Aşka hakkını verenler de var Sayın Kayıp Zaman. Onlar hürmetine dönüyordur belki de dünya. Onlar hatırına olmasa da, dünyayı güzelleştiren, baharı getiren, çiçeklere kokusunu veren o aşka hakkını teslim edenlerin varlığıdır. Ne mutlu o kişilere ki baharı kendi içlerinde yaşıyorlar. Çok şükür...
Allah aşkına bırakın büyük insanlık idealleri vs. zımbırtılarını. Herkes herkesin bir sigara içimi kadar umurunda. Bir sigara içimi üzülüp, bir sigara içimi dertleniyor sonra sigaramızı söndürüp, b.....n heveslerimizin peşine takılıp yanıbaşımızdaki insanların trajedilerini süratle unutuyoruz hepsi bu..
Kalbinizle konuşun, kalbinizi açın, kalbinizle görün, kalbinizle işitin, Çünkü bir söz kalpten geliyorsa kalbe girer, bir kalp kendini açıyorsa açık kalpler bulur, kalp gözüyle bakan elbette görür, kalbiyle işiten söylenmemiş heceleri bile duyar, Ama Kalbiyle.. Kalbiyle..
Hayat bize daima güçlü durmayı , umutsuz olduğun anlarda bile bir mucize olduğunu ve sabretmelerin sonunun hep güzelliklerle hediyelendirildiğini öğretti.
Hayat, kendisine ve içerisinde yaşadığımız her şeye yüklediğimiz anlamlardan ibaret. Şiir mesela; kimisi için dört tane mısranın alt alta dizilmesinden ibarettir. Kimine göre ise yüreğin aynasıdır.
" Kurguladığın zaman(,) üstünde kalabileceğin hayaller kur. Asla, sana hayaller kurdurmalarıyla, maraz ümitlere kapılmana izin verme. Yolunun seni İnsanlarla karşılaştıracağı ihtimâlinide unutma. Yıkılan hayallerin altında kaldığında ise sana kurdurulan hayaller olduğunu bil. Zirâ, hain ve kalleşlerin İnsanlıklarından olduklarını unutma!"
- Çölde veya buz çölünde yanıltıcı serapda ışıktan mevcuduyet bulur, bilhassa serapın kendiside ışıktır.
- Ey yolcu şu hayat içinde kat ettiğin yollarda ve kat edeceğin yollarda farz etki ümit etme duygunla ulaşamadıklarına yönelik sana görülen seni yolundan çelen nice seraplar vardır,...
- Hiç fikr etmedilermi, Mekanı aşıp kainatın zifri karanlık sayfasını delip sana ulaşan yıldızların saçtığı ışıklarında serap etkisinden ibaret olabileceğini? Nitekim mesafelerinin ve harekete bağlı yerlerinin aldatıcı olabileceğinden velhasıl karanlıkta ışıktan başka hiçbirşey görülmez, karanlıkta ışıktan başka hiçbir şey göstermez...
- Aydınlık olmasına rağmen, çölden çıkışın olduğunu düşündüğünde serapı serap olarak algılayamaman dirayetin kayboluşundandır, ışığın yoğuşmasıyla oluşa gelen serapın kendiside mekan algını kaybetmenle mekanın merceğe dönüşümüdür, serapın sana yanlış göstergeside ne Dünyanın nede merceğin kendisinin düz oluşudur.
- Madem, kalpten kalbe gizli bir pencere vardır, yazmadan edemedim!
Gölgeni sev, çünkü aydınlığın karanlığa Var olma imkanını sağlaması, senin mutluluk gerekçen, mutluluk reçeten olabilir.
Şunuda unutma, potansiyelsiz Işık karanlıkta, asla Vâr (((ol)((a)m))(a)z))...
- Beyaz bir sayfaya siyah veya koyu renklerle birşeyler çizmek zahmetli değildir, fazla uğraşı ve potensiyal gerektirmez, uygun olanı ve kolayıda budur.
