Kültür Sanat Edebiyat Şiir

koçero sizce ne demek, koçero size neyi çağrıştırıyor?

koçero terimi Kamuturasko tarafından 18.03.2005 tarihinde eklendi

  • Şehmus Kartal
    Şehmus Kartal 04.11.2018 - 23:10

    UNUTULMAZ EŞKİYA KOÇERO...
    1940-1960 yıllardan bir hayat hikayesi...

    Geçmişte kalan 1940-1960 lı yıllar arasındaki dönemde ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan bazı kanun kaçakları için eşkıya olmak ve dağlara çıkarak farklı bir hayat içine girmek adeta bir kültürel yaşam biçimi olarak telakki ediliyordu. Günümüzde tecelli ederek ortaya çıkan ve hemen dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerin başına bela olan ve çok yaygın bir şekilde devam eden çağdaş terör eylemlerine benzemeyen farklı bir kanun kaçağı olan eşkıyalık o dönemdeki bir yaşam türü şeklinde devam ediyordu. Ancak o dönemde suç işlemeye yatkın maceraperest olan insanların veya suç işleyen kader kurbanlarının isteyerek veya istemeden tercih ettiği ve içine sürüklendiği eşkıyalık yaşantısı bir zamanlar bu bölgede oldukça yaygındı.

    Bu yıllarda Tilki Selim, Osman-ı Gevre ve Koçero gibi farklı lakaplarla adlandırılan kanun kaçağı eşkıyalar dağlarda kol geziyorlardı. Ancak günümüzdeki gibi halkın malına ve canına zarar vermek gibi eylemleri yoktu. Sadece kendi canlarını korumak ve yakalanıp cezaevine girmemek için uğraşıyorlardı. İşte bu eşkıyalar içinde özellikle dağların taçsız kıralı olarak tanımlanan eşkıya Koçero olarak bildiğimiz bir kanun kaçağı vardı ki bunun namı ve şöhreti diğerlerinden daha çok yayılan biri olarak biliniyordu. Eşkıya Koçero olarak tanımlanan bu şahıs, aslen Batman İli Beşiri İlçesi yöresinde tarihi süreç içinde kümelenmiş Alikan Aşiretine mensup biriydi. Esas ismi Mehmet Kilit olan Koçero, 1950 yılında işlediği bir suçtan dolayı (adam öldürme) teslim olmadan kanun kaçağı durumuna düşmüş ve silahını eline alarak eşkıya olmayı ve dağlardaki tenhalıklarda yaşamayı tercih etmiştir. Koçero lakabını da mensubu olduğu aşiretin kültürel yaşam biçiminden, kökleri derinde olan otantik gelenek ve göreneklerinden almıştır. Çünkü Alikan Aşireti, tarihi süreç içinde yaklaşık 700 yıl öncesinden başlayarak Osmanlı Saltanatı döneminden gelen ve tarihi kaynaklarda önemli bir yer işgal etmiş çok önemli bir aşiret olarak tarihi kayıtlarda yer almıştır. Bundan dolayı öteden beri yöremizde kök salan ve bu isimle tanınan Alikan aşireti konargöçerlik anlayışına bağlı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde mevsimsel olarak yer değiştirerek hayatlarını idame etmektedirler.

    Yazın yaylaya kışın da ovaya dönüş yaparak çadırları ve küçükbaş hayvanları ile birlikte farklı bir kültürel yaşam biçimi içinde varlıklarını sürdüren bir aşiret olarak tanınmakta ve bilinmektedirler. Söz konusu ettiğim bu aşiret etnik köken olarak köklerinin dayandığı Göçer veya Koçer olarak bildiğimiz yani sürekli hareket halinde olan ve hep yer değiştirmekle meşgul olan ve farklı coğrafyalarda iskân olan çok önemli bir göçebe ırktan gelmektedir.
    Oldukça kalabalık bir nüfus potansiyeline sahip olan Alikan Aşiretinin ilk yaşam biçiminden başlayarak günümüze kadar gelen kültürel anlayışları genel manada vatana millete bağlılıklarıyla bilinmektedirler. Bu nedenle, Alikan aşiretinin tarihi süreç içindeki geçmiş yıllara dayanan kültürel yaşam biçimleri, Orta Çağdan bu yana gelen ve yöremizde yoğun bir şekilde yaşanan aşiretlik sistemi içinde önemli bir yer işgal etmiştir. Alikan Aşireti, diğer aşiretlerden farklı olarak geniş ve köklü bir sülale geleneğinden gelerek sürüleri peşinde Güneydoğu Anadolu Bölgesinin hemen her yaylasında ve ovalarında dolaşarak yaptıkları iş ve işlemler sadece toprağa bağlı olarak konar göçerliktir.

