Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • matrix11.11.2003 - 19:04

    Matrix'i gördük şimdi bakalım esas MEATRİX neymiş?

    http://www.bancruelfarms.org/meatrix/

  • köle11.11.2003 - 17:47

    Bütün tarihi devirde başka milletlerden, yabancılardan zorla kaçıılıp hürriyetten mahrum hale getirelerek hizmette kullanılan kişi.(Bu statüde bulunan erkeğe 'köle', kadına ise 'câriye' denir.)

    İslamiyet köleliği en adil usullerle kaldırmağa çalışmıştır ve Resul-i Ekrem efendimiz insanları kölelikten kurtamayı ibadet olarak ilan etmiştir. Peygamberimizin evlatlığı Zeyd b. Hârise ve müezzini Bilâl-ı Habeşî bunlardan en güzel örneklerindendir.

    İnsana kul olmak yani negatif anlamıyla köle kötü anlama gelsede, esas pozitif anlamıyla Allah'a köle olmak çok güzel anlamlara gelir ki ki buna en güzel örnek yine peygamberimizdir...

  • fenomen11.11.2003 - 17:31

    bkz. ufo

    UFO adlı rock grubunun 1974 çıkartığı ''Phenomenon'' adlı çok güclü bir albümü. Michael Schenker'ın katılıpta çıkartılan bu albümde ''Rock Bottom'' ve belki WASP grubundan da bilirsiniz''Doctor Doctor''' gibi önemli şarkılar vardır.

    Too Young To No Way
    Crystal Light
    Doctor Doctor
    Space Child
    Rock Bottom
    Oh My
    Time On My Hands
    Built For Comfort
    Lipstick Traces
    Queen Of The Deep

    şarkı sözleri: http://ufo.dave-wood.org/lyrics/phen

  • ufo11.11.2003 - 16:35

    1969 bir UFO dünyaya indi:

    Davul - Andy Parker (21 Mart 1952)
    Vokal - Phil Mogg (15 Nisan 1948)
    Bass - Pete Way (7 Ağustos 1951)
    Mick Bolton (? Mayıs 1950))

    Progressive Space-Rock denilen ahenkli müzik türü yapan grubun ilk adı Hocus Pocus idi sonra UFO adını aldılar. İngiliz grubu olmasına rağmen ilk başta Almanya ve Japonya'da ünlünen grub Chrysalis Records (muzik şirketi) ile anlaşıp ''Rock Bottom'' ve ''Doctor Doctor'' (bu şarkıyı belki WASP grubundan da bilirsiniz) gibi önemli şarkıların olduğu ''Phenomenon'' adlı çok güclü bir albüm çıkartıktan sonra ünleri iyice yayıldı..

    Bu albümden önce ayrılan Mick Bolton yerine önce Pink Fairies'den Larry Wallis, sonra Bernie Marsden (sonra Whitesnake'e katıldı) ve sonunda ünlü Scorpions'dan Almanya'dan Michael Schenker(10 Ocak1955) gelmişti. Tabi Michael Schenker olması albümlerinin başarısını etkilemiş ve daha da grub ilgi görmüştür.

    Grubun tarzı sonra biraz daha sertleşip seri halinde olan Flying V. A adlı albümler çıkarttılar. Grub tabi bu arada genişlemeye başladı, önce piyanoya Heavy Metal Kids grubundan Arjantinli Danny Peyronel (gerçek ismi Daniel Augusto) sonra yerine Savoy Brown grubundan Paul Raymond katıldı. Lights Out, Obsession ve Strangers In The Night çalışmaları ünlerine ün katıp bunla kalmayıp 1977 deki muhteşem iki bölümlü konser albümleri ile Amerika'yı feth ettiler.

    Michael Schenker Scorpions'e geri dönüp sonra MSG çıkarırken yerine UFO'ya Lone Star grubundan Galli Paul Chapman (9 Haziran 1954) geldi ve bir kaç vasat albüm çıkarttılar ve bu noktadan sonra Schenker zamanlarındaki ünlerine bir daha dönemediler. Pianist Raymond 1980'de MSG'ye katıldı ve yerine Wild Horse grubundan Neil Carter geldi. Sonra 1982 de Pete Way'de gruptan ayrıldı ve Waysted kurdu ama yine grup üyeleri ara ara bir araya gelip çıkışlar yapmaya çalıştılar.1983'teki Elvada İngiltere adlı konser (adı üzerinde) turlarının hüsranla sonuçlanması çok iyi ad yapmış bir grub için kötü bir son oldu.

