulun alt tarafında yedi at ve yedi insan tasvir edilir. Bunlar Erlik Han’ın hizmetçileridir. Bütün kötülükler yeraltı dünyasında yasayan Erlik Han'dan kaynaklanır. Davulda yine kırmızı renkle kama kamla mayi öğreten kam resmedilmiştir. Öldükten sonra kaynayan denize doğru gittiği düşünülen kam tasvirinin uyuz hastalığını tedavi ettiğine inanılır. Davuldaki tavşan resmi, kamın aletlerinin koruyucusunu simgeler.

    Davulun üzerinde 'meme' diye adlandırılan altı kabartı vardır. Bunlar kamın aletlerinin koruyucusu sayılan ruhu besleyip koruma işlevini üstlenir.

    Bir önemli öğe de tokmaktır. Tokmak, ya tavşan derisiyle kaplanarak söğüt dalından; ya geyik kemiği ya da boynuzu ya da kayın ağacından yapılır. Tokmağın sapına hastaya gelen kötü ruhları kovmak için kamçı görevi üstlenen bez ve deri parçaları yapıştırılır.

    Şamanlar ayin yapmak için davul kullanırlar; fakat zaman zaman bunun yerini kopuzun aldığı da görülmüştür. 11.yüzyıl tarihçilerinden Gardizi, eski Yenisey Kırgızları’nın Şaman ayinlerinde saz çaldıklarını söyler. Eski Oğuzlarda, İslam’ın kabulünden sonra Şaman geleneklerini sürdüren ozanlar kopuzu kutsal saymışlardır. Sözgelimi, Dede Korkut her öykünün sonunda kopuzuyla gelir, ad verirken, dua (alkış) ederken kopuz çalar.

    Şaman davulunun asıl kısmı olan ağaç ve demir parçalar asla değiştirilmez. Derisiyse değiştirilebilir. Biri ölen evde bulunan davul, Erlik'in elçisi Aldaçi'nin yaklaşmasıyla kirlenmiş ve kuvvetini kaybetmiş sayılır. Kirlenmiş ve kuvvetini kaybetmiş davulların derisi derhal değiştirilir. Tedbirli davranmak isteyen Şamanlar ve ev sahipleri, hastanın öleceği anlaşıldığı zaman Şamana ait eşyaları evden çıkarırlar.

    Her davul Şamanın ölümünden sonra ormana götürülüp parçalanır ve bir ağacın dalına asılır. Şamanın ölüsü de bu ağacın dibine gömülür.



    Şaman Giysisi

    Şaman için davuldan daha önemli bir şey varsa o da Şaman giysisidir. Geleneğe uygun bir elbise hazırlamanın zor geldiği kamlar, ruhların özel izinleriyle birkaç yıl cübbesiz ayin yaparlar. Fakat cübbesiz kamlar kötü ruhlara karşı fazla cesaret gösteremezler. Bunun için kamlar ne yapıp edip Şaman kıyafeti edinirler. Şaman, cübbe ve davulunu kendi arzu ve isteğiyle değil, hizmetinde bulunduğu ruhun emir ve ilhamına göre yaptırır. Cübbe ve davulun nitelikleri ve biçimi, süsleri bütün ayrıntılarıyla bu ruh tarafından belirlenir. Ruhun istediklerinden en ufak biri bile eksik kalsa cübbe ve davul ayin yapmaya yaramaz. Giysi hazırlandıktan sonra özel bir törenle ruhların beğenisine sunulur.

    Şaman cübbesi gelenek olarak otuz parçadan yapılmış sayılsa da gerçekte altmışa yakın çok çeşitli parçaya sahiptir. Cübbenin asıl kısmı maral ya da beyaz koyun derisinden yapılan ceketten ibarettir. başka parçalar bu cekete dikilir. Bu parçalar Şamanların ruhlar dünyasında bulunduğunu düşündüğü varlıkların sembolleridir. Sözgelimi cübbenin yakasından sallanan dokuz küçük kukla Ülgen'in dokuz kızını, küçücük cübbeler onların elbiselerini temsil eder. Kötü ruhlarla mücadelede kullandığı 'manevi' yayın ve diğer silahların sembolleri, küçücük yay ve çıngıraklardır.Kötü ruhların fısıltılarını dinlemek için kulak, ay, güneş yıldızlar, Erlik dünyasında yaşayan kurbağalar, yılanlar cübbede tasvir edilir.

    Şamanın cübbesiyle birlikte külahı (börk) da hazırlanır. Külahın esas kısmı üç karış uzunluğunda kırmızı kumaştan olur, etrafına da üç tane düğme konur. Astarı kaba ve adi kumaştandır. Külahın üç yerine vaşak derisi dikilir; bunlardan biri göz, biri alın ortası biri de ense hizasına konur. Böylece Külahın üç kısmı olur ki buna 'üç üyelüü kuspörük' (üç boğumlu kuskülah) denir.Göz üzerindeki kısma türlü türlü boncuklardan diziler konur. Her dizide beş boncuk ve ucunda bir yılan başı bulunur. Dizilerin sayısı 5,9 ya da 16 olabilir.



    Günümüzde Şamanizm ve Diğer Dinlere Etkileri

    Kitaplı dinler olarak kabul edilen dinlerin hiçbiri eski yerel inanışların etkisinden kendilerini arındırabilmiş değil.Dünyanın her yerindeki Hıristiyanlığın ya da Müslümanlığın farklı olmasının en önemli nedenlerinden biri eski inanışların bu dinlere eklenmiş olması.

    İslam dinini kabul etmiş Türkler için de bu durum geçerliliğini korumakta.Türklerin inanışlarında bugün bile Şaman geleneğinin izlerini görmek olası. Müslüman olan Oğuzlar, Dede Korkut öykülerinden anlaşıldığına göre Şaman geleneklerini korumuşlardı. Matem töreninde ölünün bindiği atin kuyruğunu keserek kurban etmek, ağacı kutlu saymak gibi gelenekler bunlardandır. Ayrıca uzun ömürlü olması, daha önce ölen çocuklar gibi ölmemesi için çocuklara Yasar, Durmuş, Duran,Satılmış, Sati gibi isimlerin konması, türbelere adak adanması, dilek ağaçlarına çaput (bez parçası) bağlanması gibi adetler bu kapsamda değerlendirilir.

    Şamanizm günümüzde Türkler ve diğer Orta Asya halklarının hayatını değişik oranlarda etkilemeye devam etmekle birlikte halen Orta Asya’da başlı başına bir din olarak devam etmektedir. Tatarların bir kısmı Özellikle Hakasya Türklerinin hemen hemen tamamen Şamanisttir. Günümüzde Rusya, Moğolistan, Tacikistan,Kazakistan gibi ülkelerde Şamanist topluluklara rastlanmaktadır. Sayıları gittikçe azalmakla birlikte günümüzde yaklaşık olarak 650.000 kadar taraftarı olduğu tahmin edilmektedir.