    İşte bu aşirete mensup olan eşkıya Koçero, tam bir dağ adamı olarak tanımlayabileceğimiz fiziki yapısıyla teneffüs ettiği dağ havasını sinesinde özümseyerek sahip olduğu Koçer özelliklerini bağrında taşıyan iri kıyım bir adamdı. Koçero nun eşkıyalık yaşamı genel olarak Batman ili sınırları içindeki Garzan, Dicle ve Botan Vadileri ile bu çevrelerdi. Bunun dışındaki uğrak yerleri ise özellikle petrol sahalarının bulunduğu Raman sıradağları, Garzan, Dodan, Şelmo ve benzeri petrol kamplarının bulunduğu alanlarda da dolaşıyordu. Petrol sahalarında çalışan işçilerle ve Dicle Nehri, Garzan ile Botan Çayları üzerinde kelekle ulaşım sağlayan kelekvanlarla da samimi bir diyalog kurmuştu. Koçero yu ilk gördüğüm zaman çocukluk hafızam beni yanıltmıyorsa uzun boylu, esmer, pala bıyıklı, hafifçe kavisli burnu ile 35-40 yaşlarında dinamik ve heybetli bir görünüme sahip olduğu hafızamda yer etmiştir.

    Halk arasında fazla tanınmasın ve şikâyet edilmesin diye arada bir kıyafet değiştirip, fotür şapka takarak kravat eşliğinde katlık elbisede giyerdi. Böylece dağda ve yerleşik düzen içindeki yaşam tarzına uygun değişik kıyafetler içinde de dolaşmayı iyi biliyordu. Eşkıyalığın ilk yıllarında yakalanması için çok yoğun bir şekilde yapılan güvenlik operasyonları sonucunda her seferinde yakasını kurtarmış, ancak günün birinde yakalanması muhtemel olduğu için bu durumdan tedirgin olunca da Suriye ye kaçmak zorunda kalmıştı. Suriye de kaldığı kısa sürede bu ülkenin yönetim biçiminden kaynaklanan sorunlardan dolayı rahat ve huzur bulmayınca yeniden Türkiye ye dönerek eşkıyalık yaşamını ait olduğu dağlarda ve topraklarda geçirmeye devam etmiştir.

    1950-1964 yılları arasında yaklaşık on beş yıl süreyle dağlarda mesken kurup eşkıyalık yapan Koçero, özellikle Garzan, Dicle ve Botan vadilerinde zaman zaman eylemlerde bulunarak eşkıyalığın ilk yıllarında devletin güvenlik güçlerini peşinde koşturmuştur. Bu dönemde kırsal ve dağlık alanlarda Jandarma ile girdiği silahlı çatışmalar nedeniyle ismi dönemin yazılı basınında ve radyo haber bültenlerinde sıkça geçmekte idi. Böylece Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Koçero ismindeki bu eşkıyanın varlığından Türkiye bütünlüğü içinde birçok insan haberdar olmuştu. Halk arasında çok konuşulan ve telapi yöntemiyle ağızdan ağza ismi dolaşan eşkıya Koçero, böylece kendiliğinden hiç ortalıkta görünmeden şöhrete kavuşarak birdenbire ülke bütünlüğü içinde ünlenmeye başlandığı görüldü. Ancak adam öldürme vakalarına bir kişi dışında ismi karışmayan Koçero, genel manada kendi halinde sakinliği ile tanınan bir eşkıya olarak uğradığı yerleşim birimlerinde sadece yiyecek ihtiyacını karşılayan ve elinde erzak fazlası kalınca da onu yoksul ve fakirlere dağıtan böylece iyi niyetli bir eşkıya olarak yörede nam salmıştı.

    Bu yıllarda Batman çevresinde ve özellikle Raman sıradağları üzerinde petrolün bulunması ve ardından Batman kent merkezinde rafinerinin kurulmasına bağlı olarak petrol gibi bir nimet sayesinde Batman da meydana gelen büyük gelişmeler nedeniyle Türkiye nin dört bir tarafından Batman a göç başlamıştı. Koçero nun ailesi de yeni bir yaşamın peşine düşerek Beşiri ilçesindeki ikametlerini terk ettikten sonra Batman a göç etti. Koçero ise dağlardaki eşkıyalığına devam ederek görünürde ailesinden ayrı bir hayat sürdürüyordu. Eşkıya Koçero dağlardaki yaşamı esnasında beraberinde sadece birkaç adamıyla birlikte dolaşıyordu. Çünkü dağlardaki yaşantısı süresince beraberinde fazla adam bulundurmayı istemiyordu. Kalabalık guruplardan fazla hoşlanmıyordu. Fazla adam kalabalığı olunca ortalığın da ona göre karışacağı ve kontrol edilmesi zorlanacağı endişesinde idi. Bu nedenle, az adamla ipin ucunu kaçırmadan dolaşmanın daha mantıklı olduğu inancına sahipti.

