Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • mezopotamya19.07.2003 - 13:32

    Akdeniz ile Güney ve Orta Asya arasındabir köprü olan Mezopotamya, Cilalıtaş Devri’nden beri çeşitli halklara yurt olmuştur. Sümerler, Akkadlar, Asurlular birbirlerini izlemiş ve ilk kent devletleri ile ilk imparatorlukları kurmuşlardır.

    Mezopotamya, Mısır’la birlikte, tarih çağlarında ilk uygarlığın geliştiği yerdir. Dicle ve Fırat’ın alt çığırları arasındaki bu topraklarda insanlar sulu tarıma geçmiş, kentler kurmuş ve 4. Binyılın sonlarında bir yazı sistemi icat etmiştir. Bu topraklarda hayat şartları çok çetindir; nehirler Nil gibi düzenli aralıklarla alçalıp kabarmaz ve ekilen toprakları zenginleştirecek alüvyonları taşımazdı. Zaman zaman afete dönüşen taşkınların bazıları, Tufan efsanesi olarak düşünülmüştür..

    Kent devletleri veya geniş krallıklar halinde örgütlenen Mezopotamya halkları, Mısır’daki gibi bir tanrı-kral oteritesi tanımadılar. Toprağın, insanların ve malların mutlak efendisi tanrıya inandılar ve kral sadece onun naibi olarka bakıldı. Kralın oteritesi hiçbir zaman firavundaki gibi sınırsız olmamış.3. Binyıldaki Sümer krallarından 6. Yy’daki Babil kralı Nabukodonosor’a kadar krallar hem asker, hem yönetici olmuşrlardır. Günümüze kadar ulaşan kil tabletlerdeki yazışmalar sayesinde tanıdığımız merkezi ve yerel yönetimi kral temsil ederdi.

    Mezopotamya, Mısır’ın tersine, bütün rüzgarlara açık bir geçiş bölgesidir. Arabistan ve Suriye bozkırlarından dalgalar halinde gelen göçebe Samiler, tarihin akışını bazen ani istilalarla hızlandırmış, bazen yavaş yavaş değiştirmiştir. Bu bölge, hem çeşitli halkların ve kültürlerin biz mozaiğidir, hem de uçsuz bucaksız killi ve bataklık ovalarda bulunmayan taş, metaller ve kereste gibi yapım malzemelerini hep başka ülkelerden almak zorunda kalmıştır. Bu iki nedenle, kralların dikkatli bir yönetici ve başarılı bir asker olması gerekirdi.9. Yy’dan 8. yy’a kadar askerliğin ve savaş politikasının ağır bastığı Asur bir yana, en barışçı hükümdarların bile hiçbir neden yokken yılda bir kere sefer düzenlemesi bir gelenekti. Aslında bu nedensiz seferler, her an ayaklanabilecek halkın ve saldırgan komşuların gözünü korkutmak, uzak eyaletlerden vergi toplayabilmek ve Ermenistan’dan alınacak madenler, Lübnan’dan getirrilecek sedir keresteleri için ticaret bağlantısı kurmak üzere bir gövde gösterisiydi.

    Göz kamaştırıcı uygarlıklarıyla, birbirinden görkemli saraylar, tapınaklar ve şehirler kurmak, saraylarında rahat ve gösterişli bir hayat sürmek krallar için bir güç gösterisiydi. Mezopotamyalılar, yönetimde olduğu kadar askerliktede başarılydılar; hafif piyadeler, ağır piyadeler, savaş arabaları ve okçulardan oluşan iyi örgütenmiş ve çok iyi eğitilmiş ordularıyla imparatorluklşarını ustaca korumayı bilmişlerdir…

    Kaynak: Maurice Meuleau

  • 28 şubat19.07.2003 - 13:31

    Kitap: 28 Şubat Bir Hükümet Nasıl Devrildi

    “28 Şubat”, Türkiye siyasi tarihinin önemli dönüm noktalarından biri.
    Genelkurmay’ın “1000 yıl devam edecektir” dediği 28 Şubat sürecinin başlamasından bu yana geçen süre içinde bu konuyla ilgili çok sayıda kitap yazıldı, değerlendirmeler yapıldı. Ama, elinizdeki kitapta yer alan röportajlardaki açıklamalar,28 Şubat’ı anlamak isteyen okuyucular, araştırmacılar ve tarihçiler için “ilk ağızdan belge” niteliğini taşıyor. Yorumlardan uzak bu açıklamalar, yıllar sonra da geçerliğini koruyacak ve “ona göre”, “buna göre”, “şuna göre” değil; olayın içindekiler ile konunun uzmanlarının o günkü taze ve gerçek bilgilerine dayalı olarak tarihe ışık tutacak.
    Bu kitabın tamamlayıcısı ise, konuyla ilgili bir başka kitabımız: “Generalinden 28 Şubat İtirafı: Post modern Darbe”
    O kitaptaki röportajlarda da,28 Şubat’ın “güçlü generallerinin” samimi açıklamaları var. Her iki kitabın,28 Şubat sürecini anlamak ve üzerinde çalışma yapmak isteyen siyasi tarih araştırmacıları için vazgeçilmez ve temel iki bilimsel kaynak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
    Bugünü ve geleceği iyi anlayabilmek için 28 Şubat sürecini iyi okumak gerekiyor.
    Tarih (ve TV röportajları) alınacak derslerle dolu.
    28 Şubat Bir Hükümet Nasıl Devrildi, Ceviz Kabuğu Yayınları,3. Baskı.,188 sayfa.

