Kültür Sanat Edebiyat Şiir

halkların kardeşliği sizce ne demek, halkların kardeşliği size neyi çağrıştırıyor?

halkların kardeşliği terimi Bedir Han tarafından 17.08.2004 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 25.10.2009 - 11:09

    Böyle bir düşüncenin hayata geçmesi için egemen ideolojinin kendi tarihsel süreci ile dürüst bir şekilde ve hakkaniyetten ayrılmadan yüzleşmesi gerekir.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 07.08.2009 - 22:10

    Halkların nkardeşliğinin sembollerinden Arame Tigran ve Kurtalan Ekspres'in gitaristi güzel insan, dost Bahadır Akkuzu'da bu dünyadan sessizce çekip gitti.

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 06.08.2009 - 13:32

    Uydurma sanatı...

    ...

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 06.08.2009 - 11:40

    Bir halk için en kötü şey,tarihinin başkaları tarafından yazılmasıdır.

  • İlknur Kavlak
    İlknur Kavlak 04.01.2008 - 21:59

    HALKLARIN DOSTLUĞU GİRİŞİ BİLDİRİSİ -4.OCAK.2008



    HABERTÜRK mü HAİN, ÇERKESLER mi?

    Habertürk televizyon kanalında 19 Aralık 2007 Çarşamba günü yayınlanan, yapımcılığını ve sunuculuğunu Erol Mütercimler'in yaptığı 'Aynanın Arkası' isimli “Çerkes ihaneti” ni tescilleme programını kınıyoruz.

    Böylesine yaşamsal bir haksızlığın Çerkes toplumunda oluşan tepkiler nedeniyle bir sonraki programda “derin üzüntülerle” geçiştirilmesini de ikinci bir hata olarak değerlendiriyoruz. Bu durum, başları sıkıştığında ağızlarından düşürmedikleri “demokrasi, özgürlük” gibi kavramlar konusunda ne derece samimi olduklarını da gösteriyor.

    Gereksinim duydukları her zaman bir düşman yaratma yetenekleri gelişkin güç odaklarının, bu yayını özellikle bu dönemlerde yapmasını manidar buluyoruz. Maskeleri düşmüştür.

    Sürgün ve soykırıma tâbi tutulan Çerkes toplumunun, yaşadığı her toprağı yürekten sahipleniş biçimlerini, direnişçi ve saygın tarihini bilen bizler, Çerkes toplumuna yapılan saygısızlık üzerinden Türkiye toplumu içerisinde kitle tabanı bulma ve provakatif zemin yakalayabilme oyununa izin vermeyeceğiz.

    Çerkes toplumunu gözden çıkarma sinyalleri veren bu cüretkar tutumun boşa çıkarılması ve Türkiye coğrafyasında yer alan farklı renklerin barış içinde, eşit ve güvenli yaşamaları için her çabanın yanında olacağız.

    Türk kimliğini egemenlik aracı olarak körelten/çarpıtan, Kürtler’e “kart kurt”, Aleviler’e “mum söndücüler” diyen, Lazlar’ın şivesiyle alay eden, Çerkes Ethem’in kişiliğinde Çerkesler’i hainlikle yaftalayan, Ermeni ve Rum kimlik tanımlarını küfür olarak kullanan anlayış, şimdilerde Çerkeslerin kapısına yüklenme derdindedir. Yarın ise başka bir kimliğin.

    Kimi zaman halkları aşağılayarak, kimi zaman farklılıklarımızı kardeş kavgasına dönüştürerek çıkarlarını korumak istiyorlar. Her gün farklı şekillerde, farklı maskelerle karşımıza çıkıyorlar. Kimimiz baskıya boyun eğdi, kültürünü, tarihini unutmaya çalıştı. Kimimiz kendinden olmayanı aşağılayıp üste çıkmak için çırpındı. Bizler boyun eğdikçe ufaldık, ufaldıkça yok sayıldık. Oysa hepimiz bu toprakların zenginliğiyiz. Yeri gelir kemençe ile coşar, yeri gelir kaval ile hüzünleniriz. Düğünlerde kol kola halay çeker, horon ederiz.

    Tüm bu zenginlikleri bizler yaşatıyoruz ama kaderimiz ortak. Yok sayılıyoruz! Oysa ki bizler farklılıklarımızla yanyana, kardeşçe, barış içinde, insanca ve onurumuzla yaşamak isteyen “çoğunluğuz.”

    Bu saygısızlık, sadece Çerkes toplumuna değil, hepimize yapılmıştır. Farklılıkların demokratik ve özgür geleceğini tehdit edenlerin oyunları, farklılıklarla dost kalarak ve dostluklarımıza sahip çıkarak bozulabilecektir.

