KADINI ÖLDÜRMEK SADECE HUKUKİ DEĞİL, İNSANLIK DAVASIDIR.
Yürekli kadınlar gerek bana Ellerimi, ellerinde ısıtan Duyamadan kaybolan, Herbirinin çığlığı yağmur sanki, gözlerimden damlayan, Öyle ki, İçimde gök gürlüyor, Soğuk yüzlerindeki baharlarından Yağıyorum topraklarına Tut ellerimi.
Ölüm, bir mezhebin kaderi olmamalı. İnancı, etnik kimliği veya kökeni ne olursa olsun, her insan yaşam hakkına sahip olmalı. Adalet, sadece belli bir kesime sunulacak bir lütuf değil, herkes için değişmez bir hak olmalıdır.
Emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun. ( bütün kadınlar emekçidir)
Kadınlar Günü’nde, Gücün ve Devrimin Adı: Kadın
Asaldır kadın, kendinden başka hangi kudret onu bölebilir? Ama her bir parçası, bir diğerine güç kattığında; işte o zaman, bu birleşen güç karşısında her şey etkisiz kalır. Kadınlar, yalnızca bağımsızlıklarıyla değil, toplumsal dönüşümü sağlayan kolektif güçleriyle de dünyanın en büyük değişim dinamiklerinden biridir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kadınların özgürlüğü ve eşitliği konusunda devrim niteliğinde adımlar atmıştır. O, kadınların yalnızca ailede değil, toplumsal yaşamda da söz sahibi olmaları gerektiğine inanmış ve bu inancı hayata geçirebilmek için yasalarla, eğitimle, toplumsal algıyla mücadele etmiştir. Atatürk’ün “Kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahip olmalı ve toplumsal yaşamda yer almalıdır.” sözü, sadece bir dönem için değil, bir bütün insanlık için önemlidir.
Kadın, toplumun temel taşlarını oluşturur. Eğitimde, sanatta, siyasette, her alanda varlığını hissettiren kadının gücü, aynı asal sayının benzersizliği gibi biriciktir. Onu bölebilen, parçalayan bir kudret yoktur. Kadın, tıpkı asal sayı gibi yalnızca kendisiyle anlamlıdır. Ancak bir araya geldiğinde, her biri bir diğerine güç katacak şekilde birleşirse, toplumları dönüştürür ve her türlü engeli aşar.
Bugün, Atatürk’ün öncülüğünde kazandığımız hakları kutlarken, aynı zamanda kadınların gücünü, varlığını ve özgürlüğünü kutluyoruz. Toplumların aydınlanmasında, en büyük değişim güçlerinden biri yine kadınlardır. Her bir kadın, kendi özgünlüğüyle ama aynı zamanda bir araya gelerek daha büyük bir gücün parçası olma potansiyeline sahiptir.
Kadınlar Günü, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir hatırlatmadır. Evet, kadınlar asaldır; biz bir araya geldiğimizde ortaya çıkan güç ve kudretli duruş engelleri aşacak. Ve “Hep birlikte güçlüyüz”
Yürüyorum irili ufaklı çakıl taşları ayakkabımın içine girse de. Bir süre yürüyor sonra duruyorum. Acıyor ayaklarım. Temizleyip yola devam ediyorum. Bazen pabuçlarım sıçratıyor başıma vuruyorlar ama Allahtan aklıma kadar giremiyorlar. Yoksa sadece okşasam geçmezdi. Yorgunluktan değil ama uyutuyorum bazen aklımı çünkü, onu seviyorum. Sonra yola yeniden düşüyorum. Düşlerim daha dinç, daha diri… hep çakıl taşlı yollardan geçtim asfalt yolda hiçbir şey yoktu. Her şey herkes birbirinin aynısı. Varış noktaları önceden belirlenmiş. Yol kenarındaki ağaç bile artık büyüyeceği kadar büyümüş. Evlerin çatıları aynı kiremitlerle döşenmiş. Oysa taşlı yollar öyle mi? Daha keşfetmediğim ağaçlar, çatısı olmayan evler, keşfedilmemiş çocuk oyunları var o yollarda. Bazen tam kalbimin üzerine de sıçrasa taşlar, yürüyorum ben hep yürüyorum. Kanayan yürekler uğruna hep yürüyorum…
Herkesin hayatından uğurlayamadığı birileri zamandan geçip gitmiştir. Ve giderken bizlere bir gül bırakmışlardır. O gül sonsuza kadar rayihasıyla hayatımıza eşlik eder.
Rüzgâr, isimsiz kahramanların
son nefesini taşır hâlâ.
Ve deniz, dalgalarına fısıldar:
“Çanakkale geçilmez…
Aslı Birer
?si=IdlPH8q_dR5TAlb6
Su içine girdiği kabın şeklini alsa da, orada tutmaya kimsenin gücü yetmez. Eninde sonunda buhar olur uçar.
Aslı Birer
KADINI ÖLDÜRMEK SADECE HUKUKİ DEĞİL, İNSANLIK DAVASIDIR.