- Ancak, siyah bir sayfaya beyaz veya açık renklerle birşeyler çizmek zahmetli, fazla uğraşı ve potensiyal gerektirir, uygun görünmeyeni ve zoruda budur.
- Demekki ucu bucağı sonsuz ve görme yetimizde sayfası zifri karanlık görünen Kainatta zamanın başlangıcından ve sonuna kadar tirilyarlarca Işığını saçan Galaksilerle ve Galeksilerde mevcut olan Işığını saçan Yıldızlara kadar, yaratıcının Kainatın zifri karanlık sayfasına potansiyeli olan Işıkla yazdırtması, elbette zor ve zahmetli değildir.
Kalıcı ve daimi mutluluk huzurdur. Huzurlu olmak ise temelde, temel ihtiyaçların giderilmesinden, mutluluktan geçer. Yeterki umutta, ufku huzura erdiren mutluluğu bilmeli. Huzura erdiren mutluluk bilinmezse, mutluluk bile öğrenilmeli, öğrenebilinmeli...(!)
Hikmet: işin içinde ki gizli maksad Yani allahın gizli maksadı
Örneğin
Ya maşer al cinni: Ey cinler toplulugu Ey cinlen cemaati.ey cinler kesimi * Kelimeler;
Ya: seslenme ve dikkatleri kendine çevirme maksatlı eyyy sesi..seslenmesi
Maşer: kesim cemaat topluluk
Al Cin: gizlenen ruhsal varliklar ve canlılar
Al...; arab dilinde isimlarin basina gelen marife eki dir..bilinen kisilerin isimlerine eklenir
Belirli isim demektir Yani bir ismin basinda al varsa o ozel isimdir bilinen bir kimse demektir
Örneğin Enam 128
O gun hepsini toptan diriltir Derki ey cinler toplulugu: Siz insanlarla çok uğraştınız * Cinlerin insanlardan olan dostlari derlerki.; * Rabbimiz: biribirlerimizden faydalanmıştık.(dayanıştık)biz * Bu gune kadar boyle surdu senin takdir ettigin ecele boylece ulaştık.. * (((ölünceye kadar faydalanmaya devam ettik yani))) * Derki rab: Ateş:.. Ebedi Ikamet yeriniz * Ancak allahın içlerinden seçmeyi diledikleri haric. * Rabbinin her seyin en iyi bileni oldugundan
Her işte gizli bir hikmeti: hedefi maksadi oldugundan supen olmasın 128
Mustafa bey imla güzel bir husus. Şunu belirtmek isterim Altay dillerinde vede azami derecede Altay dillerinden etkilenen dillerde bulunan I, ı harfi sırf kökeni bu dil olan dillerde mevcuttur vede çok özel bir harftir, velakin sessiz harflerin tek başına telafüzunda I, ı harfini sessiz harflerin yanında neredeyse hepsinde adetâ yapışık halde duymak mümkündür. Nedense I, ı harfinin etimolojisi hakkında hiçbir malumat edinemedim. Eski Yunan ve Latince kökenli metotlarda ise kökeni kol veya el olan yota ve iota olan I bazı istisnasız durumlarda i'dir. Herneyse çok "mütevazıt" "mütevazzıh" oldu galiba, kendi fikirsel açımdan daha derinine temas etmemin bir önemi yok gibi..
Muammer Bey, sağ olun. Mütevaziliğin etimolojisininden, kavramsal anlamından ve failine etkisinden bahsettiğiniz yazılarla ziyadesi ile istifade ettik sayenizde. Yalnız küçük bir düzeltme yapacağım müsaadenizle; bu genelde en fazla karıştırılan kelimelerden birisidir. Mütevazi= paralel olma durumu. Bahsi geçen doğru kelime "mütevazı" = alçak gönüllü olma durumu. Saygılarımla
Mütevazilik bir fiildir, bu fiilin ismi ise Mülaim veya Mülaime' dir peki cismi nedir? Cismi ise kanaattir, ne kadar cismi kannaat olsada kanaat Eşya olmadığı için cisim değil yinede bir fiildir. Azla yetinmek güzeldir, azla yetinmeyi etrafdaki a'salakların kötüye kullanma durumunda haddinden fazla kanaat insanı ahmaklaştırmakla beraber kavramlar içerisinde anlamsızlıklara itebilir... Yinede Mütevazilik, insanın iç aleminde gereksiz negatif hırs sarmalına kapılmaya karşın en iyi denge sağlayıcı karşı yeti olabilmektedir!