    Bu güzel topraklara rengini veren her halkı, bizimle aynı özlemi paylaşan tüm kurumları, aydın ve sanatçıları bildirinin imzacısı olarak bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.

    EŞİT VE BİRARADA YAŞAMI SAVUNAN HALKLARIN DOSTLUĞU GİRİŞİMİ olarak, bu konuda da dayanışmaya hazır olduğumuzu kamuoyumuzun bilgilerine sunuyoruz.

    Halkların Dostluğu Girişimi
    “Kardeşlikten Dostluğa”


    JİNEPS GAZETESİ, ANADOLU KÜLTÜR VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ (AKA-DER) , ALİ NAFİLE, BİROL TOPALOĞLU, CHİVİYAZILARI YAYINEVİ, DALEPE NENA, ESAT KORKMAZ (SERÇEŞME DERGİSİ Gen. Yay. Yön.) , GOLA KÜLTÜR SANAT VE EKOLOJİ DERNEĞİ, GRUP HELESA, NOR ZARTONK, TrabzonSport.com, VOVA.

    BİLDİRİYE KATILIMCILAR:
    ÇETİN ÖNER(sanatçı-yazar) , EMRAH CİLASUN(yazar) , TURABİ SALTIK(yazar) ,
    CEVDET YILDIZ(yazar) , HAVA KARADAŞ(sanatçı) , RAHŞAN ERDOĞAN(sanatçı)
    CEZMİ ERSÖZ(yazar) , ÖZCAN SAPAN(yazar) , ORHAN AYDIN (Tiyatro oyuncusu) ,
    SELAH ÖZAKIN (Şair/DEM TV Program Yapımcısı)
    İLKNUR AÇIKDİLLİ (Grafik Tasarımcı) , ALTAN AÇIKDİLLİ (Tiyatro Sanatçısı)
    Prof.Dr.ZEKİ KILIÇASLAN(Öğretim Üyesi) , CELAL BAŞLANGIÇ(Gazeteci)
    HÜSEYİN ÇAKIR(Kuyerel Düşünce Grubu Yayın Yönetmeni) ,
    TUGAY KARTAL- AYŞEN DÖNMEZ(www.kentvedemiryolu.com)
    BURSA GÜNYÜZÜ KADIN KOOPERATİFİ,
    SUZAN İŞBAŞI, ŞÜKRAN GÜRPINAR, AHMET YILMAZ, MEHMET SARI,
    Dr. HASAN OKTAY, NEŞE KILDACI,

    ÖNEMLİ NOT: “Halkların Dostluğu Girişimi” Dışından Katılıma Açık Bu Bildiri, İmzacısı Olan Diğer Katılımcıları ile de Deklere Edilecektir.

  • İlknur Kavlak
    İlknur Kavlak 01.11.2007 - 01:01

    AŞAĞIDAKİ METİN HALKLARIN DOSTLUĞU GİRİŞİMİ KURULUŞ BİLDİRGESİDİR.

    KATILIM VE DESTEK HER GEÇEN GÜN ARTMAKTA.

    TÜYAP 4 Nolu salonda Standımızı ziyaret edebilirsiniz. Çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

    Önümüzdeki günlerde festival tarzında bir organizasyon yapılması planlanmaktadır.

    Bilgi için web sitesini ziyaret edebilir, etkinliklerden ve çalışmalardan haberdar olmak için e-mail yollayabilirsiniz.



    www.halklarindostlugu.org e-mail: bilgi@halklarindostluğu.org









    Bütün Halklar Kardeştir!

    'Çok gövdeli bir ağacın ortak meyvesiyim.'

    Anadolu'da binlerce yıldır bir arada yaşayan halkların, barış içinde yaşaması ortak özlemimizdir. Ayrı dillerde, ayrı ezgilerde hep aynı özlemi dile getirdik.

    Bizler farklılıklarımızla yanyana, kardeşçe, barış içinde, insanca ve onurumuzla yaşamak isteyen 'çoğunluğuz'.

    Anadolu, halkların kardeşçe yaşadığı bir cennet olabilecekken bizi cehennemde yaşamaya mahkum etmek istiyorlar. Bunun için önce halkların kardeşliğine, dostluğuna saldırıyorlar. Zenginliğimiz olan farklılıklarımızı kullanarak aramıza kin ve nefret tohumları ekiyorlar. Yakın tarihimizdeki kitle katliamları, faili meçhul cinayetler, infazlar, linç girişimleri toplumsal hafızamızda onarılması güç izler bıraktı. Yanı başımızda da; Bosna'da, Kafkasya'da, Ortadoğu'da halkları birbirine kırdıran emperyalizm, çıkarları gereği hakların kardeşliğine karşıdır.

