.----ŞİİR: Duygu ve düşüncelerin imgelerle uyumlu, ölçülü ve kurallı bir şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkan sözlü ya da yazılı edebi bir daldır. -----Kafiyeli ve ölçülü şiirler, zengin sembollerle, ritimli sözlerle seslerin uyumlu ve ahenkli kullanılmasıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütünlük oluşturan yazılı ve sözlü edebi bir eserdir. -----Serbest vezinle yazılan şiirler nesir gibi yan-yana değil de, alt-alta dizilmiş şeklidir. Yazılırken ne kural ne de bir ölçü baz alınır. Hatta Şiir Başlığından da bağımsız yazılabilir,. Yani tam anlamıyla hükümsüz ve kuralsız bir makale türüdür. Bu tarz şiirleri genelde tembel Şairler tercih etmektedirler...VESSELAM. ----------OZAN ÇAKIROĞLU KALEMİNDEN----------
--------MEVLÂNÂ CELÂLLEDDİN RUMİ-------- -----Mevlâna 1207 yılında Afganistan'da Dünyaya geliyor. 1273 yılında Konya'da ölüyor. Yaradan taksiratını af eylesin...Kendileri Fars tasavvufçu ve sufi bir şairdir. Şiirlerinde çok nadir olarak Türkçeyi kullanmıştır... -----Son zamanlar da, Antoloji sitelerinde şahsına ait olduğu sanılan, Şiirsel ve deyimsel sözleri sık-sık güncellenmektedir. Mevlana'ya ait olduğu düşünülen özlü ve bezeli sözler, Milattan önce yaşamış Hamurabi'ler döneminde de söylenilmiştir. Antik Yunan Filozofu Sokrates'in bir çok Tez ve söylevlerin de bulabilirsiniz. -----Dinler Tarihi ünlü Hocalarından Sayın Mikâil Bayram hoca yazılarında Mevlana Celaleddin Rumi için bir Moğol ajanıdır demiştir. Ve dahası onun tuhaf ilişkiler içeri- sinde olduğunu dile getirmiştir. Merak buyuran mevcudiyetler Mikâil Bayram hocanın yazılarında bulabilirler... -----Benim anlamadığım ve asla kabul edemediğim, Cumhuriyet döneminde yetişmiş bunca Metafizik ve Materyalist Felsefecilerimiz vardır. Onlardan neden bahsedilmiyor. Neden, Mustafa Kemal Atatürk'ün özlü ve irşadi sözleri güncellenmiyor??? -----Ayrıca Mevlana'nın sözlerini güncelleyen bir çok Şair ve yazarların, daha da Mürşid-i Arif olduklarına gönülden inanmaktayım. Sonuç olarak o her gün paylaştığınız özlü ve bezeli sözler olmasaydı SİZLER hangi söz ve deyimleri kullanacaktınız??? VESSELAM. ---------OZAN ÇAKIROĞLU YORGUN KALEMİNDEN---------
RANTİYE ATINA BİNMİŞ GİDİYOR . Beyhude yorulma, düşersin derde Medeniyet çöktü, yırtıldı. perde Basiret yok oldu, beyinde-serde Herkes bir tarafa, dönmüş gidiyor. . Bozuldu gelenek, kalmadı hısım Kardeş--kardeşine, oluyor hasım Korkudan kimseye, çıkmıyor sesim Beline Piştovu, koymuş gidiyor. . Elinde Asası, Kalpak başında Dört hatunla evli, üçü peşinde Alın teri yoktur, Ekmek-aşında Rantiye Atına, Binmiş gidiyor. . Dalkavuğun Adı Yazara çıktı Haşhaşi Papazı, Pazara çıktı Doğru sözün yolu mezara çıktı Hazanı gelmeden, solmuş gidiyor. . Der Vezir Gençlikte Beyin Sarası Cebinde bulunmaz, Ekmek parası Çok yakındır Dünya ahiret arası Azrail Dizgini, Salmış Gidiyor... -----OZAN ÇAKIROĞLU-----
