'Ey Allah(c.c.) elçisi! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki senden başkasına bu konuda birşey sormaya ihtiyacım olmasın. Hz. Peygamber: ”AMENTÜ Bİ’LLAHİ” de, ondan sonra dosdoğru ol.'
TANIM: Hadis-i Şerif, KAYNAK: Müslim
“AMENTÜ Bİ'LLAHİ” diyerek kulluğunu ikrar eder. “Amentü Bi‘llahi” demek inandım demektir. “Amentü Bi’llahi ve Meleketühü....” diyerek okuduğumuz duada da özetle Allah’ın Melekleri’ne, Kitapları’na, Peygamberleri’ne, Ahiret Günü’ne, Hayr ve Şerr’in Allah’tan geldiğine inandım denildiği gibi.
Hadis’te “Amentü Billahi de, ondan sonra dosdoğru ol” deniliyor. Yani kulluğunu ikrar et ve dosdoğru ol. Kuran-ı Kerim’de 33. Ayet-i Kerime’de “Dosdoğru ol” yani Sırat-ı Müstakim tabiri geçiyor.
Al-i İmran Suresi 51. Ayet-i Kerime’de “Allah benim de Rabbim’dir, sizin de Rabbiniz’dir, o halde O’na kulluk edin. İşte bu dosdoğru bir yoldur.” denilmektedir.
O halde kulluğunu ikrardan sonra insanoğlunun yapacağı tek şey; Kuran-ı Kerim üzerine amel etmektir ki kendini doğru yolda kabul edebilsin.
''Ey Allah(c.c.) elçisi! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki senden başkasına bu konuda birşey sormaya ihtiyacım olmasın. Hz. Peygamber: ”AMENTÜ Bİ’LLAHİ” de, ondan sonra dosdoğru ol.''
TANIM: Hadis-i Şerif, KAYNAK: Müslim
“AMENTÜ Bİ'LLAHİ” diyerek kulluğunu ikrar eder. “Amentü Bi‘llahi” demek inandım demektir. “Amentü Bi’llahi ve Meleketühü....” diyerek okuduğumuz duada da özetle Allah’ın Melekleri’ne, Kitapları’na, Peygamberleri’ne, Ahiret Günü’ne, Hayr ve Şerr’in Allah’tan geldiğine inandım denildiği gibi.
Hadis’te “Amentü Billahi de, ondan sonra dosdoğru ol” deniliyor. Yani kulluğunu ikrar et ve dosdoğru ol. Kuran-ı Kerim’de 33. Ayet-i Kerime’de “Dosdoğru ol” yani Sırat-ı Müstakim tabiri geçiyor.
Al-i İmran Suresi 51. Ayet-i Kerime’de “Allah benim de Rabbim’dir, sizin de Rabbiniz’dir, o halde O’na kulluk edin. İşte bu dosdoğru bir yoldur.” denilmektedir.
O halde kulluğunu ikrardan sonra insanoğlunun yapacağı tek şey; Kuran-ı Kerim üzerine amel etmektir ki kendini doğru yolda kabul edebilsin.
İnsanlar ne güzel bir terim sanki başka bir gezegende hatta başka bir alemde yaşayan varlıklar gibi.
O kadar yakın ama o kadar uzak olabilen, karıncadan bile küçükken beyniyle evrenden bile geniş olabilen, hayvandan daha üstünken ondan daha da aşağılara inebilen. Sanki bir fanusun içine hapsedilmiş mitolojik tanrılar gibiyiz.
İnsanlar... Kadını, erkeği, çocuğu yaşlısı, sakatı, sağlamı, siyahı, beyazı, yahudisi, ateisti, sağcısı, solcusu, topluca ya da yalnız, tür tür, memuru, işsizi, zengini, yoksulu v, s v.s acaba hayal midir, virüs müdür, yansımalar mıdır, halife midir, omurgalı düşenebilen hayvan mıdır, nedir neyi çağrıştırırsa çağrıştırsın insanı insan yapan yaptıklarıdır.
Enam Suresi,132. Ayet: 'Herkesin yaptıklarından dolayı dereceler vardır. Rabbin ne yaptıklarından habersiz de değildir.'
Bakara Suresi,74. Ayet: ''.... taşlar gibi, hatta daha duygusuz; çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler yaptığından Allah gafil değildir.''
Kuranı Kerim'de bahsedilen peygamberler arasında kavmi kurtulan nadir elçilerden. Yunus Peygamber...
En sevdiğim ad... Çocuğumuz olduğunda eşimle koyacağımız isim... En sevdiğim hayvanlardan biri... Herhalde evimizde en fazla bulunan eşya, resim, süs, biblo oyuncakdan birisi En sevdiğim şairin adı. Yunus Emre Sevdiğim filmler arasında olan Big Blue'nun yaramazları.
Araştırdıkça hayretlere düştüğüm hayvanlardan biri. Bilim adamlarını şaşırtan gelişmiş komunikasyon, duyma, görme ve zeka sistemlerine sahip, efsanelere bile konu olan, yırtıcı ama aynı zamanda insan dostu, memeli hayvan türü..
Çok küçükken tanık olduğum olayı çağrıştırıyor bana. Denizden sahile doğru, çıkıp, intihar etmeye çalışan yaralar içinde yunusu kurtarmaya çalışan insanlar vardı. Ailesini kaybettiği için böyle yapıyor demişlerdi. Büyük uğraşlardan sonra yunus pes etti denize geri döndü, site sakinleri olarak büyük bir çoşku yaşadık ama ertisi gün ölüsünü bulduk... Hala gülümsuyordu... Gerçekte tabiatından gelen bir şey olsa da, küçük olduğum için beni çok etkiledi. Hayatın gerçeklerine ağlayacağımız yerde neden güldüğümüzü belki daha iyi anladım...
