Haklıydı belki de. Bunca zaman tek bir hamle yapma cesareti olmayan birini bırakıp ötelere gitmekte. Haksızdı kimine görede. Ondan bir ses çıkmadıysa bir selamı edip sorabilirdi nerde nasıldı. Hali niceydi. O bütün olanları zihninden geçirirken hayat kim haklının hesabını yapmadan tutmuştu bile ellerinden onun kalbinin. Kim haksız. Sende olsan senin kalbinin ellerini tutanın elini tutmaz mısın. Ben de öyle yaptım. P. Önalan:) Bir dakika hayat.
Gözlerinin içine bakıp tek bir sözünü bekliyorum. ‘Kal’ desen yanı başında kalacağım. Ayrılık havasının bizi sarıp sarmaladığı ızdırap dolu günler yaşıyorum. Benden daha az acı çekiyorsun demem, diyemem. Savaştığın durumları anlamaya çalışıyorum. Bir hançer yarası gibi yüreğimde açılan yara kabuk bağlamayacak biliyorum. Seninle geçen zamanlarda hazan uğramadı gönül bahçeme. Baharın tüm renklerini yaşadım. Zaman durdu, mekân durdu, yaşam herkesten ve her şeyden bağımsız sadece sana ve bana, bize aitti. Elim kolum bağlı çaresizce seni izliyorum. Gidişinin ardından nasıl bir enkaza dönerim, hissedebiliyorum. Ancak hayat her zaman mutluluğu vaat etmiyor. Belki de bir rüya gördük ve şimdi uyanmamız gerekiyordu. Ayrı ayrı köşelerde tariflendiremediğimiz bir acıyı sonuna kadar yaşıyoruz. Sana zerre kadar kızamam, buna hakkımda yok. Ancak böyle severken ayrılık düşüncesinin beni nasıl tükettiğini gördüm. Şimdi sensiz geçecek bir ömre tahammülüm yok. Ama gitme diye diretemem bunu kabullendim. Sana zerre kadar kırgınlığım olmayacak. Ama sensizlik fikri beni tüketiyor. Göz göre göre bu aşkın bitişini izlemek bir cinayet. ‘Haksızlık bu’ diye bağıra çağıra ağlamak istiyorum. Ömrüm; senin hatıranla geçecek bir yaşama adım adım ilerliyor. Ayaklarım titriyor, adım atarsam uzaklaşacağım kokundan, sesinden, gülüşünden ayrı kalacağım. Nasıl dayanırım, nasıl alışırım bilmiyorum. Tek bildiğim senin huzurunun, tebessümünün benim mutluluğumdan daha önemli olduğu. İçim yanarak, gözyaşlarıyla, mutluluğun için dua ederek, uğurluyorum seni. …
“Negatif insanlara maruz kalmak, radyasyona maruz kalmak gibidir; kısa süreli düşük dozlara dayanabilirsiniz; ancak sürekli maruz kalmak sizi öldürür.” T. S. Eliot.
İnsan batan güneşe sevinir mi? Karanlık olsun diye çehreler... Şu kahrolası boşluk devinimi. Güzelleştir çirkin olan herşeyi. Dümen, hepsi birer dümen. Gündüzü ispiyonlar geceler.
hayatta bi insanın sahip olmak isteyeceği hemen herşeye sahip olan dışardan bakılınca kusursuz görunen bi hayatı olan bi arkadaşım yine de benim ufak başarılarımı minik zarafetlerim giydiğim şeyleri vs bahane edip benimle rekabete giriyor.bu bana çok komik geliyor.ve ona üzülüyorum.bazı insanların hayatında hiç huzur yok.huzursuzluğu kıyafet gibi giymişler.
Kurtlar kışın aç kaldığında bir çember oluşturur ve avlarını beklermiş. Ancak kimi zaman kurtlardan biri zayıf düşermiş. İşte o vakit diğerlerinin de avı olurmuş.
