Kültür Sanat Edebiyat Şiir

tarkovsky sizce ne demek, tarkovsky size neyi çağrıştırıyor?

tarkovsky terimi Xxxxx Xxxx tarafından 12.01.2004 tarihinde eklendi

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz30.03.2007 - 07:41

    '...sinema diline getirilen bir yenilik herkesçe kullanılan,sıradan bir orta malına dönüşmeden önce,bir sanatçının dünyaya getirdiği kendi yorumunu ancak bu dil aracılığıyla olabildiğince kapsamlı yansıtabileceği,yalnızca bu dilin doğal ve yegane olanak olduğu kanıtlanmalı,yani her şeyden önce bu yenilik kendini kanıtlamalı...Bir sanatçı yalnız estetik kaygılarla yeni uygulama tarzları peşinden koşmaz...O,daha çok,yaratıcının gerçekliğe olan ilişkisini en uygun biçimlerde şekillendirecek araçları büyük acılara katlanma pahasına bulma derdindedir...'

  • Lanet Herif
    Lanet Herif22.03.2007 - 23:33

    sinema tarihinde önemli bir yere sahip olmak.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz22.03.2007 - 23:18

    '...görüntü kavramsal,spekülatif bir kalıba ne kadar az sokulursa asıl amacına o kadar yaklaşır...'

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz22.03.2007 - 22:40

    '...bir filmde görüntü,kişinin bir nesne hakkındaki duygularını bir gözlem olarak sunabilme yeteneğine dayanır...'

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz28.01.2007 - 02:28

    '...oyuncunun maddi-manevi,duygusal ve düşünsel yapısına uygun olarak yalnızca kendine özgü olan bir ruhsal konumu,yalnızca kendine özgü bir biçimde ifade etmesi çok önemlidir...Bunu nasıl yaptığı hiç fark etmez...Bence bir oyuncu,kişiliğinin gerçek bir parçası olan belli bir ruh haline sahipken ona başka bir ifade tarzını benimsetmeye hiç hakkımız yoktur...Her insan aynı olayı kendine özgü,tekil bir biçimde yaşar...Üzüntü ve karamsarlık dolu insanların bir kısmı 'içlerini dökmeye',kendilerini açmaya çalışırken,diğer bir kısmı da acılarıyla yalnız kalmak isterler...'

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz31.10.2006 - 16:09

    'Her sanatçı az çok aynı kaynaktan su içer...'

  • Cengiz Bakar
    Cengiz Bakar03.10.2006 - 03:01

    Andrei Tarkovsky, 1932 yılında Moskova'da büyük Rus Şairi Arseniy Tarkovsky'nin oğlu olarak doğdu. Tarkovsky filmleri otobiyografik özellikleriyle büyük zenginlik içerirler. Bunda babasının şair olmasının ve 7 yaşından itibaren müzik eğitimi almasının önemi büyüktür.

    Tarkovsky sinema eğitimini Moskova'da Devlet Sinema Okulunda aldı. 'Yol Silindiri ve Keman', 1960 yılında Sinema Okulu için yaptığı diploma filmi aynı zamanda ilk filmi ve tamamen Sovyet topraklarında geçen tek filmidir Tarkovsky'nin. Moskova'da çekilen filmin, harici mekanlarında bina imgelerinin ağır bastığı görülmektedir. Film, erkek bir müzisyen ile silindir şoförünün karşılaşma hikayesini anlatır. İşleyiş tarzı olarak duygusal görünen film, Tarkovsky'nin renkli olarak çektiği tek filmidir. İlk konulu uzun filmine 'İvan'ın İhtirasları' adıyla başlayan yönetmen, filmi 1961 yılında 'İvan'ın Çocukluğu' ismiyle bitirmiştir.

    'Andrei Tarkovsky' adını uluslararası arenada duyuran ilk film 'İvan'ın Çocukluğu'dur. Öksüz bir çocuğun İkinci Dünya Savaşı sırasında başından geçenleri anlatan film, Venedik Film Festivalinde, Altın Arslan Ödülünü başka bir filmle paylaşır.

    'Yol Silindiri ve Keman'daki görsel zaaflar 'İvan'ın Çocukluğu'ndan itibaren düşünceli peyzajlarla yerini sınırsız bir doğaya sahip görselliğe bırakır.

    1966'da 'Andrei Rublev'i çeken Tarkovsky, bu filmiyle komünist yönetimin tepkisini çekti. Filmin SSCB'de gösterimine, 1967 Cannes Film Festivali'nde ödül kazandıktan 1 yıl sonra izin verildi. Andrei Rublev, Eisenstein'in ölümünden beri durgun olan Sovyet sinemasında bomba etkisi yarattı. Ama şunu da belirtmek gerekir ki, bu filmin dönemin gözde akımlarıyla bir ilgisi yoktu.

    Tarkovsky, 1972'de Stonislov Lem'in eserinden uyarlayarak çektiği ve kendi ifadesi ile bilim-düşlem olan 'Solaris'adlı filminde hayatın anlamını araştıran yolculuğuna çıktı. Bu film, ünlü yönetmen Stanley Kubrick'in bilim kurgu filmi '2001 Uzay Yolu Macerası'na doğulu bir cevap olarak nitelendirilir. Tarkovsky diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de şiirsel öğelere yer vermişti ve Solaris gezegeninin sonsuz koridorlarında, sonluluk - sonsuzluk, varlık - yokluk gibi insanın varoluşsal gayelerine ilişkin sorularına cevaplar arıyordu.