    Kimileri halkları yok sayarak, aşağılayarak, kimileri farklılıklarımızı kardeş kavgasına dönüştürerek çıkarlarını korumak istiyorlar; ki onların çıkarları biz halkların felaketidir. Bugün bir kez daha yaratılmaya çalışılan savaş ve şiddet ortamına karşı çıkmanın tek yolunun barış ve kardeşlikten geçtiğine inanıyoruz.

    Bizler bu ülkede yaftalanarak yaşayan, her gün aşağılanan insanlarız:
    Örneğin, Çerkes olduğumuz için hain, Kürt olduğumuz için bölücü ilan edildik. Laz olduğumuz için bizimle dalga geçildi, Arap olduğumuz için pis, Türkmen olduğumuz için barbar olduk. Alevi olduğumuz için en pervasız şekilde mum sündüren ilan edildik. Ermeni veya Rum olmak ise küfürden sayıldı. Ve bunlar her gün farklı şekillerde karşımıza çıktı.

    Kimimiz bunlara boyun eğdi, kültürünü tarihini unutmaya çalıştı. Kimimiz kendinden olmayanı aşağılayıp üste çıkmak için çırpındı. Bizler boyun eğdikçe ufaldık, ufaldıkça yok sayıldık. Oysa hepimiz bu toprakların zenginliğiyiz. Yeri gelir kemençe ile coşar, yeri gelir kaval ile hüzünleniriz. Düğünlerde kolkola halay çeker, horon ederiz. Cenazelerde aşımız kaynar, ağıtlarımız yakılır. Evlerde dillerimiz konuşulur. Tüm bu zenginlikleri bizler yaşatıyoruz ama kaderimiz ortak, yok sayılıyoruz.

    Biz de varız!
    Farklı hakların bir arada iş yapma kültürünü geliştirebilmesi, 'birbirini tanımasının', halkların birbirini tanıması kardeşliğin ve dostluğun ilk adımıdır diyerek, bu toprakları halkların kardeşlik bahçesine dönüştürmek için, halkların ortak mücadelesini geliştirmek istiyoruz.

    Bu barışçıl çaba, gelecek nesillere farklılıklarından arındırılmış bir ülke yerine, tarihi ve kültürüyle barışık bir ülke bırakmanın sorumluluğuyla atılmış uzun soluklu bir adımdır.

    Bu güzel topraklara rengini veren her halkı, bizimle aynı özlemi paylalan tüm kurumları, aydın ve sanatçıları bu süreçte bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.

    'Ve karanlıklar senaryosunu parçaladığımızda
    Bütün şarkılarda kendi dilinde
    Şu nakarat dillenir
    Bütün Halklar Kardeştir.' (Bekir Kilerci)

    Halkların Dostluğu Girişimi
    'Kardeşlikten Dostluğa'




    KATILIMCILAR

    AKA-DER, Ali Nafile, Birol Topaloğlu, Chivi Yazıları Yayınevi, Atilla Erden (yazar) , Dalepe Nema, EĞİTİMSEN Ank. 4. Nolu Şb., Esat Korkmaz (Serçeşme Dergisi Yen. Yay. Yön.) , Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği, Grup Halesa, Haldun Açıksözlü (Can Şenliği Tiyatrosu) , Haldun Özkan (EĞİTİMSEN 8 Nolu Şb. Bşk.) Hasan Yağız (OLEYİS İç Anadolu Böl. Sek.) İbrahim Karaca (Şair) , Jineps Gazetesi, Metin Ayhan (Avukat) , PSAKD Mamak Şubesi, Selma Koçiva (Yazar) , Sezai Saroğlu (Yazar) , trabzonsport.com, Tevfik Taş (Türkiye Yazar. Sen. Gen. Sek.) , VOVA

  • Aslıhan Duygu Alptekin
    Aslıhan Duygu Alptekin 26.05.2007 - 04:12

    halkların kardeşliği,tüm emekçi halkların din ve ırk ayrımı yapmadan ortak düşmanlarına yani patronlara,toprak ağalarına,emperyalist devletlere ve gericilere karşı birleşmesidir...
    söylemeden geçmiim,yılmaz erdoğan bir şiirinde hep kardeş olacak değiliz ya,yaşasın halkların sevgililiği diyerek bu kavramın içini boşaltmıştır ve ayıp etmiştir...sana yakıştıramadım yılmaz abi....