Birbirini tanımayan iki kişi arasında sessizce yapılan anlaşmalar vardır. Sen bir şeye şahit olursun ve o kişi bunu bilir. Sonrasında göz göze gelinir ve bu iki kişinin de yüzünde hafif bir tebessüm oluşur, bu "seni anlıyorum" demenin başka bir yoludur
Çekip gitmek istediğim onlarca gecenin hepsinde Eğilir kulağıma uzaktaki bir melek Bekle der bana, duyarım, geçecek hepsi bekle Usul usul beklerim, bilirim geçecek hepsi Geçecek elbet hepsi, geçecek geçmesine de Bir de uykum gelse..
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.
suriyeli bi hasta acilde kaybolmuş.o sırada bi afgan hasta yakınına yol sormuş.afgan bunun suriyeli oldugunu anlayınca dolandırıp parasını almış sonrasında suriyeli kendi mahallesinde yaşayan başka bir afgana bu adamın evşni sormuş ve bi diğer pakistanlı komşuları ile afganlıları dövmeye gitmişler.bilin bakalım bu olay hangi ülkede geçiyor:)
Gidelim buradan... Burası bizim değil. Nasıl başederiz bu kadar saçmalıkla? Her şeye sıfırdan başlanabilecek bir yerlere gidelim
Haklıydı belki de. Bunca zaman tek bir hamle yapma cesareti olmayan birini bırakıp ötelere gitmekte.
Haksızdı kimine görede. Ondan bir ses çıkmadıysa bir selamı edip sorabilirdi nerde nasıldı. Hali niceydi.
O bütün olanları zihninden geçirirken hayat kim haklının hesabını yapmadan tutmuştu bile ellerinden onun kalbinin.
Kim haksız.
Sende olsan senin kalbinin ellerini tutanın elini tutmaz mısın.
Ben de öyle yaptım.
P. Önalan:)
Bir dakika hayat.
“yüreği soğuyanın savaşı biter” sezai karakoç
“Külli âtin karîb! / Her gelecek yakındır!”
Gözlerinin içine bakıp tek bir sözünü bekliyorum. ‘Kal’ desen yanı başında kalacağım. Ayrılık havasının bizi sarıp sarmaladığı ızdırap dolu günler yaşıyorum. Benden daha az acı çekiyorsun demem, diyemem. Savaştığın durumları anlamaya çalışıyorum. Bir hançer yarası gibi yüreğimde açılan yara kabuk bağlamayacak biliyorum.
Seninle geçen zamanlarda hazan uğramadı gönül bahçeme. Baharın tüm renklerini yaşadım. Zaman durdu, mekân durdu, yaşam herkesten ve her şeyden bağımsız sadece sana ve bana, bize aitti. Elim kolum bağlı çaresizce seni izliyorum. Gidişinin ardından nasıl bir enkaza dönerim, hissedebiliyorum. Ancak hayat her zaman mutluluğu vaat etmiyor. Belki de bir rüya gördük ve şimdi uyanmamız gerekiyordu. Ayrı ayrı köşelerde tariflendiremediğimiz bir acıyı sonuna kadar yaşıyoruz. Sana zerre kadar kızamam, buna hakkımda yok. Ancak böyle severken ayrılık düşüncesinin beni nasıl tükettiğini gördüm. Şimdi sensiz geçecek bir ömre tahammülüm yok. Ama gitme diye diretemem bunu kabullendim. Sana zerre kadar kırgınlığım olmayacak. Ama sensizlik fikri beni tüketiyor. Göz göre göre bu aşkın bitişini izlemek bir cinayet. ‘Haksızlık bu’ diye bağıra çağıra ağlamak istiyorum.
Ömrüm; senin hatıranla geçecek bir yaşama adım adım ilerliyor. Ayaklarım titriyor, adım atarsam uzaklaşacağım kokundan, sesinden, gülüşünden ayrı kalacağım. Nasıl dayanırım, nasıl alışırım bilmiyorum. Tek bildiğim senin huzurunun, tebessümünün benim mutluluğumdan daha önemli olduğu. İçim yanarak, gözyaşlarıyla, mutluluğun için dua ederek, uğurluyorum seni.