    Tarkovsky, 1975'te yönettiği 'Ayna'da yansıma ve hafıza olgularını çıkış noktası yaparak, çocukluk ve ilk gençlik yıllarına, bilinç altı derinliklerine, düşlerine ışık tuttu. Filmde Tarkovsky'nin kahramanları, dünyayı kişisel kökenlerinde öğrenmeye başlıyorlar. Çocuklukları hatırlayamayacakları kadar sönük bir neşeyle geçmiş ve bu onları yetişkinliklerinde duygusal açıdan yetim bırakmış.

    Tarkovsky'nin 1979'da çektiği 'Stalker - İz Sürücü' adlı filmi, meteor düşen yasak bir bölgeye keşif yapan bir kılavuz, bir ressam ve bir edebiyatçının yolculuğunu konu ediyor.Tarkovsky'nin kahramanı ruhani bir yolculuğun içindedir. Kavrayışa, iletişime ulaşmak için yapılan bu yolculuklar zaman ve mekan içinde yapılır. Ayrıca bu yolculuklar Tarkovsky'nin iç alemine yaptığı yolculuklardır ve sürgünde geçirdiği yılları da hatırlatır. Yolculuğun sonunda doğru yoldan ulaşılmayan bölgenin merkezinde gerçek arzularımızın açığa çıkacağı ve gerçekleşeceği esrarengiz bir oda bulunur.

    Tarkovsky 1982'de, kendine has sinema anlayışının doruklarından biri olarak görülen 'Nostaljiya' filmini çekti. Son filmi 'Kurban'ı, 1986'da İsveç'te çekti. 'Kurban' teknolojik burjuva uygarlığına ve trajik dünya görüşüne yönelttiği destansı bir eleştiri niteliğindedir. Tarkovsky bu filmde bireyin kendi hayatıyla hesaplaşmasını anlatır. 'Kurban' şahsi ve tarihi perspektiflerden dünyaya dair zihni ve manevi yansıtmalar dahil, Tarkovsky'nin film kariyerinde ele aldığı tüm konuların, temaların çoğunu topladığı 'son' filmidir. Gerçeklik ve düşlerin çatışmasıyla birleşen görsel imgeler çerçevesinde insanın mevcudiyeti üzerinde, kişinin kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla ilişkisinde insan ruhu üzerinde odaklaşarak felsefe yaptığı 'Kurban' filmi 'Stalker' ve 'Nostaljiya' ile başlayan görsel geleneğin bir uzantısıdır.

    Andrei Tarkovsky 29 Aralık 1986'da öldü. Ölümünün üzerinden geçen bu süre zarfında klasik satatüsünü elde etti. 'Andrei Rublev' 1995 BBC 100'de yer alan tek Rus filmiydi. Dünyadaki en iyi eleştirmenlerin hazırladığı listede 'Andrei Rublev' birinci sıradaydı. Sinema eleştirisi açısından hazırlanan listelerin ilk onunda ise hem 'Andrei Rublev' hem de 'Ayna' vardı. Umarız artık bilinçli seyirciler, Tarkovsky gibi zirveye çıkmış sinemacılara hakettiği ilgiyi gösterirler.

    Andrei Tarkovsky Filmleri
    Kurban (1986)
    The Sacrifice
    Yönetmen, Senarist

    Nostalji (1983)
    Nostalghia
    Yönetmen, Senarist

    Stalker (1979)
    Yönetmen, Senarist

    Ayna (1975)
    The Mirror
    Yönetmen, Senarist

    Solaris (1972)
    Yönetmen, Senarist

    Andrei Rublev (1969)
    Yönetmen, Senarist

    İvan'ın Çocukluğu (1962)
    My Name Is Ivan
    Yönetmen, Senarist

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz20.09.2006 - 17:32

    '...buna karşılı enstrümantal müzik o kadar özgün bir sanat dalıdır ki,onu filmin organik bir parçası olarak filmle bütünselleştirmek oldukça zordur.Bu yüzden onu kullanmak aslında her zaman bir tavizdir; o hep ilüstratiftir.Ayrıca elektronik müzik bir filmin ses düzeni içinde kaybolabilir,kendini görüntülerin ardına gizleyebilir,bir tür belirsiz bir şey olarak yansıyabilir.Kendini tıpkı doğanın sesiymişçesine,belirsiz duyguların işareti olarak sunulabilir,ama bir insanın nefes alışını da taklit edebilir.Ben bu belirsizliği seviyorum işte.Ses hep ortalarda bir yerlerde yüzmelidir,ister müzik,ister bir konuşma ya da yalnızca bir rüzgar şeklinde olsun,hiç önemli değil.'

    (aklıma hemen lynch geldi)

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz13.09.2006 - 02:16

    'Benim için 'fikri bunalım' her zaman bir sıhhat belirtisi olmuştur.Zira bence,'fikri bunalım' kendini bulma,yeni inançlara kavuşma çabasıdır.Fikri bunalıma,fikri sorunlarla yüzyüze gelmekten çekinmeyen herkes,eninde sonunda düşmek zorundadır.Başka türlü olması da beklenebilir mi? Hayatın uyumsuzluklarla dolu olmasına mukabil ruhumuz uyum diye yanıp tutuşmaz mı? İşte bu çelişki,hareketin uyarıcısı,ama aynı zamanda da acılarımızın ve umutlarımızın kaynağıdır.Bizim fikri derinliğimizin,manevi olanaklarımızın onayıdır.'

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz10.09.2006 - 07:56

    '...varoluşun bütünüyle ilgili genel bir hüzünden kaynaklanan o özleme,nostaljiye kendini kaptırmış bir insanın...'