Kültür Sanat Edebiyat Şiir

a.mahzuni şerif sizce ne demek, a.mahzuni şerif size neyi çağrıştırıyor?

a.mahzuni şerif terimi Sadullah Bayar tarafından tarihinde eklendi

  • Fatma Yılmaz
    Fatma Yılmaz

    en sevdiğim ozan

  • Yorgun Biri
    Yorgun Biri

    sazıyla sözüyle eleştiri yapabilen büyük ozan.

  • Ali Altay
    Ali Altay

    İşte gerçek bir asalet örneği... İnsanlık sembolü... Üstadımız güzel insan ruhun şad olsun... Binlerce kez yürekten selam olsun barış insanına... Mahsuni babaya...

    Defol git benim yurdumdan
    Amerika katil katil
    Yıllardır bizi bitirdin
    Amerika katil katil

    Ne diye yutturur bizi
    Katil düştük kuzu kuzu
    Dünyanın büyük suçlusu
    Amerika katil katil

    Devleti devlete çatan
    İt gibi pusuda yatan
    Kan döktüren, silah satan
    Amerika katil katil

    Japonya'yı yiyen velet
    Dünyadaki tek nedamet
    Haklar geçiriyor cinnet
    Amerika katil katil

    Güvenme sakın
    İnsanlıkta ırk sarısı
    Küstü dünyanın yarısı
    Vietnam'ın çok yarası
    Amerika katil katil

    Bunca milletlere yazık
    Sömürülmüş bağrı ezik
    Seni sevenin fikri bozuk
    Amerika katil katil

    Mahzuni der Türk milleti
    Çıksın gitsin elin it'i
    Demedim mi bu bunlar kötü
    Amerika katil katil

    Mahsuni Şerif

    Yıllar öncesinden Amerikanın namussuzluğunu ilan eden mısraları...

  • İcabi Çalıskan
    İcabi Çalıskan

    Adam gibi bir adam...

  • Oktay Avşin
    Oktay Avşin

    yanlışım varsa düzeltin:sobadan zehirlenip ölen ozan.

  • Fikri Küçükukur
    Fikri Küçükukur

    Amerika Katil - 2 / Mahzuni Şerif

    Defol git benim yurdumdan
    Amerika katil katil
    Yıllardır bizi bitirdin
    Amerika katil katil

    Ne diye yutturur bizi
    Katil düştük kuzu kuzu
    Dünyanın büyük suçlusu
    Amerika katil katil

    Devleti devlete çatan
    İt gibi pusuda yatan
    Kan döktüren, silah satan
    Amerika katil katil

    Japonya'yı yiyen velet
    Dünyadaki tek nedamet
    Haklar geçiriyor cinnet
    Amerika katil katil

    Güvenme sakın
    İnsanlıkta ırk sarısı
    Küstü dünyanın yarısı
    Vietnam'ın çok yarası
    Amerika katil katil

    Bunca milletlere yazık
    Sömürülmüş bağrı ezik
    Seni sevenin fikri bozuk
    Amerika katil katil

    Mahzuni der Türk milleti
    Çıksın gitsin elin it'i
    Demedim mi bu bunlar kötü
    Amerika katil katil

  • Selahattin Aykurt
    Selahattin Aykurt

    MAHZUNİ ŞERİFİ HAYTI VE MÜCADELESİ



    TÜRKÇE


    Mahzuni Şerif (1939, Afşin, Kahramanmaraş - 17 Mayıs 2002, Köln)
    ,


    Hayatı [değiştir]Kahramanmaraş'ın Tarlacık (eski ismi Berçenek) Köyü'nde dünyaya geldi. 1955 yılında daha sonra Ankara'ya nakledilen Mersin Astsubay Okulu'na kaydoldu. 1960'ta eşi Suna'yı kaçırdı ve 6 ay köyünde kaldı. Bu sırada okulu Balıkesir'e nakledildi. Okul komutanının çabası ile yeniden okula dönen Aşık Mahzuni, 6 ay devamsızlık yaptığına ilişkin bir ihbar üzerine okuldan atılınca yeniden köyüne döndü. 1964 yılında ilk plağı ile müzik piyasasına girdi.