Sir William Wallace of Elerslie, İskoçya'nın kahramanı ve gerçek bir vatansever. Barışa ve bağımsızlığa olan arzusu klanları birleştirmiş ve halkının sadakatini kazandırmış, düşmanlarının kaplerine korku salarak İngilteri'nin belalı eli olan, bozguncu ve işgalci Kral Edward 'Longshanks' Plantagenet 1'e karşı meydan okumuştur.
Aslan Yürek ya da Cesur Yürek (Braveheart) bilinen filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Mel Gibson tarafından, kendisinin tabiriyle 'artistik izinle', her Hollywood kahramanı gibi abartılmış bir kahramandır.
Belli tarihsel gerçeklere değinsede üç saatlik filmde tarih baştan yazılmıştır. O zamanlar çocuk yaşta olması gereken Princess Isabelle olan ilişkisini bırakın İskoçları bağımsızlığa götüren İskoç Kralı Robert The Bruce'ı tavuğa çevirmişlerdir. Yine de İskoç'ların kalbine taht kuran Wallace; Mel Gibson (film) sayesinde, başarılı bir şekilde, tüm insanların kalbine taht kurdurmuştur.
Gerçek Hikayesi: http: //www.highlanderweb.co.uk/wallace/thetruth.html
Hakk (=gerçeklik) tutkusu olamayanların ilme (= bilgi) sevgi ve saygısı olamaz. İlme sahip çıkılmayan yerde de adaletin sağlanması mümkün değildir. Adaletin olmadığı yerde de nizam olması mumkün değildir. Hakk, ilm ve adl kavramnlarini işte böyle birbirine sıkı sıkaya bağlı kavramlar olarak algılıyoruz.
Bilgi (ilm) .->>>>>>>> Adalet (=adl) ...../\..............................\/ Gerçeklik (= hakk) .......Mizan (= denge, nizam)
(Sekil 1.1 Hakk, ilm ve adl kavramlari arasindaki baglantilar)
İslam’da ilmin çok değerli bir kazanç olduğu aşağıdaki ayetlerden açıkça anlaşılmaktadır: 3/18,22/54,6/80,7/89,65/12,20/114,35/028
İslam’da bilgiye, öğrenmeye ve düşünmeye verilen önem, aslında insana verilen önemin göstergesidir. Hz. Peygamber(s.a.) Kur’an vasıtasıyla müslamanlara ilmin önemini, öğrenmeyi ve düşünmeyi öğretmiştir, müslümanlarda miladi 8-12 yüzyıllarda matematik, tıp, fizik, kimya ve astronominin temeli sayılabilicek çalışmalarla hristiyan ve yahudilere tabiat hakkında nasıl düşünüleceğini öğretmişlerdir. Ancak ne yazik ki, daha sonradan müslümanlar kendi geliştirdikleri araştırma metodolojisini(sistamatik deney, gözlem ve ölçme sonuclarının matematikle ifadelendirilmesini) kendileri terk etmeye başlamışlardır. Bu ihmal onların kavram sistemindeki bazı bozulmalara paralel olarak oraya çıkmıştır.
Bu tür bozulmadan ilk etkilenen kavramlardan biri ilm kavramı olmuşutur. İslam tarihinde ilm kelimesi, yaklaşık 11. yuzyilda kelamcılar tarafından “ilmud-din” (= din ilmi) şeklinde bir isim tamlaması içinde kullanılmaya başlanmıştır. Buradan hareketle daha sonraları ilm kavramı, “din ilmi” ve “dünya ilmi” şeklinde kesin bir bölünmeye kadar gitmiştir. Halbuki böyle bir isim tamlamasını ne Ku’randa ne hadislerde göremiyoruz. Böylece, Kur’andaki bütünleyici ve birleştirici ilm kavramına karşılık bügün biz ikiye bölünmüş bir ilm kavramına sahip duruma gelmiş bulunuyoruz.
Bu bölünmüş ilm kavramının sonucu olarak laiklik, yani “din ve dünya işlerini birbirinden ayırma” İslam tarihinde 12. yuzyılda müslümanların düşünce ve eğitim hayatına girmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak da felsefe, fizik, kimya, astronomi, matematik ve biyoloji gibi araştırma konuları, din ilmi olmadığı gerekçesiyle, medereselerin eğitim programı dışında bırakılmıştır. Ne gariptir ki, bu kavramsal bölünmeyi yapan ve savunan kelamcılar BU YOLLA ISLAM’A HİZMET ETTİKLERİNİ SANMIŞLARDIR. Ancak yetiştirdikleri müslüman insan tipi, Allah’ın yarattığı şeyleri nasıl yaratmış, şekillendirmiş, duzenlemiş ve oluşuturmuş olduğu gibi konularla, yani özet olarak gerçekliğin onemli bir kısmıyla ilgilenmeyen bir insan tipi olmuştur.
Müslümanlar eğer yeryüzünde Allah’ın kulları gibi davranmak istiyorlarsa her şeyden önce 'ilm' kavramını kendi aslı boyutları içinde görmelidirler. Sonra da bilgisizliğe karşı bir kampanya, hatta savaş ilan etmelidirler. Ancak bu savaş ezberlemeye yönelik değil, arastırmaya, öğrenmeye ve düşünmeye yonelik olmalıdır. Şu halde şimdi ilk görev yeniden bakmayı, görmeyi, oğrenmeyi ve düşünmeyi öğrenmek olmalıdır.
Kaynak: Şakir KOCABAŞ “İslam’da Bilginin Temelleri”.1997, Iz Yayıncılık. S.14-20.
Sağırların, özel timlerin, sporcuların, politikaciların v.b. günlük yaşamımızda kullandığımız dolu el hareketleri vardır. İngilizce'de 'hand gestures' olarak bilinen figürler, kültürlere göre değişir. Çoğunun nereden geldiği bilinmese de, el harekelerinin bir anlamı ve geçmişi vardır. Daha çok alışkanlık, etkileşim ve geleneklerden gelen bu eylemler daha çok kişinin kendisini basitçe ifade etmesine yarar.
