aziz nesin sığındığı yer olan BBP teşkilatına Muhsin yazıcı oğlunun izin irade ve hem emir ve tavsiyesi ile ve rahmet nazarıyla alınarak çıkıp televizyona medeni bir insan gibi teşekkür dahi edemeyen tarifi imkana sığmayan bir canlıdır. hala yaşıyorsa tabii.
Şimdi kentlerin yalın-kılıç yalnızlığındasın Geçtiğin kırmızı, durduğun yeşil… Unutulmasın Dimdik önündesin bir fotoğraf karesinin O fotoğrafta hiç sarı kullanılmasın
Aziz Nesin 11 yaşında hafızdı, Kuran'ı ezbere biliyordu ve sağlam bir din eğitimi almıştı...
1935'de Kuleli Askeri Lisesini, 1937'de Ankara'da Harp Okulunu bitirip asteğmen oldu, üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullandığı.." suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı... Çünkü ordu malzemesini ihtiyacı olan bir köylüye vermişti.
12 Ağustos 1947'de 10 ay ağır hapis ve 3 ay 10 gün de Bursa'da "emniyet-i umumiye nezareti" altında bulundurulma cezasına çarptırıldı...
Çok aç kaldı, hatta Bursa'ya sürgüne gönderildiğinde geceleri çöp karıştırıp sebze meyve bulmaya çalıştığı zamanlar bile oldu, bir zaman geldi dünyanın en çok kazanan yazarları arasına girdi.
Hiç çalmadı, hiç arabası olmadı...
Şehirde bir minibüs ya da bir belediye otobüsünde görebilirdiniz onu...
Yaşadığı süre içerisinde yüzlerce çocuğa; yeme, içme, barınma, giyinme, okuma vs. tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde baktı...
Yazdığı kitaplar sayesinde, devletten hiç destek almadan bir vakıf kurdu ve o vakıf halen devam etmekte.
Oğlunun gemisi, uçağı yoktur...
Yetiştirdiği çocuklara hiç bir şekilde tacizde bulunmamıştır, mezarı vakfın bahçesindedir... Üstünde çocuklar oynasın diye yeri belli değildir.
İki çicek büyütüyorum penceremde Biri gürültülü kokusuyla fesleğen Bir de haykıran moruyla menekşe Suladıkça diyorlar ki bana sessizce Aşkı tutsak edersen Suların ışıklı türküsünü Bir daha taşıyamazsın çiçeklere Adnan Yücel Rüzgarla Bir
Göçebe bir paryayız sanki Nerede konaklasak kesik bir kol gibiyiz Kimseler bilmiyor bu susuşlar nereli Bir kilim deseni anımsatıyor çocuklara Nüfusa kayıtlı olduklan yeri..
Tanrı Baba, bir sabah uyanınca, Biz insanları düşündü nasılsa, Gitti pencereye: "Kim bilir, dedi; Belki o gezegen yok oldu gitti. Ama baktı, uzakta, çok uzakta, Bir köşecikte fır dönüyor dünya. Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı, Alsın vallahi bir şey anlıyorsam Bu dünyalıların tutumlarından.
Ey benim minnacık yaratıklarım, Ak ve kara, donuk ve yanıklarım, Dedi Tanrı, en babacan haliyle; Sizi ben yönetiyormuşum sözde. Oysa, görüyorsunuz, Allah'a şükür, Benim de sürüyle bakanlarım var, Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı, Alsın vallahi, çocuklar, bu bakanları İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.
Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size? Güzel güzel yaşayasınız diye. Nasıl olur da siz benim inadıma Orduların Tanrısı dersiniz bana? Ne yüzle adımı alıp dilinize Top atarsınız birbirinize? Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı; Alsın vallahi, çocuklar, bir tek Orduyu kumanda ettiysem bugüne dek.
Şu süslü püslü zibidilerin işi ne Yaldızlı tahtlar üstünde? Nedir o kasılmaları, böbürlenmeleri? Beslediğimiz bu karınca beyleri Sözden benden kutsal haklar almışlar Benim inayetimle kral olmuşlar Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı; Alsın vallahi, benden geldiyse eğer Sizleri böyle kötü yönetenler.