    Bir süre Gaziantep'te ikamet ettikten sonra Ankara'ya taşındı. 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı'ni yürüten Aşık Mahzuni Şerif, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı'nı da yaptı.

    2001'in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın Kasım ayında kendisine, Elhamdülüllah Kızılbaş'ım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa o da dedemdedir! ' dediği için, DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27 Aralık 2001 tarihinde DGM'de yapıldı. 2002 Mayıs ayının 17'sinde evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan değerli Ozanımız 62 yaşında Almanya'nın Köln şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu. Şu an son ikamatgâhı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.

    Türk halk müziği sanatçılarının başvuru kaynağı,söz ve beste deposu olan Aşık Mahzuni birçok dinleyecisi açısından günümüzün çağdaş Karacaoğlan'ıydı. Dom Dom Kurşunu (Araştırmacı Yazar Battal Pehlivan Aşık Mahzuni Şerif'i yaşamı ve sanatı üzerine yaptığı incelemenin adı da Dom Dom Kurşunu idi) , Yuh Yuh, Fadimem, Gül yüzlüm, Ciğerparem ve Ekmek kölesi gibi eserleriyle tanınan Aşık Mahzuni'nin türkülerini İbrahim Tatlıses'ten Mahsun Kırmızıgül'e kadar birçok türkücü ile bazı pop müzik sanatçıları da okudu. Halk şiirine gönül veren ve konuşma dilini şiirleştiren Aşık Mahzuni'nin 400'e yakın plağı,50 kasedi ve yayınlanmış 9 adet kitabı bulunuyor


    DEUTSCH

    Werden die Balladen des großen alevitischen Künstlers Mahzuni Serif je an ihrer gesellschaftspolitischen Aktualität und Aussage einbüßen? Wohl kaum. Mahzuni hat in seinen mehr als 1000 Liedern den Humanismus im Allgemeinen und die alevitische Philosophie im Speziellen als Maßstab seines künstlerischen Weges genommen. Mit Sehnsucht haben wir immer auf seine neuen Werke gewartet und Millionen von uns sind damit groß geworden. Viele andere Künstler haben seine Lieder weiter gesungen und sind damit berühmt geworden. Mazuni Serif, der 1939 im kleinen Dorf Percenek geborene 'kleine' große Asik (Volksmusiker, die Texte ihrer Balladen selbst dichten und auch die Melodie dazu selbst komponieren) , der in seinen Liedern die Ungerechtigkeit und Willkür, Unterdrückung und Ausbeutung, Ausgrenzung und Stigmatisierung sowie religiöse Dogmen anprangerte, Gerechtigkeit und Recht, Wohlstand und Menschenrechte für alle, Respekt gegenüber Andersdenkende und Andersglaubende forderte, ist nicht mehr unter uns. Mit 62 Jahren starb er am 17. Mai in Köln an Herzinfarkt.

    Er war Absolvent der Militärakademie und hätte als Offizier der türkischen Armee eine der sichersten Karriere in der Türkei machen und ein gutes Leben führen können. Stattdessen nahm er seine 'Saz', ein Seiteninstrument, in die Hand und machte sich auf den beschwerlichen und, - wie er später immer wieder erleben musste -, lebensgefährlichen Weg, auf seine Art und Weise Aufklärung unter dem Volk zu betreiben. Den staatlichen Institutionen in der Türkei war er wegen seiner provozierenden und zum demokratischen und kritischen Ungehorsam auffordernden Liedern ein Dorn im Auge, und das war Grund genug für zahlreiche Inhaftierungen und gerichtliche Verfahren gegen ihn. Für einige linke Dogmatiker war er 'zu weich' und für einige Hartgesottene sogar 'Sozialfaschist', weil er sich deren meist wirklichkeitsfremden Theorien nicht anschloss. Seine Kreativität gepaart mit seinem tiefen Humanismus und seiner alevitischen Überzeugung gaben ihm die nötige Kraft und Motivation, seine unbeugsame Haltung gegen all diese Angriffe zu wahren und uns wunderbare tiefsinnige von Liebe und Menschlichkeit geprägte Lieder zu hinterlassen. Mit diesen Liedern ist er mit Sicherheit der größte Dichter und Sänger in Anatolien nach Pir Sultan Abdal, der im 15. Jahrhundert von damaligen Herrschern mit der Todesstrafe bestraft und aufgehängt wurde.

