Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Zâtı Zâyi
Zâtı Zâyi

- sandım ki su bana sırrını bağışlayacak -

  • yersen12.08.2026 - 20:13

    ... koltuğumun muhtelif yerlerinde dikişler sökülmüş, söküklerden süngerler göz kırpıyor.
    bir başkasının yıpranmışlık, özensizlik, yoksulluk göreceği o yerlerde
    ben o koltuklarda geçirilen zamanları görüyorum;
    oturup okunan kitaplar, uzanıp izlenen filmler,
    izlerken uykunun sıcak davetine karşı koyulamayan ânlar.
    ağırlanan misafirlerin seslerini,
    koltuklar arasında yankılanan kahkahaları duyuyorum.
    neşesiyle gelen çocukların ise
    koltukların eskimesine olan katkılarına göz yumuyorum.

    çünkü.. her sökük bir iz, bir tarih, bir anlam demek.
    odamı bir showroomdan ayıran şey tam da
    bu yaşanmışlık.

    evet.

    meseleye böyle bakmayı tercih etmemin
    koltuk fiyatlarının fahişliğiyle
    hiç ilgisi yok.

    hiç.


  • olmayınca olmaz11.08.2026 - 20:47

    ... yürüyüş yaparken sahile indim.
    üzerini mor sümbüllerin sardığı çardağın altındaki banka oturdum.
    deniz dingin, gök bulutsuz bir mavilikte,
    karşıki dağlar heybetli,
    vapurlar ve martılar denizin süsü yine.
    tek tük yürüyüş yapan insanlar hariç sahil bana ait.

    oturdum ve bekledim. bekledim. bekledim.

    bu atmosferin bende bir ilhâma, bir hisse, şiirsel dünyaya yeni bir kapı açması gerekirdi.
    ama hayır, ânın huzuru dışında hiçbir duygu teşrif etmedi.
    “o hâlde bir şeyler düşünmek gerek" dedim.
    bir fark ediş, bir uyanış, düşünsel dünyaya yeni bir kapı açılsın bari.
    ama o da olmadı.

    ben edebî bir vahiy beklerken
    bir de aklım absürt şeylerin istilasına uğramaz mı?
    tamam, efkâr insanı değilim ama
    en azından dışarıdan görünen ağırbaşlılığımdan
    taviz vermemeliydim,
    bu ortamda
    kendi kendine gülen bir deliye dönüşmemeliydim.
    zor da olsa yanak kaslarıma hükmetmeyi başardım.

    "kalk" dedim, "kalk, meşgul etme bankı boşuna"

    edebiyat yapmak için neredeyse kusursuz hazırlanmış bütün bu dekoru ziyan etmişim hissiyle
    kalktım, gittim.

    teselli olsun diye üç top dondurma ısmarladım kendime.

    canım kendim.. üzülme.
    olmayınca olmuyormuş gerçekten.


    “olmayınca olmuyor,” demiş miydim.


  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:38

    ... buraya
    bu kadar adanmışlık yeter.

    ben bir süre uğramayı düşünmüyorum.

    bakınız; inceliğimi de alıp gidiyorum.

    gerisini antoloji düşünsün. :)

    sanki babamın sitesi.

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:23

    ... adım zâyi

    ama soyadım incelik..

    tanıştığınıza çok memnun olacağınızın
    garantisini veriyorum, hanfendi..

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:06

    ... ama ben,
    benden önce uyuyanlar
    sabah da benden önce uyanıp
    kahvaltı hazırlayabilsinler diye, ;)
    ben de hazır sofraya teşrif edebileyim diye
    mutlak sessizlik sağlıyorum

    şu an..

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 02:30

    ... tamam
    bir sınav olmasın deyu
    diğer uyuyanları da uyandır.

    uykusuzluğuna
    ve yan tesirlerine ortak et.

    hepiniz beraber sersemleşin.. :)

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 02:10

    ... büyük büyük atalarımızın
    ateş başında konuşurken söylediği,
    rivâyet edilen bir söze göre,
    bir insanı gerçekten tanımak için
    onu uykusuz hâlimizle muhatap etmeliymişiz.
    o hâlimize sabreden kişi, ancak ve ancak,
    bizi gerçekten seven kişi olabilirmiş.

    ben uydurdum ama çok mantıklı geldi.
    yarın yola kimlerle devam edeceğine karar vereceğin bir gün olacak.. :)

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 01:55

    ... nemden, dertten, nazardan

    uykusu kaçanları buraya alalım..

  • sevindirik olmak08.08.2026 - 01:39

    ... çünkü
    tanışıklığımızın on altıncı yılında,

    yine de

    "ya sen ne acayipsin
    ne incesin
    ne kadar naif, zarif, latif ve şahane bir şeysin"

    dedi.

  • geç uyumak08.08.2026 - 01:14

    ... bu gece
    uyuyarak
    birkaç saat sonrasına
    fırlatmak isteyeceğim
    günahım, suçum ve derdim yok.