Hep başka şeyleri kendi gelişine bahane eder ölüm. İki yüzlüdür. Korkaktır. Alçaktır da bu yüzden. Üç kağıtçıdır hatta kimi zaman. Savaşlar, kazalar, hastalıklar... Hep bahane. Kendi başına kalkıp gelsede kolkola girip gitsek ya. Yok. Olmaz. Bahanelerin ardına sığınır. Bizi ala ala, bize baka baka bize mi benzedi, biz mi ona benzedik binyıllar içinde anlamadım. Var bu işte bir iş. Bir gün bahanesi kalmaz da kendini tadar mı, diyeceğim; Aklıma insanlar geliyor. Biz varken, ona yine bir şey olmaz herhalde. Onun bahanesi bitse, biz yenisini bulup buluşturur, yaratırız, yetiştiririz. Onu beceremezsek, birbirimizin bahanesi oluruz. Yaparız biz. Yapıyoruz da... Yoksa biz...!
UNUTMAYIN Kİ HER NEFİS ÖLÜMÜ BİR GÜN TADACAKTIR....BU BİR AYET-İ KERİME OLMASIYLA BIRLIKTE DÜNYADAKI HAYATIMIZDA MADDİ SEYLERIN boş oldugunu hatırlatan en BUYUK bır GERCEKTEN...PEYGAMBER EFENDIMIZ BILE BUYURUYOR KI::SIK SIK MEZARLIKLARA ZIYARETLERDE BULUNUN BULUNUN KI ÖLÜM AKLINIZA GELSIN...AKLINIZA GELIRDE KÖTÜ DAVRANISLARI TERKEDERSINIZ...
ölüm... zor ve yakıcı şu an benim için ölümü tanımlamak çünkü bir kez yaşanacak olanı tecrübeler olmadan anlatmak kalbe düşer genelde o yüzden ölüm kalbimdeki en karmaşık duygu ve fiili görüntü bazen günler azap döngüsüdür şuura bazense sonsuzluk hulyası işte tam bu dalga srtında tanımım şöyle olabilir.
ölüm ölüm dünyevi duygularla çok acı az talı ahiri duygular için az acı çok tatlı
Ölüm yenıden dogmaktır nasılkı dogmadan one anne karnında 9 ay 10 gun kalıyorsak ölmeden oncede dunyada belırlı bır sure buyuyup olurken aslında yenıden dogmus oluyoruz
İlk sevdiğim ve kaybettiğim adam geldi bir an gözlerimin önüne ‘Sarı Papatyam’ derdi bana Ona her gidişimde kapıyı açar gülümserdi gözlerime ‘Hoş geldin; sarıpapatyam, prensesim’ derdi… Şimdi bile her gidişimde o heyecanla gidiyorum. Kapıyı onun açmasını ve bana gülümsemesini ve de her zaman hayal kırıklığına uğruyorum… Yine yok ve bana yine bir başkası açıyor kapıyı. Her seferinde; aynı umutla, aynı heyecanla gidiyorsun. Ama o yok… Acı bir zaman sonra özleme dönüştürüyor, yokluğunu hissettikçe kanıyorsun. Kanasan da özlemekten başka çaren yok. Giden gitmiştir ve bu yolun dönüşü yoktur hiçbir zaman herkesin gideceği yol… Ölüm o kadar acı ki, hayat kadar…
bu dunyadakı sınavın bıtış zili....
Sonsuzluğa açılan kapı...
Hep başka şeyleri kendi gelişine bahane eder ölüm. İki yüzlüdür. Korkaktır. Alçaktır da bu yüzden. Üç kağıtçıdır hatta kimi zaman. Savaşlar, kazalar, hastalıklar... Hep bahane. Kendi başına kalkıp gelsede kolkola girip gitsek ya. Yok. Olmaz. Bahanelerin ardına sığınır. Bizi ala ala, bize baka baka bize mi benzedi, biz mi ona benzedik binyıllar içinde anlamadım. Var bu işte bir iş. Bir gün bahanesi kalmaz da kendini tadar mı, diyeceğim; Aklıma insanlar geliyor. Biz varken, ona yine bir şey olmaz herhalde. Onun bahanesi bitse, biz yenisini bulup buluşturur, yaratırız, yetiştiririz. Onu beceremezsek, birbirimizin bahanesi oluruz. Yaparız biz. Yapıyoruz da... Yoksa biz...!
En zor ayrılıktır ölüm...
Bir Gün
Yaptığın hatayı düzeltmez isen,
Bozarlar çapını,ezerler birgün.
Kendi kendini hesaba çekmezen,
Hesabı önüne dizerler birgün!