    Mahzuni wurde von vielen zurecht als 'der Pir Sultan' unserer Zeit bezeichnet. Er hat selbst von Pir Sultan gesungen und hat ihn in seine Kompositionen miteinbezogen, wie er in einem seiner bekanntesten Lieder zweifelnd fragt, ob er wie Pir Sultan den Weg zum Galgen wagen soll oder nicht (Pir Sultanlar gibi dar agacini, bilmem boylasam mi boylamasam mi?) . Mahzuni ist der Galgen, Gott sei dank, erspart geblieben, nicht jedoch Verfolgung, Folter, Ausgrenzung und Ignoranz sowie Zensur staatlicher Stellen. Oft wurde die Herausgabe seiner Platten noch vor der Erscheinung durch staatliche Stellen blockiert. Bis vor wenigen Jahren waren die Türen der Rundfunk- und Fernsehanstalten der Türkei für Mahzuni geschlossen. Diesem bedeutenden Künstler wurden auch Preise und staatlich-angeordnete Auszeichnungen nicht zuteil. Auf die Frage, wie Mahzuni dies bewerte, sagte er, dass er dies als eine große Ehre empfinde, von solchen Ehrungen und Auszeichnungen verschont geblieben zu sein. Traurig ist auch, dass die von der Kommerz geprägte und von der westlichen Kultur dominierte Musikwelt nicht in der Lage ist, Künstlern wie Mahzuni Raum zu bieten, so dass seine künstlerische Werbung für Frieden, Humanismus, Toleranz und Akzeptanz leider nicht noch weitere Teile der Welt hat erreichen können, was wünschenswert wäre.

    Mahzuni hinterlässt insbesondere den nachkommenden Generationen alevitischer Künstler ein Vermächtnis, das verpflichtet und zugleich eine große Herausforderung darstellt. Die durch seinen Tod entstandene große Lücke kann nicht durch ein bloßes Kopieren geschlossen werden, sondern erfordert Kreativität und Standhaftigkeit sowie Nähe zum Volk bei gleichzeitig avantgardistischer Vision. Dies zusammen zu bringen stellt einen schweren Balanceakt dar und erfordert eine große künstlerische Gabe, gesellschaftskritische Weitsicht, Zivilcourage und unbeugsame Haltung gegenüber den Mächtigen an der Seite der Schwächeren sowie unbeirrbare humanistische Grundeinstellung und Internationalität.

    In seinem Nachruf hat der beste Interpret der 'Saz', Arif Sag, zurecht folgendes gesagt: In wenigen Jahren wird keine Notiz von denen zu finden sein, die Mahzuni unrecht getan haben, Mahzuni selbst wird jedoch mit seinen Liedern noch in 500 Jahren im Gedächtnis der Menschen leben. Er wusste, dass dieser größte und wertvollste Preis ihm sicher ist. Mit Respekt und in tiefem Trauer verneigen wir uns vor dem großen Menschen und Künstler Mahzuni Serif.


    Mein Dank an Prof.Dr. SÜLEYMAN ERGÜN für diese bericht über Mahzuni Serif!

    Durch vieles Fragen

    Du hast mich um den Verstand gebracht
    Einen Stein nach dem anderen schlagend
    Ich habe meinen teuren Freund gesucht
    Vom Anfang bis zum Ende, durch vieles Fragen

    Manche entzünden sich, manche erlöschen
    Manche steigen auf, manche steigen ab
    Die Serails werden zu Ruinen
    Vom Anfang bis zum Ende, durch ihr immerwährendes Sein

    Tritt ein, Mahzuni, in den Garten der Freunde
    Es fiel Schnee auf dem Berg der Freundschaft
    Meine Jugend für mein Leben
    Vom Anfang bis zum Ende, durch ständiges gespalten sein



    MAHZUNİ ŞERİF



    Angelegenheit dieser Welt

    Es ist nicht einfach, die Angelegenheiten dieser Welt
    Trockene Worte reichen nicht aus, dass ich weitermache
    Über die Todesstrafe zu entscheiden
    Aber es gibt das Gewissen, dass nicht zulässt das ich entscheide