AYDINLIK TEMELİ BİLİMDİR, BİLİM . Havada-Denizde, Toprakta-Taşta Ormanda-Harmanda, Ekmekte-aşta Evde-Okulda, her zaman, her yaşta Acıya Tatlıya, Yar Bilim Dalı. . Devran-i Alemde, Bunca Yarışlar Hızlandı Evrende, İlmi Buluşlar Olmasın Mürşide, Nazar Bakışlar Adem'den bu yana, var Bilim dalı. . Okulda Bilgidir, Dergâhta Ocak Denizde Gemidir, Havada Uçak Her Tür Mahlukata, açıyor kucak Dört Kitaba da bak, gör Bilim dalı. . Der Vezir, Her Birey Aydın olmalı Hür Medeniyetin, Budur Temeli Devlet Okuyana, Fırsat Vermeli Devran-i Alemde, Hür Bilim Dalı... ----OZAN ÇAKIROĞLU-----
*******ESSELAMÜN ALEYKÜM MUHTEREM KARDEŞLERİM******* -----Ben Şimal-i Şark Çocuğuyum. Yirmili yaşlarıma kadar Köyüm de yaşadım. Ortaokul'dan sonra Eğitim ve öğretime bir yıl ara vermek zorun da kaldım. Koca bir Kışı Köyüm de, her türden Kitap okuyarak geçirdim.. 80-li yıllar da Siyasi kaos ve kargaşa Memleket sathına yayılmıştı. Bizim kuşak, gelişen Siyasi olumsuzluk- lardan oldukça fazla nasiplenmiştir. -----Köyümde ki tüm arkadaş ve emsallerim Değişik Şehirler de Lise tahsillerine devam ediyorlardı. Ben Köyde aylak-aylak geziniyordum. Bir Soğuk Kış günü Çarşı da gezinirken, Akrabamız olan İlk öğretim Müfettişi Behlül Çelik'le karşı- laştım. Neden Okulda olmadığımı sorunca? Ben de bir mahcubiyet içerisinde Eğitime bir yıl ara verdiğimi söyledim. Behlül bey bana olmaz öyle bir şey dedi. Okula gitmesen de, eğitime ara verilmez dedi. Beni evine davet etti. Ve gece yarısına kadar muhabbet ettik. Sabahleyin beni yolcu ederken, Bana kocaman bir valiz verdi. Dedi bu valiz de her türden Kitap vardır, yok öğle Köyün de yan gelip yatmak, bu kitapların tamamını anlayarak okuyacaksın. Mayısta Köye gelir ve seni imtihan ederim dedi. Köyümüz de Su, Hava ve odun beleş. Her odada Soba gürül-gürül yanıyor. Her türlü Tarım ve Hayvansal ürünlerimiz hormonsuz. Ben 40 Selavatla başladım okumaya ve hala da okumaktayım... -----Merhum Behlul Çeliğe Allah Rahmet eylesin, Mekânı Cennet, Ruhu Şad olsun. Ulusal bir Milletin Çağdaş uygarlık içerisinde yaşayabilmesi, Müspet Bilimsel eğitim ve Anayasal hakların korunmasıyla mümkündür. Bu haklardan en önemlisi, eğitim ve öğretimde eşitlik ilkesinin korunmasıdır. Anadolu Köylerin de İlk okulların kapatılması. 03--Mart--1924 de çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanununa çelme takılmıştır. Ayrıca özel Dershanelerin Ülke Sathına hız yayılması öğretim birliğini dejenere etmiştir. Yani her zaman ve her yerde olduğu gibi Parası olan okur, Parası olan Askerlik yapmaz, ve dolayısıyla Zengin burjuvazi Çocukları da Şehit olmazlar. -----Ulusal Devletlerin Çağdaş, muasır medeniyetleri, Toplumsal, Siyasal, Sosyal ve kültürel alanda Anayasal haklarının Hak, Hukuk ve Adalet Mizanında eşit bir şekil de korunup-kollanmasıyla sağlanır. Aksi hüsrandır??? -----Ulusal ahlak-i olmayan bir milletin, Muasır, çağdaş ve hür medeniyeti asla olamaz, Medeniyetin temeli Siyasal, Sosyal ve kültürel değerlerle esas ve sabittir...VESSELAM. -----------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
