Temel köy yolundan şehre ilerlemektedir, karşıdan da Temelin köyünden sevmediği Hoca temele doğru yaklaşmaktadır. Köylü: —Selamünaleyküm temel. —Aleyküm selâm hocam. —Nasılsın inşallah? —İyiyim hocam sen nasılsın? —İyiyim hamdolsun, temel bak sana bir şey anlatacağım. —Buyur hocam. —Temel, sen bir gün öleceksin. Sevdiklerin, eşin, dostun seni gömecekler. Yeraltı dünyasının bilinmeyen canlıları senin bedenini yiyecekler ve sen toprağa karışacaksın. Sonra bir çiçek olup o toprakta yeşereceksin. İnekler, danalar gelip seni yiyecekler ve gidip kuytu bir köşeye pisleyecekler. Ve ben o pisliğe bakıp diyeceğim ki, 'yaaa temel, neydin n´oldun'. —Peki, ben sana bir şey anlatabilir miyim? —Buyur temel. —Bak, sen bir gün öleceksin. Sevdiklerin, eşin, dostun seni gömecekler. Yeraltı dünyasının bilinmeyen canlıları senin bedenini yiyecekler ve sen toprağa karışacaksın. Sonra bir çiçek olup o toprakta yeşereceksin. İnekler, danalar gelip seni yiyecekler ve gidip kuytu bir köşeye pisleyecekler. Ve ben o pisliğe bakıp diyeceğim ki, 'yaaa hocam, hiç değişmemişsin…
Yani demem o ki Pudra şekeri yıllar öncede ayniydı.. Şimdi de aynı fosseptik...
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor.. Yani Osmanlıya acayip bir hakaret Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul’unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: “Herkes kendisinde olandan ikram eder…"
Düşmanının düşmanı dostumdur mantığı... Yani Erdoğan gitsinde vatan batsın isterse
Keşke at gözlüğü. Olmadan bakabilseniz... Habur olaylarında yanlış yaptı AKP'yi de eleştirdik... Şimdi dile getirilen konunun ciddiyetinin farkında bile değilsiniz... Anayasaya ikinci bir dil girmesi iç savaş demektir... Bu topraklarda yaşayıp farklı lehçe kullanan herkes aynısını ister... Almanya'da 10 milyona yakın Türk var.. Türkçe'yi anayasaya koymayı bırak teklif bile ettirmezler... Amerikalı diye bir ırk yok.. İngiliz Fransız Alman ve Afrika kökenliler yaşıyor Resmi dili değiştirmek kimsenin aklına gelmiyor ..
Bu topraklarda 1071 den beri vardık Beylikleri saymazsak bu 3 .devlet Sıfırdan kimse ülke kurmadı. Atatürk ve silah arkadaşlarının Osmanlı askeri olduğunu hatırlatırım..Orbay, Karabekir, çakmak vs gibi birçok kahramana haksızlık etmeyin... Peygamberler dışında kimse eleştirilmez değildir .eleştiri kişinin kişiliğinden birşey eksiltmez Sahte paye ve abartılmış övgüye ihtiyaçları yoktur..
Ve serbest fırka ile terakkiperver cumhuriyet firmasının başına gelenlere bir bakın biraz tarih okuyun...
Keşke vatana sahip cikmaktada bu kadar istekli olsaydınız . Kurucu partide birileri federasyondan bahsederken bayrağı ve Atatürk fotoğraflarıni kaldırttı. 6+1 li masanın bır üyesi anayasayı değiştirip özerklik ve anadili değiştirmekten bahsetti.. bu devletin temeline dinamit koymaktır.. Bu konuda bir eleştiri yaptığınızı görmedik Sadece hamaset...
" Aşk,aşk dedim
Tutuldum
En tepesindeki meyvesine
Ağacın
Kopartamadım
Durdukça büyüdü
Ben yemeden
Dalında çürüdü..."
" Işığım düşer üstüne
Kara gecelerde..
Korkarsın karanlıktan.
Bilirim;
Hüzün keser yüreğin
Gözlerin bulutlanır
Yağdı yağacak.....
Kabuslar yoldaşın olsun istemem....
Rüzgarın sessinde
Bölerim düşlerini
Derin geceden...."
Temel köy yolundan şehre ilerlemektedir, karşıdan da Temelin köyünden sevmediği Hoca temele doğru yaklaşmaktadır. Köylü:
—Selamünaleyküm temel.
—Aleyküm selâm hocam.