Hiç bana kızmayın artık, çocuklar; Temiz yürekli olun, bana yeter. Sevişin, güle oynaya yaşayın, Sizi yakar makarım diye korkmayın Kralına da, yobazına da basın kalayı... Ama keselim, Allahaısmarladık Curnalcılar duyarsa yandık Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı Alsın vallahi, o yüzsüz herifleri Sokarsam kapımdan içeri.
madem biz yok iken var edildik ki bizim gibi yani insan gibi hayattar makineyi tarifi imkansız olan sanat eserini hem ihya eden hem inşa eden hem yeri geldiğinde dünyaya hükümdar eden ve etmiş olan zat hiç şüphe yok ki seni isterse hükümdar emir reis edebileceği kudrettedir ki aynı zamanda seni aciz zayıf çelimsiz hor ve hakir edebilir.hatta senin bedeninin hayatına hiç mukavemet dahi edemeceyecek derecede nihayet vere bilir.zira sana hem hayat hem can veren o dur ki emanetini bir gün geri alacağı kati dir.numuneleri sorarsan senden önceki vefat eden atalarına bak madem atalarını dahi unuttun hiç olmazsa kabirlere bak ziyaretçisi ol ibret al zira onlar da bir zamanlar senin gibi cocuktular evlattilar ve hatta yoktular şimdi mi evet şimdi biz varız nasıl ki onlar gittiler gitmek zorundaydılar zira can emanettir emaneti malikine ister istemez iade etmek zorunda kaldılar. o zaman Allah'a kulluk vazifeni ifa ve eda etmeye bak zira emaneten duran canın hem ziyan olmasın hem gerçek sahibine itiraz etmesin ki haddini bilsin eğer ki emaneten duran canın kim oluyor ki efendisine boyun eğmesin .
vazgeçiş diğerinin daha üstün olduğunun ispatıdır. para için vazgeçersen senin için para merkezli hayat vardır ki mazallah önceden zaten paran yoktu yani yoktan gelmiş idin para için vazgeçilmez. makam ve itibar için vazgececeksen zaten makamın da yok idi doğarken makamla doğmadin ki bence vazgeçme.:))
Özsaygısı yüksek kimseler başkalarına saygı gösteriyor, çabalarına değer veriyor ve hatalarına daha insancıl yaklaşıyor. Değersizlik hisleri olanlar ise sürekli başkalarını aşağılayarak vasat konumunu bir tık daha yukarıda göstermeye çalışıyor. Sahte çan eğrisi & curve sistemi.
yalnız Allah'a kul olmak bir ayrıcalık ve lütuf İzzet ve ikramı ilahidir hem rahmettir hem merhamettir hem af ve rızadır hem şereftir hem de bu asrın en şerefli madalyasıdır hem diğer put ve putcuklara hem de tüm inkarcılara ve tüm inkarcıları lider sayan zihayatlara bir meydan okumadır bizim kalbimizi hidayetine açan ve inkardan beri kılıp bedenimizi zikrine amade eden başımızı yalnız kendisine secdeye layık ve bu nedenle bizi şerefli ve aziz kılan bütün İzzet ve şerefin sahibi olan Allah'a ezelden ebede şükürler olsun amin. tüm müminlerin gelecek bayramını hayır huzur içinde geçirmesini dilerim.bayrama hayırla kavuşmak dileğiyle.
Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla
LE İLAHE İLLALLAH LE İLAHE İLLALLAH LE İLAHE İLLALLAH
MÜNTAKİM
BİZ YERYÜZÜNE İNDİKÇE SİZ KÜFFAR EHLİ AĞZI AÇIP GÖKYÜZÜNE BAKACAKSINIZ.