    Innerlich fließen sie, die Tränen meiner Augen
    Wie schwer ist er doch, der Freundschaftsstein
    Ein fliegender Vogel auf dem Berg von Erciyes
    Für ein blindes Auge nicht sichtbar, so dass ich ihn sehen könnte

    Es blieb keine Kraft in meinen Gliedern
    Ich säte die Saat, doch konnte ich nicht Dreschen
    Trotz meiner Unschuld, traf mich die Verfügung der Herrscher
    Den Freund Mahzuni kann ich doch nicht ausliefern

    MAHZUNİ ŞERİF



    FRANCİAS

    Mahzuni Serif (parfois orthographié Mahsuni Serif) , né dans le village de Tarcalik, appelé autrefois 'Berçenek' (région d’Afsin en Turquie) en 1939, mort à Cologne (Allemagne) en 2002, était un poète, chanteur, compositeur et joueur de saz turc. L’usage a accolé à son nom le terme d’asik, équivalent turc du troubadour.
    Mahzuni Serif appartient à cette tradition de musiciens itinérants qui transmettent la philosophie mystique et humaniste séculaire de l’Anatolie en s’accompagnant au saz, ou baglama, luth à long manche qui se joue à l’aide d’un plectre (mizrap) .
    Ses chansons donnent une large place aux questions sociales et politiques; un des ses albums se nomme par exemple « Katil Amerika » (Amérique assassine) .
    La vie et l'art d'Asik Mahzuni Serif sont fondamentalement marqués par l'héritage culturel alévi. Les alévis constituent une grande partie de la population anatolienne. Ils sont d'obédience chiite et pratique un Islam d'ouverture qui est empreint d'éléments pré-islamiques issus du chamanisme asiatique.
    « Cherche et trouve.
    Éduque les femmes.
    Même si on te blesse, ne blesse pas […]
    Le premier stade de l’accomplissement est la modestie.
    Qu’importe ce que tu cherches, cherche en toi-même.
    Maîtrise tes mains, tes paroles et tes désirs… »
    Tels sont quelques-uns des préceptes qu’enseigne la sagesse prônée par les alevis.



    Courte Biographie:

    1956 il fini l'école primaire à Bercenek et continue ses études à Kahramanmaras/Elbistan Alembey le village, où il apprend et écrit l'ancienne langue turque.
    1957 il part pour l’école de Mersin Astsubay (école militaire) .
    1960 il a fini l'école d’armée (de militaires) de technique d'Ankara. Parce qu'il était un 'alevi' et qu’il écrit des livres il fut renvoyé de là.
    Depuis cette date il compose de la musique et il produira de nombreux disques et cassettes.
    Ses ecrits crés des echos de plus en plus importants et deviennent l’objet de nombreuses discussions.
    1972 Sa maison à Gaziantep a été mise en feu et ses archives ont été entierement brûlé.
    1962 - 1988 Il a été attaqué, emprisonné, torturé, accusé et a perdu une dizaines d’années de sa vie. Cette période de sa vie reste confuse en resons du manque d’informations.
    1989-1991 Asik Mahzuni a été choisis pour être le Dirigeant 'de Halk Ozanlar Dernegi' (une organisation de musique) .
    Juin 1997 en Allemagne il apprend sa maladie et sera examiné en Allemagne / Ulm.
    1998 il devient le propriétaire de 58 cassettes et 8 livres. Dans plusieurs états internationaux sa musique a été chantée dans d'autres langues. Ce grand musicien père de 8 enfants a été présenté comme ayant eu un grand rôle dans la culture Bektasi (Alevi) et la musique Anatolienne dans le monde entier.
    2001 il doit séjourner à l'hôpital JFK à Istanbul à cause de sa maladie du coeur.
    2001 il a été accusé par le DGM (la cour protégeant l’état de la Turquie) d'énonciation: 'Elhamdülüllah je suis Kizilbas (l'expression pour alevis) et je crois en la laïcité. De plus il ne s’agit pas seulement de moi depuis 7 générations ma famille étais kizilbas. Si il y a là une culpabilité ça ne peut être que celle de mon grand-père! ' 27.12.01 Asik Mahzuni est au DGM.