"Düşmanlık düşmanlıkla sona ermez, bu da insanın en zayıf noktasını ortaya çıkarır. "Zayıflık" Zayıflıktan doğan hıncın en büyük zararı zayıfın kendisinedir. >> Sidarta Gautama Buda
Mütevazilik bir fiildir, bu fiilin ismi ise Mülaim veya Mülaime' dir peki cismi nedir? Cismi ise kanaattir, ne kadar cismi kannaat olsada kanaat Eşya olmadığı için cisim değil yinede bir fiildir. Azla yetinmek güzeldir, azla yetinmeyi etrafdaki a'salakların kötüye kullanma durumunda haddinden fazla kanaat insanı ahmaklaştırmakla beraber kavramlar içerisinde anlamsızlıklara itebilir...
Evet hocam ismi geçen hazretler ilim sahipleridir tıpkı şu elimizde tuttuğumuz telefondaki yazılımı yazanlar gibi. İki dünya ucunu bir araya getirenler gibi. Herkes bildiği kadarının alimidir. Hepimiz için geçerli ama çok şükür ki bugün google var da herkes az çok filozof ve alim. ;))
Sayın kayıp zaman, fazla tevazu da bazen kibirden olacağı gibi, aşırı tevazuda da sıradan insandan öğüt dinletir bu hayat. O yüzden kibirden uzak durmak evet ama başak kadar değil. Başı eğik duran o başağı taşıyan, ona suyunu ve gıdasını ulaştıran ve dimdik duran sapı görmezden gelmemek lazım.
Estağfurullah. Rica ederim hocam. Ama şöyle bir durum var ki kim hangi alanda bilgi ve birikimini artırır da onun üzerine üzerine giderse o alandaki samimiyeti azalır duyarlılığını kaybeder. Misal, bir ilahiyat profesöründen çok daha ihlaslı olur genelde sübhanekeyi zar zor söken bir vatandaş. Veya bir doktorun insan vücuduna gösterdiği hassasiyet. Birinin oğlu, birinin kızı, birinin canı ciğeridir ölen bir insan ama doktor için saati belirlenmiş bir ex ten ibarettir
İnsan öğrendikçe yalnızlaşır bu bir gerçektir. Ama az insan çok huzur demektir. Şahsen, tek insan bol huzur diyen birisiyim. Dünyayı gülistan etmeye tek insan yeter de artar bile. Geri kalan insanların tamamı dünya meşgalesidir.
"itip beni
balıma dadanan bu çağı sevmedim" ben diyor Rahmetli Gülten Akın.
Kısacık bir cümle onlarca anlam biriktirmiş içerisinde.
Aşka hakkını verenler de var Sayın Kayıp Zaman. Onlar hürmetine dönüyordur belki de dünya.
Onlar hatırına olmasa da, dünyayı güzelleştiren, baharı getiren, çiçeklere kokusunu veren o aşka hakkını teslim edenlerin varlığıdır.
Ne mutlu o kişilere ki baharı kendi içlerinde yaşıyorlar. Çok şükür...
Allah aşkına bırakın büyük insanlık idealleri vs. zımbırtılarını.
Herkes herkesin bir sigara içimi kadar umurunda. Bir sigara içimi üzülüp, bir sigara içimi dertleniyor sonra sigaramızı söndürüp, b.....n heveslerimizin peşine takılıp yanıbaşımızdaki insanların trajedilerini süratle unutuyoruz hepsi bu..
