Tasarruf hakkını kendinde zanneden insan gafletin isimsiz bir çocuğudur. Bilseydi ki tek bir yaprak kıpırdamaz, zerreler seyran etmezdi O istemedikçe. Tevekkülden uzak tefekküre yabancı bir halde teslimiyeti arka saflarda tuttuğu için en küçük bir menfi durumda isyanın bayraklarını yorgan yaptı üstüne.
Netice, hüsran... Kurtuluş reçetesi ise İman. Önce Allah'a sonra ahirete. İmandır insanı emniyetli kılan. Hem dünyada hem de ahirette...
“İnsan olmak: bir halkın nefesine dönüşmektir.” Karl Marks, “insan sosyal bir varlıktır” sözü ile insanın özünü yalnızca biyolojik bir canlı olarak değil, toplumsal ilişkiler içinde var olan bir bütünlük olarak kavradığını göstermiştir. İnsan, doğa içinde doğar ama yalnız başına kalmaz; dilini, düşüncesini, inançlarını, hayallerini, değerlerini hep başkalarıyla kurduğu ilişkilerden öğrenir. Yalnızca bedeniyle değil, ruhuyla ve bilinciyle de toplumsallığın bir ürünüdür. İnsan olmak, başka insanlarla birlikte var olmayı, bir arada yaşamayı, paylaşmayı gerektirir. Dil bunun en büyük kanıtıdır. Hiçbir birey dili tek başına yaratamaz; sözlerimiz, seslerimiz, anlamlarımız, bizden önce yaşamış milyonlarca insanın ortak mirasıdır. Aynı şekilde üretim de yalnızca bireysel bir faaliyet değil, toplumsal bir emektir. Ekmek sofraya tek bir elin değil, tarladaki köylünün, fabrikadaki işçinin, fırındaki ustanın, dağıtımda çalışan emekçinin el birliğiyle gelir. İnsan kendi emeğini ancak başkalarının emeğiyle birleştiğinde anlamlandırabilir. Marks’ın işaret ettiği nokta şudur: İnsan, ancak diğer insanlarla kurduğu ilişkiler içinde gerçek insana dönüşür. Yalnız başına bir birey, potansiyel olarak insandır ama eksiktir. İnsanı insan yapan, onun toplum içindeki karşılıklı dayanışması, sevgisi, çatışması, üretimi, kültürü ve ortak geleceğe dair tasavvurudur. Bu nedenle insan olmak, bencil bir varoluşa kapanmak değil, ortak olanı gözetmek, paylaşabilmek, başkasının acısını duyabilmek demektir. Sosyal varlık olma hali, yalnızca ekonomik ya da siyasal düzeyde değil, duygusal ve etik düzeyde de belirleyicidir. Bir annenin şefkati, bir dostun sadakati, bir sevgilinin özlemi, bir yoldaşın omuz omuza direnişi… Hepsi insanın toplumsallığının farklı yüzleridir. Sonuçta insan olmak, yalnızca “var” olmak değil, “birlikte var olmak”tır. Bizi insan kılan, başkalarının gözünde ve ellerinde yeniden şekillenen kimliğimizdir. Özgürlük de, adalet de, sevda da ancak sosyal bir varlık olarak paylaşıldığında anlam kazanır.
Merhamet ve empatisi yüksek olan, hiç bir canlıyı ayrıştırmadan sorgusuzca seven, sayan, manasını hakkıyla taşıyan varlığa insan denir. Tabi mutasyona uğramadıysa...
anlamaya ve anlamlandırmaya çabalamak. belki de bunun için yazıyorum. insan olma çabasıyla eş tuttuğum için şiir yazmayı. bakalım daha ne kadar sürecek bu acı.
