Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Yağmur Bulut
Yağmur Bulut

DOST, YARAMIZA BASILMIŞ TUZU, YARAMIZDAN ARINDIRANDIR.

  • halil cibran29.01.2007 - 17:57

    ^^Ölümden sonra da yaşayacağım, ve kulaklarınızda şarkı söyleyeceğim. Koca dalgalar beni geri çektikten sonra bile denizin engin derinliklerine^^

    halil cibran

  • küresel ısınma29.01.2007 - 17:46

    Küresel ısınmanın insanın değişen yaşam biçimiyle yakın ilgisi aşikar. İnsanın içindeki hırs, kin, harislik, nefret, kıskançlık, dedikodu ve haset ateşleri ısındıkça dünyamız da ısınmış.

    =Bu konuda ilk öneri; bilgilenin. Hangi merakla? Bilgilenmek için küresel ısınmaya gelmeden kendimizi, içimizi, ruhumuzu merak etmeli ve bilgilenmeliyiz. Kim olduğunu merak etmeyenler küresel ısınma ile ilgili neden bilgilensin?

    =İkinci öneri; ağaç dik. Ağaçları tek tek değil orman halinde kıyım eden, kökünden keserek ellerini para havuzunda yıkayanlar ağaç diker mi? Gökdelen dikmek varken... Köylerde bile güzelim zeytin ağaçlarını kesip arsa açmaya çalışanlarla bu öneriyi nasıl hayata geçirelim?

    =Üçüncü öneri; enerjiden tasarruf et. Önce çocuklara ^^tasarruf^^ sözcüğünün anlamını öğretmekle işe başlamalı sanırım. Reklamı yapılan hiçbir aleti kullanma demek ise delirdim anlamına gelir karşı taraf açısından. Bol bol klimalar açılacak, evler donatılacak, çamaşırlar her gün dağ gibi yıkanacak, çalışan kadınlar kovayla temizlik malzemesini boca edecek...

    =Dördüncü öneri; elektrikli aletlerin düğmelerini kapatmaya dikkat etmek. İşte burada yeniden nesil yetiştirmek gerek; çünkü dikkat yoksunu genç ve çocuklarla bu öneriyi yaygınlaştırmak çok zor. Arkasında dolaşan anne kapatırsa kapatır düğmeleri, çocuklara hiç laf edilmez. Onları eğitmek kimin işiyse... Bütün aletlerin ^^stand-by^^da durduğu, her odaya bir televizyon, bilgisayar yerleştirilen evlerde bunu nasıl anlatacağız ki?

    =Beşinci öneri, alışverişini olduğun yerde yap. Yani araçlara binerek, sera gazı üreterek dolanma ortalıkta. Cumartesi, pazar keyfine limon sıkmak bu işte! Ailece koca marketlere arabalarla karınca misali üşüşüp ne var ne yok demeden alma zevki ne olacak peki? Çocuklar dinlemez valla...

    =Altıncı öneri; bisiklete binin, evin çevresinde dolanın, yürüyün falan... Yani bir durak yürüyünce ağlayan çocuklarla, servis güzeli gençlerle yürüyüş yapılacak mümkün mü? Bu öneri hepten şeker, güneş enerjisini kullanın. Biz bunu sadece yazlıklar için sanıyorduk. Hani yılda bir ay gidilen evlerde kullanılan o değil mi?

    =Bu öneri yukarıdakilerin hepsinden imkansız, az tüket, yeniden kullan. Nasıl yani? Çocuğum, biz diğerlerinden geri mi kalacağız? Kendimize güldürecek miyiz? Komşumla ve eltimle yarışamayacak mıyım? Küresel ısınma mı nedir? ısınsın varsın, ben değişmem!

    Küresel ısınmaya tek çare yeni yaşam tarzını benimseyen yeni kuşaklar, yeni insan. Bu, küresel ısınmayı önlemekten daha zor değil mi? Aslında bunun teorisi, pratiği kültürümüzde bin yıllık bir geçmişe sahip.

  • sevgi29.01.2007 - 17:35

    Dünya ve kumlar yanıyor
    Yüzünü yanan kumlara ve
    Yolların toprağına daya
    Çünkü aşk ile yaralanmış herkes
    Bunun izini yüzünde taşımalı
    Ve bu yara görülmeli
    Bırakın kalbinizin yarası görülsün
    Çünkü sevgi yolunda yürüyenler
    Bu yaralarından tanınır.

    der Hz. Muhammed (sav)

  • kutsal emanetler29.01.2007 - 17:25

    Mukaddes Emanetler nerede?

    =Sakal-ı Şerif: Rivayetlere göre bu Sakal-ı Şerifleri padişah 1. Ahmet Gül-ü Muhammed'iden herkes faydalansın diye tüp kafeslerin içine yerleştirip birçok yere dağıtmış.

    =Kadem-i Saadet (Peygamber Efendimizin ayak izi) : Eminönü Tahtakale'de 1. Abdülhamit Türbesi'nde, Eyüp Sultan Türbesi'nde, Laleli Camii'nde, 3. Selim Türbesi'nde (ziyarete açık değil) , Mardin'de Hatuniye Medresesi'nde bulunuyor.

    =Hırka-ı Şerif: Hırka-ı Şerif Camii'nde ve Topkapı Sarayı'nda Hırka-i Saadet Dairesi'nde. Ayrıca Hırka-i Şerif Camii'nin bahçesindeki vakıf binasında Peygamber Efendimiz’in gömleği ve ayakkabısı ile Veysel Karani'nin kuşağı ve takkesi korunuyor.

    =Peygamber Efendimizin kabrinin örtüsü: Beyazid Camii kıble duvarında ve Topkapı Sarayı’nda.

    =Hacer-ül Esved parçaları: Kabe'de bulunuyor, bir de İstanbul'da Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesi ile Sokullu Mehmet Paşa'nın Kadırga Sokollu Camii'nde 4 parçası muhafaza ediliyor.

    =Kabe örtüleri: Kabe'nin örtüsü her sene değiştiği için eskiyen örtü alınır ve saklanır. Bu örtülerden biri Üsküdar Emetullah Gülmüş Cami ve Fatih Çarşamba'da Yavuz Selim Camii'nde saklanıyor.

    =Ayrıca Beyazıd Meydanı'ndaki Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde; Peygamberimizin bir tutam saçı, Kuşak-ı Şerif ile Zıbın-ı Şerif'ten bir parça bulunuyor. Ayrıca Peygamberimizin kabrinden alınan toprak ve mahfazası ile Kabe'nin örtüsü bütün halde Ramazan boyunca teşhir ediliyor

  • kutsal emanetler29.01.2007 - 17:24

    Sakal-ı Şerifler

    Hz. Peygamber’den bir parça

    Sakal-ı Şerif’in yüzlerce tarihi camide, hatta aileler elinde bulunması “Acaba hepsi Peygamber Efendimiz’e mi ait? ” sorularını akla getirdi. Bu sorunun cevabını Hilmi Aydın, “Peygamberimiz tıraş olurken bile sahabe ondan bir hatıra alabilmek için etrafında bekliyor, saçının ve sakalının bir telinin bile yere düşmesine izin verilmiyordu. Onun için Sakal-ı Şerif’in bu kadar çok olması gayet normal.” diyerek açıklıyor. Sadece Topkapı Sarayı’nda 63 Sakal-ı Şerif bulunuyor.

  • kutsal emanetler29.01.2007 - 17:23

    Hazreti Peygamber’i (sas) canından aziz bilen sahabeler O’ndan kalan maddi hatıraları da itina ile saklamışlar. Nesilden nesile gelerek dünyanın dört bir köşesine yayılan bu Peygamber hatıralarının çoğu Osmanlı Devleti zamanında Topkapı Sarayı’nda toplanmış.
    Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan ‘Mukaddes Emanetler’ maddi ölçülerde paha biçilemeyen bir hazine. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı fethiyle Osmanlılara intikal eden Kutsal Emanetler, yüzyıllardır büyük bir hürmet ve itina ile korunuyor. Ve 4 asır boyunca 24 saat yanı başında edep, huşu ve huzur içinde Kur’an-ı Kerim okunuyor. Osmanlı Devleti zamanında sarayın Hırka-i Saadet Dairesi, Ramazan ayının 15. günü imparatorluğun en önemli törenlerinden birine sahne olurmuş. Ziyaret günü yaklaştığında başta padişah olmak üzere bütün saray halkında bir telaş, bir koşuşturmaca, bir hareketlilik gözlenirmiş. Bir gün önce Revan Odası’na nakledilerek dairenin her tarafı silinip süpürülür, duvarlar gülsuyu ile yıkanır, miskle kokulandırılırmış. Ertesi gün Peygamberimiz (sas) ’in Kaside-i Bürde şairi Ka’b bin Züheyr’e hediye ettiği hırkası, bizzat padişah tarafından altın sandukasından çıkarılarak protokole ziyaret ettirilirmiş. Ardından da Peygamberimiz’in (sas) Fatih’teki Hırka-i Şerif Camii’ndeki hırkası ziyaret edilirmiş.

    Halen Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen Mukaddes Emanetler, Peygamber Efendimiz (sas) ’e ait olan hatıralar, Sahabe-i Kiram’a ve Peygamber Efendimiz’in arkadaşlarına ait olan hatıralar, İslam büyüklerine ait olan eserler ve Kâbe’nin tamirinden Medine’den getirilen eserler olmak üzere 4 bölümden oluşuyor. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğrayan sarayda en çok ilgiyi şüphesiz Hırka-i Saadet çekiyor. Bunun yanında Cafer-i Tayyar’ın devasa kılıcı da ziyaretçilerin hayranlığını kazanıyor.

    Kıymetli muhafazalar içinde korunan emanetler, sanat tarihi açısından büyük kıymet taşıyor; ancak asıl kıymetleri çağrıştırdıkları anlam itibarıyla. Emanetler kuru bir eserden ziyade alemlere rahmet olarak gönderilen güzeller güzeli Peygamberimiz’i, onun ideallerini ve mefkurelerini bize hatırlattığı için gönüllere hitap ediyor. Geçen yıla kadar Topkapı Sarayı’nda Mukaddes Emanetler bölümü sorumluluğunu yürüten ve şu an İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu müdürlüğü görevinde bulunan Hilmi Aydın’a göre, bu hatıraların her biri hakkında onlarca cilt kitap yazılacak derecede önemli. Aydın, “Her bir eser, bir inancın, bir gerçeğin belgeleri olarak önümüze çıkıyor. Kâbe kilitleri, örtüleri, sahabe kılıçları dönemlerinin sanat ve kültürel gelişimini merhale merhale gösteriyor. Sahabe kılıçlarının üzerindeki süslemeler, yazılar, yakut, firuze gibi taşlar ve altın kaplamalar 16. yüzyıldan sonra Osmanlı padişahları tarafından yaptırılmış. Padişahlar ‘Biz kuluz, gerçek sultan onlar.’ diyerek bütün imkanlarını seferber etmiş. Ayrıca Allah Resulü’nden kalan, hırkasından ayakkabılarına, kılıçlarından yayına kadar her şey son derece zarif, kaliteli ve şık. Hepsinin sadeliği içinde mükemmellik saklı.

  • takıntı hastalığı29.01.2007 - 17:11

    temizlik takıntısı: pislik, mikrop, idrar gibi maddelerin bulaşmasından korkma.

    şüphe takıntısı: kapıyı kapattığından, fişi çektiğinden, namazı doğru kıldığından vs. emin olamama.

    hastalık takıntısı: ölümcül hastalıklara yakalandığı hissinden kurtulamama.

    düzen ve simetri takıntıları: eşyaların düzenli ve simetrik olmamasından aşırı rahatsızlık duyma. eğrileri düzeltme, çizgileri eşitleme vs.

    saldırganlık takıntıları: ^^çocuğumu camdan atar mıyım? kadınlara saldırır mıyım? ^^ gibi çevredekilere zarar vermekten korkma.

    cinsel takıntılar: olmadık zamanlarda ve olmadık yerlerde akla erotik görüntülerin gelmesi.

    dinî takıntılar: allah’a küfretme, ^^allah var mı, yok mu? ^^ sorusundan kurtulamama.

    metafizik takıntılar: ^^ben, ben miyim? ruh nerede? insanlar hayal mi gerçek mi? ^^ gibi sorulardan kurtulamama.

    büyüsel takıntılar: tehlikeden kaçınmak için tahtaya vurmak, kurşun döktürmek gibi.

    biriktirme takıntıları: hiçbir eski eşyayı atamama, dışarıda ne bulursa değerli sayma ve eve alıp getirme. bu kişilerin evleri adeta birer çöp ev olur.


    bende çantamı ters tutup taşıyamam. buda bendeki takıntı:P

  • kapı29.01.2007 - 16:55

    bir zamanlar insanlar kırk haramilerda olduğu gibi, sihirli mağaralarının kapısını sihirli bir sözle açıyordu: ^^açıl susam açıl^^

    günümüzde ise durum baş döndürücü bir şekilde değişti..

    =damardan açılan kapılar
    elin üstünde parmaklarla bilek arasında kalan bölgedeki damarları kayıt altına alan sistem tanımlı damarları görünce açılıyor.

    =sahibini tanıyan kapılar
    * kapınızın açılması için ona dikkatlice bakmanız yeterli. sahibini iris’inden tanıyan kapılar anında açılıyor.
    * kapının hafızasına birden fazla göz tanımlanabiliyor.

