Onu git Bilal e sor Üst üste rumuzlarımı pasiflemişken Benim tek rumuzum varken 3 rumuzu neden yeniden aktif hale getirmiş Bu benim suçum değil Bu pasifledikleri rumuzları aktif eden antonun bileceği iş Ben hiç bir zaman hiç bir gün rumuzlarımı gizlemedim
Bu arada kürsü hepinize güzel bir gün diliyorum. Cadı dikkatli uç sağa sola çarpma. Kürsüde ne güzel şeyler paylaşılmış bugün. Muammer Orak, Elif Key, Aşk Olsun , Miri Miran, Deli Ablam, Dostum Sanal teşekkürler hepinize.
Us'um Atölyem ben seni gördüğüm için fotoğraftaki resim senin yanında sönük kalır arkadaşım.;-) O bebe oradaki Amazon'un gerçek halini görmediğinden böyle cahil cahil konuşuyor işte .
- Mahallede bir çocuğu dövmüşler. + Bir şey yapmıştır da dövmüşlerdir. - Bir kadını da taciz etmişler + Gece vakti sokakta ne işi varmış - Aynı adamlar senin eve girmişler + Olmaz böyle şey! Kimse ses çıkarmayacak mı bu olanlara...
Bu şiirde aşka emanet edilenlere ve edene gelsin.. Sanalım sanada hayırlı istirahatler olsun dikkat et kendine sen bize lazımsın oh yee.. :)hepimizin Şiiri.. .. YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa... Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı bin kez kırdılar. yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz bin kez korkuya boğdular zamanı bin kez ölümlediler yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri suyun ayakları olmuştur ayaklarımız ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık törenlerle dikilirdik burçlarınıza. türküler söylerdik hep aynı telden aynı sesten, aynı yürekten dağlara biz verirdik morluğunu, henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz... Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne ne tan atışı doğumların sevincine ey bir elinde mezarcılar yaratan, bir elinde ebeler koşturan doğa bu seslenişimiz yalnızca sana yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler... Şiirler doğacak kıvamda yine duygular yeniden yağacak kıvamda. ve yürek, imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. ey herşey bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. ne kırlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demediler. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geri döndü uykusuna. Kainatın aşkın derin kımıldanışları içinde olduğunu, canlıların yalnızca bir melodinin nefes alışları sayesinde var olmaya çabaladığını kavradı. Kainat cezbe anında yaratılmıştı demek. (selahattin Yusuf, sirenleri taşa tutun s 144)
Arthur rimbaud ciddi bir edebiyat eğitimi görmemesine rağmen bir peygamberin rabbinden aldığı ayetleri vahiy yoluyla alıp nakletmesi gibi şiir söyledi. o da ilahi olandan beslendi
Ne İngiliz pamuğu, ne de Felemenk unu Ne tayfa patırtısı, ne başka derdim kaldı, Bitirdi yedekçiler ahret yolculuğunu, Özlediğim yerlere yelkenlerim açıldı.
Geçen kış, öfke ile çalkalanırken sular, Çocuk beyinlerinden daha dilsiz, sağır, ben Öyle koştum durdum ki, uğradığım adalar Yıldılar şamatadan, görkemli gürültüden.
Sabah, uyanışımı fırtınalar kutsadı, Mantar gibi, on gece dalgalarda oynadım, Ölüm kervanı sular beni durduramadı, Fenerlerin budala gözlerine bakmadım.
Çocuklar nasıl hazla elmayı ısırırsa Öyle iştahla doldu çam tekneme yeşil su, Üstüm başım, dümen, kanca, gemide, ne varsa Baştan başa kusmuk ve mavi şarap tortusu.
Sütbeyazım, yıldızlar akıyor her yanımdan, Denizin Şiirinde yumduğum günden beri. Kemirdiğim yeşil maviliğin solgun, hayran Boşluğuna bazen dalgın bir ölü inerdi.
Orada mavilikler, coşkular ve güneşin Parıltısı, ezgiler bir sönüp bir yanıyor. Telli sazlardan büyük, alkolden daha etkin Aşkın acı kızıllıkları mayalanıyor!
Bilirim nasıl döver kıyılan dalgalar, Şafağın güvercinler gibi coştuğu anı, Akıntı ne, hortum ne, gökler nasıl çatırdar, Ben gerçekte yaşadım düşlerde yaşananı.
Gizemli korkularla yüzünde benek benek, Güneşi gördüm, uzun, mor buzlarla ışıldayan, Ve dalgalar gördüm, usta oyunculara denk, Ürpertilerini çok uzaklara yansıtan.
Takılıp Meryemlerin gümüş ayaklarına Tıknefes denizlere açılan yeşil suyu, Azgın boğalar gibi sığ kayalara binen Hırçın çalkantıları izledim aylar boyu.