Yürekli kadınlar gerek bana
Ellerimi, ellerinde ısıtan
Duyamadan kaybolan,
Herbirinin çığlığı yağmur sanki,
gözlerimden damlayan,
Öyle ki,
İçimde gök gürlüyor,
Soğuk yüzlerindeki baharlarından
Yağıyorum topraklarına
Tut ellerimi.
Aslı Birer
İnsanca yaşamak hakkı.
Ölüm, bir mezhebin kaderi olmamalı. İnancı, etnik kimliği veya kökeni ne olursa olsun, her insan yaşam hakkına sahip olmalı. Adalet, sadece belli bir kesime sunulacak bir lütuf değil, herkes için değişmez bir hak olmalıdır.
Sessizlik, zulme ortak olmaktır.
Aslı Birer
Emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun.
( bütün kadınlar emekçidir)
Kadınlar Günü’nde, Gücün ve Devrimin Adı: Kadın
Asaldır kadın, kendinden başka hangi kudret onu bölebilir? Ama her bir parçası, bir diğerine güç kattığında; işte o zaman, bu birleşen güç karşısında her şey etkisiz kalır. Kadınlar, yalnızca bağımsızlıklarıyla değil, toplumsal dönüşümü sağlayan kolektif güçleriyle de dünyanın en büyük değişim dinamiklerinden biridir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kadınların özgürlüğü ve eşitliği konusunda devrim niteliğinde adımlar atmıştır. O, kadınların yalnızca ailede değil, toplumsal yaşamda da söz sahibi olmaları gerektiğine inanmış ve bu inancı hayata geçirebilmek için yasalarla, eğitimle, toplumsal algıyla mücadele etmiştir. Atatürk’ün “Kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahip olmalı ve toplumsal yaşamda yer almalıdır.” sözü, sadece bir dönem için değil, bir bütün insanlık için önemlidir.
Kadın, toplumun temel taşlarını oluşturur. Eğitimde, sanatta, siyasette, her alanda varlığını hissettiren kadının gücü, aynı asal sayının benzersizliği gibi biriciktir. Onu bölebilen, parçalayan bir kudret yoktur. Kadın, tıpkı asal sayı gibi yalnızca kendisiyle anlamlıdır. Ancak bir araya geldiğinde, her biri bir diğerine güç katacak şekilde birleşirse, toplumları dönüştürür ve her türlü engeli aşar.
Bugün, Atatürk’ün öncülüğünde kazandığımız hakları kutlarken, aynı zamanda kadınların gücünü, varlığını ve özgürlüğünü kutluyoruz. Toplumların aydınlanmasında, en büyük değişim güçlerinden biri yine kadınlardır. Her bir kadın, kendi özgünlüğüyle ama aynı zamanda bir araya gelerek daha büyük bir gücün parçası olma potansiyeline sahiptir.
Kadınlar Günü, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir hatırlatmadır. Evet, kadınlar asaldır; biz bir araya geldiğimizde ortaya çıkan güç ve kudretli duruş engelleri aşacak.
Ve “Hep birlikte güçlüyüz”
Aslı Birer
Yürüyorum irili ufaklı çakıl taşları ayakkabımın içine girse de. Bir süre yürüyor sonra duruyorum. Acıyor ayaklarım. Temizleyip yola devam ediyorum. Bazen pabuçlarım sıçratıyor başıma vuruyorlar ama Allahtan aklıma kadar giremiyorlar. Yoksa sadece okşasam geçmezdi. Yorgunluktan değil ama uyutuyorum bazen aklımı çünkü, onu seviyorum. Sonra yola yeniden düşüyorum. Düşlerim daha dinç, daha diri… hep çakıl taşlı yollardan geçtim asfalt yolda hiçbir şey yoktu. Her şey herkes birbirinin aynısı. Varış noktaları önceden belirlenmiş. Yol kenarındaki ağaç bile artık büyüyeceği kadar büyümüş. Evlerin çatıları aynı kiremitlerle döşenmiş. Oysa taşlı yollar öyle mi? Daha keşfetmediğim ağaçlar, çatısı olmayan evler, keşfedilmemiş çocuk oyunları var o yollarda. Bazen tam kalbimin üzerine de sıçrasa taşlar, yürüyorum ben hep yürüyorum. Kanayan yürekler uğruna hep yürüyorum…
Aslı Birer
Hadi artık kaldır gözlerini ve içindeki kişiye bak.
İnsanlık için faydalı olanlar sadece kendini tanıyanlardır.
Aslı Birer
Bana bir gül ver dünya, bana bir gül ver de çocuklar salıncağa binebilsinler. Bana bir gül ver de, gülsün yüzler, o güzel gözler…
Herkesin hayatından uğurlayamadığı birileri zamandan geçip gitmiştir. Ve giderken bizlere bir gül bırakmışlardır. O gül sonsuza kadar rayihasıyla hayatımıza eşlik eder.
?si=fBl9fuvhsLw8ctmU
Bu yolculuğun sonunda bir şey beklemiyordu. Yalnızca yolculuğun kendisi önemliydi.
Ayn Rand