    Yine de 1985 Raymond ve Gray grubu baştan canlandırmaya çalıştılar, Atomik Tommy takma isimli gerçek adı Thomas McClendon olan Japonya doğumlu gitarisçileri ile Misdemeanor adında eski ateşleri söndüren yine başarısız bir albüm çıkardılar. Yenilen pehlivan güreşe doymaz gibilerinden bu sefer yeni gitaristçleri Laurence Archer (9 Kasım 1962) ve davulda Clive Edwards ile High Stakes & Desperate Men adlı albümlerinı çıkardılar.1992 de çıkan bu albüm ne kadar 1974-78'teki deli günlerini yakalamaya çalışssa da malasef zaman aşımına uğradıklarından kısıtlı ve zorlamalı bir başarı elde ettiler.

    Sonunda hayranlarının ısrarlarıyla esas UFO oluşturan Mogg, Schenker, Way, Raymond ve Parker bir araya gelip 1995 Walk On Water albümünü çıkardılar ama ve ama ilginçtir sadece Japonya'da yayınlandı. Grub'a en son davulda Aynsley Dunbar (10 Ocak 1946) katıldı ve Covenant, Sharks gibi stüdyo, konser ve toplama albümler çıkardılar. Yıkılmadık hala ayaktayız gibilerinden hala albüm çıkartmaya devam ediyorlar.

    Albümleri:
    1 UFO 1970
    2 UFO 2 Flying One Hour Space Rock 1971
    3 UFO Live (recorded live in Japan) 1972
    4 Phenomenon 1974
    5 Force It 1974
    6 No Heavy Petting 1976
    7 Lights Out 1977
    8 Obsession 1978
    9 Strangers In The Night (live) 1978
    10 No Place To Run 1979
    11 The Wild, The Willing And The Innocent 1981
    12 Mechanix 1982
    13 Making Contact 1983
    14 Misdemeanor 1985
    15 Ain't Misbehavin' 1988
    16 High Stakes & Dangerous Men 1992
    17 BBC Radio 1 Live In Concert (1974-80) 1992
    18 Lights Out In Tokyo - Live 1993
    19 Walk On Water 1995
    20 BBC: In Session And Live In Concert (from 1974/75/77) 1999
    21 Covenant (2 CD set; one disc studio recordings, other live) 2000
    22. On With The Action: Live At The Roundhouse Theatre 2000
    23. Regenerator: Live (1982) 2001
    24. Sharks 2002
    25. The Best Of UFO 2003
    26. Then & Now 2003

    Grupta bulunanların tam listesi:
    Phil Mogg - Vocal
    Michael Schenker - Gitar
    Pete Way - Bass
    Aynsley Dunbar - Davul
    Mick Bolton - Gitar
    Paul Chapman - Gitar
    Tommy McClendon - Gitar
    Laurence Archer - Gitar
    Paul Gray - Bass
    Danny Peyronel - Keyboards
    Paul Raymond - Keyboards
    Neil Carter - Keyboards
    Andy Parker - Davul
    Jim Simpson - Davul
    Clive Edwards - Davul

  • fenomen11.11.2003 - 14:26

    Jon Turteltaub yönetip, John Travolta'nın başrolünde oynadığı 1996 yapımı Phenomenon adlı film de var. Filmin konusu ne kadar UFO'larla ilgisi olsa da esasında drama katogorsine giren çok tatlı fantastik bilim kurgu filmi.

  • fenomen11.11.2003 - 14:20

    Eskiden doğaüstü olan olmayan ilginç konuları başlık alan Fenomen adında çıkan magazin türünde bir dergi vardı. Ingiltere'de daha çok UFO'larla ilgilenen Phenomenon dergisiyle bir bağlantısı var mı pek bilmiyorum ama işte bu adlı dergiler var. Bu iki dergiyide okuması zevkliydi.