    Il est mort le 17 mai 2002 dans Cologne en Allemagne.




    A FORCE DE DEMANDER

    Tu m’as rendu fou
    A force de frapper contre les pierres
    J'ai cherché mon âme - sœur
    Tout en demandant d'un bout à l'autre
    Certains s'allument, d'autres, s'éteignent
    Certains montent, d'autres descendent
    Les sérails deviennent ruines
    D'un bout à l'auter
    Mahzuni, entre dans le jardin de l'ami
    Il a neigé à la montagne
    et sur ma jeunesse
    en traversant d'un bout à l'autre



    Etat de ce monde

    Ce n'est pas facile dans ce monde
    A vivre avec des mots vides
    Peine capitale pour moi-même n'est pas à rendre Mes larmes coulent à l'intérieur
    Un oiseau qui s'envole sur le mont
    Erciyes N'est pas vu à l'œil aveugle
    Je n'ai plus de force dans les geneux
    J'ai semé, sans moissoner
    Les seigneurs ont rendu firman, je suis innocent
    On peut pas livrer l'ami Mahzuni

    MAHZUNİ ŞERİF

    ENGLİSH

    ASIK MAHZUNİ SERİF

    One of Turkeys wellknown and very intellectual music interprets!
    He has been continuing the tradition of folk poetry.
    He is one of the folk poets of our time,
    who is asking the reasons and results of the public problems and who handles nearly every social subject in his poems in an informing manner.

    He is from Barginekli Agucan Turkmens. The word asik preceding his name is a title used to indicate his position as a respected musician, but also indicates his affiliation with the Alevi variety of Shi'a Islam.

    He has lost his life 17.05.2002 at 05.00 MET in Germany Köln-Porz hospital. He went there for examination before 4 days because of his heart problems.

    Short Biography:

    Asik Mahzuni Serif born 1939 in Turkey/ Kahramanmaras Bercenek village of Afsin county. 1956 he finished primary school in Bercenek and continues in Kahramanmaras/ Elbistan Alembey village, where he learns and writes old turkish language.

    1957 he visits Mersin Astsubay school (military school) . 1960 he finished Ankara technique military school. Because he was an alevit and writes books he was fired from there. 1961 since this time he composes music cassattes and lp´s.

    The discussions about his writings become a greater bandwidth in the world. 1972 his house in Gaziantep was set in fire and his whole archive was burned. 1962 - 1988 he was attacked, jailed, tortured, accused and lost his tenths. More informations weren´t known.

    1989-1991 Asik Mahzuni was chosen for general Chief of 'Halk Ozanlar Dernegi' (a music organization) .

    June 1997 in Germany he gets a brain blooding and he was examined in Germany/ Ulm.

    1998 he becomes proprietor of 58 cassettes and 8 books. In several international states his music was sung in other languages.This big musicians with his 8 children was presented with a big role with the Bektasi culture and Anadolu music in the whole world.

    2001 he must go into JFK hospital in Istanbul because of his heart troubles.

    2001 he was accused by the DGM (Turkey´s state protecting court) of saying: 'Elhamdülüllah I am Kizilbas (expression for alevits) and a person who seperates religion from state. Not I but my 7 forefamilies were kizilbas. If here is a guilt it´s my grandpa´s! ' 27.12.01 Asik Mahzuni is in DGM.

    He died on 17 May 2002 in Köln in Germany.



    PATİ[email protected]

  • Yunus Onurlu
    Yunus Onurlu

    Defol git benim yurdumdan
    Amerika katil katil
    Yıllardır bizi bitirdin
    Amerika katil katil

    Ne diye yutturur bizi
    Katil düştük kuzu kuzu
    Dünyanın büyük suçlusu
    Amerika katil katil

    Devleti devlete çatan
    İt gibi pusuda yatan
    Kan döktüren, silah satan
    Amerika katil katil

    Japonya'yı yiyen velet
    Dünyadaki tek nedamet
    İki yüzlü kahpe milet
    Amerika katil katil

    Güvenme sakın
    İnsanlıkta ırk sarısı
    Küstü dünyanın yarısı
    Vietnam'ın pis karısı
    Amerika katil katil

    Bunca milletlere yazık
    Sömürülmüş bağrı ezik
    Seni sevenin kanı bozuk
    Amerika katil katil

    Mahzuni der Türk milleti
    Çıksın gitsin elin it'i
    Demedim mi bu bunlar kötü
    Amerika katil katil

    Aşık Mahzuni Şerif (Nur içinde yat ey güzel insan!)

  • Arzu Kılıç
    Arzu Kılıç

    Torunu ile aynı okuldaydık üniversitede. Öldüğü günü hatırlamak bile istemiyorum, mayıstı ama sanki karakış aylarından biri gibiydi... Afşin-Elbistan arası köyünde büyük bir yas vardı... (2002 en kötü yılımdı kişisel sebeplerden ötürü) Mahsuni'nin ölümüyle daha da kötü oldu... Umarım çabuk unutulanlar arasına girmez ki buna ihtimal vermiyorum... Bizden sonrakilerde dinlemeli Mahsun-i Şerif'i..................

  • Ozan Can
    Ozan Can

    babamın ilk ağlarken gördüğüm gün mahzuni babanın öldüğü gündür! ! !
    ah mahzuni baba ahhh senin gibisi gelirmi acep bu dünyaya
    keske bir akılsız bastan gayrı bişeyimiz kalmasa ama yinede yanımızda olsan da eli çatlamamıs itlere bagıra bagıra söylesek türkülerimizi! ! !

  • Tolga Topçu
    Tolga Topçu

    'Bir akılsız baştan gayrı nem kaldı, nem kaldı, nem kaldı; gözlerimde yaştan gayrı nem kaldı, nem kaldı, nem kaldı.'

  • Saime Gültekin
    Saime Gültekin

    Bazen sözler bile anlamsız kalır.İşte bak seni ne kadar seviyoruz ama sözlerimiz seni anlatmak için bir o kadar yetersiz...Biliyorum; seni yönlendiren kurallar değildi,sen sanatını para.beğenilme -ünlü olma hırsı için yapmadın.Yalnızca, gözlerinle baktın,sözlerinle anlattın ve sazını dillendirdin.Sanırım yaratıcılığın formülü yok; insanla birlikte doğuyor.Mahsuni'nin yaratıcılığı ve üretkenliğini hiç birimiz tartışmıyoruz.Peki ya hayata bakış açısı, peki ya etik? ! Bunlar sana nereden geliyor üstat.Meziyetlerini bir taç gibi taşıyorsun.Bize verdiğin hediyeler için teşekkürler,onları her zaman dinliyor ve söylüyoruz...

  • Mehmet
    Mehmet

    mahsuni şerif çobandır
    meskeni dumanlı dağdır
    bebektir ama insandır
    nolur doktor bak bebeğe


    hele bi de kivrem var Allahım ne zaman dinlesem kendimden geçtiğim ve en sevdiğim türkü

  • Ceylin Ceylan
    Ceylin Ceylan

    Merdo

  • Ela Mihrace
    Ela Mihrace

    ömrünün son zamanlarında gerçeğe dönmüş ama haykıramadı emaneti alındı herkesi kaynaştırmayı birleştirmeyi istemişdi ömrü yetmedi

  • Şengül Yıldırım
    Şengül Yıldırım

    Zamanın PİR SULTANI gelmiş geçmiş en büyük üstatlardan mahzuni babayı sevgiyle anıyorum.

  • Hayriye Borazan
    Hayriye Borazan

    Türküleri mükemmel, dinlerken kendimden geçiyorum adeta.

    Tanrım bana bir can vermiş boşu boşuna
    Vücuduma bir can girmiş boşu boşuna
    ...

  • Nursen Bingol
    Nursen Bingol

    çok sevdiğim bir halk ozanı türkülerini dinlemeye doyamadığım.

  • Burakjakoben
    Burakjakoben

    şimdiye kadar gelmiş geçmiş gerçekten en iyi ozanlardaqn bir tanesidir. ve müthiş türküler yazan söyleyen halk ozanıdır.

