Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ata Kızı
Ata Kızı

Sevemedim bir türlü, yaprağın ağacı terketmesini... Ata Kızı

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?11.12.2023 - 08:10

    Herkes kendisiyle kavgalıydı, nedense kabahati hep doğan güne yükledik…
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?10.12.2023 - 13:32

    Öyle zaman olur ki insan bodur bir limon ağacının dibine sığar.

    Öyle ki; yaprağın kokusundan, toprağın kucağından beslenir. Öyle bir hasret işte sadeliğe, arıdaki mükemmelliğe.

    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?09.12.2023 - 13:51

    Ah, dilim! Beni ne çok düşman sahibi ettin
    İçi zehir, dışı gül şerbeti ikram etseydin
    Ne kadar renkli ne kadar da hoş! Ve lezzetli.
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?09.12.2023 - 13:24

    Sayfaya bir Pablo Neruda şiiri iliştireyim.

    Şili’ye 1943’te dönebildi ve 1945’te de senatör seçildi. Şili Komünist Partisi’ne katıldı ve iktidara yönelik eleştirileri yüzünden iki yıl boyunca kaçak hayatı yaşadı.

    Yavaş yavaş ölürler
    Seyahat etmeyenler.
    Yavaş yavaş ölürler
    Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
    Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklarına esir olanlar,
    Her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
    Bir yabancı ile konuşmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Heyecanlardan kaçınanlar,
    Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?09.12.2023 - 10:21

    Anasayfada şöyle bir dolandım da ne kadar sevgiye muhtaç olduğumuz yağmur gibi çarptı gözlerime. Neredeyse tüm üyelerin sevginin değişen ve neseneleşen deviniminden dolayı yitip giden bu güzelim duyguyu eskilerinde arıyor. Kimi yitirdiği değerlerinde, kimi özlemlerinde sakladığı değerlerinde, kimi hayallerindeki değerlerinde.
    En çok da gitgide yalnızlaşan bir topluma dönüştüğümüzün izleri düşmüş sayfalara.

    Bugün yine şiirci kuşlar ötüşmüş ağlamaklı gülüşlü… sahi insanın, insanı sevmesi, ya da bir canlıyı sevmesi her zaman şartlara mı bağlıydı?

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?07.12.2023 - 12:08

    Bazı kitaplı filozoflar mevlananın filozof olmadığını söylüyor… bu” kitapsız:) filozof da mevlananın gelmiş geçmiş en büyük filozoflarından olduğunu söylüyor.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?07.12.2023 - 12:01

    Özgürlük hiçbir zaman “her istediğini yapma izni” anlamı taşımamıştır.
    Gandhi

    Bu sözü içi dışı bir olmak üzerine de uyarlamak mümkün.

    Dilin özgürlüğünde de aynı kurallar geçerli olmalı evet insan her aklından geçirdiği şeyleri yine kendi aklında harmanlayıp elemeden konuşmamalı aksi durumda bu patavatsızca konuşmak olur ki özgürlük ile alakası yoktur. Her şeyin bir denge noktası vardır ve oradan oluşan eylemler kişinin doğrusudur. Bu söylemler, düşünceler artık başka fikirler ile karşılaşmış ve tartışılmaya başka fikirlerle geliştirilmeye açıktır. Ama kişinin tartışılmaya değer bir düşünme kapasitesinin de olduğunu bize gösterir.
    Burayı ayırt ettikten sonra.

    Artık mevlananın ne demek istediğine bakalım.

    Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
    Yaptığın iyiliği karşılık beklemeden, canlı aleme; bitkiler, hayvanlar, doğa, çevren, insanlar vs. Yap.

    Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
    Kendinden başkalarının ayıplarını ortaya çıkarmak ilk önce insanın kendisine zarar verecektir. Görmemek daha akıllıca bir davranıştır.
    ( bunu da suçlarla karıştırmamak gerekir)

    Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
    Su hem engel tanımaz hem de hayat vermek için sorgulamaz.

    Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
    Öfke kontrolü birçok olumsuz durumu engeller. Sinirlilik durumu ve aşırı öfke ilkönce kişinin kendi sağlığını ve çevresini olumsuz yönde etkiler. Burada sessiz olmayı ve kendini inzivaya çekmek gerektiğini öğütlemiş.

    Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.

    “Toprak; eğer insandaki korteks’ e sahip olsa dünyanın tanrısı benim derdi”
    . Bunu bendeniz söyledim:)
    Ve bu kadar önemli bir görevin işlevin bile olsa toprak gibi alçakgönüllü olmayı kibrin aslında insan için ne kadar yıkıcı etkileri olduğunu anlatmış.

    Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

    Bu da kişilerin insanları kandırmayacak, olduğundan farklı görünmeyecek şekilde samimi olmalarını öğütlemiş, tıpkı geçmiş filozofların da ortak görüşleri olduğu gibi.

    Aşağıdaki yazıda da neredeyse aynı şeyler vurgulanmıştır.

