ölüm gerçeğe ulaşmadaki ilk adım.sanal olan alemde insanları isyana dahi götüren yalnızlıktır.ama ruhuna güzellikleri dolduran insan için huzuru yakalamaktır.
Nefis korkar lakin Batın memnundur der üstad ölüm için(H.L.Ş) . Varlık nefsinin esareti altında dünyaya batmış farkında değil hakikatin.Görünenin ardındaki gerçek dünyadaki şahaneliğin çok ötesinde, bu da ölüm ile olur ama hangi ölüm. Beden ölümü mü, nefis ölümü mü.Beden ölümü korkutur ama kolaydır istesende istemesende, çünki başlayan herşey bitti, ömür başladıysa bitecek. Lakin nefis ölümü çok zor, mükafatı mükemmel.Mühim olan ölümü bu bedeninde yaşamandır. yani ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEK BUNDAN SONRA YAŞAMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU GÖR.
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş; Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş. Süt beyaz duvarlarda, çivilerin gölgesi; Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi.... Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü; Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü. Bezin üstünde, ayak parmaklarının izi; Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi. Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana; Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahşap tavana. Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var; Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar. Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an; Belli ki, birdenbire gitmiş çarpınamadan. Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm; Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
ölüme ucsuz bucaksız bir yolculuk mu dersin yoksa yolculugun sonu mu! kimileri icin tarifsiz bir korku kimileri icin manevi huzura kavusmak...ölümü anlatmak mı zor yasamak mı...ölüm işte bu ne ötesi var ne berisi! ne ne zaman gelecegini bilmek mümkün ne de kacabilmek...
Oluler yokluklariyla degil de onlarla bizim aramizda soylenmeden kalan sozler yuzunden keder verirler asil. Olum olmasaydi onu icat etmek zorunda kalirdik.
Ölüm İçin Ölünür...Ölüme Değer...Ölmek Kolay...Ölüm dediğin nedir ki! Gelen AZRAİL de olsa Melek Değil midir? Ama inanın bana yaşamak çoooookkkk zorr....BÜYÜK RANDEVU bilsem nerede,saat kaçta? Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta...(N.F.K)
İnsanın pilinin bitmesi, devrelerinin bir yerinde kısa devre oması, hatalı topraklama, hor kullanma, periyodik bakımları aksatma, nemli ve güneşe maruz kalma sonucu tükenim. Çalışamama durumu. Ama bir makineden farkımız, çalışmaz duruma geldik mi tamir edilemiyoruz. Bu da biyolojik bir dezavantaj. Şimdilik.
Gökte zamansızlık hangi noktada Elindeyse yıldız yıldız hecele... Hüküm yazılıyken kara tahtada İnsan yine çare arar ecele ........................................ Gençlik gelip geçti bir günlük süstü Nefs im doymamaktan dünyaya küstü Eser darmadağın emek yüzüstü Toplayın eşyamı İŞİM ACELE... (N.F.Kısakürek)
Geçiş anı. Sanal gerçeklikten kopup asıl gerçekliğe zuhur ettiğimiz başkalaşım.
başlangıca giden son
kavuşma ve ayrılık
ve portakal sıkacağa gider...
ölüm gerçeğe ulaşmadaki ilk adım.sanal olan alemde insanları isyana dahi götüren yalnızlıktır.ama ruhuna güzellikleri dolduran insan için huzuru yakalamaktır.
çoğul bir yalnızlıktır ölüm... yaşamaksa tekil bir kalabalık...
herkes birgün ölür ama herkes gercekten yasamaz....
Nefis korkar lakin Batın memnundur der üstad ölüm için(H.L.Ş) . Varlık nefsinin esareti altında dünyaya batmış farkında değil hakikatin.Görünenin ardındaki gerçek dünyadaki şahaneliğin çok ötesinde, bu da ölüm ile olur ama hangi ölüm. Beden ölümü mü, nefis ölümü mü.Beden ölümü korkutur ama kolaydır istesende istemesende, çünki başlayan herşey bitti, ömür başladıysa bitecek. Lakin nefis ölümü çok zor, mükafatı mükemmel.Mühim olan ölümü bu bedeninde yaşamandır. yani ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEK BUNDAN SONRA YAŞAMANIN NE DEMEK OLDUĞUNU GÖR.
Ölüm:
_Ben sadece insanlarda ki saklı ızdırabı ortaya çıkarırım.
Ve asla onu onlarda gizli bırakmam.
aslında gerçek yaşama geçmektir ölüm... yaşadığımız sahteliklerin son bulup yalanların bittiği yerde başlar ölüm... gerçektir ölüm
ÖLÜNÜN ODASI
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda, çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde, ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
Belli ki, birdenbire gitmiş çarpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....
NECİP FAZIL KISAKÜREK
hürriyet kadar soğuk
esaret kadar kavurucu
uçmak gibi sonsuz
çarpmak gibi savurucu...
ölüm hayat kadar gerçek
ecel kadar yavaş
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
M.A.Ersoy
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
M.A.Ersoy
Gerçeklerle yüzleşme Zamanı...
ölüme ucsuz bucaksız bir yolculuk mu dersin yoksa yolculugun sonu mu! kimileri icin tarifsiz bir korku kimileri icin manevi huzura kavusmak...ölümü anlatmak mı zor yasamak mı...ölüm işte bu ne ötesi var ne berisi! ne ne zaman gelecegini bilmek mümkün ne de kacabilmek...
butun canlilari bekliyen son yerin alti!
her canlı tadacak
herkesin korkmak canı istediğin de aklına getirdiği hayattaki tek GERCEK...
ebedi hayata geçiş noktası.
kimine göre yok; kimine göre var oluş.
Ölüm güzel şey budur perde ardından haber hiç güzel olmasaydı ölürmüydü PEYGAMBER.....
Şeb-i Aruz
Oluler yokluklariyla degil de onlarla bizim aramizda soylenmeden kalan sozler yuzunden keder verirler asil.
Olum olmasaydi onu icat etmek zorunda kalirdik.
VOLTAIRE
ÖLÜM den korkum yok!
Sonrası korkutuyor beni...
Günahlarımız çok
ALLAH ım affet bizleri:((
AMİN
Ölüm İçin Ölünür...Ölüme Değer...Ölmek Kolay...Ölüm dediğin nedir ki! Gelen AZRAİL de olsa Melek Değil midir? Ama inanın bana yaşamak çoooookkkk zorr....BÜYÜK RANDEVU bilsem nerede,saat kaçta? Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta...(N.F.K)
ölüm gelir basim üstüne
cekerim derdi dert üstüne
dayanirim inan herseye
yalniz kalamam...
İnsanın pilinin bitmesi, devrelerinin bir yerinde kısa devre oması, hatalı topraklama, hor kullanma, periyodik bakımları aksatma, nemli ve güneşe maruz kalma sonucu tükenim. Çalışamama durumu. Ama bir makineden farkımız, çalışmaz duruma geldik mi tamir edilemiyoruz. Bu da biyolojik bir dezavantaj. Şimdilik.
Duanla mı doğdum ki bedduanla öleyim! ! !
Gökte zamansızlık hangi noktada
Elindeyse yıldız yıldız hecele...
Hüküm yazılıyken kara tahtada
İnsan yine çare arar ecele
........................................
Gençlik gelip geçti bir günlük süstü
Nefs im doymamaktan dünyaya küstü
Eser darmadağın emek yüzüstü
Toplayın eşyamı İŞİM ACELE...
(N.F.Kısakürek)
Öleceğiz müjdeler olsun müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabb e secdeler olsun...
Necip Fazıl Kısakürek