  • 28 şubat19.07.2003 - 13:31

    Kitap: 28 Şubat Postmodern Darbenin Öyküsü (Hakan Akpinar)

    Arka Kapaktan: '28 Şubat sonrası perde arkasında kalan olaylar ve diyaloglar ilk kez bu kitapta açıklanıyor'

    Önsözden: Sedat Ergin 'Demokratik teamüller açısından sıkıntı yaratan bir durumun anayasal açıdan meşruiyet sorunu olmaması,28 Şubat'ın içinde barındırdığı en önemli paradokstur'. - Sedat Ergin

    Tanıtım:
    Ümit Yayıncılık'tan Şubat 2001'de çıkan kitabı kolayca bulmanız pek olası değil. Çok araştırmanız gerekiyor. Önerim internet'teki kitap satan sitelerde arayın. Bulma şansınız kitapçılara giderek bulmaktan daha yüksek.

    Kitap,1995 seçimlerinden sonra oluşan Refahyol hükümetini, uygulamalarını ve 28 Şubat 1997'ye nasıl gelindiğini akıcı bir dille anlatıyor. Hangi siyasiler neler söylemiş, neler yapmış, ne gibi uygulamalarda bulunmuş, ne tür pazarlıklar yapılmış, nasıl kulis faaliyetleri yürütülmüş açıklıyor.

    Yakın siyasi tarihi ve Ankara'yı anlatan bu kitabı okuduktan sonra günümüz gelişmelerini daha akılcı değerlendirme fırsatı buluyorsunuz. Bu da sizi rahatsız edecek. - M.Sinan Oymacı

  • 28 şubat19.07.2003 - 13:31

    28 Şubat süreci neydi? (Sosyalist İşçi • Sayı 128 • 3 Şubat 2000)

    Türkiye siyasal tarihine geçen ve kimilerince bir dönüm noktası olan 28 Şubat sürecinin doğduğu koşulları kısaca anımsamak gerekir.1997 yılı Susurluk kazası ile kapanmıştı. Susurluk'ta açığa çıkan kontrgerilla işçi hareketinin ve toplumsal muhalefetin öfkesine neden oldu. Merkez sağın tümünün, MHP ve BBP'nin, ordu, polis örgütü ve MİT'in karanlık ilişkilerin tümüne bulaştığı ortamda yükselen toplumsal muhalefet başka bir noktaya kanalize edildi. '1 Dakika Karanlık' eylemlerine katılan askeri lojmanların ardından, dönemin hükümeti Refahyol hedef gösterildi. RP, hakkında yıllardır devletin arşivlerinde bekletilen dosyalar birer birer basına sızdırıldı.

    Bir taşla iki kuş vuruldu. Hem toplumsal hareketin öfkesi düzen içine çekildi, hem de Türkiye'nin en büyük partisi haline gelen RP iktidardan indirildi.28 Şubat'ta ordu tarafından yayınlanan muhtıra Türkiye'deki siyasal rejimin önündeki öncelikli tehdit olarak 'irticai hareketi' gösteriyordu. Darbecilerin Sincan'dan geçen tankları egemen sınıfın istikrar arayışını simgeliyordu. Refahyol'un darbe ile devrilmesini RP'nin kapatılması,8 yıllık kesintisiz eğitimle İmam Hatiplerin orta kısımlarının kapatılması, Erbakan ve önde gelen RP'lilere siyasetin yasaklanması ve Türban yasağı izledi.

    28 Şubat süreci denilen ordunun şeriatçı harekete saldırısıydı. Ancak bu saldırının sonuçları sadece şeriatçı hareketle sınırlı kalmadı. İşçi hareketi geriletildi. Bir dizi ekonomik-toplumsal kazanım geri alındı. Devlet güçlendi. Savaş şiddetlendi. Laik-şeriatçı saflaşması topluma dayatıldı.