İnsanın az olduğu insanlar arasında 'İnsan olana ' rastlamış olmaksa nasibin Bir tebessüm düşür bunun için bahtına Ve sakla o tebessümü sev için için :)
Hayat....hedef,amaç,içgüdü,istekler peşinde koşarken unuttuğumuz yolculuk.Bu yolculuk bize insan olabilme çabasından uzaklaştırırken,gün geliyor kayboluyoruz onca gereksiz amaç ve insan dolu kuyuda.İnsan olabilmek,insan kalabilmekten uzak....sadece istek ve içgüdülere dayalı yorucu bir maceraya dönüşüyor hayatlarımız İnsan,kapalı bir kutu,gizli bir hazine.Anahtarı kendi odasında saklı bir kapı.Kendi sesini unutmuş hatta tanışmamış bile belki de.İnsan olmak büyük lütuf,büyük mutluluk....çeviriyoruz zillete, kendi elimizle
zordur insan olmak; çünkü insan olmak demek, tüm diğer insanları cırılçıplak görüp onlara dayatılmış tüm kimliklerden soyutlayıp görebilmek, anlıyabilmektir demektir.
Hα yα tα tepeden bα kα rsα n insα nlα rın sα dece tepesini görürsün. Hα yα tα dα imα insα nlα rlα α ynı mesα feden bα k. O zα mα n insα nlα rın hem yüzünü, hem kα lbini görürsün. Mühim olα n yükseklere çıkıp hα yα tα tepeden bα kmα k değildir. Mühim olα n ne kα dα r yükselsen de her şeye eşit mesα feden bα kα bilmektir. ......Hα yα ttα her şey olα bilirsin. Fα kα t mühim olα n hα yα tın içinde 'İNSAN' olα bilmektir.
Hevesleri beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikl...eri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan...
İnsan olmanın ne olduğunu anlamak için, önce gözü açmak gerek, olayları derinden incelemek gerek, yalnız tarafsız bir bakış açısı ile... Daha sonrada 'ben kimim' sorusuna cevap aramalı....zaten iyi bakıyorsa, insan olmanın ne demek olduğu tak diye dank edecektir kafaya ben kimim? ....hayati öneme sahip bir soru
insan olmak. ruhu sevmektir cesedi değil insan olmak paylaşmaktır insan olmak dövüşerek değilde konuşarak anlaşmaktır.anlamıyorsa o hayvandır o zaman hatta biri evet ben hayvanım kızları cesed olarak görüyorum dedi sonra ona hayvan dedim kabul etmedi hem hayvanım derler hemde gururları dönek olmalarına sebep olur.kafaları karışır böylece.insan olmak saygılı olmaktır hayvanlarda bu vasıf olmaz.insan olmak kalbini kırmamaktır insan olmak sadakatli olmaktır.insan olmak başta bir insan aramaktır el işi,televizyon kolik olup toplumdan kendini soyutlamak değildir.insan olmak özür dilemektir. çocuktur diyip küçüğü affetmektir.karşıyı ciddiye almaktır dalga geçmek değil.
Bir toplama kampından sağ kurtulmuş bir insanım. Gözlerim, hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. Bilgili mühendisler tarafından yapılan gaz odaları. İyi eğitim görmüş doktorlar tarafından zehirlenen çocuklar. Eğitilmiş hemşireler tarafından öldürülen küçükler. Lise ve yüksekokul mezunları tarafından vurularak öldürülen kadınlar ve bebekler. Bu nedenle, öğrenim olgusuna kuşkuyla bakıyorum. Sizden tek dileğim şudur: Öğrencilerinize insan olmayı öğretin. Çabalarınız bilgili canavarlar, yetenekli ruh hastaları ya da eğitilmiş Eichmann'lar yaratmamalı. Okuma-yazma, yazım, tarih ve matematik, ancak öğrencilerimizin insan olmasını sağlarsa önem kazanırlar.