—Nasılsın inşallah?
—İyiyim hocam sen nasılsın?
—İyiyim hamdolsun, temel bak sana bir şey anlatacağım.
—Buyur hocam.
—Temel, sen bir gün öleceksin. Sevdiklerin, eşin, dostun seni gömecekler. Yeraltı dünyasının bilinmeyen canlıları senin bedenini yiyecekler ve sen toprağa karışacaksın. Sonra bir çiçek olup o toprakta yeşereceksin. İnekler, danalar gelip seni yiyecekler ve gidip kuytu bir köşeye pisleyecekler. Ve ben o pisliğe bakıp diyeceğim ki, 'yaaa temel, neydin n´oldun'.
—Peki, ben sana bir şey anlatabilir miyim?
—Buyur temel.
—Bak, sen bir gün öleceksin. Sevdiklerin, eşin, dostun seni gömecekler. Yeraltı dünyasının bilinmeyen canlıları senin bedenini yiyecekler ve sen toprağa karışacaksın. Sonra bir çiçek olup o toprakta yeşereceksin. İnekler, danalar gelip seni yiyecekler ve gidip kuytu bir köşeye pisleyecekler. Ve ben o pisliğe bakıp diyeceğim ki, 'yaaa hocam, hiç değişmemişsin…
Yani demem o ki
Pudra şekeri yıllar öncede ayniydı..
Şimdi de aynı fosseptik...
Çok güldüm ya :)
İSKİ sana katlamalı fatura göndermeli..
Tuvaletten çıkamıyorsun bir türlü....
Yavuz’un Şah İsmail’e hediyesi
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor.
Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor.
Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor..
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret
Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir.
Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.
İçine o zamanın Osmanlı İstanbul’unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor.
Şah sandığı açıyor.
Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremiyorlar tabii.
Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor.
Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:
“Herkes kendisinde olandan ikram eder…"
Binlerce
Tanımı var aşkın
En hüzünlü olanını
Seçti adam
Binlerin içinden
Seni
En sevmeyi bilmeyeni …
G , Onay
Sevgili her halin bir başka güzel
Bu gece koynuma aya bürün gel
Şahlanmış arzular yasakları del
Hasret acısıyla öldüm bilesin
Gözüm gözlerinde dalar engine
Hayranım teninde taze rengine
Davul bile çalmış dengi dengine
Kadehinde harap oldum bilesin.
G , Onay
Düşmanının düşmanı dostumdur mantığı...
Yani Erdoğan gitsinde vatan batsın isterse
Keşke at gözlüğü. Olmadan bakabilseniz...
Habur olaylarında yanlış yaptı AKP'yi de eleştirdik...
Şimdi dile getirilen konunun ciddiyetinin farkında bile değilsiniz...
Anayasaya ikinci bir dil girmesi iç savaş demektir...
Bu topraklarda yaşayıp farklı lehçe kullanan herkes aynısını ister...
Almanya'da 10 milyona yakın Türk var..
Türkçe'yi anayasaya koymayı bırak teklif bile ettirmezler...
Amerikalı diye bir ırk yok.. İngiliz Fransız Alman ve Afrika kökenliler yaşıyor
Resmi dili değiştirmek kimsenin aklına gelmiyor ..
Bu topraklarda 1071 den beri vardık
Beylikleri saymazsak bu 3 .devlet
Sıfırdan kimse ülke kurmadı. Atatürk ve silah arkadaşlarının Osmanlı askeri olduğunu hatırlatırım..Orbay, Karabekir, çakmak vs gibi birçok kahramana haksızlık etmeyin...
Peygamberler dışında kimse eleştirilmez değildir .eleştiri kişinin kişiliğinden birşey eksiltmez
Sahte paye ve abartılmış övgüye ihtiyaçları yoktur..
Ve serbest fırka ile terakkiperver cumhuriyet firmasının başına gelenlere bir bakın biraz tarih okuyun...
Keşke vatana sahip cikmaktada bu kadar istekli olsaydınız .
Kurucu partide birileri federasyondan bahsederken bayrağı ve Atatürk fotoğraflarıni kaldırttı. 6+1 li masanın bır üyesi anayasayı değiştirip özerklik ve anadili değiştirmekten bahsetti.. bu devletin temeline dinamit koymaktır..
Bu konuda bir eleştiri yaptığınızı görmedik
Sadece hamaset...
". Kalbinde merhamet olmayana
Cennet yoktur .."
Hz Muhammed. ( sav )