    Ancak saldırının amacı gerçekleşmedi. Şeriatçı hareket tasfiye edilemedi. RP kapandı, FP kuruldu. Türban yasağına karşı direniş tüm ülkeye yayıldı.18 Nisan seçimlerinde FP sadece bir kaç puan geri- ledi, ama gücünü aldığı büyük şehirlerde oyunu korumayı başardı.

    ayrıca bkz:
    www.mazlumder.org/makale/makale8.html
    www.ntvmsnbc.com/news/192669.asp? cp1
    www.let.leidenuniv.nl/tcimo/tulp/Research/og2.htm
    _________________________________________________

  • 28 şubat19.07.2003 - 13:30

    Unutmamalıyız! Bitti, bitmedi derken... (Zaman Gazetesi)

    97 yılının 28 Şubat'ında yapılan MGK'nın isimlendirdiği 28 Şubat süreci aslında Çiller'in 'en az zararlı hükümet' gerekçesiyle Erbakan ve RP aleyhindeki ağır beyanlarına rağmen onadığı Refahyol'un 8 Temmuz 96'da güvenoyu alması ile birlikte başladı. Anayol'u bozan Meclis soruşturmaları (TEDAŞ, TOFAŞ, örtülü ödenek) Refahyol'un temelini atmıştı. (İlginçtir Anasol–D hükümeti de benzer anlamdaki iddialar sebebiyle düştü.) Ancak süreç asla Refahyol'un gitmesiyle bitmedi. Gerek Cumhurbaşkanı Demirel gerekse Org. Kıvrıkoğlu sürecin binlerce yıl süreceğini defalarca vurguladılar; bazı yazarların Türkiye'nin birtakım dönüm noktalarında 'artık bitti' saptamalarına rağmen... Ancak bu iddialaşmadan her seferinde ilk kesim haklı çıktı.

    yazı dizisinin devamı:
    www.212.154.21.40/2001/03/05/dizi1/dizi1.htm
    Ayrıca: Bir sürecin anatomisi:
    www.212.154.21.40/2001/02/08/odosya/28subat.htm
    _________________________________________________

  • yedek sanayi ordusu19.07.2003 - 13:29

    AÇLIK ORDUSU YÜRÜYOR

    Açlık ordusu yürüyor
    yürüyor ekmeğe doymak için
    ete doymak için
    kitaba doymak için
    hürriyete doymak için.

    Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
    yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
    yürüyor ayakları kan içinde.

    Açlık ordusu yürüyor
    adımları gök gürültüsü
    türküleri ateşten
    bayrağında umut
    umutların umudu bayrağında.

    Açlık ordusu yürüyor
    şehirleri omuzlarında taşıyıp
    daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri
    fabrika bacalarını
    paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak.

    Açlık ordusu yürüyor
    ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp
    ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta.

    Açlık ordusu yürüyor
    yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için
    hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için açlık ordusu yürüyor
    yürüyor ayakları kan içinde.

    9 Ağustos 1962

    Nazım Hikmet Ran

  • yedek sanayi ordusu19.07.2003 - 13:29

    Kapitalizm ilerledikçe, işgücü talebi sermaye birikimine orantılı olarak artmadığı için ortaya çıkan işşizler.

    Karl Marx’ın kullanmış olduğu bir terimdir. Marx’a göre teknolojik işşizliğin artması sonucu, işizler ordusunun her gün biraz daha büyüceğini iddia etmektedir. Bu durum ise bir çok bakımlardan ücretleri aşağıya doğru itecektir. İşsizliğin yarattığı baskı, istihdam edilenlerin daha fazla emek sağlamalarına yol açacaktır. Bu suretle emek arzı bir anlamda işçi arzından müstakil olmaktadır.

    Endüstri Devrimiyle kapitalist düzenin oluşturduğu bu ordular üretim için hazır ve ucuz emektir. Kapitalizmin oluşturduğu, azınlıkların zenginleşmesi ve çoğunluğun ezilmesinin çarpıcı bir örneğidir ki. yedek sanayi orduları en kötü şartlarda yaşayan hamile, sakat, çocuk, yaşlı (yaşamışsa tabi) ayırt etmeden en ağır işlerde bile bir kaç kuruşa her türlü işe yapmaya hazır olan kesimdir.

    Bir kaç odalık evde üç, dört ailenin kalması, her aile ferdinin aç, hasta olmalarına rağmen iş bulma çabaları gibi Kapitalizm’in gerçek yüzünü ispatlayan Marx’ın Das Kapital kitabında bahsedilen bu kesimden çok çarpıcı sahnelerdne bahsedilir. Günüzmüzde belki avrupa halklarının yüksek yaşam standartları olsa bile dünyanın bir çok yerinde açlar ordusu hala bu sistemin kurbanlarıdr. Belki işçi sınıfları diyemiz ama 3. Dünya Ülkeleri, Afrika, Latin Amerika gibi ülkelerin halkları hala çoğunluğun sömürülmesiyle azınlığın refanı artırması yani yeni dünya düzeni adı altında kapitalizm devam etmesinin göstergesidir.