  • Selin
    Selin 20.03.2007 - 14:48

    yaşasın halkların sevgililiği :))))))))))

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 19.03.2007 - 18:46

    Tabii ki kardeşlikten yanayız.

  • Semiramis
    Semiramis 28.11.2005 - 18:06

    bu tabiri halkların kardeş olmasını engellemeye çalışanların çıkardığı düşünüyorum.. insanların kardeşliğidir esas olan.. bu tabirin hafızalardan silinmesini teklif ediyorum, zaten kardeş değil miyiz? ? ...

  • Ciz Lavit
    Ciz Lavit 14.11.2005 - 21:05

    Hep kardeş olacak değiliz ya...
    YAŞASIN HALKLARIN SEVGİLİLİĞİ...

    (Ne güzel söylemiş Yılmaz ERDOĞAN)

  • Blue Send Me
    Blue Send Me 18.08.2005 - 21:09

    bireysel olarak öz kardeşini bile benimseyemeyen topluluklar için aşırı iyimser bir kavram...

  • Sule Yılmaz
    Sule Yılmaz 25.06.2005 - 02:15

    Kulaga ne hos geliyor. keske bütün dünya buna inansa halklar kardes olsa......

  • Blue Send Me
    Blue Send Me 12.05.2005 - 23:41

    bazılarını aşıyor bu kavram.. almıyor küçücük beyinleri.. kapasite meselesi bi yerde

  • Hasan Can
    Hasan Can 21.04.2005 - 20:52

    KARDEŞİZ DEDİNİZ 30.000 İNSAN ÖLDÜ YA DÜŞMANIZ DESEYDİNİZ....,?

  • Yeliz Yılmaz
    Yeliz Yılmaz 15.10.2004 - 14:50

    İÇ VE DIŞ HUZUR

    İç huzur bireyin kendi davranış ve sözlerini samimi bir şekilde yargılaması ve kişinin kendine bir değer biçmesi ile kendini tanıması ve bu yol ile yaptığı davranış ve sarf ettiği sözlerinden dolayı pişmanlık duymamasıdır. İç huzuru olan bir insan kendince anlamlı bulduğu insani değerleri ve insana yakışan konuşma dili ve insana yakışan davranış biçimini bulmuş ve kendi adına, kendi mutluluğunu yaratabilmiş insandır. Dış huzur ise; bireyin yaşamını sürdürdüğü çevrede, kendi gibi düşünebilen insanların varlığı ile yaşayabileceği bir durumdur ve kişinin çevresinde bulunan insanların duyarlı davranış biçimi ile dış huzur sağlanabilir. İç huzurda; birey kendine düşen görevi yaptığına inanır ve bu şekilde yaşadığı mutluluğunu anlamlı kılar. Dış huzurda ise; bireyin kendi iç dünyasında hayal ettiği çevreyi diğer insanların bozmaması ve çevreyi koruması adına titizlik sergilenebildiği sürece yaşanabilendir. Yani, dış huzuru verecek olan; bireyin çevresini kuşatan toplumu oluşturan diğer bireylerdir.

    İÇ HUZUR NASIL SAĞLANIR? ..

    İç huzur sağlayabilmek için; birey üzerine düşen sorumluluklarının farkındalığını yaşar ve birey üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirebildiği sürece kendine ait olan iç huzuru yaşayabilir.

    DIŞ HUZUR NASIL SAĞLANIR? ..

    Birey kendi iç huzurunu sağlayacak donanımın farkındalığı ile, kendi ve yaşadığı çevre için iyi ve güzel olanı, dostça iletişimde bulunarak, çevresindeki diğer insanlar ile paylaşma yoluna gitmelidir. Eğer ki kişi, kendi iç huzurunu sağladıktan sonra “bana ne” konumunda kalmış ve çevresinde gözlemlediği olumsuzluklara tepki verme yoluna girmiyorsa; olumsuzluklara tepki vermeyen kişi; kendi bencilliğine hitap eder ve başkalarının da rahat ve huzurlu olabilmesi için; kendi rahatını kaçırmama adına hiçbir olumsuzluğa tepki vermez ve kişi bu yönde bir karakter sergilemeye başlar. Tepkisiz bir yaşam seçen bencil insan; kalıcı ve anlamlı dostlukların kurucusu olamaz. Birey, yaşamında anlam ve coşkuyu yaşamak isteğinde ise, kalıcı ve anlamlı dostluklardan oluşan ve uğruna mücadele verilen dış huzuru sağlama adına yaptığı davranışlar ile, kendi gibi düşünebilen insanların varlığı sayesinde, birey kendi dış huzurunu da sağlamış olur. Birey mücadeleci karakteri ile, kendi gibi düşünebilen insanlarla işbirliği yaptığı için; birey bu davranışı ile, insanlara faydalı olabilmeyi düşündüğü için dış huzurunu kazanır. Birey, kendi gibi düşünebilen duyarlı insanların var olduğunu bildiği için dış dünyasında da huzur bulur.