    Türkiye de genel manada eşkıyalığın bir süreliğine Güneydoğu Anadolu Bölgesinde devam ettiği bu dönemde Batman, Siirt, Mardin ve Bitlis dörtgeninde dolaşan ve bu yörelerde ünlenerek adını bütün yurtta duyuran eşkıya Koçero adına bir zamanlar türküler bestelenmişti. Dilden dile dolaşan bu türkülerde eşkıya Koçero ya övgüler yağdırılıyordu. İşte tam da bu dönemde ünlü sinema artisti ve film yönetmeni Yılmaz Güney tarafından konuya ilişkin hazırlanan bir senaryoya bağlı kalınarak 1964 yılında Koçero Dağların Kralı filmi çevrildi. Bu sayede eşkıya Koçero nun popülaritesi daha çok yükseldi. Koçero filmi sinemalarda vizyona girdiği 1964 yılındaki sinemaların çok önemli bir sosyal etkinlik merkezleri olarak varlıklarını sürdürmeleri ve sinemaların bu dönemde tek eğlence yeri olarak bulunması halkın sinemalara olan ilgisi de o derece çok yoğundu. Hemen herkes temaşa zevklerini yazlık ve kışlık sinemalarda gideriyor ve bu eğlence mekânlarına olan aşırıya varan ilgi adeta önü alınmaz bir şekilde devam ediyordu.

    Bundan dolayı Koçero Dağların Kralı filmi bütün Türkiye deki sinemalarda gösterime girince gişe rekorları kırıldı ve filmin oynadığı her sinemada kapalı gişe oynadı. Filmin başrolünde Yılmaz Güney Koçero yu oynayınca halkın ilgisi daha çok filme yoğunlaştı ve böylece eşkıya Koçero nun bütün Türkiye de bu yöntemle bir kez daha tanınması sağlanmış oldu. Koçero filminin Batman da Seyran Sinemasında gösterime girdiği tarihte ben 13 yaşında ortaokula giden bir çocuktum. Hiç unutmam o yaştaki çocukluğumda bu filmin sinemalarda oynandığı günlerde tam on kez filmi tekrar tekrar izlediğimi hatırlıyorum. Mehmet Kilit eşkıya lakabıyla Koçero nun dağlardaki yaşamı genel olarak gündüzleri saklanır geceleri dışarıya çıkıp dolaşırdı ve zaruri ihtiyaçlarını köy yerleşkelerinden temin ederdi. Kimseye haksızlık etmez, baskı kurmazdı. Kendisine yardım edenlere teşekkür ederdi, yardım konusunda sıkıntı çekenleri de hiç rahatsız etmezdi. Onun bu iyilik ve yardımsever özelliğinden dolayı eşkıya ve kanun kaçağı olmasına rağmen halk tarafından hiçbir zaman yakalanması için güvenlik güçlerine şikâyet edilmedi. Koçero nun rahmetli babamla yakın bir dostluğu vardı. Babam uzunyillar Dicle Nehri ve Batman Çayı üzerinde kelekle karşıdan karşıya ulaşım sağlıyordu.

    Koçero da zaman zaman gelerek kelekle nehirden karşıya geçiyordu. Babamın yanında bulunduğum bir sırada Koçero yu orada gördüğümde ve babamın da işte Koçero budur diyerek bana gösterip tanıttığında çok heyecanlanmış ve çocuk aklıyla eşkıyaların da insan olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştım. Çünkü o ana kadar eşkıyalığın ismini duymuştum, kötü bir şey olduğunu da biliyordum ama ne olduğu konusunda bir fikrim yoktu. Eşkıyalığın insanlardan oluştuğu konusunda bir düşünceye sahip olmadığım gibi insanlara benzerliği dışında farklı bir şey olduğunu biliyordum. Koçero özellikle akşam karanlığı basınca babam eve gelmek için hazırlık yaptığı esnada nehrin karşı sahilinden babama seslenirdi ve zahmet olmazsa gel beni al derdi. Babam da onu kırmazdı ve kelekle gider onu alır gelirdi. Koçero nehrin karşı sahilinden Batman tarafına gelir gelmez babama teşekkür ettikten sonra sen beni bekleme git ben senden sonra gece karanlığı biraz daha koyulaşsın ondan sonra kente giriş yapar eve gelirim derdi.