  • kutup yıldızı19.07.2003 - 13:28

    Küçük Kepçe yani Küçük ayı (Ursa Minor) diye bilinen takım yıldızinın kasesinin dış kenarını belirleyen en batıdaki iki yıldız - Kepçe sapından en uzakta bulunan ikisi – İşaretçi Yıldızlar olarak adlandırılırlar; çünkü bu yıldızlardan aşağıya uzatılan bir doğru, Polaris olarak da bilinen Kutup Yıldızı’ndan geçecektir. Kutup yıldızı’nı bulmak için, Kepçe’nin İşaretiçi Yıldızlar’ından aşağıya kuzey ufkuna doğru hayali bir çizgi çizilir. Bu çizgi işaretçi iki yıldızın aralarındaki uzaklığın 6 katı, veya yaklaşık olarak üç yumruk genişlği kadar gidilirse, ikinci kadirden bir yılzdız olan Kutup yıldızı’na ulaşılır.

    Kutup Yıldızı, Kuzey Yıldızı, Polaris veya Demirkazık olarak da adlandırılır, çünkü Kuzey Yıldızı, Yerküre’nin dönme eksenin gökyüzünde izdüşümü olan noktaya çok yakındır. Bunun bir sonucu olarak, yerin dönemesinden dolayı, gece boyunca bütün yıldızlar Kutup Yıldızı’nın etrafında dönüyorlarmış gibi görünürler. Kutup Yıldızı bizden oldukça uzak bir yıldızdır ve uzaklığı 680 Işık Yılı’dır. Çıplak gözle, yıldız haritası yardımıyla gökyüzünü izliyorsanız Kutup yılzdızı en önemli hareket noktalarından olduğundan Kepçeler’in ve Kutup Yıldız’ının nerede olduklarını hep hatırlanması gerekir.

    Kaynak: M. Emin Özel, Talat Saygaç: Gökyüzünü tanıyalım

  • nedir ?19.07.2003 - 01:03

    www.antoloji.com/nedir/

    Bilgi akışımın olduğu bir yer... Bazı yazılar yetkillerin gözünden kaçsa da terbiyesizlklere izin verilmemeye çalışılan bir site.

    Her üye bir karakter, düşünceleri bana uymasa da ne güzel bir paylaşım... Umarım karşılıklı olmasına dikkat ederiz. Eninde sonunda günlük yaşantımızda bir kaç saatine uğradığımız bir yer, bilgi akışımını sağlayan araçlardan biri. Bir müzik enstrümanı yani bizim elimizde güzel veya kötü ses çıkartması...

  • antoloji.com18.07.2003 - 23:59

    Antoloji.com:

    (Benim Antolojim adlı silinen başlıktan- 22.04.2003 04:05:00) :

    Buraya üye olurken bence şu soru çok önemli: Neden üye oldum?

    Bilgilerle dolu olması gereken bu sayfalarda, bence, birincil olması gereken, bilgi akışımına katkıdır. Bunun dışında; zaman geçirmek, dejarj olmak, reklam ya da bir düşüncenin propagandasını yapmak gibi aktiviteler de eninde sonunda hepimizin bir şekilde dönüp dolaşıp bunları yaptığı şeylerdir ama bunları birincil yapmak bence esas amaçtan uzaklaşmaktır...

    Benim Antolojim mantığı yanlış değildir, insanı motive eder, daha fazla üretmeye götürür... Benim dediğini insan daha da ileri götürmek ister, onun karı için uğraşır... ama bizim antolojimiz diyebilen bir insan, bence, üretimin yanında da fikir alışverişi mantığını aşılar insanlara. Üretim bilincini yayar...

    Paylaşım, birlik, beraberlik, özveri olamayan bir yerde istediği kadar birisi benim desin o yer çöplük de olabilir, ahır da... İşte bu anlamda sabır, saygı, sevgi, hoşgörü, tevazu, şükür gibi öneceliklerin desteklenmesi gerekir ki dilde, gönülde ve düşüncede arınmaya gidilebilinsin.

    Eninde sonunda bilgi Stalin'de de vardı, Hitler'de de... önemli olan bunları iyide kullanabilmede, bu yüzden önceliklerimizin bilinmesi lazım. Tabi bu demek değil ki bu konuları destekleyen tamamen dürüst olabilsin. Eninde sonunda kimse melek değil ama önemli olan denemektir ki esas başarı da burdadır... O yüzden buraya üye olurken uğraşacağım diyorsanız, uğraşmaya devam edelim ama birbirimizle değil...

    İnsanların birbirini yediği yerde, iyi bir insanın bile iştahı açılır... Birliktelik için uğraşalım sonra gerisi gelir zaten