    İÇ VE DIŞ HUZURA ÖRNEKLE AÇIKLAMA

    Birey çevre temizliğine önem verilmesini istiyorsa ve daha temiz bir çevrede yaşamak istenciyle dolu ise; birey çevreyi kirletmeme adına özen gösterir ve sorumluluk bilinci olan birey çevreyi kirletmemede irade gösterip başarıya ulaşabilirse; çevreyi kirletmemeyi başarabilen birey, çevre kirliliğini artıran insanlardan olmadığı için kendini takdir eder ve bu başarıyı sağlayabilen birey kendi çapında bir iç huzuru olan insandır. Mesela; içtiği sigaranın izmaritini çöp kutusuna atması gerektiğini düşünen birey, izmaritini çöp kutusuna atabildiği sürece kendisine ait bir iç huzuru olacaktır. Dış huzurda ise; sokakta sigara izmaritlerinle karşılaşılmadığı müddetçe yaşanabilen ve çevre insanlarının sigara izmaritlerini sokağa atmamada gösterecekleri titizlikle sağlanabilecek olandır. Dış huzur için; çevre insanlarının olumlu yaklaşımı gerekir ve dış huzurumuz; kendimiz dışında yeralan insanların elinde olan bir durumdur.. İç huzur ise; kişinin kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesinde aranır.

    SOKAK YÜRÜNMEZ OLUR

    Yaşamın süngerimsi yumuşak izleri;
    Adım başı sigara izmaritleri...
    Tükeniyordu sokaklar;
    İzmaritler ve adım başı yalnızlıklar...
    Aşkı sokaklarda arama yanılgısı...
    Başardılar duvarları tutuşturmayı;
    Adım başı ezilen, adım başı tutuşan;
    Yitik yalnızlıkların izmaritte tükenen acizliği.
    Kemal KABCIK

    Ferhat Abi bilim adına iç ve dış huzuru açıklamaya çalıştım. Yazılarımı kendi durumumu göz önünde bulundurarak yazıyorum. Sanat adınada kendimce bir şiir yazdım; şiirin konusu çevre kirliliği. Çevre kirliliğinde sadece izmarit yok ama ben şimdilik izmartle kendilerini tüketen yitik yalnızlıklardan bahsedebildim. Öncelikle ülkem adına kendim problem olmamam gerektiğini düşünüyorum. Birkaç yıldır izmaritlerimi pantolon cebinde biriktirenim. Yere 1 izmarit attığımı fark edersem; attığım izmarit yerine yerden 10 izmarit topluyorum. Ben iç huzurumu toplayabildiğim izmaritlerle ölçerim. Dolmuşa binecektim. Aceleyle sigaramı söndürüp izmariti yere attım. Dolmuştan inince kendime ceza verdim ve bir cep dolusu yoldan izmarit topladım ve topladıklarımı çöpe attım.

    Herkesin benim gibi yapsını istemiyorum. Sadece içilen sigaraların izmaritleri ve çöpler çöp kutusuna atılsın. Zaman içinde kendiliğinden temiz bir çevreye ulaşabiliriz. Bu arada kalplerimizi temzileyip dostluk adına mücadele etmemiz gerektiğini de unutmamamız gerekir.

  • Yeliz Yılmaz
    Yeliz Yılmaz 15.10.2004 - 09:11

    YAŞANILAN SEVİNÇ BİZE ACIYI YAŞATAMAZ MI? ..