İnsan derisinden, panter gözlü çiçeklerle Donanmış Florida’ya oturmaz mı gemim! Dizginlerini germiş, sarmaş dolaş göklerle O renk renk ebem kuşaklamış ne diyelim? ..
Kaynayıp fokurdayan dev bataklıklar gördüm Çürümüştü içinde sazlarla Leviatan! Nice çökmüş limanlar, nice yıkıklar gördüm Nice obur burgaçlar çağlayanları yutan!
Gümüş güneş, buzullar, gökler, fildişi sular Karanlık bir körfezde gemim karaya vurdu, Tahtakurularının kemirdiği yılanlar Siyah kokularıyla dalları arıyordu!
Görsün istedim, görsün, çocuklar altın pullu Gümüş balıklarını o mavi dalgaların! Neler çektim anlatsın köpükler, çiçek dilli, Bir liman bulmak için eteğinde rüzgârın.
Bu uzun yolculuğun yorgun kurbanı deniz Ağlardı, ve ben gözyaşlarında sallanırdım, Sundukça sarı dişli, mor çiçeklerini, diz Çökmüş bir kadın gibi öyle kalakalırdım…
Ala gözlü, cırlak kuşlar çığlıklar atarak,, Dışkı yağmurlarıyla ada yakın diyordu, Boğulanları suda uykuya bırakarak Yelkenleri şişirmiş, gemim ilerliyordu! ..
Ben bir gemiyim yitik, saçlarında koyların Fırtınalarla kuşsuz göklere atılmışım, Yelkencisi Monitör Beylerin, Hans Beylerin, Esrik su kemikleri aramak değil işim:
Gökyüzünün kızaran duvar gibi damını Bendim, özgür, sislerde tütün içerek oyan, Tanınmış ozanlara güneşin cüzamım Gökyüzü sakağısı ve reçeller taşıyan:
Bendim, deniz ötesi gökleri kızgın temmuz Basma vura vura yıkıp çökerttiği an, Yüzümde ayça titreşimleri, bütün bir yaz Deniz aygırlarıyla mavi sularda koşan;
Nasıl da titriyordum, yüz elli mil öteden Şehvetli burgaçları fısıldayınca deniz Mavi durgunlukları ip gibi eğiren, ben, O eski Avrupa’yı ne aradım, bilseniz!
Adalar gördüm, adalar, yıldız yıldız yanan Sayıklayan gökleri açmış kapılarım: – Bu dipsiz gecelerde mi, ey Gelecek Zaman Uyur, sürgün edersin nice allın kuşları? –
Akşamlar ağlatıyor! Ağladım, çok ağladım! Ay ışığı insafsız, güneşim acımasız: Buruk aşklar uğruna uyuşuk, esrik kaldım, N’olur bu gemi batsın! Beni de alsın deniz!
Avrupa ‘da sevdiğim tek su var: kara, soğuk Akıyor yarıklardan, burcu burcu tan vakti Yüzdürüyor diz çökmüş hüzün dolu bir çocuk Kelebek kadar narin kağıttan gemisini.
Acılarda çalkalanıp güçsüz düştüm dalgalar! Pamuk tüccarlarına “hayır” diyor dümenim, Artık benim için ne bayrak, ne bandıra var, Bu öfkeli sularda ne de yüzebilirim.
Bizim kedi yakalamaya çalışırken az önce ilk defa sincap yavrusu gördüm elimle tam yakalıyacakken bi anda zıpladı ve kaçtı güzel ve ilginç şeyler de oluyor bazen böyle
2003 ten bu yana geliyorsa bu soru önemli bir şey olsa gerek Serbest kürsü yani herkesin kendi fikirlerini kolayca dile getirilebildiği bir şey demek olsa gerek
Gelmiş 3000 yaşına hala aşk . Bıraksın gençler yaşasın aşkı . 1000 yaşında bir sürü genc var :-) Hem ben ona son model süpürge alacam uzay teknolojisi kullanılarak yapılmış.
Onu git Bilal e sor
Üst üste rumuzlarımı pasiflemişken
Benim tek rumuzum varken 3 rumuzu neden yeniden aktif hale getirmiş
Bu benim suçum değil
Bu pasifledikleri rumuzları aktif eden antonun bileceği iş
Ben hiç bir zaman hiç bir gün rumuzlarımı gizlemedim
Abdullah artaç naber
21 yıldır bu sitedeyim
4 rumuzum var hepsini herkes bilir
Bi de beni Nergiz ner e benzetiyormuş
O kedi buraya gelecekkk
Bi de Nergiz ner e benzetiyormuş beni
O kedi buraya gelecekkk
vuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu
Evet
Benim Elif key olduğumu iddia eden şahıs
Her kimsen gel bana yaz
Kuytularda dedikodu yapma
Bekliyorum
Bu arada kürsü hepinize güzel bir gün diliyorum.