Haim Ginott: Almanya'da II.Dünya Savaşındaki bir Nazi toplama kampından sağ çıkmış, daha sonra Amerika'da yaşamaya devam etmiş bir psikolog
eger,herkez kendini kaybedip seni suçladigi zaman, sen sogukkanliligini koruyabilirsen;
eger,herkez senden ku$kulandiginda sen kendine güvenip tüm $üpheleri ho$görüyle kar$ilayabilirsen;
eger,sabirla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; yada iftiraya ugradiginda yalana yalanla kar$ilik vermezsen ve kin tutana kin duymazsan;
eger,dü$lere kapilmadan dü$ kurabilir; dü$ünebildigin halde dü$üncelerin kölesi olmazsan ve ayni zamanda ne çok uysal olup nede çok akilli bir tavirla konu$mazsan,
eger,ne kazandim diye sevinir,ne yikildim diye yerinir, ikisinide kar$ilayip yüzle$ebilirsen; ugrunda bir ömür verdigin $seylerin yikili$ini seyredebilir ve yilmadan onlari yine kurmaya çali$irsan;
eger,i$ i$ten geçtikten sonra da yüregini ve bedenini bütün direncinle seferber edebilip herkezin vazgeçtigi noktada,sen amacina yönebilirsen;
eger,herkezle birlikde olurda erdemli kalabilirsen,yada krallarla dola$tigin halde gururlanip özbenligini ve dostlarini unutmazsan;
eger,ne sevgili dostlarin ne de dü$manlarin seni hiç incitmezse ve kimseyi hem küçümsemez,hemde kimseye bagimli olmamayi ba$arabilirsen;
eger,her gününün her saatini,ve her dakikasinin her saniyesini iç rahatligiyla ya$ayabilirsen,bütün dünya senin olur.
Tasarruf hakkını kendinde zanneden insan gafletin isimsiz bir çocuğudur. Bilseydi ki tek bir yaprak kıpırdamaz, zerreler seyran etmezdi O istemedikçe. Tevekkülden uzak tefekküre yabancı bir halde teslimiyeti arka saflarda tuttuğu için en küçük bir menfi durumda isyanın bayraklarını yorgan yaptı üstüne.
Netice, hüsran... Kurtuluş reçetesi ise İman. Önce Allah'a sonra ahirete. İmandır insanı emniyetli kılan. Hem dünyada hem de ahirette...
"duadar"
“İnsan olmak: bir halkın nefesine dönüşmektir.”
Karl Marks, “insan sosyal bir varlıktır” sözü ile insanın özünü yalnızca biyolojik bir canlı olarak değil, toplumsal ilişkiler içinde var olan bir bütünlük olarak kavradığını göstermiştir. İnsan, doğa içinde doğar ama yalnız başına kalmaz; dilini, düşüncesini, inançlarını, hayallerini, değerlerini hep başkalarıyla kurduğu ilişkilerden öğrenir. Yalnızca bedeniyle değil, ruhuyla ve bilinciyle de toplumsallığın bir ürünüdür.
İnsan olmak, başka insanlarla birlikte var olmayı, bir arada yaşamayı, paylaşmayı gerektirir. Dil bunun en büyük kanıtıdır. Hiçbir birey dili tek başına yaratamaz; sözlerimiz, seslerimiz, anlamlarımız, bizden önce yaşamış milyonlarca insanın ortak mirasıdır. Aynı şekilde üretim de yalnızca bireysel bir faaliyet değil, toplumsal bir emektir. Ekmek sofraya tek bir elin değil, tarladaki köylünün, fabrikadaki işçinin, fırındaki ustanın, dağıtımda çalışan emekçinin el birliğiyle gelir. İnsan kendi emeğini ancak başkalarının emeğiyle birleştiğinde anlamlandırabilir.
Marks’ın işaret ettiği nokta şudur: İnsan, ancak diğer insanlarla kurduğu ilişkiler içinde gerçek insana dönüşür. Yalnız başına bir birey, potansiyel olarak insandır ama eksiktir. İnsanı insan yapan, onun toplum içindeki karşılıklı dayanışması, sevgisi, çatışması, üretimi, kültürü ve ortak geleceğe dair tasavvurudur.
Bu nedenle insan olmak, bencil bir varoluşa kapanmak değil, ortak olanı gözetmek, paylaşabilmek, başkasının acısını duyabilmek demektir. Sosyal varlık olma hali, yalnızca ekonomik ya da siyasal düzeyde değil, duygusal ve etik düzeyde de belirleyicidir. Bir annenin şefkati, bir dostun sadakati, bir sevgilinin özlemi, bir yoldaşın omuz omuza direnişi… Hepsi insanın toplumsallığının farklı yüzleridir.