Ali Lidar. /Tesirsiz Parçalar
Hiçlik..
Dücane hoca'nın da dediği gibi
Kimse kendisini sevmeyeni sevmek, saymayanı saymak zorunda değil, lakin insan olana nezaket ve zarafet gerek.
Hiç bir şey bilmediğimi
İnce ruhlu olmakta bir lisandır. >> N.Kaya
Ruhu zarif insanlarla karşılaştırsın hayat hepimizi.
Günaydınlar.
Kalbinizle konuşun, kalbinizi açın, kalbinizle görün, kalbinizle işitin,
Çünkü bir söz kalpten geliyorsa kalbe girer, bir kalp kendini açıyorsa açık kalpler bulur, kalp gözüyle bakan elbette görür, kalbiyle işiten söylenmemiş heceleri bile duyar,
Ama Kalbiyle..
Kalbiyle..
İskender Pala
Kalp, soğuğu sevmezmiş.
Soğuk, kalpte spazma sebep olurmuş.
Siz siz olun soğuk insandan, soğuk sözlerden, soğuk şakalardan... velhasıl her türlü soğukluktan uzak durun.
Bir insan yaşadığınız her yeri bahara çevirebilir. Varsın mevsim zemheri olsun...
Hayat bize daima güçlü durmayı , umutsuz olduğun anlarda bile bir mucize olduğunu ve sabretmelerin sonunun hep güzelliklerle hediyelendirildiğini öğretti.
Hayat, kendisine ve içerisinde yaşadığımız her şeye yüklediğimiz anlamlardan ibaret.
Şiir mesela; kimisi için dört tane mısranın alt alta dizilmesinden ibarettir. Kimine göre ise yüreğin aynasıdır.
"Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni."
Diyen William Shakespeare üstada 2021'den cevap;
Beklemek ibadettir...
" Kurguladığın zaman(,) üstünde kalabileceğin hayaller kur. Asla, sana hayaller kurdurmalarıyla, maraz ümitlere kapılmana izin verme. Yolunun seni İnsanlarla karşılaştıracağı ihtimâlinide unutma. Yıkılan hayallerin altında kaldığında ise sana kurdurulan hayaller olduğunu bil. Zirâ, hain ve kalleşlerin İnsanlıklarından olduklarını unutma!"
Hayat size neler öğretti? - Nedir?
Nedir'in vurguladığı Özne Neler'mi?
- Halen Hayatın içinde yaşamaktayım, bu sebebiyetle Hayat, yaşama öğretmeye devam ediyor.
Gönül sana nasihatım
Çağrılmasan varma gönül
Seni sevmezse bir güzel
Bağlanıpta durma gönül...
Aşık Veysel
- Madem geçenlerde Rüyanda bir ışık görmüştün!
- Çölde veya buz çölünde yanıltıcı serapda ışıktan mevcuduyet bulur, bilhassa serapın kendiside ışıktır.
- Ey yolcu şu hayat içinde kat ettiğin yollarda ve kat edeceğin yollarda farz etki ümit etme duygunla ulaşamadıklarına yönelik sana görülen seni yolundan çelen nice seraplar vardır,...
- Hiç fikr etmedilermi, Mekanı aşıp kainatın zifri karanlık sayfasını delip sana ulaşan yıldızların saçtığı ışıklarında serap etkisinden ibaret olabileceğini? Nitekim mesafelerinin ve harekete bağlı yerlerinin aldatıcı olabileceğinden velhasıl karanlıkta ışıktan başka hiçbirşey görülmez, karanlıkta ışıktan başka hiçbir şey göstermez...
- Aydınlık olmasına rağmen, çölden çıkışın olduğunu düşündüğünde serapı serap olarak algılayamaman dirayetin kayboluşundandır, ışığın yoğuşmasıyla oluşa gelen serapın kendiside mekan algını kaybetmenle mekanın merceğe dönüşümüdür, serapın sana yanlış göstergeside ne Dünyanın nede merceğin kendisinin düz oluşudur.