SEVGİSİZ TOPLUMDA DARA DÜŞERSİN . Gönülden Yazarsan, Kimseyi Sıkmaz Eğriyi Yel Alır, Doğruyu Yıkmaz Ruhuna Fesatlık, Girerse Çıkmaz Şaşırır Yolunu, Zora Düşersin. . İlmin Farz Oluşu, Değil Boşuna Melanet Okuma, Toprak Taşına Ecel Kuşu konar, Bir Gün Döşüne Rahmet Ummanın da, Sala düşersin. . Güvenme Gençliğen, Yel Gibi Geçer Kâmil Olan Rahmet, Suyundan içer Zülfükâr Sözlerin, Bendini Biçer Bozulur Kafesin, Dara Düşersin. . Der Vezir, Söz uçar yazıdır kalan Sözlerim Doğrudur, değildir yalan Huzura Kavuşur, Dersini Alan İşlerin rast gider, Kâr'a düşersin... . Her insan bir değerdir, karşılıklı saygı ve sevgi, insanların en büyük hazinesidir... --------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*****GÜNAYDIN YARENLER, DOSTLAR***** ---Dün biraz Bedestan-Çarşı gözer eyledim. Denetimsiz serbest piyasa pazarı kanatanmış uçuyor. Yetişip tutmak mümkün değil. Eskiden yani 10 yıl öncesine Pazar kalıntıları ve çöpler akşam olduktan sonra karış- tırıldı. Şimdiyse Gök meydan da alenen yapılır hale gelmiş. ---Yerel seçimler yaklaştıkça, Sokaklarda seçim müzik ve nutukları dört nal gidiyor. Bizim Siyasiler adeta Meleğe dönüşmüşler. Ne naatlar ne vaatler. Ne palavralar ne yalanlar hurra gidiyor. Amma ve lakin sadece tüyleri değişmiş? huyları değil...Yine Din-iman, Fıtrat-ı kader, Cehennem Cennet, Sıratel-müstakim niyazları Cami, Cadde-sokak, Çarşı-pazar Bakkal-çakkal, Bar-pavyon da dört nal gidiyor... ---Sarayda hatimler indirilmeye hız verilmiş. Makarna, Burgul Çay-Şeker üretimi artırılmış. Yeşil kart ve benzeri sosyal yardımlar harekete geçmiş. Cami hutbeleri zamanın önemine binaen dizayne edilmiş. Bütün Reis Adaylarına Osmanlı geneleğini anlatan özlü sözler ezberletilmiş. Köylü esnaf ve mütedeyyin kesimin benimsediği kılık-kıyafete önem verilmiş. Yüzler yumuşamış, Halka bakışlar değişmiş. Tebessümler artmış, Selam- laşma zorunlu kılınmış. Ve her şeyden önemlisi, Al Ananı da git değimi kesinlikle yasaklanmış. Yani meselenin sübutu mış-mış-mış lar Memleket sathına yayılmış dört nal gidiyor... ---Yaradan ezilen, horlanan ve sömrülen Milletimize dayanma gücü versin.. --------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN------- .
-----TÜRK ULUSAL EDEBİYATIMIZ DA ŞİİR------
.----ŞİİR: Duygu ve düşüncelerin imgelerle uyumlu, ölçülü ve kurallı bir
şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkan sözlü ya da yazılı edebi bir daldır.
-----Kafiyeli ve ölçülü şiirler, zengin sembollerle, ritimli sözlerle seslerin
uyumlu ve ahenkli kullanılmasıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından
denk ve kendi başına bir bütünlük oluşturan yazılı ve sözlü edebi bir eserdir.
-----Serbest vezinle yazılan şiirler nesir gibi yan-yana değil de, alt-alta dizilmiş
şeklidir. Yazılırken ne kural ne de bir ölçü baz alınır. Hatta Şiir Başlığından da
bağımsız yazılabilir,. Yani tam anlamıyla hükümsüz ve kuralsız bir makale
türüdür. Bu tarz şiirleri genelde tembel Şairler tercih etmektedirler...VESSELAM.