Mesala 'Cross your fingers': 'Hoping it happens that way' - 'Bu şekilde olacağını umarak...' demek anlamına gelir. Bu terimi çoğu yabancı filmde duymuşsunuzdur belki. Orta parmağın işaret parmağın üstünü kavramasıdır. Yani bildiğimiz küs işaretidir: Daha çok 'şans getirmesi' için karşıdan istenilen harekettir ya da yalan söylerken karşıdakinin görmeyecegi şekilde yapılan gizli işarettir. Dikkatlice bakarsanız iki parmağın birbirine kenetlenmesi esasinda Hz İsa'nın çarmağa gerildiğindeki ayaklarının halini sembol eder.Hristiyanlar Haç, Hz. İsa'nin resimleri gibi 'aracı' dedikleri sembollere inanırlar. Bu işareti yapan insanın, karşıdakinden, tanrıdan yardım dilemesini ya da istemeden yalan söyleyen kişinin tanrıdan af dilemesini sembol eden batıl inançlardandır. Zamanla bizim kültürümüze de giren bu hareket şans getiren hareketi bozmakla iki kişinin bozumusanı çağrıştırmış herhalde. Keep your fingers crossed, fingers crossed, let's cross our fingers, gibi sekillerde de söylenir.
Daha bir sürü örnek var tabi akıllara hemen hakeret yerine geçen ayıp işaretler geliyor, onların bile bir tarihi var mesala İngilizler'in V şeklinde parmaklarını tersten sallamaları terbiyesizçe birisine defol git diye kullanılişında tarih vardır. Gerçekte İngilizler okçularıyla 'Yüzyıl Savaşlari'nda Fransızlar'a karşı üstünlük sağlarlar. Bu yüzden Fransızlar işgal ettikleri yerlerdeki, ya da yakaladıkları İngilizler'in, yay tutan işaret ve orta parmakalarını keserler. Fransızlar işgal ettikleri topraklardan çekilirken parmağı kesilememiş insanlar 'bak benimkisi hala duruyor' anlamında bu hareketi yaprak geldiğiniz gibi defolun demek için yaparlarmış. Zamanla el alışkanlığı ile İngiliz kültürüne küfür yerine geçen hareket olarak oturmuştur.
Ya da basitçe İngilizlerin elinin tersiyle sallayarak yaptığı 'V' şeklinde hareket iki bacak arasınıda ifade edebilir. Bir başka teoriye görede, zafer işareti olan 'V' şeklininde ki el harketi Churchil'in, Ikinci Dünya Savaşı'nda başlattıgı zafer propogandası, nazileri aşağılamak için yapıldığından zamanla İngiliz halkı arasında ters kullanarak hakeret yerine geçen el hareketlerinden de olmuştur.
Esasında 'V' şeklinde olan zafer işareti 'Victory' kelimesinin ilk harfinden gelen el hareketlerindendir. Kendi isminden de etkilenen 'Victory De Lavelaye' adında Belçikalı avukat tarafindan üretilmiştir (14 Ocak 1941) . Belçika'da nazilere karşı savaşan yer altı gruplarından olan avukat direniş için basit bir sembol bulur. Flaman dilinde 'Vrijheid' ve Fransizcada 'Victoire' zafer anlamına gelen kelimelerin ilk harfini duvarlarda ve el hareketleriyle nazilere karşı kullnılmaya başlarlar. Churchil'de BBC ve diğer medya uzantılarıyla nazilere karşı uyguladigi propagandayla bu işareti dünyaya tanıtır. Sonradan 68 kuşağında ve de teroristlerin eylemlerinde de medyada bayağ popüler olmuştur.
Dinsel olarak da çok el hareketi vardır mesala sufilerin semasındaki bir elin havada diğer elin yerde dönmeleri Hak'tan aldığı rahmeti halka vermesini sembol etmesi ya da bakınız budist el hareketleri: http: //www.tibet.com/buddhism/hands.html web sayfasından öğrenebilirsiniz.
Gördüğünüz gibi, eğer araştırılırsa el hareketleri üzerinde binlerce neden bulunabilir hatta bu konu üzerinde yazılan kitaplar bile var. Bu konuların incelenmesiyle genel kültürünüz kesinlikle artacaktır ve bir de bir yerin kültürünü ya da tarihini daha iyi anlamımıza da yarayacağına inanıyorum. Sadece el hareketleri değil batıl inançlardan tutun efsanelerdeki olguların bile neleri sembol ettiğini ortaya çıkartmak sanki bir bulmacayı çözmek kadar eğlenceli bir iştir.
İnsanlar arasında gün geçtikçe derinleşen uçurumların nedeni iletişim eksikliğindendir yani aynı dili konuşmadığımızdandır. Diller (languages) ise sadece konuştuğumuz kelimeler değildir, sanat dalları, inançlar, kültürler gibi kendimizi ifade ettiğimiz duygulardır.
'Aya çıkan insanla iletişim kurabilecek sistemleri geliştirmiş bulunuyoruz. Buna karşın, çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla, siyah beyazla, işçi işverenle ve demokrasi komünizmle konuşamıyor.. ' -Hadleyread
O kadar birbirimize benzememize rağmen insanlar arasında ince bir cizgi vardır. İster kibir, ister çekememzlik deyin. Esas temelde yatan bilinmeyenden korkmaktır. Bilinmeyen ise; 'Ben farklıyım, sen beni tanımıyorsun…' gibi insanların birbirini bilmemesinden gelmez, esas bilinmeyen insanın kendisini bilmemesidir.