- Madem, kalpten kalbe gizli bir pencere vardır, yazmadan edemedim!
Uyusak rüyalar kandırıyor, uyansak insanlar.
Kafka.
Gölgeni sev, çünkü aydınlığın karanlığa Var olma imkanını sağlaması, senin mutluluk gerekçen, mutluluk reçeten olabilir.
Şunuda unutma, potansiyelsiz Işık karanlıkta, asla Vâr (((ol)((a)m))(a)z))...
- Beyaz bir sayfaya siyah veya koyu renklerle birşeyler çizmek zahmetli değildir, fazla uğraşı ve potensiyal gerektirmez, uygun olanı ve kolayıda budur.
- Ancak, siyah bir sayfaya beyaz veya açık renklerle birşeyler çizmek zahmetli, fazla uğraşı ve potensiyal gerektirir, uygun görünmeyeni ve zoruda budur.
- Demekki ucu bucağı sonsuz ve görme yetimizde sayfası zifri karanlık görünen Kainatta zamanın başlangıcından ve sonuna kadar tirilyarlarca Işığını saçan Galaksilerle ve Galeksilerde mevcut olan Işığını saçan Yıldızlara kadar, yaratıcının Kainatın zifri karanlık sayfasına potansiyeli olan Işıkla yazdırtması, elbette zor ve zahmetli değildir.
Pardon.
Cesur Yürek (Breave Heart) filmi fazla geldi galiba...
Kalıcı ve daimi mutluluk huzurdur.
Huzurlu olmak ise temelde, temel ihtiyaçların giderilmesinden, mutluluktan geçer.
Yeterki umutta, ufku huzura erdiren mutluluğu bilmeli. Huzura erdiren mutluluk bilinmezse, mutluluk bile öğrenilmeli, öğrenebilinmeli...(!)
Hikmet: işin içinde ki gizli maksad
Yani allahın gizli maksadı
Örneğin
Ya maşer al cinni:
Ey cinler toplulugu
Ey cinlen cemaati.ey cinler kesimi
*
Kelimeler;
Ya: seslenme ve dikkatleri kendine çevirme maksatlı eyyy sesi..seslenmesi
Maşer: kesim cemaat topluluk
Al Cin: gizlenen ruhsal varliklar ve canlılar
Al...; arab dilinde isimlarin basina gelen marife eki dir..bilinen kisilerin isimlerine eklenir
Belirli isim demektir
Yani bir ismin basinda al varsa o ozel isimdir bilinen bir kimse demektir
Örneğin
Enam 128
O gun hepsini toptan diriltir
Derki ey cinler toplulugu:
Siz insanlarla çok uğraştınız
*
Cinlerin insanlardan olan dostlari derlerki.;
*
Rabbimiz: biribirlerimizden faydalanmıştık.(dayanıştık)biz
*
Bu gune kadar boyle surdu senin takdir ettigin ecele boylece ulaştık..
*
(((ölünceye kadar faydalanmaya devam ettik yani)))
*
Derki rab:
Ateş:.. Ebedi Ikamet yeriniz
*
Ancak allahın içlerinden seçmeyi diledikleri haric.
*
Rabbinin her seyin en iyi bileni oldugundan
Her işte gizli bir hikmeti: hedefi maksadi oldugundan supen olmasın 128
Mustafa bey imla güzel bir husus.
Şunu belirtmek isterim Altay dillerinde vede azami derecede Altay dillerinden etkilenen dillerde bulunan I, ı harfi sırf kökeni bu dil olan dillerde mevcuttur vede çok özel bir harftir, velakin sessiz harflerin tek başına telafüzunda I, ı harfini sessiz harflerin yanında neredeyse hepsinde adetâ yapışık halde duymak mümkündür.
Nedense I, ı harfinin etimolojisi hakkında hiçbir malumat edinemedim.
Eski Yunan ve Latince kökenli metotlarda ise kökeni kol veya el olan yota ve iota olan I bazı istisnasız durumlarda i'dir.