EL YEVMU TENŞÜRU SADEKEL KÜFFARİ
KERKUK İÇİMİZDE KUDÜS İÇİMİZDE BİZ KAYYBETMEDİK SADECE MOLA VERDİK:))
KUDUS VE KUDDÜS
evvel ahir dünya Türkün OLACAK
aziz nesin sığındığı yer olan BBP teşkilatına Muhsin yazıcı oğlunun izin irade ve hem emir ve tavsiyesi ile ve rahmet nazarıyla alınarak çıkıp televizyona medeni bir insan gibi teşekkür dahi edemeyen tarifi imkana sığmayan bir canlıdır. hala yaşıyorsa tabii.
Şimdi kentlerin yalın-kılıç yalnızlığındasın
Geçtiğin kırmızı, durduğun yeşil… Unutulmasın
Dimdik önündesin bir fotoğraf karesinin
O fotoğrafta hiç sarı kullanılmasın
İyi çocuk ol, acınla büyü… Unutulmasın…
Ahmet Erhan
Aziz Nesin 11 yaşında hafızdı, Kuran'ı ezbere biliyordu ve sağlam bir din eğitimi almıştı...
1935'de Kuleli Askeri Lisesini, 1937'de Ankara'da Harp Okulunu bitirip asteğmen oldu, üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullandığı.." suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı...
Çünkü ordu malzemesini ihtiyacı olan bir köylüye vermişti.
12 Ağustos 1947'de 10 ay ağır hapis ve 3 ay 10 gün de Bursa'da "emniyet-i umumiye nezareti" altında bulundurulma cezasına çarptırıldı...
Çok aç kaldı, hatta Bursa'ya sürgüne gönderildiğinde geceleri çöp karıştırıp sebze meyve bulmaya çalıştığı zamanlar bile oldu, bir zaman geldi dünyanın en çok kazanan yazarları arasına girdi.
Hiç çalmadı, hiç arabası olmadı...
Şehirde bir minibüs ya da bir belediye otobüsünde görebilirdiniz onu...
Yaşadığı süre içerisinde yüzlerce çocuğa; yeme, içme, barınma, giyinme, okuma vs. tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde baktı...
Yazdığı kitaplar sayesinde, devletten hiç destek almadan bir vakıf kurdu ve o vakıf halen devam etmekte.
Oğlunun gemisi, uçağı yoktur...
Yetiştirdiği çocuklara hiç bir şekilde tacizde bulunmamıştır, mezarı vakfın bahçesindedir...
Üstünde çocuklar oynasın diye yeri belli değildir.
titanik 2 zenginler 0
parasıyla ava atanların sonları ep aynı biter.....
İki çicek büyütüyorum penceremde
Biri gürültülü kokusuyla fesleğen
Bir de haykıran moruyla menekşe
Suladıkça diyorlar ki bana sessizce
Aşkı tutsak edersen
Suların ışıklı türküsünü
Bir daha taşıyamazsın çiçeklere
Adnan Yücel
Rüzgarla Bir
Birinciliği sana vermeyecekler kirletme kendini
Göçebe bir paryayız sanki
Nerede konaklasak kesik bir kol gibiyiz
Kimseler bilmiyor bu susuşlar nereli
Bir kilim deseni anımsatıyor çocuklara
Nüfusa kayıtlı olduklan yeri..
A. Hicri İzgören
Aşktan Alır Rengini,
"...n e y a p a l ı m / baribağışlayalım birbirimizi...."
TANRI BABA
Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa,
Gitti pencereye: "Kim bilir, dedi;
Belki o gezegen yok oldu gitti.
Ama baktı, uzakta, çok uzakta,
Bir köşecikte fır dönüyor dünya.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı,
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından.
Ey benim minnacık yaratıklarım,
Ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
Dedi Tanrı, en babacan haliyle;
Sizi ben yönetiyormuşum sözde.
Oysa, görüyorsunuz, Allah'a şükür,
Benim de sürüyle bakanlarım var,
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı,
Alsın vallahi, çocuklar, bu bakanları
İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.
Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
Güzel güzel yaşayasınız diye.
Nasıl olur da siz benim inadıma
Orduların Tanrısı dersiniz bana?
Ne yüzle adımı alıp dilinize
Top atarsınız birbirinize?