----------OZAN ÇAKIROĞLU KALEMİNDEN----------
ASLINI BİLMEYEN BERHUDAR OLMAZ
.
Ahbap Pazarında, Karıştı Çarşı
Kankalar Çalıyor, Köroğlu Marşı
Üçüzler Birleşti, Kudrete Karşı
Dostluğu Bozana Ehtibar Olmaz.
.
Dostluklar sahteymiş, yarenlik bitmiş
Birinin Gönlüne, Ayrılık Düşmüş
Bilumum Sırları, Ağyara Satmış
Aslını Bilmezden, Vefakâr Olmaz.
.
Poyrazdan Estiler Haftalar-Aylar
Derinden bulandı, durulmaz çaylar
Kılıçlar Çekildi, Gerildi Yaylar
Ehilsiz Yoldaştan, Cefakâr olmaz.
.
Kin, Kibir Egoydu, Kavgaya Neden
Evvelden Niyetli, Ayrılıp Giden
Hangisi Peşinden, Ahuzar Eden
Kervandan ayrılan, menzile varmaz.
.
Çakıroğlu Sözü, Uzatma Yeter
Ocaksız bacada, duman mı tüter
Üçü de Pusatlı, Orduya Yeter
Bunlara dalaşan, berhudar olmaz...
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
--------MEVLÂNÂ CELÂLLEDDİN RUMİ--------
-----Mevlâna 1207 yılında Afganistan'da Dünyaya geliyor. 1273 yılında Konya'da
ölüyor. Yaradan taksiratını af eylesin...Kendileri Fars tasavvufçu ve sufi bir şairdir.
Şiirlerinde çok nadir olarak Türkçeyi kullanmıştır...
-----Son zamanlar da, Antoloji sitelerinde şahsına ait olduğu sanılan, Şiirsel ve
deyimsel sözleri sık-sık güncellenmektedir. Mevlana'ya ait olduğu düşünülen özlü
ve bezeli sözler, Milattan önce yaşamış Hamurabi'ler döneminde de söylenilmiştir.
Antik Yunan Filozofu Sokrates'in bir çok Tez ve söylevlerin de bulabilirsiniz.
-----Dinler Tarihi ünlü Hocalarından Sayın Mikâil Bayram hoca yazılarında Mevlana
Celaleddin Rumi için bir Moğol ajanıdır demiştir. Ve dahası onun tuhaf ilişkiler içeri-
sinde olduğunu dile getirmiştir. Merak buyuran mevcudiyetler Mikâil Bayram hocanın
yazılarında bulabilirler...
-----Benim anlamadığım ve asla kabul edemediğim, Cumhuriyet döneminde yetişmiş
bunca Metafizik ve Materyalist Felsefecilerimiz vardır. Onlardan neden bahsedilmiyor.
Neden, Mustafa Kemal Atatürk'ün özlü ve irşadi sözleri güncellenmiyor???
-----Ayrıca Mevlana'nın sözlerini güncelleyen bir çok Şair ve yazarların, daha da Mürşid-i
Arif olduklarına gönülden inanmaktayım. Sonuç olarak o her gün paylaştığınız özlü ve
bezeli sözler olmasaydı SİZLER hangi söz ve deyimleri kullanacaktınız??? VESSELAM.
---------OZAN ÇAKIROĞLU YORGUN KALEMİNDEN---------
---Cehalete kin, kibir nefret eklenince, kaos-kargaşa kaçınılmazdır...
Nefisler terbiye edilmedikçe, onur-gurur, Şeref-haysiyet taşınılmazdır...
Hilafet Rüzgârı batıldan estikçe, hür medeniyet düşünülmezdir...
----METİN, ALİ, FEYYAZ BANA, ÜNZİLE, FEZİLE, TENZİLE'yi hatırlatıyor----
RANTİYE ATINA BİNMİŞ GİDİYOR
.
Beyhude yorulma, düşersin derde
Medeniyet çöktü, yırtıldı. perde
Basiret yok oldu, beyinde-serde
Herkes bir tarafa, dönmüş gidiyor.
.
Bozuldu gelenek, kalmadı hısım
Kardeş--kardeşine, oluyor hasım
Korkudan kimseye, çıkmıyor sesim
Beline Piştovu, koymuş gidiyor.