Güveninin iyice azaldığı, kapıların kilitli, komşulukların bitmeye başladığı çağımızda; inşallah, tabi ki, elbette, neden olmasın, anlıyorum, yemin ederim, hiç merak etmeyin, her şey yolunda, hemen, derhal ve daha sayarak bitmeyecek dürüstlük ya da saflık bildiren kelimelere inanma tabi ki çok nadirleşti.
Bunların dışında ticarette siparişi alınca şu kadar günde mal çıkacak, ISO 9000 kullanıyoruz, Avrupa düzeyindeyiz gibi garantilerin boş çıkması... Politikacaların sizi şehir yapacağız, enflasyonu düşüreceğiz, maaşlara zam yapacağız gibi ahlak değerlerinin iyice yok olduğu sistemlerde verilen vaatlerde ve dünya standartlarını yakalamayan şirketlerde güven yok denilecek kadar azaldı.
İnternette Türk Yalanları diye geçen yazılarda herhalde ağlanacak halimizede örnektir: • Kalsaydınız bir şeyler yerdik... • Vallaha sarıda geçtim memur bey... • Kazanmak önemli diil mühim olan yarişmaya katılmaktı... • Dünya ahiret bacımsın... • Şuan 65 milyon bizi izliyor... • Bu son sigaram... • Bütün kadınlar güzeldir... • Iki saat kapıda bekledim, açan olmadı... • Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi... • Sen bi de beni gençliğimde görecektin... • Ağlamıyorum... Gözüme bişey kaçtı... • Yemezsen arkandan ağlar... • Seni leylekler getirdi yavrum... • Akşama erken gelicem... • Bu aldıgım en güzel hediye... • Bi oturuşta iki büyük deviririm... • Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için... • Ağzıma sigara sürmedim... • Ben almayım rejimdeyim... • Eee ne zaman gidiyoruz? ... • Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır... • Işim bitsin ben seni ararım... • Bir kez olsun yüzüm gülmedi... • Hayatımda hiç ilaç almadım... • Ihraç fazlası bunlar... • O elinizdeki tek kaldı, başka yok... • Bi'tanem... • Seni Seviyorum... • Beni seçerseniz size... • Ben de tam seni arayacaktım... • Bi şey olmaz... • Ben eski yüzücülerdenim... • Bizi davet ettiler ama gitmedik... • Valla bu size çok yakıştı... • Senin annen bir melekti yavrum... • Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı... • Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin.... • Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri... • Merhaba karıcım, mesai yeni bitti de... • Üzülme sevgilim evlenince anneni yanımıza alırız... • Evi boşaltın! Almanya'dan oğlum geliyor... • Iki gözüm önüme aksın ki... • Kilolarımla barışığım ben böyle mutluyum! • Formu doldurun biz sizi ararız • Bu sene üniversite sorulari çok basitti, keşke sınava girseydim... • Ben her bahar aşık olurum... • Gerçek aşkı sende buldum... • 2 saat bekledim...Gelmedin! • Üşüyosan ceketimi alabilirsiniz... • Seni anlıyorum. • Hatırası var, bunu sana veremem... • Arkasından değil, burda olsa yüzüne de söylerim • Her bedene uyar bu... • Gol atmayı sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor. • Senin eline kimse su dökemez.. • Öğretmenin vurduğu yerde gül biter • Söyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun... • Benim için önemli olan ruh güzelligi • Hediye olmasa inan verirdim. • Bi arkadaşa bakıp çıkıcam, istersen kimlik bırakayım... • Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attım... • Belki biraz sıktı ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır... • Kitaplarıma bir daha bakayım ama kitabı sana verdiğimden eminim... • Onun için bişeyler yapmayı çok isterdim... Ama malesef... • Elimden bişey gelmez... • Sensizlik canıma tak etti... • Ben hiç yalan söylemem • Akşam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım... • Bunun garantisi biziz abi... • Telefon sehirlerarasına kapalı • Ben zaten böyle olacağını biliyordum... • Bi kereden bişey olmaz. • Biz sadece arkadaşız. • Kuran çarpsın bu son sigaram • Son biletler bunlar • Hiç acıtmayacak. • Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemistim. • Sizin mutlulugunuz bizim mutlulugumuz... • Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaslılara bağışlarım... • Haaa bi de okul yaptırıyım... • Abi kızı görücen bi içim su... • Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyodu? • Sizden iyi olmasın bi arkadaşım vardı... • Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun... • Diş transferleri 15 gün içinde bitiricez.... • Aradım... Çaldı çaldı açan olmadı... • Dünyanın en mutlu çifti olucaz... • Devletimiz güçlüdür.......... • Failleri en kısa zamanda yakalanacak...... • Enflasyon düşecek....... • Bu kış komünizm gelecek....... • Memuru enflasyona ezdirmeyecegiz...... • Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz...... • Benim isçim, benim köylüm, benim memurum...
Sorun var mı da hasta olmayana ameliyat yapıyorlar.
Eclemif takılma kuyruk acısına Senlik benlik nedir bırak Savaş değil mi olan, iki ucu pis sopa
Ya da bir yarışma mı varda onca lafa karşı laf atılıyor... Sonunda kim kime dum duma yine olan olmuş yok imam efendiye yok papaz beye.
Hayır camilerden çok kilisemi yakıldı da ya da Ermeniler mi sadece sürülenler, kat edilen... bunca tartışmalarla ancak kıyamet cözer sorunu.
Ders alan yok mu olanlardan ders almıyoruz: Çamura düşmüş iki çocuk gibi hala birbirimize çamur atıyoruz.
USA babamız, AB annemiz de şikayet edilince sanki kulağımızı çekecekler. Ermenisi, Türkü, Kürtü ve nicesi baston olmuşuzda Orta Doğu kan ağlarken hala kuyruk acısı peşindeyiz.
...... Binbir ismin birinden tut Senlik benlik nedir sil at Tuttuğun yola doğru git Yoldan çıkıp olma asi ....... (Asık Veysel)
'Ey Allah(c.c.) elçisi! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki senden başkasına bu konuda birşey sormaya ihtiyacım olmasın.