  • fenomen11.11.2003 - 14:14

    ''Phénomène'' Fransızca'dan dilimize giren bir kelimedir.

    Olay, olgu, görüngü yani duyularla algılanabilen her şey demektir..

    Halk arasında daha çok nedeni tam bilinmeyen; UFO, hayaletler, reenkarnasyon gibi tanımlanamayan ilginç, doğaüstü, metafiziksel, parapsikolojik olaylar olarak da bilinir.

    İngilizcesi phenomenon...

  • adam smith11.11.2003 - 03:05

    ''Toplumda herkesi kendi çıkarı peşinde koşarken istemeden toplumun da refahını artırır.''

    1723-1790 yılları arasında yaşamıştır. İskoçya'da doğmuştur.1959'da ''Moral Duygular Teorisi'' adlı kitabını tamamlamıştır.1776 yılında ''Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine bir Araştırma'' adlı kitabını yayınlamıştır. Smith iktisadi büyüme üzerinde önemle durmuştur.

    Smith'e göre büyümenin itici gücü iş bölümüdür. İş bölümü üretim artışına, teknik ilerleme ve sermaye birikimine neden olur. Smith iktisadi sistemin bir düzen içinde işleyeceğine inanmış ve bu nedenle devlet müdahalesinin en az düzeye indirilmesi gerektiğini savunmuştur.

    Smith'e göre ''toplumda herkesi kendi çıkarı peşinde koşarken istemeden toplumun da refahını artırır''. Smith dış ticaretin hiçbir sınırlandırma olmaksızın serbest biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Uluslararası ticaret ile ilgili olarak ''mutlak maliyetler'' teorisini geliştirmiştir.

  • süleymancı11.11.2003 - 02:53

    Sülayman Hilmi Tunahan,1888'de Silistir'de doğdu. Babası Osman Efendi de dersiam, hafız ve müderristi. İlk tahsillinden sonra İstanbul'a gelen Süleyman Hilmi, Fatih dersiamlarından Ahmet Efendi'den ders aldı. Ciddi bir tahsil yaptı, çağının en yüksek okullarında okudu, din ve hukuk branşlarında diploma aldı. Medreselerin kapatılmasından sonra da İstanbul'un Sültanahmet, Sülamaniye, Yenicami ve Şahzadebaşı gibi büyük camilerinde vaizlik yaptı.

    Bir taraftan vaiz olarak irşad hizmetlerine devam ederken, diğer yandan da (ilk kez 1946'da hükümet kararı ile açılmasına izin verilen) Kuran kurslarında ve isteyen Müslüman çocuklarına da evlerinde Kuran öğretmeye başladı. Bu kurslardan mezun olan pek çok talebe Dİyanet İşleri Başbakanlığı'nda müftü, vaiz, imam, müezzin, Kuran kursu öğretmeni olarak vazife aldı.16 Eylül 1959 vefat etmiştir.

    Sülayman Hilmi, amelde Hanefi, itikatta Maturidi mezhebindendi. Meşreben Nakşi, ehl-i sünnet ve'l-cemaata son derece de bağlı idi. Öğrencilerine de aynı telkinlerde bulunmuştur. Kendisi İslam dünyasındaki Mısır (Cami-ül-Ezher) ve İstanbul (Darülhilafe medreseleri) ekolünden ikincisine mensuptur. Bu nedenle reformcu, mezhepsiz, Behhabi ve Baasçı cereyanlara karşıdır. Cezay'r Kurtuluş savaşını desteklediği için hakkında davalar açılmıştır.

    Tek eseri, okuma-yazma bilen herekesin tek başına Kuran okuyup öğrenmesini sağlayan bu pratik 'Yepyeni Usul ve Tertiple Kuran Harf ve Harekeleri'dir..

    Bazı çevre, grup ve kişilerin zihinlerinde, 'Sülaymancılık' denilince Atatürk ve ilkeleri gibi düzene karşı çıkan, din propagandası ile sistemi ele geçirmeye çalışan gerici, yobaz, laiklik düşmanı olan tarikat olarak söz edilmeye çalışılsa da grubun sözcüleri şu savunmayı yaparlar:
    'Sülaymancılık diye bir şey yoktur.. Eğer muhakkak isim verilmesi gerikiyorsa, bize Sülayman Efendi'nin öğrencileri, ondan feyz almış kimselerin topluluğu denilebilir.'

    Sülaymancılık bir mezhep veya tarikat değildir. Süleyman Efendi'nin öğrencileri itikatta 'Ehl-i sünnet ve'l-cemaat' mezhebine, amelde ise Hanefi mezhebine bağlıdırlar. Tarikat ve ve tasavvufta Nakşilikten feyz alırlar... ve düzene ya da medineyete karşı olmadıklarını söylerler. Amaçları olqrak ise Sülayman Efendi'den örnek alarak halkın din ihitiyacının karşılanmadığı yerlerde hizmet vermek amacı ile organize olmakdır...

  • nakşibendi11.11.2003 - 02:14

    Nakşibend, Farsça ''nakış yapan''anlamına gelir. ''Kalbi işlediği, kalbin üzerine süsler yaptığı için'' bu adı alarak kurucusu Buhara'lı (şimdi Kar-ı Ârifan) Muhammed Bahaüddün (1318-1389) isminin başına bu Nakşibend kelimesi eklenmiştir. Abdülhalik Gücdivani tarafından yetiştirildiği kabul edilir.

    Prof. Tahsin Yazıcı, hakkında şunları söyler:
    ''Çok mütavazi bir hayat süren Bahaûddin Nakşibend, haramdan son derece sakınır, hediye getirenlere hediye ile mukabele eder, fakat bu hususlarda Peygamber gibi harekette bulunmanın küstahlık olacağını da söylerdi. Misafire çok saygı gösterir, ona uymak maksadı ile gerekirse orucu (sanırsam bahsedilen nafile oruç) bozmanın bile caiz olacağını söyler, hayvanlara karşı da büyük bir sevgi beslerdi.''

    Nakşibend'e izafe edilen veya hiç olmazsa ondan sonra bu ad ile şöhret bulan bu tarikatın izlerine ise, daha önce Gazneliler devrinde (962 - 1183) rastlanmaktadır. Ancak başlangıçta sadece bazı esasları belli olan bu tarikat, gerçek hüviyetini Hoca Yusuf el-Hamidani (ölm 1140) 'dan sonra aldı. Elh-i sünnet akidelerine sıkı sıkıya bağlı olduğu için, halkın, hilafet hususunda icmaı desteklediği için de, Sünni hükümdarların rağbetine ve yardıma mazhar oldu. Yusuf el-Hamadani'nin halifelerinden Ahmed Yesevi tarikatının Maveraünnehir'de, Abdülhalik el-Gücdivani de Harizm ve Horasan'da yayılmasına yardım etti. El-Gücdivani'nin zikr-i hafiyi, Ahmed Yesevi'nin ise zikr-i cebriyi tercih etmesi sebebi ile, tarikat iki kol halinde geliştiği mühitin örf ve inançların tesiri ile de, bir birinden oldukça farklı bir mahşyet aldı. Ancak bir ara zayıflamış olan Gücdivan esasları Bahaüddin Nakşibend tarafından tekrar canladırıldı.

    Daha çok Bahaüddin Nakşibend ile büyük bir küvvet kazanan bu tarikatın Orta Asya'nın, Horosan'ın ve havalisinin Sünnileşmesine büyük tesiri oldu.Çok geçmeden de, Ubeydullah Ahrar (1403-1490) 'ın halifesi olup, daha çok Molla İlahi Simavi unvanı ile tanınan Şeyh Abdulllah İlahi Simavi (ölüm 1491) vasıtası ileAnadolu'da, Baki Bil'llah Kabuli (ölüm 1605) tarafından da Hindistan'da geniş ölçüde yayılma imkanı buldu. Hindistan'da müceddiye adı altında gelişerek Hicaz, Irak ve Suriye'ye yayıldı ve son olarak da, Surriye'de Halidiye kolu teşekkül etti. Onlarca kollara ve başka tarkatlara ayırlan nakşilk, Asya'dan Amerika'ya kadar da hala yayılmaktadır...