.
Elinde Asası, Kalpak başında
Dört hatunla evli, üçü peşinde
Alın teri yoktur, Ekmek-aşında
Rantiye Atına, Binmiş gidiyor.
.
Dalkavuğun Adı Yazara çıktı
Haşhaşi Papazı, Pazara çıktı
Doğru sözün yolu mezara çıktı
Hazanı gelmeden, solmuş gidiyor.
.
Der Vezir Gençlikte Beyin Sarası
Cebinde bulunmaz, Ekmek parası
Çok yakındır Dünya ahiret arası
Azrail Dizgini, Salmış Gidiyor...
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
AYDINLIK TEMELİ BİLİMDİR, BİLİM
.
Havada-Denizde, Toprakta-Taşta
Ormanda-Harmanda, Ekmekte-aşta
Evde-Okulda, her zaman, her yaşta
Acıya Tatlıya, Yar Bilim Dalı.
.
Devran-i Alemde, Bunca Yarışlar
Hızlandı Evrende, İlmi Buluşlar
Olmasın Mürşide, Nazar Bakışlar
Adem'den bu yana, var Bilim dalı.
.
Okulda Bilgidir, Dergâhta Ocak
Denizde Gemidir, Havada Uçak
Her Tür Mahlukata, açıyor kucak
Dört Kitaba da bak, gör Bilim dalı.
.
Der Vezir, Her Birey Aydın olmalı
Hür Medeniyetin, Budur Temeli
Devlet Okuyana, Fırsat Vermeli
Devran-i Alemde, Hür Bilim Dalı...
----OZAN ÇAKIROĞLU-----
*******ESSELAMÜN ALEYKÜM MUHTEREM KARDEŞLERİM*******
-----Ben Şimal-i Şark Çocuğuyum. Yirmili yaşlarıma kadar Köyüm de yaşadım.
Ortaokul'dan sonra Eğitim ve öğretime bir yıl ara vermek zorun da kaldım. Koca
bir Kışı Köyüm de, her türden Kitap okuyarak geçirdim.. 80-li yıllar da Siyasi kaos
ve kargaşa Memleket sathına yayılmıştı. Bizim kuşak, gelişen Siyasi olumsuzluk-
lardan oldukça fazla nasiplenmiştir.
-----Köyümde ki tüm arkadaş ve emsallerim Değişik Şehirler de Lise tahsillerine
devam ediyorlardı. Ben Köyde aylak-aylak geziniyordum. Bir Soğuk Kış günü
Çarşı da gezinirken, Akrabamız olan İlk öğretim Müfettişi Behlül Çelik'le karşı-
laştım. Neden Okulda olmadığımı sorunca? Ben de bir mahcubiyet içerisinde
Eğitime bir yıl ara verdiğimi söyledim. Behlül bey bana olmaz öyle bir şey dedi.
Okula gitmesen de, eğitime ara verilmez dedi. Beni evine davet etti. Ve gece
yarısına kadar muhabbet ettik. Sabahleyin beni yolcu ederken, Bana kocaman
bir valiz verdi. Dedi bu valiz de her türden Kitap vardır, yok öğle Köyün de yan
gelip yatmak, bu kitapların tamamını anlayarak okuyacaksın. Mayısta Köye gelir
ve seni imtihan ederim dedi. Köyümüz de Su, Hava ve odun beleş. Her odada
Soba gürül-gürül yanıyor. Her türlü Tarım ve Hayvansal ürünlerimiz hormonsuz.
Ben 40 Selavatla başladım okumaya ve hala da okumaktayım...
-----Merhum Behlul Çeliğe Allah Rahmet eylesin, Mekânı Cennet, Ruhu Şad olsun.
Ulusal bir Milletin Çağdaş uygarlık içerisinde yaşayabilmesi, Müspet Bilimsel eğitim
ve Anayasal hakların korunmasıyla mümkündür. Bu haklardan en önemlisi, eğitim ve
öğretimde eşitlik ilkesinin korunmasıdır. Anadolu Köylerin de İlk okulların kapatılması.