    =dokunmatik kapılar
    çocuklu aileler için ideal bir sistem. anahtarla kapıyı açmakta zorlanan çocukların kapının tokmağına küçük elektronik bir kartı göstermesi yeterli, kapı kilidi kendiliğinden açılıyor.

    =kasa gibi şifreli kapılar
    kapının üzerinde anahtar deliği yok. kasa gibi kapının üzerinde numaralar var. kapınızın şifresini yazmanız yeterli. ev ahalisinden başka kimsenin bilmediği şifreyi yazınca kapı ardına kadar açılıyor.

    =kapı kapı! söyle bana kim çaldı zili?
    isteyen, kapılarına dürbün yerine kamera taktırabiliyor. siz televizyon izlerken kapınız çaldığında kumandanın düğmesine basarak televizyonunuzdan kapıda kimin olduğunu görebileceksiniz. ya da dürbün kameranızı sürekli açık tutup siz evde yokken evinize kimin gelip gittiğini görebileceksiniz. hatta tatildeyken ya da evinizden çok uzaktayken internetten kapınıza bağlanıp kapınızın önünü izleyebileceksiniz.

    yenilikler her zaman güzeldir:P

  • aşure29.01.2007 - 16:39

    benden sizlere bir de aşure tarifi:P

    Malzemeler: Yarım kg buğday, 1 su bardağı nohut, 1 su bardağı kuru fasulye, 1 çay bardağı pirinç, 100 gr kuru kayısı, yıkanmış ve ufak ufak doğranmış, 50 gr kuş üzümü, 100 gr çekirdeksiz kuru üzüm, Dilerseniz ufak ufak doğranmış kuru incir, 1 kg toz şeker
    (dilerseniz ufak ufak doğranmış elma ve karanfil de katabilirsiniz)

    Yapılışı:

    Aşureyi pişirmeye başlamadan 8-9 saat önce, buğdayı büyükçe bir tencereye alıp üzerini 4-5 parmak geçecek kadar kireçsiz su ile doldurun ve bir taşım kaynatın.

    Nohut ve kuru fasulyeyi birlikte yıkayıp bir tencereye alın ve buğdaydaki işlemi tekrarlayın.

    Her iki tencere de kaynadıktan sonra altını kapatın ve 8-9 saat dinlendirin.

    8 saat sonra tencerelerin altını tekrar açın, kısık ateşte (buğdayları ara sıra karıştırarak) buğdaylar iyice ezilinceye, nohut ve kuru fasulyeler de yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 2,5-3 saat) pişirin. Eğer tencerelerdeki su azalırsa kaynamış su ekleyin. Buğday tenceresinin kapağını taşma tehlikesi nedeniyle açık bırakın.

    Buğdayın pişmesine yakın tencereye iyice yıkanmış pirinci ekleyin. Bir sürede pirinçlerle beraber pişirin.

    Hepsi pişince nohut ve kuru fasulyeleri buğday tenceresine ekleyin. 10-15 dakika daha kısık ateşte kaynatın. Çekirdeksiz üzümü, kuş üzümünü ve kayısıları tencereye ekleyin. 15 dakika daha pişirdikten sonra toz şekeri ekleyin, bir taşım kaynatıp altını kapatın.

    Aşurenin kıvamını kaynar su ekleyerek dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.

    Aşure, soğuduktan sonra diplerine birkaç parça incir konulmuş kâselere paylaştırıp tarçın/ceviz/fındık/nar ile süsleyin.

    Not: Piştikten sonra aşurenin bir kısmına veya tamamına bir portakal kabuğu rendesi eklerseniz çok güzel bir tat yakalamış olursunuz.

    afiyet olsun

  • limonata29.01.2007 - 16:32

    yazılanlara baktımda herkes hazır limonataya konmuş. bende sizlere limonata tarifi vereyim dedim:p

    malzemeler:

    5 limonun suyu
    yarım su bardağı toz şeker
    1,5 su bardağı soğuk su
    7-8 buz kalıbı
    hazırlanması:

    1. küçük bir tavaya yarım su bardağı toz şekeri ve yarım su bardağı soğuk suyu alın. orta hararetli ateşte devamlı karıştırarak şekerin erimesini sağlayın. şeker eriyince altını kapatın. suyun tamamen soğumasını bekleyin.

    2. limonların suyunu, şerbeti ve 1 su bardağı soğuk suyu sürahiye alın. üzerlerine 7-8 buz ilave ederek servis yapın.