Kalbindeki kiri,pası silmezsen,
Rabb'imin çizdiği yolu bilmezsen,
Yetim,yoksulun hakkını vermezsen,
Payı bulunanlar üzerler birgün!
Malın ve mülkünle hep övünürsün,
Geçici varlığa ne sevinirsin?
Böbürlenme,yükseklerden inersin,
Senin de havanı bozarlar birgün!
Dünyada güzel mekanı seçersin,
Garibanı görmez,ezer geçersin.
'Haram,helal' demez,yer ve içersin,
Lokmayı hesaba yazarlar birgün!
Ölümü düşünmez,ibret almazsın,
Zevki sefadan hiç geri kalmazsın,
Zekat,rekat,vakitleri bilmezsin,
Ecel çukurunu kazarlar birgün!
Fatma Alageyik
dul karılarda ölümü tadacaktır.......))))
FANİ DEMEK,YANİ SONU OLAN,
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR,(HADİSİ ŞERİF)
yeniden doğuşunu dilimizdeki karşılığı.. geldiğimiz yere yeniden döneceğimiz anın adı.. sılaya kavuşmanın başka bir ifadesi..
Ne korkuyorsun
Uyanıp geceleri
Ölüm yaşayacağını yok edebilir
Yaşadığını değil
ölüm gerçek hayatın başlangıcıdır...her nefis ölümü tadacaktır..
SİZE CEMAL KURU'NUN ELVEDA İLAHİSİ İLE KABRİMİN İLK GECESİ İLAHİLERİNİ DİNLEMENİZİ TAVSIYE EDERIM
UNUTMAYIN Kİ HER NEFİS ÖLÜMÜ BİR GÜN TADACAKTIR....BU BİR AYET-İ KERİME OLMASIYLA BIRLIKTE DÜNYADAKI HAYATIMIZDA MADDİ SEYLERIN boş oldugunu hatırlatan en BUYUK bır GERCEKTEN...PEYGAMBER EFENDIMIZ BILE BUYURUYOR KI::SIK SIK MEZARLIKLARA ZIYARETLERDE BULUNUN BULUNUN KI ÖLÜM AKLINIZA GELSIN...AKLINIZA GELIRDE KÖTÜ DAVRANISLARI TERKEDERSINIZ...
Dünyada ki en büyük gerçek. Bütün canlılar mutlaka birgün ölümü tadacaktır. Kimse ondan kaçamaz ve de kurtulamaz.
tazelenmektir.
Ölür
Sakın zehir gibi güce güvenme;
Ormanlar kıralı aslan da ölür.
Yırtıcı kaplanım diye gerinme;
Böğürüp kükreyen kaplan da ölür.
Aldanma gördüğün düğün derneğe,
Üzülme yediğin yağsız yemeğe,
Aldırma yattığın çuldan döşeğe;
Atlas yataklarda yatan da ölür.
Gam yeme çarığın yırtılmış diye,
Gam yeme tozların atılmış diye,
Gam yeme makamlar tutulmuş diye;
Sarayda çalımlar satan da ölür.
Kaldı mı Süleyman fani dünyada?
Hazine sahibi bir Karun ya da?
Ölüm her an hazır sabah, akşamda;
Servete-samana batan da ölür.
Padişahın sonu mezar, değil mi?
Yel esince toprak tozar, değil mi?
Bu dünya geçici pazar, değil mi?
Altın kantarları tutan da ölür.
İnkar kabul etmez, ölüm gerçektir,
Önünde-sonunda o gelecektir,
Süreler sonludur, hep bitecektir,
Deveyi yüküyle yutan da ölür.
En sağlam sarayın deliği vardır,
O delik ecelin kendi kadardır,
Kullar hep geçici padişahlardır;
Tahtlarda keyifler çatan da ölür.
Güvenme sarayım dağlarda diye,
Fermanım dolaşır bağlarda diye,
Namım iz bırakır çağlarda diye;
Namına namları katan da ölür.
Barlıoğlu der ki; boşa yaşama,
Bu dünya her zaman senindir sanma,
Biraz da senden ver, her şeyi alma,
Sağların da ölür, hastan da ölür.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933-2003) ’nun
Mühürlü Kilit isimli Felsefi Şiirler ‘inden ] 35-37/412)
ÖLÜM VAR
Sürme böyle kervanları arasız,
Bir mola ver, bu kumlarda ölüm var,
Koyma eli kızgın çölde devasız,
Uyanık yat, uykularda ölüm var.
Süs arama, giydirdinse kendini,
Su birikir sonra yıkar bendini,
Hazıra koy her solukta dengini,
Unutma ki bu dünyada ölüm var.
Çok doğurma; döl bakması zor olur,
Haram yeme; her lokması zor olur,
Çok mal alma; bırakması zor olur,
Kaçamazsın, her bir yanda ölüm var.