    Ben şarkı ve şiir içinde yeralan yaşam tecrübelerini dikkate alırım. Mesela, Yıldız TİLBE şarkısında “HER ACI BÜYÜTÜR İÇİNDEKİ ÇİÇEĞİ” demiştir. Kişi bu söze inanıyorsa; çevresindeki insanlardan farklı bir kişilik sergiler ve kendi fikrini taşımayan insanların arasında yalnızlığı yaşar. Bahsettiğim şarkı sözünün kazanımlarını bilenler bu şarkı sözüne değer verir. İnsanlar bir acı yaşamışsa; tepki olarak şikayetçiliği benimser ve memnuniyetsizliğini bir şekilde dile getirir. Kişi kin ve nefretine yenik düşmüşse; öfke dolu sözlerle, ağır hakaretlerde bulunarak; problem olarak gördüğü insana bazı cevaplar verir. Benim kendimin bulduğu ve severek itaat ettiğim bir düşüncem var ve kendime dedim ki; “ACILARIMDA OLGUNLUĞU ARIYORUM” dedim. Kişi, olgunluğu kaybetmeme adına mücadele edebiliyorsa ve yaşanılan bir olumsuzlukta, insan kazanma adına, iyi niyeti ile iletişimde bulunduğu insana çözüm önerileri sunabiliyorsa; yaşanılmasında acı duyduğu olaydan, çiçek kadar değeri olan, güzel bir yaklaşımı sağlayacak iletişim yolunu bulur. Bir insan yanlış tepki vermeme adına mücadele edebiliyorsa; “HER ACI BÜYÜTÜR İÇİNDEKİ ÇİÇEĞİ” dizesinden kendi çapında anlam çıkarır ve bu şarkı sözünün herkesçe bilinmesi gerektiğini ister. Yıldız TİLBE sadece şarkısına söz bulabilme adına mı bu sözü söyledi. Yani, Yıldız TİLBE bir şekilde şarkı yapma zorunluluğu hissetti de, kelime bulamadığı için mi; bahsi geçen dizeyi yazdı. Yıldız TİLBE kısa ve öz olarak kendini anlattı. Ben ise, bahsi geçen dizeyi herkesin anlayabileceği dile çevirmeye çalışanım. Ben açıklama yaparsam; şarkı sözüne inanmış olmamdan dolayı biraz hastalıklı bir düşünce oluyorum. Ben bahsi geçen şarkı sözünden kendi gerçeğimi bulmuşumdur. Ve acı içinde kalsam bile, hem kendime, hem de iletşimde bulunduğum insana faydalı olabilmek için mücadele ederim. Ve benim insanlara diyebileceğim; “zor olanı başarın; canınızı sıkan bir olay karşısında ve size yaşatılan acılar karşısında yapıcı bir şekilde konuşmak için mücadele ediniz.” derim. Bu söz insan olan herkesin dikkate alması gerektiği bir sözdür; çünkü hiç tanımadığımız insanların yaşattığı acılarda olgunluğu koruyarak duruma müdahale etme becerisi kazanabilmiş isek; kendi çocuğumuzun yapacağı hatalarda da daha etkili olur ve çocuğumuzu kendine yetebilecek donanımda yetiştirebiliriz. Kendi çocuğumuzun gelişimini düşünürsek; biz insanlar acıların içinde çiçek büyütmek zorunda olanlarız. Benim acıları sevdirmek gibi bir niyetim yok. Acıları sevmemiz gerektiğini dile getirsem, ben o zaman hastalıklı bir insanındır. Benim dile getirmek istediğim; acılara dikkatli bir şekilde tepki verirsek; içimizdeki çiçek büyütebilriz, bunu demek istiyorum. Kişi acılar içinde kalsa bile; kendine ve çevresindeki insanlara yardımcı olabildiğini düşünür ve bu coşku içinde “ben asıl acılarımı sevdim/uygun tepkiyi verebilme adına düşünebilmeyi sevdim/çünkü, acılarda gerekli oluyor yaşamasını öğrenebilmek için/insanı olgunlaştırabiliyorsa neden acı çektiğime isyan edeyim ki/çünkü ben olumsuzlukları da lehine çevirebilen bir karakterde olmalıyım/çünkü yaşam sürekli bizim mutluluğumuz için mücadele eden değil/nerede-nasıl tepki verdiğimizin insan hayatında zerrece değeri olmayacak mı yoksa? /acılarımızda yaşadığımız isyanımız ile ne kazanabildik ki/ ya da yaşadığımız mutluluğu abartıp sınırsızca sevinç duymamızdan ne elde edebildik ki/ birazcık olsun ayamız yere bassın desem, suç mu işlemiş olurum acaba? / yaşamış olduğumuz sevinç ayaklarımızı yerden kesmişse ve gerçeklerle yüzleşmemizi engellemişse; yaşanılan ve abartıya kaçan her sevinç; aslında bizim gerçek acımız olamaz mı? ..”

    SORUMLULUKLARIMIZIN BİLİNCİNE ERMEK İSTEYEN DEĞİL İSEK; BİZE KENDİMİZDEN BAŞKA KİM YARDIM EDEBİLİR Kİ? ...

    'ACILARINDA ACILARIMDIR SEVGİLİ YURDUM'
    Ferhat TUNÇ

  • Yeliz Yılmaz
    Yeliz Yılmaz 15.10.2004 - 07:35

    ATEŞ GİBİ

    Yaşam denilen yalnızlık; çaresiz
    Ve tükeniyor zaman girdabında.
    Çare umsa ne fayda geçmişten;
    Yaşanacak mutluluğa;
    Pişmanlıklar perde geriyor.
    Başkaları için yargılayan bakışlar;
    Şimdi ayna karşısında ve;
    Biraz uçuk-kaçık
    Biraz düş ve gerçek ortası
    Biraz yalın ve ince bir ayrıntı
    Biraz sert ve alımlı gözler ile
    Kendini tartıyor, tartıyordu.
    Bir düşünce idi
    Yalnızlığına sunduğu.
    Aynada bir tedirginlik;
    Damarlardaki kanı donduruyor.
    Eylemsizlikte bir yaşam
    Ve önüne geçilemiyordu
    Ateş içinde bir yalnızlık ki; sorma.
    Kemal KABCIK

  • Yeliz Yılmaz
    Yeliz Yılmaz 14.10.2004 - 09:35

    BU YALNIZLIK BENİM İLİŞMEYİN; DOSTLUĞU ANLATABİLMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUM. KURULAN DOSTLUKLARI YAŞATABİLMEK İÇİN; ÖNCE KENDİNE FAYDA SAĞLAYABİLEN BİR İNSAN OLMALIYIM. DÜŞÜNMEK BENİM GÖREVİM; ÇÜNKÜ BEN BİR İNSANIM...

    Yalnızlığı, kendimiz ile iç iletişimde bulunduğumuz an olarak değerlendirebilirsek; kimi gerçekleri ve yanılmamayı yalnızlığımız ile öğrenebiliriz. Eğer ki yalnız kalma iyi değerlendirilebilirse; gerçek bir varoluş hikayesi ile kendimizi anlatabiliriz. Varoluş hikayemizi belki başka insanlar tarafından kabul görmeyecek ama; kişi kendi gerçeklerine ulaşabilince ölümsüzlüğü ve de özgürlüğü yaşayacak olan değil mi? .. Başkalarını taklit ve başkalarına özenti bizi ne kadar kendimiz yapabilir? ..

    YALNIZLIK; DÜŞÜNMEK İÇİN İYİ BİR FIRSAT. YAŞADIĞIM ACILARLA İSYAN ETSEM; OLGUNLUĞUMU KAYBEDİYOR VE TÜKENİŞİMLE ACİZLİĞİME GÖMÜLÜYORDUM..


    ÖZLEMİN DİLİ OLSAYDI

    Bir bahar sabahı uyanmıştım; yalnızlığın verdiği ağır bir rehavet vardı üzerimde. Silkeleyememiştim üzerimdeki miskinliği ve hasretliği yaşıyordum; ölümüne. Titriyordu bedenim, ruhum ise can çekişiyor ve terk edecekti sanki bedenimi. Bedenim ruhuma dar geliyordu sanki; acı, keder, hüzün ve umutsuzluk bir olmuş devirmişti beni. Yaşadıklarıma anlam vermekte gecikmeksizin; farkına vardım ne kadar çok sevdiğimi, ne kadar çok özlediğimi. Biliyordum ve yaşadığım hasret idi; üzerime kara bir bulut gibi ağan miskinliğimin sebebi. Yanımda olsa idi sevdiğim; düşünür müydüm hiç kara kara. Sevdiğimin mutluluğu yaşaması adına çalışma kararı alır ve yapardım kendimce iyi ve güzel olarak bildiğimi. Yaşatmak ve mutlu edebilmekti tüm niyetim. Sebepsiz yere yaşanan ayrılığa anlam veremiyor ve kendimi anlatamamanın verdiği yılgınlık ile de olsa gücüm yettiğince direniyordum yalnızlığıma. Boş zamanlarında kitap okumayı da alışkanlık haline getirememiştim. Biliyordum kendimdeki eksikliği; boşa tüketilmiş zamanların kurbanı gibi hissediyordum kendimi. Oysa ne iyi olurdu; anlam dolu bir mektup ile sevgiliye hitap edebilsem; biraz da olsa azalırdı belki acılarım. Yaşam içinde tadına vardığım acılarım ile olgunluğu arıyordum. Yaşadığım hasret zincir olmuş asılmıştı sanki boynuma; her halka dert; her halka isyan ve her halka başkaldırı idi aynı zamanda. Çaresizliğim ile, yalnızlığım ile de olsa biliyordum; öfkeyle kalkanın zararla oturacağını. Dostlarım geldi aklıma ve çevreme bakındım miskinliğim ile; bulamayınca aradığımı; iki damla gözyaşı yanaklarımı ıslattı. Islak içinde kalan yanaklarıma çözüm yalnızlığımdan geldi ve artakalan direncim ile gözyaşımı, sevdiğim insanın hatırası olan mendil ile öpüştürdüm. Islanan mendilde yalnızlığım bir kez daha aklıma geldi ve mendil kokusunda sevdiğim insanı aradım. Uzun zaman olmuştu; mendilde çare olamadı yalnızlığıma ve yastığıma kapandım gözyaşları ile. Titrek bir kalem ile mektup yazmaya da güç yetiremiyordum. Düşünüyordum ve bulamıyordum; erişilmez dağlara bağlanıp, yalnızlığıma esir oluşumun acı hikayesini. Ağlamak çare olmasa da; akıtmıştım gözyaşımı boş yastığıma. Ve doğrulmuştum yatağımdan isyan ve başkaldırı ile; titrek bir kalem ile sevdanın izlerini bırakırken ak-pak sayfalara; gözlerimden süzülen iki damla gözyaşı yazılanlara şahitlik yapıyordu:

    MUHABBET AÇAR BAĞRIMIZ

    çığlık-çığlığa dostluk halaya durdu:

    Şu Dersim’in mor dağlarında;
    Çiçek açtım taze bahar koktum,
    Umut saçtım karanlıktan aydınlığa..
    Kanmayız artık biz yalan ile dolana;
    Yasladık sırtımızı Dersim’in dostluğuna..
    Taze bahar kokusunda; çığlık çığlığa zılgıtlar...

    Şu Dersim’in dostlukları ne de güzel;
    Omuz-omuza mücadele ve direnişler...
    Mendil sallar halaya durur erkekleri,
    Kadınları gül nefeste zılgıt çekmede...
    Dostluktan sızan bir umuttu bir sevinçti;
    Yüreklerimiz ısınır taze bahar kokusunda...
    Dersim’e yaslı kelimeler ile tutunurlar birbirlerine;
    Ve çoğalırlar aydınlıklar içinde, yarınların şafağında...
    Asude KAYA

    Sanat, taklitçilik ve özenti içinde kalarak; varolan herhangi bir değerin gündemde kalabilmesi adına bilinçsizce tekrarlar yapmak demek değildir. Sanat, kendi olmayı başarabilen insanların eylemidir. Sanat, inançlı yüreğimizden ateşi çıkarıp dostlukların mutluluğu adına, varolan ve tüketilmesine izin vermeyeceğimiz değerler adına mücadele etmeyi gerektirir. Dersim’de yaşanılan dostluğu yalanlamaya hangi düşüncenin gücü yetebilir ki? ..
    Asude KAYA

    İnsanca bir yaşam için vermiş olduğu mücadelede dikkatleri üzerine çekmeyi başarabilen SEVGİLİ DOSTUM Ferhat TUNÇ’un yanında olabilmek ve kurulabilmesi mümkün olan dostluklar adına mücadele etmek benim için büyük bir mutluluk. İnsanlarımızın ÖZGÜRLÜK, BAĞIMSIZLIK ve DOSTLUK adına daha da duyarlı olacağına inanıyor ve yarınların aydın geleceğinde çoğalan çığlıklarımızın yankısı olacak, kendini kazanabilmiş gençlerimiz ile daha bir umutlu ve daha bir sevinçli olacağız. SAYGILARIMLA...

  • Yeliz Yılmaz
    Yeliz Yılmaz 12.10.2004 - 14:52

    KIZIL ALEV YANGIN YERİ

    Kızıl alevdi dudakları;
    Karanfil açmış yanaklara uyumlu...
    Kızıl alev kınalı idi saçları...
    Bir tek tel saçı için
    Hazırdım uğruna can vermeye...
    Ve güzelliğinde güç yetiremezken kelimeler;
    Çaresizlik yangınım, kızıl alev sevdam oldu...
    DERSİMLİ

    YILDIZIM

    Mor dağların yıldızı
    Hüzünlere saldın bizi
    Dersimin kınalı kızı
    Yüreğimdeki sızı

    Yıldızım yıldızım
    Dağlarda çalan sazım
    Bahar geldi güller açtı
    Nerdesin gülnazım

    Mor dağları sardılar
    Canımdan can aldılar
    Gecenin karanlığında
    Yıldızımı vurdular

    Yıldızım yıldızım
    Dağlarda çalan sazım
    Bahar geldi güller açtı
    Nerdesin gülnazım
    Ferhat TUNÇ