Hz. Peygamber: ”AMENTÜ Bİ’LLAHİ” de, ondan sonra dosdoğru ol.'
TANIM: Hadis-i Şerif, KAYNAK: Müslim
“AMENTÜ Bİ'LLAHİ” diyerek kulluğunu ikrar eder. “Amentü Bi‘llahi” demek inandım demektir. “Amentü Bi’llahi ve Meleketühü....” diyerek okuduğumuz duada da özetle Allah’ın Melekleri’ne, Kitapları’na, Peygamberleri’ne, Ahiret Günü’ne, Hayr ve Şerr’in Allah’tan geldiğine inandım denildiği gibi.
Hadis’te “Amentü Billahi de, ondan sonra dosdoğru ol” deniliyor. Yani kulluğunu ikrar et ve dosdoğru ol. Kuran-ı Kerim’de 33. Ayet-i Kerime’de “Dosdoğru ol” yani Sırat-ı Müstakim tabiri geçiyor.
Al-i İmran Suresi 51. Ayet-i Kerime’de “Allah benim de Rabbim’dir, sizin de Rabbiniz’dir, o halde O’na kulluk edin. İşte bu dosdoğru bir yoldur.” denilmektedir.
O halde kulluğunu ikrardan sonra insanoğlunun yapacağı tek şey; Kuran-ı Kerim üzerine amel etmektir ki kendini doğru yolda kabul edebilsin.
''Ey Allah(c.c.) elçisi! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki senden başkasına bu konuda birşey sormaya ihtiyacım olmasın.
Hz. Peygamber: ”AMENTÜ Bİ’LLAHİ” de, ondan sonra dosdoğru ol.''
TANIM: Hadis-i Şerif, KAYNAK: Müslim
“AMENTÜ Bİ'LLAHİ” diyerek kulluğunu ikrar eder. “Amentü Bi‘llahi” demek inandım demektir. “Amentü Bi’llahi ve Meleketühü....” diyerek okuduğumuz duada da özetle Allah’ın Melekleri’ne, Kitapları’na, Peygamberleri’ne, Ahiret Günü’ne, Hayr ve Şerr’in Allah’tan geldiğine inandım denildiği gibi.
Hadis’te “Amentü Billahi de, ondan sonra dosdoğru ol” deniliyor. Yani kulluğunu ikrar et ve dosdoğru ol. Kuran-ı Kerim’de 33. Ayet-i Kerime’de “Dosdoğru ol” yani Sırat-ı Müstakim tabiri geçiyor.
Al-i İmran Suresi 51. Ayet-i Kerime’de “Allah benim de Rabbim’dir, sizin de Rabbiniz’dir, o halde O’na kulluk edin. İşte bu dosdoğru bir yoldur.” denilmektedir.
O halde kulluğunu ikrardan sonra insanoğlunun yapacağı tek şey; Kuran-ı Kerim üzerine amel etmektir ki kendini doğru yolda kabul edebilsin.
İnsanlar ne güzel bir terim sanki başka bir gezegende hatta başka bir alemde yaşayan varlıklar gibi.
O kadar yakın ama o kadar uzak olabilen, karıncadan bile küçükken beyniyle evrenden bile geniş olabilen, hayvandan daha üstünken ondan daha da aşağılara inebilen. Sanki bir fanusun içine hapsedilmiş mitolojik tanrılar gibiyiz.
İnsanlar... Kadını, erkeği, çocuğu yaşlısı, sakatı, sağlamı, siyahı, beyazı, yahudisi, ateisti, sağcısı, solcusu, topluca ya da yalnız, tür tür, memuru, işsizi, zengini, yoksulu v, s v.s acaba hayal midir, virüs müdür, yansımalar mıdır, halife midir, omurgalı düşenebilen hayvan mıdır, nedir neyi çağrıştırırsa çağrıştırsın insanı insan yapan yaptıklarıdır.
Enam Suresi,132. Ayet: 'Herkesin yaptıklarından dolayı dereceler vardır. Rabbin ne yaptıklarından habersiz de değildir.'
Bakara Suresi,74. Ayet: ''.... taşlar gibi, hatta daha duygusuz; çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler yaptığından Allah gafil değildir.''
Kuranı Kerim'de bahsedilen peygamberler arasında kavmi kurtulan nadir elçilerden. Yunus Peygamber...
En sevdiğim ad... Çocuğumuz olduğunda eşimle koyacağımız isim...
En sevdiğim hayvanlardan biri...
Herhalde evimizde en fazla bulunan eşya, resim, süs, biblo oyuncakdan birisi
En sevdiğim şairin adı. Yunus Emre
Sevdiğim filmler arasında olan Big Blue'nun yaramazları.
Araştırdıkça hayretlere düştüğüm hayvanlardan biri.
Bilim adamlarını şaşırtan gelişmiş komunikasyon, duyma, görme ve zeka sistemlerine sahip, efsanelere bile konu olan, yırtıcı ama aynı zamanda insan dostu, memeli hayvan türü..
Çok küçükken tanık olduğum olayı çağrıştırıyor bana. Denizden sahile doğru, çıkıp, intihar etmeye çalışan yaralar içinde yunusu kurtarmaya çalışan insanlar vardı. Ailesini kaybettiği için böyle yapıyor demişlerdi. Büyük uğraşlardan sonra yunus pes etti denize geri döndü, site sakinleri olarak büyük bir çoşku yaşadık ama ertisi gün ölüsünü bulduk...
Hala gülümsuyordu... Gerçekte tabiatından gelen bir şey olsa da, küçük olduğum için beni çok etkiledi. Hayatın gerçeklerine ağlayacağımız yerde neden güldüğümüzü belki daha iyi anladım...
Sir William Wallace of Elerslie, İskoçya'nın kahramanı ve gerçek bir vatansever. Barışa ve bağımsızlığa olan arzusu klanları birleştirmiş ve halkının sadakatini kazandırmış, düşmanlarının kaplerine korku salarak İngilteri'nin belalı eli olan, bozguncu ve işgalci Kral Edward 'Longshanks' Plantagenet 1'e karşı meydan okumuştur.
Aslan Yürek ya da Cesur Yürek (Braveheart) bilinen filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Mel Gibson tarafından, kendisinin tabiriyle 'artistik izinle', her Hollywood kahramanı gibi abartılmış bir kahramandır.
Belli tarihsel gerçeklere değinsede üç saatlik filmde tarih baştan yazılmıştır. O zamanlar çocuk yaşta olması gereken Princess Isabelle olan ilişkisini bırakın İskoçları bağımsızlığa götüren İskoç Kralı Robert The Bruce'ı tavuğa çevirmişlerdir. Yine de İskoç'ların kalbine taht kuran Wallace; Mel Gibson (film) sayesinde, başarılı bir şekilde, tüm insanların kalbine taht kurdurmuştur.
Gerçek Hikayesi: http: //www.highlanderweb.co.uk/wallace/thetruth.html
Hakk (=gerçeklik) tutkusu olamayanların ilme (= bilgi) sevgi ve saygısı olamaz. İlme sahip çıkılmayan yerde de adaletin sağlanması mümkün değildir. Adaletin olmadığı yerde de nizam olması mumkün değildir. Hakk, ilm ve adl kavramnlarini işte böyle birbirine sıkı sıkaya bağlı kavramlar olarak algılıyoruz.
Bilgi (ilm) .->>>>>>>> Adalet (=adl)
...../\..............................\/
Gerçeklik (= hakk) .......Mizan (= denge, nizam)
(Sekil 1.1 Hakk, ilm ve adl kavramlari arasindaki baglantilar)
İslam’da ilmin çok değerli bir kazanç olduğu aşağıdaki ayetlerden açıkça anlaşılmaktadır:
3/18,22/54,6/80,7/89,65/12,20/114,35/028
İslam’da bilgiye, öğrenmeye ve düşünmeye verilen önem, aslında insana verilen önemin göstergesidir. Hz. Peygamber(s.a.) Kur’an vasıtasıyla müslamanlara ilmin önemini, öğrenmeyi ve düşünmeyi öğretmiştir, müslümanlarda miladi 8-12 yüzyıllarda matematik, tıp, fizik, kimya ve astronominin temeli sayılabilicek çalışmalarla hristiyan ve yahudilere tabiat hakkında nasıl düşünüleceğini öğretmişlerdir. Ancak ne yazik ki, daha sonradan müslümanlar kendi geliştirdikleri araştırma metodolojisini(sistamatik deney, gözlem ve ölçme sonuclarının matematikle ifadelendirilmesini) kendileri terk etmeye başlamışlardır. Bu ihmal onların kavram sistemindeki bazı bozulmalara paralel olarak oraya çıkmıştır.
Bu tür bozulmadan ilk etkilenen kavramlardan biri ilm kavramı olmuşutur. İslam tarihinde ilm kelimesi, yaklaşık 11. yuzyilda kelamcılar tarafından “ilmud-din” (= din ilmi) şeklinde bir isim tamlaması içinde kullanılmaya başlanmıştır. Buradan hareketle daha sonraları ilm kavramı, “din ilmi” ve “dünya ilmi” şeklinde kesin bir bölünmeye kadar gitmiştir. Halbuki böyle bir isim tamlamasını ne Ku’randa ne hadislerde göremiyoruz. Böylece, Kur’andaki bütünleyici ve birleştirici ilm kavramına karşılık bügün biz ikiye bölünmüş bir ilm kavramına sahip duruma gelmiş bulunuyoruz.
Bu bölünmüş ilm kavramının sonucu olarak laiklik, yani “din ve dünya işlerini birbirinden ayırma” İslam tarihinde 12. yuzyılda müslümanların düşünce ve eğitim hayatına girmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak da felsefe, fizik, kimya, astronomi, matematik ve biyoloji gibi araştırma konuları, din ilmi olmadığı gerekçesiyle, medereselerin eğitim programı dışında bırakılmıştır. Ne gariptir ki, bu kavramsal bölünmeyi yapan ve savunan kelamcılar BU YOLLA ISLAM’A HİZMET ETTİKLERİNİ SANMIŞLARDIR. Ancak yetiştirdikleri müslüman insan tipi, Allah’ın yarattığı şeyleri nasıl yaratmış, şekillendirmiş, duzenlemiş ve oluşuturmuş olduğu gibi konularla, yani özet olarak gerçekliğin onemli bir kısmıyla ilgilenmeyen bir insan tipi olmuştur.
Müslümanlar eğer yeryüzünde Allah’ın kulları gibi davranmak istiyorlarsa her şeyden önce 'ilm' kavramını kendi aslı boyutları içinde görmelidirler. Sonra da bilgisizliğe karşı bir kampanya, hatta savaş ilan etmelidirler. Ancak bu savaş ezberlemeye yönelik değil, arastırmaya, öğrenmeye ve düşünmeye yonelik olmalıdır. Şu halde şimdi ilk görev yeniden bakmayı, görmeyi, oğrenmeyi ve düşünmeyi öğrenmek olmalıdır.
Kaynak:
Şakir KOCABAŞ “İslam’da Bilginin Temelleri”.1997, Iz Yayıncılık. S.14-20.
Sağırların, özel timlerin, sporcuların, politikaciların v.b. günlük yaşamımızda kullandığımız dolu el hareketleri vardır. İngilizce'de 'hand gestures' olarak bilinen figürler, kültürlere göre değişir. Çoğunun nereden geldiği bilinmese de, el harekelerinin bir anlamı ve geçmişi vardır. Daha çok alışkanlık, etkileşim ve geleneklerden gelen bu eylemler daha çok kişinin kendisini basitçe ifade etmesine yarar.