Cadı dikkatli uç sağa sola çarpma.
Kürsüde ne güzel şeyler paylaşılmış bugün.
Muammer Orak, Elif Key, Aşk Olsun , Miri Miran, Deli Ablam, Dostum Sanal teşekkürler hepinize.
Us'um Atölyem ben seni gördüğüm için fotoğraftaki resim senin yanında sönük kalır arkadaşım.;-)
O bebe oradaki Amazon'un gerçek halini görmediğinden böyle cahil cahil konuşuyor işte .
- Mahallede bir çocuğu dövmüşler.
+ Bir şey yapmıştır da dövmüşlerdir.
- Bir kadını da taciz etmişler
+ Gece vakti sokakta ne işi varmış
- Aynı adamlar senin eve girmişler
+ Olmaz böyle şey! Kimse ses çıkarmayacak mı bu olanlara...
o tiplere bir önerim olabilir sanırım evdeki şifonyer daha işlevseldir.
burdan kendisine selam olsun. buralardadır belki
güzel bir şiir adnan yücel benim üniversite de dersime girmişti.
Bu şiirde aşka emanet edilenlere ve edene gelsin.. Sanalım sanada hayırlı istirahatler olsun dikkat et kendine sen bize lazımsın oh yee.. :)hepimizin Şiiri..
..
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Adnan YÜCEL
Geri döndü uykusuna. Kainatın aşkın derin kımıldanışları içinde olduğunu, canlıların yalnızca bir melodinin nefes alışları sayesinde var olmaya çabaladığını kavradı. Kainat cezbe anında yaratılmıştı demek. (selahattin Yusuf, sirenleri taşa tutun s 144)
Gün aydı ben daha aymadım..güne güzel bir şarkıyla başlayalım..
Günaydın kürsümmm.. :))
...
Arthur rimbaud ciddi bir edebiyat eğitimi görmemesine rağmen bir peygamberin rabbinden aldığı ayetleri vahiy yoluyla alıp nakletmesi gibi şiir söyledi. o da ilahi olandan beslendi
günaydın serseri
Çığırtkan Kızılderililer çarmıha germiş,
Çakmış kanlı direklere yedekçilerimi,
Kendimi özgür ırmaklara kapıp koyvermiş
Gidiyorum sular alıp götürüyor beni.
Ne İngiliz pamuğu, ne de Felemenk unu
Ne tayfa patırtısı, ne başka derdim kaldı,
Bitirdi yedekçiler ahret yolculuğunu,
Özlediğim yerlere yelkenlerim açıldı.
Geçen kış, öfke ile çalkalanırken sular,
Çocuk beyinlerinden daha dilsiz, sağır, ben
Öyle koştum durdum ki, uğradığım adalar
Yıldılar şamatadan, görkemli gürültüden.
Sabah, uyanışımı fırtınalar kutsadı,
Mantar gibi, on gece dalgalarda oynadım,
Ölüm kervanı sular beni durduramadı,
Fenerlerin budala gözlerine bakmadım.
Çocuklar nasıl hazla elmayı ısırırsa
Öyle iştahla doldu çam tekneme yeşil su,
Üstüm başım, dümen, kanca, gemide, ne varsa
Baştan başa kusmuk ve mavi şarap tortusu.
Sütbeyazım, yıldızlar akıyor her yanımdan,
Denizin Şiirinde yumduğum günden beri.
Kemirdiğim yeşil maviliğin solgun, hayran
Boşluğuna bazen dalgın bir ölü inerdi.
Orada mavilikler, coşkular ve güneşin
Parıltısı, ezgiler bir sönüp bir yanıyor.
Telli sazlardan büyük, alkolden daha etkin
Aşkın acı kızıllıkları mayalanıyor!
Bilirim nasıl döver kıyılan dalgalar,
Şafağın güvercinler gibi coştuğu anı,
Akıntı ne, hortum ne, gökler nasıl çatırdar,
Ben gerçekte yaşadım düşlerde yaşananı.
Gizemli korkularla yüzünde benek benek,
Güneşi gördüm, uzun, mor buzlarla ışıldayan,
Ve dalgalar gördüm, usta oyunculara denk,
Ürpertilerini çok uzaklara yansıtan.
Uyanışını gördüm fosforların usulca
Karlı geceler gördüm, göz alan, boncuk boncuk
Nice besi suları gördüm düşümde, nice
Denizin gözlerine konan tatlı öpücük.
Takılıp Meryemlerin gümüş ayaklarına
Tıknefes denizlere açılan yeşil suyu,
Azgın boğalar gibi sığ kayalara binen
Hırçın çalkantıları izledim aylar boyu.