Herneyse çok "mütevazıt" "mütevazzıh" oldu galiba, kendi fikirsel açımdan daha derinine temas etmemin bir önemi yok gibi..
Muammer Bey, sağ olun. Mütevaziliğin etimolojisininden, kavramsal anlamından ve failine etkisinden bahsettiğiniz yazılarla ziyadesi ile istifade ettik sayenizde.
Yalnız küçük bir düzeltme yapacağım müsaadenizle; bu genelde en fazla karıştırılan kelimelerden birisidir. Mütevazi= paralel olma durumu.
Bahsi geçen doğru kelime "mütevazı" = alçak gönüllü olma durumu.
Saygılarımla
Düzeltim, Düzeltiş, Düzeltme...
Mütevazilik bir fiildir, bu fiilin ismi ise Mülaim veya Mülaime' dir peki cismi nedir?
Cismi ise kanaattir, ne kadar cismi kannaat olsada kanaat Eşya olmadığı için cisim değil yinede bir fiildir.
Azla yetinmek güzeldir, azla yetinmeyi etrafdaki a'salakların kötüye kullanma durumunda haddinden fazla kanaat insanı ahmaklaştırmakla beraber kavramlar içerisinde anlamsızlıklara itebilir...
Yinede Mütevazilik, insanın iç aleminde gereksiz negatif hırs sarmalına kapılmaya karşın en iyi denge sağlayıcı karşı yeti olabilmektedir!
"Düşmanlık düşmanlıkla sona ermez, bu da insanın en zayıf noktasını ortaya çıkarır. "Zayıflık"
Zayıflıktan doğan hıncın en büyük zararı zayıfın kendisinedir. >> Sidarta Gautama Buda
Mütevazilik bir fiildir, bu fiilin ismi ise Mülaim veya Mülaime' dir peki cismi nedir?
Cismi ise kanaattir, ne kadar cismi kannaat olsada kanaat Eşya olmadığı için cisim değil yinede bir fiildir.
Azla yetinmek güzeldir, azla yetinmeyi etrafdaki a'salakların kötüye kullanma durumunda haddinden fazla kanaat insanı ahmaklaştırmakla beraber kavramlar içerisinde anlamsızlıklara itebilir...
Evet hocam ismi geçen hazretler ilim sahipleridir tıpkı şu elimizde tuttuğumuz telefondaki yazılımı yazanlar gibi. İki dünya ucunu bir araya getirenler gibi.
Herkes bildiği kadarının alimidir. Hepimiz için geçerli ama çok şükür ki bugün google var da herkes az çok filozof ve alim. ;))
Sayın kayıp zaman, fazla tevazu da bazen kibirden olacağı gibi, aşırı tevazuda da sıradan insandan öğüt dinletir bu hayat.
O yüzden kibirden uzak durmak evet ama başak kadar değil.
Başı eğik duran o başağı taşıyan, ona suyunu ve gıdasını ulaştıran ve dimdik duran sapı görmezden gelmemek lazım.
Estağfurullah. Rica ederim hocam. Ama şöyle bir durum var ki kim hangi alanda bilgi ve birikimini artırır da onun üzerine üzerine giderse o alandaki samimiyeti azalır duyarlılığını kaybeder.
Misal, bir ilahiyat profesöründen çok daha ihlaslı olur genelde sübhanekeyi zar zor söken bir vatandaş. Veya bir doktorun insan vücuduna gösterdiği hassasiyet. Birinin oğlu, birinin kızı, birinin canı ciğeridir ölen bir insan ama doktor için saati belirlenmiş bir ex ten ibarettir
İnsan öğrendikçe yalnızlaşır bu bir gerçektir.
Ama az insan çok huzur demektir.
Şahsen, tek insan bol huzur diyen birisiyim.
Dünyayı gülistan etmeye tek insan yeter de artar bile. Geri kalan insanların tamamı dünya meşgalesidir.