senli imgeler tekmeliyor içimi geceyi seninle uğurlayıp günü seninle karşılıyorum nicedir derinlerde bir alev ırmağıı ki sorma umudumu fideliyorum günde üç öğün özenle siliyorum yapraklarını seni görünce bendini yıkıyor çağlayanlar hayali de olsa adaklar adıyorum gelişine labirentleri geçtim de geldim, nefes nefese son bir gayretle çalıyorum gönlünün zilini bir tepki ver kurban olurum bir seda bağışla aşkın en dingin haliyle kapındayım tut ki bir sefilim seni aramaktan yorgun yada bir hercaiyim türlü badirelerden geçen duruldum da geldim öldürdüm dünyevi hevesleri seninle toprağa gömdüm serden geçtiliğimi adımı unuttum zikrim de fikrim de sana kurulu kimine göre bir ayyaşım kimine göre deli oysa ben bir aşığım sevgi yer sevgi içerim kirpiklerin ile onikiden vurduğun yarım akıllı neden ben diye sorma ruhum ruhuna meftun seninle maviye dönüştü hayatımın bütün renkleri ah gülüşüyle bana hayatı sevdiren lirik kadın sevdiysem adam gibi sevdim bundan kime ne
" Islak bir gün ayırdım bugün kendime Toplandı gözüme kara bulutlar Yağsın .... Ne kadar yağmuru varsa Döksün istiyorum Yağsın gözlerimden durmasınlar istiyorum Senin değdiğin ne varsa Senin iliştiğin ne varsa Senden hiç bir iz kalmasın istiyorum..."
BİR YAHUDİ, aklınca imtihan etmek gayesiyle, Hazret-i Peygamber’in yanına geldi. Elindeki yiyeceği göstererek:
“Ey İslam Peygamberi” dedi. “Bu benim rızkım mıdır?”
Dessas Yahudi, sorusuna cevap olarak, “Evet rızkındır” denirse elindekileri atacak; “Hayır rızkın değildir” denirse de, alıp yiyecekti. Böylece de aklınca Peygamber Aleyhisselam’ı güya sözünde haksız çıkaracaktı.
Allah’ın Peygamberi, hiç tereddüt etmeden Yahudiye şöyle cevap verdi:
Ah ulan ah Kafamız çalışmadı Özdil kadar olamadık 2500 e gerek yoktu 1000 liradan satsak Onbin tane On milyon eder İki villada biz yaptırdık Nede olsa aç olsada 2500 e nutuk alan çok var ülkede....
" Kim demiş ki; İnce iştir aşk.. Solgun yüzde gülüş, Tende dokunuş … Haykırışıdır Suskun dizelerin… Sayıklamasıdır Görülen en güzel düşlerin... Hatta Bir kez uyuyup Bir daha hiç uyanmamaktır aşk.."
". Parasız erkeği ancak anası sever .."
Freud
senli imgeler tekmeliyor içimi
geceyi seninle uğurlayıp
günü seninle karşılıyorum nicedir
derinlerde bir alev ırmağıı ki sorma
umudumu fideliyorum günde üç öğün
özenle siliyorum yapraklarını
seni görünce bendini yıkıyor çağlayanlar
hayali de olsa adaklar adıyorum gelişine
labirentleri geçtim de geldim, nefes nefese
son bir gayretle çalıyorum gönlünün zilini
bir tepki ver kurban olurum bir seda bağışla
aşkın en dingin haliyle kapındayım
tut ki bir sefilim seni aramaktan yorgun
yada bir hercaiyim türlü badirelerden geçen
duruldum da geldim
öldürdüm dünyevi hevesleri
seninle toprağa gömdüm serden geçtiliğimi
adımı unuttum zikrim de fikrim de sana kurulu
kimine göre bir ayyaşım kimine göre deli
oysa ben bir aşığım sevgi yer sevgi içerim
kirpiklerin ile onikiden vurduğun yarım akıllı
neden ben diye sorma
ruhum ruhuna meftun
seninle maviye dönüştü hayatımın bütün renkleri
ah gülüşüyle bana hayatı sevdiren lirik kadın
sevdiysem adam gibi sevdim
bundan kime ne
Ahmet Erdem
" Islak bir gün ayırdım bugün kendime
Toplandı gözüme kara bulutlar
Yağsın ....
Ne kadar yağmuru varsa
Döksün istiyorum
Yağsın gözlerimden
durmasınlar istiyorum
Senin değdiğin ne varsa
Senin iliştiğin ne varsa
Senden hiç bir iz kalmasın istiyorum..."
BİR YAHUDİ, aklınca imtihan etmek gayesiyle, Hazret-i Peygamber’in yanına geldi. Elindeki yiyeceği göstererek:
“Ey İslam Peygamberi” dedi. “Bu benim rızkım mıdır?”
Dessas Yahudi, sorusuna cevap olarak, “Evet rızkındır” denirse elindekileri atacak; “Hayır rızkın değildir” denirse de, alıp yiyecekti. Böylece de aklınca Peygamber Aleyhisselam’ı güya sözünde haksız çıkaracaktı.
Allah’ın Peygamberi, hiç tereddüt etmeden Yahudiye şöyle cevap verdi:
“Yersen, rızkındır!”
Hepiniz kendi ayıbınızın hamalısınız...
Başkasının ayıbını kınamayın....
Şirazi
Yemyeşil saçlarını
Sarartıp
Dökünce ağaçlar
Daldaki son yaprak sen ol,
Bekle…
Yazgın benzemesin
Denize ulaşamadan
Kuruyan nehirlere.
Sevgimin uçsuz bucaksız
Çöllerinde,
Susuz bir bedevi gibi
Umuda aç ellerini,
Bekle…..
Ateşi sönse de
Umudun,
Son kıvılcımını
Saklayarak bekle beni….
Sıcaklığım
Rüzgarla yalayacak
Yüzünü önce,
Alevleyecek
Umudunun korunu.
Ay olup doğacağım
Karanlığa tutkun gecelerine….
Yitirmiş de olsan
Umutlarını,
Yine
Sana geleceğim
Beni bekle…….
G , Onay
Toprak çağırmadan gel......
Bu iyiydi
Beğendim:)......
Kenana ortaklık teklif edeyim.
O Cevşen satsın
Ben nutuk satacam..
Ah ulan ah
Kafamız çalışmadı
Özdil kadar olamadık
2500 e gerek yoktu
1000 liradan satsak
Onbin tane
On milyon eder
İki villada biz yaptırdık
Nede olsa aç olsada 2500 e nutuk alan çok var ülkede....
" Kim demiş ki;
İnce iştir aşk..
Solgun yüzde gülüş,
Tende dokunuş …
Haykırışıdır
Suskun dizelerin…
Sayıklamasıdır
Görülen en güzel düşlerin...
Hatta
Bir kez uyuyup
Bir daha hiç uyanmamaktır aşk.."