…
tahynanın datlısı güzel görunüüür
“Negatif insanlara maruz kalmak, radyasyona maruz kalmak gibidir; kısa süreli düşük dozlara dayanabilirsiniz; ancak sürekli maruz kalmak sizi öldürür.” T. S. Eliot.
İnsan batan güneşe sevinir mi?
Karanlık olsun diye çehreler...
Şu kahrolası boşluk devinimi.
Güzelleştir çirkin olan herşeyi.
Dümen, hepsi birer dümen.
Gündüzü ispiyonlar geceler.
Kötü kader diye birşey yoktur;
21. yüzyıl vardır
ve bu yüzyıl, yavrucuğum;
bir kelebeği bile intihar ettirebilir.
Jose Saramago
Bağıra bağıra susanlardansınız
hayatta bi insanın sahip olmak isteyeceği hemen herşeye sahip olan dışardan bakılınca kusursuz görunen bi hayatı olan bi arkadaşım yine de benim ufak başarılarımı minik zarafetlerim giydiğim şeyleri vs bahane edip benimle rekabete giriyor.bu bana çok komik geliyor.ve ona üzülüyorum.bazı insanların hayatında hiç huzur yok.huzursuzluğu kıyafet gibi giymişler.
Birileri ekmeğime yağ sürüyor farkında olmadan
Hayat bazen insanları, birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır
Bak bu yara annemden,
İşte bu babamdan,
Buradaki ilkokul öğretmenimden,
Haa şu en derin olan mı?
Onu ben açtım bilmeden.
En çok da o acıtıyor canımı,
En çok o kanıyor…
Nilgün Marmara
Kurtlar kışın aç kaldığında bir çember oluşturur ve avlarını beklermiş. Ancak kimi zaman kurtlardan biri zayıf düşermiş. İşte o vakit diğerlerinin de avı olurmuş.
Birbirini tanımayan iki kişi arasında sessizce yapılan anlaşmalar vardır. Sen bir şeye şahit olursun ve o kişi bunu bilir. Sonrasında göz göze gelinir ve bu iki kişinin de yüzünde hafif bir tebessüm oluşur, bu "seni anlıyorum" demenin başka bir yoludur
Hayatta en büyük zevk, başkasının yapamazsın dediğini yapmaktır
Çekip gitmek istediğim onlarca gecenin hepsinde
Eğilir kulağıma uzaktaki bir melek
Bekle der bana, duyarım, geçecek hepsi bekle
Usul usul beklerim, bilirim geçecek hepsi
Geçecek elbet hepsi, geçecek geçmesine de
Bir de uykum gelse..
Tırmanmayı göze aIan, zirvenin hazzını yaşar
Yüreğinde duygular tutuşuyorsa mevsim ilkbahar.
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun.
(BİRKAN KESKİN/ KARGO)
9 Eylül Türk ulusunun bağımsızlığına bağlılığının belgelerinden sadece biri. İzmir’in işgalden kurtulduğu kutlu gün kutlu olsun
Herkese selam,
Sana hasret...
Boethius: "İyileşmek istiyorsan yaranı açmalısın."
Schopenhauer: "Yara, kendi kendisini iyileştirir."
Mevlana: "Üzülme cancağızım! Her bir yara'dan haberdardır Yaradan"
Nietzsche: "Unutan iyileşir."
ben:yaranı kendin sar
hep derim.bi adam malsa o adam maldır.
suriyeli bi hasta acilde kaybolmuş.o sırada bi afgan hasta yakınına yol sormuş.afgan bunun suriyeli oldugunu anlayınca dolandırıp parasını almış sonrasında suriyeli kendi mahallesinde yaşayan başka bir afgana bu adamın evşni sormuş ve bi diğer pakistanlı komşuları ile afganlıları dövmeye gitmişler.bilin bakalım bu olay hangi ülkede geçiyor:)
#çöl şulesi yüreğine sağlık
Öyle bir tutkuluyduk ki hayata başlarken
Şimdiyse küçücük bir çiçek teselli ediyor bizi.....
Cezmi Ersöz ün şiirinden uyarlama....
Takipçi sayımda hala artış göremiyorum. Çok üzücü çok üzücü .