Mesala 'Cross your fingers':
'Hoping it happens that way' - 'Bu şekilde olacağını umarak...' demek anlamına gelir.
Bu terimi çoğu yabancı filmde duymuşsunuzdur belki. Orta parmağın işaret parmağın üstünü kavramasıdır. Yani bildiğimiz küs işaretidir: Daha çok 'şans getirmesi' için karşıdan istenilen harekettir ya da yalan söylerken karşıdakinin görmeyecegi şekilde yapılan gizli işarettir. Dikkatlice bakarsanız iki parmağın birbirine kenetlenmesi esasinda Hz İsa'nın çarmağa gerildiğindeki ayaklarının halini sembol eder.Hristiyanlar Haç, Hz. İsa'nin resimleri gibi 'aracı' dedikleri sembollere inanırlar. Bu işareti yapan insanın, karşıdakinden, tanrıdan yardım dilemesini ya da istemeden yalan söyleyen kişinin tanrıdan af dilemesini sembol eden batıl inançlardandır. Zamanla bizim kültürümüze de giren bu hareket şans getiren hareketi bozmakla iki kişinin bozumusanı çağrıştırmış herhalde.
Keep your fingers crossed, fingers crossed, let's cross our fingers, gibi sekillerde de söylenir.
Daha bir sürü örnek var tabi akıllara hemen hakeret yerine geçen ayıp işaretler geliyor, onların bile bir tarihi var mesala İngilizler'in V şeklinde parmaklarını tersten sallamaları terbiyesizçe birisine defol git diye kullanılişında tarih vardır. Gerçekte İngilizler okçularıyla 'Yüzyıl Savaşlari'nda Fransızlar'a karşı üstünlük sağlarlar. Bu yüzden Fransızlar işgal ettikleri yerlerdeki, ya da yakaladıkları İngilizler'in, yay tutan işaret ve orta parmakalarını keserler. Fransızlar işgal ettikleri topraklardan çekilirken parmağı kesilememiş insanlar 'bak benimkisi hala duruyor' anlamında bu hareketi yaprak geldiğiniz gibi defolun demek için yaparlarmış. Zamanla el alışkanlığı ile İngiliz kültürüne küfür yerine geçen hareket olarak oturmuştur.
Ya da basitçe İngilizlerin elinin tersiyle sallayarak yaptığı 'V' şeklinde hareket iki bacak arasınıda ifade edebilir. Bir başka teoriye görede, zafer işareti olan 'V' şeklininde ki el harketi Churchil'in, Ikinci Dünya Savaşı'nda başlattıgı zafer propogandası, nazileri aşağılamak için yapıldığından zamanla İngiliz halkı arasında ters kullanarak hakeret yerine geçen el hareketlerinden de olmuştur.
Esasında 'V' şeklinde olan zafer işareti 'Victory' kelimesinin ilk harfinden gelen el hareketlerindendir. Kendi isminden de etkilenen 'Victory De Lavelaye' adında Belçikalı avukat tarafindan üretilmiştir (14 Ocak 1941) . Belçika'da nazilere karşı savaşan yer altı gruplarından olan avukat direniş için basit bir sembol bulur. Flaman dilinde 'Vrijheid' ve Fransizcada 'Victoire' zafer anlamına gelen kelimelerin ilk harfini duvarlarda ve el hareketleriyle nazilere karşı kullnılmaya başlarlar. Churchil'de BBC ve diğer medya uzantılarıyla nazilere karşı uyguladigi propagandayla bu işareti dünyaya tanıtır. Sonradan 68 kuşağında ve de teroristlerin eylemlerinde de medyada bayağ popüler olmuştur.
Dinsel olarak da çok el hareketi vardır mesala sufilerin semasındaki bir elin havada diğer elin yerde dönmeleri Hak'tan aldığı rahmeti halka vermesini sembol etmesi ya da bakınız budist el hareketleri:
http: //www.tibet.com/buddhism/hands.html web sayfasından öğrenebilirsiniz.
Gördüğünüz gibi, eğer araştırılırsa el hareketleri üzerinde binlerce neden bulunabilir hatta bu konu üzerinde yazılan kitaplar bile var. Bu konuların incelenmesiyle genel kültürünüz kesinlikle artacaktır ve bir de bir yerin kültürünü ya da tarihini daha iyi anlamımıza da yarayacağına inanıyorum. Sadece el hareketleri değil batıl inançlardan tutun efsanelerdeki olguların bile neleri sembol ettiğini ortaya çıkartmak sanki bir bulmacayı çözmek kadar eğlenceli bir iştir.
İnsanlar arasında gün geçtikçe derinleşen uçurumların nedeni iletişim eksikliğindendir yani aynı dili konuşmadığımızdandır. Diller (languages) ise sadece konuştuğumuz kelimeler değildir, sanat dalları, inançlar, kültürler gibi kendimizi ifade ettiğimiz duygulardır.
'Aya çıkan insanla iletişim kurabilecek sistemleri geliştirmiş bulunuyoruz. Buna karşın, çoğu kez anne kızıyla, baba oğluyla, siyah beyazla, işçi işverenle ve demokrasi komünizmle konuşamıyor.. ' -Hadleyread
O kadar birbirimize benzememize rağmen insanlar arasında ince bir cizgi vardır. İster kibir, ister çekememzlik deyin. Esas temelde yatan bilinmeyenden korkmaktır. Bilinmeyen ise; 'Ben farklıyım, sen beni tanımıyorsun…' gibi insanların birbirini bilmemesinden gelmez, esas bilinmeyen insanın kendisini bilmemesidir.
Güveninin iyice azaldığı, kapıların kilitli, komşulukların bitmeye başladığı çağımızda; inşallah, tabi ki, elbette, neden olmasın, anlıyorum, yemin ederim, hiç merak etmeyin, her şey yolunda, hemen, derhal ve daha sayarak bitmeyecek dürüstlük ya da saflık bildiren kelimelere inanma tabi ki çok nadirleşti.