    Bana göre insan yürüyeceği yoldaki dikenleri hem kendisi, hem de kendisinden sonra oradan geçecekleri düşünerek temizleyerek yolculuğa devam ederse yolun sonunda görevini kişisel olarak tamamlamış olacaktır.
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?06.12.2023 - 23:28

    İnsanın Değişmez Yazgısı Karşısında Yaşama Direnmesi Mümkün mü?

    Özlem Küskü

    06.12.2023 - 23:13
    Benim en kazançlı yolculuğum gemimin battığı ve tüm servetimi kaybettiğim gün başladı." Buradan başlayıp yine burada bitirdiğim yazıyı okuyabilirsiniz.

    Neden mi hepsini bir defada paylaşmadım?

    Belki yazarım:)

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?06.12.2023 - 23:18

    Stoa felsefesinin temel önerilerinden biri olan “Gönüllü zorluğa katlanma” Kiniklerden alınmıştı. En tanıdık temsilcilerden Diyojen’den bildiğimiz üzere Kinikler kendilerini gönüllü olarak zorlarlardı. Kışın soğuk suyla yıkanır, yazın güneşin alnında sıcak kumlarda yuvarlanırlardı. Marcus henüz gençken hayata veda eden Stoacı Epiktetos, geliştirdiği Stoa öğretisinde Kiniklerin çok beğendiği yönlerini de öğretiyordu. Bunlardan birisi “Tahammül et ve feragat et” ya da “Katlan ve sakın” idi. Buna göre insan doğrudan kontrolü dışında olan şeyleri sakinlikle kabullenmeli ve başkalarının hataları karşısında bir şey yapmaktan sakınmalıydı. Resim öğretmeni belli ki Kiniklerden epeyce şey almıştı ancak yine bu Marcus Aurelius’un sarsılmaz bir karakterinin olmadığı anlamına da gelmiyordu. İmparator olduktan sonra ihanetlerle karşılaştığında bile verdiği sözden dönmeyen Marcus, en iyi ilk beş Roma imparatorunun sonuncusu olarak anılacaktı.

    Robertson kitapta, bir yandan Marcus Aurelius’un Stoa öğretisiyle şekillendirdiği yaşamının izlerini sürerken bir yandan da Stoa felsefesinin temel prensiplerinin bir terapi yöntemine nasıl ilham verdiğini çeşitli örnekler üzerinden anlatıyor. Örneğin Epiktetos’un “Siz yalnızca bir duygusunuz, temsil ettiğinizi iddia ettiğiniz şey değilsiniz” söyleminin bilişsel mesafe kazanma konusunda imdada koşarak, böylece dış olaylardan, nesnelere bağlanmayarak kendimizi nasıl ayırabileceğimizi gösteriyor. Bunun yanı sıra şeffaflık prensibinden hareketle, zihnimizden geçen herhangi bir düşünceyi o anda yüzümüz kızarmadan yüksek sesle söyleyebilecek kadar saf ve temiz olma idealinin, kişinin her an kendisini gözlemleyerek öz farkındalık kazandırmaya nasıl dönüşebileceğini anlatıyor. “Çünkü” der Marcus, “bizler kendi aptalca fikirlerimizden ziyade başkalarının fikirlerine daha çok değer veririz.” Kıbrıslı Zenon ise bunu şöyle ifade eder:

    “Her şeyde çok dikkatli davranmalıyız, sanki biraz sonra hocalarımıza bunun cevabını verecekmişiz gibi.”

    “Yorgun gözlerini kapamak için izin verme uykuya
    Gündüzün her işini hesap etmeden:
    Nerede yanlış yaptım? Ne yaptım? Ve ne kaldı yapılmadık? Demeden…
    O zaman baştan sona gözden geçir
    ?Ve sonra azarla kendini sefil işlerin için ama zevk de al iyilerinden.”

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?06.12.2023 - 23:16

    Sonraları Meditasyonlar kitabında sıklıkla samimiyetsizlik ve yozlaşmadan bahseden Marcus Aurelius, tahta geçerken de söz verecekti. O, İmparator Hadrian gibi olmayacaktı çünkü ona göre gerçek güç, şiddet ve saldırganlıktan değil kibarlık ve şefkat gösterebilme yeteneğinden doğardı.

    ?Onun yaşama bakışını bilgelikle bezeyen bu düşüncelerin mimarlarından biri resim öğretmeni Diognetus’tu. Henüz on iki yaşındayken tanıştığı bu öğretmen ona zamanını çalan şeylerden uzak durmasını öğütlüyor ve onu açık konuşma (parrhesia), hoşgörülü olma konularında eğitiyordu. Diognetus, aynı zamanda küçük öğrencisine zorluğa ve sıkıntıya sabırla nasıl tahammül edileceğini, özgüvenli olmayı, yaşamda az şeyle yetinmenin gereğini, iftiraya nasıl kulak tıkanacağını, başka insanların işine burnunu sokmaktan nasıl sakınacağını da öğretiyordu. Arenada savaşan gladyatörler arasında taraf tutmamayı da… Öğretmeninin genç Marcus’a öğrettiği düsturlardan biri de “Gönüllü olarak zorluğa katlanma” (ponos) idi.