Milyonlarca akıl yağıyor günün ilk ışıklarıyla toprağa, herbiri ayrı tonda, aynı ana renklerden. Her sabah aynı resmi çiziyor zaman. dünü, bu günden ayıran, atılan ufak tefek rutuşlar da olmasa; mavi aynı mavi, siyah aynı siyah.
Oysaki ne tablolar çıkardı ortaya, akıllar özgür olsa!
Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara! çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden. Ata kızı
Günaydın güzel bakıp, güzelliği bilen lavanta yüreklere… Ekmeğini sabah vapurunda martıyla paylaşan emekçiye… Ve kahve müptelalarına, sevmeyi bilen herkese işte:)
Hayyam’a 20 Şu dörtlüğü satırılasam dilim dilim bir satırı bir sayfaya denk gelir… senin gibi ustalar dünyaya; aylar yıllar yansa da bin yılda anca gelir.
Milyonlarca akıl yağıyor günün ilk ışıklarıyla toprağa, herbiri ayrı tonda, aynı ana renklerden. Her sabah aynı resmi çiziyor zaman. dünü, bu günden ayıran, atılan ufak tefek rutuşlar da olmasa; mavi aynı mavi, siyah aynı siyah.
Oysaki ne tablolar çıkardı ortaya, akıllar özgür olsa!
Ata kızı
Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme, kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen, kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden,
Ki;
Gülüşlerinden sarksın bahar dallarına çiçekler.
Hayata sarılıp etrafındaki her güzelliğe, güvenle gülümseyerek bakmak; hayata basılan ilk adım olan anne sıcaklığıyla başlar.
Ata kızı
Geçmiş olsun Malatya 5,3 bağımsız bir deprem.
Nasıl eritmedin şimdiye kadar dünyayı? Nasıl yok etmedi sıcağın göğsümüze vurulan prangaları? Şehvetten kavrulan cehennem gibiydin madem. Neden ısıtmadın buzdan yüreklerini çocuk katillerinin? Sevgiden yoksun sevmeleri belden aşağı, uçkuru gevşek! Nedametten ölen kahrolası ömürleri yaksaydın sevgiyle mihre. Küfürler uçuşuyor aklımın tenhalarında… toprağı ıslatmayan yağmurlara!
çiçeklerin kurumasına sebep olan her şeye. Ay’ın taştan suretini aydınlatan ışığını; esirgeme kalbinin suretine aksetmiş karanlık düşen kimsesiz kimselerden! Sıcaklığına muhtaç, üşümüş masum yüreklerden.
Ata kızı
“Mihre” sevgi
Dünya ve ay ışığa, ısıya muhtaç.
Günaydın güzel bakıp, güzelliği bilen lavanta yüreklere…
Ekmeğini sabah vapurunda martıyla paylaşan emekçiye…
Ve kahve müptelalarına, sevmeyi bilen herkese işte:)
Düzenleme butonu:)))
Sayın yetkililer size de günaydın:)
Hayyam’a 20
Şu dörtlüğü satırılasam dilim dilim bir satırı bir sayfaya denk gelir… senin gibi ustalar dünyaya; aylar yıllar yansa da bin yılda anca gelir.
Ata kızı
20 nolu rubai
Ömer Hayyam
Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz.
Ateşi köze döner, kokusu olmaz.
Aşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar;
Güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.