  • Ahmet Köse
    Ahmet Köse

    Solculuk ve Aleviliğe ilk zamanlar çok populist yaklaşarak eserler versede,son dönemlerde daha gerçekçi,bütünleştirici,her kesimi kucaklayıcı bir yapıya girmişti.

  • Ferdi Şavk
    Ferdi Şavk

    Tersname


    Sana diyeceğim var eğlen yolcu
    Kurduğun yuvayı yık da öyle git
    Zamanede ilk görevdir insana
    Baştan dinden haktan çık da öyle git

    Bir sudan geçince köprüyü devir
    Sel basmış tarlaya ırmağı çevir
    Birlik dümenini tersine kıvır
    Sağa sola sövüp dök de öyle git

    Allah bir deseler sen söyle haşa
    Nadan ehliyle çıkmaz başa
    Komşunun açlığı tatlı temaşa
    Bir tekme de sen vur yık da öyle git

    Ortak isen hesap etme ölçmeyi
    İhmal etme dost ırzına geçmeyi
    Bir döğüşte çok ayıp gör kaçmayı
    Beş on yumruk yiyip sel de öyle git

    Elinden tut çamurlara at körü
    Beriye ötede öteye beri
    Kapıya gelirse döv misafiri
    Bir de ana avrat çek de öyle git

    Kızına bakanın oğlunu öldür
    Meclise girersen büyüğe saldır
    Kefeni soy mezarlara kül doldur
    Ölünün dişini sök de öyle git

    Ciğerin yarası sivri cam ister
    Kötülük meydanında kendini göster
    Adamın cömerdi yavuz it besler
    Meteliği başa kak da öyle git

    Küfür eksik etme aziz dilinden
    Gaddarlık kılıncın koyma belinden
    Hiçbir şey gelmezse bile elinden
    Fesat tohumunu ek de öyle git

    Hasılı sözümün tersine yürü
    Görmesin gözlerin topalı körü
    Kısa yerden eksik etme ömürü
    Mahzuni Şerif’ten bık da öyle git

    Mahzuni Şerif

  • Recep Adıgüzel
    Recep Adıgüzel

    A.Mahzuni Şerif; Var olmaktır.Özgün bir sevda,sese bürünmüş yangın bir duygudur.

  • Anna Çilinğir
    Anna Çilinğir

    iyi bir ozan iyi bir şair..türküleride yüreği kadar güzel..

  • Fırat Paskal
    Fırat Paskal

    Zamanın koşullarından bir nebze payını almış, şamarı yemiş, daha sonra inziva dönemine geçmiş güzel insan.

    Bir beste makinası olmasının yanında içi ciddi anlamda dolu şarkılarla da THM tarihine geçmiştir. Saz çalmasın diye hapisteyken tırnakları sökülmüştür. Allah rahmet eylemiştir.

  • Sezai Çelik
    Sezai Çelik

    keça kurda nın yazdıklarına bakın ülkemizin hali bu işte

  • Kemal Aydogdu
    Kemal Aydogdu

    gerçekleri söyleyen gücünü halktan alan büyük bir ozandı

  • Akın Arda
    Akın Arda

    müziğini mezhebine yani aleviliğe vede görüşüne yani kominizme alet eden bir insandır.
    bence sanatçı olan kimse yada öyle olduğunu idda eden kimse bir guruba yada bir görüşe hizmet etmemeli.
    mervana muaviyeye sünni kesime hakaret eden şarıklarıda mevcut iken bu adama nasıl halk adamı deriz. o bir alevi ozanıydı halk ozanı değil kominizmin hizmetkarı alevi propagandacısı

  • Pelin Laçin
    Pelin Laçin

    inanılmaz bir kara mizah kültürüne sahip bir insan.Hem karşısındakine kızabiliyor hem kendine...Halkını seven,kurusoğana muhtaç olmuş yiğidi ölmeden önce ve öldükten sonra da anlatmaya devam eden bir kişi...

  • Fatih Küçük
    Fatih Küçük

    Ülkemizde yetişen en değerli ozanlarımızdan birisi.Türk halk müziğine gönül vermiş, temiz kalpli,bir anadolu insanı.O'nun gibiler artık yetişmiyor malesef.

  • Pınar Ünal
    Pınar Ünal

    bence türk halk müziğinin zor bulunan isimlerinden biri