    Uzun bir süre bu şekilde babam tarafından Koçero nun nehir üzerindeki ulaşımını sağladığını çok iyi biliyor ve hatırlıyorum. Koçero eşkıyalığı döneminde özellikle Dodan Petrol Kampını sıkça ziyaret ederek oradaki petrol işçilerine misafir olurdu. Yine bir gün gece yarısına doğru bir saatte üç adamıyla birlikte Siirt ili Baykan İlçesi Atabağ (Comaniye) köyü yakınlarında bulunan Dodan Petrol Kampına gitmek üzere yola çıkarlar. Ellerinde silahları olduğu halde petrol kampının yakınlarına geldiklerinde gece karanlığı olması nedeniyle kampta onları tanımayan işçilerden bazıları kamp binasının çevresinde bir karartıyı fark ederek tedbir olsun diye silahlarını alıp mermiyi de namluya sürdükten sonra kamp binasının içinde beklemeye koyulurlar. Daha önce birçok kez söz konusu edilen bu petrol kampına gelmiş olan ve işçilerle koyu sohbetlerde bulunmuş olan Koçero ve beraberindeki adamlarıyla birlikte alışık oldukları bu petrol kampı binasına her zaman olduğu gibi serbestçe yaklaşırken bu kez hiç ummadıkları bir şekilde içerden kendilerine silahla ateş edildiğini fark ederler. Bu olay karşısında şaşkına dönen Koçero ve beraberindeki adamlar hiç ses çıkarmadan oldukları yerde gizlenerek bir süreliğine saklanırlar.

    Kamp binasının dışında ve karanlık bir gecede gizlendikleri yerde beklemede olan ve silahla kendilerine yapılan ateş karşısındaki durumdan tedirgin olan Koçero ve adamları neye uğradıklarını bilmeden bir süreliğine öylece saklandıkları yerde beklemeye başladılar. Kendilerine yapılan bu silahlı atışlara bir anlam veremeden kendilerini korumak için gereken her türlü tedbirleri almaya başladılar. Böylece onlar da kamp binasına doğru silahlarını doğrultarak beklediler. Ancak kamp binasından onlara doğru yapılan silah atışları durmayınca kendileri de buna karşılık vermeye başladılar. Eşkıya Koçero ve adamları ile petrol kampı binasında bulunan işçiler arasında bu şekilde çıkan karşılıklı silahlı çatışma maalesef kör döğüşü gibi bir süreliğine devam eder. Gecenin bu karanlığında Dodan petrol kampı çevresinde devam eden bu silahlı çatışmayı Atabağ Köyü Jandarma Karakol Komutanlığı duyar ve Jandarmalar olaya müdahele etmek üzere Dodan Petrol Kampına doğru giderler. Jandarmaların da katılmasıyla kamp çevresinde gece karanlığında şiddetli bir silahlı çatışma meydana gelir. Uzunca bir süre devam eden bu silahlı çatışma bir anda kesilerek yerini sükûnete bırakır.

    Askeri birlik tarafından sabahleyin çatışma alanında yapılan incelemede bir çeset bulunur. Ceset üzerinde yapılan incelemede bu çesedin Koçero ya ait olduğu anlaşılır. Ancak petrol kampındaki işçilerin silahından mı yoksa Jandarmanın silahından mı çıkan kurşunlarla kim tarafından öldürüldüğü anlaşılmaz. Tarih 05 Temmuz 1964 yılını gösterirken böylece Dodan Petrol Kampında meydana gelen silahlı çatışmada ölen Koçero nun ölümü tez duyulur ve yörede adeta şok etkisi yaratır. İnsanlar Dodan kampı çevresinde ortaya çıkan silahlı çatışmadaki olayda öldürülen eşkıya Koçero nun öldürülme olayına çok şaşırdıkları ve olayın etkisi altında kaldıkları görülür. Çeset üzerinde yapılan idari ve adli işlemlerden sonra Koçero nun cesedi ailesine teslim edilir. Koçero nun ölümünden sonra Batman da bulunan ailesi zor durumda kalarak uzun yıllar yoksulluk içinde bir yaşama mahkûm bir şekilde ne yapacaklarının şaşkınlığı içinde kalırlar. Ancak Koçero nun büyük oğlu Nuri Kilit, büyüyünce ailesinin geçimini sağlamaya başlar. Uzun yıllar şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerde şoförlük yaparak çalışmaya devam eden Nuri Kilit, şoförlük yaptığı yıllar içinde kurallara dikkat etmesi ve hiç kaza yapmaması nedeniyle şoförlükteki bu başarısı üst seviyelerde olduğu anlaşılınca ilgili otobüs firması tarafından 2005 yılında Türkiye’de yılın şoförü seçilerek taltif edilmiş ve ödüllendirilmiştir.
    Şehmus Kartal (alıntı)

  • Koçero
    Koçero 21.04.2018 - 15:36

    Koçero benim

  • abiniz koçero
    abiniz koçero 28.03.2018 - 14:00

    ne demek olduğunu öğrenemedim çok kötüydü



  • Mehmet Emin Kızmaz
    Mehmet Emin Kızmaz 21.03.2016 - 00:12

    Koçeronun gerçek hikayesini öğrenmek isteyen babamın yanına gelsin😀 kendisi vurulduğunda babamın yanındaydı beraber baskın yaparken tuzağa düşürülmüşlerdir.