Sonuçta insan olmak, yalnızca “var” olmak değil, “birlikte var olmak”tır. Bizi insan kılan, başkalarının gözünde ve ellerinde yeniden şekillenen kimliğimizdir. Özgürlük de, adalet de, sevda da ancak sosyal bir varlık olarak paylaşıldığında anlam kazanır.
Merhamet ve empatisi yüksek olan, hiç bir canlıyı ayrıştırmadan sorgusuzca seven, sayan,
manasını hakkıyla taşıyan varlığa insan denir. Tabi mutasyona uğramadıysa...
İnsan olmak, kendimize hak gördüğümüzü başkası için de hak olarak görmeyi, kendimize yapılmasını istemediğimizi başkalarına reva görmemeyi gerektirir.
anlamaya ve anlamlandırmaya çabalamak. belki de bunun için yazıyorum. insan olma çabasıyla eş tuttuğum için şiir yazmayı. bakalım daha ne kadar sürecek bu acı.
Harika bir insan olmana gerek yok.İyi niyetli bir insan ol bu sana yeter.
Önce İnsan olmalı!
Dilden,
Dinden,
Irktan,
Mezhepten
Her şeyden Önce..!"
Che Guevara
"Ben kadınım, ben erkeğim " değil, " Ben insanım " diyebilmeliyiz. İnsan diyebildiğimiz zaman güzel oluyoruz. Güzelleşiyoruz." -Ayşen Gruda
Nerede ve kim olarak doğacağımız elimizde değil ama; "insan olmak" her daim elimizdedir.
İnsanın az olduğu insanlar arasında
'İnsan olana ' rastlamış olmaksa nasibin
Bir tebessüm düşür bunun için bahtına
Ve sakla o tebessümü sev için için :)
Hayat....hedef,amaç,içgüdü,istekler peşinde koşarken unuttuğumuz yolculuk.Bu yolculuk bize insan olabilme çabasından uzaklaştırırken,gün geliyor kayboluyoruz onca gereksiz amaç ve insan dolu kuyuda.İnsan olabilmek,insan kalabilmekten uzak....sadece istek ve içgüdülere dayalı yorucu bir maceraya dönüşüyor hayatlarımız İnsan,kapalı bir kutu,gizli bir hazine.Anahtarı kendi odasında saklı bir kapı.Kendi sesini unutmuş hatta tanışmamış bile belki de.İnsan olmak büyük lütuf,büyük mutluluk....çeviriyoruz zillete, kendi elimizle
Insan olmak degilde,doğrusu olamamak....
zordur insan olmak;
çünkü insan olmak demek,
tüm diğer insanları cırılçıplak görüp onlara dayatılmış tüm kimliklerden soyutlayıp görebilmek, anlıyabilmektir demektir.
İnsan Olmak:başkalarını sadece Allah rızası için ve çıkarı olmadan sevmek, kendini onların yerine koyarak davranmaktır..
ruhunu kısa süreliğine de olsa kiralamayacaksın ve hiç kimseye borçlanmayacaksın bu yüzden kendine bile
Vicdanlı ve dürüst olmak,
Hesaplı olmaktan iyidir.
Hesap; insanı makam sahibi yapar da,
Vicdan; daha önemli bir işe yarar:
İnsanı insan yapar..
Friedrich Nietzsche
Hα yα tα tepeden bα kα rsα n insα nlα rın sα dece tepesini görürsün.
Hα yα tα dα imα insα nlα rlα α ynı mesα feden bα k.
O zα mα n insα nlα rın hem yüzünü, hem kα lbini görürsün.
Mühim olα n yükseklere çıkıp hα yα tα tepeden bα kmα k değildir.
Mühim olα n ne kα dα r yükselsen de her şeye eşit mesα feden bα kα bilmektir.
......Hα yα ttα her şey olα bilirsin.
Fα kα t mühim olα n hα yα tın içinde 'İNSAN' olα bilmektir.
Hevesleri beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikl...eri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan...
İnsan olmanın ne olduğunu anlamak için, önce gözü açmak gerek, olayları derinden incelemek gerek, yalnız tarafsız bir bakış açısı ile...