Tutma sakın yetimlerin saçından,
Göz yumma ki; yoksul ölsün acından,
Namusu ölç anan ile bacından,
Dört kapılı yıkık handa ölüm var.
Gönüllere gülden ince hürmet et,
Boş kafanı doldurmaya gayret et,
Büyüklerin ayağına zahmet et,
En kibirli, nazik canda ölüm var.
Her 'aczane' sözcüğünde 'cenaze',
Her bayatın arkasında bir taze,
Her arlının bir yanı da kepaze,
Korunaklı her meydanda ölüm var.
Kibirlensen sen kibirlen bilginle,
Bir elinle alsan ver bir elinle,
Kimseleri yaralama dilinle,
Her karada, her ummanda ölüm var.
Gireceğin önü sonu bir çukur,
Öyle çukur nerde olsa bulunur,
Bugün ölen bugün kabre koyulur,
Damardaki damla kanda ölüm var.
Barlıoğlu söyler bunu mantıktan,
Beden çürür, cevher çıkar kabuktan,
Bir örnek al her verdiğin soluktan,
Her sabahta, her akşamda ölüm var.
(Hikmet BARLIOĞLU (1933 -2003) ‘nun
MÜHÜRLÜ KİLİT isimli Felsefi Şiirler’inden ] 51 -53/412)
'Ne vardı ansızın gelecek lüm?
Yıkanırdık,
Traş olurduk,
En yeni elbiselerimizi giyerdik,
Haber verseydin...'
Ümit Yaşar Oğuzcan.
Selam ve sevgilerimle.
Allah'ın emri
Cahiller için bir son. Alimler için yeni bir başlangıç. Sonu olmayan hayata...
biz şu anda uyuyoruz aslında bence ölüm asıl uykudan uyanma anı...
kimine göre düğün kimine göre büyük eziyet... Allah hepimize düğün etsin!
bu dunyada herseyi inkar edebilirsiniz OLUMU asla BU DUNYADA GERCEK OLAN TEK SEY
doğaya iade demektir
en güzel ölüm tasvirini eşkiye filminin sonunda şener şen yapmıştı
korkma topraktan geldin
toprağa gideceksin
üzerinde çiçekler yeşerecek
sen o çiçekte can bulacaksın
o çiçeğe bir arı konacak
o arı belki ben olacağım
ölümün en güzel anlatan bu isede
ölümü düşünmek dirayetsizlik dir
ölüm...
zor ve yakıcı şu an benim için ölümü tanımlamak çünkü
bir kez yaşanacak olanı tecrübeler olmadan anlatmak kalbe düşer genelde
o yüzden ölüm kalbimdeki en karmaşık duygu ve fiili görüntü
bazen günler azap döngüsüdür şuura
bazense sonsuzluk hulyası
işte tam bu dalga srtında tanımım şöyle olabilir.
ölüm ölüm dünyevi duygularla çok acı az talı
ahiri duygular için az acı çok tatlı
şimdilik bu tanmım
ölüm, yokluğun yok oluşu, varlığın başlangıç noktasıdır..ölüm, hiçlik değil, yokluk değil, sevdiklerimize kavuşma kapısıdır..
Ölüm yenıden dogmaktır nasılkı dogmadan one anne karnında 9 ay 10 gun kalıyorsak ölmeden oncede dunyada belırlı bır sure buyuyup olurken aslında yenıden dogmus oluyoruz
Ölüm o kadar acı ki, hayat kadar…
İlk sevdiğim ve kaybettiğim adam geldi bir an gözlerimin önüne ‘Sarı Papatyam’ derdi bana
Ona her gidişimde kapıyı açar gülümserdi gözlerime
‘Hoş geldin; sarıpapatyam, prensesim’ derdi…
Şimdi bile her gidişimde o heyecanla gidiyorum. Kapıyı onun açmasını ve
bana gülümsemesini ve de her zaman hayal kırıklığına uğruyorum…
Yine yok ve bana yine bir başkası açıyor kapıyı. Her seferinde;
aynı umutla, aynı heyecanla gidiyorsun.
Ama o yok…
Acı bir zaman sonra özleme dönüştürüyor, yokluğunu hissettikçe kanıyorsun.
Kanasan da özlemekten başka çaren yok.
Giden gitmiştir ve bu yolun dönüşü yoktur hiçbir zaman
herkesin gideceği yol…
Ölüm o kadar acı ki, hayat kadar…
' İlk sevdiğim ve ilk kaybettiğim adama ‘Dedem-e’
_ByTheMK_
Merve Kasap
ölüm ölüme ilaçtır...
ÖLÜM BİR SON DEĞİL
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN BAŞLANGIÇIDIR
fiziken toprağa, manen de yüreklere karışmak