  • Bedri Arisli
    Bedri Arisli 24.11.2012 - 02:51

    kocero gercek bir kahramndi ben koceroyu iyi tanirim benim koylumdu bende onu gormedim dedemden duydum gercek bir yigitti kocero oglunu karisini kardesini tanirim

  • Bedri Arisli
    Bedri Arisli 24.11.2012 - 02:32

    kocero benim koylum ben esini oglunu kardesini hepsini taniyor

  • Bedri Arisli
    Bedri Arisli 24.11.2012 - 02:28

    kocero benim koylum batman besiri bir koyunden dunyaya gelmis
    ben butun aylesini tanirim kocero esihala yasiyor oglu yasiyor hep goruyorum onlari

  • Hasan Yusma
    Hasan Yusma 03.04.2010 - 20:36

    inşallah anlamışsınızdır beni...

  • Hasan Yusma
    Hasan Yusma 03.04.2010 - 20:35

    ARKADAŞLAR BEN SİZLERİN KOÇERO İLE İLGİLİ YAZILARINIZI OKUDUM AMA HİÇ BİRİNİZ GERÇEK KOÇEROYU YAZMAMIŞSINIZ KOÇERO BATMANA BAGLI KÜRTÇE İSMİ İLE KERCOSE DE DÜNYAYA GELMİŞTİR
    VE HİÇ KIMSE ONUN SOYUNUN NERDEN GELDIGINI BİLMİYORDUR KOÇERO MEZOPOTAMYA BÖLGESİNDE YİGİTLİGİ İLE NAM SALMIŞTIR HATTA NAMI MUSUL KERKÜK ŞAM BURALARA KADAR GITMİŞTİR ETRAFINDA YÜZLERCE İNSAN VARMIŞ GÜNDE ZİYARETİNE NERDEYSE YÜZ İKİ YÜZ İNSAN GELİRMİŞ VE BU MİSAFİRLERİ ONUN TANIMADIGI AMA NAMININ GITTGI YERLERDEN GELIRLERMİŞ KOÇEROYA DAGDA İHANET EDILIP ÖLDURUP SONRADA SAYILARININ KAÇ OLDUGUNU TAM BİLMEDİGİM COCUKLARININ DA FERMENI İSTENMİŞ KISACASI KOÇERONUN SOYUNU BİTİRMEK PLANLANMIŞ KOÇERO AGIRLANDIGI BIR EVDE YEMEGINE ATILAN BIR İLAÇLA ZEHİRLANDİKTEN SONRA ÖLDURULÜP VE COCUKLARININ DA FERMENI KALKMIŞ HATTA KOÇERONUN DAHA PEÇEKTE OLAN OGLUNUDA ÖLDÜRMÜŞLER ŞİMDİ KOÇERONUN SOYU YOK BİLİNİYOR AMA VAR BENDE COK İYİ TANIYORUM.....! ! ! !

  • Mehmet Aslan
    Mehmet Aslan 31.07.2009 - 16:16

    kocero dagda yaşıyan bir efsaneye denir şimdiye kadar 3 tane kocero oluşmuş ve bunlardan bitane si benim amcam oglu mehmet ali dir 2. si ise eniştemin kardeşi yılmaz dır 1995 amcamoglu yani 2. kocero öldü 3. kocero yılmaz sa hala yaşamakta ve sag ayagında vurularak ayagını kesmek zorunda kaldıgını biliyorum diyarbakırlıdırlar amcam oglu ise hazro ilcesinde yaşardı 1. kocerosa 85li yıllarda ilk kocero adını alandır oda ölmüştür kocerolar nasıl kocerolar olduguysa 2.10 santim boylara sahip ve iriyarı yürekliyy mişler ve her operesyonları başarıyla sonuclanmıştır. işte kocerolar bunlar

  • Requiem For A Dreamm
    Requiem For A Dreamm 28.07.2009 - 15:43

    vurur onu jandarma

    vurur onu jandarma

    durmadan vurur

    ama o bitmez....



    Ahmet Kaya ve Selda Bağcan yorumuyla dinlenmeli

  • İbrahim Yeşildag
    İbrahim Yeşildag 27.01.2009 - 23:52

    koceroyu en ıyı acıklayan ahmet kaya seldag baycan nın yaptıgı duet..
    kısaca dağa cıkan bırı demek.kocero..

  • Murat Dem
    Murat Dem 22.04.2008 - 19:09

    1950-1960'lı yıllarda siirt ve çevresinde yaşamış asıl adı mehmet ihsan kilit olan, son eşkiyadır.

  • Cevdet Beger
    Cevdet Beger 08.02.2008 - 16:18

    Herkesler Koçero hakkında birşeyler yazıp durmuş, kimseler onu tanımadığı halde araştırmadığı halde... Halit Çapıt adlı takvim gazetesi yazarın haricinde.... Halit Çapın' ın yazısında da eksiklikler var. Mesela bir çocuğu var gibi... Koçeronun 3 kız 2 de erkek toplam 5 çocuğu vardı.
    Şimdi bunlardan 2 kız 1 erkek oğlu var ve oğlu annesiyle birlikte Batman da yaşamaktadırlar... Koçeroyu araştırmadan, bilmeden yazmanız çok ama çok tuhaf... Halit Çapın hariç.. En azından biraz olsun araştırma yapmış veya daha önce yapılan araştırmalar neticesinde yazmış...

  • Kamil Ayyıldız
    Kamil Ayyıldız 15.01.2008 - 18:38

    koçero nedemek efsana demek

  • Yasarceylan
    Yasarceylan 07.12.2007 - 16:58

    koçero bir zamanlar güneydoguda yaşamış EŞKİYADIR.

  • Mehmet Memet
    Mehmet Memet 04.11.2007 - 12:34

    koçero nun kelime anlamı efsane militan demektir...




    Koçero' demek, 'Devamlı göçen, yer değiştiren adam..' demektir

  • Süleyman Ünlü
    Süleyman Ünlü 12.08.2007 - 23:17

    pirsultan apdal

  • Bir Kara Karga
    Bir Kara Karga 16.06.2007 - 20:39

    koçero bir oyundur, oynanır oynanır bitmez
    vurur onu candarma...durmadan vurur..ama o bitmez
    ..............
    o hep öyle durur orda taş ardında, rüzgarda

  • Bir Kara Karga
    Bir Kara Karga 16.06.2007 - 20:34

    AHMET KAYA-SELDA BAĞCAN

    Gocunmayın güzel beyler, hanımlar, alınıp incilmeyin.
    Silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı, imdatlara saldırmayın.
    Basmayın düğmelere yürekleri hoplatmayın güzel beyler, hanımlar.

    Zor ve çetin bir ağıttır koçero bir gelin ağlar ona, ben ağlayamam,
    Bıyıkları çengel çengel bir kardaş, ağlar ona, ben ağlayamam.
    Acılı bir bacı ağlar, bağrı yanık bir ana; Ben ağlayamam.

    Bir elinde kanlı mendil, bir elinde kara mavzer,
    Kimse bilmez nerde nasıl taptaze bir, sımsıcak bir, gencecik bir ölüdür o!

    Bir selamdır sımsıcacık, varamamış dostuna, varamamış koçero.

    Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir.Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından.Yamaçtan bir taşın yuvarlanması, bir pınarın durup durup akması, bir çift gözün karanlığa bakması, şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda.Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır.Bir geyiktir koçero.Sekerken taştan taşa, kırılmış bilekleri, suçsuz bir geyik.Avcılar yakalarsa mezedir eti.Köpekler kovalarsa diş kirasıdır.Bir okul piyesidir koçero, açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür.Müsamere derler adına oralarda.Kaymakamlı, savcılı ve çavuşludur.Biletlidir ve yoksullar yararınadır.

    Gocunmayın güzel beyler, hanımlar, alınıp incilmeyin.
    Koçero bir oyundur, yazılır yazılır bitmez,
    Koçero bir oyundur oynanır oynanır bitmez.
    Vurur onu jandarma, vurur onu jandarma, durmadan vurur, ama o bitmez!

    O hep öyle durur orda, bıyıkları kartallıda, göğsü çapraz fişeklikli, gözleri beş yaşında,
    Bir elinde kanlı mendil, bir elinde kara mavzer,
    Pır pır eder bir güvercin, namlusunun ucunda,
    O hep öyle durur orda, taş ardında, rüzgarda.

    Muhtara sorarsanız:’Bizim serseri Veli.’.Marabaya sorarsanız:’İşini bilmemiş, deli.’.Köylüye sorarsanız:’Ekmeksiz garibin teki.’Çocuklara sorarsanız:’Yüce dağlar aslanı.’.Kimsesize sorarsanız:’Hükümet bilir onu.’.Jandarmaya sorarsanız:’Devletin dağlarda silah çatması.’.Vurguncuya sorarsanız:’Yol kesici, yağmacı.’.Soyguncuya sorarsanız:’Devletin acizliği.’.Savcıya sorarsanız:’Siktir et pezevengi! ’Solcuya sorarsanız:’Ferman padişahın, dağlar bizimdir! ’.Erzurumda kolbaşıdır.Erzincanda deli daylak.Pir sultan yoldaşıdır Sivasta.Bir kılıca kanlı Vanda.Mardinde bir gözü kanlı kaçakçı.

    Gocunmayın güzel beyler, hanımlar, alınıp incilmeyin.

    Patron gazetelerinde yüksek trajdır koçero.Kapitalist dış basında nobellik roman! Politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi.

    Diplomata sorarsanız:’Turistik bir serüven.’.Kaymakama sorarsanız:’Ahvali adliyeden.’.Sosyeteye sorarsanız:’Eğlenceli bir biriç.’.Bezirgan filmciye sorarsanız:’gişelik bir senaryo.’.Sorarsanız bürokrata:’Atatürk’ün gardropuna tükürmüş biri.’.Hümaniste sorarsanız: ‘Fransızca bilmeyen, Montaigne’den anlamayan, mitolojya, trajedya, hümanizma, elenizma hiç birinden çakmayan bir yörüktür koçero.Ne anlar rönesanstan, ne anlar resterasyondan.’.

    Bir bazlama, bir uçkur, üç telli bir zımbırtıdır koçero.

    Müfrezeler yürümüş dağ dağ ve dere dere, kesmiş geçitleri korkunun silahları.

    Bir tükenmez sermayedir koçero haksız yönetimlere.
    Paralar girsin diyedir kalantor kasalara.Toprak sömürülsün diyedir orta çağlarda. Işıksız kalsın diyedir bir koca ülke.Karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar. Fabrikalar işçi yesin, para kussun diyedir.Kıyılar yağmalansın, ormanlar çiftlikleşsin.Bankalar yağ bağlasın, tekeller et bağlasın.Holdingler palazlansın, ortaklıklar göbeklensin.Bu rüzgar böyle essin, bu değirmen böyle dönsün, bu çuvallar böyle dolsun diyedir koçeronun dağlarda medetsiz yanlızlığı.Gocunmayın güzel beyler, hanımlar, alınıp incilmeyin.Yeni değil bu hikaye.Bu oyun eski oyun.

    Bir akşam birden bire bir can çıkar dağlara.
    Bin kardaş, bin bacı, bin ana.
    Bin kerpiç, bin harman, bin açlık.
    Bin yenge, bin emmi, bin dayı.
    Bin zulüm, bin acı ve bin karanlık bir akşam birden bire çıkar dağlara.
    Bıyıkları terlememiş bin çocuk.
    Bin aşık, bin deli, bin meczup.
    Bin ekmeksiz, bin işsiz, bin suçsuz.
    Kılı şalvar, kurtlu çarık bir akşam birden bire çıkar dağlara.
    Yalınayaklar, gömleksizler, dayanaksızlar.
    Munzurlar, cilolar, palandökenler, dersimler Tunceliler, Bingöller.
    Tunceli’de mercanlar, ağrı bereket verir.
    Tahtalılar, toroslar ve binboğalar.
    Bir akşam birden bire çıkar dağlara.

    Bir sürekli çıplaklıktır koçero, bir sürekli açlıktır.Bir sürekli haksızlıktır koçero, bir sürekli itilmişlik.Koçero bir vazgeçiştir, koçero bir ilgisizlik.Bin yıllık yoldan gelir üstü başı kan içinde.Upuzun bir eyvahtır, upuzun bir pişmanlık.Bir ünlemdir koçero, sığmaz okul kitaplarına.Erzurum yaylasından, Erzincan çukuruna ve Tecer dağlarından, Harran cenderesine, bir uzun masaldır ki koçero, dağların dağlara yaslandığı, geçitlerin geçitlere küstüğü koyaklarda anlatılır.Bıçak bıçak, kurşun kurşun ve türkü türkü anlatılır.

    Yatar türkülerde upuzun, ağıtlarda fidan fidan koçero.

    Gocunmayın güzel beyler, hanımlar, alınıp incilmeyin.
    Koçero bir vatandır, yaşanılır boydan boya.
    Koçero bir vatansızlık, bir dağlaşmış yalnızlıktır.
    Mavzerleşmiş bir haksızlık, yanıtsız bir dilekçe...


  • Şakir Özbey
    Şakir Özbey 16.03.2007 - 09:55

    koçero efsane demek
    koçero siirtte doğmuş büyümüş batmanda petrol rafinerisi açılırken rafineride çalışmış orada bir tartışma yüzünden adam öldürmüş ve dağa çıkmış.Yıllarca dağlarda adaletli bir şekilde hüküm sürmüş kimsenin malına ve ırzına tecavüz etmemiş delikanlı bir eşkiyadır.eşkıyalık döneminde siirtin kalender köyünden ali adında bir eşkıya arkadaşı varmış.Devlet Ali ye para vererek Baykan ilçesinin arka taraflarınında bir derede sabah namazı için abdest alırken Ali tarafında kaleşçe arkasından bıçaklanıp öldürülmüştür.
    Koçero genç yaşında dağa çıktığı için hiç evlenmemiş ve çocuğu olmamış yanlızca bir kız kardeşi var menice adında oda 7 sene önce ölmüştür yanlız şu andada amcasının çocukları siirttin çöl köyünde yaşamaktadırlar. Koçero öldürüldükten sonra amcazadeleri onu çöl köyüne getirip defn etmişlerdir.

    Bazı arkadalar yok koçeronun ismi budur ismi şudur demişler..
    koçero hakkında daha fazla bilgiyi gazeteci HALİT ÇAPIN dan öğrenebilirsiniz

    saygılar...

  • Ceylin Ceylan
    Ceylin Ceylan 24.02.2007 - 19:41

    koçero bir oyundur...

  • Abdulillah Ötün
    Abdulillah Ötün 12.05.2006 - 11:20

    KOÇERO BİR AĞITTIR.
    AĞLAYA AĞLAYA BİTMEZ...
    KOÇERO...?

  • Hayat Suyu
    Hayat Suyu 31.07.2005 - 15:22

    'koç-ber',yani şu anda göç durumunda olan. Kürtçedir.

  • Naile Duman
    Naile Duman 21.03.2005 - 21:08

    HASAN HUSEYIN (KORKMAZGIL) (1927-1984) ****

    Gürün'de doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitirdikten
    sonra öğretmenliği secti. Ne var ki, ilk yilinda TCK'nin 142.
    maddesine muhalefetten tutuklandi. Arzuhalcilik, tabela ressamlığı,
    düzeltmenlik yaptı. Akis dergisinde calıştı. 1966'da yayınladığı
    Kızılırmak adli şiir kitabı da 142. maddeye ayrılık savıyla yargılandı,
    beraat etti. Ankara'da öldü.

    Şiir Kitapları:
    Kavel (1964) , Temmuz Bildirisi (1965) , Kizilirmak (1966) , Kizil Kugu
    (1971) , Aglasun Aysafagi (1972) , Oglak (1972) , Aciyi Bal Eyledik (1973) ,
    Kelepcemin Karasinda Bir Ak Guvercin (1974) , Kocero Vatan Sairi (1976) ,
    Haziran'da Olmek Zor (1977) , Acilara Tutunmak (1981) , Filizkiran Firtinasi
    (1981) , Isiklarla Oynamayin (1982) , Kandan Kina Yakilmaz (1985) ,
    Tohumlar Tuz Icinde (1988) .

    ``Hasan Huseyin gerektikce degisik kultur verilerinden -masallardan,
    turkulerden, agitlardan, deyislerden..- ve edebiyat urunlerinden
    -Halk Siiri'nden, Divan Siiri'nden, Nazim Hikmet siirinden, hatta
    Ikinci Yeni siirden...- yararlanir. Bunlar da yetmezse, kendi mizahci
    zekasini kullanir. Ozellikle toplumsal karsitliklar desilirken mizah
    ve yergi yararli olur... Sairin derin duyarligi, gur sesi, genis solugu,
    renkli hayali, islek turkcesi ile diyalektik bir gorus ve insancil
    bir bakisa yaslanan hayat ve edebiyat sevgisi, baris ve ozgurluk tutkusu,
    devrim ve bagimsizlik ozlemi birbiriyle kaynasarak etkili bir bilesim
    meydana getirirler.' (Asim Bezirci, 1970)

    ****Ahmet Necdet,Modern Turk Siiri Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler
    Broy Yayinevi, Ekim 1993.

  • Naile Duman
    Naile Duman 21.03.2005 - 20:59

    KOCERO
    VATAN SIIRI

    keklik serer palazini tenha kayaliklara
    ucurur korkusunu
    kara diken savurur tohumunu
    kurtulur korkusundan
    orda bir dag
    orda bir tas
    bir pinar
    dag ardinda
    tas ardinda
    pinarli bir kara mavzer
    biyiklari kartallida
    basi yaglikli
    durur dimdik
    bakar dimdik
    bakar barisli
    bir guvercin pir pir eder ucunda namlusunun
    'tutam yar elinden tutam
    cikam daglara daglara! '
    kocero hep
    durur orda
    daglarda
    ......
    .....
    Hasan Hüseyin