Daha sonrada 'ben kimim' sorusuna cevap aramalı....zaten iyi bakıyorsa, insan olmanın ne demek olduğu tak diye dank edecektir kafaya
ben kimim? ....hayati öneme sahip bir soru
NE MUTLU İNSANIM DİYENE.
İnsan olmak, Yaradan'ın tecellisi olduğunu bilmektir.
İnsan olmak, gerçekte Özüne dönmektir.
insan olmak. ruhu sevmektir cesedi değil insan olmak paylaşmaktır insan olmak dövüşerek değilde konuşarak anlaşmaktır.anlamıyorsa o hayvandır o zaman hatta biri evet ben hayvanım kızları cesed olarak görüyorum dedi sonra ona hayvan dedim kabul etmedi hem hayvanım derler hemde gururları dönek olmalarına sebep olur.kafaları karışır böylece.insan olmak saygılı olmaktır hayvanlarda bu vasıf olmaz.insan olmak kalbini kırmamaktır insan olmak sadakatli olmaktır.insan olmak başta bir insan aramaktır el işi,televizyon kolik olup toplumdan kendini soyutlamak değildir.insan olmak özür dilemektir. çocuktur diyip küçüğü affetmektir.karşıyı ciddiye almaktır dalga geçmek değil.
İnsan olmanın en başat özelliği,vicdandır.
Vicdanını köreltmemektir..
Bir toplama kampından sağ kurtulmuş bir insanım. Gözlerim, hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.
Bilgili mühendisler tarafından yapılan gaz odaları.
İyi eğitim görmüş doktorlar tarafından zehirlenen çocuklar.
Eğitilmiş hemşireler tarafından öldürülen küçükler.
Lise ve yüksekokul mezunları tarafından vurularak öldürülen kadınlar ve bebekler.
Bu nedenle, öğrenim olgusuna kuşkuyla bakıyorum. Sizden tek dileğim şudur:
Öğrencilerinize insan olmayı öğretin.
Çabalarınız bilgili canavarlar, yetenekli ruh hastaları ya da eğitilmiş Eichmann'lar yaratmamalı. Okuma-yazma, yazım, tarih ve matematik, ancak öğrencilerimizin insan olmasını sağlarsa önem kazanırlar.
Haim Ginott: Almanya'da II.Dünya Savaşındaki bir Nazi toplama kampından sağ çıkmış, daha sonra Amerika'da yaşamaya devam etmiş bir psikolog
insan olmak bukadarmı zor yaaa
eger,herkez kendini kaybedip seni suçladigi zaman,
sen sogukkanliligini koruyabilirsen;
eger,herkez senden ku$kulandiginda sen kendine
güvenip tüm $üpheleri ho$görüyle kar$ilayabilirsen;
eger,sabirla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan;
yada iftiraya ugradiginda yalana yalanla kar$ilik
vermezsen ve kin tutana kin duymazsan;
eger,dü$lere kapilmadan dü$ kurabilir; dü$ünebildigin
halde dü$üncelerin kölesi olmazsan ve ayni zamanda
ne çok uysal olup nede çok akilli bir tavirla konu$mazsan,
eger,ne kazandim diye sevinir,ne yikildim diye yerinir,
ikisinide kar$ilayip yüzle$ebilirsen; ugrunda bir ömür
verdigin $seylerin yikili$ini seyredebilir ve yilmadan onlari
yine kurmaya çali$irsan;
eger,i$ i$ten geçtikten sonra da yüregini ve bedenini
bütün direncinle seferber edebilip herkezin vazgeçtigi
noktada,sen amacina yönebilirsen;
eger,herkezle birlikde olurda erdemli kalabilirsen,yada
krallarla dola$tigin halde gururlanip özbenligini ve dostlarini
unutmazsan;
eger,ne sevgili dostlarin ne de dü$manlarin seni hiç incitmezse
ve kimseyi hem küçümsemez,hemde kimseye bagimli olmamayi
ba$arabilirsen;
eger,her gününün her saatini,ve her dakikasinin her saniyesini
iç rahatligiyla ya$ayabilirsen,bütün dünya senin olur.
i$te sen o zaman insan oldun demektir.
rudyard kipling
zor zanaat