İnsan derisinden, panter gözlü çiçeklerle
Donanmış Florida’ya oturmaz mı gemim!
Dizginlerini germiş, sarmaş dolaş göklerle
O renk renk ebem kuşaklamış ne diyelim? ..
Kaynayıp fokurdayan dev bataklıklar gördüm
Çürümüştü içinde sazlarla Leviatan!
Nice çökmüş limanlar, nice yıkıklar gördüm
Nice obur burgaçlar çağlayanları yutan!
Gümüş güneş, buzullar, gökler, fildişi sular
Karanlık bir körfezde gemim karaya vurdu,
Tahtakurularının kemirdiği yılanlar
Siyah kokularıyla dalları arıyordu!
Görsün istedim, görsün, çocuklar altın pullu
Gümüş balıklarını o mavi dalgaların!
Neler çektim anlatsın köpükler, çiçek dilli,
Bir liman bulmak için eteğinde rüzgârın.
Bu uzun yolculuğun yorgun kurbanı deniz
Ağlardı, ve ben gözyaşlarında sallanırdım,
Sundukça sarı dişli, mor çiçeklerini, diz
Çökmüş bir kadın gibi öyle kalakalırdım…
Ala gözlü, cırlak kuşlar çığlıklar atarak,,
Dışkı yağmurlarıyla ada yakın diyordu,
Boğulanları suda uykuya bırakarak
Yelkenleri şişirmiş, gemim ilerliyordu! ..
Ben bir gemiyim yitik, saçlarında koyların
Fırtınalarla kuşsuz göklere atılmışım,
Yelkencisi Monitör Beylerin, Hans Beylerin,
Esrik su kemikleri aramak değil işim:
Gökyüzünün kızaran duvar gibi damını
Bendim, özgür, sislerde tütün içerek oyan,
Tanınmış ozanlara güneşin cüzamım
Gökyüzü sakağısı ve reçeller taşıyan:
Bendim, deniz ötesi gökleri kızgın temmuz
Basma vura vura yıkıp çökerttiği an,
Yüzümde ayça titreşimleri, bütün bir yaz
Deniz aygırlarıyla mavi sularda koşan;
Nasıl da titriyordum, yüz elli mil öteden
Şehvetli burgaçları fısıldayınca deniz
Mavi durgunlukları ip gibi eğiren, ben,
O eski Avrupa’yı ne aradım, bilseniz!
Adalar gördüm, adalar, yıldız yıldız yanan
Sayıklayan gökleri açmış kapılarım:
– Bu dipsiz gecelerde mi, ey Gelecek Zaman
Uyur, sürgün edersin nice allın kuşları? –
Akşamlar ağlatıyor! Ağladım, çok ağladım!
Ay ışığı insafsız, güneşim acımasız:
Buruk aşklar uğruna uyuşuk, esrik kaldım,
N’olur bu gemi batsın! Beni de alsın deniz!
Avrupa ‘da sevdiğim tek su var: kara, soğuk
Akıyor yarıklardan, burcu burcu tan vakti
Yüzdürüyor diz çökmüş hüzün dolu bir çocuk
Kelebek kadar narin kağıttan gemisini.
Acılarda çalkalanıp güçsüz düştüm dalgalar!
Pamuk tüccarlarına “hayır” diyor dümenim,
Artık benim için ne bayrak, ne bandıra var,
Bu öfkeli sularda ne de yüzebilirim.
Arthur rimbaud
Günaydın kursu bu da sabah sabah zihin jimnastiği türünden bı müzik
günaydınlar,herkesin kürsüsünün cemaati,gelen günün,yüreğinizin istediği herşeyi getirmesi dileğiyle,
Kaçtığım her yerde anneme yakalandım
Bulutları toplayın yağmurlara sığındım
Öyle çok açılmışım ki sokaklara sıkıştım
Kandırmış seni Deniz .
3000 yaşında ya . Babaannem ile yaşıt .:-)
Sen ona bence mısır hiyerogliflerinden oku .
Bizim kedi yakalamaya çalışırken az önce ilk defa sincap yavrusu gördüm elimle tam yakalıyacakken bi anda zıpladı ve kaçtı güzel ve ilginç şeyler de oluyor bazen böyle
2003 ten bu yana geliyorsa bu soru önemli bir şey olsa gerek
Serbest kürsü yani herkesin kendi fikirlerini kolayca dile getirilebildiği bir şey demek olsa gerek
Gelmiş 3000 yaşına hala aşk .
Bıraksın gençler yaşasın aşkı . 1000 yaşında bir sürü genc var :-)
Hem ben ona son model süpürge alacam uzay teknolojisi kullanılarak yapılmış.