... bu dünya onu içine sığdırabiliyorsa dünya gerçekten büyük olmalıydı. içinde fehmi bey'i barındıran gezegen küçük olamazdı. böyle düşünüyordu ve buna canı gönülden yemin edebilirdi.
... mûzip dayısının, bisikletin arka selesine oturtup yokuş aşağı sürerek adrenalin yaşattığı o küçük kızı da alarak yanıma, bu defa deniz kenarında ama yine de "inşallah düşmem” duâsıyla.
... biri de demiyor ki "sen tek başına bir kültür figürüsün, temsiliyetin büyük, jeopolitik misyonuna zeval gelmesin bırak, bulaşıkları biz hallederiz. "
bir daha bu zahmeti göze alır mıyım. hayır.
böyle böyle kaybediliyor çeşitlilik. aynı malzemelerin sadece sıralaması değişen yemeklerine mahkum; tek düze, tek tat, tek renk, tek dil! bir topluma dönüşüyoruz. yazıklar olsun.
... "eskiden de gıcıktın,
hâlâ gıcıksın.
hayat insanı hiç mi değiştirmez"
dedi eski dost
zât-ı âlîm için.
... bu akşamın misafirleri
eskimeyen eski dostlar.
biraz da başkaları köprü olsun diye
önceki diplomatik görevime kayyum atadım
ve tatlı yaptım bu defa, hem de bir pasta.
ipek kremalı,
katlar arası meyve,
üzerine de çikolata rendesi.
tatlı dünyasının daha barışçıl bir dünya olmasını umuyorum.
kimsenin kariyerini riske atmayacağım.
tüm şefleri sükûnete davet ediyorum.
hayır hayır eve değil,
sakin olmaya davet ettim.
tamam. ben de sakinim.
... "... zira haklı olmak,
veda edişlerinin yarattığı kederin içinde
bir tesellidir... "
... söylenemeyenlerin
bıraktığı boşluğu doldurmak için kullanıldığında
küfür etkisi yaratan
örtbas kelime.
... yenisini tedarik edemeden
elimdekilerin de son kullanma tarihi geçti.
şimdi
öyle bakışıyoruz
duvar duvara.
... suratındaki yarıktan
adalet hakkında
sözler çıkıyor.
ve adam
bunlara inanıyor.
... bu dünya onu içine sığdırabiliyorsa
dünya gerçekten büyük olmalıydı.
içinde fehmi bey'i barındıran gezegen
küçük olamazdı.
böyle düşünüyordu
ve buna canı gönülden yemin edebilirdi.
... mûzip dayısının,
bisikletin arka selesine oturtup
yokuş aşağı sürerek adrenalin yaşattığı
o küçük kızı da alarak yanıma,
bu defa deniz kenarında
ama yine de
"inşallah düşmem”
duâsıyla.
haa yağmur mu?
o benim içimde yağıyor.
mütemâdiyen.
... sık sık
ve yeterince gerçekçi esneyerek
misafirleri,
artık gitmeleri gereken vaktin geldiğine
inandırmak.
... biri de demiyor ki
"sen tek başına bir kültür figürüsün,
temsiliyetin büyük,
jeopolitik misyonuna zeval gelmesin
bırak,
bulaşıkları biz hallederiz. "
bir daha bu zahmeti göze alır mıyım.
hayır.
böyle böyle
kaybediliyor çeşitlilik.
aynı malzemelerin sadece sıralaması değişen
yemeklerine mahkum;
tek düze, tek tat, tek renk, tek dil!
bir topluma dönüşüyoruz.
yazıklar olsun.
iyi ki tatlı yapmadım onlara.