... "ey" diye başlayan seslenişleri, şiirleri öyle seviyorum ki. öyle seviyorum ki yıllar evvel daha sansürsüz, daha içerden bir yerden yazdığım ve henüz yeterince zâyi olmadığım için "züleyha" ismiyle aktif olduğum bir forumda bir süre ortalıktan kaybolduğumda bana "ey" diye seslenilip ardından "gel" denilince evlilik teklifi ile aramda hiçbir engel kalmamıştı. ama neyse ki seslenen hemcinsimdi de... yoksa öhüm şeyy öyle işte.
demişti ki: ey züleyha, aşk dolu dizelerinden bizi neden mahrum etmektesin? ey züleyha, yemin mi içtin züleyha libasını giymemeye? ey züleyha, bil ki bizleri üzmektesin.
gel, bârânı getir gözlerinden .... gel, gri kulübeme ışık süzmez oldu.
suskunluğuna bir son vermesi ümidiyle kuşlar uçuran züleyha'ya.
... altmış altı defa hapşırmışsam içim dışım aynı anda üşüyorsa etim ayrı kemiklerim ayrı ağrıyorsa başımı dayayacağım bir yer arıyorsam gideyim. gideyim de üzerime çocukluğumu örtsün annem. babam elinde bir bardak suyla söylensin dursun, "niye bir ilaç almıyorsun" "hadi kalk, hastaneye gidelim" denilsin bir çorba kaynamış olsun çoktan. sonrası seslerin fısıltıya dönüşmesi şşşşş yastıkla yüzüm arasında ellerim. bütün kimliklerim dış kapının önünde, şimdi âzâdeyim. zihnim hafif. bedenim gevşiyor. soluğum yavaşlıyor. ağır ağır kapanan gözkapaklarımın altında birikmiş yılların uykusu.
... züleyha'dan zâyi'ye
zâyi'den züleyha'ya
"nerdesin?"
... "ey" diye başlayan seslenişleri, şiirleri öyle seviyorum ki.
öyle seviyorum ki
yıllar evvel
daha sansürsüz, daha içerden bir yerden yazdığım
ve henüz yeterince zâyi olmadığım için "züleyha" ismiyle aktif olduğum bir forumda
bir süre ortalıktan kaybolduğumda
bana "ey" diye seslenilip ardından "gel" denilince
evlilik teklifi ile aramda hiçbir engel kalmamıştı.
ama neyse ki seslenen hemcinsimdi de...
yoksa
öhüm
şeyy
öyle işte.
demişti ki:
ey züleyha, aşk dolu dizelerinden bizi neden mahrum etmektesin?
ey züleyha, yemin mi içtin züleyha libasını giymemeye?
ey züleyha, bil ki bizleri üzmektesin.
gel, bârânı getir gözlerinden
....
gel, gri kulübeme ışık süzmez oldu.
suskunluğuna bir son vermesi ümidiyle
kuşlar uçuran züleyha'ya.
... sudan mı bahsedelim?
ısınan sulardan. hem de çok ısınan sulardan.
kırmızı buton falân.
yediyüzseksenbinkilometrelik
güven ortamını zedeleyebilirliği olan
bu kadar imâlı lâfı bir arada görmemiştim hiç.
gidip anayasal haklarımı okuyayım biraz.
"anayasal hak"
ha ha
susayım ben.
hastayım da zaten.
... diyeceğiz ki:
susuyorduk.
havadan bile bahseden yoktu.
... altmış altı defa hapşırmışsam
içim dışım aynı anda üşüyorsa
etim ayrı kemiklerim ayrı ağrıyorsa
başımı dayayacağım bir yer arıyorsam
gideyim. gideyim de
üzerime çocukluğumu örtsün annem.
babam elinde bir bardak suyla söylensin dursun,
"niye bir ilaç almıyorsun"
"hadi kalk, hastaneye gidelim" denilsin
bir çorba kaynamış olsun çoktan.
sonrası
seslerin fısıltıya dönüşmesi
şşşşş
yastıkla yüzüm arasında ellerim.
bütün kimliklerim dış kapının önünde,
şimdi âzâdeyim.
zihnim hafif.
bedenim gevşiyor.
soluğum yavaşlıyor.
ağır ağır kapanan gözkapaklarımın altında
birikmiş yılların
uykusu.
rüyâmda bir suyum sanki.
ne güzel akıyorum.
uyanınca kaptan oluyorum yeniden.
nerde kalmıştık?
... "saydam bir hareketsizlik içinde duruyor yıllar. "
... birkaç kitap
birkaç cümle
birkaç "rağmen."
biraz kış
biraz tebessüm
biraz duvar
birkaç temenni
biraz hoşça kal.
... yaşıyorum
ama unutarak ve bilmeden
ardımda bıraktığım kimdi
kim bu yanımda taşıdığım
yolda beni bekleyen kim.
... sözlerim ki
ne güzel susarlar.
... monolog.
diyalog.
monolog.