Bunların dışında ticarette siparişi alınca şu kadar günde mal çıkacak, ISO 9000 kullanıyoruz, Avrupa düzeyindeyiz gibi garantilerin boş çıkması... Politikacaların sizi şehir yapacağız, enflasyonu düşüreceğiz, maaşlara zam yapacağız gibi ahlak değerlerinin iyice yok olduğu sistemlerde verilen vaatlerde ve dünya standartlarını yakalamayan şirketlerde güven yok denilecek kadar azaldı.
İnternette Türk Yalanları diye geçen yazılarda herhalde ağlanacak halimizede örnektir:
• Kalsaydınız bir şeyler yerdik...
• Vallaha sarıda geçtim memur bey...
• Kazanmak önemli diil mühim olan yarişmaya katılmaktı...
• Dünya ahiret bacımsın...
• Şuan 65 milyon bizi izliyor...
• Bu son sigaram...
• Bütün kadınlar güzeldir...
• Iki saat kapıda bekledim, açan olmadı...
• Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi...
• Sen bi de beni gençliğimde görecektin...
• Ağlamıyorum... Gözüme bişey kaçtı...
• Yemezsen arkandan ağlar...
• Seni leylekler getirdi yavrum...
• Akşama erken gelicem...
• Bu aldıgım en güzel hediye...
• Bi oturuşta iki büyük deviririm...
• Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için...
• Ağzıma sigara sürmedim...
• Ben almayım rejimdeyim...
• Eee ne zaman gidiyoruz? ...
• Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır...
• Işim bitsin ben seni ararım...
• Bir kez olsun yüzüm gülmedi...
• Hayatımda hiç ilaç almadım...
• Ihraç fazlası bunlar...
• O elinizdeki tek kaldı, başka yok...
• Bi'tanem...
• Seni Seviyorum...
• Beni seçerseniz size...
• Ben de tam seni arayacaktım...
• Bi şey olmaz...
• Ben eski yüzücülerdenim...
• Bizi davet ettiler ama gitmedik...
• Valla bu size çok yakıştı...
• Senin annen bir melekti yavrum...
• Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı...
• Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin....
• Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri...
• Merhaba karıcım, mesai yeni bitti de...
• Üzülme sevgilim evlenince anneni yanımıza alırız...
• Evi boşaltın! Almanya'dan oğlum geliyor...
• Iki gözüm önüme aksın ki...
• Kilolarımla barışığım ben böyle mutluyum!
• Formu doldurun biz sizi ararız
• Bu sene üniversite sorulari çok basitti, keşke sınava girseydim...
• Ben her bahar aşık olurum...
• Gerçek aşkı sende buldum...
• 2 saat bekledim...Gelmedin!
• Üşüyosan ceketimi alabilirsiniz...
• Seni anlıyorum.
• Hatırası var, bunu sana veremem...
• Arkasından değil, burda olsa yüzüne de söylerim
• Her bedene uyar bu...
• Gol atmayı sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor.
• Senin eline kimse su dökemez..
• Öğretmenin vurduğu yerde gül biter
• Söyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun...
• Benim için önemli olan ruh güzelligi
• Hediye olmasa inan verirdim.
• Bi arkadaşa bakıp çıkıcam, istersen kimlik bırakayım...
• Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attım...
• Belki biraz sıktı ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır...
• Kitaplarıma bir daha bakayım ama kitabı sana verdiğimden eminim...
• Onun için bişeyler yapmayı çok isterdim... Ama malesef...
• Elimden bişey gelmez...
• Sensizlik canıma tak etti...
• Ben hiç yalan söylemem
• Akşam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım...
• Bunun garantisi biziz abi...
• Telefon sehirlerarasına kapalı
• Ben zaten böyle olacağını biliyordum...
• Bi kereden bişey olmaz.
• Biz sadece arkadaşız.
• Kuran çarpsın bu son sigaram
• Son biletler bunlar
• Hiç acıtmayacak.
• Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemistim.
• Sizin mutlulugunuz bizim mutlulugumuz...
• Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaslılara bağışlarım...
• Haaa bi de okul yaptırıyım...
• Abi kızı görücen bi içim su...
• Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyodu?
• Sizden iyi olmasın bi arkadaşım vardı...
• Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun...
• Diş transferleri 15 gün içinde bitiricez....
• Aradım... Çaldı çaldı açan olmadı...
• Dünyanın en mutlu çifti olucaz...
• Devletimiz güçlüdür..........
• Failleri en kısa zamanda yakalanacak......
• Enflasyon düşecek.......
• Bu kış komünizm gelecek.......
• Memuru enflasyona ezdirmeyecegiz......
• Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz......
• Benim isçim, benim köylüm, benim memurum...
Sorun var mı da hasta olmayana ameliyat yapıyorlar.
Eclemif takılma kuyruk acısına
Senlik benlik nedir bırak
Savaş değil mi olan,
iki ucu pis sopa
Ya da bir yarışma mı varda onca lafa karşı laf atılıyor... Sonunda kim kime dum duma yine olan olmuş yok imam efendiye yok papaz beye.
Hayır camilerden çok kilisemi yakıldı da ya da Ermeniler mi sadece sürülenler, kat edilen... bunca tartışmalarla ancak kıyamet cözer sorunu.
Ders alan yok mu olanlardan ders almıyoruz: Çamura düşmüş iki çocuk gibi hala birbirimize çamur atıyoruz.
USA babamız, AB annemiz de şikayet edilince sanki kulağımızı çekecekler. Ermenisi, Türkü, Kürtü ve nicesi baston olmuşuzda Orta Doğu kan ağlarken hala kuyruk acısı peşindeyiz.
......
Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi
.......
(Asık Veysel)