03--Mart--1924 de çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanununa çelme takılmıştır. Ayrıca özel
Dershanelerin Ülke Sathına hız yayılması öğretim birliğini dejenere etmiştir. Yani her
zaman ve her yerde olduğu gibi Parası olan okur, Parası olan Askerlik yapmaz, ve
dolayısıyla Zengin burjuvazi Çocukları da Şehit olmazlar.
-----Ulusal Devletlerin Çağdaş, muasır medeniyetleri, Toplumsal, Siyasal, Sosyal ve
kültürel alanda Anayasal haklarının Hak, Hukuk ve Adalet Mizanında eşit bir şekil de
korunup-kollanmasıyla sağlanır. Aksi hüsrandır???
-----Ulusal ahlak-i olmayan bir milletin, Muasır, çağdaş ve hür medeniyeti asla olamaz,
Medeniyetin temeli Siyasal, Sosyal ve kültürel değerlerle esas ve sabittir...VESSELAM.
-----------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----------
SEVGİSİZ TOPLUMDA DARA DÜŞERSİN
.
Gönülden Yazarsan, Kimseyi Sıkmaz
Eğriyi Yel Alır, Doğruyu Yıkmaz
Ruhuna Fesatlık, Girerse Çıkmaz
Şaşırır Yolunu, Zora Düşersin.
.
İlmin Farz Oluşu, Değil Boşuna
Melanet Okuma, Toprak Taşına
Ecel Kuşu konar, Bir Gün Döşüne
Rahmet Ummanın da, Sala düşersin.
.
Güvenme Gençliğen, Yel Gibi Geçer
Kâmil Olan Rahmet, Suyundan içer
Zülfükâr Sözlerin, Bendini Biçer
Bozulur Kafesin, Dara Düşersin.
.
Der Vezir, Söz uçar yazıdır kalan
Sözlerim Doğrudur, değildir yalan
Huzura Kavuşur, Dersini Alan
İşlerin rast gider, Kâr'a düşersin...
.
Her insan bir değerdir, karşılıklı saygı ve sevgi, insanların en büyük hazinesidir...
--------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*****GÜNAYDIN YARENLER, DOSTLAR*****
---Dün biraz Bedestan-Çarşı gözer eyledim. Denetimsiz serbest piyasa
pazarı kanatanmış uçuyor. Yetişip tutmak mümkün değil. Eskiden yani
10 yıl öncesine Pazar kalıntıları ve çöpler akşam olduktan sonra karış-
tırıldı. Şimdiyse Gök meydan da alenen yapılır hale gelmiş.
---Yerel seçimler yaklaştıkça, Sokaklarda seçim müzik ve nutukları dört
nal gidiyor. Bizim Siyasiler adeta Meleğe dönüşmüşler. Ne naatlar ne
vaatler. Ne palavralar ne yalanlar hurra gidiyor. Amma ve lakin sadece
tüyleri değişmiş? huyları değil...Yine Din-iman, Fıtrat-ı kader, Cehennem
Cennet, Sıratel-müstakim niyazları Cami, Cadde-sokak, Çarşı-pazar
Bakkal-çakkal, Bar-pavyon da dört nal gidiyor...
---Sarayda hatimler indirilmeye hız verilmiş. Makarna, Burgul Çay-Şeker
üretimi artırılmış. Yeşil kart ve benzeri sosyal yardımlar harekete geçmiş.
Cami hutbeleri zamanın önemine binaen dizayne edilmiş. Bütün Reis
Adaylarına Osmanlı geneleğini anlatan özlü sözler ezberletilmiş. Köylü
esnaf ve mütedeyyin kesimin benimsediği kılık-kıyafete önem verilmiş.
Yüzler yumuşamış, Halka bakışlar değişmiş. Tebessümler artmış, Selam-
laşma zorunlu kılınmış. Ve her şeyden önemlisi, Al Ananı da git değimi
kesinlikle yasaklanmış. Yani meselenin sübutu mış-mış-mış lar Memleket
sathına yayılmış dört nal gidiyor...
---Yaradan ezilen, horlanan ve sömrülen Milletimize dayanma gücü versin..
--------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN-------
.