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı;
Alsın vallahi, çocuklar, bir tek
Orduyu kumanda ettiysem bugüne dek.
Şu süslü püslü zibidilerin işi ne
Yaldızlı tahtlar üstünde?
Nedir o kasılmaları, böbürlenmeleri?
Beslediğimiz bu karınca beyleri
Sözden benden kutsal haklar almışlar
Benim inayetimle kral olmuşlar
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı;
Alsın vallahi, benden geldiyse eğer
Sizleri böyle kötü yönetenler.
Hiç bana kızmayın artık, çocuklar;
Temiz yürekli olun, bana yeter.
Sevişin, güle oynaya yaşayın,
Sizi yakar makarım diye korkmayın
Kralına da, yobazına da basın kalayı...
Ama keselim, Allahaısmarladık
Curnalcılar duyarsa yandık
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi, o yüzsüz herifleri
Sokarsam kapımdan içeri.
Pierre-Jean de BÉRANGER
Kenan Heval sizin için ..
madem biz yok iken var edildik ki bizim gibi yani insan gibi hayattar makineyi tarifi imkansız olan sanat eserini hem ihya eden hem inşa eden hem yeri geldiğinde dünyaya hükümdar eden ve etmiş olan zat hiç şüphe yok ki seni isterse hükümdar emir reis edebileceği kudrettedir ki aynı zamanda seni aciz zayıf çelimsiz hor ve hakir edebilir.hatta senin bedeninin hayatına hiç mukavemet dahi edemeceyecek derecede nihayet vere bilir.zira sana hem hayat hem can veren o dur ki emanetini bir gün geri alacağı kati dir.numuneleri sorarsan senden önceki vefat eden atalarına bak madem atalarını dahi unuttun hiç olmazsa kabirlere bak ziyaretçisi ol ibret al zira onlar da bir zamanlar senin gibi cocuktular evlattilar ve hatta yoktular şimdi mi evet şimdi biz varız nasıl ki onlar gittiler gitmek zorundaydılar zira can emanettir emaneti malikine ister istemez iade etmek zorunda kaldılar. o zaman Allah'a kulluk vazifeni ifa ve eda etmeye bak zira emaneten duran canın hem ziyan olmasın hem gerçek sahibine itiraz etmesin ki haddini bilsin eğer ki emaneten duran canın kim oluyor ki efendisine boyun eğmesin .
vazgeçiş diğerinin daha üstün olduğunun ispatıdır.
para için vazgeçersen
senin için para merkezli hayat vardır ki
mazallah önceden zaten paran yoktu yani yoktan gelmiş idin para için vazgeçilmez.
makam ve itibar için vazgececeksen zaten makamın da yok idi doğarken makamla doğmadin ki
bence vazgeçme.:))
Özsaygısı yüksek kimseler başkalarına saygı gösteriyor, çabalarına değer veriyor ve hatalarına daha insancıl yaklaşıyor. Değersizlik hisleri olanlar ise sürekli başkalarını aşağılayarak vasat konumunu bir tık daha yukarıda göstermeye çalışıyor. Sahte çan eğrisi & curve sistemi.
Ezidiler...
"İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız biz."
yalnız Allah'a kul olmak bir ayrıcalık ve lütuf İzzet ve ikramı ilahidir hem rahmettir hem merhamettir hem af ve rızadır hem şereftir hem de bu asrın en şerefli madalyasıdır hem diğer put ve putcuklara hem de tüm inkarcılara ve tüm inkarcıları lider sayan zihayatlara bir meydan okumadır bizim kalbimizi hidayetine açan ve inkardan beri kılıp bedenimizi zikrine amade eden başımızı yalnız kendisine secdeye layık ve bu nedenle bizi şerefli ve aziz kılan bütün İzzet ve şerefin sahibi olan Allah'a ezelden ebede şükürler olsun amin. tüm müminlerin gelecek bayramını hayır huzur içinde geçirmesini dilerim.bayrama hayırla kavuşmak dileğiyle.
İsteyen çaresini, istemeyen bahanesini bulur.
Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu
Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla
Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu
Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla