Mustafa Kemal’in sonunda artık boğazına kadar gelmiş, “Ben kiminle devam edeceğim,” diyor. Bütün arkadaşlarını bir tarafa bıraksa, bakın bunu çok iyi anlamak lazım, artık adam kalmayacak. O da bir seçim yapıyor, arkadaşlarını karısına tercih ediyor. “Tamam, artık bu Latife işi bitsin,” diyor. Paşa bu durumu ifade etmek için, “Latife kafamın içinde bir çiviydi. Onu söküp atmam lazımdı. Çıkartıp attım,” demiş. Ancak bu çivi beyninde öyle bir iz, öyle bir boşluk yarattı ki bir daha hiç dolmadı. Ne Latife ile ne de Latife’siz yapabildi. Bu, Latife teyzem için de geçerlidir. İkisinin de kaybı büyük olmuştur. Dolayısıyla anneannemin, “Latife’nin kaybı, kendi kafasına denk bir erkeği önce bulup sonra kaybetmesi ile iki kat fazla olmuştur,” demesi, Paşa için de geçerlidir. O da hayatının kadını’nı bulmuş ve onu elinde tutamayarak uzaklaşmasına izin verdiği için acısı iki kat artmıştır. Bu yüzden hayatı bir daha düzene girmemiştir.
Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin. Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan bâtıl itikatları yıkmak için Mekke'ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.
Edip Servet Tör, Mekke'ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerinin en fazla itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye'yi efendice temsil etti.
Kaynak: Falih Rıfkı Atay - Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri, s.95
"İki Mustafa Kemâl var: Biri ben yani fani olan. İkinci Mustafa Kemâl'den ise "ben" diye bahsedemem. ondan ancak "biz" diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemâl ölmez.
O Mustafa Kemal, yani sizler, bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışan köylüler, uyanık, aydın, vatanperver, milliyetperver vatandaşlar...
İşte ben onların hayalini tespit ediyorum, onların hayalini tahakkuk ettirmeye çalıştım. O Mustafa Kemal ölmez.
O, Türk milletinin ihtiyaçlarıyla beraber, gitgide uyanan şuuru ile beraber gelişe gelişe ebedi olarak yaşayacaktır.
Bizde cumhuriyeti yapan, inkılabı yaratan, o 'biz' diye ifade edebileceğim Mustafa Kemal'dir."
hep beraber yani -bi konuyu da geride bırak her konuyu da geride bırak
geriye bir de şarkı kalır
herkesi bu açıdan affetseydiniz de bu resim benim, şu şarkı onların oluyordu
bütün kadınları geride bırakmak nedir bunu yapmayın diyen bir lidere inanmak aynı konu mu artık bize ödev mi veriyorsunuz hayalimizde yer tutup da bizim kendi "ödevimiz" yok mu evimizde
işte o horoz ötmüyormuş !
bir bütün dünya müminlerini affetmek bana mı kaldı yani bir ses kütlesi "konuşabilse"
Memleketin yaşadığı vahim anları size söylemeye lüzum görmüyorum. Bunu hepiniz idrak ediyorsunuz. Bu bedbaht memlekete karşı mühim vazifelerimiz vardır. Onu kurtarmak yegâne hedefimizdir. Bugün Makedonya'yı ve tekmil Rumeli kıtasını vatan camiasından ayırmak istiyorlar. Memlekete yabancı nüfuz ve hâkimiyeti kısmen ve fiilen girmiştir. Padişah zevk ve saltanatına düşkün, her alçaklığı yapacak iğrenç bir şahsiyettir. Millet zulüm ve istibdat altında mahvoluyor. Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve yok olma vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir. Tarih bugün biz evlatlarına bazı büyük vazifeler yüklüyor. Ben Suriye'de bir cemiyet kurdum. İstibdat ile mücadeleye başladık. Buraya da bu cemiyetin esasını kurmaya geldim. Şimdilik gizli çalışmak ve teşkilatı yaymak zaruridir. Sizden fedakârlıklar bekliyorum. Kahredici bir istibdada karşı ancak ihtilal ile cevap vermek ve köhneleşmiş olan çürük idareyi yıkmak, milleti hâkim kılmak, kısaca vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum..."
??Kaynak: Hüsrev Sami Kızıldoğan (Kars Saylavı), "Vatan ve Hürriyet = İttihat ve Terakki", Belleten, 1 Ekim 1937, c.1, Sayı: 3-4, s.619-625.
Yani bu kurban bayramı da değilmiş de
Ramazanmış artık
ama benim affedecek tavuklarım yokmuş
Allah bunun hesabını bütün dünyadan sorsunmuş
beni ilgilendirmezmiş artık
onlar ermiş muradına
yok mu
varmış
filmmiş
kasetmiş
...
nesi kitapmış bunun
?
Yani güya
yalan öyle bir konuymuş ki
ben de cennet derken artık aşkı düşünürmüşüm
ama okursam mantığı da varmış
bir daha da cennetmiş
Nesi komik değilmiş ki sanatmış
şovmuş
İlk beni kovmuş
belki
NESİ KOMİK Kİ GÜLELİM ?
Mustafa Kemal’in sonunda artık boğazına kadar gelmiş, “Ben kiminle devam edeceğim,” diyor. Bütün arkadaşlarını bir tarafa bıraksa, bakın bunu çok iyi anlamak lazım, artık adam kalmayacak. O da bir seçim yapıyor, arkadaşlarını karısına tercih ediyor. “Tamam, artık bu Latife işi bitsin,” diyor. Paşa bu durumu ifade etmek için, “Latife kafamın içinde bir çiviydi. Onu söküp atmam lazımdı. Çıkartıp attım,” demiş. Ancak bu çivi beyninde öyle bir iz, öyle bir boşluk yarattı ki bir daha hiç dolmadı. Ne Latife ile ne de Latife’siz yapabildi. Bu, Latife teyzem için de geçerlidir. İkisinin de kaybı büyük olmuştur. Dolayısıyla anneannemin, “Latife’nin kaybı, kendi kafasına denk bir erkeği önce bulup sonra kaybetmesi ile iki kat fazla olmuştur,” demesi, Paşa için de geçerlidir. O da hayatının kadını’nı bulmuş ve onu elinde tutamayarak uzaklaşmasına izin verdiği için acısı iki kat artmıştır. Bu yüzden hayatı bir daha düzene girmemiştir.
-Mehmet Sadık Öke & Fatih Bayhan, Teyzem Latife, (İstanbul: Pegasus Yayınları, 2011) 384.
https://youtube.com/shorts/SoKIOISDlPU?si=Aj83phIIJrlyG0U7
Ta evet
Haritaya tavuk koyup horoz mu diyordunuz
Aşk açısından
? Nesi komik ki !
Cennette de olsun ...
ben bu resme insan mı diyorum ki
başka bir boya
başka bir insan
başkasının kitabı
söz konusu olsun
?
yani şey demek
sizin varsayımlarınızdan
gereksiz sorularınızdan
atıp tutmanızdan
bilmeden inandıklarınızdan
yalanlarınızdan
bıkmak usanmak
ölümden sonra hayat sınavında horoz resmi bile bulamamak
çok mu komik bir şey şizofreni ile yaşamak sizce
?
Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin. Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan bâtıl itikatları yıkmak için Mekke'ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.
Edip Servet Tör, Mekke'ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerinin en fazla itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye'yi efendice temsil etti.
Kaynak: Falih Rıfkı Atay - Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri, s.95
"İki Mustafa Kemâl var: Biri ben yani fani olan. İkinci Mustafa Kemâl'den ise "ben" diye bahsedemem. ondan ancak "biz" diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemâl ölmez.
O Mustafa Kemal, yani sizler, bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışan köylüler, uyanık, aydın, vatanperver, milliyetperver vatandaşlar...
İşte ben onların hayalini tespit ediyorum, onların hayalini tahakkuk ettirmeye çalıştım. O Mustafa Kemal ölmez.
O, Türk milletinin ihtiyaçlarıyla beraber, gitgide uyanan şuuru ile beraber gelişe gelişe ebedi olarak yaşayacaktır.
Bizde cumhuriyeti yapan, inkılabı yaratan, o 'biz' diye ifade edebileceğim Mustafa Kemal'dir."
— Mustafa Kemal Atatürk - 10 Mayıs 1933
hep beraber
yani -bi konuyu da geride bırak
her konuyu da geride bırak
geriye bir de şarkı kalır
herkesi bu açıdan affetseydiniz de bu resim benim, şu şarkı onların oluyordu
bütün kadınları geride bırakmak nedir
bunu yapmayın diyen bir lidere inanmak aynı konu mu artık
bize ödev mi veriyorsunuz hayalimizde yer tutup da
bizim kendi "ödevimiz" yok mu evimizde
işte o horoz ötmüyormuş !
bir bütün dünya müminlerini affetmek bana mı kaldı yani
bir ses kütlesi "konuşabilse"
Memleketin yaşadığı vahim anları size söylemeye lüzum görmüyorum. Bunu hepiniz idrak ediyorsunuz. Bu bedbaht memlekete karşı mühim vazifelerimiz vardır. Onu kurtarmak yegâne hedefimizdir. Bugün Makedonya'yı ve tekmil Rumeli kıtasını vatan camiasından ayırmak istiyorlar. Memlekete yabancı nüfuz ve hâkimiyeti kısmen ve fiilen girmiştir. Padişah zevk ve saltanatına düşkün, her alçaklığı yapacak iğrenç bir şahsiyettir. Millet zulüm ve istibdat altında mahvoluyor. Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve yok olma vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir. Tarih bugün biz evlatlarına bazı büyük vazifeler yüklüyor. Ben Suriye'de bir cemiyet kurdum. İstibdat ile mücadeleye başladık. Buraya da bu cemiyetin esasını kurmaya geldim. Şimdilik gizli çalışmak ve teşkilatı yaymak zaruridir. Sizden fedakârlıklar bekliyorum. Kahredici bir istibdada karşı ancak ihtilal ile cevap vermek ve köhneleşmiş olan çürük idareyi yıkmak, milleti hâkim kılmak, kısaca vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum..."
??Kaynak: Hüsrev Sami Kızıldoğan (Kars Saylavı), "Vatan ve Hürriyet = İttihat ve Terakki", Belleten, 1 Ekim 1937, c.1, Sayı: 3-4, s.619-625.